Danıştay 7. Daire K: 2004/1361, E:2001/3735 Sayılı; Gümrük vergisine esas değerin (kıymetin) hesaplanmasında, faturada yazılı amerikan dolarının kuru yerine alman markı kurunun esas alındığının ithal edenler tarafından gümrüğe bildirildiği hallerde, para cezası kesilmeyeceği, konulu Karar
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE BAŞKANLIĞI KARARI
E: 2001/3735
K: 2004/1361
Temyiz
İsteminde Bulunan: Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı Adına
İstanbul Deri Serbest Gümrük Müdürlüğü
Karşı Taraf
: ... Kimya Sanayi ve Ticaret Anonim
Şirketi
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti
: İstanbul Deri Serbest Bölge Gümrük
Müdürlüğünde davacı Şirket adına tescilli 4.7.2000 tarih ve 9994 sayılı giriş
beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle hesaplanan gümrük vergisi üzerinden
kesilen para cezasına vaki itirazın reddine ilişkin işlemi olayda, davacı
Şirket tarafından ithali gerçekleştirilen eşyanın gümrük vergilerine esas
faturasında yazılı Amerikan doları yerine CIF kıymetinin hesaplamasında, Alman
markı kurunun esas alındığının inceleme ve denetleme yapılmadan davacı Şirket
tarafından saptandığı, ve beyannamedeki yanlışlığın bu suretle giderildiğinin
anlaşıldığı; dolayısıyla, para cezası kesilmesi için gerekli koşulların
oluşmadığı gerekçesiyle iptal eden İstanbul Dokuzuncu Vergi Mahkemesinin
8.5.2001 gün ve E:2000/2333; K:2001/748 sayılı kararının; Gümrük Kanununda,
beyannamedeki yanlışlığın tespitinde idarenin ya da mükellefin dahlinin
bulunması şeklinde özel bir ayrımın olmadığı, tescilden sonra beyannamenin
düzeltilemeyeceği ve beyannamenin beyan sahibini bağlayacağı, bu nedenle, kesilen
cezanın yerinde olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın
Özeti: Savunma verilmemiştir.
Tetkik Hakimi Nurdane Topuz'un Düşüncesi: Temyiz
dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin
1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi
reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi: Temyiz
dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının
49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp
vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler
karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddi ile vergi
mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi
yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle
Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar
sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz
isteminin reddine; kararın onanmasına, 18.5.2004 gününde oyçokluğu ile karar
verildi.
AZLIK OYU
Temyiz başvurusu; ithal edilen eşyanın gümrük
vergisine esas değerinin hatalı beyan edildiğinin beyan tarihinden sonra davacı
tarafından gümrük idaresine bildirilmesi üzerine, hesaplanan gümrük vergisi
farkı üzerinden 4458 sayılı Gümrük Kanununun 234'üncü
maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendi uyarınca üç kat olarak kesilen para
cezasına dair işlemi; anılan bent hükmüne göre ceza kesilebilmesi için kıymet
farkının gümrük idaresinin muayene ve denetimi sonucunda tespit edilmesi
gerektiği, oysa, olayda, değerdeki noksanlığın davacının bildirmesi üzerine
ortaya çıktığı gerekçesiyle iptal eden vergi mahkemesi kararının bozulması
istemine ilişkindir.
Yukarıda sözü edilen bent hükmü, kıymeti üzerinden
gümrük vergisine tabi eşyanın beyan edilen kıymetinin, muayene ve denetleme
sonucunda noksan bulunması durumunda, bu noksanlığa ait gümrük vergisinden
başka, bu vergi farkının üç katı para cezası alınacağı yolundadır.
Suç, kişilerin kanunların amir hükümlerine aykırı
davranışta bulunmalarıdır. Gümrük vergisine esas kıymetin noksan bildirilmesi
de, Gümrük Kanununda suç olarak nitelendirilen kanuna aykırı davranıştır. Bu
nitelikteki suç, tüm unsurlarının tamamlandığı; yani, noksan beyanın yapıldığı
tarihte doğmuş bulunduğundan, ortaya çıkarılış biçimine bakılarak, suçun oluşup
oluşmadığına karar verilemez. Bu nedenle, yukarıda sözü edilen (b) bendi
düzenlemesinde geçen 'muayene ve denetleme' ibarelerine, suçun unsurları olarak
bakılması ve muayene ve denetleme olmadıkça, bentte sözü edilen suçun
oluşmayacağı sonucuna varılması, Ceza Hukuku ilkelerine uygun değildir.
Kaldı ki, ceza kararının dosyada bulunan örneğinin
incelenmesinden anlaşılacağı gibi, davacının bildirimi üzerine, gümrük
idaresince beyanname üzerinden yapılan inceleme sonucunda noksan beyan
saptandığından olayda,suçun unsurlarından olmayan bu durumlar da
gerçekleşmiştir. Bu incelemenin davacının insiyatifi ile yapılması veya noksan
beyanın sehven gerçekleşmesi gibi hususlar, suçun manevi unsuru ile ilgilidir;
yani, kasıt unsurunu ortadan kaldırıcı etkenlerdir. Oysa, anılan Kanunun
231'inci maddesinin 2'nci fıkrasında yer alan hükme göre, para cezası
verilmesinde cezayı gerektiren eylemde bulunanların kasıtlı olup olmadıkları
aranmaz. Başka anlatımla; kasıt unsuru taşısın taşımasın, kanuna aykırı
davranışta bulunana para cezası kesilmesi kanun emridir.
Bu nedenle, temyiz isteminin kabulü ile aksi yolda
verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.