Gümrük Kanunu`nun geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin Anayasa`nın 2., 7. ve 38. maddelerine aykırı olmadığına ilişkin Anayasa Mahkemesinin E 2013-83 K 2013-116 Sayılı Kararı
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı
Esas Sayısı: 2013/83 Karar Sayısı:
2013/116 Karar Günü : 10.10.2013
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:10.12.2013 tarih ve 28847 sayılı R.G.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 9. İdare
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 27.10.1999 günlü, 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici
6. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin Anayasa'nın 2., 7.
ve 38.
maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline ve yürürlüğünün
durdurulmasına karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Gümrük müşaviri
olan davacının, bir yıl süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma
cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davada,
itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme,
iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının
gerekçe bölümü şöyledir:
"1- İTİRAZ
KONUSU FIKRA ANAYASA'NIN 2. MADDESİNE AYKIRIDIR.
Anayasa'nın 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin bir
hukuk devleti olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesinin
unsurlarından biri "belirlilik" ilkesidir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin
hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer
vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca
kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli
bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya
sonucun bağlandığını bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen
yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği,
normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete
güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu
zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
İtiraz konusu fıkrada, durumun niteliğine ve ağırlık
derecesine göre uyarma, kınama, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma veya
meslekten çıkarma cezalarından biri verilmektedir. Hangi fiile hangi ceza
verileceği hususunun açık ve net bir biçimde ortaya konmaması "belirlilik"
ilkesini zedelemekte olup, bu sebeple fıkranın iptali gerekmektedir.
2- İTİRAZ KONUSU FIKRA ANAYASA'NIN 7. MADDESİNE
AYKIRIDIR.
Anayasa'nın 7. maddesinde, yasama yetkisinin Türk
Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu, bu yetkinin
devredilemeyeceği kuralına yer verilmiştir.
Egemenliğin sahibi olan Millet adına yetki kullanan
yasama organı, "yasama" erkinin asli sahibidir. Böyle bir yetkiden kendi
iradesi ile bile vazgeçmesi söz konusu olamaz (Yasama yetkisinin devredilmezliğinin
mutlak bir ilke olmayışı, TBMM'nin çıkaracağı yetki yasalarıyla Bakanlar
Kuruluna Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi verilmesi gibi, bizzat
Anayasa'nın kendisinde istisnai kurallar bulunması konumuzun dışındadır.)
Yasama yetkisi asli bir yetki olduğundan ve Türk
hukukunda yasayla düzenleme alanı, konu itibariyle sınırlandırılmadığından
(yasama yetkisinin genelliği) yasama organı, dilediği alanı, kuşkusuz Anayasa
ilkelerine uygun olmak koşuluyla düzenleme yetkisini haizdir.
Yasayla düzenleme ilkesi, düzenlenen konudan yalnız
kavram, ad ve kurum olarak söz edilmesi değil, bunların yasa metninde
kurallaştırılmasıdır. Kurallaştırma ise, düzenlenen alanda temel ilkelerin
konulmasını ve çerçevenin çizilmiş olmasını ifade eder. Ancak temel ilkeler konulup
çerçeve çizildikten sonra uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların
belirlenmesi, yürütme organının takdirine bırakılabilir.
Bu bakımdan yasama organının, "temel ilkeleri koyması,
çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yönetimin düzenlemesine
bırakmaması gerekir." (Anayasa Mahkemesinin E: 1993/5, K:1993/25 sayılı kararı)
Oysa 4458 sayılı Yasa'nın itiraza konu geçici 6.
maddesinin 2. fıkrasında hangi eylemlere hangi disiplin cezasının uygulanacağı
açıkça belirtilmeyerek idareye disiplin cezası fiillerini belirleme hak ve
yetkisi verilmiştir. Bu nedenle yasama yetkisinin devredilmezliğini öngören
Anayasa'nın 7. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
3- İTİRAZ KONUSU FIKRA ANAYASA'NIN 38. MADDESİNE
AYKIRIDIR.
Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse,
işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılmaz" denilerek "suçun yasallığı", üçüncü fıkrasında da "ceza ve
ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" denilerek "cezanın
yasallığı" ilkesi vurgulanmıştır.
"Suç ve cezanın yasallığı" ilkesi; Anayasa'nın
yasaklayıcı ve buyurucu kuralları ile gerek toplum yaşamı, gerek kişi hak ve
özgürlükleri yönlerinden getirdiği güvencelere aykırı olmamak koşuluyla bu
konuda gerekli düzenlemeleri yapma yetkisinin yalnız yasa koyucuya ilişkin
olmasını zorunlu kılar. Bu ilkenin esası, kişilerin yasak eylemleri ve bunlar
karşılığında verilecek cezaları önceden bilmelerini sağlamak düşüncesine
dayanmaktadır. Suç ve cezaların yalnızca yasayla konulup kaldırılması da
yeterli olmayıp, kuralların kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık ve sınırlarının
da belli olması gerekir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar
arasında bir ayrım yapılmadığından disiplin cezaları da bu maddede öngörülen
ilkelere tabidir.
İtiraza konu fıkra durumun niteliğine ve ağırlık
derecesine göre, sayılan disiplin cezalarının verileceğini belirterek, idareye
geniş bir takdir hakkı ve yetkisi tanımaktadır. Genel ceza normu incelendiğinde
cezai hükümler içeren normların açık, hareket unsurunu yalın bir şekilde ortaya
koyar ve hangi hareketin karşılığının hangi disiplin cezasını gerektirdiğini
açıklar nitelikte olması gerekmektedir.
Disiplin suçlarının neler olduğunun tek tek
sayılmaması ve belirtilmemesi, hangi fiile hangi ceza verileceğinin açık ve net
bir biçimde ortaya konmaması nedeniyle 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun Geçici
6/2. fıkrasında disiplin suçuna ilişkin kanuni unsur bulunmamaktadır. İdare,
kanun koyucunun disiplin suçu olarak belirtmediği herhangi bir fiili
cezalandırmaktadır.
Bu husus açık bir şekilde suç ve cezalara ilişkin
esasları anlatan Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olup "kanunsuz suç ve ceza
olmaz" ilkesine ters düşmektedir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 152. ve bir davaya
bakmakta olan mahkemenin o dava sebebiyle uygulanacak olan bir kanun hükmünün
Anayasa'ya aykırı olduğu kanısını gösteren görüşünü açıklayan kararı ile
Anayasa Mahkemesine başvurması gerektirdiğini düzenleyen 2949 sayılı Kanun'un
28. maddesinin 2. fıkrası gereğince 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun Geçici 6.
maddesinin 2. fıkrasının Anayasa'nın 2., 7. ve 38. maddelerine aykırı olduğu
kanaati ile iptali ve bakılan davalar açısından bu hükmün uygulanmasından
doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi
için iptali istenilen fıkranın yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa
Mahkemesine başvurulmasına ve dosyadaki belgelerin onaylı birer örneklerinin
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'na gönderilmesine, davanın Anayasa Mahkemesi'nin
vereceği karara kadar bekletilmesine, 14/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi."
III- YASA
METİNLERİ
A- İtiraz Konusu
Yasa Kuralı
4458 sayılı
Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 6. maddesi şöyledir:
"Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir
yardımcıları çıkarılacak bir kanunla bağlı bulundukları gümrük ve muhafaza
başmüdürlüğü görev alanı itibariyle kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu
şeklinde örgütleninceye kadar aşağıdaki hükümler uygulanır:
1. 1615 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre kurulan
Gümrük Komisyoncuları Dernekleri faaliyetlerine devam eder ve sınav açılması
ile izin belgeleri verilmesi işlemleri Gümrük Müsteşarlığınca yürütülür.
a) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı
sınavları Müsteşarlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde her yıl bir kez
yapılır.
b) 227 ve 228 inci maddelerde belirtilen koşulları
sınavın açıldığı yılbaşında sağlamış olanlar, o yıl açılan gümrük müşavirliği
veya gümrük müşavir yardımcılığı sınavlarına müracaat edebilirler.
c) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı
sınavlarına en fazla üçer kez girilebilir.
2. Gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı
mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve hareketlerde bulunanlarla, görevlerini
yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı
hareketlerde bulunan meslek mensupları hakkında, gümrük müşavirliği
hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla, durumun niteliğine ve ağırlık
derecesine göre aşağıda tanımlanan disiplin cezaları verilir.
a) Uyarma: Meslek mensubuna mesleğinin icrasında daha
dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
b) Kınama: Meslek mensubuna görevinde ve davranışında
kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir.
c) Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma: Mesleki
sıfatı saklı kalmak şartıyla altı aydan az, bir yıldan çok olmamak üzere
mesleki faaliyetten alıkoymadır.
d) Meslekten çıkarma: Meslek mensubunun izin
belgesinin geri alınarak, bir daha bu mesleği icra etmesine izin
verilmemesidir.
3. Mesleki kurallara, mesleğin vakar ve onuruna aykırı
fiil ve harekette bulunanlarla, görevin gerektirdiği güveni sarsıcı harekette
bulunan meslek mensupları hakkında, ilk defasında uyarma, tekrarında ise kınama
cezası uygulanır.
Görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapmayan
veya kusurlu olarak yapan ya da bu Kanunda yer alan mesleğin genel
prensiplerine aykırı harekette bulunan meslek mensupları için geçici olarak
mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanır.
Sahte belgelere dayanılarak yanlış beyanda
bulunulduğunun, ancak bu durumun gümrük müşavirinin bilgisi dışında olduğunun,
bununla birlikte, bir araştırma sonucunda gerçek durumun öğrenilebileceğinin
Gümrük Müsteşarlığı merkez denetim elemanlarınca rapora bağlandığı durumlarda,
ilgili gümrük müşavirine ilk defasında kınama cezası verilir. Bu hususun
tekerrür etmesi halinde geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası
uygulanır.
7.1.1932 tarihli ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve
Takibine Dair Kanun hükümlerine göre kaçakçılık suçundan mahkûmiyet kararı
kesinleşen meslek mensuplarına, meslekten çıkarma cezası verilir.
4. Üç yıllık dönem içinde iki veya daha fazla disiplin
cezasını gerektiren davranışta bulunan meslek mensubuna, her yeni suçu için bir
öncekinden daha ağır ceza uygulanabilir. Beş yıllık dönem içinde iki defa
mesleki faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasından sonra bu cezayı
gerektiren fiili yeniden işleyen meslek mensupları hakkında meslekten çıkarma
cezası uygulanır.
Disiplin kurulları bir derece ağır veya bir derece
hafif disiplin cezasının uygulanmasına karar verebilirler. Takibat ve hüküm
tesisi, disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası uygulanmasına
engel değildir.
5. Meslek mensubu hakkında savunması alınmadan disiplin
cezası verilemez. Yetkili disiplin kurulunun on günden az olmamak üzere verdiği
süre içinde savunma yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılırlar.
Disiplin cezaları kesinleşme tarihinden itibaren
uygulanır.
6. Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları,
görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı
fillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri
uyarınca cezalandırılır.
7. Disiplin cezaları bir dava sonucuna bağlı
olmaksızın mevzuat hükümlerine aykırılığı gümrük idarelerince tespit edildiği
tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanmadığı takdirde zamanaşımına uğrar.
Mevzuata aykırı işlem ve eylemlerin aynı zamanda bir adli kovuşturma konusu
olması halinde, bu aykırılık için Türk Ceza Kanununda öngörülen zamanaşımı
hükümlerine göre disiplin cezası verilebilir.
8. 2 numaralı bentte belirtilen uyarma ve kınama
cezası yetkili gümrük başmüdürü, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma
cezası Müsteşarlık Merkez Disiplin Kurulu, meslekten çıkarma cezaları
Müsteşarlık Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir.
9. Bu Kanuna ve gümrüklerde uygulanan mevzuat
hükümlerine aykırı hareketleri görülen gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir
yardımcılarının izin belgeleri gümrük müfettişleri, gümrük müfettiş
yardımcıları, kontrolörler, stajyer kontrolörler ve gümrük ve muhafaza
başmüdürleri tarafından gerek görülmesi halinde tedbir mahiyetinde geçici
olarak alınır ve gümrüklerde iş takip etmelerine izin verilmez. Bu durum,
gerekçesiyle birlikte izin belgesinin alınmasını izleyen günde Müsteşarlığa
bildirilir. Bu şekilde izin belgeleri alınanlar hakkında geçici mesleki
faaliyetten alıkoyma cezası verilmesi halinde, tedbir mahiyetinde izin
belgelerinin alındığı süre verilen cezadan mahsup edilir.
10. (Ek: 18/6/2009-5911/65 md.) Gümrük müşavir
derneklerince, gümrük müşavirlerinin yapacakları iş ve işlemler karşılığı
alacakları asgari ücretleri gösteren ve takvim yılı bazında belirlenen Asgari
Ücret Tarifesi, Müsteşarlıkça uygun görülerek onaylanmak suretiyle uygulamaya
konulur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında,
Anayasa'nın 2., 7. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi
İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet
ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep
KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal
Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla
5.9.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural
sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152.
ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında
Kanun'un 40. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda
uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname kurallarını Anayasa'ya
aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün
iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar
uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde
yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali
istenen kuralların da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak
yasa kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde
veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte
bulunan kurallardır.
İtiraz yoluna
başvuran Mahkeme, 4458 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının
(2) numaralı bendinin tamamının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Bakılmakta olan
dava, gümrük müşaviri olan davacının, bir yıl süreyle geçici olarak mesleki
faaliyetten alıkoyma cezasıyla cezalandırılmasına yönelik olarak tesis edilen
idari işleme ilişkindir. İptali istenilen bendin birinci cümlesinde hangi fiile
hangi cezanın verileceği belirtilmekte, söz konusu bendin (a), (b), (c) ve (d)
alt bentlerinde ise verilecek disiplin cezaları tanımlanmaktadır. Bakılmakta
olan davada ise bu tanımlara ilişkin herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, 4458 sayılı Kanun'un geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendinin (a), (b), (c) ve (d) alt bentleri davada uygulanacak kural
değildir.
Açıklanan
nedenlerle, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici 6. maddesinin birinci
fıkrasının (2) numaralı bendinin;
1- (a), (b), (c)
ve (d) alt bentlerinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu
davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu bentlere ilişkin başvurunun
Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
2- Birinci
cümlesinin esasının incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve
ekleri, Raportör Erhan TUTAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor,
itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri
ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp
düşünüldü:
Başvuru kararında,
itiraz konusu kuralda hangi fiile hangi cezanın verileceği hususunun açık ve
net bir biçimde ortaya konulmamasının idareye disiplin cezası fiillerini
belirleme hak ve yetkisi verdiği, bu durumun hukuk devleti ilkesinin
unsurlarından olan belirlilik ilkesini zedelediği belirtilerek kuralın,
Anayasa'nın 2., 7. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu
kuralda, gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin gereği
gibi yürütülebilmesi amacıyla mesleğin vakar ve onuruna aykırı davranışlarda
bulunanlara, görevlerine ilişkin mevzuata aykırı faaliyetlerde bulunanlara
durumun nitelik ve derecesine göre disiplin cezası verileceği belirtilmiştir.
Anayasa'nın 2.
maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri "belirlilik"tir. Bu ilkeye göre, yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,
ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi
de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey
hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun
bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir.
Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve
davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını,
bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de
yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını
gerekli kılar.
Anayasa'nın 7.
maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milleti
adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."
denilmektedir. Buna göre, Anayasa'da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda,
yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi
olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi, sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı
bir yetkidir. Ayrıca, yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir yasa
kuralının Anayasa'nın 7. maddesine uygun olabilmesi için temel ilkeleri
koyması, çerçeveyi çizmesi, sınırsız, belirsiz, geniş bir alanı yürütmenin
düzenlemesine bırakmaması gerekir.
Anayasa'nın 38.
maddesinin ilk fıkrasında ise "Kimse, ...
kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz" denilerek "suçun yasallığı", üçüncü fıkrasında da "ceza ve ceza yerine geçen güvenlik
tedbirleri ancak kanunla konulur" denilerek "cezanın yasallığı" ilkesi getirilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde
yer alan "suçta ve cezada kanunilik"
ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek
cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın
açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak
eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve
özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Anayasa'nın 38.
maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından disiplin
cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir.
Disiplin cezaları,
kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması
amacıyla yasal olarak düzenlenmiş yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin
görev anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile
sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile
cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.
Kanun'un geçici 6.
maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin tamamına bakıldığında,
genel olarak belirli davranışlarda bulunanlara durumun niteliğine ve ağırlık
derecesine göre yine bendin devamında tanımı yapılan disiplin cezalarının
verileceğinin kurala bağlandığı görülmektedir. Başka bir ifadeyle anılan (2)
numaralı bentte, genel olarak bazı fiillere, bendin devamında yer alan ve (a),
(b), (c) ve (d) alt bentlerde tanımlanmış disiplin cezalarının durumun
niteliğine ve ağırlık derecesine göre verileceği hükme bağlanmıştır.
4458 sayılı
Kanun'un geçici 6. maddesinin (3) numaralı bendinde, uyarma, kınama, geçici
olarak mesleki faaliyetten alıkoyma ve meslekten çıkarma cezalarının hangi
durumlarda verileceğine ilişkin ayrıntılı hükümler yer almaktadır. Buna göre,
Kanun'un geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, (2)
numaralı bentte genel olarak sayılan fiiller somutlaştırılmış ve hangi fiillere
hangi cezaların verileceği açık ve net olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla,
gerek disiplin suçunun gerekse yaptırımın kanunla düzenlenmiş olması karşısında
itiraz konusu kuralda bir belirsizlik ve öngörülemezlikten söz edilemeyeceği
gibi suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bir durum da bulunmamaktadır.
Açıklanan
nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 7. ve 38. maddelerine aykırı
değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI İSTEMİ
27.10.1999 günlü,
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendinin esasının incelenmesine karar verilen birinci cümlesine
ilişkin yürürlüğün durdurulması isteminin, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesinin (4) numaralı
fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE, 5.9.2013 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII-
SONUÇ
27.10.1999 günlü,
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici 6.
maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin birinci cümlesinin
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 10.10.2013 gününde
OYBİRLİĞİYLE karar verildi.