Danıştay 7. Daire K:2004/1749, E:2004/616 Sayılı; Gümrük vergisinin üç yıllık tahakkuk zamanaşımına uğraması halinde, gümrük kanununda atıf yapılan türk ceza kanunundaki daha uzun zamanaşımı sürelerinin uygulanabilmesi için davacı şirketin yetkilileri hakkında açılan ceza davasının sonucunun beklenerek bir karar verilmesi gerekeceği, konulu Karar
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE K:2004/1749, E:2004/616 SAYILI,
14.06.2004
TARİHLİ KARAR
Temyiz İsteminde Bulunan : ? Gıda Sanayicileri Dış
Ticaret Anonim Şirketi
Karşı Taraf : Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına
Öncüpınar Gümrük Müdürlüğü
İstemin Özeti : Davacı Şirket adına tescilli 5.10.1998
gün ve 64 sayılı beyanname kapsamı eşya nedeniyle yapılan ek tahakkuka vaki
itirazın reddi yolundaki işlemin iptali istemiyle açılan davayı; dosyanın
incelenmesinden, ? Holding ve Holdinge bağlı şirketlerin işyerinde yapılan
aramalarda, gümrük işlemlerinde kullanılmak üzere hazırlanan çok sayıda isim
kaşesi, mühür, çeşitli firmalara ait boş fatura ile boş menşe şahadetnamesi,
sağlık sertifikası, analiz rapor formu ve bu belgelerin Suriye Gümrük Müdürlüğü
tarafından onaylanmasında kullanılan mühür ve kaşelerin ele geçirildiğinin
anlaşılması ve Mahkemelerinin 2002/506 esasına kayıtlı dosyada bulunan
19.8.2000 günlü tutanakta, Türkiye ve Suriye'nin gümrük müfettişlerinin
katılımıyla oluşturulan heyetler tarafından, gümrük giriş ve çıkış
beyannamelerinin karşılaştırıldığının belirtilmesi karşısında, davacı Şirket
adına yapılan ek tahakkukta yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle
reddeden Gaziantep Vergi Mahkemesinin 13.11.2003 gün ve E:2002/741; K:2003/1563
sayılı kararının; beyan edilen kıymetin gerçeği yansıttığı, ayrıca, Mahkemece
karar verilmeden önce davacı Şirketin yetkilileri hakkında Kilis Ağır Ceza
Mahkemesinde açılan davanın sonucunun beklenilmesi gerektiği ileri sürülerek
bozulması ve duruşma yapılması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği yolundadır.
Tetkik Hakimi Nazlı Yanıkdemir'in Düşüncesi : 1615
sayılı Gümrük Kanununun 86'ncı
maddesinde, kanuna göre alınması gereken gümrük vergisi ödenmeden veya
eksik ödenerek yurda sokulan eşyadan, bu surette hiç alınmamış veya noksan
alınmış olan vergilerin eşyanın fiili ithal tarihinden itibaren üç yıl içinde
ilgili gümrüğünce yazı ile bildirilerek mükelleflerinden isteneceği, 89'uncu
maddesinde de, gümrük vergileri alacaklarının ceza uygulanmasını gerektiren bir
fiile ilişkin olduğu ve suçun zaman aşımı daha uzun bulunduğu takdirde, bu
alacakların Türk Ceza Kanununun dava ve ceza zaman aşımları hakkındaki süreler
içerisinde kovuşturulup tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere kanun koyucu, gümrük vergileri
alacaklarının, eşyanın fiili ithal tarihinden itibaren işleyen üç yıllık süre
içerisinde istenmesini, kesinleştiği tarihten itibaren de beş yıl içerisinde
takip ve tahsilini öngörmüş, ancak ortada aynı zamanda ceza uygulanmasını
gerektiren bir fiilin bulunması halinde, vergi alacağının takip ve tahsilini,
Türk Ceza Kanununun 102'nci
maddesinde düzenlenen dava açma süreleri ile 112'nci maddesinde düzenlenen
ceza zaman aşımı sürelerine bağlamak suretiyle, konusu suç teşkil eden eylem ve
işlemlerle vergi kayıp ve kaçağının önlenmesini amaçlamıştır. Ancak, söz konusu
hükmün uygulanabilmesi için, ek vergi alınmasını gerektiren fiilin aynı zamanda
"suç" olduğunun mahkeme kararı ile sabit olması gerekir.
Olayda, 5.101998 tarihinde fiili ithali
gerçekleştirilen eşyalara ilişkin olarak yapılan ek tahakkukun, 86'ncı maddede
öngörülen üç yıllık süre geçirildikten sonra tebliğ edildiği açık olmakla
birlikte, temyiz dilekçesinden davacı şirket yetkilileri hakkında Kilis Ağır
Ceza Mahkemesinin E:2000/164 sayılı dosyasında ceza davası açıldığı
anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı şirket yetkilileri hakkında açılan
ceza davasında verilecek nihai karar, olaya uygulanması gereken kanun (86'ncı
veya 89'uncu madde) hükmünün tespiti bakımından önem arz ettiğinden, Mahkemece,
anılan davanın sonucunun beklenilmesi ve ona göre bir karar verilmesi
gerektiğinden, mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Sefer Yıldırım'ın Düşüncesi: İdari ve
vergi mahkemelerince verilen kararların temyizce incelenerek bozulabilmesi
için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar; söz konusu
maddede yazılı nedenlerden hiç birisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz
edilen mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince duruşma
yapılmasına gerek görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
Temyiz başvurusu; fiili ithal tarihinden itibaren,
olay tarihinde yürürlükte bulunan 1615 sayılı Gümrük Kanununun 86'ncı
maddesinde öngörülen üç yıllık sürenin geçmesinden sonra tebliğ edilen ek
tahakkuka vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan
davanın; işin esasının incelenmesi suretiyle, istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle
reddi yolundaki mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir.
Her ne kadar, 1615 sayılı Gümrük Kanununun anılan
86'ncı maddesinde, kanuna göre alınması gereken gümrük vergisi ödenmeden veya
eksik ödenerek yurda sokulan eşyadan, bu suretle hiç alınmamış veya noksan
alınmış olan vergilerin, eşyanın fiili ithal tarihinden itibaren üç yıl içinde
ilgili gümrüğünce yazı ile bildirilerek mükellefinden isteneceği hükme
bağlanmışsa da; aynı Kanunun 89'uncu maddesinde, gümrük vergileri alacaklarının
ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve suçun zaman aşımının
daha uzun bulunması halinde, bu alacakların da, Türk Ceza Kanununun dava ve
ceza zaman aşımları hakkındaki süreler içerisinde kovuşturulup , tahsil
edileceği öngörüldüğünden, davaya konu gümrük vergisinin dayanağını oluşturan
ithalat dolayısıyla ilgililer hakkında ceza davası açılması ve bu dava sonucu
mahkumiyet kararı verilmesi durumunda, gümrük idaresinin, söz konusu ithalattan
doğan gümrük vergi ve resimlerini, suçun tabi olduğu zaman aşımı süresi
içerisinde yapıp tebliğ edeceği ek tahakkukla isteyebileceği açık
bulunmaktadır.
Olayda da; davacı Şirketin temyiz istemine ilişkin
dilekçesinden, davacı şirket yetkilileri hakkında 1918 sayılı Kanuna muhalefet
(toplu kaçakçılık) eyleminden dolayı, Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin E:2000/164
sayılı dosyasında ceza davası açıldığı anlaşıldığından; dava hakkında karar
verilebilmesi için, söz konusu ceza davasının, ek tahakkuka dayanak alınan
gümrük giriş beyannamesi ile ilgisinin araştırılması ve ilgili bulunması
halinde, anılan davanın sonucunun beklenilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme
kararının, yukarıda sözü edilen araştırma yapılarak sonucuna göre yeniden
verilmek üzere bozulmasına ve bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek
kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta
ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 14.6.2004 gününde oybirliği ile
karar verildi.
(DAN-KAR-DER; SAYI:6)