Danıştay 7. Daire K:2004/2442, E:2004/89 Sayılı; Dava konusu yapılan ve davaların devamı sırasında, 4811 sayılı vergi barışı kanununun yürürlük tarihinden önce ödenen vergi ve cezaların, anılan yasanın 20`nci maddesinin 2`nci fıkrası uyarınca mahkemesi devam ederken talep edilmesi durumunda, nakden veya mahsuben iadesinin mümkün olduğu, konulu Karar
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE K:2004/2442, E:2004/89 SAYILI,
14.10.2004
TARİHLİ KARAR
Temyiz İsteminde Bulunan: ... Gıda Sanayi ve Ticaret
Limited Şirketi Vekili : Av. ...
Karşı Taraf : Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına
Mersin Gümrük Müdürlüğü MERSİN
İstemin Özeti : Davacı Şirket adına tescilli 10.8.2001
gün ve 7353 sayılı gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyalar nedeniyle
yapılan ek gümrük vergisi ve katma değer vergisi tahakkuku ile kesilen para
cezalarının iptali istemiyle açılan davaların devamı sırasında ödenen
tutarlardan, 4811
sayılı Yasaya göre ödenmesi gereken tutarların mahsubu ve fazlasının iadesi
istemiyle, anılan Yasadan yararlanmak için yapılan başvurunun reddine ilişkin
işlemin iptali ile fazladan ödenen tutarın, dava açma tarihinden itibaren
hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davayı; olayda,
gümrük vergileri ve cezalarının 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun yürürlük
tarihinden önce ödenmiş olması nedeniyle, aynı Yasanın 20'nci maddesinin 2'nci
fıkrasına göre iadelerinin mümkün olmadığı; söz konusu Yasanın 3'üncü
maddesinin Vergi Usul Kanununa göre yapılmış tarhiyatlar için geçerli olduğu;
iadesi istenilen ödemelerin ise, Gümrük Kanunundan kaynaklanmış olması dikkate
alındığında, davacı Şirketin 4811 sayılı Yasanın anılan hükmünden
yararlandırılmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle
reddeden Mersin Vergi Mahkemesinin 23.9.2003 gün ve E:2003/240; K:2003/633 sayılı
kararının; 4811 sayılı Yasanın 3'üncü maddesinin tüm kamu alacaklarını
kapsadığı; dava safhasında bulunan kamu alacağını davanın devamı sırasında
ödeyenlerin, ödemeyenlere göre farklı muameleye tabi tutulmalarının eşitliğe
aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği yolundadır.
Tetkik Hakimi Ergün Gökdam'ın Düşüncesi: Temyiz
dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin
1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi
reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı Emel Cengiz'in Düşüncesi: İdare ve
vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi
için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin 1'inci
fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu
maddeye yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz
edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Temyiz başvurusu; dava konusu yapılan ve davaların
devamı sırasında, 4811 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce ödenen gümrük
vergileri ile cezalarına ilişkin tutarlardan, anılan Kanuna göre ödenecek
tutarların mahsubu ve fazlasının iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine
ilişkin işlemin iptali ile fazla yapılan ödemenin, dava açma tarihinden
itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi
istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararının bozulması istemine
ilişkindir.
27 Şubat 2003 tarih ve 25033 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun 20'nci
maddesinin 2'nci fıkrasında; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan
ödemeler ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48'inci
maddesine göre tahsil edilen tecil faizlerinin bu Kanun hükümlerine
dayanılarak ret ve iadesinin yapılamayacağı; ancak, bu Kanunun 3'üncü
maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak dava konusu olan tarhiyatlara karşılık
bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ödeme yapılmış olması halinde, ödenen bu
tutarların vergi mahkemesinde devam eden davalar için bu maddeden yararlanılmak
üzere yapılan başvurular ile vergi mahkemesince verilmiş terkin kararları
üzerine nakden ya da mahsuben iade edilebileceği hükme bağlanmıştır.
Her ne kadar, yukarıda sözü edilen yasa hükmünde, 4811
sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ödemelerle ilgili olarak
yalnızca bu Kanunun 3'üncü maddesine gönderme de bulunulmuş ise de; aynı
Kanunun 1'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (d) bendinde, bu Kanun
hükümlerinin, "Devlete ait olup gümrük idareleri tarafından alınan ve bu
Kanunun ilgili bölümlerinde geçen bazı gümrük vergileri, para cezaları ve
gecikme zamları, hakkında uygulanır." şeklinde yer alan düzenleme
uyarınca, anılan madde hükmünün gümrük vergileri hakkında da uygulanması
gerekmektedir. Esasen; Kanun koyucu'nun 213 sayılı Vergi Usul Kanununun
kapsamında bulunan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerin mükellefleri
için tanımış olduğu bir durumdan, gümrük vergisi mükelleflerini yararlandırmak
istemediği gibi bir sonuca ulaşılması, Kanun koyucu'nun 4811 sayılı Kanunu
yürürlüğe koyarken gütmüş bulunduğu genel amaç ve Anayasanın eşitlik ilkeleri
karşısında olanaklı değildir.
Dolayısıyla; Kanunun, dava konusu yapılan vergi ve
cezalara karşılık olmak üzere, davanın devamı sırasında ödenen tutarların
nakden veya mahsuben iade edilebilme şartlarının düzenlendiği, 20'nci
maddesinin, Vergi Usul Kanunu kapsamında olup, dava safhasında bulunan vergi
alacaklarına ilişkin hükümlerin yer aldığı 3'üncü maddeye göndermede bulunması,
anılan 20'nci maddenin gümrük vergileri ile cezaları hakkında da, uygulanmasına
engel teşkil etmez.
Olayda; davacı Şirket tarafından dava konusu yapılan
ve davaların devamı sırasında, 4811 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce
ödenen gümrük vergileri ile cezalarına ilişkin tutarlardan, anılan Kanuna göre
ödenmesi gereken tutarların mahsubu ve fazladan ödenen kısmının iadesi
istemiyle, söz konusu Kanun hükümlerinden yararlanmak için yapılan başvurunun;
davalı İdarece, ödemelerin, Kanunun yürürlük tarihinden önce yapılması
nedeniyle kabul edilmemesinde, 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununun yukarıda
açıklanan 20'nci
maddesinin 2'nci fıkrasına uyarlık bulunmadığından, aksi yoldaki temyize
konu mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme
kararının bozulmasına; bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek kararla
birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca
hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 14.10.2004 gününde oybirliği ile karar
verildi.