Orman Kanununun 1/H maddesi ile 116`ncı maddesine 4999 sayılı kanun ile eklenen `kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler` ibaresinin yürürlükten kaldırılması hakkında karar
Anayasa
Mahkemesi Kararı
Esas
Sayısı : 2003/100
Karar
Sayısı : 2004/33
Karar
Günü : 17.3.2004
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından: 18.05.2005 tarihli, 25819 sayılı R.G.
sonuc VI
İPTAL DAVASINI
AÇANLAR : 1
- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER
2
- TBMM Anamuhalefet (Cumhuriyet Halk) Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri
Ali TOPUZ, K. Kemal ANADOL, Haluk KOÇ
İPTAL DAVASININ KONUSU : 5.11.2003 günlü, 4999
sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;
A - 1. maddesiyle
değiştirilen 31.8.1956 günlü, 6831
sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendinde yer
alan "… kızılağaçlıklar ile aşılı
kestanelikler, …" sözcüklerinin,
B- 13. maddesiyle
6831 sayılı Yasa'nın 116.
maddesinin birinci fıkrasının;
1 - (A) bendinin
değiştirilen birinci fıkrasında yer alan "…
kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, …" sözcüklerinin,
2 - (B) bendinin
birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın,
Anayasa'nın 2.,
35., 44. ve 169. maddelerine aykırılığı savıyla iptallerine ve yürürlüklerinin
durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I - İPTAL VE
YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMLERİNİN GEREKÇESİ
Dava dilekçelerinde, özetle, Orman Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre ülkemizde 100
bin hektar kestane ve kızılağaç ormanı bulunduğu, kızılağaç, biyolojisi gereği,
diğer orman ağaçlarıyla birlikte ya da dağınık kümeler biçiminde varlığını
sürdürebildiğinden, sözü edilen bu 100 bin hektar orman alanının da buna koşut
olarak dağınıklık gösterdiği; kestane ağacının birinci derece toprak kaymasına
açık yörelerden olan Doğu Karadeniz bölgesinin asli ağaç türü olup, odunundan kereste olarak yararlanıldığı;
kızılağaç ve kestane ağacı örtüsünün ölçüsüz bir şekilde kullanıma açılmasının
olumsuz sonuçlarının kısa sürede ortaya çıktığı, böylece, bunların hızla yok
olmasıyla daha da bozulan su ve toprak dengesi yüzünden toprak kaymaları ile
kayıplarının yaygınlaşıp yoğunlaşacağı; Anayasa'nın 44. maddesiyle Devlet'e,
toprağın erozyonla kaybedilmesini önlemek amacıyla gerekli önlemleri alma
görevi verildiği, kaybedilen toprak örtüsünün yeniden oluşması için binlerce
yılın geçmesi gerektiği, toprakla birlikte doğal besin maddelerinin de
kaybolduğu, erozyonla sürüklenen toprakların barajları doldurarak onların
ekonomik ömürlerini kısalttığı, bitki örtüsü ve toprağın olmadığı yüzeylerde
sel ve çığ felaketlerinin arttığı, iklim değişikliği ve bozulan denge sonucunda
doğal kaynaklar kaybedildiğinden toprağın aşındığı, bu nedenle, toprak
kayıplarının artmasına yol açacak olan söz konusu düzenlemenin Anayasa'ya uygun
düşmediği; Anayasa'nın 35. maddesinde de, herkesin mülkiyet hakkına sahip
olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve yasayla sınırlanabileceği ve
mülkiyet hakkının toplum yararına aykırı biçimde kullanılamayacağının
belirtildiği; Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nun kabul ettiği
31.07.2003 tarih ve 4965 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun'nun Cumhurbaşkanı'nca 1. ve 13. maddeleri Anayasa'ya aykırı
bulunarak yayımlanması uygun
görülmediğinden bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne
geri gönderildiği, Cumhurbaşkanı'nın geri gönderdiği ancak TBMM Genel
Kurulu'nun aynen kabul ettiği 4999 sayılı Kanun'un 6831 sayılı Orman Kanunu'nun
1. maddesinde yaptığı değişiklikle, kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin 1.
maddenin (G) fıkrasının kapsamından çıkartılarak (H) fıkrası kapsamına
sokulduğu, böylece kızılağaçlıklar ve
aşılı kestaneliklerin orman ağacı kapsamından çıkarılarak meyveli ağaç
kapsamına alındığı, dolayısıyla, orman alanlarının büyük ölçüde daraltıldığı;
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 116. maddesinde yapılan değişiklikle de,
kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin sahiplerinin kullanım koşullarının
değiştirildiği ve köy muhtarlarınca düzenlenen belge ile kesim yapılmasının
olanaklı hâle getirildiği, bu suretle, kızılağaçlıklar ve aşılı
kestaneliklerin, üzerinde bulundukları arazi sahiplerinin kullanımına açılırken
Anayasa'daki ormanların devletçe gözetilmesi ve denetlenmesi ilkesinden
vazgeçildiği, bu arada 4999 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önce, orman
sayılmayan özel mülkiyetteki tapulu arazide, ormanlarda doğal olarak yetişen ağaçlar,
fıstık çamları ya da palamut meşelerinden birinin orman yönetiminden izin
almadan kesilmesini suç sayan Orman Yasası'nın 116. maddesinin (B) bendinin
Anayasa'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ile bağdaşmadığı ileri sürülerek
itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'nde dava açıldığı, bu başvuru üzerine Anayasa
Mahkemesi'nin 13.4.1999 günlü, E.1997/75, K.1999/10 sayılı kararında, itiraz
konusu kuralın mülkiyet hakkını sınırladığının kuşkusuz olduğu, orman
sayılmayan sahipli yerlerdeki fıstık çamları üzerindeki mülkiyet hakkına
getirilen sınırlamanın konusunun bu ağaçları kesmeden önce yerel orman
idaresine haber vermek ve bir tutanakla belgelendirmek olduğu, kamu yararı
amacıyla getirilen bu sınırlama hakkın kullanılmasını ortadan kaldıran veya
önemli ölçüde zorlaştıran bir nitelik taşımadığından demokratik toplum
düzeninin gereklerine de aykırılık oluşturmadığının belirtildiği; öte yandan,
Anayasa'nın "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169. maddesinin
birinci fıkrasında, ormanların korunması ve alanlarının genişletilmesi için
gerekli yasaları çıkarıp önlemler almak ve yanan ormanların yerinde yeni orman
yetiştirmek ve onları gözetmek görevinin
Devlet'e verildiği, dördüncü fıkrasında da, orman olarak korunmasında bilim ve
fen bakımından yarar görülmeyen, tersine, tarım alanlarına dönüştürülmesinde
yarar olduğu saptanan yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen
yönünden orman niteliğini tam olarak yitiren tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik
gibi çeşitli tarım alanlarında ya da hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu
saptanan arazilerin şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu
yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamayacağının kurala
bağlandığı, bu nedenlerle, dava konusu kuralların Anayasa'nın 2., 35., 44. ve
169. maddelerine aykırılığı savıyla
iptalleri ve yürürlüklerinin durdurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
II - YASA
METİNLERİ
A - İptali
İstenen Yasa Kuralları
5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Yasa'nın iptali
istenen kuralları da içeren 1. ve 13.
maddeleri şöyledir:
1 - "MADDE 1.- 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 1 inci
maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
H) Orman sınırları içinde veya bitişiğinde
tapulu, orman sınırları dışında ise her türlü tasarruf belgeleri ile özel
mülkiyette bulunan ve muhitin hususiyetlerine göre yetişmiş veya yetiştirilecek
olan kızılağaçlıklar ile aşılı
kestanelikler, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri dahil olmak üzere
her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklar;"
2 - "MADDE 13.- 6831 sayılı Kanunun 116 ncı maddesinin birinci
fıkrasının (A) bendinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (B)
bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir:
(Ç) ve
(E) bentlerinde yazılı yerlerden, (D) bendindeki şehir mezarlıklarından, (H)
bendindeki her nevi meyveli ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerlerden (kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler,
fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri hariç), sahipleri her türlü zâti
ihtiyaçları ve pazar satışları için hiçbir kayıt ve şarta tâbi olmadan kesim ve
taşıma yapabilir.
Kızılağaçlıklar
ile aşılı kestaneliklerin sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları
ile pazar satışları için yapacakları kesimler; keşif, damga ve nakliye
işlemlerine tâbi olmayıp köy muhtarlığınca düzenlenecek belge ile yapılır."
B - Dayanılan
Anayasa Kuralları
Dava dilekçelerinde iptali istenilen kuralların Anayasa'nın 2., 35., 44.
ve 169. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
III - İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi
uyarınca E.2003/100 sayılı dosyada Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN,
Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Aysel PEKİNER, Ertuğrul ERSOY,
Tülay TUĞCU, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ın katılmaları ile 20.11.2003
tarihinde; E.2003/101 sayılı dosyada ise Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın
ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay
TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ın katılmaları ile
4.12.2003 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantılarında dosyalarda eksiklik
bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu
konudaki rapor hazırlandıktan sonra karara bağlanmasına oybirliği ile karar
verilmiştir.
IV - ESASIN İNCELENMESİ
Dava dilekçesi
ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, iptali istenen Yasa kuralları, dayanılan
Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinin birinci fıkrası gereğince Çevre ve
Orman Bakanı Osman PEPE, Bakanlık Müsteşar Yardımcısı Doç. Dr. Osman USLU ve 1.
Hukuk Müşaviri Şerife KUŞCUOĞLU ile İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat AYANOĞLU'nun 11.12.2003 günlü sözlü açıklamaları
dinlendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A -
Birleştirme Kararı
5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Orman Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un:
- 1. maddesiyle değiştirilen 31.8.1956 günlü, 6831
sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendinde yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı
kestanelikler, ..." sözcüklerinin,
- 13. maddesiyle
6831 sayılı Yasa'nın 116. maddesinin birinci fıkrasının;
(A) bendinin değiştirilen birinci fıkrasında
yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı
kestanelikler, ..." sözcüklerinin ve
(B) bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın,
iptali istemiyle
açılan 2003/101 esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle
2003/100 esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, esasının kapatılmasına, esas
incelemenin 2003/100 esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar
verilmiştir.
B - Anayasa Aykırılık Sorunu
Dava
dilekçelerinde, kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerin orman tanımı
kapsamından çıkarılarak bunların sahipsiz bırakıldığı, bu ağaçların sanayide
kullanılması amacıyla kontrolsüz bir
şekilde kesileceği, bunun ise ormanların yok olması sonucunu doğuracağı, belirtilen ağaç
sahiplerinin her türlü yapacak ve
yakacak ile pazar ihtiyaçları için yapacakları kesimlerin keşif, damga ve
nakliye işlemlerine tâbi tutulmayıp köy muhtarlıklarınca düzenlenecek bir belge
ile yapılabileceğinin öngörülmesinin, söz konusu ağaçları korumasız bırakacağı,
bu nedenlerle düzenlemenin Anayasa'nın 169. maddesine aykırı olduğu ileri
sürülmektedir.
Ormanların
taşıdıkları büyük önemi ve ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edildiği
gerçeğini gözönünde tutan Anayasakoyucu ormanların korunması ve geliştirilmesinin güvence altına
alınabilmesi için ayrıntılı düzenlemeler yapma zorunluluğunu duymuştur. Bu
bağlamda, Anayasa'nın "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169.
maddesinin ilk fıkrasında "Devlet, ormanların korunması ve sahaların
genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan
ormanların yerine yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve
hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir", üçüncü
fıkrasının ilk tümcesinde "Ormanlara zarar verebilecek hiç bir faaliyete izin verilemez" son fıkrasında da,
fıkrada belirtilen ayrık durumlar dışında "orman sınırlarında daraltma yapılamaz" denilmektedir.
Maddenin
gerekçesinde de bu hükümlerle orman tahribatı dolayısıyla meydana gelecek olan
erozyon ve sel tahribatına engel olmak, orman bütünlüğünü korumak, yeni orman
alanları tesis etmek ve ormanları devletin gözetiminde bulundurarak tekniğe
uygun verimli şekilde işletilmesini sağlamak amacı güdüldüğü belirtilmiştir.
Ormanların,
binlerce hektar arazide doğal olarak yetişen ağaçlarla birlikte, diğer
bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalar gibi
canlı varlıklarla toprak, hava, su, ışık ve sıcaklık gibi fiziksel çevre
faktörlerinin birlikte oluşturdukları
karşılıklı ilişkiler dokusunu yansıtan ekosistemler oldukları kuşkusuzdur.
Bu sistem içinde
yer alıp, bilim ve fen bakımından da orman ağacı olmadığı saptanmamış
kızılağaçlıkların ve aşılı kestaneliklerin orman tanımından çıkarılmasının
onların korunmasını engelleyerek Anayasa'nın 169. maddesinin sağladığı
güvenceden yoksun bırakacağı açıktır.
Öte yandan, dava konusu 4999 sayılı Yasa'nın 13.
maddesiyle 6831 sayılı Kanun'un 116. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin
birinci fıkrasında belirtilen ağaç sahiplerinin her türlü zâtî ihtiyaçları ve
pazar satışları düzenlenmiş, kızılağaçlar ile aşılı kestanelikler bunun dışında
tutularak aynı maddenin birinci fıkrasının (B) bendinin birinci fıkrasından
sonra gelmek üzere eklenen fıkra ile kızılağaçlar ile aşılı kestaneliklerin
sahiplerinin her türlü yapacak ve yakacak ihtiyaçları ile pazar satışları için
yapacakları kesimlerin keşif, damga ve nakliye işlemlerine tâbi olmadan köy
muhtarlıklarınca düzenlenen bir belge ile yapılacağı öngörülmüştür.
Yukarıda
belirtilen nedenlerle, kızılağaçlık ve aşılı kestaneliklerin orman kapsamı
dışına çıkarılması Anayasa'ya aykırı görüldüğünden, bu ağaçların orman ağaçlarından
yararlanılmasına ilişkin usûl ve esaslardan ayrılarak, sahiplerinin her türlü
yakacak ve yapacak ihtiyaçları ile pazar satışları için kesimlerinin köy
muhtarlığınca düzenlenen bir belge ile
yapılmasının öngörülmesi de aynı gerekçeyle Anayasa'nın 169. maddesinde
belirtilen ormanların korunmasına ilişkin ilkeye aykırı bulunmuştur.
Bu durumda dava
konusu kurallar, Anayasa'nın 169. maddesine aykırıdır, iptalleri gerekir.
Konunun
Anayasa'nın 2., 35. ve 44. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
V - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI KARARI
5.11.2003 günlü,
4999 sayılı "Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un:
A - 1.
maddesiyle değiştirilen 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1.
maddesinin ikinci fıkrasının (H) bendinde yer alan "... kızılağaçlıklar ile
aşılı kestanelikler, ..." sözcükleri,
B - 13.
maddesiyle 6831 sayılı Yasa'nın 116. maddesinin birinci fıkrasının;
1 - (A) bendinin değiştirilen birinci fıkrasında
yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcükleri,
2 - (B) bendinin
birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkrası,
17.3.2004 günlü,
E. 2003/100, K. 2004/33 sayılı kararla iptal edildiğinden, bu sözcükler ve
fıkranın, uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum
ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın
Resmî Gazete'de yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜKLERİNİN DURDURULMASINA,
17.3.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
VI - SONUÇ
5.11.2003 günlü,
4999 sayılı "Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un:
A - 1.
maddesiyle değiştirilen 31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1.
maddesinin ikinci fıkrasının (H)
bendinde yer alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..."
sözcüklerinin,
B - 13.
maddesiyle 6831 sayılı Yasa'nın 116.
maddesinin birinci fıkrasının;
1 - (A) bendinin değiştirilen birinci fıkrasında yer
alan "... kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikler, ..." sözcüklerinin,
2 - (B) bendinin birinci fıkrasından sonra gelmek
üzere eklenen fıkranın,
Anayasa'ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
17.3.2004 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.