Türk Medeni Kanunu`nun (4721 Sayılı) 112. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan `…tüzükte gösterilen sebeplerle…` ibaresi iptal edilmesi hakkında E-2002/162, K-2007/89 sayılı karar
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas
Sayısı: 2002/162
Karar
Sayısı: 2007/89
Karar
Günü: 27.11.2007
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından: 26.01.2008 tarihli, 26768 sayılı R.G.
VI - SONUÇ
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN : Ermenek Asliye
Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN
KONUSU : 22.11.2001 günlü, 4721
sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 112.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "…tüzükte gösterilen sebeplerle…"
ibaresinin Anayasa'nın 2., 11., 13., 33. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla
iptali istemidir.
I - OLAY
Vakfı zarara uğrattıkları gerekçesiyle Türk Medeni
Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük'ün 23. maddesi uyarınca
vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırılmaları amacıyla açılan davada,
itiraz konusu ibarenin Anayasaya aykırılığı iddiasını ciddi bulan Mahkeme
iptali istemiyle başvurmuştur.
II - İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
" …
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 112/2. maddesinde;
"…Mahkeme denetim makamının başvurusu üzerine tüzükte gösterilen sebeplerle
duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf senedinde başka bir
hüküm yoksa yenisini seçebilir" hükmü getirilmişse de;
Anayasa'nın 2. maddesine göre; "Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere
dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
Anayasa'nın 11. maddesine göre; "Anayasa hükümleri,
yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve
kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz."
Anayasa'nın 13. maddesine göre; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak
kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz."
Anayasa'nın 33. maddesinin son fıkrasına
göre; "Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarakta uygulanır."
Anayasa'nın 38. maddesine göre; "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç
saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman
kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin
sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır."
İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran
bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme
kanunla istisnalar getirilebilir." Şeklinde düzenlenen maddelere göre vakıf
yöneticilerinin hangi sebeplerle görevden alınacağı hususu kanunun yollaması
ile düzenleyici bir idari işlem niteliğinde olan tüzükte gösterilmesi ve tüzük
hükümlerine göre yaptırım uygulanması Anayasa'nın yukarıda anılan 2, 11, 13, 33
ve 38. maddelerine aykırı olduğu kanısına varılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalılar
vekili tarafından yapılan Anayasa'ya aykırılık iddiası mahkememizce de ciddi
bulunduğundan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 112/2. maddesindeki "…tüzükte
gösterilen sebeplerle …" hükmünün, Anayasa'nın 2, 11, 13, 33 ve 38. maddelerine
aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesi itirazen arz olunur."
III - YASA METİNLERİ
A - İtiraz Konusu Yasa Kuralı
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun
itiraz konusu ibareyi de içeren 112. maddesi şöyledir:
"Haklı sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı
veya denetim makamının istemi üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra
vakfın örgütünü, yönetimini ve işleyişini değiştirebilir.
Mahkeme, denetim makamının başvurusu üzerine, tüzükte gösterilen sebeplerle duruşma
yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf senedinde başka bir hüküm yoksa
yenisini seçebilir."
B - Dayanılan Anayasa
Kuralları
Başvuruda Anayasa'nın 2., 11., 13., 33. ve 38.
maddelerine dayanılmıştır.
IV - İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince
Mustafa BUMİN, Haşim KILIÇ, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER, Fulya
KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU, Ahmet AKYALÇIN, Enis TUNGA ve Mehmet
ERTEN'in katılımlarıyla 12.11.2002 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;
dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, oybirliğiyle
karar verilmiştir.
V - ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor,
itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri
ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
Başvuru kararında, temel hakların ancak kanunla
sınırlanabileceği, Anayasa'nın 33. maddesinde herkesin önceden izin almaksızın
dernek kurma özgürlüğünün bulunduğu, bu kuralın vakıflar için de geçerli
olduğu, kuralın bir cezai yaptırım niteliğinde olması nedeniyle yasayla
düzenlenmesi gerekirken tüzükte düzenlenmesine olanak tanındığı, vakıf
yöneticilerinin hangi nedenlerle görevden alınacağı hususunun yasanın
yollamasıyla düzenleyici bir idari işlem niteliğinde olan tüzükte gösterilmesi
ve tüzük hükmüne göre yaptırım uygulanmasına olanak tanınmasının Anayasa'nın
2., 11. 13., 33. ve 38. maddelerine aykırılık oluşturacağı ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun
vakıflara ilişkin üçüncü bölümünde yer almaktadır. Vakıf yöneticilerinin
değiştirilmesini konu alan kuralın birinci fıkrasında, haklı nedenlerin varlığı
durumunda, vakfın yönetim organı veya denetim makamının istemi üzerine
diğerinin yazılı görüşü alındıktan sonra vakfın örgütü, yönetimi ve işleyişinin
mahkeme kararıyla değiştirilebileceği öngörülmektedir. İtiraz konusu ibarenin
de yer aldığı ikinci fıkrasında, denetim makamının başvurusu üzerine, tüzükte
gösterilen sebeplerle ve duruşma yapılarak vakıf yöneticilerinin mahkeme
tarafından görevden alınabileceği ve vakıf senedinde başka bir hüküm
bulunmadığı hallerde yenisinin yine mahkemece seçilebileceği belirtilmektedir.
3.12.2001 günlü, 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun
Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 22. maddesinde 4721 sayılı Türk
Medeni Kanunu'nda öngörülen tüzük ve yönetmeliklerin çıkartılması ya da eski
kanuna göre çıkartılmış olanların değiştirilmesine kadar Türk Medeni Kanunu'na
aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı öngörülmektedir. İtiraz konusu kuralın
atıfta bulunduğu tüzük, 21.8.1970 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Türk Medeni
Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük'tür. Bu Tüzüğün 23.
maddesine göre yöneticilerin görevden alınması amacıyla dava açma yetkisi,
denetim makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğü'nündür.
Anayasa'nın 33. maddesinin dördüncü fıkrasında dernek
kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda
gösterilir denilmektedir. Buna göre derneklerin organlarının oluşumunun,
görevden alınmasının, seçiminin, faaliyet esas ve usullerinin kanunla
düzenleneceği açıktır. Maddenin son fıkrasında bu hükümlerin vakıflarla ilgili
olarak da uygulanacağı öngörüldüğünden, iptali istenen kuralda vakıf
yöneticilerinin görevden alınma nedenlerinin yasa yerine tüzüğe bırakılması
Anayasa'ya aykırılık oluşturur.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu ibare Anayasa'nın
33. maddesine aykırıdır; iptali gerekir.
Ahmet AKYALÇIN karara ek
gerekçe ile katılmıştır.
VI - SONUÇ
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun
112. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "… tüzükte gösterilen sebeplerle…"
ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 27.11.2007 gününde OYBİRLİĞİYLE
karar verildi.
EK GEREKÇE
Anayasa'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türk
Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez"
denilmektedir.
Buna göre Anayasa'da yasa ile düzenlenmesi öngörülen
konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin
verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı
ve bağlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında,
yürütme organına yasalarla düzenlenmemiş bir alanda genel nitelikte kural koyma
yetkisi verilemez. Ayrıca, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa
kuralının Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkelerin konulması, çerçevesinin çizilmesi, sınırsız,
belirsiz, geniş bir alanın bırakılmaması gerekir.
Bu nedenle, iptali istenilen kuralla vakıf
yöneticilerinin görevden alınma sebeplerinin çerçevesi çizilmeden sınırsız
ve belirsiz olarak tüzüğe bırakılması
ayrıca Anayasa'nın 7. maddesine de aykırılık oluşturur.