Danıştay 3. Daire K: 2007/2428; E:2007/2274; Borçlu şirket adına, usulüne uygun olarak tahakkuk eden, belli olan vadesinde ödenmemesi üzere cebren takibe alınan kamu alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığı durumlarda kanuni temsilcisine direkt ödeme emri düzenlenerek kamu alacağının tahsiline gidilmesinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır, konulu Karar
DANIŞTAY
ÜÇÜNCÜ DAİRESİNİN 19.09.2007 TARİHLİ VE
E:
2007/2274, K: 2007/2428 SAYILI KARARI
Danıştay
Üçüncü Daire Başkanlığından:07.12.2007 tarih ve 26723 sayılı R.G.
Kanun Yararına Temyiz Eden: DANIŞTAY BAŞSAVCISI
Davacı: Kemal
ALPEK
Vekili: Av. Mehmet
ARIK-Şerafettin Cad. Hekimoğlu İş Hanı
Kat:3/305 KONYA
Karşı Taraf: Vergi Dairesi
Müdürlüğü-CİHANBEYLİ
İstemin Özeti : Ortağı ve yönetim
kurulu üyesi olduğu anonim şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağının tahsili
amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrine karşı
açılan davayı; 28.6.2002 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduğu şirket
adına 2001 takvim yılı için salınan ve kesinleşen kamu alacağının şirketten
tahsil olanağı kalmaması nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu
maddesi uyarınca sorumluluğu bulunan davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı
gerekçesiyle reddeden Konya Vergi Mahkemesinin 18.5.2006 gün ve E:2005/1382,
K:2006/406 sayılı kararını; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanunun 37'nci
maddesinin ikinci fıkrası gereğince, kamu alacağı davacıdan vergi ve ceza
ihbarnamesiyle istenmeksizin, doğrudan ödeme emri düzenlenmesinde hukuka
uygunluk görülmediği gerekçesiyle bozan ve karar düzeltme istemini reddeden
Konya Bölge İdare Mahkemesinin 26.9.2006 gün ve
E:2005/698, K:2005/871 sayılı kararı; usulüne uygun tahakkuk eden, belli
olan vadesinde ödenmeyen kamu
alacağının, kanuni temsilcilerin şahsi varlıklarından tahsilinin zorunlu
olduğu, kamu alacağı niteliğini kazanmış olan vergi ve cezalar için yeniden
ihbarname düzenlenmesine de gerek
bulunmadığı için açıkça hukuka aykırı düşmesi nedeniyle Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilmiştir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince; Danıştay
Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilen Konya Bölge İdare
Mahkemesinin 26.9.2006 gün ve E:2005/698, K:2005/871 sayılı kararı
incelendikten ve Tetkik Hakimi Birgül Öğülmüş'ün açıklamaları dinlendikten
sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
2001 takvim yılına ilişkin işlemleri incelenen ve
davacının yönetim kurulu üyesi olduğu anonim şirket adına Nisan 2002
vergilendirme dönemi için salınan vergi
ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi ve fon
payını duyuran vergi ve ceza ihbarnamesi, şirket ve ortaklarına
ulaşılamaması nedeniyle, usulüne uygun olarak ilanen tebliğ edildikten sonra
şirketin mal varlığının araştırıldığı; bu amaçla tapu sicil müdürlükleri,
trafik tescil şube müdürlükleri, bankalar ve icra müdürlükleriyle yapılan
yazışmalar sonucunda; mal varlığının icra takipleri sonucu haczedildiği ve
mahcuzun satışa çıkarıldığının
belirlendiği, vergi dairesince hacze iştirak edilmiş ise de; satış bedeli
rehinli alacakları dahi
karşılamadığından, vergi idaresine ödeme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Şirket varlığından tahsil imkanı kalmayan kamu
alacağının, 28.6.2002 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olan davacıdan ödeme emriyle
istenmesini yasaya aykırı bulmayan Konya Vergi Mahkemesinin davanın reddine
ilişkin 18.5.2006 gün ve E:2005/1382, K:2006/406 sayılı kararını itiraz yoluyla
inceleyen Konya Bölge İdare Mahkemesi; 26/9/2006 gün ve E:2005/698, K:2005/871
sayılı kararıyla; davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğunun bulunduğu
ancak, 6183 sayılı Kanunun 37'nci maddesi gereği olduğu halde, kamu alacağı,
ihbarname kuralına göre davacıdan istenmeksizin, doğrudan ödeme emri
düzenlenmesini hukuka aykırı bularak, vergi mahkemesi kararını bozmuş ve ödeme
emrinin iptaline karar vermiş, bu karara yöneltilen karar düzeltme istemini de
reddetmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesi; tüzel
kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen
ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilmesini öngörmüştür. Sözü
edilen kural gereğince; kanuni temsilcilerin, bu ödevleri yerine getirmemeleri
yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya
kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı
alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin mal varlığından tahsili
gerekmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55'inci
maddesi; tahsil edilebilir duruma gelmesine karşın vadesinde ödenmeyen kamu alacaklarının
ödeme emriyle istenmesini düzenlemiştir.
Borçlu şirket adına, usulüne uygun olarak tahakkuk
eden, belli olan vadesinde ödenmemesi üzere cebren takibe alınan kamu
alacağının şirketten tahsil imkanı kalmadığı açıktır. Vergi idaresi yönünden
kamu alacağı niteliği kazanmış olan vergi ve cezaların, 213 sayılı Yasanın
10'uncu maddesi gereği sorumluluğu bulunduğu Konya Bölge İdare Mahkemesince de
kabul edilen davacıdan, kanuni temsilci sıfatıyla 6183 sayılı Yasaya göre
takibi gerektiğinden, takibe ödeme emri düzenlenerek başlanmasında yasaya
aykırılık bulunmamaktadır.
6183 sayılı Yasanın 37'nci maddesi; kamu alacaklarının
hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenmesini öngördükten sonra bu
şekilde ödeme zamanı tespit edilmemiş kamu alacaklarının, Maliye Bakanlığınca belirtilecek usule göre
yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenmesini düzenlemiştir. Hususi
kanunlarında vadesi belirtilmeyen kamu alacaklarının vade tarihini belirlemeye
ilişkin bu kuralın, vadesi belli olan dava konusu kamu alacağı ile bir ilgisi
bulunmamaktadır. Usulüne uygun olarak salınmış, dava konusu yapılmaksızın
kesinleşmiş ve asıl borçludan haciz yoluyla da takip edilmesine karşın tahsil
edilememiş bir borçtan sorumlu olanlar hakkındaki takibe, ödeme emri düzenlenerek
başlanması yasaya uygun olduğu halde, vergi hukukunun vergilendirme ve cebren
takip hakkındaki düzenlemelerine aykırı olarak, kesinleşen bir kamu alacağı
için yeniden ihbarname düzenlenmesi gerektiğinden söz edilerek verilen kararın
bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcısının temyiz
isteminin kabulü ile Konya Bölge İdare Mahkemesinin 26/9/2006 gün ve
E:2005/698, K:2005/871 sayılı kararının, 2577 sayılı İdare Yargılama Usulü
Kanununun 51'inci maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki
sonuçlarına etkili olmamak üzere
bozulmasına, kararın bir örneğinin
Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve Resmî
Gazetede yayımlanmasına, 19/9/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.