Karayolunda yurt içi eşya taşımacılığı yapmak üzere tarafına K1 türü yetki belgesi verilmesi talebinin reddine dair işlemin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin E 2012-27 K 2012-173 Sayılı Kararı
Esas Sayısı: 2012/27; Karar
Sayısı : 2012/173
Karar Günü: 8.11.2012
Anayasa Mahkemesi
Başkanlığından:28.02.1013 tarih ve 28601 sayılı R.G.
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN : Danıştay Onuncu
Dairesi
İTİRAZIN
KONUSU : 1- 10.7.2003 günlü, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 35.
maddesinin,
2- 18.5.2004 günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 12. maddesinin birinci
fıkrasının (t) bendinin,
Anayasa'nın 7. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Karayolunda yurt içi eşya taşımacılığı yapmak üzere
tarafına K1 türü yetki belgesi verilmesi talebinin reddine dair işlemin iptali
istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu
kanısına varan Danıştay Onuncu Dairesi, iptalleri için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN
GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
"…tarafından; davacının, karayolunda yurtiçi eşya
taşımacılığı yapmak üzere K1 türü yetki belgesi verilmesi istemli başvurusunun
reddine ilişkin 19.1.2006 tarih ve 3065 sayılı Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi
Odası işleminin iptali istemiyle Ulaştırma Bakanlığı'na karşı açılan dava
sonucunda; Afyonkarahisar İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin iptali
yolunda verilen 23.8.2007 tarih ve E:2006/748, K:2007/478 sayılı kararının
temyizen incelenip bozulması istemi üzerine oluşturulan dosya, Danıştay Onuncu
ve Sekizinci Dairelerinden oluşan müşterek kurulca, öncelikle dava konusu
işlemin dayanağı olan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 35. maddesi ile
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar
Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (t) bendinin Anayasaya uygun olup
olmadığı yönünden incelendi, gereği görüşüldü:
4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun "Yetki devri"
başlıklı 35. maddesinde, "Bakanlık, bu Kanun gereğince yerine getirmekle
yükümlü olduğu görev ve yetkilerinin tamamını veya bir kısmını devredebilir.
Devirle ilgili usul ve esaslar çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne
yer verilmiştir.
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile
Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (t) bendinde ise,
"Mevzuatla bakanlıklara veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına verilen işlerin,
bu Kanunda belirtilen kuruluş amaçları ve görev alanı çerçevesinde odalara
tevdii halinde bu işleri yürütmek", odaların görevleri arasında sayılmıştır.
Dava konusu işlem; 4925 sayılı Yasanın Ulaştırma
Bakanlığına verdiği yetkilerin, K1 türü yetki belgesiyle sınırlı olmak
kaydıyla, yukarıda aktarılan Yasa hükümlerine dayanılarak Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliğine (adı geçen Birlik tarafından da, ilgili Ticaret ve Sanayi
Odalarına) devredilmesi suretiyle tesis edilmiş olup; bu haliyle, 4925 sayılı
Yasanın 35. maddesi ile 5174 sayılı Yasanın 12. maddesinin 1. fıkrasının (t)
bendinin bakılan davada uygulanacak kural olduğunda duraksama bulunmamaktadır.
I- Yetki ve yetki devri kavramlarının İdare Hukuku
bakımından incelenmesi:
İdare Hukukunda "yetki", idareye Anayasa ve yasalarla
tanınmış olan karar alma gücünü ifade eder ve idari işlemlerin en temel öğesini
oluşturur. Bir kamu düzeni sorunu olan yetki, yasa koyucu tarafından hangi
makam veya merciye verilmiş ise, ancak o makam veya merci tarafından
kullanılabilir. Bu bakımdan, yasanın açık izni olmadıkça yetkili makam veya
mercinin yetkisini devretmesi olanaklı değildir. Aktarılan nitelikleri gereği,
idare hukukunda yetkisizlik kural, yetkili olmak istisnadır. Bu itibarla, yetki
hükümlerinin sınır ve çerçevesinin yasayla açıkça çizilmesi gerekir ve
genişletici yoruma tabi tutulamaz.
"Yetki devri" ise, yukarıda kısaca bahsedildiği üzere,
yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması
olup; doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki unsurunun nitelikleri dikkate
alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Buna göre, yetki
devri:
1- Yasada açıkça öngörülmüş olmalıdır. ("yetki
devrinin yasallığı")
Anayasanın 6. maddesindeki, kimsenin kaynağını Anayasadan
almayan bir Devlet yetkisini kullanamayacağı kuralı ve 123. maddesindeki
"idarenin yasallığı" ilkesi gereği, idare, Anayasa ve yasalarla düzenlenen
görev ve yetki sahası içinde faaliyette bulunmak zorundadır. Bu kural ile
birlikte, yetkinin kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetildiğinde, yetki
devrinin yasada düzenlenmesi zorunludur. Bu zorunluluk, yetkili organ veya
makamın, dolayısıyla işlemin yetki unsuru yönünden hukuka uygun olup
olmadığının tespitine de olanak sağlamaktadır.
Özetle, yasada yetki devrine izin verilmeli ve yetki
devri yasaklanmamış olmalıdır.
2- Yazılı olmalıdır.
Yetki devri suretiyle, esasen yetkisiz olan bir makam
-idari işlemle- yetkili hale getirildiğinden, devir hususunun açıkça (zımni
devir mümkün değildir) ve yazılı olarak yapılması gerekmektedir. Bu kural,
yetkili makamın ve yetki devrinin kapsamının tespitini mümkün kılmaktadır.
3- Hiyerarşik asta yapılmalıdır.
Yetki devri, karar alma yetkisinin devri olduğuna ve
idare hukukunda kararlar kamu görevlilerinin şahsı adına değil, bu kamu
görevlilerinin görev yaptığı kamu tüzel kişiliği adına alındığına göre, bir
kamu görevlisinin belli bir konuda sahip olduğu karar alma yetkisini, başka bir
kamu görevlisine devredebilmesi için, iki kamu görevlisinin de aynı tüzel
kişilik (hiyerarşi) içinde bulunması; yetkiyi devredenin hiyerarşik üst
konumunda olması gerekir. (Gözler, Kemal: İdare Hukuku C.1, Bursa 2003, s.650)
4- Kısmi olmalıdır.
Hiyerarşik üst, yetkisinin yalnızca bir kısmını
devredebilir. Zira, tam yetki devri, bir idari makamın bütün görevlerini
devrettiği (kendini tasfiye ettiği) anlamına gelir ki, bu durum gerek yetki
devrinin istisnailiği, gerekse idarenin yasallığı ilkesine aykırı düşer.
Nitekim, yetki devrinin yukarıda değinilen
unsurlarına, idare hukuku bakımından "code" niteliğindeki 3046 sayılı
Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun'un "Yetki devri"
başlıklı 38. maddesinde de aynen yer verilerek, "Bakan, müsteşar ve her
kademedeki bakanlık ve kuruluş yöneticileri, gerektiğinde sınırlarını yazılı olarak
açıkça belirlemek şartıyla yetkilerinden bir kısmını astlarına devredebilir."
şeklinde hüküm sevk edilmiştir.
II- Yasa kurallarının anlam ve içeriği:
4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 35. maddesinde,
Ulaştırma Bakanlığına, bu Yasada öngörülen görev ve yetkilerinin tamamını,
sınır konulmaksızın, herhangi bir kişi/kuruluşa devretme ve devirle ilgili
usul-esasları bizzat çıkaracağı yönetmelikle belirleme yetkisi verilmiştir.
5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile
Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (t) bendinde de,
bakanlıklara ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına yasa ya da diğer mevzuatla
verilen işlerin, çerçeve çizilmeksizin, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan
odalara devredilmesi olanağı tanınmıştır.
Nitekim Ulaştırma Bakanlığı da, söz konusu hükümlere
istinaden, 25.2.2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolu
Taşıma Yönetmeliğinin Ek 1. maddesinde getirdiği düzenlemeyle, Karayolu Taşıma
Kanunundan doğan yetkilerini, kamu kurum/kuruluşları ve 5174 sayılı Yasa
kapsamına giren Birlik ve Odalara protokolle devredebileceğini öngörmüştür.
Aktarılan yasa hükümlerinin, idareye yasayla verilen
yetkilerin, gerek hiyerarşik ast haricindeki kişi ve kuruluşlara, gerekse
tamamının devrine izin vermesi, bu suretle yetki devrinin sınır ve
istisnalarının belirlenmemiş olması söz konusu düzenlemelerin Anayasaya
uygunluğunun irdelenmesini zorunlu kılmıştır.
III- Yasa kurallarının Anayasanın 7. maddesine
uygunluğu:
Anayasanın 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti
adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu, bu yetkinin devredilemeyeceği
kuralına yer verilmiştir.
Egemenliğin sahibi olan Millet adına yetki kullanan
yasama organı, "yasama" erkinin aslî sahibidir. Böyle bir yetkiden kendi
iradesiyle bile vazgeçmesi söz konusu olamaz. Bu nedenle öğretide, Anayasa'da
yasama yetkisinin devredilemeyeceği yolunda bir kural olmasaydı dahi, yasama
yetkisinin devredilemeyeceği kabul edilmektedir. Çünkü kamu hukukunda hiçbir
Devlet organı, Anayasa ve yasalardan aldığı bir yetkiyi, bu metinlerde açık bir
izin olmadıkça başka bir Devlet organına devredemez. (Yasama yetkisinin
devredilmezliğinin mutlak bir ilke olmayışı, TBMM'nin çıkaracağı yetki
yasalarıyla Bakanlar Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verilmesi
gibi, bizzat Anayasanın kendisinde istisnai kurallar bulunması konumuzun
dışındadır.)
Yasama organı, yasa yaparken konuyla ilgili bütün
olasılıkları göz önünde bulundurarak (kazuistik biçimde) ayrıntılara ait
kurallar koymak yetkisine sahip ise de; zamanın gereklerine göre sık sık
değişen önlemler alınmasına veya alınan önlemlerin kaldırılmasına ve yerine
göre yeniden konulmasına gerek duyulan hallerde, yasama faaliyetinin yavaş
işlemesi ve günlük olayları izleyerek zamanında önlem almasının güçlüğü karşısında;
yasa koyucunun, konunun esaslı unsurlarını yasa ile belirledikten sonra,
uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin bulunan hususların düzenlenmesi için
yürütme organına yetki vermesinin, yasama yetkisinin devri niteliğinde
değerlendirilemeyeceği açıktır.
Bu durum öğretide, kural-işlem yetkisinin, ilke ve
genel olarak yalnız yasama organına ait olduğu; yürütme ve idarenin ise, sadece
türevsel, bağlı ve istisnai nitelikte düzenleme yetkisine sahip olduğu şeklinde
ifade edilmiştir. (Duran, Lütfi: İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul 1982.
s.320)
Yasama yetkisi asli bir yetki olduğundan ve Türk
hukukunda yasayla düzenleme alanı konu itibariyle sınırlandırılmadığından
(yasama yetkisinin genelliği), yasama organı, dilediği alanı, kuşkusuz Anayasa
ilkelerine uygun olmak koşuluyla düzenleme yetkisini haizdir. (Anayasa
Mahkemesinin E:1985/2, K:1985/6 sayılı kararı; Özbudun, Ergun: Türk Anayasa
Hukuku, 4. Baskı, Ankara 1995, s.164-165)
Yasayla düzenleme ilkesi, düzenlenen konudan yalnız
kavram, ad ve kurum olarak söz edilmesi değil, bunların yasa metninde
kurallaştırılmasıdır. Kurallaştırma ise, düzenlenen alanda temel ilkelerin
konulmasını ve çerçevenin çizilmiş olmasını ifade eder. Ancak temel ilkeler
konulup çerçeve çizildikten sonra uzmanlık ve teknik konulara ilişkin
ayrıntıların belirlenmesi yürütme organının takdirine bırakılabilir.
Bu bakımdan yasama organının, "temel ilkeleri koyması,
çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine
bırakmaması gerekir." (Anayasa Mahkemesinin E:1993/5, K:1993/25 sayılı kararı).
Bir başka deyişle; yasama organı, sahibi olduğu yasama yetkisinin asli,
devredilemez niteliğiyle birlikte yürütme ve idarenin türevsel, istisnai,
sınırlı düzenleme yeteneğini dikkate almak suretiyle, temel esaslarını kendisinin
düzenlediği konularda yürütme ve idareye konunun ayrıntılarını düzenleme
yetkisi tanıyabilir.
Bu itibarla, yürütme organına düzenleme yetkisi veren
bir yasa kuralının Anayasanın 7. maddesine uygun olabilmesi için; temel
ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı
yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerekir.
Oysa 4925 sayılı Yasanın itiraza konu 35. maddesinde,
anılan Yasa ile Ulaştırma Bakanlığına verilen görevlerden, tanınan yetkilerden
hangilerinin kimlere, hangi koşullarla devredilebileceği; 5174 sayılı Yasanın
12. maddesinin 1/t bendinde ise, devredilebileceği öngörülen yetkilerin
kaynaklandığı yasalar, bu yetkilerin devre konu olabilecek kısımlar ve bu
yetkiye sahip olan kurum-kuruluş ve bakanlıklar belli edilmemiş, çerçevesi
çizilmemiş; belirtilen konularda düzenleme yapma yetkisi, herhangi bir temel
ilke ve sınır konulmaksızın, tümüyle Ulaştırma Bakanlığına (5174 sayılı Yasa
bakımından bütün bakanlık ve kamu kuruluşlarına) bırakılmıştır. Böylece, kamu
düzenine ilişkin bulunan ve yasayla belirlenmesi gereken "idarenin yetki
alanı"nın düzenlenmesine yönelik yasama yetkisi; yetki devrinin konusu, kapsamı
ve devredilecek makam/merci hakkında herhangi bir çerçeve çizilmemek suretiyle
fiilen idareye devredilmiştir.
Bu bağlamda, 5174 sayılı Yasanın 12. maddesinin 1.
fıkrasının (t) bendinde, "...bu Kanunda belirtilen kuruluş amaçları ve görev
alanı çerçevesinde..." odalara tevdi edilen işlerden söz edilmesi, konunun
yasal çerçevesinin çizilmiş, temel ilke ve sınırlarının yine yasa ile konulmuş
olduğu anlamına gelmemektedir. Zira, anılan fıkradaki ifade, 5174 sayılı
Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasama organınca çıkarılacak yeni yasalarda
kamu kurum ve kuruluşları ile bakanlıklara verilecek görev ve yetkilerin dahi,
odalara tevdi edilebilecek işler kapsamında yer almasına olanak tanıdığı gibi;
esasen, devre konu işlerin yasama yetkisinin devredilmezliği kuralına aykırı
biçimde idare tarafından belirlenmesine izin vermekte; böylelikle devredilecek
yetkinin konu, kapsam ve sınırlarını belirlemekten uzak bulunmaktadır.
Bu nedenle, 4925 sayılı Yasanın 35. maddesi ile 5174
sayılı Yasanın 12. maddesinin 1/t bendinin, yasama yetkisinin devredilmezliğini
öngören Anayasa'nın 7. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
IV- Yasa kurallarının Anayasa'nın 123. maddesine
uygunluğu:
Anayasanın 8. maddesinde, yürütme yetkisi ve
görevinin, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara
uygun olarak kullanılacağı ve yerine getirileceği; 113. maddesinde,
Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatının
yasayla düzenleneceği; 123. maddesinde, idarenin, kuruluş ve görevleriyle bir
bütün olduğu ve yasayla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa, yürütme görev ve yetkisinin, yasalar
çerçevesinde yerine getirileceğini açıklamakla yetinmeyip; idare kuruluşunun
her bir öğesinin de yasayla düzenlenmesini emretmektedir. İdare teşkilatı ile
görev ve yetkilerinin yasayla düzenlenmesi öngörüldüğü gibi; ajanlara,
vergilere ve mallara ilişkin statülerin de yasal nitelikte olması
gerekmektedir. Bu bakımdan, idare onu yetkili kılan "Yasa"ya dayanarak hizmette
bulunabilir. Bu nedenledir ki, idare hukukunda yetkisizlik kural, yetkili olmak
istisnadır. Dolayısıyla, yetki devri de istisnai niteliktedir.
Ancak idarenin yasallığı ilkesi, idari kuruluşun tümü
ve bütün ayrıntıları ile yasa koyucu tarafından düzenlenmesi zorunluluğunu
gerektirmeyip; sadece öğelerinin temel kurallarının ve güvence hükümlerinin
yasada yer almasını zorunlu kılar. Nitekim Anayasanın 113. maddesinde,
Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatının
yasayla düzenleneceği; 123. maddesinde, kamu tüzel kişiliğinin, ancak yasayla
veya yasanın verdiği açık yetkiye dayanılarak kurulacağı belirtilmek suretiyle,
idarenin kuruluşunda her noktanın mutlaka yasa hükmüne bağlanmasını şart
koşmamış ya da bu alanda yürütme ve idarenin düzenleme yapmasını
yasaklamamıştır. Bu itibarla, yasal yetkiye dayanarak ve yasalar ile Anayasa
çerçevesinde olmak kaydıyla, yürütme ve idare de, kendi işleviyle ilgili alanda
yeni ve ayrıntılı kurallar koyabilirler. Böyle bir düzenlemenin "yasallık"
ilkesine aykırı bir yönü yoktur.
Diğer yandan, yasama erkinin aksine yürütme erkinin,
bir yetki olduğu kadar yükümlülüğü de içermesi nedeniyle, idarenin, yasayla
kendisine tevdi edilen görev ve yükümlülükleri tümüyle devretmesi, diğer bir
anlatımla kamu hizmetini ifadan vazgeçmesi mümkün bulunmamaktadır. Aksi
durumun, gerek yetki devrinin istisnailiği, gerekse idarenin yasallığı
ilkesine; dolayısıyla Anayasanın yukarıda anılan hükümlerine aykırı düşeceği
açıktır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 27.4.1993 tarih ve
E:1992/37, K:1993/18 sayılı kararında da, öğretide kabul edildiği üzere, yetki
devrinin "kısmi" olması gerektiği ve "bazı önemli yetkilerin devir konusu yapılamayacağı"
vurgulanarak, Yasada biçimi ve sınırları belirli bir yetki devri öngörüldüğü
gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Karayolu Taşıma Kanunuyla, Ulaştırma Bakanlığına,
karayolu eşya ve yolcu taşımacılığı alanında faaliyette bulunacak kişilerin, bu
alanda faaliyette bulunma ve yetki belgesi alma koşullarının, taban ve tavan
ücretlerin (kamu düzeni ve güvenliği gözetilerek) belirlenmesi ve bu kurallara
uyulup uyulmadığının denetlenmesi; uyulmadığının tespiti halinde ise, faaliyetin
durdurulması, yetkinin iptali ve idari para cezası verilmesi dahil yaptırım
uygulanması gibi birtakım kamusal yetkiler tanınmış; iptali istenilen kurallar
ise, Bakanlığın bu konuda haiz olduğu yetkilerini kısmen veya tamamen, sınır ve
kural getirmeksizin herhangi bir kuruluş/kişiye, bu arada kamu tüzel kişiliğini
haiz odalara, süreli veya süresiz olarak devredebileceğini öngörmüştür.
Dolayısıyla, itiraza konu Yasa kurallarıyla,
Bakanlığın, karayolu taşımacılığı alanındaki bütün yetkilerinin, herhangi bir
sınırlama veya istisna konulmaksızın Bakanlık teşkilatı içinde yer almayan,
Bakanlık ile hiyerarşik ilişki içinde olmayan kişi ve kuruluşlara devrine
olanak sağlanmıştır. Bu nedenle, anılan kurallar, "yetki devri" kurumunun
kapsam ve mahiyetine açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi, idarenin yasallığını
düzenleyen Anayasanın 123. maddesine de aykırı düşmektedir.
Esasen, 5174 sayılı Yasa'nın ilgili bendinde geçen
"mevzuat" kelimesi dahi, başlı başına idarenin yasallığı ilkesine, dolayısıyla
Anayasa'nın 123. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. Zira, bilindiği üzere,
"mevzuat" sözcüğü, normlar hiyerarşisinde yasadan aşağıda yer alan tüzük,
yönetmelik, genelge gibi yürütme organının düzenleme yetkisi içerisinde bulunan
düzenleyici işlemleri de kapsamaktadır. Oysa idare, Anayasa ve yasalarla
düzenlenen görev ve yetki sahası içinde faaliyette bulunmak zorunda olup;
idarenin, dayanağını yasadan almaksızın, düzenleyici işlemlerden kaynaklanan
bir yetkiye sahip olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle, anılan Yasa kurallarının
Anayasanın 123. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle ve bir davaya bakmakta olan
mahkemenin, o dava sebebiyle uygulanacak yasa kuralının Anayasa'ya aykırı
olduğu kanısına götüren görüşünü açıklayan kararı ile Anayasa Mahkemesine
başvurulması gerektiğini düzenleyen 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesinin 2. fıkrası gereğince,
yukarıda açıklanan gerekçelerle; 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 35.
maddesi ile 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve
Borsalar Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (t) bendinin; Anayasanın 7. ve
123. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle Anayasa
Mahkemesine başvurulmasına; dosyada bulunan belgelerin onaylı bir örneğinin
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmesine 6.12.2011 tarihinde oybirliğiyle
karar verildi."
III- YASA
METİNLERİ
A- İtiraz
Konusu Yasa Kuralları
1-10.7.2003 günlü, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun
itiraz konusu kural olan "Yetki Devri"
başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Madde 35- Bakanlık, bu Kanun gereğince yerine
getirmekle yükümlü olduğu görev ve yetkilerinin tamamını veya bir kısmını
devredebilir. Devirle ilgili usul ve esaslar çıkarılacak yönetmelikle
belirlenir."
2-18.05.2004 günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun itiraz konusu kuralı da
içeren "Odaların Görevleri" başlıklı
12. maddesi şöyledir:
"Madde 12 - Odaların görevleri
şunlardır:
a) Meslek
ahlâkını, disiplini ve dayanışmayı korumak ve geliştirmek, ticaret ve sanayinin
kamu yararına uygun olarak gelişmesine çalışmak.
b)Ticaret ve
sanayiyi ilgilendiren bilgi ve haberleri derleyerek ilgililere ulaştırmak,
ilgili kanunlar çerçevesinde resmî makamlarca istenecek bilgileri vermek ve
özellikle üyelerinin mesleklerini icrada ihtiyaç duyabilecekleri her çeşit
bilgiyi, başvuruları durumunda kendilerine vermek veya bunların elde edilmesini
kolaylaştırmak, elektronik ticaret ve internet ağları konusunda üyelerine yol
gösterecek girişimlerde bulunmak, bu konularda gerekli alt yapıyı kurmak ve
işletmek.
c) Ticaret ve
sanayiye ait her türlü incelemeleri yapmak, bölgeleri içindeki iktisadî, ticarî
ve sınaî faaliyetlere ait endeks ve istatistikleri tutmak, başlıca maddelerin
piyasa fiyatlarını takip ve kaydetmek ve bunları uygun vasıtalarla yaymak.
d) 26
ncımaddedeki belgeleri düzenlemek ve onaylamak.
e) Meslek
faaliyetlerine ait konularda resmî makamlara teklif, dilek ve başvurularda
bulunmak; üyelerinin tamamının veya bir kesiminin meslekî menfaati olduğu
takdirde meclis kararı ile bu üyeleri adına veya kendi adına dava açmak.
f) Çalışma
alanları içindeki ticarî ve sınaî örf, adet ve teamülleri tespit etmek,
Bakanlığın onayına sunmak ve ilân etmek.
g) Üyeleri
tarafından uyulması zorunlu meslekî karar almak.
h) Yurt içi
ve yurt dışı fuar ve sergilere katılmak.
ı)
Gerektiğinde 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununun 125 inci
maddesinde sayılan mal ve hizmetlerin azamî fiyat tarifelerini, kendi üyeleri
için, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliğe uygun olarak tespit etmek ve
onaylamak.
j) Deniz ticaretinin
kamu yararına, millî ulaştırma ve deniz ticareti politikasına uygun şekilde
gelişmesine çalışmak.
k) Millî ve
milletlerarası deniz ticaretine ait incelemeler yapmak ve bu konudaki bilgileri
sağlamak, Türkiye limanları arası ve yurt dışı navlun, acente komisyonu ve
ücretleri ile liman masrafları gibi bilgileri toplamak ve bunları mümkün olan
vasıtalarla en seri şekilde yaymak, dünya deniz ticaretindeki en son
gelişmeleri izlemek, istatistikler tutmak ve bunları ilgililere duyurmak.
l) Deniz
ticaretine ait ticarî örf, teamül ve uygulamaları tespit ve ilân etmek, navlun
anlaşmaları, konişmento ve benzeri evraka ait tip formları hazırlamak.
m) Yabancı
gemi sahip ve donatanları ile denizcilikle ilgili müesseselere Türkiye
limanlarının imkânları, çalışma şekilleri, tarifeleri ve liman masrafları
hakkında bilgi vermek ve onlardan benzeri bilgileri sağlamak.
n) Deniz
ticareti ile ilgili milletlerarası kuruluşlara üye olmak ve delege bulundurmak.
o)
İlgililerin talebi üzerine deniz ticareti ile ilgili ihtilaflarda hakemlik
yapmak.
p) Deniz
acenteliği hizmet ücret tarifelerini hazırlamak ve Bakanlığın onayına sunmak.
r) Sair
mevzuatın verdiği görevlerle, ilgili kanunlar çerçevesinde Birlik ve Bakanlıkça
verilecek görevleri yapmak.
s) Birliğin
belirlediği standartlara göre üye kayıtlarını tutmak ve üyelik aidatlarına
ilişkin belgeleri saklamak ve bunları Birliğe talep halinde bildirmek.
t) Mevzuatla bakanlıklara veya diğer kamu kurum ve
kuruluşlarına verilen işlerin, bu Kanunda belirtilen kuruluş amaçları ve görev
alanı çerçevesinde odalara tevdii halinde bu işleri yürütmek.
u) Üyelerinin
ihtiyacı olan belgeleri vermek ve bunlara ilişkin gerekli hizmetleri yapmak.
v) Yurt içi
fuarlar konusunda yapılacak müracaatları değerlendirip Birliğe teklifte
bulunmak.
y) Üyeleri
hakkındaki tüketici şikâyetlerini incelemek ve kuruluş amaçları doğrultusunda
diğer faaliyetlerde bulunmak.
z) Ticaret ve
sanayi odalarınca, odalar ayrı olan illerde ise sanayi odalarınca sanayiciler
için kapasite raporları düzenlemek.
Odalar, bunlardan
başka mevzuat hükümleri çerçevesinde;
a) Ticaret
mallarının niteliklerinin belirlenmesine yönelik lâboratuvarlar kurmak veya
bunlara iştirak etmek, uluslararası kalibrasyon, test ölçme lâboratuvarı kurmak
veya iştirak etmek, belgelendirme hizmetleri sunmak,
b) Milli
Eğitim Bakanlığının izin ve denetiminde ticaret, denizcilik ve sanayi ile
ilgili kursları açmak, açılan kurslara yardımda bulunmak, yurt içinde ve
dışında ihtiyaç duyulan alanlar için öğrenci okutmak ve stajyer bulundurmak;
meslekî ve teknik eğitim ve öğretimi geliştirme ve yönlendirme çalışmaları
yapmak, kendi üyelerinin işyerleriyle sınırlı olmak üzere, 3308 sayılı Meslekî
Eğitim Kanunu kapsamına alınmamış meslek dallarında bu uygulamaya ilişkin
belgeleri düzenlemek,
c)
İlgililerin talebi halinde, ticarî ve sınaî ihtilaflarda hakem olmak, tahkim
kurulları oluşturmak,
d) Açılmış
veya açılacak olan sergiler, panayırlar, umumi mağazalar, depolar, müzeler ve
kütüphanelere katılmak,
e) Yetkili
bakanlıkça uygun görülen alanlarda sanayi siteleri, endüstri bölgeleri,
organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, teknoparklar,
teknoloji merkezleri kurmak ve yönetmek; 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu
çerçevesinde serbest bölge kurucu ve işleticisi veya işleticisi olmak, antrepo
işletmek ve fuar alanları, kongre merkezleri ile ticaret merkezleri kurmak,
işletmek veya kurulmuş olanlara iştirak etmek,
Görevlerini
de yaparlar."
B- Dayanılan
ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 7. ve 123. maddelerine
dayanılmış, 128. maddesi ise ilgili görülmüştür.
IV- İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca
Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN,
Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin
YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın
katılımıyla 30.3.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Canbulut ŞAŞMAZ
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları,
dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- 4925
Sayılı Kanun'un 35. Maddesinin İncelenmesi
Başvuru kararında, yürütme organına düzenleme yetkisi
veren bir kanun kuralının Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel
ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı
yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerektiği, oysa itiraz konusu kuralda 4925
sayılı Kanun ile Ulaştırma Bakanlığına verilen görevlerden ve yetkilerden
hangilerinin kimlere, hangi koşullarla devredilebileceği konularında düzenleme
yapma yetkisinin herhangi bir temel ilke ve sınır konulmaksızın tümüyle
Ulaştırma Bakanlığına bırakıldığı, diğer yandan idarenin kanunla kendisine
tevdi edilen görev ve yükümlülükleri tümüyle devretmesinin, başka bir anlatımla
kamu hizmetini ifadan vazgeçmesinin mümkün olmadığı, aksi durumun gerek yetki
devrinin istisnailiği gerekse idarenin kanuniliği ilkesine aykırı olacağı
belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 7. ve 123. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu
kural Anayasa'nın 128. maddesi yönünden de incelenmiştir.
İtiraz konusu kuralla, Bakanlığın 4925 sayılı Kanun
gereğince yerine getirmekle yükümlü olduğu görev ve yetkilerinin tamamını veya
bir kısmını devredebilmesine olanak tanınmış, devirle ilgili usul ve esasların
ise çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır. Kurala göre anılan Bakanlığın devredebileceği görev ve
yetkilerin ise genel olarak; taşımacılık, acentelik ve taşıma işleri
komisyonculuğu ile nakliyat ambarı ve kargo işletmeciliği yapacaklara yetki
belgesi vermek, gerektiğinde ücret tarifesinin taban ve tavan sınırları ile
karayolundan geçiş ücretlerini belirlemek, düzenli yolcu ve eşya taşımalarında
düzenlenen zaman tarifelerini onaylamak, Kanun'a aykırı durumların varlığı
halinde idari para cezası ile uyarma, geçici durdurma ve iptal şeklinde idari
müeyyideler uygulamaya ilişkin olduğu görülmektedir.
Kanun koyucunun itiraz konusu kuralla, Bakanlığın 4925
sayılı Kanun gereği yerine getirmekle yükümlü olduğu görev ve yetkilerinin
tamamını veya bir kısmını devredilebilmesine imkân tanıyarak, hizmette süratin
ve verimliliğin arttırılmasını temin etmeyi, iş ve işlemleri merkeziyetçilikten
kurtarmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 7. maddesinde "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir.
Bu yetki devredilemez." denilmektedir. Buna göre Anayasa'da kanunla
düzenlenmesi öngörülen konularda, yürütme organına genel ve sınırları belirsiz
bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme
yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle Anayasa'da
öngörülen ayrık durumlar dışında, kanunlarla düzenlenmemiş bir alanda, kanun
ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemez. Ayrıca yürütme
organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralının Anayasa'nın 7. maddesine
uygun olabilmesi için temel ilkeleri koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız,
belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin düzenlemesine bırakmaması gerekir.
İtiraz konusu kuralda "Bakanlığın bu Kanun gereğince
yerine getirmekle yükümlü olduğu görev ve yetkiler"den bahsedilerek,
devredilebilecek görev ve yetkilerin hangileri olduğunun genel olarak
gösterilmekle yetinildiği, Bakanlığın Kanun'dan doğan görev ve yetkilerinin
hangilerini hangi makam veya merciye ne şekilde ve ne süreyle devredebileceğine
ilişkin temel ilkelerin, sınırların ve kapsamının belirlenmediği, yürütme
organının yetki devrine dair usul ve esasları belirlemede tam yetkili hale
geldiği, bunun da idarenin görevlerinde belirsizlik, görevlendirme ve
yetkilendirmede keyfilik gibi sonuçlara götürebileceği anlaşılmaktadır. Bu
nedenle, itiraz konusu kuralla Bakanlığa verilen yetkinin, yasamaya tanınmış ve
devredilemez olan asli düzenleme yetkisinin devri niteliğini taşıdığı açıktır.
Diğer taraftan Anayasa'nın 128. maddesinde ise
Devlet'in, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel
idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin
gerektirdiği asli ve sürekli görevlerinin memurlar ve diğer kamu görevlileri
eliyle yürütüleceği, bu kapsama giren personelin nitelikleri, atanmaları, görev
ve yetkileri, hakları ve yükümlülüklerinin de kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Anayasa'nın 128. maddesi anlamında bir kamu hizmetinden söz edilebilmesi için;
söz konusu hizmetin Devlet, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel
kişilerinin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmeti olması, bu kamu hizmetinin "genel idare esasları"na göre yürütülmesi
ile görevin "asli ve sürekli"
nitelikte olması gerekmektedir.
Geniş anlamda, Devlet ya da diğer kamu
tüzel kişileri tarafından ya da bunların gözetim ve denetimleri altında, genel
ve ortak gereksinimleri karşılamak, kamu yararını ya da çıkarını sağlamak için
yapılan ve topluma sunulmuş bulunan sürekli ve düzenli etkinlikler olarak
tanımlanan kamu hizmetinin, kamu hukukunun genel ilkeleri gereğince, doğrudan
idare, kuruluş ve kurumları eliyle, kamusal yönetim biçimine göre yürütülmesi asıl
ve olağandır.
İdare eliyle yürütülen hizmet ve
faaliyetlerden, genel idare esaslarına göre yürütülmesi zorunlu olmayan, diğer
bir değişle özel yönetim biçimi ile gerçekleştirilmeye elverişli bulunanların,
Devletin gözetimi ve denetimi altında, belli yasal usullerle özel
müteşebbislere yaptırılabilmesi ise olanaklıdır.
Kolluk faaliyeti içinde yer alan zorunlu denetim hizmeti, idari
para cezası ile uyarma, geçici durdurma ve iptal şeklinde idari müeyyideler
uygulamaya ilişkin görev ve faaliyetler genel idare
esaslarına göre yürütülmesi gereken bir kamu hizmeti olup, idarenin asli ve
sürekli görevlerindendir. Anayasa'nın 128. maddesine göre, kolluk faaliyetleri
arasında yer alan bu tür kamu hizmetlerinin memurlar ve diğer kamu görevlileri
eliyle yürütülmesi zorunludur.
Buna göre, itiraz konusu kural Bakanlığa, 4925 sayılı
Kanun'da verilen görevlerin ve tanınan yetkilerin tamamını devretme imkânı
tanımakta olup, idarenin kolluk faaliyetleri içinde
yer alan ve mutlaka Devletin memurları ve diğer kamu görevlileri aracılığıyla
yürütülmesi zorunlu olan asli ve sürekli görevlerin de gerçek ya da özel hukuk
tüzel kişilerine devredilmesine olanak tanıyan kural, Anayasa'nın 128.
maddesine de aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın
7. ve 128. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa'nın 7. ve 128. maddelerine
aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa'nın 123. maddesi yönünden ayrıca inceleme
yapılmasına gerek görülmemiştir.
B- 5174
Sayılı Kanun'un 12. Maddesinin Birinci Fıkrasının (t) Bendinin İncelenmesi
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralda,
devredilebileceği öngörülen yetkilerin kaynaklandığı kanunların, bu yetkilerin
devre konu olabilecek kısımları ve bu yetkiye sahip olan kurum-kuruluş ve
bakanlıkların belli edilmediği, belirlenen konularda düzenleme yapma yetkisinin
herhangi bir temel ilke ve sınır konulmaksızın tümüyle bütün bakanlık ve kamu
kuruluşlarına bırakıldığı, böylece kamu düzenine ilişkin bulunan ve kanunla
belirlenmesi gereken idarenin yetki alanının düzenlenmesine yönelik yasama
yetkisinin, yetki devrinin konusu, kapsamı ve devredilecek makam/merci hakkında
herhangi bir çerçeve çizilmemek suretiyle fiilen idareye devredildiği, itiraz
konusu kuralda yer alan "mevzuat"
kelimesinin dahi başlı başına idarenin kanuniliği ilkesine, dolayısıyla
Anayasa'nın 123. maddesine aykırılık teşkil ettiği, zira anılan kelimenin,
normlar hiyerarşisinde kanundan aşağıda yer alan tüzük, yönetmelik, genelge
gibi yürütme organının düzenleme yetkisi içerisinde bulunan düzenleyici işlemleri
de kapsadığı, oysa idarenin, Anayasa ve kanunlarla düzenlenen görev ve yetki
sahası içinde faaliyette bulunmak zorunda olduğu, idarenin, dayanağını kanundan
almaksızın, düzenleyici işlemlerden kaynaklanan bir yetkiye sahip olduğunun
kabulüne olanak bulunmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 7. ve 123.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural, mevzuatla bakanlıklara veya diğer
kamu kurum ve kuruluşlarına verilen işlerin, 5174 sayılı Kanun'da belirtilen
kuruluş amaçları ve görev alanı çerçevesinde odalara tevdii halinde bu işleri
yürütmeyi odaların görevleri arasında saymıştır. Kural, oda ve birliklerin
kuruluş amaçları doğrultusunda yerine getirmekle yükümlü oldukları görevlerin
ve bu görevi yerine getirirken sahip oldukları yetkinin alanını
belirlemektedir.
Anayasa'nın 123. maddesinin birinci fıkrasında ise "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür
ve kanunla düzenlenir." hükmü yer almaktadır. Bu maddede yer alan
düzenleme, idarenin kanuniliği ilkesine vücut vermektedir. İdarenin kanuniliği
ilkesi, idarenin ve organlarının görev ve yetkilerinin açık bir biçimde kanunla
düzenlenmesini gerekli kılar.
Öncelikle odaların temel amacı, avukatlık, hekimlik,
eczacılık, tacirlik gibi serbest meslekleri ifa edenlerin ortak ihtiyaçlarını karşılamak,
mesleği dışa karşı temsil etmek ve özellikle bu mesleklerin iç disiplinini ve
meslek ahlakını korumak olduğundan ve görev alanları da kanunda açıkça
öngörüldüğünden bu hususta bir belirsizlikten bahsedilemez.
Öte yandan, itiraz konusu kural, odaların görevlerine
ilişkin genel bir düzenleme niteliğindedir. İlgili kanunlarda, konuya ilişkin
genel kuralların saptanması, hangi yetkinin hangi makam ve merciye
devredileceğinin belirlenmesi ve bu şekilde konunun çerçevesi çizildikten
sonra, günün gelişen koşul ve durumlarına göre sık sık değişiklik yapılması
gereken teknik ve ihtisasa ilişkin alanda, bakanlıklara veya diğer kamu kurum
ve kuruluşlarına yüklenen görev ve tanınan yetkilerin odalara devri hususunda
bir hükme yer verilmesi yasama yetkisinin devri niteliğinde değildir.
Ayrıca yürütme organı, bir kanuna dayanmak ve ona
uygun olmak şartıyla Anayasamızda yer verilen tüzük ve yönetmelik dışında da
genel ve objektif düzenleyici hukuki tasarruflarda bulunabilir. İdarenin genel
esasları ilgili kanunda çizilmiş olmak şartıyla teknik ve ihtisasa ilişkin
konularda mevzuat kavramına dâhil olan tüzük, yönetmelik, genelge vb.
düzenleyici tasarruflarla kamusal bir görev yüklenmesi ve bu görevin oda ve
birliklerin kuruluş amaçlarıyla ilgili olması durumunda odalara devredilmesi
yasama yetkisinin devri niteliğinde olmadığı gibi bu durum idarenin kanuniliği
ilkesine de aykırılık oluşturmaz.
Sonuç olarak odalar, kamu tüzel kişiliğine sahip ve
kamu yararı amacına yönelik faaliyette bulunan kuruluşlardır. İdarenin görev
alanına giren konularda, kamu hizmetinin düzenli olarak işlemesini sağlamak
amacıyla, sınırları açıkça ilgili kanunda belirtilmiş olmak şartıyla, idareye
ait bir yetkinin odalara devredilmesinde Anayasa'ya aykırılık bulunmayıp,
itiraz konusu kural Anayasa'nın 7. ve 123. maddelerine aykırı değildir. İptal
isteminin reddi gerekir.
VI- İPTAL
KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının
Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde
Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca
kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak
bir yılı geçemez." denilmekte, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da
bu kural tekrarlanmaktadır.
4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 35. maddesinin
iptaline karar verilmesinin doğuracağı hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal
edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı
fıkrası gereğince iptal kararının, Resmî Gazete'de yayımlanmasından
başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VII- SONUÇ
1- 10.7.2003 günlü, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 35. maddesinin Anayasa'ya aykırı
olduğuna ve İPTALİNE,
2- 18.5.2004 günlü, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrasının (t)
bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
3- 4925 sayılı Kanun'un 35. maddesinin iptal edilmesi
nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin
(3) numaralı fıkrası gereğince bu maddeye ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ
GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
8.11.2012 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.