Yargıtay Ceza Genel Kurulu E:116 Sayılı; Triptikle geçici olarak yurda sokulan taşıtın girdiği tarihte tesbit edilen durumuna göre parçalarında değişiklik yapılarak ayniyetinin bozulması, satılması veya uzunca süre geçtiği halde mazeretsiz olarak yurtdışı edilmemesinin kaçakçılık suçunu oluşturduğu, uzunca bir süre otomobili yurtdışı etmeyerek millileştirmeye yönelmesi, kaçakçılık cürmünün manevi öğesi olan suç kastının varlığı anlamına geleceği: konulu Kararı
1918
s. Kaçakçılık Kanunu
4926
s. Kaçakçılık Kanunu
04.06.1996 tarihli Yargıtay
Ceza Genel Kurulu E: 7-116 K: 122 Sayılı
Kararı ([1])
....
İlçesinde konfeksiyon imalathanesi ve Hollanda'da "İBOCAN" isimli
pazarlama firması olan sanık hakkında triptik muafiyetten yararlanarak
Türkiye'ye getirdiği Mercedes marka otomobili
süresinde yurt dışına çıkarmayıp kaçakçılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu
davası açılmıştır.
Sanık,
Hollanda'da firma adına kayıtlı bulunan otomobilin triptike
kendi adına kayıtlı olduğunu, pasaportunda da araç kaydının bulunduğunu,
işlerinin yoğunluğu ve tansiyon hastalığı olması nedeni ile 6 aylık süre
sonunda aracı yurt dışına çıkaramadığını fakat bilahare yurt dışı yapmak için lstanbul'a gidip Mecidiyeköy'de
alışveriş yaptıktan sonra arabaya bindiği sırada görevlilerce otomobile el
konulduğunu savunmuştur.
Taşıt
giriş formuna göre, aracın triptik belgeli olarak 22.12.1990 tarihinde yurda
sokulduğu, bu belgenin tanzim tarihi itibariyle 6 ay için geçerli olduğu
bildirildiği halde, el koyma tarihi olan 23.09.1993 gününe kadar aracın yurt
dışına çıkarılmadığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yargıtay
C.Başsavcılığı ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık sanığın eyleminin
kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususundadır.
1918
Sayılı Kaçakçılığın Men Ve Takibine Dair Kanun, 1. Maddesinde yazılı diğer
haller yanında, A bendi ile "Herhangi bir maddeyi veya eşyayı gümrük muamelesine
tabi olmaksızın Türkiye'ye ithal veya Türkiye'ye ithale teşebbüs
eylemeyi"'kaçakçılık olarak nitelendirmiştir.
Bir
eşya veya maddenin gümrük işlemine tabi tutulması demek, Gümrük Kanunu ve
Yönetmeliği hükümlerine göre gümrüğe getirilen bir malın beyanının yapılarak
vergi ve resimleri ödenmek suretiyle ithaline çalışılması halidir. Şayet ithal
edilmek istenen eşya veya madde herhangi bir şekilde gümrük vergisinden muaf
ise kaçakçılık hükümleri uygulanmaz. 1615 Sayılı Gümrük Kanununun 7- 12. maddelerinde
hangi nevi eşyanın hangi esaslar dairesinde gümrük vergisinden istisna ve muaf
oldukları düzenlenmiştir. Triptik belge ile yurt dışından gümrük vergisiz geçiş
de; yabancı ve Türk uyruklu turistlere Yasa ve Yönetmelikle tanınıp düzenlenmiş
kolaylık ve muafiyet hallerinden biridir. Gümrük Kanununun 12.maddesi c bendine
göre, Triptik Belgesi ile geçici süre ile yurda giren taşıtların garanti veren
kurumdan vergileri takip ve tahsil edilmiş olsa bile, gümrük giriş işlemine
tabi tutularak yurda ithal edilmeleri mümkün değildir. Aksine hareket
kaçakçılık mevzuatı dairesinde kovuşturma yapılmasını gerektirir.
Yargıtayca
tasvip gören ve kararlılık gösteren uygulamaya göre; Triptikle geçici süreli
olarak yurda sokulan taşıtın;
a-
Girdiği tarihte tesbit edilen durumuna göre parçalarında değişiklik yapılarak
ayniyetinin bozulması,
b-
Satılması,
c-
Uzunca süre geçtiği halde mazeretsiz olarak yurtdışı edilmemesi,
Hallerinde
1615 sayılı Yasanın 12/c, 18, 122/2. maddeleri gereğince kaçakçılık suçunun
oluştuğu kabul edilmektedir.
Triptik
yolla geçici olarak yurda sokulan taşıtların en çok 6 ay içinde aynına uygun
olarak tekrar çıkarılmaları Gümrük Yönetmeliğinin 1306, hastalık, taşıtın
arızalanması veya beklenmeyen meşru mazeret hallerinde ve kaçınılması elde olmayan
sair sebeplerden dolayı süresi içinde yurt dışına çıkarılmayan taşıt hakkında
yapılacak işlemler 1307. maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan
Yönetmeliğin 1307. maddesi gereğince sanığın, 6 aylık sürenin bitmesinden önce
süre uzatımı için başvurduğuna dair bir savunması bulunmamaktadır. Kendi ticari
faaliyetlerini düzenli bir biçimde yürüttüğü savunmasından anlaşılan sanık
için, salt işlerinin yoğunluğu ve tansiyon hastalığına düçar
olması, aracın süresi içinde yurt dışı edilmemesi için geçerli bir mazeret değildir.
Sanığın 6 aylık sürenin bitiminden araca el konulduğu 23.09.1993 tarihine kadar
geçen yaklaşık 2 sene 3 ay gibi uzun bir zaman süresinde otomobili yurtdışı
etmeyerek millileştirmeye yönelmesi, kaçakçılık cürmünün
manevi öğesi olan suç kastının varlığını göstermektedir. 0 halde Yerel
Mahkemece sanık hakkında kaçakçılık suçundan dolayı yazılı şekilde karar
verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu
itibarla; Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
(Oybirliğiyle) (Yargıtay Ceza Genel Kurulu E: 7-116, K: 122, 04.06.1996).
[1] Kaynak:
Gümrük Kontrolörleri Derneği tarafından yayımlanan Başkontrolör
Zülal SÖNMEZ tarafından hazırlanan "Açıklamalı 4926 Sayılı Kaçakçılıkla
Mücadele Kanunu ve İlgili Mevzuat" isimli kitap.