Danıştay 2. Daire K: 2004/1601 E: 2004/2513 Sayılı; 6245 sayılı Harcırah Kanununun 59. maddesinin, davacının, harcırah verilmesi isteminin reddi üzerine açacağı davada dava açma süresinin hesaplanması, konulu Karar
T.C. DANIŞTAY
İKİNCİ DAİRE
17.12.2004
TARİLLİ ESAS NO: 2004/2513 KARAR NO:2004/1601
Özet: Anayasa Mahkemesince, ilgili yıl bütçe kanunun konuya
ilişkin maddesinin iptalinden sonra davacının sürekli görev yolluğunun ödenmesi
için yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işleme karşı açtığı davanın süresinde
olduğunun kabulü gerektiği hakkında.
Temyiz
isteminde bulunan (davalı): Milli
Eğitim Bakanlığı
Karşı taraf:…
İsteğin
Özeti: İlk defa İstanbul ili emrine
öğretmen olarak atanan davacının, yolluk verilmesi için yaptığı başvurunun
reddine ilişkin 22.04.2003 günlü işlemin, 2002 yılı Mali Yılı Bütçesi Bütçe Kanunu'nun
ilk defa veya yeniden göreve alınanlar ile bunların aile fertlerine bu
nedenlerle harcırah ödenmeyeceğine ilişkin 6/g maddesinin, Anayasa Mahkemesinin
22.10.2002 günlü, E:2002/138, K:2002/96 sayılı kararıyla iptal edildiği, bu
durumda anılan hükmün uygulanmasına olanak olmadığı; öte yandan, davalı idarece
Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesinin mümkün olmadığı ileri sürülmekte
ise de, yolluk verilmesi, Bütçe Kanunundan kaynaklanan bir hak olmayıp özel bir
kanun olan Harcırah Kanununa dayandığı, bu Kanunun da halen yürürlükte olması
nedeniyle anılan iddiaya itibar edilemeyeceği gerekçesiyle iptali yolunda
İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 31.12.2005 günlü, E:2003/710,
K:2003/1659 sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın
Özeti: Cevap verilmemiştir.
Tetkik
Hakimi … Düşüncesi: İdare Mahkemesi
kararının onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay
Savcısı ... Düşüncesi: 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 7/1. maddesinde, dava açma süresinin özel
kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve İdare Mahkemelerinde
altmış gün olduğu hükme bağlanmış ve Danıştay'ca pek çok kararda da
vurgulandığı gibi 2577 sayılı Yasanın "İptal ve Tam Yargı Davaları" başlıklı
12. maddesi, idari işlemler dolayısıyla açılacak tam yargı davalarının yöntem
ve süresini dört ayrı seçenek halinde düzenlemiş olup, ilgililere bir işlemin
icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi
içinde tam yargı davası açabilme olanağı tanımaktadır.
Yukarıya aktarılan hükümlere ve Anayasanın 125.
maddesine göre kişilerin, idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı tebliğ
tarihinden itibaren yasada gösterilen sürelerde dava açması Anayasal bir hak
olarak tanınmıştır.
Ancak bütün idari dava türlerinde dava açabilmek
sureyle sınırlandırılmış olup bu sınırlandırma idari istikrar ilkesi ve kamu
düzeninin gereğidir.
Olayda, davacının yolluksuz olarak atanma işlemine
karşı davasını 2577 sayılı Yasada belirtilen sürelerde açmadığı, 2002 Mali Yılı
Bütçe Kanununun 6. maddesinin (g) fıkrasının Anayasa Mahkemesi kararı ile
iptali üzerine idareye yaptığı başvuru sonucu açtığı anlaşılmıştır.
Ortada, iptal veya tam yargı davası açılmasını
engelleyen bir durum olmaması nedeniyle, dava hakkının bulunmasına karşın, bu
hakkın kullanamayarak dava açma süresinin geçirilmesinden sonra ilgilinin
başvurusunu 2577 sayılı Yasanın 10. maddesine göre değerlendirmek, dava
hakkının istenildiği anda kullanılması sonucu yaratacağından idareyi istikrar
ilkesi uyarınca bu durumun kabulüne hukuken olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununa göre süresinde açılmadığından bu durumu gözetmeden işin esası
hakkında karar veren İdare Mahkemesinin kararının bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesi'nce dosyanın
tekemmül ettiği anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir
karar verilmeksizin işin gereği düşünüldü:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen
kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 Sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.
maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlı olup davalı idare
tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Öte yandan davalı idarece davanın süresinde açılmadığı
öne sürülmekte ise de, açıktan atanmak suretiyle 27.09.2002 tarihinde öğretmen
olarak ilk defa memuriyete başlayan davacı, atandığı tarihte yürürlükte bulunan
2002 Mali Yılı Bütçe Kanununun 6. maddesinin (g ) bendindeki "ilk defa veya
yeniden göreve alınanlar ile bunların aile fertlerine harcırah ödenmeyeceği ve
6245 sayılı Harcırah Kanunu ile diğer mevzuatın bu fıkraya aykırı hükümlerinin
uygulanamayacağı"na ilişkin açık hüküm karşısında, 6245 sayılı Harcırah
Kanununun 59.
maddesi çerçevesinde göreve başladığı tarihten itibaren bir aylık süre
içerisinde harcırah bildirimi düzenleme veya aynı süre içerisinde 2577 sayılı
Yasanın 10. maddesine göre başvurma olanağına sahip değildir. Dolayısıyla
davacı hakkında uygulanma olanağı olmayan 6245 sayılı Harcırah Kanununun 59. maddesinin,
davacının, harcırah verilmesi isteminin reddi üzerine açacağı davada dava açma
süresinin hesaplanmasında dikkate alınması düşünülemez.
Bu itibarla, Anayasa Mahkemesinin 22.10.2002 günlü, E:2002/138,
K:2002/96 sayılı kararıyla iptal edilen, ancak davacının açıktan atanmak
suretiyle göreve başladığı 27.09.2002 tarihinde yürürlükte bulunan 2002 yılı Mali
Bütçe Kanununun 6. maddesinin (g) fıkrası uyarınca, göreve başladığı tarihten
itibaren bir aylık süre içerisinde harcırah bildiriminde bulunması hukuken
mümkün olmayan adı geçenin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesine
göre yaptığı 17.04.2003 günlü başvurusunun reddi üzerine 16.05.2003 tarihinde
açtığı davanın süresinde olduğunun kabulü gerektiğinde davalı idarenin bu
iddiasına itibar edilmemiştir.(memurlar.net)
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nce
verilen 31.12.2003 günlü, E:2003/7-10, K:2003/1659 sayılı karar ve dayandığı
gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de
bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda yapılan
açıklamayla onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde
bırakılmasına, 17.12.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.