Danıştay 7. Daire K: 2005/74, E:2002/1706 Sayılı; İdari itiraz aşamasında, idarece işin esasının incelenmesi suretiyle işlem tesis edilmiş olsa dahi, sürelerin kamu düzeninden olması sebebiyle, itirazın süresinde olup olmadığının yargı yerlerince re`sen gözetilmesi gerektiği, süresinde itiraz edilmediği durumlarda, davanın, bu sebeple (itirazın süresinde olmadığı gerekçesiyle) reddi gerektiği, konulu Karar
DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE
K: 2005/74, E:2002/1706 SAYILI,
01.02.2005
TARİHLİ KARARI
Temyiz İsteminde Bulunan: Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı adına Habur Gümrükleri Başmüdürlüğü - Habur/ŞIRNAK
Karşı Taraf : ?
Vekili : Av. ?
İstemin Özeti : Habur Gümrük Müdürlüğünde tescilli
3.12.1999 gün ve 592 sayılı tahakkuk kağıdı muhteviyatı eşyanın kıymetinin
düşük beyan edildiğinden bahisle, idarece saptanan kıymet esas alınarak yapılan
ek tahakkuka vaki itirazın reddine dair işlemi; beyannamenin tescil edildiği
tarihte yürürlükte bulunan 1615 sayılı Gümrük Kanununun 3968 sayılı Yasa ile
değişik 65'inci
maddesinden bahsederek; dosyanın incelenmesinden, yükümlü tarafından ithal
edilen eşyanın beyan edilen kıymetinin düşük bulunması üzerine, idarece yapılan
araştırma sonucunda tespit edilen, Halkalı Gümrük Müdürlüğünde tescilli
06.10.1999 gün ve 103619 sayılı giriş beyannamesi kapsamında ithal edilen aynı
cins eşyanın beyan edilen kıymetinin esas alınması suretiyle ek tahakkuk
yapıldığının anlaşıldığı; idarece yapılacak kıymet tespitlerinde; Gümrük
Tarifeleri ve Ticaret Genel
Anlaşmasının VII'nci Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmaya İlişkin
Yönetmeliğin 6 ila 12'nci maddelerinde yer alan yöntemlerin sırasıyla
uygulanması gerektiği, söz konusu yöntemlerin ilki olan 'satış bedeli yöntemi'nin
esas alınmama nedenleri açıklanmadan, ikinci sırada yer alan 'aynı eşyanın
satış bedeli yöntemi'ne göre kıymet araştırmasına gidilemeyeceği, bu durumda,
davacı adına yapılan ek tahakkukta yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle iptal
eden Diyarbakır Vergi Mahkemesinin 20.11.2001 gün ve E:2001/187; K:2001/470
sayılı kararının; davacının, ithal ettiği eşyaya ilişkin olarak beyan ettiği
kıymetin düşük bulunduğundan dolayı, ek tahakkuk yapıldığı; ithalatın dayanağı
satış sözleşmesinden, satış bedelinin net olarak tespit edilememesi nedeniyle,
aynı eşyanın satış bedeli yöntemine göre belirlenen kıymetin esas alındığı, bu
sebeple, yapılan ek tahakkukun yerinde olduğu ileri sürülerek bozulması
istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Tetkik Hakimi Çağlar Işık'ın Düşüncesi: Olayda, davacı
tarafından, ithal edilen eşyanın beyan edilen kıymetinin düşük bulunduğundan
bahisle yapılan ek tahakkuka vaki düzeltme başvurusunun reddine ilişkin karara,
4458 sayılı Kanunun 242'nci
maddesinin 3'üncü fıkrasında öngörülen yedi günlük itiraz süresi geçtikten
sonra itiraz edildiği açık olduğuna göre, davaya konu işlemin iptali istemiyle
açılan davanın, Mahkemece, itirazın süresinde yapılmamış olması sebebiyle reddi
gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle dava konusu işlemin iptali
yönünde verilen kararda isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabuli ile mahkeme
kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir..
Danıştay Savcısı Bilgin Arısan'ın Düşüncesi: İdare ve
vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi
için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu
maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz
edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Temyiz başvurusu; davacı tarafından ithal edilen
eşyanın, beyan olunan kıymetinin düşük bulunduğundan bahisle yapılan ek
tahakkuka vaki itirazın reddine ilişkin işlemi, 'satış bedeli yöntemi'nin esas
alınmama nedenleri açıklanmadan, 'aynı eşyanın satış bedeli yöntemi'ne göre
kıymet araştırmasına gidilemeyeceği, bu durumda, davacı adına yapılan ek
tahakkukta yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden mahkeme kararının
bozulması istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından beyan
olunan kıymetin düşük bulunması nedeniyle yapılan ek tahakkukun davacıya
7.11.2000 tarihinde tebliğ edildiği; davacının, 21.11.2000 tarihinde kayda
giren dilekçesiyle Habur Gümrük Müdürlüğüne başvurarak, düzeltme talebinde
bulunduğu; vaki düzeltme başvurusunun reddine dair kararın 11.12.2000 tarihinde
davacıya tebliği üzerine de Habur Gümrükleri Başmüdürlüğü kayıtlarına
19.12.2000 gününde giren dilekçe ile yapılan itiraz başvurusunun, davalı
Başmüdürlükçe, işin esasının incelenmesi suretiyle reddedildiği; söz konusu
itirazın reddine ilişkin işlemin, gerekçesi yukarıda açıklanan mahkeme kararı
ile iptal edildiği anlaşılmıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 242'nci maddesinin 3'üncü
fıkrasında, kişilerin, düzeltme taleplerine ilişkin kararlara, idari kararlara,
gümrük vergilerine ve cezalara karşı yedi gün içinde kararı alan gümrük
idaresinin bağlı bulunduğu gümrük başmüdürlüğü nezdinde itirazda
bulunabilecekleri hükmü yer almıştır.
Anılan düzenlemede öngörülen düzeltme ve itiraz
başvurularının, ihtilaf, yargı yerleri önüne getirilmeden önce, ilgililerce
tüketilmesi gereken mecburi idari başvuru yolları olduğu; bu başvurular için
öngörülmüş bulunan kanuni sürelerin, idari aşamada öngörülen sürelerden olsa da
kamu düzeniyle ilgili bulunduğu ve yargı yerlerince re'sen göz önüne alınacağı;
ek tahakkuka ilişkin düzeltme talebinin reddine dair karara karşı süresinden
sonra yapılan itirazın, her ne kadar davalı gümrük idaresince usulen
reddedilmeyip esastan incelenmiş olsa da, kanuni süre geçtikten sonra itiraz
edilmekle sakıt olan dava hakkını canlandırmayacağı tabiidir.
Olayda, davacı tarafından, ithal edilen eşyanın beyan
edilen kıymetinin düşük bulunduğundan bahisle yapılan ek tahakkuka vaki
düzeltme başvurusunun reddine ilişkin karara, anılan Kanunda öngörülen yedi
günlük süreden sonra itiraz edildiği açık olduğuna göre, davaya konu işlemin
iptali istemiyle açılan davanın, bu sebeple reddi gerekirken, Mahkemece, işin
esasının incelenmesi suretiyle, işlemin iptali yönünde verilen kararda yasal isabet
bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme
kararının bozulmasına; bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek kararla
birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta hüküm
tesisine gerek bulunmadığına, 01.02.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(DAN-DER; SAYI:109)