Danıştay 7. Daire K: 2004/1486, E:2001/2922 sayılı; Davalı idarece, ek tahakkuka vaki itiraz hakkında yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığının bildirilmesi üzerine, davacı şirket tarafından bu işlemin dava konusu edilmesinin, para cezası kesilmesini engellemeyeceği, konulu kararı
DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE BAŞKANLIĞI KARARI
E: 2001/2922
K: 2004/1486
Temyiz
İsteminde Bulunan: Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı adına
Ege Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü İZMİR
Karşı Taraf: ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti
: Ege Serbest Bölge Gümrük
Müdürlüğünde davacı Şirket adına tescilli 19.4.1999 gün ve 2871 sayılı giriş
beyannamesi muhteviyatı eşyaya ilişkin ek gümrük vergisi ve katma değer vergisi
üzerinden hesaplanan para cezalarına vaki itirazın reddine ilişkin işlemi; Ceza
Hukukunda, suç ve cezanın yasallığı ilkesinin genel kural olduğu, olayda,
beyanname tarihi itibarıyla 1615 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerinin uygulanması
gerektiği, anılan Kanunun 146'ncı
maddesi uyarınca, ek tahakkuk kesinleşmeden para cezası kesilemeyeceği;
uyuşmazlığa konu para cezalarının dayanağı ek tahakkuka karşı Mahkemelerinde
dava açıldığına ve bu dava halen derdest olduğuna göre, ek tahakkuk
kesinleşmeden kesilen para cezalarında isabet görülmediği gerekçesiyle iptal
eden İzmir Üçüncü Vergi Mahkemesinin 9.4.2001 gün ve E:2000/1362; K:2001/441
sayılı kararının; davacı Şirket adına kesilen para cezasının yerinde olduğu
ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın
Özeti: İstemin reddi gerektiği
savunulmaktadır.
Tetkik
Hakimi Nurdane Topuz'un Düşüncesi:
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu
maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz
istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi:
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden
hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve
yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte
görülmemektedir.
Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi
mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Temyiz başvurusu, Ege Serbest Bölge Gümrük
Müdürlüğünde davacı Şirket adına tescilli giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın
beyan edilen pozisyonda değil, bir başka pozisyonda yer aldığından bahisle
yapılan ek gümrük vergisi ve katma değer vergisi tahakkuku üzerinden hesaplanan
para cezalarına vaki itirazın reddine ilişkin işlemi iptal eden mahkeme
kararının bozulması istemine ilişkindir.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 234'üncü
maddesinin 1 fıkrasının (a) bendinde, serbest dolaşıma giriş rejimine veya bir
geçici muafiyet düzenlemesine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan
ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; eşyanın tarife
uygulamasını etkileyen cins, tür ve niteliklerinde veya vergilendirmeye esas
olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre
hesaplanan gümrük vergisi ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken gümrük
vergisi arasındaki fark %5'i aştığı takdirde, gümrük vergisinden ayrı olarak bu
farkın 3 katı para cezası alınacağı; 232'inci maddesinin 1'inci fıkrasında,
234'üncü madde hükümlerine göre alınacak para cezalarının, itiraz olmaksızın
vergi tahakkukunun kesinleşmesinden veya idari itirazın ret kararı ile
sonuçlanmasından sonra karara bağlanacağı; idari yargı mercilerine başvurulmasının,
gümrük idaresinin ceza uygulamalarını engellemeyeceği hükmü yer almıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 51'inci
maddesinde ise, mükelleflerin ithalde beyan ettikleri matrahla tahakkuk veya
inceleme yapanların veyahut teftişe yetkili kılınanların buldukları matrahlar
üzerinden hesaplanan vergi farkları hakkında Gümrük Kanunu uyarınca gümrük
vergisindeki esaslar dairesinde ceza uygulanacağı belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, ithal konusu eşyaların
gümrük laboratuarında yapılan analizi sonucunda, beyan edilen pozisyonda değil,
başka bir pozisyonda yer aldığının tespit edildiğinden bahisle, ek gümrük vergisi
ve katma değer vergisi tahakkuk ettirildiği, davacı Şirket tarafından ek
tahakkuka itiraz edildiği, ancak davalı idarece, itiraz hakkında yapılacak
herhangi bir işlemin bulunmadığının bildirilmesi üzerine, davacı Şirket
tarafından, bu işlemin dava konusu edildiği, bilahare, yukarıda sözü edilen
kanun maddeleri uyarınca ek tahakkuk üzerinden hesaplanan para cezalarının
tebliğ edildiği, bu cezalara vaki itirazın reddine ilişkin işlemlerin iptali
istemiyle açılan işbu davada, Mahkemece, yazılı gerekçeyle dava konusu
işlemlerin iptal edildiği anlaşılmıştır.
Olayda, beyannamenin tescil tarihi olan 1999 yılında
1615 sayılı Gümrük Kanunu yürürlükte ise de; 1615 sayılı Gümrük Kanununun
146'ncı maddesinin 1'inci fıkrası ile 4458 sayılı Gümrük Kanununun 234'üncü
maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendi aynı hükümleri içerdiğinden, 4458 sayılı
Gümrük Kanununun yukarıda sözü edilen hükmü uyarınca para cezası kesilmesi,
mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir. Öte yandan;
usul hükümlerinin yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren bütün olaylara
uygulanacağı bir genel hukuk ilkesi olduğundan ve 4458 sayılı Kanunda, aksi
yolda geçici hüküm de getirilmediğinden, 4458 sayılı Kanunun usul hükmü
niteliğindeki 232'nci maddesinin 1'inci fıkrasının olaya uygulanmasında da,
hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalı idarece, ek tahakkuka vaki itiraz
hakkında yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığının bildirilmesi üzerine,
davacı Şirket tarafından bu işlemin dava konusu edilmesi, 4458 sayılı Gümrük
Kanununun 232'nci maddesinin yukarıda sözü edilen 1'inci fıkrası hükmü
karşısında, para cezası kesilmesini engellemeyeceğinden, yazılı gerekçe ile
dava konusu işlemleri iptal eden mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne ve
mahkeme kararının bozulmasına; bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek
kararla birlikte yargılama giderleri de dikkate alınacağından, bu hususta
ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 27.5.2004 gününde oybirliği ile
karar verildi.