Devlet Memurları Kanunu`nun 57. maddesinin birinci fıkrasındaki -Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir- cümlesinin Anayasa`ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE ilişkin Anayasa Mahkemesinin E 2013-15 K 2013-131 Sayılı Kararı
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı: 2013/15 - Karar Sayısı : 2013/131
Karar Günü : 14.11.2013
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
28.02.2014 tarihli, 28927 sayılı R.G.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Kırıkkale İdare
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 14.7.1965 günlü, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 12.5.1982 günlü, 2670 sayılı Kanun'un 22.
maddesiyle değiştirilen 57.
maddesinin birinci fıkrasının "Adaylık
süresi içinde disiplin cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve
atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir." biçimindeki birinci
cümlesinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptali
istemidir.
I- OLAY
Devlet memurluğundan
ilişiği kesilen davacının, işlemin iptal edilmesi için açtığı davada, itiraz
konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali
için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
"2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası'nın 152. maddesinin 1. fıkrasında, "Bir davaya bakmakta olan mahkeme,
uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasaya
aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının
ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara
kadar davayı geri bırakır" hükmüne; 3. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi, işin
kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu
süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre
sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar
kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır" kuralına yer
verilmiştir.
Bakılan davada, dava konusu işlemin, Kırıkkale
Polis Meslek Yüksek Okulu'nda aday teknisyen yardımcısı olarak görev yapan
davacının almış olduğu disiplin cezası nedeniyle memuriyetten ilişiğinin
kesilmesine ilişkin olması nedeniyle, davada Mahkememiz açısından uygulanacak
"kanun hükmü"nün, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 57. maddesinin 1.
fıkrasında yer alan "Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olanların
disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri
kesilir" hükmü olduğu sonucuna varılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 54.
maddesinde, "Sınavlarda başarılı olanlardan Devlet memurluğuna girmek
isteyenler başarı listesindeki sıraya ve 47. maddeye maddeye göre ilan edilen
kadro sayısı kadar, kurumlarınca memur adayı olarak atanırlar. Aday olarak atanmış
Devlet memurunun adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz ve bu süre
içinde aday memurun başka kurumlara nakli yapılamaz" hükmü; 56. maddesinde,
"Adaylık süresi içinde temel ve hazırlayıcı eğitim ve staj devrelerinin her
birinde başarısız olanlarla adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde
memuriyetle bağdaşmıyacak durumları, göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin
disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkileri
kesilir. İlişkileri kesilenler ilgili kurumlarca derhal Devlet Personel
Başkanlığına bildirilir" hükmü ile 58. maddesinde, "Adaylık devresi içinde
eğitimde başarılı olan adaylar disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili
amirin onayı ile onay tarihinden geçerli olmak üzere asli memurluğa atanırlar.
Asli memurluğa geçme tarihi adaylık süresinin sonunu geçemez" hükümleri yer
almaktayken; 57. maddesinde "Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış
olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile
ilişikleri kesilir. İlişkileri kesilenler ilgili kurumlarca derhal Devlet
Personel Başkanlığına bildirilir. Adaylık devresi içinde veya sonunda, 56 ncı
ve bu madde hükümlerine göre ilişikleri kesilenler (sağlık nedenleri hariç) 3
yıl süre ile Devlet memurluğuna alınmazlar" düzenlemesi bulunmaktadır.
57. maddenin 1. fıkrasında yer alan söz konusu
hüküm; 25/02/2011 tarih ve 27857 sayılı 1. Mük. sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan 13/02/2011 tarih ve 6111 sayılı Kanunu'nun 117. maddesi ile, birinci
fıkrada yer alan "Adaylardan en geç iki yıl içinde Devlet memuru olabilmeleri
için olumlu sicil alamayanların sicil amirlerinin teklifi" ibaresinin "Adaylık
süresi içinde disiplin cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi"
olarak değiştirilmesi suretiyle getirilmiştir.
Diğer taraftan 657 sayılı Kanunun disiplin
cezalarını düzenleyen 125. maddesinde; Devlet memurlarına verilecek disiplin
cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller sayılmış:
Uyarma cezası, memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin
yazı ile bildirilmesi; Kınama cezası, memura, görevinde ve davranışlarında
kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesi; Aylıktan kesme cezası, memurun, brüt
aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılması; Kademe ilerlemesinin
durdurulması cezası, fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede
ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulması; Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise,
bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma olarak
tanımlanmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın
"Cumhuriyetin Nitelikleri" başlıklı 2. maddesinde:
"Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk
Devletidir" hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi'nin çeşitli kararlarında
belirtildiği üzere; Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan
haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri
hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı
denetimine açık olan devlettir.
Kanunların kamu yararının sağlanması amacına
yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet
ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa
koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal
sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde
tutarak kullanması gerekir.
Yasa koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk
devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise
"elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden
oluşmaktadır. "Elverişlilik", başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için
elverişli olmasını, "gereklilik" başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç
bakımından gerekli olmasını ve "orantılılık" ise başvurulan önlem ve ulaşılmak
istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir.
Hukuk devletinin unsurlarından olan "ölçülülük
ilkesi" nedeniyle Devlet, kural ihlali nedeniyle öngörülen yaptırım ile
ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir denge kurmak zorundadır.
657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nda devlet
memurluğuna ilk girişte aday memur olarak atanmanın öngörüldüğü ve bu sürecin
başarıyla tamamlanması halinde asli memurluğa atanmanın söz konusu olabileceği
görülmektedir. Adaylık döneminde memur adayının bir yandan denenmesi, bir
yandan da alacağı eğitimlerle yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Yasa'nın 55.
maddesinde, aday memurun verilecek eğitimlerle ne şekilde yetiştirileceği
düzenlenmekte olup; 56. maddede ise, eğitimler ve staj devreleri sonucunda
başarısız olanların yanısıra, hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak
durumları ile göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin ilişkilerinin
kesileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla aday memurun denenmesi ile ilgili olarak
burada, adayın hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumunun
bulunup bulunmadığı ile göreve devamlığı hususlarının kıstas olarak getirildiği
anlaşılmaktadır.
Diğer yandan 657 sayılı Yasa'nın 125.
maddesinde, Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin
cezasını gerektiren fiil ve haller sayılmış; bu cezaların en ağırı olarak
Devlet memurluğundan çıkarma cezası getirilmiştir.
İtiraz konusu kuralın; 6111 sayılı Kanunla
yapılan değişiklikle ve aynı Kanun değişikliğiyle memurlar hakkında sicil
raporu doldurulmasından vazgeçilmesi nedeniyle, maddede yer alan sicildeki
olumsuzluk kıstasının yerine getirildiği görülmektedir. Anılan madde hükmü,
aday memurun, almış olduğu disiplin cezasının türüne veya ağırlığına
bakılmaksızın ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğurmaktadır.
İtiraza konu kural, gereklilik ilkesine göre
değerlendirildiğinde; aday memurun denenmesi süreciyle ilgili olarak 657 sayılı
Yasa'nın 56. maddesinde düzenleme getirilmiş ve yaptırımı ilişiğinin kesilmesi
olan durumlar ortaya konulmuştur. Ayrıca Yasa'nın 125. maddesinde yer alan
disiplin cezalarının da, sayılan fiillerin işlenmesi halinde aday memura
uygulanacağı muhakkak olup, dolayısıyla aday memurun uyarma cezasından devlet
memurluğundan çıkarılmasına kadar yaptırımlarla karşılaşabileceği de bellidir.
Hal böyle iken, Yasa'nın 56. maddesinde aday memurun ilişiğinin kesilmesi
sonucunu doğuran hal ve durumların zaten sayılmış olması, ayrıca aday memurun
işlemiş olduğu bir fiili nedeniyle disiplin cezası yaptırımıyla karşılaşmasının
yanında bir de memuriyetten ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğurması karşısında,
itiraza konu hükümde yer alan önlemin, ulaşılmak istenen amaç yönünden gerekli
bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bunun yanında, itiraza konu kuralın, aday
memurun adaylık sırasında alabileceği her türlü disiplin cezası sonrasında
uygulanacağı görülmekte olup; uyarma, kınama gibi az kusurlu eylem ve fiillerin
karşılığında uygulanacak olan disiplin cezalarının sonrasında da aday memurun
ilişiğin kesilmesi gibi ağır bir yaptırıma meydan verilmesi nedeniyle, bu hüküm
orantılılık ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.
Bu durumda yukarıda aktarılan açıklamalar ışığı
altında, itiraza konu Yasa hükmünün ölçülülük ilkesine ve bu bağlamda
Anayasa'nın 2. maddesine uygun olmadığı ve iptali gerektiğinden başvuru
zorunluluğu doğmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu'nun 57. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Adaylık süresi
içinde disiplin cezası almış olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya
yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir" hükmünün, Anayasanın 2. maddesine
aykırı olduğu kanaati ile iptalinin talep edilmesine, başvuru kararının aslıyla
birlikte, dava dosyasındaki ilgili belgelerinin onaylı suretlerinin
oluşturularak Anayasa Mahkemesi'ne sunulmasına, 09/01/2013 tarihinde
oybirliğiyle karar verildi."
III- YASA METİNLERİ
A- İptali İstenilen Yasa Kuralı
657 sayılı Kanun'un, 2670 sayılı Kanun'un 22.
maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralı da içeren 57. maddesi şöyledir:
"Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış
olanların disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile
ilişikleri kesilir. İlişkileri
kesilenler ilgili kurumlarca derhal Devlet Personel Başkanlığına bildirilir.
Adaylık
devresi içinde veya sonunda, 56 ncı ve bu madde hükümlerine göre ilişikleri
kesilenler (sağlık nedenleri hariç) 3 yıl süre ile Devlet memurluğuna alınmazlar."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca
Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN,
Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ,
Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz
AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 6.2.2013
gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından
işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ömer DURAN
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı,
dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri
okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 657 sayılı Kanun'un 125.
maddesinde düzenlenen disiplin suç ve cezalarının aday memurlar için de
uygulanacağı, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren hâllerin neler
olduğunun Kanun'da ayrıca belirtildiği, dava konusu kuralda adaylık süresi
içinde hiçbir ayrım yapılmadan disiplin cezası almış olanların memuriyetle
ilişiklerinin kesilmesinin öngörüldüğü, kuralın bu hâliyle uyarma cezası
alanların dahi memuriyetlerine son verilmesine imkan sağladığı, bu durumun
hukuk devleti olmanın bir gereği olan orantılılık ilkesi ile bağdaşmadığı
belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural, aday olarak görev yapmakta
olan devlet memurlarının adaylık süresi içerisinde disiplin cezası almış
olmaları hâlinde disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı
ile memuriyetten ilişiklerinin kesilmesini öngörmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk
devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine
açık olan devlettir.
Kanun koyucu hukuk devletinde kamu
hizmetlerinin uyum ve düzen içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla hizmeti
sunan kamu görevlileri için disiplin düzenlemeleri içeren kurallar öngörebilir
ve bu kurallara uyulmasını temin etmek amacıyla çeşitli disiplin yaptırımları
benimseyebilir. Ancak disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir
dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile
yaptırım arasında bulunması gereken adil denge, "ölçülülük ilkesi" olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt
ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.
"Elverişlilik
ilkesi", öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli
olmasını, "zorunluluk ilkesi"
öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve "orantılılık ilkesi" ise öngörülen
yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade
etmektedir.
İtiraz konusu kuralda disiplin cezası
gerektiren farklı fiiller için ayrım yapılmaksızın tek bir yaptırım
benimsenmiştir. Diğer bir ifadeyle uyarma cezasını gerektirecek bir fiil
karşılığında uygulanacak yaptırım ile daha ağır bir disiplin cezasını gerektirecek
bir davranış aynı sonuca bağlanmıştır. Buna göre bireyin kamu hizmetinde
kalmasının, disiplin cezası gerektiren eylemlerin ağırlığına uygun herhangi bir
kademelendirme yapılmayarak, adil ve makul bir denge gözetilmeksizin ölçüsüz
bir biçimde memuriyetten çıkarılma yaptırımına tabi tutulmasının hukuk devleti
ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural
Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
M. Emin KUZ bu görüşe katılmamıştır.
VI- SONUÇ
14.7.1965 günlü, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, 12.5.1982 günlü, 2670 sayılı Kanun'un 22.
maddesiyle değiştirilen 57. maddesinin birinci fıkrasının "Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olanların disiplin
amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir."
biçimindeki birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, M. Emin
KUZ'un karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 14.11.2013 gününde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
657 sayılı Kanunun 57. maddesinin birinci
fıkrasının "Adaylık süresi içinde disiplin cezası almış olanların disiplin
amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişikleri kesilir"
şeklindeki birinci cümlesinin, Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğuna ve
iptaline karar verilmiştir.
İptal kararında, kanun koyucunun, kamu
hizmetlerinin uyum ve düzen içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla hizmeti
sunan kamu görevlileri için disiplin düzenlemeleri içeren kurallar
öngörebileceği ve disiplin yaptırımları getirebileceği, ancak disipline konu
eylemler ile yaptırımlar arasında ölçülülük ilkesinin gözetilmesinin de hukuk
devleti ilkesinin bir gereği olduğu, itiraz konusu kuralda disiplin cezası
gerektiren farklı fiiller için ayrım yapılmaksızın tek bir yaptırım
benimsendiği, disiplin cezası gerektiren eylemlerin ağırlığına uygun herhangi
bir kademelendirme yapılmayarak, adil ve makul bir denge gözetilmeksizin
ölçüsüz bir biçimde memuriyetten çıkarma yaptırımı uygulanmasının hukuk devleti
ilkesi ile bağdaşmayacağı, bu nedenle Anayasanın 2. maddesine aykırı olduğu
belirtilmiştir.
İtiraz konusu hükmün de yer aldığı 57. madde,
657 sayılı Kanunun, "Devlet Memurluğuna Alınma" başlıklı Üçüncü Kısmının
"Adaylık" başlıklı Üçüncü Bölümünde bulunmaktadır. Bu Bölümde "Adaylık devresi
içinde göreve son verme" başlıklı 56. madde ile "Adaylık süresi sonunda
başarısızlık" başlıklı 57. maddede öngörülen hükümler, Kanunun Dördüncü
Kısmının "Disiplin" başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan 125. maddenin (E) bendindeki
memurluktan çıkarma cezasından farklı olarak, çıkarma disiplin cezalarını
değil, maddelerde sayılan sebeplerle aday memurlukla ilişik kesme işlemlerini
düzenlemektedir. Bu sebeple, itiraz konusu kuralın bir disiplin düzenlemesi
olarak görülmesine ve ilişik kesilmesinin disiplin yaptırımı gibi
değerlendirilmesine imkân bulunmamaktadır.
İtiraz konusu kural, adaylık süresi içinde
disiplin cezası alanların durumunu (bir önceki maddede, adaylık süresi içinde
başarısız olanlarla hâl ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları
ve göreve devamsızlıkları tespit edilenlerin durumlarında olduğu gibi)
düzenleyerek idareye, adaylık süresi içinde ilişik kesme yetkisi vermektedir.
Her iki hükümde de bu durumdaki adayların
disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişiklerinin
kesilmesi öngörülmektedir. Kuşkusuz, anılan maddelerde ilişik kesme işleminin
sebep unsuru olarak öngörülen "başarısızlık", "hâl ve hareketlerdeki
memuriyetle bağdaşmayacak durumlar", "göreve devamsızlık" veya "disiplin
cezaları"ndan hangilerinin somut olaya uyduğunun ve ilişik kesmeyi
gerektirdiğinin idarece değerlendirilerek işlem tesis edilmesi gerekir.
Kanunlar idarî işlemin sebep unsurunu genel,
esnek ve belirsiz kavramlarla belirlediğinde, idarenin somut olay ve durumda
sebep unsuruna ilişkin bir değerlendirme yaparak, kanunda öngörülen sebep
unsurunun bulunup bulunmadığını ve işlem tesis edildiği takdirde sebep ve konu
unsurları arasında ölçüsüzlük olup olmayacağını tespit etmesi gerekmektedir.
İtiraz konusu kuralda ilişik kesme işleminin
sebep unsuru olarak öngörülen "disiplin cezası almış" olmanın da, ilişik kesme
işlemi tesis edilirken aynı değerlendirmeye tâbi tutularak somut olayda aday
memurun aldığı disiplin cezası ile işlemin konusu arasında ölçüsüzlük bulunup
bulunmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. İtiraz konusu kurala göre,
idare, memur adayına verilen disiplin cezasının ilişik kesmeyi gerektirecek
önem ve ağırlıkta olup olmadığını değerlendirerek ulaşacağı sonuca göre ilişik
kesme kararı alıp almama konusunda takdir yetkisine sahiptir. İlişik kesme
işleminin hukuka ve bu çerçevede "ölçülülük ilkesi"ne uygunluğunun idarî yargı
denetimine tâbi olduğunda da kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda, idarî işlemin
sebep unsurunu oluşturan disiplin cezası ile konu unsurunu oluşturan ilişik
kesme arasında bir ölçüsüzlük olduğu kabul edilse bile, bunun itiraz konusu
kuralı değil, söz konusu idarî işlemi ölçülülük ilkesine aykırı hâle getireceği
açıktır.
Bu sebeplerle, itiraz konusu kuralın Anayasaya
aykırı olmadığını ve itirazın reddine karar verilmesi gerektiğini
düşündüğümden, iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
M. Emin KUZ