Yargıtay Ceza Genel Kurulu E:61 Sayılı; Tazminat değil cezayı öngören madde gereğince tayin edilecek cezanın eşyanın gümrüklenmiş değerinin hafif veya fahiş olmasına göre artırmaya veya indirime tabi tutulması gerektiği: konulu Kararı
1918
s. Kaçakçılık Kanunu
4926
s. Kaçakçılık Kanunu
12.04.1993 tarihli Yargıtay
Ceza Genel Kurulu E: 7-61 K: 93 Sayılı
Kararı([1])
Çözümlenecek
sorun 1918 Sayılı Yasanın 25/son maddesinin aynı yasanın 33/son maddesinden önce mi yoksa sonra mı
uygulanacağına ilişkindir.
1918
Sayılı Yasanın 25. maddesinden; Bu kanunun 14. maddesinin birinci fıkrasında
yazılı haller haricinde kaçak inhisar maddelerini istimal veya istihlak
maksadıyla yanlarında veya herhangi bir yerde bu1unduranlar ile gümrükten
kaçırılarak yurda sokulmuş eşyayı kaçak olduğunu bilerek kendisinin veya
başkalarının ihtiyaçlarında kullanmak üzere yurt içinde satın alan veya bilerek
yanlarında yahut herhangi bir yerde bulunduranlar gümrük kaçağı eşyanın
gümrüklenmiş değerinin, inhisar maddeleri için CİF değeri ile birlikte hususi
kanunlarında yazılı para cezası veya resminin birer misli hafif para cezasıyla.
cezalandırılır.Madde ve eşyanın müsaderesine de hükmolunur. Bu suretle
hükmolunacak hafif para cezası bin liradan aşağı olamaz.
Yukarıda
fıkra dışında kalan ve bu kanunda ayrıca cezası bulunmayan her nevi kaçakçılık
suçlarının failleri gümrük kaçağı eşyanın gümrüklenmiş değerinin, tekel kaçağı
maddeler için CİF değeri ile birlikte özel kanunlarda yazılı para cezasının
veya resminin birer misli ağır para cezası ile cezalandırılır ve mal veya
eşyanın müsaderesine karar verilir. Mal veya eşyanın tekele tabi olması veya
memlekete ithalinin veya ihracının özel kanunlarla veya ithalat ve ihracat
rejim kararlarıyla yasaklanmış olması durumunda fail hakkında ayrıca bir
seneden beş seneye kadar hapis cezasına da hükmolunur.
Eşya
ve maddelerin müsadere edilmemesi veya memnu eşya ve maddelerden madut bulunması
veya bunlar için hususi kanunlarınca para cezası tayin edilmemiş olması
hallerinde hükmolunacak para cezasına bunların gümrüklenmiş piyasa değeri
miktarınca bir meblağ ilave olunur."
33/son
maddesinde; "Bu kanunda öngörülen suçlar işlendiği tarihte girişte tekel
kaçağı maddelerin hususi kanunlarında yazılı para cezası veya resmi ile CİF
değeri
toplamı, gümrük kaçağı eşyanın gümrüklenmiş değeri, bunların çıkışında ve yerli
tekel mallarında FOB değeri pek fahiş ise mahkeme fiili mahsus olan cezayı yarısına
kadar artırır ve eğer hafif ise yarısına ve eğer pek hafif ise üçte birine
kadar eksiltir. Eğer fail bu Kanunda yazılı suçlardan dolayı mükerrir ise,
cezası indirilemez" hükümleri yer almaktadır.
25.
madde Yasanın yürürlüğe girdiği 7.1.1932 tarihinden sonra 6829,2248 ve 3217
sayılı YasalarIa, 2248 sayılı YasayIa maddeye eklenen 33. maddenin son fıkrası
ise 2876 sayılı Yasayla değiştirilerek bugünkü şekillerini almışlardır.
Görüleceği
üzere; 33/son madde, itirazında ileri sürüldüğü gibi, 25/son maddeyi kapsam
dışında bıraktığına dair bir hüküm içermemektedir. Fiile mahsus cezanın
artırılacağını öngörmektedir. Esasen 33/son madde, TCK. 522. maddesi gibi torba
bir madde olup, kapsamına alacağı tüm maddeleri göstermesi de beklenemez. Yasa
tekniği de buna cevaz vermez. 33/son maddenin hangi halde uygulanacağı
fıkrasının son cümlesinde belirtilmiştir. Fail, kaçakcılık suçlarından dolayı
mükerrir ise, 33/son maddenin indirim hükümleri uygulanmayacaktır.
C.Başsavcılığının, 33/son maddenin, eşyanın gümrüklenmiş değeri üzerinden
uygulanacağına ilişkin görüşü de yerinde değildir. Madde de açıkca vurgulandığı
gibi, kaçak eşyanın değerine göre yapılacak artırım veya indirim, gümrüklenmiş
değer üzerinden değil, fiile tertip edilen CEZA üzerinden yapılacaktır.
25/son
maddenin, ceza uygulamasından tamamen müstakil bir tazmin maddesi olduğuna dair
itirazda yer alan görüşe de katılmak mümkün değildir. Eşyanın ele
geçirilememesi ve dolayısıyla müsadere edilememesi durumunda 25/son madde
uyarınca para cezasına ilavesi öngörülen eşyanın gümrüklenmiş değerine eşit
meblağın tazminat olmayıp bir ceza olduğu 1918 sayılı Kanunu 1932 yılında hukuk
hayatımıza kazandıran kanun koyucu tarafından kabul edilmiştir. Meclise sunulan
tasarıda, Dahiliye, Adliye, Maliye ve Milli Müdafa Encümenlerinden oluşan
muhtelit komisyon teklifinde ve meclis genel kurulunda kabuI edilen 25. madde
aynen şu şekildedir.
1.
Fıkra; istimal ve istihlak kaçakçılığı ile ilgilidir.
2.
fıkra;
Yukarıda
fıkra hükmü 1. tatbik olunamayacak olanlarla, birinci madde de sayılan sair
suçlar için 6 aydan 3 seneye kadar hapis ile beraber gümrük resmi ile sair
devlet resimlerine muadil para cezası ve inhisara tabi işlerde hususi kanun ve
nizamnamelerindeki para cezası hükmolunur ve müsadere edilir.
3.fıkra;
Kaçak
gümrük eşyasının ele geçirilemediği veya memnu eşyalardan bulunduğu hallerde
veyahut hususi kanun ve nizamnamelerinde para cezası bulunmayan yerlerde kaçak
mal KIYMETİNİN İKİ MİSLİ PARA CEZASI ALINIR.
Madde
metninde açıkça görüleceği üzere, 25/son fıkrasında öngörülen eşyanın ele
geçirilememesi sebebiyle para cezasına ilave edilen kıymet, meblağ bir para
cezasıdır. Kanun koyucu da bunu para cezası olarak kabul etmiştir.
25.
madde de sonradan yapılan değişiklikler; münferit ticari kaçakçılıkta hürriyeti bağlayıcı cezanın önce miktarını
değiştiren sonra kaldıran, gümrük resmi ve sair devlet resimleri yerine eşyanın
gümrüklenmiş değerini ölçüt kabul eden, son fıkranın söz konusu olduğu
hallerde, ikinci fıkrada yapılan değişikliğe paralel olarak, para cezasına
"mal kıymeti" yerine "gümrüklenmiş piyasa değerince meblağın
ilavesini öngören değişiklikler olup, maddenin ruhuna dokunmayan
düzenlemelerdir.
Bir
an için kaçak eşya elde bulunmadığı için zoralıma karar verilememesi sebebiyle,
para cezasına yapılacak ilavenin bir ceza değil de tazminat olduğunun kabul
edilmesi durumunda maddenin son fıkrasında öngörülen;
a)
Eşya ve maddelerin, memnu eşya ve maddelerden olması, veyahut
b)
Bunlar için hususi kanunlarında para cezası tayin edilmemiş bulunması halinde,
para
cezasına, eşyanın gümrüklenmiş piyasa değerine eşit bir meblağın ilave
edilmesinin nedenini izah mümkün olamayacaktır.
Kanun
koyucu, eşyanın ele geçirilememesi halinde para cezasına ilavesine hükmedilmesi
öngörülen meblağı, TAZMİNAT olarak görseydi;
Madde
metnini:
"Eşya
ve maddelerin müsadere edilememesi halinde, para cezasına eşyanın gümrüklenmiş
piyasa değeri miktarınca bir meblağ ilave olunur." şeklinde kabuIle
yetinirdi. Halbuki Kanun koyucu; para cezasına, eşyanın gümrüklenmiş piyasa
değerince bir meblağ ilavesini, "veya" bağlaçlarıyla ayırmak
suretiyle 3 ayrı halde ayrı ayrı öngörmüştür.
a)
Eşya ve maddenin müsadere edilememesi, veya
b)
Memnu eşya ve maddelerden madut veya
c)
Eşyalar için kanunlarında para cezası tayin edilmemiş olması, durumunda sanık;
para cezasına ilave edilmek üzere dava konusu eşyanın gümrüklenmiş piyasa
değeri kadar bir para cezasına da mahkum edilecektir.
7.1.1932
tarih ve 1918 sayılı Kanunun ile 25. maddede değişiklik yapan 6829, 2248 ve 321
7 sayılı kanunların 'hükümet teilifi, genel ve madde gerekçeleri komisyon ve
meclis müzakereleri incelendiğinde, 25/son fıkranın bir tazmin maddesi olduğuna
ilişkin tek bir görüş bulunmadığı görülmektedir.
Açıklanan
bu nedenlerle; 1918 sayılı Yasanın 25/son maddesi tazminat değil cezayı öngören
madde olduğundan, bu maddeye göre tayin edilecek cezanın eşyanın gümrüklenmiş
değerinin hafif veya fahiş olmasına göre 33. Maddenin son fıkrası uygulanmak
suretiyle artırmaya veya indirime tabi tutulması, başka bir söyleyişle 33/son
maddenin 25/son maddeden sonra uygulanması gerekir.
Bu
nedenle C-Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. (Oybirliğiyle)
(Yargıtay Ceza Genel Kurulu E: 7-61, K: 93, 12.04.1993).
[1] Kaynak:
Gümrük Kontrolörleri Derneği tarafından yayımlanan Başkontrolör Zülal SÖNMEZ
tarafından hazırlanan "Açıklamalı 4926 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve
İlgili Mevzuat" isimli kitap.