Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu`nun 3/18 fıkrasındaki `üç yıldan` ibaresinin iptalinin reddine ilişkin Anayasa Mahkemesinin E: 2014/81, K: 2014/145 Sayılı Kararı
ANAYASA MAHKEMESİNİN
25.9.2014 TARİHLİ VE E: 2014/81, K: 2014/145 SAYILI KARARI
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:21.05.2015 tarih ve 29362 sayılı R.G.
İTİRAZ
YOLUNA BAŞVURAN: Kırıkkale 1. Asliye
Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU:
21.3.2007 tarihli ve 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun, 28.3.2013 tarihli ve 6455 sayılı
Kanun'un 54. maddesiyle değiştirilen 3. maddesinin (18) numaralı fıkrasında yer
alan "...üç yıldan..." ibaresinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı
ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Bandrolsüz sigaraları ticari amaçla elinde bulundurmak
suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu
kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN
GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
"Somut
olayda sanığın 1116 paket kaçak nitelikteki sigarayı ticari amaçla bulundurduğu
iddiasıyla 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi uyarınca cezalandırılması
istemiyle mahkememize kamu davası açılmıştır. Aşağıda açıklanacak olan
nedenlerle somut olayda uygulanması istenen 5607 sayılı Yasanın 3/18.
maddesindeki hürriyeti bağlayıcı cezayı belirten "3 yıl" şeklindeki
yaptırımın özellikle "orantılılık ilkesi çerçevesinde" Anayasamıza
aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'nın 152/1. fıkrasında "bir davaya bakmakta olan
mahkeme uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini
Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık
iddiasının ciddi olduğu kanısına varır ise, Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda
vereceği karara kadar davayı geri bırakır hükmüne; aynı maddenin 3. fıkrasında
ise, Anayasa Mahkemesi işin kendisine gelişinden başlamak üzere 5 ay içinde
kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmez ise mahkeme davayı
yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesi'nin
kararı esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymak
zorundadır" hükmüne yer verilmiştir.
Az önce de
belirtildiği gibi mahkememiz önüne gelen davada sanığın üzerine atılı suçun
5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/18. md.sinde belirtilen
"Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret
bulunmayan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri üreten,
yurda sokan, ticarî amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar
üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır" şeklindeki hükmün uygulanması iddianame ile talep
edilmiştir.
Mahkememizce
yapılmakta olan yargılama sırasında 5607 sayılı Yasanın 3/18. md.sinde yer alan
ve eylemin kanuni yaptırımı olan hürriyeti bağlayıcı cezanın 3 yıl şeklindeki
alt sınırının Anayasamızın 2'inci maddesine aykırı olduğu kanaatine
varılmıştır.
5607 sayılı
Yasanın 1. md.sinde bu kanunun amacı kaçakçılık fiilleri ile yaptırımlarıyla
kaçakçılığı önleme, izleme, araştırma, usul ve esaslarını belirlemek şeklinde
tanımlanmıştır.
Aynı Yasanın
3. md.sinde kaçakçılık suçunun değişik şekilleri düzenlenmiş ve suç içeriğine
göre çeşitli (ve genellikle hürriyeti bağlayıcı cezalarla birlikte adli para
cezasını içerir şekilde) hükümler öngörülmüştür.
Yüksek
Anayasa Mahkemenize müracaatımızın sebebini teşkil eden kanun maddesinde
tanımlanan suç için öngörülen hürriyeti bağlayıcı ceza 3 yıldan 6 yıla kadar
hapis ve adli para cezası ise 20.000 güne kadar adli para cezası şeklinde
düzenlenmiştir.
Anayasamızın
Cumhuriyetin nitelikli başlıklı 2. md.sinde "Türkiye Cumhuriyeti toplumun
huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı,
Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan
demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir" hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca
yine Anayasamızın 5. maddesinde devletin görevleri arasında "...adalet
ilkeleriyle bağdaşmayacak engelleri kaldırma" yükümlülüğü de olmakla
birlikte somut davamızın konusu daha çok Anayasamızın 2. maddesini
ilgilendirmektedir.
Yüksek
mahkemenizin çeşitli içtihatlarında belirtildiği üzere Anayasamızın 2. md.sinde
belirtilen hukuk devleti insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan her alanda adaletli
bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve
yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Bu şekilde
tanımı yapılan bir devlette kanunların kamu yararının sağlanması amacına
yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet
ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle yasa
koyucunun hukuki düzenlemelerden kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal
sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözönünde tutarak
kullanması gerekir.
Yasa koyucu
düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan
"ölçülülük" ilkesi ile bağlıdır. Bu ilke ise
"elverişlilik", "gereklilik" ve "orantılılık"
olmak üzere üç alt ilkeden oluşur. "Elverişlilik" başvurulan önlemin
ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, "gereklilik"
başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını ve
"orantılılık" ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında
olması gereken ölçüyü ifade etmektedir.
Sadece
kanunlara değil, hukukun üstünlüğüne dayanan hukuk devletinin unsurlarından
olan "ölçülülük" ilkesi nedeniyle devlet, kural ihlali nedeniyle
öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir denge kurmak
zorundadır.
Bu
açıklamalar ışığında 5607 sayılı Yasanın 3/18. md.sinde suç için öngörülen
hürriyeti bağlayıcı cezanın 3 yıl şeklindeki alt sınırının orantılılık ilkesine
uygun düşmediği kanaatine varılmıştır. Zira uygulamada mahkemeler önüne bu yasa
maddesi ile ilgili olarak daha çok kaçak sigaralar gelmekte bu çerçevede
örneğin, 10 paket veya 20-30 paket gibi sayısal olarak ve parasal değeri düşük
orandaki kaçak sigara için sanıklara alt sınırı 3 yıl olan hürriyeti bağlayıcı
ceza verilebilmektedir. Ülkemizde özellikle ülkemizin doğusundan ve güney
doğusundan çok sayıda kaçak sigara girişi yapıldığı bilinmektedir, bunlar bazen
bir kamyonu hatta birkaç kamyonu dolduracak ölçüde çok fazla, bazen da küçük
bir iş yerinde 10 veya 20 paket gibi çok az sayıda olabilmektedir. Çok fazla
oranda yakalanan kaçak sigara ya da tütün mamulü için kanunun öngördüğü cezanın
alt sınırının ve hatta üst sınırının orantılılık ilkesine aykırı olduğu
söylenemez ise de, 10 veya 20 paket gibi çok az sayıdaki kaçak sigara için
asgari 3 yıllık hürriyeti bağlayıcı cezanın az önce açıklaması yapılan orantılılık
ilkesine ve ayrıca ceza adaletine uygun düşmediği kanaatine varıldığından 5607
sayılı Yasanın 3/18. md.sinde yer alan hürriyeti bağlayıcı cezanın asgari
sınırını belirleyen "3 yıl" şeklindeki yasa hükmünün orantılılık
ilkesine ve ceza adaletine bu çerçevede Anayasamızın 2. md.sine aykırı olduğu
kanaatine varılmıştır.
Zira örneğin
ticari amaçla bulundurulan 1 paket veya 20 paket gibi çok az miktarda ve ekonomik
değeri de oldukça az olan kaçak sigara yakalandığında sanığa asgari 3 yıl hapis
cezası verilebilmekte, cezaların kişiselleştirilmesini düzenleyen 5237 sayılı
TCK 61. maddesi çerçevesinde aynı Yasanın 62. maddesi uyarınca takdiri indirim
uygulansa dahi ceza 2 yıl 6 aya düşmekte ve fakat bu defa da TCK 51.
maddesindeki erteleme ve CMK 231/5. maddesindeki hükmün açıklanması için
gerekli "2 yıllık" sınırın altına düşülemediği için sanık lehine (TCK
51 ve CMK 231/5.) maddeleri uygulanamamaktadır. Anayasamızın 2. maddesi nazara
alınarak orantılılık ilkesi çevresinde ceza adaletinin sağlanabilmesi için
anılan Yasa maddesindeki 3 yıl şeklindeki hükmün iptalini talep etme gereği
duyulmuştur.
SONUÇ ve İSTEM: Yukardan beri yapılan açıklamalar
ışığında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3/18. md.sinde yer alan ve
yine aynı Yasa maddesinde tanımı yapılan suçun yaptırımını düzenleyen 3 yıldan
6 yıla kadar hapis cezası şeklindeki hükmün cezanın alt sınırını belirleyen
"3 yıldan" şeklindeki yasa maddesinin Anayasamızın 2. md.sine aykırı
olması nedeniyle iptaline karar verilmesi arz ve talep olunur"
III-YASA
METİNLERİ
A- İtiraz
Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un 3. maddesinin 6545 sayılı Kanun'un 89.
maddesiyle değiştirilmeden önceki haliyle itiraz konusu kuralın da yer aldığı
(18) numaralı fıkrası şöyledir:
"Ambalajlarında
bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan tütün
mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri üreten, yurda sokan, ticarî
amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar üç yıldan altı yıla
kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır"
B- İlgili
Görülen Yasa Kuralı
Kanun'un 3. maddesinin 6545 sayılı Kanun'un 89.
maddesiyle değiştirilen (18) numaralı fıkrası şöyledir:
"(Değişik:
18/6/2014-6545/89 md.) Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga
veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket,
hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil
alkol, metanol ve alkollü içkileri;
a) Ticari
amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
b) Satışa arz
eden veya satan,
c) Bu
özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,
kişi üç
yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile
cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol, metanol ve alkollü
içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra
hükmüne istinaden cezaya hükmolunur."
C- Dayanılan
Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. maddesine
dayanılmıştır.
IV-İLK
İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh
KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN,
Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOGLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal
TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN'ın
katılımlarıyla 14.5.2014 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
V- ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hasan Mutlu ALTUN
tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili yasa
kuralları, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama
belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, kuralın hukuk devletinde suç olarak
tanımlanan fiille, buna verilecek ceza arasında orantılılık bulunması
gerektiğine ilişkin ilkeyle bağdaşmadığı ve kuralla öngörülen üç yıllık ceza
alt sınırının hakkaniyete uygun olmadığı belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2.
maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kuralın da yer aldığı fıkrada,
ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret
bulunmayan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri üreten,
yurda sokan, ticari amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya
satanların üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para
cezası ile cezalandırılacakları hüküm altına alınmıştır. Söz konusu fıkrada 6545
sayılı Kanun'un 89. maddesiyle değişiklik yapılmıştır. İtiraz yoluna başvuran
Mahkemedeki bakılmakta olan davanın konusu olan "bandrolsüz sigaraları
ticari amaçla bulundurma" fiili yapılan değişiklikten sonraki metinde de
yer almış ve bu eyleme Üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar
adli para cezası verileceği öngörülmüştür. 6545 sayılı Kanun'un 89. maddesiyle
değişiklik yapılmadan önceki düzenleme ile bu düzenlemede öngörülen ceza
miktarlarının aynı miktarda olması, bakılmakta olan dava yönünden suçun
unsurunda bir değişiklik öngörülmemesi karşısında itiraz konusu kural,
uygulanacak kural olduğundan anayasal denetiminin yapılması gerekmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti,
eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçman,
Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık
olan devlettir.
Ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi,
sosyal ve ekonomik yaşantısıyla ilgili bulunması nedeniyle suç ve suçlulukla
mücadele amacıyla ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem tercihinde
bulunulması Devletin ceza siyaseti ile ilgilidir. Bu bağlamda ceza hukukuna
ilişkin düzenlemeler bakımından kanun koyucu Anayasa'nın temel ilkelerine ve
ceza hukukunun ana kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, soruşturma ve
yargılamaya ilişkin olarak hangi yöntemlerin uygulanacağı, toplumda belli eylemlerin
suç sayılıp sayılmaması, suç sayıldıkları takdirde hangi çeşit ve ölçülerdeki
ceza yaptırımlarıyla karşılanmaları gerektiği, hangi hal ve hareketlerin
ağırlaştırıcı ya da hafifletici öğe olarak kabul edileceği gibi konularda
takdir yetkisine sahiptir.
Hukuk devletinde, ceza hukuku kurallarının, önleme ve
iyileştirme amaçlarına uygun olarak ölçülü, adil, orantılı olması ve hakkaniyet
ölçütlerini gözetmesi gerekir. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın
bulunup bulunmadığının saptanmasında o suçun toplumda yarattığı infial ve etki,
kişiler üzerinde oluşturduğu tehlike, zarar görenin kişiliği ile ona verilen
zararın azlığı veya çokluğu, işlenme oranındaki azalma veya artış gibi
faktörlerin de dikkate alınması gerekir.
Belirli standartlar çerçevesinde üretilmiş olsalar da
alkollü içkiler ve tütün mamullerinin insan sağlığına zararlı etkileri
tartışılmaz bir gerçektir. Bu standartlara uyulmadan, bandrolsüz ve kaçak
şekilde üretilen alkollü içkiler ve tütün mamullerinin ise bunları tüketen
kişilerin ani ölümlerine veya özellikle sinir sistemlerinde geri dönülemez
hasarlara neden olduğu bilinmektedir. Kanun koyucu standart dışı üretimin bir
sonucu olan bu çok ağır zararların ortaya çıkmasını önlemek için alkollü
içkiler ve tütün mamullerinin üretiminin kayıt altına alınmasını uygun görmüş,
kayıt dışı yollarla üretilen ürünlerin kişilerin sağlıklarına ağır zararlar
verme ve yaşamlarını tehdit etme ihtimali nedeniyle, bu çerçevede yapılan
üretim, nakil ve pazarlama fillerini de suç olarak tanımlamıştır. Suç olarak
kabul edilen bu fiillerin yaptırımını ise fiilin yol açması muhtemel zararları
göz önünde bulundurarak üç yıldan altı yıla kadar hapis ve adli para cezası
olarak belirlemiştir. Böylece kişilerin yaşama hakkına ve vücut bütünlüğüne
yönelik fiillerin etkili bir cezayla karşılanması yanında bu fiillerin
işlenmesini ve yaygınlaşmasını önlemeye elverişli bir yaptırım kabul edilmek
suretiyle tütün ve alkollü içkilerin kayıt dışı üretimiyle mücadelenin de
amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu husus ihtiyaç duyulan konularda kanun koyucunun
belirli fiilleri suç olarak tanımlamaya ve bu suçların yaptırımlarını
belirlemeye ilişkin takdir yetkisi içerisinde olup, kuralda hukuk devletine
aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın
2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
VI- SONUÇ
21.3.2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele
Kanunu'nun, 28.3.2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanun'un 54. maddesiyle
değiştirilen 3. maddesinin (18) numaralı fıkrasında yer alan "...üç
yıldan... " ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
25.9.2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.