Turizmi Teşvik Kanunu`nun (2634 Sayılı) 8. maddesinin A fıkrasının (1) numaralı bendi ile (b) alt bendinin, C ve D fıkraları hakkında Anayasa Mahkemesinin E-2006-169 K-2007-55 Sayılı Kararı
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas
Sayısı : 2006/169
Karar
Sayısı : 2007/55
Karar
Günü : 7.5.2007
24.11.2007
tarihli ve 26710 sayılı R.G.
VII-sonuc
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Danıştay Altıncı Daire
İTİRAZIN KONUSU: 12.3.1982 günlü, 2634 sayılı
Turizmi Teşvik Kanunu'nun 8. maddesinin A fıkrasının (1) numaralı bendi ile (b)
alt bendinin, C ve D fıkralarının, Anayasa'nın 7. ve 169. maddelerine
aykırılığı savıyla iptaline ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi
istemidir.
I - OLAY
Kamu Arazisinin Turizm Yatırımlarına Tahsisi Hakkında
Yönetmelik'in kimi maddelerinin iptali
ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, iptali istenilen
yönetmeliğin dayanağını oluşturan itiraz konusu kuralların Anayasaya aykırı
olduğu kanısına varan Danıştay Altıncı Daire, iptali ve yürürlüğünün
durdurulması için başvurmuştur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru
kararının gerekçe bölümü şöyledir.
"(…) 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 3373 sayılı Yasa ile
değiştirilen 17. maddesinin üçüncü fıkrasında; Turizm alan ve merkezleri
dışında kalan devlet ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesisler
için gerçek ve tüzel kişilere, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığınca bedeli
karşılığı izin verilebileceği öngörülmüş iken anılan hüküm Anayasa Mahkemesi'nin
17.12.2002 günlü, E:2000/75, K:2002/200 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin sözü edilen gerekçeli kararında
özetle; "Anayasa'nın 169. maddesinde, ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük
önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı
düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin, ülkemizde
orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur.
Maddenin birinci fıkrasında, Devletin, ormanların korunması ve sahalarının
genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün
ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu, ikinci fıkrasında, Devlet
ormanlarının mülkiyetinin devrolunamayacağı, Devlet ormanlarının kanuna göre,
Devletçe yönetileceği ve işletileceği, bu ormanların zamanaşımı ile mülk
edinilemeyeceği ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı, üçüncü
fıkrasında da, ormanlara zarar verebilecek hiç bir faaliyet ve eyleme izin
verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Anayasa'nın 7. maddesinde ise, Yasama
yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki
devredilemez" denilmektedir.
Orman Kanunu'nun 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ilk
tümcesi uyarınca, Anayasa ile korunan ve yasaklanan alanlar, kapsam dışı
bırakılmaksızın ve kamu yararının zorunlu kıldığı durumlarla ilgili herhangi
bir çerçeve çizilmeksizin, turizm alan ve merkezleri dışında kalan Devlet
ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesis yapılması için Orman
Bakanlığı'nca gerçek ve tüzelkişilere bedeli karşılığı izin verilebilmektedir.
Bu durumda, orman arazilerinin bedeli karşılığında tahsisi için sadece kamu
yararının varlığı yeterli görülmekte, ancak bu kavramın sınırlarının
belirlenmemesi ve çerçevesinin çizilmemesi nedeniyle idareye çok geniş takdir
yetkisi tanınmış olmaktadır. Anayasa'nın 169. maddesinde öngörülen "kamu yararı
dışında irtifak hakkına konu olamaz" tümcesine dayanılarak kamu yararının
bulunduğu gerekçesiyle gerçek ve tüzel kişilere bina ve tesisler yapmak üzere
orman arazileri tahsis edilemez. Devlet ormanlarının gerçek ve tüzelkişilere
tahsisinin, karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları,
savunma tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerinin ormandan
geçmesi ya da anılan bina ve tesislerin orman arazileri üzerinde yapılması
zorunluluğu bulunduğu hallerle sınırlı olması gerekir. Başka bir anlatımla,
kamu yararının bulunması ve zorunluluk hallerinde Devlet ormanları üzerinde
ancak irtifak hakkı tesisine olanak tanınabileceği, öte yandan, Anayasa'nın
169. maddesiyle ormanların özel olarak korunduğu gözetilerek bu maddede geçen
"kamu yararı" kavramının hangi durumları kapsadığının yasayla belirlenmesi
gerekirken, bu yola gidilmeyerek söz konusu kavramın kapsam ve içeriğinin
tespitinin idareye bırakılması, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle de
bağdaşmamaktadır." denilerek itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 7. ve 169.
maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir."
(…) Hazineye ait olan yerlerde, ormanların turizme
ayrılması ve yatırımcılara tahsisi, kiralanması ya da üzerine irtifak hakkı
tesisinde yukarıda yer alan Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen biçimde kamu
yararı kavramının hangi durumları kapsadığının belirtilmediği, sınırlarının
belirlenmediği ve çerçevesinin çizilmediği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda turizm
bina ve tesislerinin orman arazileri üzerinde yapılması amacıyla anılan
tesislerin anılan yerlerde yapılması zorunluluğu bulunduğu hallerle sınırlı
olarak ve ancak üstün kamu yararı bulunması halinde orman arazilerinin tahsisinin
olanaklı olması belirtilen durumlar dışında ise orman arazilerinin turizm
yatırımlarına ayrılmaması gerektiği açıktır.
sonuc olarak belirtmek gerekirse, (…) Hazineye ait
olan yerlerdeki ormanların hiçbir çerçeve çizilmeksizin ilgili kuruluşlarca
yatırımlarda tahsisi, kiralanması ve bunlar üzerinde irtifak hakkı tesisinin
hukuken olanaklı hale getirilmesi yukarıda sözü geçen Anayasa Mahkemesi
kararında belirtilen ilkelere ve Anayasanın 169. maddesine aykırılık oluşturur.
Başka bir anlatımla ormanların turizm amaçlı yatırımlara tahsisinin ancak üstün
kamu yararı bulunması ve zorunluluk halinde mümkün olabilmesi aksi halde orman
arazilerinin turizm yatırımlarına hiç ayrılmaması Anayasal bir zorunluluk
olduğu halde, (…) 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 8. maddesinin c
bendiyle; anılan yerlerin, Orman Kanunu'ndaki kurallara bile tabi kılınmadan ve
hiçbir çerçeve çizilmeden turizm yatırımlarına tahsisine, kiralanmasına ya da
irtifak hakkı tesisine olanak tanındığından 2863 sayılı Yasanın söz konusu hükmü
Anayasanın 169. maddesine aykırıdır.
Her ne kadar orman arazilerinin turizm yatırımlarına
tahsisinde de kamu yararı bulunduğu düşünülebilirse de ormanların orman olarak
korunmasındaki kamu yararının daha öncelikli ve üstün nitelikte olduğu açıktır.
Öte yandan orman alanlarının turizm yatırımlarına
tahsisine ilişkin olarak tesis edilen bireysel işlemlerin idari yargı
yerlerinde denetlenebilecek olması Anayasaya uygunluk denetiminin
yapılabilmesine engel teşkil etmez. Zira idareye çok geniş takdir yetkisi
tanıyan 8. madde ormanlara özel bir önem veren ve bu konuda çok ayrıntılı
hükümler içeren 169. maddenin ruhuyla da bağdaşmaz. Çünkü sürdürülebilir
ekolojik dengenin sağlanabilmesi için ormanların öncelikle orman olarak
korunması Anayasal bir zorunluluktur. Kaldı ki yasama organının ormanların
hangi hallerde turizm yatırımlarına tahsis edileceğine ilişkin hiçbir belirleme
yapmaksızın, herhangi bir sınır koymaksızın konuyu idareye bırakması
Anayasa'nın 7. maddesine de aykırıdır. (…)"
III - YASA METİNLERİ
A- İtiraz
Konusu Yasa Kuralları
12.3.1982 günlü, 2634 sayılı
Turizmi Teşvik Kanunu'nun 8. maddesinin iptali istenilen kuralları da içeren A
fıkrası ile C ve D fıkraları şöyledir:
"Taşınmaz malların
turizm amaçlı kullanımı:
Madde 8- A.
Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde ve turizm merkezlerinde
Bakanlığın talebi üzerine, imar planları yapılmış ve turizme ayrılmış
yerlerdeki taşınmaz mallardan;
(1) Hazineye ait
olan yerlerle ormanlar, ilgili kuruluşlarca Bakanlığa tahsis edilir.
Bu tahsisler:
(a) Hazine adına tescili yapılmamış Devletin hüküm ve tasarrufu
altındaki yerlerle kapanan yollar ve yol fazlalarının resen tescili,
(b) Ormanların, turizme ayrılması ve
amenejman planlarının tadili,
İşlemleri tamamlandıktan sonra yapılır ve talep tarihinden başlayarak
en geç 1 ay içinde tamamlanır.
(2) Kamu kuruluşlarına ait olanlar, talep tarihinden başlayarak en geç
2 ay içinde Hazine adına tapuya tescil ve Bakanlığa tahsis edilir. Devre
ilişkin şartlar ve bedel, ilgili kuruluşlar ile Hazine arasında 6830 sayılı
İstimlak Kanununun 30 uncu maddesine göre çözümlenir.
(3) Diğer gerçek ve tüzelkişiler ile vakıflara ait olup turizm
işletmesi belgesine sahip olmayanlar, Bakanlıkça kamulaştırılarak, Hazine adına
tapuya tescil ve tescil tarihinden başlayarak en geç 1 ay içinde Bakanlığa
tahsis edilir. Uyuşmazlıklarda dava ve takipler kamulaştırma kararına değil,
bedeline ilişkin olarak yürütülür ve sonuçlandırılır. Uyuşmazlıkların
çözümlenmemiş olması, arazinin turizm amaçlı kullanıma tahsisine engel
sayılmaz.
B. (…)
C. Bu taşınmaz
malların yatırımcılara tahsisi, kiralanması ve bunlar üzerinde irtifak hakkı
tesisine ilişkin esaslar ile süreler, bedeller, hakların sona ermesi ve diğer
şartlar Bakanlık, Maliye Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2490
sayılı Artırma ve Eksiltme ve İhale Kanunu ile 6831 sayılı Orman Kanunu
hükümlerine bağlı olmaksızın müştereken tespit edilir.
D. (Değişik: 24/7/2003-4957/3 md.) Bu
taşınmaz malları (C) fıkrası uyarınca tespit edilmiş olan şartlarla Türk ve
yabancı uyruklu, gerçek ve tüzel kişilere tahsis etmeye Bakanlık yetkilidir. Bu
taşınmaz mallar üzerinde bağımsız ve sürekli nitelikli üst hakları dahil olmak
üzere irtifak hakkı tesisi ve bunlardan alt yapı için gerekli olanlar üzerinde,
alt yapıyı gerçekleştirecek kamu kurumu lehine bedelsiz irtifak hakkı tesisi,
Bakanlığın uygun görüşü üzerine, Maliye Bakanlığınca belirlenen koşullarla ve
bu Bakanlık tarafından yapılır."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa'nın 7. ve 169. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi
uyarınca, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet
ERTEN, Mustafa YILDIRIM, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh
KALELİ ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün katılımlarıyla 31.1.2007 tarihinde yapılan
ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının
incelenmesine, yürürlüğü durdurma isteminin bu konudaki raporun
hazırlanmasından sonra karara bağlanmasına oybirliğiyle karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına
ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve
bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra
gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Sınırlama Sorunu
Anayasa'nın 152. ve
2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun'un 28. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla yapılacak
başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada
uygulayacağı yasa kuralları ile sınırlıdır. Uygulanacak yasa kuralları, davanın
değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı
sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki
kurallardır.
Mahkemede bakılmakta
olan davada, davacı, itiraz konusu yasa kuralları uyarınca ormanların turizm
yatırımlarına tahsisine olanak tanınmasının Anayasaya aykırılığını ileri
sürerek iptal isteminde bulunmuştur. Bu nedenle, 12.3.1982 günlü, 2634 sayılı
Turizmi Teşvik Kanunu'nun 8. maddesinin (A) fıkrasının (1) numaralı bendine
ilişkin esas incelemenin "ormanlar" sözcüğü ile sınırlı olarak, (C) ve (D)
fıkralarına ilişkin esas incelemenin "ormanlar" yönünden yapılmasına, 7.5.2007
gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.
B-
İtiraz Konusu Kuralların Anlam ve Kapsamı
12.3.1982 günlü, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun
8. maddesinin A fıkrasının (1) numaralı
bendi ile (b) alt bendinin, C ve D fıkralarının iptali istenilmiştir.
Yasanın 8. maddesinin A fıkrasının iptali istenilen (1)
numaralı bendinde, Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi üzerine, kültür ve
turizm koruma ve gelişim bölgelerinde ve turizm merkezlerinde, imar planlarında
turizme ayrılmış yerlerdeki hazineye ait yerlerle ormanların ilgili
kuruluşlarca Kültür ve Turizm Bakanlığı'na tahsis edileceği belirtilmekte, aynı
bendin (b) alt bendinde ise, bu tahsis işleminden önce ormanlarla ilgili olarak
hangi işlemlerin yapılması gerektiğine ve tahsis işleminin hangi sürede
tamamlanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Buna göre, belirtilen taşınmazların
Bakanlığa tahsis edilmesi, bunların,
Turizmi Teşvik Kanunu'nda ve ilgili Yönetmelikte belirlenen amaçlara uygun
olarak kullanılmak üzere Bakanlığın tasarrufuna bırakılması anlamına
gelmektedir.
İtiraz konusu C fıkrasında ise, Bakanlığın tasarrufuna
bırakılan kamu taşınmazlarının yatırımcılara tahsisi ile ilgili ayrıntılı
hususların bir idari düzenleyici işlemle kurala bağlanacağı hükmüne yer
verilmiştir.
İtiraz konusu D fıkrasının ilk cümlesinde de, bu
taşınmazları maddede belirtilen şartlarla Türk ve yabancı uyruklu gerçek ve
tüzel kişilere tahsis etme yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmiştir.
Fıkranın ikinci cümlesinde ise, bu taşınmaz mallar üzerinde bağımsız ve sürekli
nitelikli üst hakları dahil olmak üzere irtifak hakkı tesisi işleminin, Kültür
ve Turizm Bakanlığının uygun görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca yapılacağı
hükmüne yer verilmiştir.
C-
Anayasaya Aykırılık Sorunu
a-
Yasanın 8. maddesinin A fıkrasının itiraz konusu bölümlerinin incelenmesi
Başvuru kararında, ormanların turizm amaçlı yatırımlara tahsisinin ancak
üstün kamu yararı bulunması ve zorunluluk hallerinde mümkün olabileceği, bunun
dışındaki hallerde ormanların orman olarak korunmasında üstün kamu yararı
bulunduğu; ormanların hangi hallerde turizm yatırımlarına tahsis edileceğine
ilişkin hiçbir belirleme yapılmadan, herhangi bir sınır konulmadan konunun
idareye bırakılmasının Anayasanın 7. ve 169. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Anayasa'nın 169. maddesinde, ormanların ülke yönünden
taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda
ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemelerin
ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı
kuşkusuzdur. Anayasanın 169. maddesinin birinci fıkrası gereğince Devlet, doğal
kaynaklarımızın en önemlilerinden birisi olan ormanların korunması ve
sahalarının genişletilmesi için gereken tedbirleri alıp kanun koymak ve bütün
ormanların gözetimi ödevini yerine getirmek durumundadır.
Anayasa'nın 169. maddesinin ikinci fıkrasında ise; "Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna
göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk
edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz" hükmüne yer
verilmiştir. Buna göre, kamu yararının bulunması halinde Devlet ormanlarının
irtifak hakkına konu olabileceği açıktır.
Anayasa Mahkemesinin 17.12.2002
günlü, E.2000/75, K.2002/200 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Devlet ormanlarının gerçek ve tüzel kişilere irtifak
hakkı yoluyla tahsisi, karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru
isale hatları, savunma tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerine
ilişkin bina veya tesislerin orman arazileri üzerinde yapılması zorunluluğunun
bulunduğu hallerle sınırlıdır. Önemli
olan husus, bu hizmetlere ilişkin bina ve tesislerin Devlet ormanları üzerinde
bulunması veya yapılmasındaki kamu yararının orman arazisinin bu hizmetlere
tahsisini zorunlu hale getirmesidir. Bu çerçevede, kamu yararının zorunlu
kıldığı hallerde turizm yatırımları için de Devlet ormanları üzerinde irtifak
hakkı tesis edilebileceği kuşkusuzdur.
2634 sayılı Yasa'nın 8. maddesinin itiraz konusu
bölümlerinde, hangi taşınmazların ve orman arazilerinin turizm yatırımlarına
tahsis edileceği ile ilgili genel bir çerçeve çizilmekle beraber, ormanların
turizm yatırımlarına tahsisinin hangi hallerde kaçınılmaz veya zorunlu
sayılabileceğine dair herhangi bir ölçüte Yasada yer verilmemiştir.
Bu bağlamda, turizmin teşvik edilmesinde kamu yararı
bulunduğu ve zorunlu olduğu ölçüde devlet orman alanlarının turizme tahsisinin
gerektiği yadsınamazsa da, Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların Devletçe
korunmasına verilen özel önem ve uzun dönemdeki yaşamsal kamu yararı
karşısında, bu tahsislerin hangi hallerde zorunlu sayılacağının da
belirginleştirilmesi Anayasanın yasa koyucuya yüklediği bir görev olarak kabul
edilmelidir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, ormanların korunmasına
ilişkin Anayasanın 169. maddesindeki ilkeler doğrultusunda, turizm sektörünün
özellik ve ihtiyaçlarını da dikkate alan ve ormanların turizm yatırımlarına
tahsisini zorunluluk veya kaçınılmazlık hallerine özgüleyen belli ölçüt ve
sınırlamalara yer verilmemesi nedeniyle itiraz konusu yasa kuralları Anayasanın
169. maddesine aykırıdır; iptali gerekir.
Mehmet ERTEN bu düşüncelere değişik gerekçe ile
katılmıştır.
Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR
ile Serruh KALELİ bu görüşe katılmamışlardır.
b-
Yasanın 8. maddesinin C ve D fıkralarının incelenmesi
Başvuru kararında özetle, ormanların hangi hallerde
turizm yatırımlarına tahsis edileceğine ilişkin yasama organınca hiçbir
belirleme yapılmaksızın, herhangi bir sınır konulmaksızın konunun idareye
bırakılmasının Anayasa'nın 7. maddesine aykırı olduğu savı ileri sürülmüştür.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 8. maddesinin C
fıkrasında, Bakanlığın tasarrufuna
bırakılan kamu taşınmazlarının yatırımcılara tahsisi ile ilgili ayrıntılı
hususların bir idari düzenleyici işlemle kurala bağlanacağı hükmüne yer
verilmiştir. Nitekim, bu doğrultuda değişik tarihlerde yönetmeliklerin
çıkarılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Yasa'nın 8. maddesinin D fıkrasının ilk tümcesinde ise,
8. maddenin A fıkrasında sözü edilen taşınmazları, bu maddede belirtilen
şartlarla Türk ve yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilere tahsis etme yetkisi
Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmiştir. Bakanlığa tanınan bu yetkinin nasıl
kullanılacağı ile ilgili olarak Yasada doğrudan bir düzenleme yapılmamış,
konunun yönetmelikte düzenleneceğine ilişkin bir hükme yer verilmesiyle
yetinilmiştir. Söz konusu fıkranın ikinci cümlesinde ise, bu taşınmaz mallar
üzerinde bağımsız ve sürekli nitelikli üst hakları dahil olmak üzere irtifak
hakkı tesisi işleminin, Kültür ve Turizm Bakanlığının uygun görüşü üzerine
Maliye Bakanlığınca yapılacağı öngörülmüştür.
Anayasanın 7. maddesinde "Yasama yetkisi Türk Milleti
adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
denilmektedir.
Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında vurgulandığı
üzere, Anayasa'da yasa ile düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına
genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı
değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağlı bir
yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında, yürütme
organına yasalarla düzenlenmemiş bir alanda genel nitelikte kural koyma yetkisi
verilemez. Ayrıca, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa kuralının
Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkelerin konulması,
çerçevenin çizilmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın bırakılmaması
gerekir.
Bu çerçevede, Anayasanın 169. maddesinde, yasama organına,
ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları
koymak ve tedbirleri almak şeklinde bir görev ve sorumluluk yüklenmiş olduğu
halde, itiraz konusu yasa kurallarında bu görev ve sorumluluğu karşılayan
herhangi bir düzenlemeye yer verilmemesi, Yasanın 8. maddesinin C ve D
fıkralarının kapsamına giren konularda yapılacak düzenlemelerin idarenin
takdirine bırakılması nedenleriyle itiraz konusu yasa kuralları Anayasanın 7.
maddesine aykırıdır; iptali gerekir.
Mehmet ERTEN bu düşüncelere değişik gerekçe ile
katılmıştır.
Tülay TUĞCU, bu düşüncelere Yasa'nın 8. maddesinin D
fıkrası yönünden katılmamıştır.
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh
KALELİ bu görüşe katılmamışlardır.
D- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
Anayasa'nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının
Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde
Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca
kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden
başlayarak bir yılı geçemez" denilmekte, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü fıkrasında da bu
kural tekrarlanmaktadır. Maddenin beşinci fıkrasında ise, Anayasa
Mahkemesi'nin, iptal halinde meydana gelecek hukuksal boşluğu kamu düzenini
tehdit veya kamu yararını ihlâl edici mahiyette görmesi halinde yukarıdaki
fıkra hükmünü uygulayacağı belirtilmiştir.
İptal edilen
kuralların doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte
görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı
Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince iptal
hükümlerinin, kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra
yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI - YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
12.3.1982 günlü, 2634 sayılı "Turizmi Teşvik
Kanunu"nun 8. maddesinin:
1- (A) fıkrasının;
a- (1) numaralı bendinde yer alan "ormanlar" sözcüğünün,
b- (1) numaralı bendinin (b) alt bendinin,
2- (C) ve
(D) fıkralarının "ormanlar" yönünden,
iptallerine ilişkin
hükümlerin süre verilerek yürürlüğe girmelerinin ertelenmesi nedeniyle bu
kurallara yönelik yürürlüğün durdurulması isteminin REDDİNE, 7.5.2007 gününde
oybirliğiyle karar verilmiştir.
VII - SONUÇ
12.3.1982 günlü, 2634 sayılı "Turizmi
Teşvik Kanunu"nun 8.
maddesinin:
A- 1- (A) fıkrasının;
a- (1) numaralı bendinde yer alan "ormanlar"
sözcüğünün,
b- (1) numaralı bendinin (b) alt bendinin,
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ,
Sacit ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- (C) fıkrasının "ormanlar" yönünden
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
3- (D) fıkrasının "ormanlar" yönünden
Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
Tülay TUĞCU, Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ'nin
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B- İptal edilen kurallarının doğuracağı
hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın
153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü
ve beşinci fıkraları gereğince iptal hükümlerinin, KARARIN RESMÎ GAZETEDE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE
GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
7.5.2007 gününde karar verildi.
KARŞIOY
GEREKÇESİ
Dava, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 8.
maddesinin A fıkrasının bazı bölümleri ile C ve D fıkralarının iptali istemiyle
açılmıştır.
8. maddenin A fıkrasının 1 numaralı bendi ile b alt
bendinin iptali yönündeki karara, arkadaşlarımın istemin reddi gerektiği
yolundaki karşıoylarında belirttikleri gerekçelerle katılmıyorum.
8. maddenin D fıkrasında da, C fıkrası uyarınca tespit
edilmiş şartlarla taşınmazların tahsisine veya üzerlerinde irtifak hakkı
tesisine hangi idarelerin yetkili olduğu belirtilmektedir.
C fıkrasındaki tahsis, kiralama veya irtifak hakkı
tesisine ilişkin esasların Bakanlık, Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı
tarafından müştereken tesbit edileceğine dair hüküm, konuyla ilgili "temel
ilkelerin konulması, çerçevenin çizilmesi, sınırsız, belirsiz geniş bir alanın"
yürütme organına bırakılamayacağına, bu hususların yasayla düzenlenmesi
gerektiği belirtilerek iptal edilmiştir.
Bu durumda yeniden düzenlenecek C bendinde usul ve
esaslar açıkça belirleneceğine göre D bendinde de, C bendinde belirlenen bu
esaslar çerçevesinde hangi idarelerin hangi işlemleri tekemmül ettireceğine
ilişkin olarak verilen yetkinin Anayasa'nın 7. maddesine aykırı olmadığı ve istemin
reddi gerektiği görüşü ile 8. maddenin D bendinin iptali yolundaki karara
katılmıyorum.
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1- 12.3.1982
günlü, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 7.11.1982 günlü, 2709 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'nın kabulünden birkaç ay önce yasalaşmıştır. Anayasa
metninde "turizm"le ilgili hiçbir
ibare ve anlatıma yer verilmemesi, Anayasa koyucunun bu fiili olguyu yok
saydığını değil, bilakis konuyu Anayasal bir ilke olarak öngörmeyip,
yasakoyucunun takdir alanına bıraktığını göstermektedir. Henüz TBMM'nin
faaliyete geçmediği her iki tarihte de yasakoyucu ile Anayasa koyucu irade
"aynı" olup, "asli kurucu irade", "tali kurucu irade" ayırımının, sorunun
çözümü bakımından pratik yararı yoktur. Bu yönü itibariyle, Turizmi Teşvik
Kanunu'nu kabul edip yürürlüğe koyan iradenin, Anayasal ilkeler dışında hareket
edebileceği savı yerinde değildir. Somut olayda birbirinin ardı sıra yürürlüğe
koyulan her iki tasarrufun bu somut saptama ışığında değerlendirilip
yorumlanması gerekmektedir. Bu saptama dikkate alınmadan, Anayasa'nın 169.
maddesinin salt "sözünden" hareketle yapılacak bir yorum sonucunun isabetli
olmayacağı açıktır.
Öte yandan,
Anayasa Mahkemesi'nin bir
kararında da işaret edildiği üzere
"… Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken, Anayasanın konuyla ilgili tüm
hükümlerinden yararlanmak zarureti vardır. Çünkü, her yasa gibi Anayasada bir
bütündür ve tek bir kuralın yeterince açıklık getirmediği durumlarda bütün
metnin gözönünde tutulması, başka bir anlatımla sözünde açıklık olmayınca özüne
gidilmesi ve bunun içinde kuralların tümünün incelenmesi, öz yönünden yorum
yapılırken ileriye dönük ve gerçekçi bir yolun izlenmesi gerekir…" (Any.
Mah.nin. 12.4.1990 tarih ve E.1990/4, K.1990/6 sayılı kararı)
Anılan karar aşığında, özellikle Anayasa'da hiç
öngörülmemiş müessese ve kavramların değerlendirilmesi yönünden, "Başlangıç"
dahil, bütününün ya da incelenen konuyla ilgili hükümlerin gözönüne alınması ve
"öz"ün ortaya koyularak, içerik belirlemesinin yapılması gerekmektedir.
Davanın somutunda, itiraz konusu kuralların içerik belirlemesi yapılmamış, "turizm"
olgusunun Anayasa'da hiç yer almaması karşısında "Başlangıç", 5., 17., 23.,
43., 56., 63. ve 166. maddelerin 169. maddeyle birlikte yorumlanması yerine, sadece ormanlarla ilgili 169. maddenin "sözü"
ile yetinilerek, Anayasa koyucunun
gerçekte hiç öngörmediği bir sonuca
ulaşılmıştır. Oysa, Anayasa'nın işaret edilen maddelerinin bütününün
incelenmesinde, Anayasa'nın insana, çevreye, ormana "birbirine nazaran" üstün
öncelikler tanımadığı, aksine her üçünün de dengeli ve uyumlu biçimde ele
alınmış olduğu açıkça görülmektedir. İşaret edilen tüm bu Anayasal ilkeler
ışığında Devlet; doğal ve kültürel değerleri korumanın yanısıra, insanın maddi
ve manevi değerlerini, seyahat özgürlüğünü, sağlıklı ve dengeli bir çevrede
yaşama hakkını, fiziksel ve düşünsel gelişimini, kıyı ve doğal kaynaklardan
yararlanma hakkını da "plânlı ve dengeli biçimde" korumakla yükümlüdür.
Ormanların insanlardan tamamen tecridi, insanın maddi ve manevi varlığını
geliştirmesi, ormana olan sevgi ve onu yaşatma imkânını ve bilincini ortadan
kaldırdığı gibi, sağlıklı bir çevreyle buluşma olanağını da engelleyecektir.
Turizm olgusunu ciddi biçimde benimseyip yaşama geçiren tüm çağdaş ülkelerin de
kabul ettiği gibi, insanların ormanlardan yararlanmalarının en etkili yolu,
ormanlarda kamuya açık, denetimli turizm üniteleri yaratarak insanın doğayla
başbaşa kalmasını sağlayacak yöntemler geliştirmektir. Bunu yaparken koruma ve
kullanma dengesini gözetmek ve sürdürülebilirliği hedeflemek insanın ruh ve
beden sağlığına doğrudan katkı sağladığı gibi, bu yolla üstün bir "kamu
yararı"nın gerçekleşeceği de kuşkusuzdur.
Ormanlarda bulunan turizm tesisleri, gittikçe büyüyen
kent yaşamında, fiziksel ve ruhsal olarak doğayla buluşma ve bütünleşme ihtiyacındaki
insanın, kamuya açık oluşu nedeniyle en az zarar vererek bu ihtiyacını
karşılaması sonucunu doğurmaktadır. Uygulamada karşılaşılabilecek yanlış
örnekler insanın tamamen doğayla bağının kopartılması yoluyla değil, doğal ve
kültürel alanlarda koruma ve kullanma dengesi gözetilerek, sürdürülebilirlik
ölçüsünde kamuya açık, altyapı sorunu çözülmüş turizm tesislerinin plânlı ve
kontrollü olarak yapılması ve denetlenmesi yoluyla, çözülebilir.
İnsanın doğasına aykırı, onun doğal ve kültürel
kaynaklardan tecrit edilmesi sonucuna yol açan tedbirlerin mevzuatla alınması
Anayasa'nın ruhuna ve işaret edilen maddelerinin özüne aykırı düşeceği gibi;
kaçak yapılaşma, yangın, kamu malına el atılması, talan gibi hukuk dışı eylem
ve yöntemlerin bu yolla önlenebilmesi mümkün değildir.
2- Anayasa'nın 169. maddesinin ikinci fıkrasındaki
"Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz … ormanlar kamu yararı dışında
irtifak hakkına konu olamaz." hükmünün yorumunun da, bir üst başlık altında
açıklanan düşünce ve ilkeler ışığında yapılması gerekli bulunmaktadır. Anayasa
Mahkemesi'nin 17.12.2002 tarih ve E.2000/75, K.2002/200 sayılı kararı; "turizm alan ve merkezleri dışında kalan" devlet
ormanlarında kamu yararına olan her türlü bina ve tesis yapımına ilişkin
kuralın (6831 sayılı Orman Kanununun 17. maddesinin üçüncü fıkrası) Anayasal
denetimine ilişkin olup; bu iptal kararının gerekçesindeki "… kamu yararının
bulunması ve zorunluluk hallerinde Devlet ormanları üzerinde ancak irtifak
hakkı tesisine olanak tanınabilir…" saptamasının, bu dava konusuyla ayniyet
gösteremeyeceği açıktır. Aynı nedenle, anılan kararda geçen "…Devlet
ormanlarının gerçek ve tüzelkişilere tahsisinin, karayolları, telefon,
elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları,
savunma tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerinin ormandan
geçmesi ya da anılan bina ve tesislerin orman arazileri üzerinde yapılması
zorunluluğu bulunduğu hallerde sınırlı olması gerekir…" saptaması da turizm
alan ve merkezleri için geçerli olamaz.
Kaldı ki, turizm alan ve tesislerinin işletmeye açılması ve tahsisi çok sıkı
yasal koşullara bağlanmış olup; Anayasa'nın emrettiği "kamu yararının"
gerçekleşebilmesi için birçok kanunda özel düzenleme öngörülmüş ve çok sıkı bir
kamusal denetim ve prosedüre uyulması şart koşulmuştur.
Bu meyanda 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nda
öngörülenlerin dışında, 6831 sayılı Orman Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanunu, 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu, 2872 sayılı Çevre
Kanunu, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu,
3621 sayılı Kıyı Kanunu'nda özel tahdit ve kayıtlamalar bulunmakta; ormanların
turizme tahsisinde hem bu kanunlardaki sıkı kayıtlara, hem de ilgili
uluslararası sözleşme hükümleri gözönünde tutulmaktadır. Dolayısiyle 1. derece
doğal ve arkeolojik sit alanları, 1. sınıf tarım alanları, milli parklar, sık
orman sahaları (sadece bozuk orman niteliğindeki alanlar turizme tahsis
edilebilmektedir), zeytinlikler vb. yerlerin turizm alanı olarak
değerlendirilmeleri söz konusu değildir.
Yasakoyucu tarafından gerek dava konusu kuralların da
yer aldığı 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, gerek yukarıda sayılan diğer özel
kanunlarda Anayasa'nın 169. maddesinde belirtilen "kamu yararı" ilkesinin somutlaştırıldığı açık olmakla
birlikte; yüksek döviz getirisi ile ülkemizin dünya milletleri ailesi içinde
öncelikli bir turizm geliri sahibi olmasında büyük payı olan, bu yönü
itibariyle de aynı derecede "kamu yararı"na hizmet gördüğü, yaratılacak
ekonomik kalkınmada planlı gelişmeye, istihdama, kültürel iletişim sayesinde
insanın dünyaya katkısı ve dolayısıyla kamusal yararı kuşkusuz bulunan "turizm
olgusunun", yapılacak yorumda asla dışlanmaması gerekir.
Anayasa Mahkemesi'nin işaret edilen kararındaki "kamu
yararı" ve "zorunluluk" kriterlerinin, ormanların turizme tahsisinde de
gözetilmesi Anayasa'nın bütününün ve işaret edilen maddelerinin ruhuna uygun
düşmeyecek bir yorum biçimidir. Bu yorum ile mefhumun muhalifinden çıkacak
olan, bugüne kadar rastlanılmamış "zorunlu olmayan kamu yararı" ölçütü, yasakoyucu
önüne her konuda kamu menfaatini tarttıran bir ölçü dışı takdir yetkisi
getirmiş olacaktır ki, bunun da kabulü mümkün değildir.
2634 sayılı Kanun'un kabulünden bugüne geçen 25 yıl
içinde ülkemizin dünya turizmi içerisinde ulaştığı onur verici yer ve bundan
milli gelire yapılan büyük katkı ve ülke insanının bu nedenle gayrisafi milli
hasıladan aldığı pay görmezden gelinemez. Öte yandan, bu süre içinde turizme
tahsis edilen orman alanlarında herhangi bir yangın ya da tahribatın söz konusu
olmaması, aksine buraların eskisine nazaran çok daha mamur haline gelmeleri, bu
yönü itibariyle de Anayasa'ca aranan "kamu yararı"nın gerçekleştiğini ortaya
koyucu mahiyettedir. Kaldı ki, Turizm Teşvik Yasası'nın çıktığı 1982 yılından
bugüne kadar turizme tahsis edilen toplam orman alanlarının, ülkemizde her bir
yılda yanan orman alanları kadar olmadığı, ayrıca ilgili Bakanlıkça her yıl
suni gençleştirme, erozyon kontrol ve uygulama nedenleri ile yanan alandan daha
büyük alanların ağaçlandırılarak ülke toprağına kazandırıldığı da bir
gerçektir.
Açıklanan nedenler ile, ormanı işlevsel hale getiren
ve kullanma-koruma dengesini gözeten, insanla-doğa dengesini bozmayacak, bilakis uyumlu hale getirecek hükümler içeren
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 8. maddesinin (A) fıkrasının (1) numaralı
bendinde yer alan "ormanlar" sözcüğü ile (1) numaralı bendinin (b) alt bendi ve
8. maddesinin (c) ve (d) fıkralarının "ormanlar" yönünden Anayasa'ya aykırı bir
düzenleme içermedikleri kanaatine vardığımızdan, iptal isteminin reddi gerektiği
düşüncesiyle, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyoruz.
DEĞİŞİK
GEREKÇE
Anayasa'nın 169. maddesinde, ormanların ülke yönünden
taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda
ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu düzenlemelerin, ülkemizde orman
örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden ve sürdürülebilir ekolojik dengenin
korunabilmesi için de ormanların, orman olarak korunması zorunluluğundan
kaynaklandığı kuşkusuzdur.
Anılan maddede, Devletin, ormanların korunması ve
sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri
alacağı, bütün ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu, Devlet ormanlarının;
mülkiyetinin devredilemeyeceği, kanuna göre Devletçe yönetilip işletileceği,
zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceği, kamu yararı dışında irtifak hakkına konu
olamayacağı, yine ormanlara zarar verebilecek hiç bir faaliyet ve eyleme izin
verilemeyeceği ifade edilmiştir.
Devlet ormanlarında kamu yararı dışında irtifak hakkı
tesis edilemeyeceğine ilişkin hüküm ile irtifak hakkı tesis edilebilmesi kamu
yararı bulunması koşuluna bağlanmıştır. Buna göre, Anayasa, Devlet ormanlarının
özel mülkiyete konu edilmesine izin vermemekte, kamu yararının bulunması
halinde ise sadece irtifak hakkı tesis edilmesine olanak tanımaktadır.
Anayasa'nın, Devlet ormanlarında, gerçek ve tüzel
kişilere irtifak hakkı tesis edilebilmesi için öngördüğü kamu yararı ise
karayolları, telefon, elektrik, su, gaz, petrol boru isale hatları, savunma
tesisleri, sanatoryum gibi öncelikli kamu hizmetlerinin yerine getirilmek
istenmesi ve bunun için de Devlet ormanlarına ait alanların kullanılmasının
zorunlu bulunduğu hallerle sınırlı olmasını gerektirmektedir. Ancak bu gibi
durumlarda kamu yararı gerekçesiyle Devlet ormanlarında irtifak hakkı tesis
edilebilir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin, 17.12.2002 günlü, 2000/75-2002/200
sayılı kararından da bu anlaşılmaktadır.
Devlet ormanlarının turizm yatırımlarına tahsis
edilmek istenmesine ilişkin, 12.3.1982 günlü, 2634 sayılı Turizmi Teşvik
Kanunu'nun itiraz konusu kuralları ise Anayasa'nın 169. maddesinde aranan nitelikteki kamu yararından ziyade turizm
açısından gelir getirici olan Devlet orman alanlarının bu amaçla kullanıma
açılmak istenmesi temeline dayanmaktadır. Bu tür düzenlemelerin ise ormanları
korumak için ayrıntılı hükümler içeren Anayasa'nın 169. maddesine aykırılık
oluşturacağı açıktır. İptali gerekir.
İtiraz konusu kuralların iptaline ilişkin karara bu
gerekçeyle katılıyorum.
Üye
Mehmet ERTEN