Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:3 Sayılı; Zamanaşımının dikkate alınmasında; nevileri başka başka cezaları havi olan hükümler, en ağır ceza için konulmuş olan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar: konulu Kararı
1918
s. Kaçakçılık Kanunu
4926
s. Kaçakçılık Kanunu
07.05.1947 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul
Kararı E: 3 K: 15 Sayılı Kararı([1])
Türk Ceza Kanununun 526
ncı maddesi "bir aya kadar hafif hapis veya elliliraya kadar hafif para
cezasına mahkum edilecekleri" yolunda sarahatı ihtiva eylemektedir. Hafif hapis
cezasının son haddi, bir ay ve hafif para cezasının son haddi, elliliradan
ibaret olup Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin beşinci bendinde bir aydan
ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerin dava zamanaşımı süresi iki sene
ve altıncı bendinde de bundan evvelki bendde beyan olunan miktardan aşağı
cezaları müstelzim kabahatlarda dava zamanaşımı süresi altı ay olarak
gösterilmiş olmasından dolayı bu cezalardan hafif hapis cezasının son haddinin
esas tutulması halinde sözü geçen altıncı bendi hükmünce dava zamanaşımı
süresinin altı ay ve hafif para cezasının münteha haddinin esas tutulması
halinde de mezkur beşinci bent gereğince iki sene olması gibi birbirine uygun
düşmeyen bir netice ile karşılaşılmaktadır.
Kanun; bir suçluya mahkemece
tayin ve tertip edilecek cezayı zamanaşımının hesaplanmasında esas tutmuş
olsaydı ve Ceza Kanunumuzun hesaplanmasında esas tutulmuş olsaydı ve Ceza
Kanunumuzun mehazı İtalyan Ceza Kanununun 91 nci maddesinde olduğu gibi 102 nci
maddede dahi "hükmolunması icap eden ceza" tabiri bulunsaydı bir maddede mevcut
cezalardan mahkemece hafif hapis cezasının tayin edileceği yerlerde bu cezanın
ve hafif para cezası tertip olunacağı yerlerde de hafif para cezasının son
haddinin göz önünde bulundurulması ve ona göre zamanaşımı süresinin hesap
edilmesi mümkün olurdu. Türk Ceza Kanunu
dava zamanaşımının hesap edilmesinde hükmedilecek cezayı esas tutmamış yalnız,
o suçun istilzam ettiği cezayı göz önünde bulundurmuştur.
Suçun istilzam ettiği ceza esas
tutulmuş olunca mahkemenin de bu esası takip etmesi ve vereceği cezayı değil,
kanun maddesinde yazılı cezayı nazara alması icap eder. Türk Ceza Kanununun 102
nci maddesinin beşinci ve altıncı bentleri altında kabul ettiği zamanaşımı
süresi ise ayrı ayrı maddelerde müstakilen mevzu hafif hapis ve hafif para
cezaları hakkında olduğu için nevileri bir maddede yazılı şahsı hürriyeti
bağlayıcı ceza ile mali cezalar ayrı ayrı maddelerde yazılmış gibi telakki
edilerek ve cezaların nevi ve mahiyetine bakılmayarak mütalaa yürütülmesi Türk
Ceza Kanununun suçlara ait davaların zamanaşımında, suçların nevileri ve ceza
miktarları bakımından tabi olduğu tefrik esasına muhalif düşer.
Her ne kadar 526 ncı maddenin
tatbikini istilzam eden fiillerin dava zamanaşımının, hafif hapis cezasının son
haddi itibariyle 102 nci maddenin altıncı bendi hükmü dairesinde hesap
edilmesine dair olan 18.11.1936 tarihli İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararından
sonra 526 ncı madde değiştirilerek bu maddedeki bir ay hafif hapis ve elli
liraya kadar hafif para cezası ibaresi arasında "veya" edatı ilave edilmiş ise
de; hafif hapis cezasının, hafif para cezasından nevi itibariyle daha ağır
olmasına ve böyle iki nevi cezayı ihtiva eden bir maddeye uyan suçun dava
zamanaşımının hesaplanmasında ağır neviden olan cezanın esas tutulması, hem
suçları cürüm ve kabahat diye bir taksime tabi tutan ve birbirine nisbetle
ağırlıkları derecesini gösteren 11 nci maddedeki tertibe ve hem de ceza
zamanaşımından bahis olan "nevileri başka başka cezaları havi olan hükümler, en
ağır ceza için konulmuş olan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar" yolunda
sarahatı ihtiva eyleyen 112 nci madde ile kabul olunan esasa uygun
bulunmaktadır.
526 ncı maddede mevcut olan ve
nevileri başka başka bulunan cezaların tadilat sırasında "veya" edatı ile
ayrılarak hafif para cezasının, hafif hapis cezasına munzam ceza olmaktan
çıkarılması; ve bu maddedeki cezalardan herhangi birinin verilmesinde
mahkemenin muhayyer bırakılmış olması; nevileri ayrı ayrı olmak üzere bir
maddede yer almış olan cezalardan nevan daha ağır olan cezanın zamanaşımında
esas tutulması hakkındaki esas kaideyi bertaraf edemez.
Netice:
Yukarıda beyan ve izah olunan
sebeplere göre Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesine uyan suçlara ait dava
zamanaşımının, bu maddede nevileri başka başka olmak üzere gösterilen
cezalardan hürriyeti bağlayıcı olan ve nevan hafif para cezasından ağır bulunan
hafif hapis cezasının son haddi itibariyle Türk Ceza Kanununun 102 nci
maddesinin altıncı bendi hükmünce altı aylık müddete tabi olması icap ettiğine
ilk oturumda üçte iki çoğunluk hasıl olmadığından bu toplantıda salt çoklukla
07.05.1947 tarihinde karar verildi. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel
Kurulu E: 3 K: 15)
[1] Kaynak:
Gümrük Kontrolörleri Derneği tarafından yayımlanan Başkontrolör Zülal SÖNMEZ
tarafından hazırlanan "Açıklamalı 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve
İlgili Mevzuat" isimli kitap.