Karayolları Trafik Kanunu`nun (2918 Sayılı) 3493 sayılı Yasa ile değiştirilen 115. maddesinin son fıkrasında bazı tümclerin iptal edilmesi hakkında E-2003/105, K-2007/98 sayılı karar
Anayasa
Mahkemesi Kararı
E:
2003/105, K: 2007/98 Sayılı
Karar Günü :
12.12.2007
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:30.01.2008 tarih ve 26772 sayılı R.G.
VII-Sonuç
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Konya 1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanunu'nun 3493 sayılı Yasa ile değiştirilen 115.
maddesinin son fıkrasının,
Anayasa'nın 36.
ve 125.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I - OLAY
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 65.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca uygulanan idari para
cezasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada itiraz konusu kuralın
Anayasa'ya aykırılığı savını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
"1- İlgili kanun maddesi öncelikli Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan;
"Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
iddia ve savunma hakkına sahiptirler." hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.
Şöyle ki;
Maddede yer alan "kesindir" ibaresi trafik para cezalarına karşı yargı
yolunun kapalı olduğu anlamına gelmektedir. Para cezalarına karşı yargı yolunun
kapalı olmasının ise, Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36.
maddesine aykırılık taşıdığı açıktır.
2- İlgili kanun maddesi Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan; "İdarenin
her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" hükmüne aykırılık
taşımaktadır. Anayasa'nın bu hükmü ile; hukuk devletinin gereği olarak idarenin
tesis etmiş olduğu her türlü işlem ve eyleme karşı yargı yolunun açık olduğu
düzenlenmiş bulunmaktadır.
Muhatabın yüzüne karşı düzenlenen ve o sırada tebliğ edilen trafik para
cezası tutanağının idari işlem olduğu kuşkusuzdur. Her türlü idari işlemde
olduğu gibi para cezalarına karşı da yargı yolunun açık olması Anayasa'nın 125.
maddesi gereğidir. Ancak, ilgili 115. maddenin son fıkrası ile, muhatabın
yüzüne karşı kesilen para cezaları kesin kabul edilmek suretiyle bu cezalara
karşı yargı yolunun kapatıldığı, bunun ise Anayasa'nın 125. maddesi hükmüne
aykırılık taşıyacağı tartışmasızdır.
MADDENİN TEKNİK YORUMU
1- İlgili 115. maddenin son fıkrasında "116. maddede öngörülen itiraza
ilişkin hükümlerin saklı olduğu" vurgulandıktan sonra para cezalarının kesin
olduğunun belirtilmesi önemlidir. Zira, 116. maddede tescil plakasına kesilen
para cezaları düzenlenmiş olup, bu tür cezalara karşı yargısal itiraz yolunun
açık olduğu belirtilmiş bulunmaktadır. İşte 116. maddeye özgü bu yargısal
itiraz yolunun saklı olduğunun aynı fıkrada vurgulanmış olması, muhatabın
yüzüne karşı kesilen para cezalarındaki "kesindir" ibaresinin dava yolunun
kapalı olduğu şeklinde anlaşılması gerektiğinin en güçlü göstergesidir.
2- 2918 sayılı Kanun incelendiğinde iki tür para cezasından söz
edildiği görülmektedir. Bunlar:
1) Para cezaları; A- Muhatabın yüzüne kesilen para cezaları, B-Tescil
plakasına kesilen para cezaları,
2) Hapis cezasıyla birlikte kesilen hafif para cezaları şeklindedir.
Bu bağlamda 115. maddedeki son fıkrası değerlendirildiğinde;
- 116. maddedeki cezalara karşı yargı yolunun açık olduğu,
- Mahkemelerince verilen ve sadece hafif para cezalarına ilişkin
hükümlerin temyiz edilememesi yönünden kesin olduğu,
- Muhatabın huzurunda düzenlenen para cezalarının ise kesin olduğu
sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim trafik para cezalarına dair uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde
görevli yargı yerini belirleyen Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 06.12.1999 gün ve
E.1999/44, K.1999/45 sayılı kararında; "Bu hükümlerden 2918 sayılı Yasada
öngörülen cezaların büyük ölçüde adli ceza kapsamında düşünülerek Hakim
tarafından verilmesi esasının benimsendiği, para cezaları olarak bahsi geçen
idari cezaların kesin olduğuna işaret edilmek suretiyle bu cezalara karşı
itiraz yolunun kapalı tutulduğu; ancak sadece 116. madde kapsamında bulunan
idari para cezası ile ilgili ve sınırlı olarak itirazı incelemekle adli
yargının yetkili ve görevli kılındığı anlaşılmaktadır." (09.03.2000 gün ve
23988 sayılı R.G) denilmektedir.
SONUÇ VE İSTEM: 2918 sayılı Kanun'un 115. maddesinin son fıkrası
hükmünün, Anayasa'nın 36. ve 125. maddelerine aykırı olması sebebiyle iptali
için Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesine 7.11.2003 tarihinde karar verildi."
III - YASA METİNLERİ
A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun,
itiraz konusu kuralı da içeren 115. maddesi şöyledir:
"(Değişik birinci fıkra:
16/7/2004- 5228/46 md.) Ödeme derhal yapılmadığı takdirde para cezalarının,
tutanağın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir. Bir ay
içinde ödenmeyen cezalar için her ay % 5 faiz uygulanır. Aylık faizin
hesaplanmasında ay kesirleri tam ay olarak dikkate alınır. Bu suretle bulunacak
tutar cezanın iki katını geçemez.
Süresinde ödenmeyen para cezaları için 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun Hükümleri uygulanır.
Bu para cezaları, Maliye ve Gümrük Bakanlığının Sayman mutemetlerine,
mal sandıklarına veya 114 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre yetkili
kılınmış personele ödenebileceği gibi, banka veya PTT aracılığı ile de
ödenebilir.
116 ncı maddede öngörülen itiraza
ilişkin hüküm saklı kalmak üzere, para cezaları ile mahkemelerce verilen ve
sadece hafif para cezalarına ait olan hükümler kesindir."
B - İlgili Yasa Kuralları
2918 sayılı Kanun'un 65. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi ve üçüncü fıkrası ile aynı Yasa'nın 116. maddesi şöyledir:
"Araçların
yüklenmesi:
Madde 65- (Değişik: 18/11/1986 - 3321/1 md.)
Araçların yüklenmesinde yönetmelikte belirtilen ölçü ve esaslara aykırı
olarak:
a) Taşıma sınırı üstünde yolcu alınması,
( …)
Yasaktır.
(…)
(Değişik: 21/5/1997 - 4262/4 md.) Birinci fıkranın (a) bendi hükümlerine uymayanlar 1
800 000 lira, (c), (f), (g), (h), (i) ve (j) bentleri hükümlerine uymayanlar 3
600 000 lira (b), (d) ve (e)
bentlerindeki hükümlere uymayanlar 7 200 000 lira para cezası ile
cezalandırılırlar."
"Tescil plakasına göre tutanak
düzenlenmesi:
Madde 116- (Değişik birinci fıkra: 25/6/1988 - KHK -
330/8 md.; Aynen Kabul: 31/10/1990 - 3672/7 md.) Trafiği tehlikeye düşürecek, engel olacak şekilde veya
yasaklanmış yerlerde park etmiş araçlara veya trafik kural ve yasaklarına
aykırı davranışları belirlenmiş bulunan, karayolları ağırlık kontrol
mahallerinde işaret, ışık, ses veya görevlilerin ikazına rağmen tartı sistemine
girmeden seyrine devam eden ve sürücüsü tespit edilemeyen araçlara tescil
plakalarına göre ceza veya suç tutanağı düzenlenir.
Para cezasının ödenmesi gerektiği hallerde trafik kaydında araç sahibi
olarak görülen kişiye cezayı ödemesi için posta yoluyla tebligat yapılır, bu
şekilde tebliğ edilemeyen tutanaklar ilgili tahsil dairesinin ilân asmaya
mahsus yerinde liste halinde ilân edilir, ilân tarihini takip eden
otuzuncu gün tebligat yapılmış sayılır ve bu cezalar 114 ve 115 inci
maddelerde belirtilen şekilde takip ve tahsil olunur.
Bu şekilde uygulanan cezalar için araç sahipleri cezanın tebliği
tarihinden itibaren yedi gün içinde yetkili mahkemeye itiraz edebilirler.
İtiraz ödemeyi ve ödeme ile ilgili süreyi durdurur.
İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir."
C - Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 36. ve 125.
maddelerine dayanılmış, Mahkememizce 2. maddesi ilgili görülmüştür.
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Mustafa BUMİN, Haşim
KILIÇ, Samia AKBULUT, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul
ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN ve Fazıl SAĞLAM'ın
katılımlarıyla 24.12.2003 günü yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar
verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu
Yasa kuralı, ilgili Yasa kuralları, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa
kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A - Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Yasa'nın 28. maddesine göre, Anayasa
Mahkemesi'ne yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin bakmakta
olduğu davada uygulayacağı Yasa kuralları ile sınırlıdır.
Başvuru kararında, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3493
sayılı Yasa ile değiştirilen 115. maddesinin son fıkrasının tamamının iptali
istenilmiş ise de, dava konusu işlemin 2918
sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 65. maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi uyarınca uygulanan idari para cezası ile ilgili işlemin iptaline yönelik
olması nedeniyle, itiraz konusu kurala ilişkin esas incelemenin "…para cezaları ile…" ibaresiyle sınırlı
olarak yapılmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
B - Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
Başvuru kararında, muhatabın yüzüne karşı düzenlenen ve o sırada tebliğ
edilen trafik para cezası tutanağının idari işlem olduğu, ancak itiraz konusu
kural ile yüze karşı kesilen bu para cezalarının kesin kabul edilmek suretiyle
yargı yolunun kapatıldığı, bu durumun ise Anayasa'nın 36. ve 125. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2949
sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un
29. maddesine göre Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin
ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı hususunda
ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir.
Anayasa Mahkemesi taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasa'ya
aykırılık kararı verebilir. Bu nedenle, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle
Anayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.
İtiraz
konusu kuralda, 116. madde gereğince tescil plakasına göre suç tutanağı
düzenlenmesi halinde, buna itirazın mümkün olabileceği, bunun dışında trafik
suçlarından dolayı ceza tutanakları ile belirlenen idari para cezalarının ise
kesin olup, yargı yoluna başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
Anayasa'nın
2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu hükme
bağlanmıştır.
Hukuk
devleti, insan haklarına saygı gösteren, bu hakları koruyucu adaletli bir hukuk
düzeni kurup sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, bütün etkinliklerinde hukuka
ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı denetimine bağlı olan
devlet demektir. Böyle bir düzenin kurulması, yasama, yürütme ve yargı alanına
giren tüm işlem ve eylemlerin hukuk kuralları içinde kalması, temel hak ve
özgürlüklerin anayasal güvenceye bağlanmasıyla olanaklıdır.
Başta
hukuk devleti ilkesiyle hak arama özgürlüğü olmak üzere tüm anayasal gereklere
uyarak idari para cezasını gerektirecek eylemleri, cezaları ve bunların
koşullarını belirleme yetkisi yasa koyucunun takdirindedir.
Anayasa'da,
Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik hukuk devleti niteliği vurgulanırken,
devletin tüm eylem ve işlemlerinin yargı denetimine bağlı olması amaçlanmıştır.
Çünkü, yargı denetimi hukuk devletinin "olmazsa olmaz" koşuludur.
Anayasa'nın 36. maddesinde, "Herkes,
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz"
denilmektedir. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü,
kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğer temel hak ve
özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını
sağlayan en etkili güvencelerden birisini oluşturmaktadır. Gerçekten,
karşılaştığı bir suçlamaya karşı kişinin kendisini savunabilmesinin ya da maruz
kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp
kanıtlayabilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde dava
hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması
adil bir yargılamanın ön koşulunu oluşturur.
İtiraz
konusu kural, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama
özgürlüğü alanına yapılmış açık bir müdahale niteliğindedir.
Yargı
denetimini sınırlayan itiraz konusu kuralın hukuk devleti ilkesi ve hak arama
özgürlüğü ile bağdaştığı söylenemez.
Anayasa'da sayılan ayrık durumlar dışında idarenin eylem ve
işlemlerinden kimilerinin yargı denetimine bağlı olmaması sonucunu doğuracak
nitelikteki bir yasal düzenleme Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasına
aykırılık oluşturur.
İtiraz konusu kural ile 2918 sayılı Kanun uyarınca, kişilerin yüzlerine
karşı trafik suçlarından dolayı ceza tutanakları ile belirlenen idari para
cezalarının kesinliği ifade edilerek yargı yolu kapatılmakta, idarenin hukuka
uygun olmayan ve kişilerin haklarını ihlal eden davranışlarının olması halinde,
verilen idari yaptırıma karşı bir itiraz hakkı tanınmamaktadır. Bireylerin idarenin
faaliyetlerine karşı korunması, adaletin sağlanması ve hukuk devleti ilkesinin
geçerli olabilmesi için idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı
denetimine tâbi olması gerekirken, itiraz konusu kural ile idarenin yapmış
olduğu işlemler yargı denetimi dışında bırakılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 36. ve 125.
maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
VI - İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrasında, yasanın belirli
kurallarının iptali, diğer kimi kurallarının veya tümünün uygulanmaması
sonucunu doğuruyorsa, bunların da Anayasa Mahkemesi'nce iptaline
karar verilebileceği öngörülmektedir.
13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanunu'nun 3493 sayılı Yasa ile değiştirilen 115. maddesinin son
fıkrasında bulunan "…para cezaları ile…" ibaresinin iptali nedeniyle, uygulama
olanağı kalmayan "116 ncı maddede öngörülen itiraza ilişkin hüküm saklı kalmak
üzere…" bölümünün de 2949 sayılı Yasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrası
gereğince iptali gerekir.
VII - SONUÇ
13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanunu'nun 3493 sayılı Yasa ile değiştirilen 115.
maddesinin son fıkrasının;
A- "…para cezaları ile…" ibaresinin
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
B- İptal edilen ibare nedeniyle uygulanma
olanağı kalmayan "116 ncı maddede öngörülen itiraza ilişkin hüküm saklı kalmak
üzere…" bölümünün de 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 29. maddesinin ikinci fıkrası gereğince İPTALİNE,
12.12.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.