Danıştay 7. Daire K: 2006/3074; E:2006/1212; Vergi tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlem ile para cezası kesilmesine ilişkin işlemlerin ayrı ayrı işlemler olması ve iki işlem arasındaki ilişkinin birinin diğerinin matrahını oluşturmaktan ibaret bulunması nedeniyle, ek tahakkuka vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmış olmasının, para cezası uygulamasına engel oluşturmayacağı, konulu Karar
DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE: K;2006/3074,
E;2006/1212
31/10/2006 TARİHLİ KARARI
ÖZET: Vergi tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlem ile para
cezası kesilmesine ilişkin işlemlerin ayrı ayrı işlemler olması ve iki işlem
arasındaki ilişkinin birinin diğerinin matrahını oluşturmaktan ibaret bulunması
nedeniyle, ek tahakkuka vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle
dava açılmış olmasının, para cezası uygulamasına engel oluşturmayacağı hakkında.
Temyiz
İsteminde Bulunan: Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı adına
Karşı Taraf
: ? İthalat İhracat ve Ticaret
Limited Şirketi
Vekili : Av.
?
İstemin
Özeti: Davacı Şirket adına tescilli
21.6.2002 gün ve 26632 sayılı gümrük giriş beyannamesi ile ithal edilen eşyanın
kıymetinin noksan beyan edildiğinden bahisle tahakkuk ettirilen gümrük vergisi
üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine
ilişkin işlemi; olayda, davacı Şirket tarafından ithal edilen eşyanın
kıymetinin düşük bulunduğundan bahisle, tahakkuk ettirilen katma değer vergisi
üzerinden para cezası kararı alınmış ise de; ek tahakkuka vaki itirazın reddine
ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açıldığı; 4458 sayılı Gümrük Kanununun
245'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında yer alan, anılan kararlara karşı idari
yargı yerine başvurulmasının kararın idare tarafından uygulamasına engel
oluşturmayacağına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesince verilen 18.10.2005 gün
veE:2003/7; K:2005/71 sayılı kararla iptal edildiği dikkate alındığında, ek
tahakkukun kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, 4458 sayılı Gümrük
Kanununun 232'inci
maddesi uyarınca alınan para cezası kararında hukuka uyarlık bulunmadığı
gerekçesiyle iptal eden İstanbul Altıncı Vergi Mahkemesinin 28.2.2006 gün ve
2005/1703; K2006/472 sayılı kararının; 4458 sayılı Gümrük Kanununun 232'inci
maddesi uyarınca, idari yargı yerine başvurulmasının para cezası uygulanmasına
engel oluşturmayacağı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın
Özeti: Savunma verilmemiştir.
Tetkik
Hakimi Bülent SEYİTDANLIOĞLU'nun Düşüncesi: Olayda; üzerinden para cezası alınan ek tahakkuka vaki itirazın iptali
istemiyle dava açılmış ise de, yukarıda açıklanan kanun hükümlerine göre, vergi
tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlem ile para cezası kesilmesine ilişkin
işlemlerin ayrı ayrı işlemler olması, para cezası kesilmesine ilişkin işlemin
sebebinin yalnızca ek tahakkukun kesinleşmesinin olmaması, diğer unsurlara da
bağlı bulunması, yasanın tahakkukun kesinleşmesi şartını aramasının nedeninin
zıyaa uğratılan verginin saptanması amacını taşıması karşısında, ek tahakkuka
vaki itirazın reddi üzerine uygulanan para cezasına vaki itirazın reddi üzerine
açılan davada, Mahkemece, dava konusu işlemin tüm unsurları yönünden hukuka
uygun olup olmadığı hususunda yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi
gerektiğinden, mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay
Savcısı H.Hüseyin TOK'un Düşüncesi:
Davacı şirket tarafından, ithale konu eşyanın kıymetinin noksan
bildirildiğinden bahisle bulunan kıymet farkı üzerinden ek tahakkuka dayalı
olarak verilen para cezası kararının iptaline dair vergi mahkemesi kararı
temyiz edilmektedir.
Olayda, Vergi Mahkemesince; aynı eşyanın ithalatından
dolayı bulunan fark matrah üzerinden hesaplanan ek tahakkuka karşı yapılan
itirazın Gümrük Başmüdürlüğünce reddi üzerine, bu karara karşı açılan davada ek
tahakkuka karşı açılan davanın devam ettiğinden bahisle para cezasına ilişkin
bu davanın kabulüne karar verilmiş ise de; vergi tahakkuk ettirilmesine ilişkin
işlemler ile para cezası kesilmesine ilişkin işlemlerin ayrı ayrı işlemler
olması sebebiyle para cezasına karşı açılan davalarda da vergi matrahının
belirlenmesine yönelik usul ve esasların hukuka uygunluğunun incelenmesi
gerekmektedir.
Bu durumda, Vergi Mahkemesince, ithal edilen eşyaların
beyan edilen kıymetinde noksanlık olup olmadığı, dolayısıyla matrahın yeniden
tespitinde Gümrük Kanununda belirtilen usul ve esaslara uyulup uyulmadığı
yönünde araştırma yapılarak ve ek tahakkuka karşı açılan dava sonuçlanmış ise,
bu davanın sonucunun da dikkate alınması suretiyle karar verilmesi gerekirken,
ek tahakkuka karşı açılan davanın devam ettiği gerekçesiyle bu davanın kabulüne
karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı şirketin temyiz isteminin kabulü ile Vergi
Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; davacı Şirket adına tescilli
gümrük giriş beyannamesi muhteviyatı eşyanın kıymetinin noksan beyan
edildiğinden bahisle yapılan ek tahakkuka vaki itirazın 27.6.2005 günlü işlemle
reddi üzerine, 4.7.2005 gününde alınan para cezası kararına vaki itirazın
reddine ilişkin işlemin, Mahkemece, istemin özeti bölümünde yazılı gerekçeyle
iptali yolunda verilen kararın bozulmasının istenildiği anlaşılmıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 232'nci maddesinin 1'inci
fıkrasında yer alan, "234'üncü madde hükümlerine göre alınacak para
cezaları, itiraz olmaksızın vergi tahakkukunun kesinleşmesinden veya idari
itirazın red kararı ile sonuçlanmasından sonra karara bağlanır."
şeklindeki düzenlemeye göre; gümrük idarelerinin 4458 sayılı Kanunun 234'üncü
maddesinde yazılı nedenlerle ceza kararı alma yetkisini kullanabilmeleri için,
noksan alınan vergiye ilişkin tahakkuka, aynı Kanunun 242'nci maddesinde
öngörülen itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş ya da bu süre içerisinde
yapılan itirazın yetkili makamca reddedilmiş olması yeterli bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden de; dava konusu işlemle
reddedilen idari itiraza konu ceza kararının, davacı hakkında yapılan gümrük
vergisi ek tahakkukuna vaki itirazın ilgili gümrük başmüdürlüğünce 27.6.2005
gününde reddi üzerine, 4.7.2005 gününde alındığı ve, böylece, yukarıda açıklanan
yasal gerekliliğe uyulduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar, temyize konu kararda, ek tahakkuka vaki
itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle süresinde idari dava açılmakla,
Anayasa Mahkemesinin 18.10.2005 gün ve E:2003/7; K:2005/71 sayılı kararı ve 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27'nci
maddesinin 3'üncü fıkrası uyarınca, ek tahakkukunun yürütülmesinin durduğu ve,
bu nedenle, ceza kararı alınamayacağı gerekçesine dayanılmakta ise de; 2577
sayılı Kanunun 27'nci maddesinin anılan fıkrasında, vergi mahkemelerinde, vergi
uyuşmazlıklarından doğan davaların açılmasına tanınan etki, düzenlemede açıkça
vurgulandığı üzere, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali
yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümlerinin
tahsiline ilişkin işlemlerin durdurulmasından ibaret bulunduğundan; ek
tahakkuka konu verginin tahsili işlemi niteliğinde olmayan ve, esasen, konusu olan
vergi tutarı üzerinden hesaplanması dışında, maddi ve hukuki sebepleri yönünden
ek tahakkuktan ayrı ve bağımsız idari işlem niteliğindeki ceza kararının
yetkili makamca alınmasına engel değildir. Bu bakımdan; mahkeme kararının
anılan gerekçesine katılma olanağı bulunamamıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne,
mahkeme kararının, dava konusu kararın davacının diğer iddiaları yönünden
hukuka uygunluk denetimine tabi tutularak, sonucuna göre yeniden verilmek üzere
bozulmasına, bozma kararı üzerine, Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte
yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta hüküm tesisine
gerek bulunmadığına, 31.10.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
(DAN-DER; SAYI: 115)
BŞ/Aİ