Danıştay 10. Daire K: 2013-8595 E:2013-8527 Sayılı kararı gereği, çevre katkı payının (ÇKP) mali yük olması, mali yüklerin ithalat vergileri, ithalat vergilerinin de gümrük vergileri kapsamında olması karşısında, gümrük idaresince belirlenen çevre katkı payına ilişkin ihtilafların çözümünde 2576 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin görevli olması gerektiği, konulu Karar
DANIŞTAY ONDÖRDÜNCÜ DAİRE BAŞKANLIĞI
Esas No: 2013/8527 - Karar No: 2013/8595
Danıştay Ondördüncü Daire Başkanlığından:06.02.2014 tarih ve 28905 sayılı
R.G.
Kanun Yararına
Temyiz İsteminde Bulunan: Danıştay
Başsavcılığı - ANKARA
Davacı: Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları
T.A.Ş.
Vekili:
Av. Cem Kabdan
Dünya Ticaret Merkezi Egs Business Park Blokları
B 2 Blok Kat 8 No :281 Yeşilköy- Bakırköy - İSTANBUL
Davalı: Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü -
ZONGULDAK
İstemin Özeti: Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nce davacı adına tescilli 14.12.2009
tarih ve IM001516 sayılı Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi ile ilgili olarak
Cermar Maritime Enterprises Limited Şirketi'ne ödenen 46.431,02 USD karşılığı
69.377,23 TL'lik yükleme demuraj bedelinin CIF bedeline dahil edilmeyerek,
çevre katkı payının eksik ödendiği tespit edildiğinden bahisle bu bedelin %1'ne
isabet eden 693,77 TL tutarındaki çevre katkı payının ödenmesi amacıyla tesis
edilen Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nün 08.04.2011 tarih ve 1926 sayılı
işlemine karşı yapılan itirazın reddine ilişkin 06.06.2011 tarih ve 97 sayılı
işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda Zonguldak İdare Mahkemesi
Hakimliğince verilen 09.03.2012 günlü, E:2011/1851, K:2012/272 sayılı kararı
onayan Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 19.06.2012 gün ve E:2012/244,
K:2012/325 sayılı kararının vaki kararın düzeltilmesi isteminin reddine dair
Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 06.09.2012 gün ve E:2012/474, K:2012/449
sayılı kararının, hukuka aykırı olduğu öne sürülerek kanun yararına bozulması
istenilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi: Yasemin Buyuran
Düşüncesi: Danıştay Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulü gerektiği
düşünülmüştür.
Danıştay
Başsavcısı: Mevlüt Çetinkaya
Düşüncesi: Davacı
adına Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğünde tescilli 14.12.2009 tarih ve 1516
sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyaya ilişkin olarak,
46.431,02 Amerikan doları "demuraj" bedeli üzerinden hesaplanan çevre
katkı payına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan dava;
Zonguldak İdare Mahkemesinin tek hakimle verdiği 9.3.2012 gün ve E:2011/1851,
K:2012/272 sayılı kararla, demuraj bedelinin eşyanın CIF kıymetine dahil
edilmesinde 2872
sayılı Çevre Kanununun 18'inci maddesine aykırılık görülmediği gerekçesiyle
reddedilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 18.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; çevre kirliliğinin önlenmesi,
çevrenin iyileştirilmesi ve çevre ile ilgili yatırımların desteklenmesi
amacıyla, ithaline izin verilen kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF bedelinin
yüzde biri ile hurdaların CIF bedelinin binde beşi oranında alınacak miktarın
çevre katkı payı olarak tahsil edileceği, maddenin son fıkrasında da, çevre
katkı payının tahsili ve bütçede öngörülen ödeneklerin kullanımı ile ilgili
usul ve esasların, Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça
çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır. Madde ile verilen
yetkiye dayanılarak yayımlanan Çevre Gelirlerinin Takip ve Tahsili ile Tahsilat
Karşılığı Öngörülen Ödeneğin Kullanımı Hakkında Yönetmelik'in işlem tarihinde
yürürlükte olan 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; çevre katkı
payının; ithale konu kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF bedelinin yüzde biri
ile hurdaların CIF bedelinin binde beşi oranında alınacak miktardan oluştuğu,
aynı Yönetmeliğin 6'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasının (a)-1 bendinde ise;
ithale konu kontrole tabi yakıt, atık veya hurda ithalinde; malın ithalatı
esnasında; Gümrük idaresine sunulan gümrük beyannamesinde belirtilen CIF bedeli
üzerinden bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde
belirtilen oranda çevre katkı payının ilgili muhasebe birimi hesaplarına bütçe
geliri kaydedilmek üzere ödeneceği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da belirtildiği
üzere, vergi benzeri mali yükümlerin ayırt edici özelliklerinden birisi,
vergiler gibi, kamu harcamalarına ilişkin genel bir kaynak olarak değil, belli
giderlere tahsis edilmesi, yani özel harcamaların finansmanı maksadıyla tahsis
edilmiş olmalarıdır. Anayasa Mahkemesinin bu kriterine uygun olarak çevre
kirliliğinin önlenmesi, çevrenin iyileştirilmesi ve çevre ile ilgili yatırımların
desteklenmesi amacıyla ihdas edilen çevre katkı payının; "vergilendirmede
yasallık" ilkesinin yansıması olarak; ödeyecek kişiler, konu ve tutar
bakımından Kanunla belli edilmiş olduğu da dikkate alındığında, vergi benzeri
mali yüküm olduğu sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan; 4458
sayılı Gümrük Kanununun 3'üncü maddesinin 8'inci fıkrasının (a) bendinde,
"Gümrük vergileri" deyiminin, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya
uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü, 9'uncu
fıkrasında da, "İthalat vergileri" deyiminin, eşyanın ithalinde
ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükleri ifade
ettiğinin hükmü bağlanmış olması karşısında; ithaline izin verilen kontrole
tabi yakıt ve atıklar ile hurda ithalatında alınan çevre katkı payının, ithalat
vergileri tanımına dahil "mali yük"ler kapsamına girdiği açıktır.
Bu bakımdan; 2576
sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin
Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun "Vergi Mahkemelerinin
görevleri" başlıklı 6'ıncı maddesinin (a) bendinde yer alan, vergi
mahkemelerinin, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait
vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları
ile tarifelere ilişkin davaları.. çözümler yolundaki yasa hükmü uyarınca, çevre
katkı payına ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü vergi mahkemesine ait
olduğundan, bu husus gözetilmeksizin işin esası incelenmek suretiyle davanın
reddi yolunda verilen Zonguldak İdare Mahkemesinin 9.3.2012 gün ve E:2011/1851,
K:2012/272 sayılı kararını onayan Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 19.6.2012
gün ve E:2012/244, K:2012/325 sayılı kararına vaki kararın düzeltilmesi
isteminin reddine dair Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 6.9.2012 gün ve
E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararı, yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade ettiğinden
bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Ondördüncü Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Dava; Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nce davacı şirket
adına tescilli 14.12.2009 tarih ve IM001516 sayılı Serbest Dolaşıma Giriş
Beyannamesi ile ilgili olarak Cermar Maritime Enterprises Limited Şirketi'ne
ödenen 46.431,02 USD karşılığı 69.377,23 TL'lik yükleme demuraj bedelinin CIF
bedeline dahil edilmeyerek, çevre katkı payının eksik ödendiği tespit
edildiğinden bahisle bu bedel üzerinden %1 oranında (693,77 TL) tahakkuk
ettirilen çevre katkı payının ödenmesi amacıyla tesis edilen Karadeniz Ereğli
Gümrük Müdürlüğü'nün 08.04.2011 tarih ve 1926 sayılı işlemine karşı yapılan
itirazın reddine ilişkin 06.06.2011 tarih ve 97 sayılı işlemin iptali istemiyle
açılmıştır.
Zonguldak İdare Mahkemesi Hakimliğince; çevre katkı payı
hesaplanırken CIF bedeli kapsamında bulunan navlun bedeli içine sürastarya
(demuraj) ücretinin dahil edilmesi gerektiği, sürastarya (demuraj) ücreti üzerinden
hesaplanan çevre katkı payının tahsili amacıyla tesis edilen 08.04.2011 tarih
ve 1926 sayılı işleme yapılan itirazın reddine ilişkin dava konusu işlemde
hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu
karara davacı tarafından yapılan itiraz Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin
19.06.2012 günlü, E:2012/244, K:2012/325 sayılı kararı ile reddedilerek söz
konusu karar onanmış, kararın düzeltilmesi istemi ise aynı Mahkemenin
06.09.2012 günlü, E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararı ile reddedilerek tek
hakimce davanın reddi yolunda verilen karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili tarafından; Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 6.9.2012 gün ve E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararının, hukuka
aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine
Danıştay Başsavcılığı "yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade eden"
söz konusu kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasını istemektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesinde, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince
ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz incelemesinden
geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan, niteliği bakımından yürürlükteki
hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili Bakanlıkların göstereceği
lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz
olunabileceği, temyiz isteğinin yerinde görülmesi halinde kararın kanun
yararına bozulacağı, ancak bu bozma kararının daha önce kesinleşmiş bulunan
mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme
bağlanmıştır.
Kanun yolu, davanın taraflarına tanınan bir hukuki
yoldur. Bu yolla yanlış olduğu ileri sürülen kararların yeniden incelenmesi,
kararların hukuka uygunluğunun denetlenerek varsa eksikliklerinin ve
hatalarının giderilmesi amaçlanmıştır.
Ancak, bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi
mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan, niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlere karşı, ilgili
Bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından
başvurulabilecek "kanun yararına temyiz" yoluyla yürürlükteki hukukun
Ülke düzeyinde birlik içinde uygulanmasının sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına temyiz müessesesinin hukuka aykırı yargı
kararıyla bozulan hukuk düzeninin onarılması ve Ülke'de hukuk ve uygulama
birliğinin sağlanması amacı göz önünde bulundurulduğunda, bu amacın doğal
sonucu olarak, verildiği anda kesin olan kararlar ile temyiz incelemesinden
geçmeden kesinleşmiş olan kararlar, yürürlükteki hukuka aykırı sonuç ifade
etmesi nedeniyle, çözümlenmiş olan uyuşmazlığa etkili olmamak üzere kanun
yararına bozulabilmektedir.
Bu bakımdan; Zonguldak İdare Mahkemesi Hakimliğince
verilen kararı onayan Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 19.06.2012 gün ve
E:2012/244, K:2012/325 sayılı kararına vaki kararın düzeltilmesi isteminin
reddine dair Zonguldak Bölge İdare Mahkemesinin 06.09.2012 gün ve E:2012/474,
K:2012/449 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51.
maddesi uyarınca esasının incelenmesine geçildi:
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve
Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. maddesinde;
vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştay'da
çözümlenecek olanlar dışındaki idari davaların görüm ve çözümü İdare
mahkemelerinin, 6. maddesinde ise; Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye
ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların
zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaların görüm ve çözümü Vergi
mahkemelerinin görevleri arasında sayılmıştır.
Genel görevli mahkeme ile özel görevli mahkeme arasındaki
fark, özel görevli mahkemelerin görevlerinin kanunda tek tek ve sınırlı biçimde
sayılmış olmasıdır. Kanunda açıklanan biçimde sayılan görevlerden olmayan;
ancak, özel görevli mahkemelerin dahil bulunduğu yargı düzeninin görev alanına
giren her uyuşmazlık, kural gereği, bu yargı düzeninin genel görevli
mahkemelerinin görevine girer ve bu mahkemelerce çözümlenir. İdari Yargı Düzeni
açıklanan kuraldan ayrık değildir; bu yargı düzeninin özel görevli mahkemeleri
olan vergi mahkemeleri ile ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ın görevine
girmeyen her idari uyuşmazlığın, ilk derecede, genel görevli mahkemeler olan
idare mahkemelerince çözümlenmesi, bu kural gereğidir.
Ayrıca; Anayasanın 142.
maddesine göre; mahkemelerin görev ve yetkileri kanunla düzenlenir; yani, bu
alanda "kanunilik ilkesi" geçerlidir. Anayasanın 37. maddesine göre
de, hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.
Bu iki anayasal kuraldan çıkan sonuç: Kanun gereği idare mahkemelerinin
görevinde olan uyuşmazlıklara yorum ve benzetme(kıyas) yoluyla ya da ihtiyaç nedeniyle,
vergi mahkemelerince; vergi mahkemelerinin görevinde olanlara da idare
mahkemelerince bakılması olanaklı değildir.
Vergi mahkemelerinin özel görev alanı, anayasal kural
olan "kanunilik ilkesi"ne uygun olarak, 2576 sayılı Kanunun 6.
maddesiyle belirlenmiştir. Bu maddenin (a) fıkrasına göre, özel görevli bu
mahkemeler, "Genel Bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait
vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali
yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları"
çözümlemekle görevlendirilmişlerdir.
2576 sayılı Kanunun 6. maddesinin sözü edilen
düzenlemesinde, bir idari uyuşmazlığın vergi mahkemelerinde çözümlenebilmesi,
anılan maddede belirtilen tarifelere ilişkin davalar dışında, iki koşulun
gerçekleşmiş olmasına bağlı bulunmaktadır.
İlk koşul, davanın konusunun, vergi, resim, harç ve
benzeri mali yükümlerle bunların zam ve cezalarına ilişkin olmasıdır.
İkinci koşul, nitelikleri açıklanan bu mali yükümlerin,
Genel Bütçeye, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere ait olması; yani,
bu bütçe ve idarelerin giderlerinin karşılığı niteliğinde bulunmasıdır.
Bu bakımdan; bir uyuşmazlığın vergi mahkemelerinin görev
alanına girdiğinin söylenebilmesi için, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmiş
olması şarttır. Aksi takdirde; uyuşmazlığın, İdari Yargı Düzeninin genel
görevli mahkemeleri olan, idare mahkemelerince çözümlenmesi zorunludur.
Dosyanın incelenmesinden; Karadeniz Ereğli Gümrük
Müdürlüğü'nce davacı şirket adına tescilli 14.12.2009 tarih ve IM001516 sayılı
Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi ile ilgili olarak Cermar Maritime
Enterprises Limited Şirketine ödenen 46.431,02 USD karşılığı 69.377,23 TL'lik
yükleme demuraj bedelinin CIF bedeline dahil edilmeyerek çevre katkı payının
eksik ödendiğinin tespit edildiğinden bahisle bu bedelin %1'ne isabet eden
693,77 TL çevre katkı payı tahakkuk ettirildiği, bu tutarın ödenmesi amacıyla
Karadeniz Ereğli Gümrük Müdürlüğü'nün 08.04.2011 tarih ve 1926 sayılı işleminin
davacı şirkete tebliğ edildiği, bu işleme karşı yapılan itirazın reddine ilişkin
işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın İdare Mahkemesinin mi, yoksa
vergi Mahkemesinin mi görev alanına girdiğinin belirlenmesi amacıyla, çevre
katkı payının mali yüküm niteliğinin incelenmesi gerekmektedir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 18. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde; çevre kirliliğinin önlenmesi, çevrenin iyileştirilmesi
ve çevre ile ilgili yatırımların desteklenmesi amacıyla, ithaline izin verilen
kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF bedelinin yüzde biri ile hurdaların CIF
bedelinin binde beşi oranında alınacak miktarın çevre katkı payı olarak tahsil
edileceği, maddenin son fıkrasında da, çevre katkı payının tahsili ve bütçede
öngörülen ödeneklerin kullanımı ile ilgili usul ve esasların, Maliye
Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle
belirleneceği hükme bağlanmıştır. Madde ile verilen yetkiye dayanılarak
yayımlanan Çevre Gelirlerinin Takip ve Tahsili ile Tahsilat Karşılığı Öngörülen
Ödeneğin Kullanımı Hakkında Yönetmelik'in işlem tarihinde yürürlükte olan 5.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; çevre katkı payının; ithale konu
kontrole tabi yakıt ve atıkların CIF bedelinin yüzde biri ile hurdaların CIF
bedelinin binde beşi oranında alınacak miktardan oluştuğu, aynı Yönetmeliğin
6'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasının (a)-1 bendinde ise; ithale konu kontrole
tabi yakıt, atık veya hurda ithalinde; malın ithalatı esnasında; Gümrük
idaresine sunulan gümrük beyannamesinde belirtilen CIF bedeli üzerinden bu
Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen
oranda çevre katkı payının ilgili muhasebe birimi hesaplarına bütçe geliri
kaydedilmek üzere ödeneceği belirtilmiştir.
"Mali yüküm", bir anayasal kavram olup,
anlamının T.C. Anayasası çerçevesinde belirlenmesi ve çevre katkı payının buna
göre nitelendirilmesi bir anayasal zorunluluktur.
T.C. Anayasasının "Vergi ödevi" başlıklı 73.
maddesinde; vergi ve vergi benzeri niteliğinde olan mali yükümlere yer
verilmiştir:
Bu maddenin üçüncü fıkrasına göre; vergi, resim, harç ve
benzeri mali yükümler kanunla konulur, kanunla değiştirilir ve kanunla
kaldırılır. Yani, vergi ve vergi benzeri mali yükümlerin konulmasında,
değiştirilmesinde ve kaldırılmasında, idare edilenler için çok önemli bir hukuki
güvenlik ilkesi olan, "Kanunilik İlkesi" geçerlidir. Bu ilkenin tek
istisnası, yine aynı maddenin son fıkrasında gösterilmiştir. Bu fıkrada; vergi
ve vergi benzeri mali yükümlerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle
oranlarına ilişkin hükümlerinde, kanunun belirleyeceği sınırlar içinde
değişiklik yapma yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verilmesine olanak tanınmıştır.
Bu istisnaya göre; Bakanlar Kurulu'nun vergi ve vergi benzeri mali yükümlerle
ilgili yetkisi, yasanın izin vermesi koşuluyla ve fıkrada yazılı hususlarda
değişiklik yapma ile sınırlıdır. Yani; Bakanlar Kurulu'nun vergi ve vergi
benzeri mali yüküm koyma, kaldırma ve anılan fıkrada yazılı hususlar dışında
değişiklik yapma yetkisi mevcut değildir.
Buna göre; mal ithali sonucu alınan çevre katkı payının
Anayasanın 73. maddesinde öngörülen vergi benzeri mali yüküm olduğu sonucuna
ulaşılmaktadır.
Öte yandan; 4458 sayılı Gümrük Kanununun 3. maddesinin 8.
fıkrasının (a) bendinde; "Gümrük
vergileri" deyimi, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat
vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümü olarak tanımlanmış, aynı maddenin
9. fıkrasının (a) bendinde; "İthalat
vergileri" ise; eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve eş
etkili vergiler, şeklinde tanımlanmış iken, 07.07.2009 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanan ve yayımı tarihinden itibaren üç ay sonra yürürlüğe giren 5911
sayılı Kanunun 1. maddesiyle yapılan değişiklikle; eşyanın ithalinde ödenecek
gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükleri ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır.
Yukarıda yer verilen 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3.
maddesinin 9. fıkrasının (a) bendinde, 5911 sayılı Kanunun 1. maddesiyle
yapılan değişiklikle; mali yüklerin ithalat vergileri, ithalat vergilerinin de
gümrük vergileri kapsamında bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda; çevre katkı payının mali yük olması, mali
yüklerin ithalat vergileri, ithalat vergilerinin de gümrük vergileri kapsamında
olması karşısında, gümrük idaresince belirlenen çevre katkı payına ilişkin
ihtilafların çözümünde 2576 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca vergi
mahkemelerinin görevli olması gerektiğinden, bu husus gözetilmeksizin işin
esası incelenmek suretiyle davanın reddi yolunda İdare Mahkemesi Hakimliğince
verilen kararda usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığı tarafından
yapılan kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Zonguldak Bölge İdare
Mahkemesinin 06.09.2012 gün ve E:2012/474, K:2012/449 sayılı kararının, 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca, hükmün hukuki
sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN
YARARINA BOZULMASINA, kararın birer örneğinin Danıştay Başsavcılığı'na,
davacı Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.'a ve davalı Karadeniz Ereğli
Gümrük Müdürlüğüne gönderilmesine ve kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.