Danıştay 7. Daire K: 2006/1710; E:2005/3482; Para cezalarının dayanağını oluşturan vergilere ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık zaman aşımı süresi geçirildikten sonra yapılmış olması ve davalı idarece de, beyanname nedeniyle, tahakkuk zaman aşımı süresi içerisinde zaman aşımını durduracak idari dava veya ceza davası açıldığı ya da gümrük yükümlülüğünü doğuran olayın ceza uygulamasını gerektirmesi nedeniyle ilgililer hakkında açılmış bir ceza davasının varlığı konusunda herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmamış bulunması karşısında; zaman aşımına uğraması nedeniyle alınması olanaklı olmayan vergilere dayanılarak ceza uygulanamayacağı, konulu Karar
DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE K: 2006/1710,
E:2005/3842
23/05/2006 TARİHLİ KARARI
ÖZET: Para cezalarının dayanağını oluşturan vergilere
ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık
zaman aşımı süresi geçirildikten sonra yapılmış olması ve davalı idarece de,
beyanname nedeniyle, tahakkuk zaman aşımı süresi içerisinde zaman aşımını
durduracak idari dava veya ceza davası açıldığı ya da gümrük yükümlülüğünü
doğuran olayın ceza uygulamasını gerektirmesi nedeniyle ilgililer hakkında açılmış
bir ceza davasının varlığı konusunda herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmamış
bulunması karşısında; zaman aşımına uğraması nedeniyle alınması olanaklı
olmayan vergilere dayanılarak ceza uygulanamayacağı hakkında.
Temyiz İsteminde Bulunan :Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı adına Haydarpaşa Gümrük
Müdürlüğü İSTANBUL
Karşı Taraf :?
Kimya Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Vekili : Av. ?
İstemin
Özeti: Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğünde
tescilli 10.5.2000 gün ve 25922 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi
muhteviyatı eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle ek olarak
tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergilerinin üç katı tutarında para
cezası uygulanmasına dair kararlara vaki itirazın reddine ilişkin işlemleri;
para cezalarının dayanağı vergilerin ek tahakkukuna vaki itirazın reddine
ilişkin işlemin, Mahkemelerinin 7.1.2005 gün ve E:2004/854; K:2005/11 sayılı
kararıyla iptal edilmiş olması karşısında, tesis edilen işlemlerde hukuka
uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal eden İstanbul Yedinci Vergi Mahkemesinin
12.5.2005 gün ve E:2004/2092; K:2005/1370 sayılı kararının; idari yargı
mercilerine başvurulmasının idarelerin ceza uygulamalarını engellemeyeceği gibi
para cezalarının dayanağı vergilerin ek tahakkukuna vaki itirazın reddine ilişkin
işlemi iptal eden mahkeme kararının bozulması istemiyle, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 45'inci
maddesi uyarınca itiraz başvurusunda bulunulduğu; cevaplı rapor uyarınca tesis
edilen işlemlerin yerinde olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın
Özeti: İstemin reddi gerektiği
savunulmuştur.
Tetkik
Hakimi Abidin İLDEŞ'in Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer
vergilerinin üç katı tutarında para cezası uygulanmasına dair kararlara vaki
itirazın reddine ilişkin işlemler, Mahkemece, yazılı gerekçeyle iptal edilmiş
ise de; ceza kararlarına dayanak alınan vergilerin ek tahakkukuna vaki itirazın
reddine ilişkin işlemi iptal eden mahkeme kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanununun 45'inci maddesi uyarınca itiraz edildiği anlaşıldığından;
uyuşmazlık hakkında, sözü edilen itiraz incelemesi sonucu verilen kararla oluşacak
hukuki duruma göre, yeniden karar verilmesi gerekli bulunmaktadır.
Bu nedenle, mahkeme kararının bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay
Savcısı Emel CENGİZ'in Düşüncesi:
Davacı şirket adına tescilli gümrük giriş beyannamesiyle ithali yapılan kimyasal
eşyanın beyan edilen kıymetinin düşük bulunduğunun idarece yapılan incelemede
anlaşıldığından bahisle, tespit edilen fiyat üzerinden yapılan ek tahakkuka
bağlı olarak kesilen para cezasına vaki itirazın reddi üzerine açılan davayı
kabul eden vergi mahkemesi kararı temyiz edilmektedir.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 24'üncü
maddesinde; ithalatta gümrük kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu, satış
bedelinin Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28. maddelere göre
gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiillen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu,
fiillen ödenen veya ödenecek fiyatın da, ithal eşyası için alıcının, satıcı
veya satıcı yararına yaptığı veya yapması gereken ödemeler toplamı olduğu hükme
bağlanmıştır.
Buna göre dosyada mevcut cevaplı raporun
incelenmesinden; davacı şirketin söz konusu kimyasal eşyayı düşük kıymetle
ithal ettiği, aradaki kıymet farkının çeşitli banka şubeleri aracılığı ile
ihracatçı firmalara transfer edildiği, bu tutarların ithalat sırasında beyan
edilmediği ve muhasebe kayıtlarında da gösterilmediği, zamanla eşya birim
kıymetinin 900 $/ton'a çıkarıldığı, halen bu fiyat üzerinden ithalatın
yapıldığı, mal bedelininin yaklaşık iki katı tutarındaki fazla transferlerin
serbest transfer adı altında yapıldığı, eşyadaki fiyat artışının kalite artışı
ile ilgilendirilemeyeceği, çünkü satış sözleşmelerinde eşya kalitesinin
değişmeyeceğinin karşılıklı olarak garanti altına alındığı, böylece eşyanın
ithal birim kıymetinin, davacı tarafından 2003 yılının Haziran ayı için beyana
edilen 900 $/ton olması gerektiğinin tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirket tarafından her ne kadar eşya fiyatının
kalitenin yükselmesi sonucu arttığı, yurt dışındaki fabrikanın kaliteli mal
üretimi yapabilmesi amacıyla teknolojisini yenilemesi için karşılığını mal
olarak almak üzere toptan sipariş bedeli ile birlikte bir miktar kredi
verdikleri ileri sürülmekte ise de; davacı tarafından söz konusu iddiaların
kanıtlanması biçiminde hiçbir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı gibi,
dosyada mevcut sözleşmelerin incelenmesinden de, ileri sürülen hususların
dayanağının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, beyan olunan eşya kıymetinin düşük
bulunduğundan bahisle idarece davacı şirketin aynı ithal konusu eşya için beyan
edilen fiyatın esas alınması suretiyle yapılan ek tahakkkukta isabetsizlik
görülmediğinden, buna bağlı olarak kesilen para cezasına konu işlemin de yerinde
olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulüyle mahkeme kararının bozulması
gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; davacı Şirket adına tescilli
10.5.2000 gün ve 25922 sayılı sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi kapsamı
eşyanın kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle yapılan ve 4.11.2003 gün
ve 2003/1868-R-100931 sayılı yazıyla tebliğ edilen gümrük ve katma değer
vergileri ek tahakkukunun kesinleşmesinden sonra alınan, sözü edilen vergilerin
üç katı tutarında para cezası uygulanmasına dair kararlara vaki itirazın
reddine ilişkin işlemlerin, Mahkemece, istemin özeti bölümünde yazılı gerekçe
ile iptal edildiği anlaşılmıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 181'inci
maddesinin 1'inci fıkrasında; gümrük yükümlülüğünün ithalat vergisine tabi
eşyanın serbest dolaşıma girmesiyle doğacağı; 2'nci fıkrasında da, gümrük
yükümlülüğünün, söz konusu gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı
belirtilmiş; aynı Kanunun 197'nci maddesinin 2'nci fıkrasında da, yapılan
denetimler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1'inci
fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilmeyen gümrük vergilerine ilişkin
tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde
yapılacağı; şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak
dava açılmasının zaman aşımını durduracağı; 4'üncü fıkrasında, gümrük vergileri
alacaklarının, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve suçun
zaman aşımının daha uzun bulunması halinde, bu alacakların Türk Ceza
Kanunundaki dava ve ceza zaman aşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil
edileceği hükme bağlanmıştır. Bu hükümlere göre; yapılan denetimler sonucunda
hiç alınmadığı ya da noksan alındığı tespit edilen vergilere ilişkin tebligatın
gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içerisinde yapılması
gerekiyorsa da; gümrük yükümlülüğünü doğuran olayla ilgili olarak, sözü edilen
süre içerisinde dava açılması halinde, zaman aşımının durduğu sürece veya
davanın sonuçlanmasından sonra kalan süre içerisinde tahakkuk işlemi yapılarak
mükellefine tebliğ edilebileceği gibi, gümrük vergileri alacaklarının ceza
uygulanmasını gerektiren bir fiile ilişkin olması durumunda da, tahakkukun
suçun tabi olduğu zaman aşımı süresi içerisinde yapılması olanaklı
bulunmaktadır.
Öte yandan; 4458 sayılı Gümrük Kanununun 234'üncü
maddesinin 1'inci fıkrasının (b) bendinde, kıymeti üzerinden gümrük vergisine
tabi eşyanın beyan edilen kıymetinin, muayene ve denetleme sonucunda, bu
Kanunun 23 ila 31'inci maddelerinde yer alan hükümler çerçevesinde belirlenen
kıymete göre noksan bulunması halinde noksanlığa ait vergiden başka, bu vergi
farkının üç katı para cezası alınacağı hükmüne yer verildiğinden, para cezası
kararı alınabilmesi için, öncelikle, ortada, alınması gereken bir verginin
bulunması gerekmektedir.
Olayda; davacı şirket adına alınan ceza kararlarına
konu para cezalarının dayanağını oluşturan vergilere ilişkin tebligatın, gümrük
yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık zaman aşımı süresi geçirildikten
sonra yapılmış olması ve davalı idarece de, beyanname nedeniyle, tahakkuk zaman
aşımı süresi içerisinde zaman aşımını durduracak idari dava veya ceza davası
açıldığı ya da gümrük yükümlülüğünü doğuran olayın ceza uygulanmasını
gerektirmesi nedeniyle ilgililer hakkında açılmış bir ceza davasının varlığı
konusunda herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmamış bulunması karşısında; zaman
aşımına uğraması nedeniyle alınması olanaklı olmayan vergilere dayanılarak ceza
uygulanması hukuka uygun olmayacağından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen
iddialar, sonucu itibarıyla yerinde bulunan mahkeme kararının bozulmasını
gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddine, 23.5.2006
gününde oybirliği ile karar verildi.
BŞ/ÖEK