Danıştay 7. Daire K: 2007/1187; E:2009/1795; Telafi edici vergide zaman aşımı süresinin ihracat beyannamesinin tescil edildiği tarihte başlayacağı, bu tarihten itibaren üç yıllık süre geçirildikten sonra tebliğ edilen verginin zaman aşımına uğradığı; zaman aşımına uğrayan verginin ve üzerinden hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı
DANIŞTAY
7. Daire 2007/1187 E.N , 2009/1795
K.N.
İçtihat Metni
Davacı adına tescilli 3.3.1998 gün ve
IM013843 sayılı beyanname ile dahilde işleme rejimi uyarınca ithal edilen
eşyanın 11.8.1998 gün ve EX007810 sayılı ihracat beyannâmesi ile Avrupa Birliği
üyesi Fransa'ya ihracatında telafi edici vergi
ödenmediğinden bahisle anılan verginin ve üzerinden hesaplanan gecikme faizinin
tahsili amacıyla düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrini; olayda, ödeme emrinin
konusu olan verginin tahakkukuna karşı, davacının, tayin ettiği avukat
aracılığıyla yaptığı itiraz başvurusunun, vekaletnamenin, Gümrük İdareleri
nezdinde düzeltme ve itiraz başvurularında bulunulabileceğine dair özel yetki
içermediğinden bahisle reddedilmesi üzerine düzenlendiğinin anlaşıldığı; oysa; 4458
sayılı Gümrük Kanunu hükümleri ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümleri
birlikte değerlendirildiğinde, avukatların, resmi daireler nezdinde bütün
işlemleri takip edebilecekleri sonucuna ulaşıldığı; bu bakımdan, yapılan itiraz
başvurusu üzerine işin esasının incelenmesi suretiyle işlem tesis edilmesi
gerekirken, başvurunun değerlendirmeye alınmamasının hukuka aykırı olduğu
gerekçesiyle iptal eden Bursa Vergi Mahkemesinin 31.10.2006 gün ve E:2006/1059;
K.2006/1966 sayılı kararının; 4458 sayılı Kanunun 184'üncü
maddesinin l'inci fıkrasının (b) bendi ile 2'nci fıkrasının (a) bendi
hükümlerine göre, ilgili gümrük rejimi koşullarına uyulmaması nedeniyle gümrük
yükümlülüğünün doğduğu; üç yıllık süre içerisinde tebliğ edilen vergiye vaki
düzeltme başvurusunun reddi yolundaki işleme karşı süresi içerisinde itiraz
edilmediğinden, kesinleşen alacağın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin
yerinde olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma
verilmemiştir.
Tetkik Hakimi Abidin İLDEŞ'in Düşüncesi:
Dosyanın incelenmesinden; ödeme emrine konu vergiye ilişkin tebligatın üç
yıllık zaman aşımı süresinin geçilmesinden sonra yapıldığı anlaşıldığından,
zaman aşımına uğraması nedeniyle alınması olanaklı olmayan alacağın tahsili
amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu nedenle, sonucu itibarıyla yerinde
bulunan mahkeme kararına yönelik temyiz isteminin reddi gerektiği
düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı H. Hüseyin TOK'un
Düşüncesi: İdare ve yergi mahkemelerince verilen kararların temyizen
incelenerek bozulabilmesi için, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin l'inci fıkrasında
belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen
hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından,
istemin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci
Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dosyanın incelenmesinden; davacı adına
tescilli 3.3.1998 gün ve IM013843 sayılı beyanname ile dahilde işleme rejimi
uyarınca ithal edilen eşyanın 11.8.1998 gün ve EX007810 sayılı ihracat beyannamesi
ile Avrupa Birliği üyesi Fransa'ya ihracatında telafi edici vergi
ödenmediğinden bahisle verginin 9.3.2005 günlü yazıyla tebliğ edildiği; ödeme
yapılmaması üzerine ise anılan verginin ve üzerinden
hesaplanan gecikme faizinin tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin,
Mahkemece, istemin özeti bölümünde yazılı olan gerekçeyle iptal edildiği
anlaşılmıştır.
Düzenlemelere göre telafi edici vergi,
ihracatçı ülkede serbest dolaşıma girmemiş üçüncü ülke menşeli ürünlerin Avrupa
Birliği üyesi ülkelere ihracatında doğan bir vergidir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga
1615 sayılı Gümrük Kanununun l'inci maddesinin 2'nci fıkrasında, bu Kanunda
geçen gümrük vergileri tabirinin gümrüklerce alınan bütün vergi ve resimleri
ifade edeceği belirtildikten sonra; 86'ncı maddesinde, gümrük vergilerinin
tahakkuku için üç yıllık zaman aşımı süresi öngörülmüş; aynı Kanunun 89'uncu
maddesinde de, gümrük vergileri alacaklarının ceza uygulamasını gerektiren bir
fiile ilişkin olması ve suçun zaman aşımının daha uzun bulunması halinde, bu
alacakların da, Türk Ceza Kanununun dava ve ceza zaman aşımları hakkındaki
süreler içerisinde kovuşturulup, tahsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Olayda; davacı adına düzenlenerek tebliğ
edilen ödeme emrinin konusunu oluşturan telafi edici vergiye ilişkin
tebligatın, çıkış beyannamesinin tescil edildiği tarihten itibaren işlemeye
başlayan üç yıllık sürenin geçirilmesinden sonra yapılmış olması ve olayla
ilgili olarak açılmış bir ceza davası ve verilmiş bir mahkûmiyet kararının
bulunduğunun da iddia edilmemiş olması karşısında; verginin zaman aşımına
uğradığı açıktır.
Her ne kadar; davalı İdare tarafından,
4458 sayılı Kanunun 184'üncü maddesinin l'inci fıkrasının (b) bendi ile 2'nci
fıkrasının (a) bendi hükümleri karşısında, vergi ödenmeden ihracat yapıldığının
tespit edildiği tarihin yükümlülüğün başlama tarihi olması nedeniyle verginin
zaman aşımına uğramasının söz konusu olmadığı ileri sürülmüş ise de; söz konusu
düzenlemelerde öngörülen hususların dahilde işleme rejimi ile ilgisinin
olmaması sebebiyle zaman aşımına bir etkisi yoktur.
Bu bakımdan; zaman aşımına uğraması
nedeniyle alınması olanaklı olmayan verginin ve üzerinden hesaplanan gecikme
faizinin tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk
bulunmadığından, ödeme emrini iptal eden mahkeme kararında sonucu itibarıyla
isabetsizlik görülmemiştir,
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin
reddine, 6.4.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.