Danıştay 15. Daire E:2011/154; Gümrük müşavirleri ile müşavir yardımcılarının ifa ettikleri görevlerin genel idare esaslarına göre yürütülen görevlerden olmaması, nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleriyle aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bir kanunla düzenlenmemiş olması, 4458 sayılı Gümrük Kanununa göre gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin vermiş olduğu vekâletnameye dayanarak, gümrükteki iş ve işlemlerini dolaylı temsil yoluyla takip eden serbest meslek erbabı olmaları nedeniyle kamu görevlisi kapsamında değerlendirme olanağı bulunmadığı (2011/4488)
Danıştay Onbeşinci Daire Başkanlığı
Danıştay
Onbeşinci Daire Başkanlığından:29.05.2012 tarih ve 28307 sayılı R.G.
Esas No: 2011/154
Karar No: 2011/4488
Kanun
Yararına Temyiz Eden: Danıştay
Başsavcılığı
Davacı :
Mustafa Gazi Özyurt
Vekili :
Av. Haldun Şeref Yüksel
Kemeraltı Cad. Bankalar Han. No: 4/34-35-36
Karaköy/İSTANBUL
Davalı :
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı/ANKARA
İstemin
Özeti : Davacıya verilen kınama
cezasına ilişkin Gümrük Müsteşarlığı İstanbul Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğünün 15.9.2005 tarih ve 79434 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan
davada, İstanbul 4. İdare Mahkemesince; gümrük müşavirliği mesleğinin 5525
sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı
Hakkında Kanun kapsamında olması nedeniyle açılan davanın bu Kanun uyarınca
esası hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığından bahisle verilen "Karar
Verilmesine Yer Olmadığına" ilişkin kararın; Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığının başvurusu üzerine Danıştay Başsavcılığı tarafından 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi : Halime
Yıldız
Düşüncesi
: İdare Mahkemesi kararının 2577 sayılı
Yasa'nın 51. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına
etkili olmamak üzere bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Başsavcısı :Tansel Çölaşan
Düşüncesi
: Davacı Mustafa Gazi Özyurt
tarafından, 4458 sayılı Gümrük Kanununun geçici 6/2-b
maddesi uyarınca "Kınama" cezası verilmesine ilişkin işlemin
iptali istemiyle açılan davada, İstanbul 4. İdare Mahkemesince verilen ve
kınama cezasına konu disiplin eyleminin, işlendiği 7.3.2000 tarihi itibariyle
5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının
Affı Hakkında Kanun kapsamında olduğu, disiplin cezasına karşı açılan davada,
davacı tarafından anılan Kanunun öngördüğü süre içerisinde davaya devam
edilmesi yönünde bir dilekçenin Mahkemeye verilmemiş olması karşısında, 5525
sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca davanın esası hakkında karar verilmesine yer
olmadığına ilişkin bulunan 10.10.2007 günlü, E: 2005/3006, K: 2007/2178 sayılı
kararın, davalı Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığınca hukuka aykırı olduğu
belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi:
5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu
Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanunun 1. maddesinde,
"Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet,
irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma,
dolaylı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya
istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmi ihale ve alım
satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle
görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları
ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 68 inci maddesinin ikinci
fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ve 69
uncu maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları ile emniyet hizmetleri
sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen
meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler
gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar
hakkında 23.4.1999 tarihinden 14.2.2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden
dolayı verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir." 2.
maddesinde "Bu Kanun kapsamına giren ve 23.4.1999 tarihinden 14.2.2005
tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş olan disiplin cezalarına
karşı bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargı mercilerine
başvurmuş olanlardan, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde
dosyanın bulunduğu yargı merciine müracaat etmek suretiyle davaya devam etmek
istediklerini bildirmeyenlerin davaları hakkında, görülmekte olan davalarda
davayı gören mahkemece, karar temyiz edilmiş ise Danıştayca, karar verilmesine
yer olmadığına ve tarafların yaptıkları masrafların üzerlerinde bırakılmasına
karar verilir, vekalet ücretine hükmedilmez" hükümleri yer almaktadır.
Gümrük Kanununun 225.
maddesinde, eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi
tutulmasına ilişkin faaliyetlerin, 5 inci madde hükümleri çerçevesinde,
sahipleri ile bunların adına hareket edenler tarafından doğrudan temsil yoluyla
veya gümrük müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilip, sonuçlandırılacağı,
226. maddesinde gümrük müşavirlerinin her türlü gümrük işlemini takip ederek
sonuçlandırabilecekleri, geçici 6/2. maddesinde, gümrük müşavirliği veya gümrük
müşavir yardımcılığı mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve hareketlerde
bulunanlarla, görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da görevinin
gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan meslek mensupları hakkında,
gümrük müşavirliği hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla, durumun
niteliğine ve ağırlık derecesine göre disiplin cezaları verileceği, Geçici 6/6
maddesinde ise gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının, görevleri
sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fiillerinin
niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca
cezalandırılacakları öngörülmüştür.
Gümrük Yönetmeliği'nin 693. maddesinde
ise "Gümrük Müşaviri"; eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya
kullanıma tabi tutulmasına ilişkin gümrük işlemlerini, dolaylı temsil yoluyla
takip eden ve sonuçlandıran ve kendilerine Müsteşarlıkça gümrük müşavirliği
izin belgesi verilen serbest meslek sahipleri şeklinde tanımlanmıştır.
Uyuşmazlığın esasını, gümrük
müşavirlerinin, 5525 sayılı Memurları ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı
Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanunun 1 inci maddesinde yer alan "diğer
kamu görevlileri" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususu
olduğundan, öncelikle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Anayasanın 128.
maddesinde "Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel
kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık
ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." 129. maddesinde
"Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak
faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin
yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları,
kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun
olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri
hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması,
kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine
bağlıdır." hükümleri yer almaktadır.
Anayasanın 128. maddesinin birinci
fıkrasında geçen "Devletin kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel
kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle görülür" hükmünde geçen "genel idare esasları"
deyimi, kamu görevinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
Önemi ve değeri nedeniyle Devletin
başlıca görevleri "genel idare esasları"na göre yürütülmektedir.
"Genel idare esasları"na göre yürütülen kamu hizmetlerinin
gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde kadro esastır. Bu hizmetlerin
yapısal ve işlevsel özellikleri, onu diğer hizmetlerden ayırır. Bu görevlerde
bulunan kimseler, yasaların güvencesi altındadır.
Belirtilen hususlardan hareketle;
"diğer kamu görevlileri", idare ile "kamu hukuku" ilişkisi
bulunan ve hizmetin "asli elemanı" sayılabilecek bir görevde çalışan,
nitelikleri atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve
ödenekleri ve diğer özlük işleri yasayla düzenlenen kişilerdir. Bir başka
anlatımla statü hukukuna tabi olup, 657 sayılı Yasa kapsamında bulunmayan
kişilerdir.
Gümrük müşavirleri ya da müşavir
yardımcılarının ifa etmiş oldukları görevlerini genel idare esaslarına göre
yürütüyor olmamaları, yine nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları
ve yükümlülükleriyle aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bir
kanunla düzenlenmemiş olması bir başka deyişle kadrolu olarak görev
yapmamaları, Gümrük Yönetmeliğinin 693. maddesinde belirtildiği üzere serbest
meslek sahibi olmaları nedeniyle "diğer kamu görevlileri" dolayısıyla
5525 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilmelerine hukuken olanak
bulunmamaktadır.
Her ne kadar Gümrük Kanununun Geçici
6/6 maddesinde gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının, görevleri
sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fiillerinin
niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca
cezalandırılacakları belirtilmiş ise de Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun
değişik 279. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 2. bentlerinde, Ceza Kanunu
uygulaması bakımından kimlerin "memur" sayılacağı, ikinci fıkranın 1
ve 2. bentlerinde de, Yasa'nın uygulanmasında "kamu hizmeti görmekle
yükümlü olanlar"ın kimler olduğu belirtilmiş olup, yukarıda anılan düzenlemeyle
Ceza Kanunu uygulaması bakımından sadece memurların yargılanabileceği bazı
suçlardan, gümrük müşavirleri ve yardımcılarının da yargılanmasına imkan
sağlanması amaçlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle İstanbul 4. İdare
Mahkemesinin davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin
bulunan 10/10/2007 günlü, E:2005/3006, K:2007/2178 sayılı kararının 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbeşinci
Dairesince gereği görüşüldü:
8/6/2011 tarih ve 27958 sayılı mükerrer
Resmî Gazete'de yayımlanan 640
sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın
kurularak Gümrük Müsteşarlığının görev ve yetkilerinin adı geçen bakanlığa
devredildiği anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın davalı idare
olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi:
Dava; Gümrük müşaviri olan davacıya
verilen kınama cezasının iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 4. İdare Mahkemesince; gümrük
müşaviri olan davacıya verilen disiplin cezasının 5525 sayılı Memurlar ile
Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun
kapsamında olduğu sonucuna ulaşılarak açılan davanın esası hakkında karar
verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Danıştay Başsavcılığı'nca, anılan
kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Anayasanın 128. maddesinde,
"Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin
genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin
gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri
eliyle görülür.
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık
ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." denilmek
suretiyle kamu görevlilerinin nitelikleri, hakları ve yükümlülüklerinin nasıl
düzenleneceği ortaya konulmuştur.
5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu
Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanunun 1. maddesinde
bazı kamu görevlileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç olmak
üzere; "kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu
görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında 23/4/1999 tarihinden
14/2/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezaları
bütün sonuçları ile affedileceği" hükmü yer almaktadır.
Sözü edilen düzenleme; 657
sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan Devlet memurları ile
ilerleme ve yükselmeleri 657 sayılı Yasa'ya göre yürütülen sözleşmeli personel,
kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında istihdam edilen sözleşmeli
ve kapsamdışıpersonel, özel kanunlarla kurulan kamu kurum ve kuruluşlarında
çalışan kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanları kapsamakta olup,
kapsamda yer alan kamu görevlilerinin 5525 sayılı Yasa'dan yararlanması
gerekmektedir.
Gümrük Kanununun 225. maddesinde ise,
eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin
faaliyetlerin, 5 inci madde hükümleri çerçevesinde, sahipleri ile bunların
adına hareket edenler tarafından doğrudan temsil yoluyla veya gümrük
müşavirleri tarafından dolaylı temsil yoluyla takip edilip sonuçlandırılacağı,
işlem tarihinde yürürlükte bulunan Gümrük Yönetmeliği'nin 693. maddesinde de
"Gümrük Müşaviri"; eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya
kullanıma tabi tutulmasına ilişkin gümrük işlemlerini, dolaylı temsil yoluyla
takip eden ve sonuçlandıran ve kendilerine Müsteşarlıkça gümrük müşavirliği
izin belgesi verilen serbest meslek sahipleri şeklinde tanımlanmıştır.
Gümrük müşavirleri ile müşavir
yardımcılarının ifa ettikleri görevlerin genel idare esaslarına göre yürütülen
görevlerden olmaması, nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleriyle aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin bir kanunla
düzenlenmemiş olması, 4458 sayılı Gümrük Kanununa göre gerçek ve özel hukuk
tüzel kişilerinin vermiş olduğu vekâletnameye dayanarak, gümrükteki iş ve
işlemlerini dolaylı temsil yoluyla takip eden serbest meslek erbabı olmaları
nedeniyle kamu görevlisi kapsamında değerlendirme olanağı bulunmadığından 5525
sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı
Hakkında Kanun kapsamında bulunmayan davacıya verilen kınama cezasının, sözü edilen
Yasa uyarınca affa uğradığından bahisle uyuşmazlığın esası incelenmeksizin
verilen Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemektedir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay
Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile
İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin 10/10/2007 tarih ve E:2005/3006, K:2007/2178
sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi
uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin ilgili Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı'na gönderilmesine ve kararın
Resmî Gazete'de yayımlanmasına, 29/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.