Danıştay 7. Daire K: 2005/3010; E:2002/1220; Dahilde işleme rejimi kapsamında sahte belge kullanılarak yapılan ithalat işlemleri sonrası gümrük Vergisinde Müsteselsil Sorumluluk Ve Gümrük Müşavirinin Sorumluluğu (2005/638)
DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRESİ K.2005/3010;
E.2002/1220 SAYILI
30.11.2005 TARİHLİ KARARI
Temyiz
İsteminde Bulunan: Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı adına Mersin Gümrük Müdürlüğü MERSİN
Karşı
Taraf : Gümrükleme Nakliye Depolama
Bakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Vekili : Av.
İstemin
Özeti : ... Gıda Sanayi ve Ticaret
Limited Şirketi adına Mersin Gümrük Müdürlüğünde tescilli 24.1.2000 gün ve 812
sayılı, 4.2.2000 gün ve 1319 sayılı, 16.2.2000 gün ve 1782 sayılı, 29.2.2000
gün ve 2222 sayılı, 21.3.2000 gün ve 2875 sayılı ve 20.4.2000 gün ve 4215
sayılı giriş beyannameleriyle, 27.12.1999 gün ve 1999/D1-8827, 6.3.2000 gün ve
2000/D1-3914 ve 3.4.2000 gün ve 2000/D1-3826 sayılı dahilde işleme izin
belgeleri kapsamında, işlendikten sonra yurt dışı edilmek üzere geçici olarak
yurda getirilen ham maddelere ilişkin dahilde işleme izin belgelerinin sahte
olduğunun tespit edildiğinden bahisle, giriş esnasında tahakkuk ettirilen
gümrük vergisinin ve kesilen 2 katı para cezasının gümrük müşaviri olan davacı
Şirketten tahsili amacıyla tesis edilen 19.7.2001 gün ve 4.06.15.01 sayılı
işlemin ve ceza kararlarının iptali istemiyle açılan davada; 4458 sayılı
Yasanın 181,
192 ve 229'uncu
maddelerinden bahsedilerek, olayda, davacı Şirket tarafından, dahilde işleme
izin belgesi sahibi ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen
ceza kararlarının iptali istenilmekte ise de, davacı Şirketin subjektif dava
açma ehliyetinin bulunmadığı; öte yandan, sahte olduğu tespit edilen izin
belgelerine uygunluk vizesi verilmesi ve idarece düzenlenen raporda, vekaleten
gümrük işlemlerini yürüten davacı Şirketin sahteliği bildiği yönünde bir
tespite yer verilmemesi karşısında, ilk görünüş karinesine göre söz konusu
belgelerin sahte olup olmadığının anlaşılamayacağı, ayrıca, davacı Şirket
yetkilisi …'nun sahte belge kullanması nedeniyle hakkında açılan davada, beraat
ettiği, bu durumda, olayda müteselsil sorumluluk koşullarının oluşmadığı
sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın, ceza kararlarına ilişkin kısmının
ehliyet yönünden reddine, 19.7.2001 tarihli işlemin ise iptaline yönelik İçel
İkinci Vergi Mahkemesinin 14.1.2002 gün ve E:2001/501; K:2002/2 sayılı
kararının, iptale ilişkin hüküm fıkrasının; dahilde işleme izin belgesinin bir
kısmının tamamen sahte olduğu, bir kısmının ise, ithalat limitlerinde tahrifat
yapılarak yükseltildiği tespit edildiğinden, 4458 sayılı Yasanın 229'uncu maddesinin
2'nci fıkrası uyarınca, davacı Şirket adına tesis edilen işlemde yasal
isabetsizlik bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın
Özeti: İstemin reddi gerektiği
savunulmuştur.
Tetkik
Hakimi Nazlı YANIKDEMİR'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen
iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu
maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz
istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Savcısı Emel CENGİZ'in Düşüncesi:
Gümrük müşaviri olan davacı şirketin temsil ettiği limited şirket adına
düzenlenmiş bulunan dahilde işleme izin belgelerinin sahte olduğundan bahisle,
müteselsil sorumluluğa göre tahakkuk ettirilen gümrük vergi ve resimleri ile
kesilen para cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı; para cezası
yönünden ehliyet noktasından reddeden, diğer kısım yönünden kabul eden mahkeme
kararı idarece temyiz edilmektedir.
4458 sayılı
Gümrük Kanununun 229'uncu maddesinin 2'nci bendinde, Gümrük Müşavirliğinin bir
tüzel kişilik oluşturularak yürütülmesi halinde tüzel kişilik ortaklarının
gümrük müşaviri olmasının zorunlu olduğu, bu durumda gümrük beyannamesi veya
beyanname kabul edilen diğer belgeler üzerine imzasını atmış olanların vergi
kaybına neden olan durumu bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde bunların,
gümrük idaresine karşı bağlı bulundukları tüzel kişilikle birlikte müteselsilen
sorumlu olacakları, bu hallerde ilgili gümrük müşavirinin kişisel cezai
sorumluluğu saklı kalmak kaydıyla, işlemi yapan kişi ile birlikte şirket de
gümrük idaresince alınan vergiler ve para cezaları yönünden müteselsilen
sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır.
Olayda,
dahilde işleme izin belgesinin sahteliğinden bahisle, yukarıda sözü edilen bent
uyarınca müteselsil sorumluluk yüklenerek davacı gümrük müşavirliği adına
tahakkuk yapılmış ise de; dosyadaki belgelerin incelenmesinden, adı geçen
belgenin sahte olduğu yolunda ileri sürülen hususların, idarenin kamu gücünü
kullanarak yaptığı inceleme ve araştırmaya dayandığı, gümrük müşavirlerinin bu
tür bir inceleme ve araştırma görevlerinin bulunmadığı, ayrıca sahte belge
tanzim etmek ve kullanmak açısından şirket yetkilisi kişi adına adli yargıda
açılan davanın sözü edilen kişinin beraati ile sonuçlandığı ve bu kararın
kesinleştiği dikkate alındığında , gümrük müşaviri olan davacı şirketin
işlemlerinde kullandığı dahilde işleme izin belgesinin sahte olduğunu bildiği
veya bilmesi gerektiği kabul edilemeyeceğinden, müteselsil sorumlu sıfatıyla
yapılan tahakkukta isabet görülmemiştir.
Açıklanan
nedenle, temyiz isteminin reddi ile, mahkeme kararının onanması gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren
Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dosyanın
incelenmesinden, davacının gümrük müşavirlik Şirketi olduğu, ... Gıda Sanayi ve
Ticaret Limited Şirketi adına tescilli gümrük giriş beyannameleriyle ithal
edilen eşyalar için düzenlenen dahilde işleme izin belgelerinin bir kısmının
sahte olduğunun, bir kısmının da üstündeki limitlerin artırıldığının tespiti
üzerine, ithal esnasında tahakkuk eden gümrük vergisinin ve kesilen 2 katı
tutarındaki para cezasına ilişkin kararın, ... Gıda Sanayi ve Ticaret Limited
Şirketinin bilinen adreslerine tebliğ edilememesi üzerine, 19.7.2001 günlü
işlemle davacı Şirkete tebliğ edildiği; söz konusu işlem ile para cezası
kararının iptali istemiyle açılan davada, Mahkemece, ceza kararlarının, ancak
adına düzenlenen kişi veya kurum tarafından dava konusu edilebileceği
gerekçesiyle davanın ceza kararına ilişkin kısmının ehliyet yönünden
reddedildiği; 19.7.2001 günlü işlemin ise, dahilde işleme izin belgelerinin
sahte olduğunun gümrük müşaviri tarafından anlaşılamayacağı ve aynı olay
nedeniyle ceza mahkemesinde açılan davada, davacı Şirket yetkilisi ?'nun
beraatine karar verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle iptal edildiği, kararın
iptale ilişkin hüküm fıkrasının, davalı idarece temyiz edildiği anlaşılmıştır.
4458 sayılı
Gümrük Kanununun 181'inci maddesinin 3'üncü fıkrasının 1'inci bendinde, 1'inci
fıkrada belirtilen rejimlerden biri için bulunulan beyanda kullanılan
verilerin, kanunen alınması gereken vergilerin tamamen veya kısmen tahsil
edilememesine sebep olduğu takdirde, beyanın yapılabilmesi için bu verileri
veren ve bu verilerin yanlış olduğunu bilen veya normal olarak bilmesi gereken
kişilerin de gümrük vergilerinden sorumlu olduğu, hükme bağlanmış; aynı Yasanın
225 'inci maddesinin 1'inci fıkrasında ise, eşyanın gümrükçe onaylanmış bir
işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetlerin, 5'inci madde
hükümleri çerçevesinde sahipleri ile bunların adına hareket edenler tarafından
doğrudan temsil yoluyla veya gümrük müşavirleri tarafından dolaylı temsil
yoluyla takip edilip ve sonuçlandırılacağı, belirtilmiş olup; 229'uncu
maddesinin 2'nci fıkrasında da, gümrük müşavirliğinin bir tüzel kişilik
oluşturularak yürütülmesi halinde, tüzel kişilik ortaklarının gümrük müşaviri
olmasının zorunlu olduğu; bu durumda, gümrük beyannamesi veya beyanname kabul
edilen diğer belgeler üzerine imzasını atmış olanların vergi kaybına neden olan
durumu bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde, bunların, gümrük idaresine
karşı bağlı bulundukları tüzel kişilikle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı;
bu hallerde, ilgili gümrük müşavirinin kişisel cezai sorumluluğu saklı kalmak
kaydıyla, gümrük idaresince alınan vergiler ve para cezalarından işlemi yapan
kişi ile birlikte şirketin de sorumlu tutulacağı hükmüne yer verilmiştir.
Müteselsil
borç; Borçlar Kanununun 141'inci maddesinde, alacaklıya karşı her biri borcun
tamamından sorumlu olmayı kabul eden veya kanunun açıkça bu şekilde sorumlu
kıldığı borçlular arasında mevcut olan borç olarak tanımlanmış; anılan Kanunun
142'nci maddesinde de; alacaklının, birden fazla borçlunun her birinden borcun
ifasını isteyebileceği ve borcun tamamı ifa edilinceye kadar bütün borçluların
mesuliyetinin devam edeceği belirtilmiştir.
Yukarıda
açıklanan düzenlemelerden; gümrük müşaviri aracılığıyla sahte dahilde işleme
izin belgeleri ile yapılan geçici ithalat sırasında tahakkuk eden gümrük
vergilerinin takibi için, alacaklı gümrük idaresinin tahakkuk safhasından
itibaren, her aşamada müşterek ve müteselsil sorumlulardan sadece birine ya da
aynı anda her ikisine vergi alacağının tahsili için başvurabileceği sonucuna
varılmıştır.
Davada;
davacı Şirketin temsilcisi … hakkında sahte dahilde işleme izin belgeleri
kullanmak suçuyla Mersin Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, sahteliği iddia
olunan belgenin elde edilemediği ve, bu nedenle, iğfal kabiliyeti yönünden
inceleme yapılamadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ise de; sahte
olduğu ileri sürülen dahilde işleme izin belgeleri vergilendirme işleminin
maddi sebebini oluşturmaktadır. Bir idari işlemin maddi sebebinin gerçeğe ve
hukuka uygunluğunun araştırılması ise, İdari Yargılama Hukukunun ve onun eseri
olan "Re'sen Araştırma İlkesi"nin gereği olarak davaya bakan idari
yargı yerine aittir. Söz konusu araştırma ise, davada, dahilde işleme izin
belgeleri üzerinde yapılabilecek niteliktedir. Bu bakımdan; sahte olduğu ileri
sürülen dahilde işleme izin belgeleri ilgili taraflardan getirtilerek, iğfal
kabiliyetleri uzman kişi ve kuruluşlara incelettirilmeksizin, ceza mahkemesi
kararı mesnet alınarak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen anılan karar
eksik incelemeye dayalı bulunmaktadır.
Açıklanan
nedenle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kararının temyize konu iptale
ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına; bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden
verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından,
bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 30.11.2005 gününde
oybirliği ile karar verildi.
BŞ/ÖEK