Danıştay 7. Daire K: 2004/2298, E:2001/2819 Sayılı; Beyan edilen kıymetın sahte belgelere dayandığının tespiti halinde, satış bedeli esasının uygulanmayacağı; idarece yapılan araştırma sonucu tespit edilen gerçek satış fiyatının gümrük vergisi tahakkukuna esas alınmasında kanuna aykırılık bulunmadığı, konulu Karar
DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE
K: 2004/2298, E:2001/2819 SAYILI,
23.09.2004
TARİHLİ KARARI
Temyiz İsteminde Bulunan: Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı adına Samsun Gümrük Müdürlüğü SAMSUN
Karşı Taraf : Tasfiye Halinde ... Gıda Sanayi ve
Ticaret Limited Şirketi adına Tasfiye Memuru ...
İstemin Özeti : Davacı Şirket adına tescilli 13.8.1996
tarih ve 397sayılı beyanname muhteviyatı ristal toz şeker için beyan edilen
kıymetin, gerçeğine nazaran düşük olduğunun tespit edildiğinden bahisle yapılan
ek katma değer vergisi tahakkukuna vaki itirazın reddine dair işlemi; yerleşik
hale gelmiş Danıştay kararlarına göre, menşeleri farklı olan eşyaların, kalite
ve fiziki özelliklerinin de farklı olabileceği, bu nedenle, kıymetlerinin,
birbirlerine emsal alınamayacağı, olayda da, kıymeti ek tahakkuka emsal alınan
şekerin menşei ile, ithal konusu şekerin menşeinin farklı olduğunun anlaşılması
karşısında, davacı Şirket tarafından ithal anında ibraz edilen belgelerin
gerçeği yansıtmadığı yolunda herhangi bir tespit yapılmaksızın aynı eşyanın
satış bedeli yöntemine göre tesis edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği
gerekçesiyle iptal eden Samsun Vergi Mahkemesinin 22.3.2001 gün ve E:2000/62;
K:2001/110 sayılı kararının; cevaplı rapor doğrultusunda yapılan işlemin hukuka
uygun olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği yolundadır.
Tetkik Hakimi Kadir Özkaya'nın Düşüncesi: Dosyanın
incelenmesinden, eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılan mahkeme kararının
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Münevver Demir'in Düşüncesi: Temyiz
dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı dari Yargılama Usulü Yasasının
49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine
uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler
karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi
mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 1615 sayılı Gümrük
Kanununun 65'inci
maddesinin 1'inci fıkrasında; ithal eşyanın gümrük vergisine esas olan
kıymetinin, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin
Uygulanmasına Dair Anlaşma hükümlerine göre tayin ve tespit olunacağı hükme
bağlanmış; GATT'nın VII Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmaya İlişkin
Yönetmeliğin 5'inci maddesinde, ithal eşyasının gümrük vergisine esas alınacak
kıymetinin, bu yönetmeliğinin 6 ila 12'inci maddelerinde yer alan yöntemlerin
sırasıyla uygulanması yoluyla tayin ve tespit olunacağı, bir yönteme göre
belirlenemeyen kıymet için izleyen yönteme geçileceği; 19'uncu maddesinde de,
gümrük kıymetinin tespiti ile ilgili olarak, ithalatçının, beyannameye
ekleyeceği kıymet bildirimini imzalamakla, beyanname ve eklerinde yer alan
bilgi, belge, tutanak ve raporları gerçeğe uygun, doğru ve tam olarak beyan
ettiğini, gümrük idaresince sonradan talep edilecek, eşyanın gümrük kıymetinin
tespiti ile ilgili ilave ve her türlü bilgi, belge, tutanak ve raporları da
ayrı sorumluluk bilinci içinde vereceğini, aksi halde gümrük mevzuatı ve genel
hükümlere göre cezaya muhatap tutulacağını kabul ve taahhüt ettiği, bu
maddelerde ve Anlaşmada yer alan hiçbir hükmün, gümrük idaresinin, gümrük
kıymetinin belirlenmesi ile ilgili olarak ibraz edilen tutanak, belge veya
beyannamenin gerçeklik veya doğruluğunu araştırma hakkını sınırlamayacağı ve bu
hakkı tartışma konusu haline getirecek şekilde yorumlanamayacağı hükmüne yer
verilmiştir.
Gerek Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının
(GATT) VII'nci Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşma hükümleri, gerekse bu
anlaşmaya ilişkin yönetmelikte yer alan düzenlemeler karşısında; ithal edilen
eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde, öncelikle satış bedelinin esas
alınması, satış bedelinin esas alınması için gerekli koşulların mevcut
olmadığının tespit edilmesi halinde de sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması
gerektiği; ancak, gümrük idaresinin, her aşamada, beyan edilen satış bedelinin
gerçeği yansıtıp yansıtmadığını, araştırma hak ve yetkisine sahip olduğu
sonucuna varılmaktadır.
Dosyanın ve Dairemizin 27.5.2002 günlü ve E:2000/873;
K:2002/2094 sayılı kararının birlikte incelenmesinden; davacı Şirket tarafından,
gümrük vergisine esas kıymet olarak (6.8.1996 tarihli faturasına uygun şekilde)
beyan edilen 305.- Amerikan doları/ton birim kıymetin; ithalatın, paravan
firmalar aracılığıyla gerçekleştirildiğinin tespiti üzerine, önce, ithale konu
şekerin gerçek ihracatçısı Bulgar ... firmasınca bir başka Türk firmasına
düzenlenen 15.5.1996 tarihli faturada gösterilen 403,2 Amerikan doları/ton
birim kıymetin emsal alınması suretiyle ek tahakkuk yapıldığı; buna vaki
itirazın reddine dair işlemin iptali yolundaki Samsun Vergi Mahkemesi
kararının, Dairemizin, yukarıda anılan kararı ile, ek tahakkukta isabetsizlik
bulunmadığı gerekçesiyle bozulduğu; bu arada, Bulgaristan üzerinden
gerçekleştirilen şeker ithalatları ile ilgili olarak, Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığınca yapılan yurt dışı araştırmalar esnasında, işbu dosyada ithale
konu olan şekerin ihracatçısı olarak gözüken ... Limited firmasının paravan bir
firma olduğunun; şekerin, gerçekte, Bulgar ... firmasından alındığının, geçici
kabul yoluyla Bulgaristan'a girişinde ve Bulgaristan'dan Türkiye'ye sevki
esnasında, Bulgar gümrük makamlarına ibraz olunan belgelere göre, gerçek
kıymetinin, 405.- Amerikan doları/ton + 0,2 Amerikan doları/adet çuval
olduğunun tespit edildiği; ardından da, bu kıymetin esas alınması suretiyle, işbu
dosyadaki uyuşmazlığa konu ek tahakkukun yapıldığı; bir başka söyleyişle işbu
dosyadaki uyuşmazlığa konu ek tahakkukun, emsal kıymet uygulaması sonucu
yapılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda; yukarıda açıklanan tespitlere göre,
idarece tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından;
maddi olayın yanlış nitelendirilmesi suretiyle ve davacı Şirket tarafından
ithal anında ibraz edilen belgelerin gerçeği yansıtmadığına dair idarece
herhangi bir tespit yapılmadığı yolundaki gerekçeye dayalı olarak verilen iptal
kararında yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme
kararının bozulmasına, bozma kararı üzerine yeniden verilecek kararla birlikte
yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm
tesisine gerek bulunmadığına, 23.9.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.