Uyuşmazlık Mahkemesi E: 2006-111; Gümrük İdaresince el konulup bir süre davalı İşletmenin ambarında muhafaza edilen eşyalar için tahsil edilen ardiye ücretinin, şirket yetkilisinin beraat etmesi nedeniyle iadesi üzerine tahsil tarihi ile iade tarihi arasında geçen süre için faiz istemiyle açılan davanın ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği, konulu Karar
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARLARI
ESAS NO: 2006/111
KARAR NO: 2006/139
KARAR TR: 2/10/2006
(Hukuk
Bölümü)
Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanlığından: 27.11.2006 tarihli, 26359
ÖZET: Gümrük İdaresince el konulup bir süre davalı
İşletmenin ambarında muhafaza edilen eşyalar için tahsil edilen ardiye
ücretinin, şirket yetkilisinin beraat etmesi nedeniyle iadesi üzerine tahsil
tarihi ile iade tarihi arasında geçen süre için faiz istemiyle açılan davanın
ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı: Velsan Elektronik San. ve Tic. Ltd. Şti.
Vekilleri: Av. M.B.- Av. H.K.
Davalı: T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi Genel
Müdürlüğü
Vekili: Av. S.Ç.
O L A Y: Davacı şirket tarafından ithal edilen porselenlere
Gümrük İdaresince el konularak, davalı İşletmeye ait ambara gönderilmiş ve bu
ambarda 1.2.2002-14.3.2002 tarihleri arasında muhafaza edilmiştir. Davalı
İşletme kendi tarifesine göre davacı şirketten ardiye ücreti tahsil etmiştir.
Daha sonra, davacı şirket yetkilisi aleyhine
kaçakçılık suçundan dolayı açılan kamu davasında, Ankara 1. Asliye Ceza
Mahkemesi'nin 13.5.2003 gün ve E:2003/146; K:2003/247 sayılı kararıyla, şirket
yetkilisinin beraatine, el konulan eşyaların iadesine karar verilmesi üzerine
ithal konusu porselenler davacı şirkete iade edilmiştir.
Bunun üzerine, davacı şirket, 27.8.2003 günlü dilekçe
ile davalı İşletmeye başvurarak, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler
Genel Müdürlüğü'nün 11.4.2002 gün ve B.02.1. Güm. 0.06.00.08.224.38 sayılı
yazısından söz ederek, şirketleri tarafından ödenen 59.792.700.000.- liranın
ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş yasal faizleri ile birlikte iadesini
istemiştir.
Davalı İşletme, 23.10.2003 günlü yazısı ile, tahsil
edilen ardiye ücretinden fazladan alınan 50.224.800.000.- liranın iadesinin
uygun görüldüğünü davacı şirkete bildirmiş ve bu tutarı ödemiştir.
Davacı şirket vekilince, Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 10.4.2002 gün ve 7618
sayılı yazısı ile ardiye ücretleri hakkındaki 8.7.1997 gün ve 1997/134
sayılı Genelge'ye göre, tahsil edilen ve bilahare iade edilen paranın tahsil
tarihlerinden itibaren ödeme tarihine kadar geçen süre zarfında uğranılan faiz
zararının tahsili amacıyla dava açmak zorunda kalındığı belirtilerek, fazlaya
dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000.000.000.- lira
tutarındaki faiz alacağının faizi ile birlikte tahsili amacıyla 5.12.2003
gününde adli yargı yerinde dava açılmıştır.
Davalı İşletme vekili, davacı şirket tarafından, 4736
sayılı Kanun'la 31.12.2001 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılan 30.1.1985
tarih ve 85/9053 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın uygulanması hususu ile
ilgili dava açıldığını, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 23.12.2002 gün ve E:2002/48;
K:2002/80 sayılı kararından bahisle, davada idari yargının görevli olduğunu
ileri sürerek görev itirazında bulunmuştur.
ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ; 5.5.2004 gün ve
E:2003/749; K: 2004/286 sayı ile, davanın, kaçak olmadığı anlaşıldığından
iadesine karar verilen eşyalar dolayısıyla geri ödenen ambar ücretiyle ilgili
faiz alacağı istemine ilişkin olduğu, davacı tarafından, ardiye ücretleri
hakkındaki Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün
8.7.1997 gün ve 1997/134 sayılı Genelgesi'ne dayanılarak istemde bulunulduğu,
oysa, söz konusu Genelgenin 8.1.2002 tarih ve 4736 sayılı Kanun'la ortadan
kaldırıldığı, dolayısıyla ortada idarenin bir düzenleyici işleminin söz konusu
olduğu, taraflar arasında imzalanmış bir sözleşme mevcut olmayıp, uyuşmazlığın
özünün genel düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge hükümlerinin istem tarihi
itibariyle davacıya uygulanmasının gerekip gerekmediğine, uygulanacak ise ne
şekilde uygulanması gerektiğine ilişkin bulunduğu, ilgilinin kararname
hükümlerinden yararlanma isteğinin idarece reddinin ancak idari bir davanın
konusunu oluşturabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
Görevsizlik kararının davacı şirket vekili tarafından
temyizi üzerine YARGITAY ONBİRİNCİ HUKUK DAİRESİ; 12.5.2005 gün ve E:
2004/8473; K: 2005/4999 sayı ile, davanın, davacının ithal ettiği eşyaya Gümrük
İdaresince kaçakçılık ihbarı üzerine el konularak davalıya ait gümrük ambarına
alınması, daha sonra davacı şirket yetkilisinin açılan ceza davasında beraat
etmesi nedeniyle davalı İşletmece tahsil edilen ardiye ücretinin Gümrükler
Genel Müdürlüğü'nün 1997/134 sayılı Genelge'si hükümleri uyarınca davacıya
iadesinin ardından tahsil ile iade tarihleri arasındaki bir tür munzam zarar
kapsamındaki faiz zararının davalıdan tahsili istemine ilişkin olduğu, davalı
İşletmenin yukarıda açıklanan el koyma ve ambar tevdi tasarruflarına herhangi
bir dahli bulunmadığı, kaçak zannı ile Gümrük İdaresince el konulan eşyaların
Gümrük İdaresine ait ambarlarda yer olmaması nedeniyle davalı İşletmeye ait
ambara tevdi edildiği, davalının kendi tarifelerine göre davacıdan ardiye
ücreti tahsil ettiği, Ceza Mahkemesinin beraat kararı üzerine de davacıya iade
ettiği, bu nedenle, gelişen ilişkinin davalı İşletme yönünden konu kuruluşun
sıfatı ile kamu otoritesine ve yetkisine dayalı re'sen ve tek yanlı bir idari
iş ve eylem olmadığı, davanın tamamen özel hukuk alanında kalan ardiye hizmet
ilişkisinden doğan zararın giderilmesine ilişkin bulunduğu, böyle bir uyuşmazlığa
Gümrük İdaresince çıkarılan Genelge hükümlerinin uygulanacak olmasının, idari
dava niteliği kazandıramayacağı, esasen dava konusu alacağın gerekçede
belirtildiği gibi 4736 sayılı Kanun'un uygulanması ile de ilgisinin
bulunmadığı, davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yargı yolu
yönünden görevsizlik kararı verilmesinin doğru görülmediği, kararın davacı
yararına bozulmasının icap ettiği gerekçesiyle söz konusu mahkeme kararını
bozmuştur.
ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ; 23.11.2005 gün ve
E:2005/327 sayı ile, davalı İşletme vekilinin önceki kararda direnilmesi
istemine rağmen, Yargıtay'ın bozma kararına uyulmasına karar vermiştir.
Davalı İşletme vekilinin olumlu görev uyuşmazlığı
çıkarılması yolundaki 7.12.2005 günlü dilekçesi üzerine, dava dosyası Danıştay
Başsavcılığı'na gönderilmiştir.
DANIŞTAY BAŞSAVCISI; Davacı şirket tarafından ithal
edilen eşyanın, kaçak zannıyla el konulup davalı idareye ait gümrük ambarında
muhafazası nedeniyle şirketçe ödenen ardiye ücretinin, şirket yetkilisi aleyhine
açılan ceza davasının beraatle sonuçlanması üzerine iadesi sırasında, paranın
tahsili ile iadesi tarihleri arasını kapsayan döneme ilişkin faiz zararının
ödenmesi istemiyle T.C.Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü'ne karşı
açılan ve Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2005/327 esasına kayıtlı
bulunan davada, davalı T.C.D.D Genel Müdürlüğü'nce, davanın görüm ve çözümünün
idari yargının görevine girdiği ileri sürülerek görev itirazında bulunulduğu ve
itirazın reddi üzerine olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasının istenildiği,
Anayasa'nın 125 inci maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan
zararı ödemekle yükümlü olduğunun belirtildiği, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 2 nci maddesinde idari dava türlerinin sayıldığı, bu maddenin
(1/b) bendinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtel olanlar
tarafından açılacak tam yargı davalarının, görüm ve çözümü idari yargının görev
alanına giren idari dava türleri arasında sayıldığı, öte yandan, 7.2.1985 günlü
ve 18659 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 85/9053 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesinde, T.C. Devlet Demiryolları İşletmesi
Genel Müdürlüğü ile diğer Kamu Kurum ve Kuruluşlarına ait depo ve sundurmalarda
bulunan ve kaçak zannı ile el konulduğu halde, daha sonra yetkili mahkemelerce
kaçak olmadığına ve sahiplerine iadesine karar verilenler için el konulduğu
tarih ile mahkeme kararının kesinleştiği tarih arasında tahakkuk eden her türlü
eşya ve vasıtaya ait ardiye ücretinin alınmayacağı kurala bağlanmış, 8.7.1997
günlü ve 1997/134 sayılı Gümrükler Genel Müdürlüğü Genelgesi'nin 1.maddesinde
de aynı kurala yer verilerek, kaçak zannı ile el konulup Gümrük ve Tekel
İdarelerine ait ambarlarda yer olmaması nedeniyle Denizcilik Bankası, TCDD
İşletmeleri, özel sundurmalara teslim edilen eşya ve vasıtalardan kesin olarak
kaçak olmama nedeniyle sahibine iadesine veya müsaderesine karar verilmesi
halinde, olaya kaçakçılık nedeniyle el konulduğu tarih ile kesinleşmiş kararın
ilgiliye veya vekiline tebliğ edildiği tarihe kadar tahakkuk edecek ardiye
ücretinin Bakanlıkça ödeneceği, diğer durumlarda ilgilisince ödeneceğinin
belirtildiği, bakılan davada; davacı şirketçe ithal edilen eşyanın kaçakçılık
ihbarı üzerine el konularak davalı idareye ait gümrük ambarlarına alınması
üzerine, davalı idare tarafından ardiye ücretinin davacıdan tahsil edildiği,
bilahare şirket yetkilisi hakkında açılan ceza davasının beraatle sonuçlanması
nedeniyle Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 8.7.1997 günlü ve 1997/134 sayılı
Genelge'si uyarınca söz konusu ücretin davacı şirkete iade edildiği, bu kez
davacı şirketçe ödenen ücretin tahsil tarihi ile iade tarihleri arasında geçen
süreye ilişkin faiz zararının tazmini istemiyle işbu davanın açıldığının
anlaşıldığı, uyuşmazlığın, gümrük idaresinin, kaçak zannıyla T.C.D.D ambarında
muhafaza altına aldığı ve gözetim ve denetimi altında bulunan eşyadan dolayı
tahakkuk eden ve idarece yürürlüğe konulan düzenleyici bir işleme dayanarak
davacıya iade ettiği ardiye ücretinin, idare tasarrufunda kaldığı süre için
faiz isteminden kaynaklandığı, bu durumda, depolama ücretinin söz konusu
Bakanlar Kurulu Kararı ve 1997/134 sayılı Genelge uyarınca ilgilisine iadesine
karar verildiği, dolayısıyla meydana geldiği ileri sürülen maddi kayıpların
doğrudan tek taraflı idari işlemin uygulanmasıyla ilgili olduğu, ardiye
sözleşmesinden kaynaklanmayan ve ondan ayrılabilir nitelikte bulunan faiz zararının
tazmini istemiyle açılan davanın görüm ve çözümünün, idari işlemlerden dolayı
zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davalarına bakmakla görevli
olan idari yargı yerlerine ait bulunduğu, her ne kadar, ardiye ücreti, T.C.D.D
tarafından tahsil edilmiş ve bu kurum tarafından iade edilmişse de, bu
işlemlerin Gümrük ve Tekel Bakanlığı'nın işlemleri ile gümrük mevzuatına
dayanılarak yapılmış bulunması karşısında Ankara Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nin
davalı Genel Müdürlüğün yerinde bulunan görev itirazının reddine ilişkin
kararının kaldırılması gerektiği, bu nedenle, 2247 sayılı Kanun'un 10 uncu
maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması ve dosyanın Uyuşmazlık
Mahkemesi'ne gönderilmesi yolunda yazılı düşünce vermiştir.
Başkanlıkça 2247 sayılı Yasa'nın 13. maddesine göre
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın da yazılı düşüncesi istenilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI ; Davanın, Gümrük
İdaresi tarafından kaçak zannı ile el konulan emtianın davalı idarenin
ambarında muhafazası nedeniyle davacı şirket tarafından ödenen ardiye ücretinin
şirket yetkilisinin ceza davasında beraat etmesiyle iadesi üzerine, ödendiği
tarihle iadesi tarihi arasındaki döneme ilişkin faiz alacağı isteminden ibaret
olduğu, Ankara Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nin 2005/327 esasına kayıtlı bulunan
davacı Velsan Elektrik Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davalı
TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'ne karşı açılan davada 3.000.000.000 TL faiz
alacağının tahsilinin talep edildiği, davalı süresinde yargı yolu itirazında
bulunarak davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini iddia ettiği,
Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 05.05.2004 tarih ve
2003/749-2004/286 sayılı kararla, davalı tarafça 08.07.1997 günlü 1997/l34
sayılı Gümrükler Genel Müdürlüğü Genelgesine dayanıldığı, anılan Genelgenin 1.
maddesinde, kaçak zannı ile el konulup Gümrük ve Tekel İdaresine ait ambarlarda
yer olmaması nedeniyle Denizcilik Bankası, TCDD İşletmeleri, Özel Sundurmalara
teslim edilen eşya ve vasıtalardan kesin olarak kaçak olmama nedeniyle el
konulduğu tarih ile kesinleşmiş kararın ilgiliye veya vekiline tebliğ edildiği
tarihe kadar tahakkuk edecek ardiye ücretinin Bakanlık tarafından ödeneceği,
diğer durumlarda ilgilisince ödeneceği belirtilmiş olmakla; ortada idarenin
düzenleyici bir işleminin söz konusu olduğu, taraflar arasında imzalanmış bir
sözleşme mevcut olmayıp uyuşmazlığın özünün düzenleyici işlem niteliğindeki
genelge hükümlerinin istem tarihi itibariyle davacıya uygulanıp uygulanmayacağı
noktalarında toplandığı, ilgilinin kararname hükümlerinden yararlanma isteğinin
reddinin idari bir davanın konusunu oluşturabileceği gerekçesiyle yargı yolu
yönünden görevsizlik kararı verildiği, davacının temyizi üzerine Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi tarafından, 12.05.2005 tarihli kararla, adli mahkeme görevli
olduğundan karar bozulmakla, mahkeme tarafından bozma ilamına uyulduğu,
davalının 26.4.2006 tarihli dilekçesiyle olumlu görev uyuşmazlığı çıkarma
isteminde bulunduğu, uyuşmazlığın, davacının ithal ettiği eşyaya Gümrük İdaresi
tarafından kaçak ihbarı üzerine el konularak davalı TC. Devlet Demiryolları
İşletmesi Genel Müdürlüğü'ne ait ambara konulduğu, davacı şirket yetkilisinin
ceza davasında beraat etmesi nedeniyle davalı İşletme tarafından tahsil edilen
ardiye ücretinin Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 1997/134 sayılı Genelge'si
hükümleri uyarınca davacıya iade edildiği tarihle ödendiği tarih arasındaki bir
tür munzam zarar kapsamındaki faiz alacağının davalıdan tahsili istemine
ilişkin olduğu, davalı ile davacı arasındaki ilişkinin özel hukuk anlamında
ardiye hizmet ilişkisi olup, bu ilişkiden doğan zararın giderilmesinin
istendiği, kaçak zannı ile Gümrük İdaresi tarafından el konulan eşyaların
Gümrük ve Tekel İdarelerine ait ambarlarda yer olmadığından davalı İşletmeye
ait ambara bırakıldığı ve davalının kendi tarifelerine göre davacı şirketten
ardiye ücreti tahsil ettiği, aralarındaki ilişkinin kamu otoritesine ve
yetkisine dayalı tek yanlı ve resen bir idari iş ve eylem olmadığının açık
bulunduğu, bu nedenlerle, açılan davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri
görevli bulunduğundan, Danıştay Başsavcılığı'nın 2247 sayılı Uyuşmazlık
Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Yasa'nın 10. maddesi gereğince yapmış
olduğu başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün, Ahmet
AKYALÇIN'ın Başkanlığında, Üyeler: M. Lütfü ÜÇKARDEŞLER, Coşkun ÖZTÜRK, Serap
AKSOYLU, Z. Nurhan YÜCEL, Abdullah ARSLAN ve Levent ÖZÇELİK'in katılımlarıyla
yapılan 2.10.2006 günlü toplantısında;
I-İLK İNCELEME :Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın
27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; davalı İşletme vekilince anılan
Yasa'nın 10. maddesinde öngörülen şekilde görev itirazında bulunulduğu ve 12.
maddede öngörülen süre içinde başvurulduğu, bu nedenle Danıştay Başsavcısı
tarafından Yasa'da öngörülen usul ve yönteme uygun biçimde olumlu görev
uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi bir noksanlık
bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar
verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Nurdane
TOPUZ'un, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile
dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay
Cumhuriyet Savcısı Ahmet BEŞİNCİ'nin davada adli yargının görevli olduğu,
Danıştay Savcısı Gülen AYDINOĞLU'nun, davada idari yargının görevli olduğu
yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP
DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından
ithal edilen porselenlerin, Gümrük İdaresince el konularak, davalı İşletmeye
ait ambara gönderildiği ve bu ambarda 1.2.2002-14.3.2002 tarihleri arasında
muhafaza edildiği, davalı İşletmenin kendi tarifesine göre davacı şirketten
ardiye ücreti tahsil ettiği, daha sonra, davacı şirket yetkilisi aleyhine
kaçakçılık suçundan dolayı açılan kamu davasında, Ankara 1. Asliye Ceza
Mahkemesi'nin 13.5.2003 gün ve E:2003/146;K:2003/247 sayılı kararıyla, şirket
yetkilisinin beraatine, el konulan eşyaların iadesine karar verilmesi üzerine
ithal konusu porselenlerin iade edildiği, davacı şirketin, 27.8.2003 günlü
dilekçe ile davalı İşletmeye başvurarak, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı
Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 11.4.2002 tarih B.02.1. Güm. 0.06.00.08.224.38
sayılı yazısından söz ederek, şirketleri tarafından ödenen 59.792.700.000.-
liranın ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş yasal faizleri ile birlikte
iadesini istediği, davalı İşletmenin, 23.10.2003 günlü yazısı ile, tahsil
edilen ardiye ücretinden fazladan alınan 50.224.800.000.- liranın iadesinin
uygun görüldüğünü davacı şirkete bildirdiği ve bu tutarı ödediği, bunun
üzerine, tahsil edilen ve bilahare iade edilen paranın tahsil tarihlerinden
itibaren ödeme tarihine kadar geçen süre zarfında uğranılan faiz zararının
tahsili amacıyla dava açmak zorunda kalındığı belirtilerek, fazlaya dair talep
ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000.000.000.- lira tutarındaki faiz
alacağının faizi ile birlikte tahsili amacıyla davacı şirket vekili tarafından
adli yargı yerinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Buna göre, davalı İşletmenin ithal konusu porselenlere
el koyma konusunda herhangi bir dahlinin bulunmadığı, olayla ilgisinin, Gümrük
İdaresince el konulan porselenleri bir süreliğine ambarında muhafazası
sonucunda davacı şirketten ardiye ücreti tahsil etmesinden kaynaklandığı, bu
haliyle davanın, özel hukuk alanında kalan ardiye hizmet ilişkisinden doğan
zararın giderilmesine ilişkin bulunduğu açıktır.
Davacı şirket, ardiye ücretinin faizi ile birlikte
iadesi istemiyle davalı İşletmeye hitaben verdiği dilekçesinde ve dava
dilekçesinde, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün
yazısından ve bu yazıda sözü edilen 1997/134 sayılı Genelge'den söz etmiş;
davalı İşletme ise, 30.1.1985 gün ve 85/9053 sayılı Kararname'nin uygulanması
ile ilgili olarak dava açıldığını, 4736 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılan
bu Kararnamenin idare hukukunu ilgilendiren genel düzenleyici işlem niteliğinde
olduğunu, bu nedenle, davanın görüm ve çözümünde idari yargının görevli
bulunduğunu ileri sürmüş ise de, bu durum, davacı şirket ile davalı İşletme
arasındaki özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan zararın giderilmesine ilişkin
bulunan davaya idari dava niteliği kazandırmayacağından, uyuşmazlığa konu
edilen davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısı'nca yapılan
başvurunun reddi gerekmiştir.
SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli
olduğuna, bu nedenle Danıştay Başsavcılığı'nın BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 2.10.2006
gününde Üye Z.Nurhan YÜCEL'in KARŞIOYU ve OYÇOKLUĞU İLE, KESİN OLARAK karar
verildi.