Türk Medenî Kanunu`nun (4721 Sayılı) 101. maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa`ya aykırı olduğuna ve iptal edilmesine ilişkin Anayasa Mahkemesinin E-2005-14 K-2008-92 Sayılı Kararı
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2005/14
Karar Sayısı: 2008/92
Karar Günü: 17/4/2008
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:28.06.2008 tarihli ve 26920 sayılı R.G.
Sonuç - vii
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN MAHKEMELER:
1 - Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi(E.2005/14)
2 - Gaziantep 1.Asliye Hukuk Mahkemesi(E.2005/49)
İTİRAZLARIN
KONUSU : 22.11.2001 günlü, 4721
sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 101.
maddesinin üçüncü fıkrasının, Anayasa'nın 2., 5., 10., 13. ve 33.
maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I - OLAY
Bakılmakta olan davalarda, itiraz konusu kuralın
Anayasa'ya aykırı olduğu savını ciddi bulan Mahkemeler, iptali için
başvurmuşlardır.
II -
İTİRAZLARIN GEREKÇELERİ
Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin başvuru
kararında özetle, davacının Türk İdareciler Vakfına üye olmak için yaptığı
başvurunun reddine ilişkin Genel Kurul Kararı'nın Mahkemelerince iptal
edildiği, ancak Yargıtay'ca, 4721 sayılı Yasa'nın 101. maddesinin "Vakıflarda
üyelik olmaz" biçimindeki üçüncü fıkrası uyarınca anılan kararın bozulduğu,
bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacının bu fıkranın Anayasa'ya
aykırılığı yönündeki iddiasının ciddi görüldüğü, Ülkemizde yeni vakıfların 1967
tarihli 903 sayılı Kanun'a göre kurulmaya başlandığı, bu vakıfların hemen
tamamında vakıf üyeliği bulunduğu, bu şekilde kurulmuş olan vakıfların
varlığını sürdürmesinin, yeni üye kayıtlarının yapılmasına bağlı olduğu,
Anayasa'nın 33. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, önceden izin
almaksızın dernek kurma, bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine
sahip olduğu ve son fıkrasında, bu madde hükümlerinin vakıflarla ilgili olarak
da uygulanacağının belirtildiği, ancak 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721
sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 101. maddesinin üçüncü fıkrasının, vakıflara
üyelik hakkını kullanılamaz hale getirdiği, vakıf ve dernekler arasında üyelik yönünden
varolan eşitliği ortadan kaldırdığı, tek başına vakıf kurma imkanı olmayan,
fakat bir vakfa üye olarak topluma ve kamuya maddi yardımda bulunmak veya
ismini üye olacağı vakıf içerisinde yaşatmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerin
bu anayasal hakkını kullanmalarını engellediği, vakıf kurucularının da
vakıflarına üye alma istek ve iradelerinin önüne kanunen engel konulduğu,
hayatiyetleri yeni üyelerin varlığına bağlı vakıflarda üyeliğin
kaldırılmasının, o vakfın tasfiyesi sonucunu doğuracağı, bu durumun, vakıfların
hükmi şahsiyetlerinin devamlılığı ilkesiyle bağdaşır bir tarafının bulunmadığı, vakıflarda üye
kaydının, vakıf kültürü ve vakıf medeniyetinin daha da güçlü ve kalıcı olmasını
sağlayacağı ve vakıfların her geçen gün daha çok önem kazanan gönüllü
kuruluşlar arasında yerini almasına yardımcı olacağı, ayrıca anılan fıkranın, 4721 sayılı Kanun'un
yürürlüğe girdiği 1.1.2002 tarihinden önce kurulmuş olan vakıflarla, bu tarihten sonra kurulmuş ve kurulacak olan
vakıflar arasında imkan ve işleyiş itibariyle farklılığa sebep olacağı, fıkranın gerekçesinin de vakıflardaki
üyeliğin kaldırılmasına mesnet olmayacağı, vakıflara üye olmanın vakıfların
işlevini ve anlamını değiştirmeyeceği, belirtilen nedenlerle kuralın,
Anayasa'nın 2., 5., 10., 13. ve 33. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin başvuru
kararında özetle, davacı Vakfın, vakıf
senedinde yapılan tadilatın tescili istemiyle dava açtığı, Mahkemelerince,
vakıf senedinin eski ve yeni metinleri Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne gönderilerek
bu tadilatın tesciline engel bir durum olup olmadığının sorulduğu, Genel
Müdürlüğün, yeni üye alımını içeren kısmın 4721 sayılı Yasa'nın 101. maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca metinden çıkarılması gerektiğini belirttiği, yargılama
sırasında davacının anılan fıkranın Anayasa'ya aykırılığı yolundaki iddiasının
ciddi görüldüğü, Anayasa'nın 33. maddesinde, herkesin, önceden izin almaksızın
dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma hürriyetine sahip
olduğunun, hiç kimsenin bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya
zorlanamayacağının ve maddenin son fıkrasında da, bu madde hükümlerinin
vakıflarla ilgili olarak da uygulanacağının belirtildiği, böylece Anayasa'nın
33. maddesinde, derneklerle ilgili yapılan düzenlemenin, vakıflar hakkında da
uygulanacak Anayasa hükmü haline geldiği, Anayasa'nın 11. maddesinde de "Kanunlar Anayasaya aykırı
olamaz." hükmünün yer aldığı, vakıf ve derneklerin 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 2.
kısmındaki 47. maddeden itibaren yapılan düzenleme ile tüzel kişiliğe sahip
kuruluşlar olduğu, aynı Kanun'un 47., 56. ve 101. maddelerindeki tariflerde de,
belli bir amaca göre örgütlenmiş ve özgülenmiş kişi ve mal toplulukları olan
dernek ve vakıfların, kamu menfaatine çalışan, kâr amacı olmayan tüzel kişiler
olduğunun açıkça vurgulandığı, yine aynı Kanun'un 101. maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen "sürekli amaç …"ın devam edebilmesi için vakıf kuruluşuna da üye olunmasının kuruluşun
devamı için zorunluluk arzettiği, bu nedenlerle "Vakıflarda üyelik olmaz"
biçimindeki kuralın Anayasa'nın 33. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği
ileri sürülmüştür.
III - YASA
METİNLERİ
A - İtiraz
Konusu Yasa Kuralı
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun, iptali istenen
üçüncü fıkrayı da içeren 101. maddesi şöyledir:
"Vakıflar,
gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca
özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır.
Bir
malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü
geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir.
Vakıflarda üyelik olmaz.
Cumhuriyetin
Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka,
ahlâka, milli birliğe ve milli menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da
cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz."
B -
Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararlarında Anayasa'nın 2., 5., 10., 13. ve
33. maddelerine dayanılmıştır.
IV - İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca
yapılan ilk inceleme toplantılarında, dosyalarda eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V -
BİRLEŞTİRME KARARI
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun
101. maddesinin üçüncü fıkrasının iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusuna
ilişkin 2005/49 Esas sayılı davanın, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle
2005/14 Esas sayılı dava ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, birleştirilen davanın esasının
kapatılmasına, esas incelemenin 2005/14 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine,
23.5.2005 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VI - ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararları ve ekleri, işin esasına ilişkin
rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların
gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
A - İtiraz
Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı
22.11.2001 günlü, 4721 sayılı Yasa'nın 101 ve
devamındaki maddelerde vakıflarla ilgili düzenlemelere, 56 ve devamındaki
maddelerde de derneklerle ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.
Yasa'nın 101. maddesinde, vakıflar, gerçek veya tüzel
kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle
oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları olarak tanımlanmış, bir
malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü
geliri veya ekonomik değeri olan hakların vakfedilebileceği, vakıflarda üyelik
olmayacağı ve Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasa'nın
temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, milli birliğe ve milli menfaatlere aykırı
veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf
kurulamayacağı belirtilmiştir. Devamındaki
maddelerde de, vakfın kuruluş şekli, vakıf senedi, mirasçı ve alacaklıların
dava hakları, vakfın örgütü, denetimi, yönetimin, amacın ve malların
değiştirilmesi, yıllık rapor, faaliyetten geçici alıkoyma, vakfın sona ermesi
ve diğer hükümler düzenlenmiştir.
Yasa'nın 56. maddesinde ise, dernekler, en az yedi
gerçek veya tüzel kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı
gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek
suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olarak
tanımlanmış ve devamındaki maddelerde de, dernek kurma hakkı, tüzel kişiliğin
kazanılması, dernek üyeliği ve bunun kazanılması, koşulları ve sona ermesi,
üyelerin hakları ve yükümlülükleri, dernek organları, bu organların niteliği,
oluşumu, görev ve yetkileri, çalışma usulleri, derneklerin sona ermesi,
derneklerin faaliyetleri, örgütlenmesi gibi konularla ilgili düzenlemelere yer
verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nda yer alan
düzenlemeler, bu Kanun hükümlerine göre kurulmuş ve kurulacak olan vakıflar ile
743 sayılı Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre kurulmuş olan vakıfları
kapsamaktadır.
İtiraz konusu kural, 4721 sayılı Yasa'nın 101.
maddesinin "Vakıflarda üyelik olmaz"
biçimindeki üçüncü fıkrasıdır. Kuralın gerekçesinde, "Üçüncü fıkrada, vakıflarda üyeliğin söz konusu olamayacağı esası
getirilmiştir. Ülkemizde belirli dönemlerde söz konusu olabilen dernekleşme yerine
vakıf kurma eğilimleri, böylece yeterli mal ve hakların belirli bir amaca
özgülenmesinin aranması ve derneklerden farklı olarak vakıflarda üyelik
olamayacağının öngörülmesi ile sınırlandırılmış olacak ve bu suretle dernek
benzeri vakıflar kurulması değil, gerçek anlamda tarihi gelişimine ve işlevine
uygun şekilde vakıf kurulması yolu, yasal güvence altına alınmış olmaktadır."
denilmiştir.
4721 sayılı Yasa'dan önce yürürlükte olan 743 sayılı
Yasa'da, vakıflarda üyeliği engelleyecek
nitelikte bir hüküm bulunmadığı halde, 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721
sayılı Yasa'nın 101. maddesinin itiraz konusu üçüncü fıkrası ile vakıflarda
üyelik olmayacağı öngörülmüştür.
B - İtiraz
Konusu Kuralın Anayasa'ya Aykırılığı Sorunu
Başvuru kararlarında, Anayasa'nın 33. maddesinin
birinci fıkrasında, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma, derneğe üye
olma ya da üyelikten çıkma hakkına sahip olduğunun ve maddenin son fıkrasında
da, bu maddede yer alan düzenlemelerin vakıflarla ilgili olarak da uygulanacağının
belirtildiği, Anayasa'nın 33. maddesi ile tanınan vakıflara üye olma hakkının
itiraz konusu kural ile kullanılamaz hale geldiği, böylece dernekler ve
vakıflar arasındaki eşitliğin ortadan kaldırıldığı, tek başına vakıf kurma
imkanı olmayan ancak bir vakfa üye olarak topluma ve kamuya maddi yardımda
bulunmak veya ismini üye olacağı vakıf içinde yaşatmak isteyen gerçek veya
tüzel kişilerin bu anayasal hakkı kullanmalarının engellendiği, hayatiyetleri
yeni üyelerin varlığına bağlı olan vakıflarda üyeliğin kaldırılmasının bu
vakıfların tasfiyesi sonucunu doğuracağı, bu durumun ise tüzel kişiliğin
devamlılığı ilkesi ile bağdaşmadığı, vakıflarda üyeliğin olması ile vakıf
kültürü ve vakıf medeniyetinin daha güçlü ve kalıcı olmasının sağlanacağı,
ayrıca itiraz konusu kuralın, 1.1.2002 tarihinden önce kurulan vakıflarla bu
tarihten sonra kurulan ve kurulacak olan vakıflar arasında imkan ve işleyiş
farklılığı doğuracağı, kuralın gerekçesinin de vakıflarda üyeliğin olmaması
için dayanak olamayacağı, bu nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2.,
5., 10., 13. ve 33. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralda, vakıflarda üyelik olmayacağı
belirtilmek suretiyle, gerçek ve tüzel kişilerin vakıflara üye olmaları
engellenmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir
hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka
uygun olan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren,
Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla
kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 13. maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın
ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum
düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz"
denilmiştir.
Anayasa'nın "Dernek
kurma hürriyeti" başlığını taşıyan 33. maddesinde de,
"Herkes, önceden
izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma
hürriyetine sahiptir.
Hiç kimse bir
derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernek kurma
hürriyeti ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel
sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle
ve kanunla sınırlanabilir.
…
Birinci fıkra
hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin
gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel
değildir.
Bu madde
hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır." denilmiştir.
Anayasa'nın 33. maddesinde, herkese, önceden izin
almaksızın dernek kurma, derneklere üye olma ya da üyelikten çıkma özgürlüğü
tanınmıştır. Maddede vakıflara üyelik konusunda açık bir düzenlemeye yer
verilmemiş ancak son fıkrada, bu madde hükümlerinin vakıflarla ilgili olarak da
uygulanacağı belirtilmiştir. Derneklerin ve vakıfların kuruluşları, amaçları,
işlevleri, işleyişleri ve yönetimleri aynı değil ise de, Anayasa'nın 33.
maddesinin birinci ve son fıkraları birlikte değerlendirildiğinde, herkesin,
vakıflara üye olma özgürlüğüne sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve
özgürlüklerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabileceği öngörüldüğünden, vakıflara üye olma özgürlüğünü ortadan
kaldıran itiraz konusu kural Anayasa'ya aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın
2., 13. ve 33. maddelerine aykırıdır; iptali gerekir.
Kural iptal edilmiş olduğundan ayrıca Anayasa'nın 5.
ve 10. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.
vii - SONUÇ
22.11.2001 günlü,
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 101.
maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 17.4.2008 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.