Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:36 Sayılı; Müruruzamanı, mahkemece tayin ve hükmolunan ceza miktarına göre değil, ilgili Kanun maddesinin her bendinde tasnif olunduğu üzere cürümlerin ve kabahat fiillerinin müstelzim olduğu cezalara göre hesap olunmak lazım geleceği: konulu Kararı
1918
s. Kaçakçılık Kanunu
4926
s. Kaçakçılık Kanunu
03.06.1942 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul
Kararı E: 36 K: 15 Sayılı Kararı([1])
Neticede :
Türk Ceza Kanununun 102
inci maddesinde hukuku amme davasını ve 112 nci maddesinde de cezaları
ortadan kaldıran müddetler gösterilmiştir.
102 inci maddenin dört bendinde sıra ile cürümlerin ve
5, 6 ıncı bendlerinde de kabahat fiillerinin müstelzim oldugu cezalar tasnif ve
amme davasını ortadan kaldıran müddetler sıra ile 20, 15, 10, 5 ve iki sene ve
altı ay olarak ayrı ayrı tayin olunmuştur. Bu tertibe göre her bendde aşağı ve
yukarı hadleri gösterilen cezalar evvelki bendlerden daha hafif ve müruruzaman
müddeti daha kısadır. Şu halde işlenen cürüm ve kabahat fiillerinin müstelzim
oldugu cezaların aşağı ve yukarı hadlerine bakılarak bu maddenin hangi bendine uyarsa
davayı ortadan kaldıran müddet de yine o benddeki müddettir. İki had arasında
hakimin tayin ve takdir ettigi ceza miktarı bu müddeti değiştirmez. Bu böyle
olduğu gibi tatbik şekli Temyiz Birinci Ceza Dairesiyle Üçüncü Ceza Dairesi
arasında farklı olduğu anlaşı1an 109 uncu madde hükmü de bu esastan ayrı
değildir.
109 uncu maddenin ibaresi şöyledir: "Ayni fiilden dolayı her ne suretle
olursa olsun tekrar muhakemesi görülmek lazım gelen mahkumunaleyhin ahiren vaki
o1an mahkumiyetli evvelki mahkumiyetinden daha hafif bir cezayı mutazammın ise
müruruzaman müddeti sonraki hüküm ile tertip olunacak cezaya göre hesap
olunur."Bu madde dahi davayı ortadan kaldıran müddet hakkında ve 102 inci
madde anlamındadır. "Sonraki hüküm ile tertip o1unacak ceza evvelki mahkumiyetinden
daha hafif bir cezayı mutazammın ise mururuzaman ona göre hesap o1unur"
dan maksat ayrı ayrı müddetler tayin eden 102 inci maddenin daha kısa
mururuzaman müddetine ait diger bir bendinde yazılı hadler arasında bir ceza
tertibi lazım gelirse demek olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Yoksa sonraki
muhakemede 102 inci maddenin yine ayni bendinin çerçevelediği hadler arasında
evvelki ceza miktarından eksik veya o kadar ve hatta ondan fazla ceza tayin ve
hükmedilmesi müruruzaman müddetini değiştirmez.
Aksini düşünmek
birinci hükümde mesela Ceza Kanununun 416
ıncı maddesi mucibince bir ırza geçme cürmü için 102 inci maddenin üçüncü
bendindeki on senelik müruruzaman hesap edilirken ayni fiilden dolayı ikinci
defa yine o maddeye göre ve beş seneyi aşmamak üzere evvelki ceza veya daha az
ve hatta evvelkinden ziyade bir ceza tayin edilmiş olmasına bakılarak 102 inci
maddenin dördüncü bendinde yazılı beş senelik müruruzaman hesap etmek gibi bir
cürmün vasıf ve mahiyeti ve müstelzim olduğu cezanın 102 inci maddenin bir
bendinde yazılı aşagı ve yukarı hadleri degişmediği halde 0 cürüm için
birbirinden farklı iki türlü dava müruruzamanı kabul etmek neticesine varırki
bu netice 109 uncu maddenin ifade ve tazammun ettiği manaya da uymaz.
İşte bu mülahaza ve mütalaaya dayanılarak gerek ilk ve
gerek sonraki hükümlerde dava müruruzamanı, mahkemece tayin ve hükmolunan ceza
miktarına göre değil, 102 inci maddenin her bendinde tasnif olunduğu üzere
cürümlerin ve kabahat fiillerinin müstelzim olduğu cezalara göre hesap olunmak
lazım geleceği birinci toplantıda üçte iki rey çoğunluğu hasıl olmadığından
3.6.1942 günündeki top1antıda yirmi bir reye karşı yirmi dört rey ile ve mutlak
çoğunlukla karar altına alındı.
AYKIRI GÖRÜŞ :
A. Yeğer :
102 inci
maddenin 'cezayı müstelzim" suretindeki beyanından maddenin italyanca
aslında olduğu gibi suçlunun uğrayabileceği cezayı anlamalıdır. Çünkü yaş ve
saire gibi cezayı azaltan kanuni sebeplerle esasta hiç bir suretle suçluya
verilemeyecek bir ceza o suçlu için müruruzaman ölçüsü olamaz. Bunun gibi bir
suçluya, lehine bozulan hükümden sonra daha ağır bir ceza tertip
edilemeyeceğinden 109 uncu madde ifadesi veçhile müruruzaman hesabında bu ceza
miktarına bakılmak icap eder. 102 inci maddede kanun vazıı 'cezayı
müstelzim" cümlesini kullanırken istilzamın açık manasıyla bu cezanın her
halde suçluya verilebilmesi imkan ve ihtimalini düşünmüştür.
Verilemeyecek
ceza istilzamın manasına girmez, 109 uncu madde mevzuu bu mütalaayı
müeyyittir. Bunun için kanuni sebeplerle
bir suçlu hakkında müktesep hak mahiyetini alan ceza mahkumiyeti gözetilerek
müruruzamanın hesap olunması reyindeyim.03.06.1942 (Yargıtay İçtihatı
Birleştirme Büyük Genel Kurulu E: 1941/36 K : 1942 /15)
[1] Kaynak:
Gümrük Kontrolörleri Derneği tarafından yayımlanan Başkontrolör Zülal SÖNMEZ
tarafından hazırlanan "Açıklamalı 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve
İlgili Mevzuat" isimli kitap.