Danıştay 7. Daire K:2003/410, E:2003/281 Sayılı; Gümrük hattı dışı eşya satış mağazaları konulu 8 seri nolu genel tebliğin 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının genel düzenleyici işlem niteliğinde olduğundan, idari davaya konu edilebilmesi gerektiği ile bahsi geçen mağazalara satılacak eşyada KDV ve ÖTV nin alınamayacağı , konulu Karar
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE K:2003/410, E:2003/281 SAYILI,
14.11.2003
TARİHLİ KARAR
Temyiz Eden : Tekel Tütün,
Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü - Unkapanı/İSTANBUL
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf : Başbakanlık
Gümrük Müsteşarlığı - ANKARA
İstemin Özeti :7.12.2001 gün
ve 24606 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 8 seri No.lu Gümrük Hattı Dışı Eşya
Satış Mağazaları konulu Genel Tebliğin
5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının iptali ile Alkollü İçkiler Sanayii
Müessesesi Müdürlüğünün 29.8.2002 gün ve 2102 sayılı faturasında tahakkuk eden
ve ödenen katma değer vergisi ile özel tüketim vergisinin kaldırılarak yasal
faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
Danıştay Yedinci Dairesi
24.12.2002 günlü ve E:2002/3710, K:2002/4371 sayılı kararıyla; 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesinde, düzenleyici işlemlerin
uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut
her ikisi aleyhine birden dava açabileceklerinin belirtildiği, 2575 sayılı
Danıştay Kanununun 24 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (d) bendi uyarınca, bir
idari davanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay'da görülebilmesi için,
idari davaya konu edilen idari işlemin düzenleyici nitelikte olması gerektiği,
idare hukukunda düzenleyici işlemin, idarenin aynı durumda olan idare edilenler
için bağlayıcı soyut hukuk kuralı koyan, yani normatif nitelikte olan tek yanlı
tasarruflarına verilen ad olarak tanımlandığı, bu nitelikte olmayan, daha önce
yürürlüğe konulan üst hukuk normunu yineleyen veya bu üst hukuk normunun nasıl
anlaşılması gerektiği konusunda alt idari birimlere ya da idare edilenlere
açıklamalar getiren idari tasarruflar hukuk düzeninde herhangi bir değişiklik
oluşturmayacaklarından, idare edilenler yönünden bağlayıcı, dolayısıyla da
düzenleyici olmadıkları, idarenin bu nitelikteki bir işleminin idari yargı
denetimine tabi tutulmasının bu denetimin varlık nedenine uygun düşmeyeceği,
4458 sayılı Gümrük Kanununun 4 üncü maddesi ile gümrük vergisi mükellefleri
bakımından kural koyucu nitelikteki idari metinlerin, tüzük, kararname ve
yönetmelikle sınırlandırıldığı, gümrük idaresinin bu sayılanlar dışında kalan
idari işlemlerinin, kural koyması, dolayısıyla, gümrük vergisi mükelleflerini
bağlayıcı nitelik kazanmasının hukuken mümkün olmadığı, öte yandan, İdari
Yargılama Usulü Kanununun 7 nci maddesinde sözü edilen uygulama işleminden
kastın da, ilgili idari birim tarafından, kural koyucu nitelikteki düzenleyici
işlemlere dayanılarak kişiler hakkında tesis edilen işlemler olduğu, vergi
kanunlarına göre mal tesliminde veya hizmet ifasında düzenlenen faturalarda
gösterilen katma değer vergisi miktarı, vergi idaresi tarafından ilgili vergi
kanunu uyarınca hesaplanmış, yani tarh edilmiş vergi olmadığından, herhangi bir
düzenleyici işlemin uygulaması niteliğinde kabul ve idari davaya konu
edilemeyeceği, bu bakımlardan, davada iptali istenilen genel tebliğ maddesi,
4458 sayılı Gümrük Kanununun 4 üncü maddesinde tanımlanan anlamda kural koyucu,
yani düzenleyici olmadığı gibi, mal teslimi sırasında düzenlenen faturada katma
değer vergisinin miktarının gösterilmesi de idari işlem olmadığından, ortada
idari yargı yerlerinde açılacak davaya konu edilebilecek nitelikte kişisel veya
düzenleyici idari işlemin mevcut olmadığı, gerekçesiyle, davayı 2577 sayılı
Kanunun 15 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi uyarınca incelenmeksizin
reddetmiştir.
Karar, yükümlü kurum
tarafından, söz konusu tebliğ ile yeni bir düzenleme yapıldığı, daha önce
gümrük hattı dışı eşya satış mağazalarına yaptıkları teslimler katma değer
vergisi ve özel tüketim vergisine tabi olmadığı halde, Tebliğ hükmü ile bu
vergileri ödeme yükümlülüğü getirildiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Savunmanın Özeti: Temyiz
isteminin reddi gerektiği yolundadır.
Danıştay Tetkik Hakimi
Gülsen BİŞKİN'in Düşüncesi: Dava konusu edilen Tebliğ hükmünün genel ve
düzenleyici nitelikte olduğu sonucuna varıldığından işin esasının incelenmek
üzere kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Emel
CENGİZ'in Düşüncesi: Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış Mağazalarına ilişkin olarak
düzenlenen 8 Seri Nolu Gümrük Genel Tebliğinin 5 inci maddesinin birinci
fıkrasının iptali ve 29.8.2002 tarih ve 2102 sayılı iç satış faturasında
gösterilen katma değer vergisi ile özel tüketim vergisinin yasal faiziyle
birlikte iadesi istenilmektedir.
7.12.2001 tarih ve 24606
sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve davaya konu 8 seri nolu Gümrük Genel
Tebliğinin; "Mağazalara Türkiye'deki firmalardan gönderilen eşyanın Katma
Değer Vergisi Karşısındaki Durumu" başlıklı 5 inci maddesinin 1 inci
fıkrasında; "Türkiye Gümrük Bölgesinde faaliyet gösteren gümrük hattı dışı
eşya satış mağazalarına Türkiyedeki firmaların yapacakları eşya satışları
ihracat kapsamında değerlendirilmez. Dolayısıyla, bu mağazalara eşya gönderen
firmalar genel esaslar çerçevesinde düzenleyecekleri faturalarda Katma Değer
Vergisini ayrıca gösterirler ve bu tutarı mağaza işleticisi firmalardan tahsil
ederler" denilmektedir.
3065 sayılı Katma Değer
Vergisi Kanununun "İthalat İstisnası" başlıklı 16
ncı maddesinin 1 inci ifıkrasının 4503 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle
değişik (c) bendinde; transit ve gümrük antreposu rejimleri ile serbest
bölgeler, geçici depolama yerleri ve gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü
sahalarla ilgili hükümlerin uygulandığı mal ve hizmetlerin katma değer vergisinden
istisna edildiği kurala bağlanmıştır.
4458 Sayılı Gümrük Kanununun
93
ve takip eden maddelerinde Gümrük Antrepo Rejimine ilişkin yasal
düzenlemeler getirilerek, genel ve özel antrepo kavramları açıklanmış ve özel
antrepoların; yalnız antrepo işleticisine ait eşyanın konulması amacıyla
kurulan gümrük antrepoları olduğu belirtilmiş, antrepoların açılması ve
işletilmesine izin verilmesi ile ilgili hususların Bakanlar Kurulunca
çıkarılacak yönetmelikle belirlenmesi öngörülmüştür.
10.3.2000 tarih ve 23989
sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dayanağı, "4458 Sayılı Gümrük
Kanununun Gümrük Antrepo Rejimini "kapsayan hükümleri ile "13.1.2000
tarih ve 2000/53 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı "olan Gümrük Hattı Dışı
Eşya Satış Mağazaları ve Depoları Yönetmeliğinde: Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış
Mağazasının, Türkiye'ye gelen veya Türkiye'den giden yolcular ile transit
yolculara satış yapmak üzere çıkış yolcu kapılarında tesis edilen ve özel
antrepo sayılan yerler olduğu açıklanmış, ayrıca yerli üretim eşyasının sadece
çıkış yolcusuna yönelik satışına Müsteşarlıkça müsaade edilebileceği
belirtilmiştir.
Bütün bu yasa ve yönetmelik
düzenlemelerinin incelenmesinden, Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış Mağazalarının
özel antrepo sayılan yerlerden olduğu ve gümrük antrepo rejimine tabi
tutulduğu, bu kapsamda yukarıda açıklanan 3065 sayılı Kanunun "İthalat
İstisnasını" düzenleyen 16 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendine
göre, söz konusu antrepoda yapılan mal ve hizmet teslimlerinin de katma değer
vergisinden istisna edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, yolcu giriş ve
çıkışı yapılan gümrük kapılarındaki mağazalarda eşya satışına ilişkin usul ve
esasları düzenlemek amacıyla Gümrük Müsteşarlığınca yayımlanan dava konusu 8
seri nolu Genel Tebliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile Türkiye'de
üretilen eşya teslimlerinin ihracat kapsamında sayılmayarak katma değer
vergisine tabi tutulacağı yolundaki düzenleme, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanununun 16 ncı maddesine göre istisna kapsamına alınan mal ve hizmet
teslimlerinin vergilendirilmesi anlamını taşımaktadır.
Buna göre, vergi resim,harç
ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya
kaldırılacağına ilişkin Anayasanın 73
üncü maddesi karşısında, gümrük hattı dışı eşya satış mağazalarına
Türkiye'deki firmaların yapacakları eşya satışlarının ihracat kapsamında
değerlendirilmeyerek katma değer vergisine tabi tutulacağına ilişkin dava
konusu 8 Seri Nolu Gümrük Genel Tebliğinin birinci fıkrası, bu tür teslimlerin
katma değer vergisinden istisna olduğuna ilişkin yasa kuralına, Katma Değer
Vergisi Kanununun amaç ve kapsamına aykırı bulunduğundan 8 Seri Nolu Gümrük
Genel Tebliğinin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının hukuka uygunluğundan söz
etmek mümkün değildir.
Davacı kurumun, 29.8.2002
tarih ve 2102 sayılı iç satış faturasında gösterilen katma değer vergisi ile
özel tüketim vergisinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemine gelince; 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa göre idari dava açılabilmesi için,
ilgililer hakkında yapılmış kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte bir idari
işlem olması gerekmektedir.
Oysa davacı kurum tarafından
dava konusu edilen vergilerin, iç satış faturasında gösterilmesinden başka hiç
bir idari işlemin konusunu oluşturmadığı anlaşıldığından, bu husustaki davacı
isteminin davaya konu idari işlem bulunmadığı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davacı
kurumun yukarıda yazılı Gümrük Genel Tebliğinin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının
iptaline ilişkin isteminin kabulü, tebliğin bu kısmının iptali, davacı kurumun
diğer isteminin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi
Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği
görüşüldü:
7.12.2001 gün ve 24606
sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 8 seri No.lu Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış
Mağazaları konulu Genel Tebliğin 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan,
Türkiye Gümrük Bölgesinde faaliyet gösteren gümrük hattı dışı eşya satış
mağazalarına Türkiye'deki firmaların yapacakları eşya satışlarının ihracat
kapsamında değerlendirilmeyeceği; dolayısıyla, bu mağazalara eşya gönderen
firmaların genel esaslar çerçevesinde düzenleyecekleri faturalarda katma değer
vergisini ayrıca göstermeleri ve bu tutarı mağaza işleticisi firmalardan tahsil
etmeleri gerektiği yolundaki hükmün iptali, davacı Genel Müdürlüğün bir
biriminin diğer birimine yaptığı satış sırasında düzenlenen faturada sözü
edilen fıkra uyarınca gösterilerek ödendiği ileri sürülen katma değer ve özel
tüketim vergilerinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davayı,
2577 sayılı Kanunun 15
inci maddesinin 1 inci fıkrasının 4 b bendi uyarınca incelenmeksizin
reddeden, Danıştay Yedinci Daire kararı yükümlü kurum tarafından temyiz
edilmiştir.
2575 sayılı Danıştay
Kanununun 24 üncü maddesinin (d) işaretli bendinde; bakanlıkların düzenleyici
işlemleri ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere
karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarına Danıştayın ilk derece mahkemesi
olarak bakacağı kurala bağlanmıştır.
Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış
Mağazaları ile ilgili 8 seri No.lu Gümrük Genel Tebliğinin dava konusu 5 inci
maddesinin 1 inci fıkrasında, Türkiye Gümrük Bölgesinde faaliyet gösteren
gümrük hattı dışı eşya satış mağazalarına Türkiye'deki firmaların yaptıkları
eşya satışlarının ihracat kapsamında değerlendirilemeyeceği ve bu satışlar
dolayısıyla düzenlenecek faturalarda katma değer vergisi gösterilerek tahsil
edileceği kuralı getirilmiştir. İdarenin yaptığı bu düzenleme; tek taraflı,
irade açıklamasıyla tesis edilmiş, kesin ve yerine getirilmesi zorunlu
nitelikte ayrıca ülke düzeyinde uygulanacak olması nedeniyle de, genel
düzenleyici işlem niteliğindedir.
Öte yandan, anılan Genel
Tebliğ uyarınca düzenlenen faturalarda gösterilen vergilerin ihtirazi kayıtla
beyanname verilmek suretiyle ödendiği de belirtildiğine göre, dava konusu genel
tebliğ hükmü ile uygulama işleminin üst hukuk normlarına ve hukuka uygun olup
olmadığı incelenerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, idari yargı yerinde
açılacak davaya konu edilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu kişisel veya
düzenleyici idari işlemin bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin
reddi yolunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu nedenlerle temyiz
isteminin kabulü ile Danıştay Yedinci Dairesinin 24.12.2002 günlü ve E:2002/3710,
K:2002/4371 sayılı kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda
karşılanacağından yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek
bulunmadığına 14.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.