Danıştay 7. Daire E: 2014-261 K 2014-328 Gümrük Kanunu`nun 181`inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kural uyarınca dolaylı temsil ilişkisi nedeniyle hesabına gümrük beyanında bulunulan ithalatçı ile birlikte yükümlü olan ve gümrük vergilerinin ödenmesinde müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunan gümrük müşaviri adına ek tahakkuk yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında
DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE
ESAS NO:2014/261 KARAR NO:2014/328
Özeti: Gümrük Kanunu'nun 181'inci maddesinin üçüncü
fıkrasında yer alan kural uyarınca dolaylı temsil ilişkisi nedeniyle hesabına
gümrük beyanında bulunulan ithalatçı ile birlikte yükümlü olan ve gümrük
vergilerinin ödenmesinde müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunan gümrük
müşaviri adına ek tahakkuk yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında.
Temyiz Eden
: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
Atatürk Havalimanı Kargo Gümrük Müdürlüğü
Vekili : Av. …
Karşı Taraf
: … Gümrük Müşavirlik Hizmetleri
Limited Şirketi
Vekili : Av. …
İstemin_Özeti
: … Dış Ticaret ve Pazarlama Limited
Şirketi adına tescilli 21.3.2006 gün ve 82388 sayılı serbest dolaşıma giriş
beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle davacı gümrük müşavirliği şirketi
hakkında ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve katma değer vergilerine vaki
itirazın reddine dair işlem davaya konu yapılmıştır.
Davayı inceleyen İstanbul 6. Vergi Mahkemesi
31.12.2008 günlü ve E:2008/573, K:2008/4150 sayılı kararıyla; 4458
Sayılı Gümrük Kanununun 181'inci
maddesinin 3'üncü ve 229'uncu
maddesinin 2'nci fıkralarında hem sorumluluğu gerektiren fiiller hem de gümrük
yükümlüsü ile birlikte sorumlu tutulacak kişilerin belirtildiği ve genel
olarak; vergi kaybına neden olan durumu bilmek fiil olarak, bu durumu bilen
gümrük müşaviri de müteselsil sorumlu tutulacak kişi olarak bu kapsamda yer
aldığı, gümrük yükümlüsü ile birlikte müteselsil sorumlu tutulan gümrük
müşavirinin sorumlu tutulduğu gümrük vergilerinin eksik tahakkuk ve tahsiline
neden olan durumu bildiği ve bilmesi gerektiğine ilişkin olarak iddiadan öte
somut tespitlerin bulunması, sorumlu tutulduğu olayla arasındaki ilişkinin
vergi kaybına yol açtığının açık bir şekilde ortaya konulması yasal
düzenlemenin bir gereği olduğundan, bu yönde, yani vergi kaybına neden olan
durumu bildiği ve bilmesi gerektiğine dair olayla ilgisi ve bağı ortaya
konulamayan, ispat edilemeyen gümrük müşavirinin sorumluluk hükümlerinden
bahisle takibinin olanaklı olmadığı, gümrük giriş beyannamesi kapsamındaki eşya
hakkında yükümlüsünce beyan edilmeyen yurtdışı transferlerinin bulunduğunun
tespiti üzerine şirketin gümrük işlemlerini yürüten davacı adına ek tahakkuk
yapılmış ise de, ithalatçı firmanın bildirim ve beyanlarına ve sunduğu
belgelere göre hareket eden davacı gümrük müşavirinin, 4458 sayılı Kanunun
181'inci maddesi uyarınca olayı bildiği ve bilmesi gerektiği somut bir şekilde
ortaya konulmadan, hatalı durumun varlığını bildiği ya da bilmesi gerektiği
konusunda herhangi bir saptama ve tespit olmadan, gümrük giriş beyannamesi
kapsamındaki eşyanın değerinin düşük beyan edildiğinden bahisle, tesis edilen
işlemde yasalara uyarlık görülmediği gerekçesiyle davaya konu işlemi iptal
etmiştir.
Gümrük idaresinin temyiz istemini inceleyen Danıştay
Yedinci Dairesi 11.6.2012 günlü ve E:2009/1314, K:2012/3024 sayılı kararıyla;
4458 sayılı Kanunun 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının 11'inci bendinin olay
tarihinde yürürlükte bulunan şekli, aynı maddenin 1'inci fıkrasının 17'inci
bendi, 5'inci maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şekli, 181'inci
maddesinin yine olay tarihinde yürürlükte bulunan şekli ile 192'inci
maddesindeki hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; ithalat işlemlerinin
gümrük müşaviri aracılığıyla gerçekleştirildiği hallerde gümrük müşaviri olan
gerçek veya tüzel kişinin ve ithalat işlemlerinin adına yürütüldüğü kişinin
(ithalatçı) "yükümlü" olduğu; eşyanın gümrük vergileri kısmen veya
tamamen ödenmeksizin yurda girişinin yapılması durumunda; bir başka deyişle,
ithalata ilişkin olarak gümrük yükümlülüğünün doğması halinde, vergilerin
ödenmesinden ithalatçı ile gümrük müşavirinin, yükümlü olmaları nedeniyle
müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları; dolayısıyla, bu tür durumlarda,
alacaklı kamu idaresince, gümrük vergilerinin tamamının sorumlulardan,
aralarında sıra gözetilmeksizin tahsili yoluna gidilmesinin mümkün olduğu
sonucuna ulaşıldığı, dolaylı temsil durumunda, ithalatta gümrük yükümlülüğünde,
hesabına gümrük beyanında bulunulan (ithalatçı) kişi ile birlikte beyan sahibi
(gümrük işlemlerini yürüten gümrük müşaviri) de yükümlü olduğundan, vergilerin
ödenmesi bakımından aralarında müşterek ve müteselsil sorumluluk bulunduğu,
verginin ödenmesinden, ithalatçı ile birlikte ve yükümlü sıfatıyla müşterek ve
müteselsil sorumlu olan davacı gümrük müşaviri adına ek tahakkuk yapılmasında
mevzuata aykırılık bulunmadığından, dava hakkında, dava konusu işlemin diğer
yönlerden hukuka uygunluğunun incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği
gerekçesiyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini reddetmiştir.
Bozma kararına uymayan İstanbul 6. Vergi Mahkemesi
14.11.2013 günlü ve E:2013/1918, K:2013/2228 sayılı kararıyla; ilk kararında
yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.
Israr kararı gümrük idaresi tarafından temyiz edilmiş
ve davacı adına tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek
bozulması istenmiştir.
Savunmanın
Özeti :Savunma verilmemiştir.
Danıştay
Tetkik Hakimi :Murat GÜNGÖR
Düşüncesi :Temyiz isteminin kabulüyle, ısrar kararının Danıştay Yedinci Dairesinin
bozma kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması
gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca,
dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
… Dış Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi adına
tescilli serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle davacı
gümrük müşavirliği şirketi hakkında ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük ve
katma değer vergilerine vaki itirazın reddine dair işlemin iptali yolundaki
ısrar kararı, gümrük idaresince temyiz edilmiştir.
Beyannamenin tescil tarihinde yürürlükte bulunan
hükümlerine göre 4458 sayılı Gümrük Kanunu 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının
11'inci bendinde, "yükümlü"nün, gümrük yükümlülüklerini yerine
getirmekle sorumlu olan bütün kişileri ifade ettiği ve 5'inci maddesinde, bütün
kişilerin, gümrük mevzuatı ile öngörülen tasarrufları ve işlemleri
gerçekleştirmek üzere gümrük idarelerindeki işleri için bir temsilci tayin
edebilecekleri; temsilcinin, Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik bulunan kişiler
olduğu;
temsilin, doğrudan veya dolaylı olabileceği; doğrudan
temsil durumunda temsilcinin başkası adına hareket edeceği; dolaylı temsil
durumunda ise kendi adına, ancak başkası hesabına hareket edeceği; 181'inci
maddesinde, ithalatta gümrük yükümlülüğünün ithalat vergilerine tabi eşyanın
serbest dolaşıma girmesi veya ithalat vergilerinden kısmi muafiyet suretiyle
geçici ithali halinde doğduğu ve gümrük yükümlülüğünün, beyannamenin tescil
tarihinde başladığı; ithalatta gümrük yükümlülüğünde yükümlünün, beyan sahibi,
dolaylı temsil durumunda, hesabına gümrük beyanında bulunulan kişi olduğu kuralına
yer verilmiş; aynı Kanunun 192'inci maddesinde ise, aynı gümrük vergilerinin
ödenmesinden birden çok yükümlünün sorumlu olduğu hallerde, bunların söz konusu
vergilerin ödenmesinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kurala
bağlanmıştır.
Bu düzenlemeler karşısında; ithalat işlemleri temsil
hükümlerine göre yürütülerek yapılan ithalatlarda beyanı yapan gümrük müşaviri
ile hesabına gümrük beyanında bulunulan ithalatçı yükümlü olmakta ve ithalat
vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin giren eşyaya ait vergilerin
ödenmesinden, gümrük müşavirlerinin de ithalatçı ile birlikte müteselsilen
sorumlu oldukları anlaşıldığından gümrük idaresince, kamu alacağı için
aralarında sıra gözetilmeksizin tahsil edilmeyen alacak nedeniyle takip
yapılabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Verginin ödenmesinden, ithalatçı ile birlikte ve
yükümlü sıfatıyla müşterek ve müteselsil sorumlu olan davacı gümrük müşaviri
adına ek tahakkuk yapılmasında mevzuata aykırılık bulunmadığından; dava
hakkında, davaya konu işlemin diğer yönlerden hukuka uygunluğunun incelenmesi
suretiyle karar verilmesi gerekirken, davacının yükümlü olarak takip edilmesini
hukuka aykırı gören ve davaya konu işlemi iptal eden vergi mahkemesi ısrar
kararı hukuka uygun görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile
İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 14.11.2013 günlü ve E:2013/1918, K:2013/2228
sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda
karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek
bulunmadığına, 30.4.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı
hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında yerinde ve vergi mahkemesi kararının
bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu
ile karara katılmıyoruz.