Danıştay Dava Daireleri Kurulu E 2015-748, K 2015/761 Kararı Gümrük Yöntmeliğinin 386. maddesinin 6.fıkrasının yürütmesinin durdurulması hakkında kararın iptali
Tasarruflu
Yazılar 1
T.C.
DANIŞTAY
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No :2015/748
Karar No :2015/761
Temyiz Eden :Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı - ANKARA
Vekili :Av. Fatih BAYRAKLI - (Aynı adreste)
Karşı Taraf :Türk Hava Yolları
Anonim Ortaklığı
Vekilleri :Av. Mustafa
YILDIRIM, Av. Gökhan BAYDAR
Türk Hava Yolları
Genel Yönetim Binası K:2
Hukuk Müşavirliği
Yeşilköy - Bakırköy/İSTANBUL
İstemin
Özeti :Dava, 31.3.2012 tarih ve 28250 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan, Gümrük Yönetmeliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13'üncü maddesiyle Gümrük yönetmeliğinin
386'ncı
maddesine 6'ncı fıkra olarak eklenen "Tam muafiyet suretiyle geçici
ithalat izni verilen ticari kullanıma mahsus taşıtların serbest dolaşıma giriş
rejimine tabi tutulması durumunda, eşyanın gümrük kıymeti, Türkiye Muhasebe
Standartları çerçevesinde tespit edilecek değerdir. Söz konusu standartlara
göre tespit edilecek kıymet, taşıt araçlarının emsal kıymetinden düşük olamaz."
şeklindeki düzenlemenin iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay Yedinci Dairesi, 25.5.2015 gün ve E:2013/178,
K:2015/2990
sayılı kararıyla; geçici ithalat rejimi, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 128'inci
maddesine göre serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden tamamen
ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın
Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan
yıpranma dışında, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın yeniden ihracına olanak
sağlayan hükümlerin uygulandığı rejim olup, yurt dışından yapılan finansal
kiralamalarda da bu rejim hükümlerinin uygulandığı, finansal kiralamaya konu
eşyanın süresi sonunda yurt dışı edilmeyip ithal edilmesi durumunda ise Gümrük
Kanununun serbest dolaşıma giriş rejimine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,
serbest dolaşıma girişinde ise eşyanın gümrük kıymetinin, GATT Anlaşması,
GATT'nın VII. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşma ile 4458 sayılı Kanunun bu
konu ile ilgili hükümlerine göre tespit edilmesi gerektiğinden, dava konusu
yönetmelik değişikliği ile düzenlenen esasların, bu hükümlere uygunluğunun
incelenmesi gerektiği, normlar hiyerarşisine göre; "Anayasa",
"Kanun", "Kanun Hükmünde Kararname", "Tüzük",
"Yönetmelik" ve "diğer alt düzenleyici işlemler" şeklinde
sıralanan normlardan, alt kademede yer alanın, üst kademedeki norma aykırı
olması veya onun kapsamını aşan düzenlemeler içermesinin mümkün olmadığı,
12.5.1988 tarih ve 3447 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 30.7.1988
tarih ve 88/13194 sayılı Kararname ile onaylanan "Gümrük Tarifeleri ve
Ticaret Genel Anlaşması (GATT)'nın VII. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmanın
Ek I, Yorum Notları, Genel Not kısmının, "Genel olarak kabul edilmiş
muhasebe ilkelerinin uygulanması" başlıklı bölümünün 1'inci maddesinde;
genel olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerinin, hangi ekonomik kaynak ve
yükümlülüklerin aktif ve pasifler olarak geçirileceği, aktif ve pasiflerdeki
hangi değişikliklerin kaydedileceği, aktif ve pasifler ile bunlardaki
değişikliklerin nasıl ölçüleceği, ne tür bilgilerin açıklanması gerektiği ve
nasıl açıklanacağı ve hangi malî tabloların hazırlanması gerektiğine dair, bir
ülkede, belli bir zamanda mevcut genel mutabakatı veya kararı belirleyici
kapsamlı desteğini havi kurallar anlamında olduğu; bu kuralların genel
uygulamaya ilişkin geniş yönergeler olması mümkün olduğu gibi ayrıntılı
uygulama ve yöntemler de olabileceği; 2'nci maddesinde, bu anlaşma uyarınca,
her bir tarafın gümrük idaresinin, söz konusu maddeye uygun olarak ülkedeki
genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ile uyumlu bir şekilde hazırlanmış
bilgileri kullanacağı; örneğin, 5'inci madde (indirgeme yöntemini düzenleyen
madde) uyarınca alışılagelmiş kâr ve genel harcamaların, ithal ülkesinde genel
olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerine uygun bir şekilde hazırlanmış bilgiler
kullanılarak belirleneceği; öte yandan, 6'ncı madde (hesaplanmış kıymet
yöntemini düzenleyen madde) uyarınca alışılagelmiş kâr ve genel harcamaların
tespitinin, üretim ülkesinde genel olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerine
uygun bir şekilde hazırlanmış bilgiler kullanılarak yapılacağı; diğer bir örnek
olarak, ithal ülkesince üstlenilen, 8'inci maddenin 1-b) ii) paragrafında
öngörülen bir unsurun değerlendirilmesi, bu ülkede genel olarak kabul edilmiş
muhasebe ilkelerine uygun bir şekilde hazırlanmış bilgi kullanılmak suretiyle
yapılabileceğinin ifade edildiği, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73'üncü
maddesinin 3'üncü fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali
yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği ve kaldırılacağı hükmüne
yer verilmiş olup, bu maddede karşılığını bulan "verginin yasallığı
ilkesi" olarak tanımlanan ilke gereği vergilerin, ancak yasama organının
yetkisi dahilinde konulabileceği, değiştirilebileceği ya da kaldırılabileceği,
bu ilkenin vergi hukuku açısından en önemli sonuçlarından birinin verginin
belirgin olması ilkesi, diğerinin ise kıyas yasağı olduğu, 4458 sayılı Kanunun,
24 ilâ 28'inci maddelerindeki düzenlemelerden açıkça görüleceği üzere, ithal
eşyasının gümrük kıymetinin, satış bedeli, satış bedelinin ise Türkiye'ye ihraç
amacıyla yapılan satışta 27 ve 28'inci maddelere göre gerekli düzeltmelerin de
yapıldığı fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu, davada iptali istenilen
Gümrük Yönetmeliğinin 386'ncı maddesine eklenen 6'ncı fıkrada, ticari kullanıma
mahsus taşıtların Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde tespit edilecek
gümrük kıymetinin, araçların emsal kıymetten düşük olması halinde, araçların
emsal kıymetine gönderme yapıldığı, oysa (GATT)'nın VII. Maddesinin
Uygulanmasına Dair Anlaşmanın Ek I, Yorum Notları, Genel Not kısmının,
"Genel olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerinin uygulanması" başlıklı
bölümünde, anılan muhasebe ilkelerinin, eşyanın gümrük kıymetinin tespitinde
hangi ekonomik değer ve kaynağın aktif ve pasif olarak kaydedileceği,
bunlardaki değişikliklerin nasıl ölçüleceği ve açıklanacağı hususunda anlaşmaya
taraf ülkelerde yeknesaklığın sağlanması; uygulanması gereken yöntemlerden,
örneğin, indirgeme veya hesaplanmış kıymet yöntemlerini oluşturan unsurlardan,
alışılagelmiş kâr ve genel harcamaların değerlemesinde kullanılabilmesinin
amaçlandığının ifade edildiği ancak, başlı başına gümrük kıymetinin
saptanmasında kullanılabileceğine dair bir ibareye yer verilmediği, davaya konu
olup, ithal eşyasının gümrük kıymetinin belirlenmesinde iki ayrı
ölçütten-yüksek olanının esas alınmasını öngören Gümrük Yönetmeliği
düzenlemesinin, 4458 sayılı Kanunun 26'ncı maddesinin 2'nci fıkrasının (b)
bendinde yer alan, gümrük idaresinin iki alternatif kıymetten yüksek olanını
kabul etmesini öngören bir sistemin benimsenmesini yasaklayan hükmü ile aynı
fıkranın (d) bendindeki keyfi ve fiktif kıymetlerin esas alınamayacağını ifade
eden düzenlemesine de aykırı olduğu, bu bakımdan; davaya konu yönetmelik
değişikliği ile getirilen kıymet belirleme yönteminin, üst hukuk normu olan
(GATT)'nın VII. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşma ile 4458 sayılı Gümrük
Kanununun yukarıda yer verilen kıymet tespitine ilişkin hükümlerine, verginin
yasallığı ilkesi ile bu ilkenin vergi hukuku açısından en önemli sonuçlarından
biri olan verginin belirgin olması ile kıyas yasağı ilkelerine aykırı olduğu
gerekçesiyle davaya konu düzenlemeyi iptal etmiştir.
Davalı idare tarafından, finansal kiralama kapsamında
geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyanın serbest dolaşıma sokulmak
istenmesi halinde, eşyanın satışı söz konusu olmadığından, gümrük kıymetinin,
satış bedeli yöntemi ile diğer yöntemlere göre belirlenmesinin mümkün olmaması
nedeniyle son yönteme göre belirlenmesi gerektiği, davaya konu düzenleme
uyarınca Türkiye Muhasebe Standartlarının esas alınmasının hukuka uygun olduğu
ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın
Özeti :Savunma verilmemiştir.
Danıştay
Tetkik Hakimi :Murat GÜNGÖR
Düşüncesi :4458 sayılı Gümrük Kanununun "Eşyanın Gümrük Kıymeti"
başlıklı üçüncü bölümündeki hükümlerine göre, ithal eşyasının gümrük
kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu, satış bedeli yönteminin uygulanmaması
için gerekli koşulların oluşması halinde, sırasıyla diğer yöntemlere geçilerek,
eşyanın gerçek kıymetinin belirlenmesi gerektiği; ayrıca, gümrükçe onaylanmış
bir başka işlem veya kulanıma tabi tutulduktan sonra serbest dolaşıma giren
eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesine ilişkin özel hükümler söz konusu
olduğunda bu bölüm hükümlerinin bu durumu etkilemeyeceği kurala bağlandığından,
tam muafiyet suretiyle geçici ithalat izni verilen ticari kullanıma mahsus
taşıtların serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması durumunda, eşyanın
gümrük kıymetinin, davaya konu düzenlemedeki gibi özel bir yöntem olan
uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarına göre
belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, 4458 sayılı Kanunun 26'ncı maddesinin 2'nci
fıkrasının (b) bendinde yer alan, gümrük idaresinin iki alternatif kıymetten
yüksek olanını kabul etmesini öngören bir sistemin benimsenmesini yasaklayan
hükmü karşısında, söz konusu standartlara göre tespit edilecek kıymetin, taşıt
araçlarının emsal kıymetinden düşük olamayacağının öngörülmesi hukuka uygun
görülmemiştir.
Bu nedenle, Daire kararının, davaya konu düzenlemenin
ilk cümlesinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, diğer hüküm
fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca,
tebligat işlemleri tamamlandığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında
ayrıca karar verilmesine gerek görülmeyerek dosyadaki belgeler incelendikten
sonra gereği görüşüldü:
31.3.2012 tarih ve 28250 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan, Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
13'üncü maddesiyle Gümrük Yönetmeliğinin 386'ncı maddesine 6'ncı fıkra olarak
eklenen "Tam muafiyet suretiyle geçici ithalat izni verilen ticari
kullanıma mahsus taşıtların serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması
durumunda, eşyanın gümrük kıymeti, Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde
tespit edilecek değerdir. Söz konusu standartlara göre tespit edilecek kıymet,
taşıt araçlarının emsal kıymetinden düşük olamaz." şeklindeki düzenlemenin
iptaline ilişkin Daire kararı davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, finansal kiralama mevzuatına göre ithalat
vergilerinden muaf olarak geçici ithal ettiği ve kullandığı uçakların kiralama
süresi dolduktan sonra kesin ithalatlarını yaparak serbest dolaşıma girişini
gerçekleştirmek amacıyla davaya konu düzenlemeye göre belirlenen ve gümrük
giriş beyannamesinde gümrük kıymeti olarak belirtilen finansal kiralama
sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin, eşyanın kıymeti olarak esas alınması
gerektiğini ileri sürerek, ihtirazi kayıtla, beyan edilen ve ödenen
1.108.862,85 Türk Lirası özel tüketim vergisi tahakkuku ve Türkiye Radyo
Televizyon Kurumuna ödenen 22.175,03 Türk Lirası bandrol ücreti tahakkukunun
iptali ile bu tutarların, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112'nci maddesinin
4'üncü fıkrası uyarınca ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle
birlikte iadesine hükmedilmesi, teminata bağlanan 7.184.711,27 Türk Lirası
gümrük vergisine ilişkin işlemin iptali ile dayanağı olan Gümrük Yönetmeliğinin
386'ncı maddesinin 6'ncı fıkrasını davaya konu yaptığı ancak, Danıştay Yedinci
Dairesinin dilekçe ret kararından sonra yenilediği iş bu davada söz konusu
düzenlemeyi davaya konu yaptığı anlaşılmaktadır.
4458 sayılı Gümrük Kanununun "Geçici İthalat
Rejimi" başlığını taşıyan 128'inci maddesinde; geçici ithalat rejimi,
serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden tamamen ya da kısmen
muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye
Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma
dışında, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın yeniden ihracına olanak sağlayan
hükümlerin uygulandığı rejim şeklinde tanımlanmıştır. 130'uncu maddesinde,
ithal eşyasının yeniden ihraç edilmesi veya gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem
veya kullanıma tabi tutulması için gerekli sürelerin, izin verilen kullanımın
amacına uygun olacak şekilde Müsteşarlıkça belirleneceği; 134'üncü maddesinde
tam muafiyet suretiyle geçici ithal edilen eşya ile ilgili olarak gümrük
yükümlülüğü doğması halinde, 193'üncü maddede belirtilen tarihte söz konusu eşyaya
ilişkin vergi oranı ve diğer vergilendirme unsurlarının esas alınacağı
hükümlerine yer verilmiştir. Kanunun 181'inci maddesinde, ithalatta gümrük
yükümlülüğünün, ithalat vergilerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girişi için
verilecek gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı öngörüldüğünden,
yurt dışından finansal kiralama yoluyla geçici olarak yapılacak ithalatlarda,
bu rejim hükümlerinin esas alınması, finansal kiralamaya konu eşyanın
Müsteşarlıkça belirlenen bekleme süresi dolduktan sonra yurt dışı edilmeyip
ithal edilmesi durumunda da Gümrük Kanununun serbest dolaşıma giriş rejimine
ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
4458 sayılı Kanunun "Eşyanın Gümrük Kıymeti"
başlıklı üçüncü bölümündeki 23'üncü maddesinde, eşyanın gümrük kıymetinin,
Gümrük Tarifesinin ve eşya ticaretine ilişkin belirli konularda getirilen
tarife dışı düzenlemelerin uygulanması amacıyla, bu bölümde yer alan hükümler
çerçevesinde belirlenen kıymet olacağı belirtildikten sonra, 24 ilâ 31'inci
maddelerinde, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesine ilişkin usul ve esaslara
yer verilmiştir.
Söz konusu Kanunun 24'üncü maddesinde ithal eşyasının
gümrük kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu belirtilerek satış bedelinin
gümrük kıymetine esas alınmasına ilişkin koşullar sayılmış; 25'inci maddesinde,
24'üncü madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymetinin, bu maddenin
2'nci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinin sıra halinde uygulanmasıyla
belirleneceği, eşyanın gümrük kıymeti bir üst bent hükümlerine göre belirlenebildiği
sürece bir alt bent hükümlerinin uygulanamayacağı ancak, beyan sahibinin yazılı
talebinin gümrük idaresince uygun bulunması şartıyla (c) ve (d) bentlerinin
uygulama sırasının değiştirilebileceği kurala bağlanmış, 26'ncı maddesinde; 24
ve 25'inci madde hükümlerine göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük
kıymetinin, a) Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII'nci
maddesinin uygulanmasına ilişkin anlaşmanın, b) Gümrük Tarifeleri ve Ticaret
Genel Anlaşmasının VII'nci maddesinin, c) Bu bölüm hükümlerinin prensip ve
genel hükümlerine uygun yöntemlerle ve Türkiye'de mevcut veriler esas alınarak
belirleneceği; 31'inci maddesinde de eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesine
ilişkin bu bölüm hükümlerinin, gümrükçe onaylanmış bir başka işlem veya
kulanıma tabi tutulduktan sonra serbest dolaşıma giren eşyanın gümrük
kıymetinin belirlenmesine ilişkin özel hükümleri etkilemeyeceği hüküm altına
alınmıştır.
Hükümlerin birlikte değerledirilmesinden; ithal
eşyasının gümrük kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu, satış bedeli
yönteminin uygulanmaması için gerekli koşulların oluşması halinde, sırasıyla
diğer yöntemlere geçilerek, eşyanın gerçek kıymetinin belirlenmesinin
gerektiği, ayrıca, gümrükçe onaylanmış bir başka işlem veya kulanıma tabi tutulduktan
sonra serbest dolaşıma giren eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesine ilişkin
özel hükümler söz konusu olduğunda bu bölüm hükümlerinin bu durumu etkilemeyeceği
anlaşılmaktadır.
4458 sayılı Kanunun 26'ncı maddesinde bahsedilen ve
12.5.1988 tarih ve 3447 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunarak 30.7.1988
tarih ve 88/13194 sayılı Kararname ile onaylanan Gümrük Tarifeleri ve Ticaret
Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmanın Ek I, Yorum
Notları, Genel Not kısmının, "Genel olarak kabul edilmiş muhasebe
ilkelerinin uygulanması" başlıklı bölümünün 1'inci maddesinde, genel
olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerinin; hangi ekonomik kaynak ve
yükümlülüklerin aktif ve pasif olarak geçirileceği, aktif ve pasiflerdeki hangi
değişikliklerin kaydedileceği, aktif ve pasifler ile bunlardaki değişikliklerin
nasıl ölçüleceği, ne tür bilgilerin nasıl açıklanacağı ve hangi malî tabloların
hazırlanması gerektiğine dair, bir ülkede, belli bir zamanda mevcut genel
mutabakatı veya kararı belirleyici kapsamlı desteğini havi kurallar anlamında
olduğu şeklinde nitelendirilmesi yapılmış, bu kuralların genel uygulamaya
ilişkin geniş yönergeler olması mümkün olduğu gibi ayrıntılı uygulama ve
yöntemler de olabileceği ifade edilmiştir. 2'nci maddesinde, bu anlaşma
uyarınca, her bir tarafın gümrük idaresinin, söz konusu maddeye uygun olarak
ülkedeki genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ile uyumlu bir şekilde
hazırlanmış bilgileri kullanacağı; örneğin, indirgeme yöntemini düzenleyen
5'inci madde uyarınca, alışılagelmiş kâr ve genel harcamaların, ithal ülkesinde
genel olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerine uygun bir şekilde hazırlanmış
bilgiler kullanılarak belirleneceği; öte yandan, hesaplanmış kıymet yöntemini
düzenleyen 6'ncı madde uyarınca alışılagelmiş kâr ve genel harcamaların
tespitinin, üretim ülkesinde genel olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerine
uygun bir şekilde hazırlanmış bilgiler kullanılarak yapılacağı; diğer bir örnek
olarak, ithal ülkesince üstlenilen, 8'inci maddenin 1-b-ii) paragrafında
öngörülen bir unsurun değerlendirilmesinin, bu ülkede genel olarak kabul
edilmiş muhasebe ilkelerine uygun bir şekilde hazırlanmış bilgi kullanılmak
suretiyle yapılabileceği açıklamasına yer verilmiştir.
7.10.2009 tarih ve 27369 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinin "Gümrük Kıymetinin Tespiti" başlıklı
44'üncü maddesinin 4'üncü fıkrasında, gümrük kıymetinin belirlenmesinde, genel
kabul görmüş muhasebe prensiplerine başvurulması gerektiği takdirde ek-9
hükümlerinin uygulanacağı belirtilmek suretiylede Yönetmeliğe, "Gümrük
Kıymetinin Belirlenmesinde Genel Kabul Görmüş Muhasebe Prensiplerinin
Kullanılması" başlığıyla ek-9 düzenlemesi eklenmiştir.
Anlaşma hükümlerinin değerlendirilmesinden, genel
olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerinin, örnek olarak verilen durumlar da
dahil olmak üzere, başlı başına gümrük kıymetinin saptanmasında
kullanılabileceğine dair bir ibareye yer verilmese de gümrük kıymetinin
tespitinde göz önüne alınabileceği sonucuna varılmaktadır.
Davaya konu düzenlemede geçen ve gümrük kıymetinin
tespitinde göz önüne alınması gereken "Türkiye Muhasebe Standartları"; Kamu
Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu tarafından onaylanarak,
Türkiye Muhasebe Standardı ve Türkiye Finansal Raporlama Standardı adıyla
yayımlanan muhasebe standartlarından oluşmaktadır.
26.9.2011 tarih ve 660 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnameyle kurulan Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kuruluna;
her türlü varlıkları, borç ve alacakları, yazılı ve elektronik ortamdaki
kayıtları ve diğer dokümanları ile nakit ve benzerleri hiçbir işleme gerek
kalmaksızın devredilen Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu, 18 Aralık 1999
tarih ve 4487 sayılı Kanunla Sermaye Piyasası Kanununda değişiklik yapan
Kanunun Ek 1'inci maddesi ile ulusal muhasebe standartlarını oluşturma
konusunda, görev ve yetkileri tanımlanarak kurulmuştur. Türkiye Muhasebe
Standartları Kurulu, Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi ile yapılan
telif sözleşmesi kapsamında Türkçe'ye çevirdiği Uluslararası Muhasebe Standardı
ve Uluslararası Finansal Raporlama Standardı ile tam uyumlu Türkiye Muhasebe
Standardı ve Türkiye Finansal Raporlama Standardını 2005 yılı Ocak ayından
itibaren Resmi Gazetede yayınlamaya başlamıştır.
Türkiye Muhasebe Standartları Kurulunun yeniden
yapılandırılmasıyla, 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen görevleri
yerine getirmek üzere kamu tüzel kişiliğini haiz ve idari özerkliğe sahip
olarak kurulan Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun,
kurulmasına ilişkin düzenlemenin 1'inci maddesinde, amacının; uluslararası
standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak ve yayımlamak,
bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak,
denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim
kuruluşlarını yetkilendirmek, bunların faaliyetlerini denetlemek ve bağımsız
denetim alanında kamu gözetimi yapmak yetkisini haiz olan söz konusu Kurumun
kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları
düzenlemek olduğu; 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında Kurulun; Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı tarafından önerilecek dörder aday
arasından ikişer kişi, Hazine Müsteşarlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bağlı olduğu Bakanlıklar ile Türkiye
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği
ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından önerilecek ikişer aday
arasından birer kişi olmak üzere, Bakanlar Kurulu tarafından atanan dokuz
üyeden oluşacağı kurala bağlanmıştır.
İlk olarak, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu
sonrasında Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu tarafından
oluşturulan uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarının,
Gümrük ve Ticaret Bakanlığının da önerdiği kişilerin katılımıyla oluşturulan
Kurulca yayımlanması ve bu düzenlemenin 4458 sayılı Kanunun 26'ncı maddesinde
bahsedilen Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin
Uygulanmasına Dair Anlaşmanın Ek I, Yorum Notları, Genel Not kısmında yer alan,
"Genel olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerinin uygulanması"na
ilişkin olarak gümrük kıymetinin belirlenmesinde dayanak alınabilmesi amacıyla
anlaşma uyarınca, gümrük idaresinin, söz konusu maddeye uygun olarak ülkedeki
genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ile uyumlu bir şekilde hazırlanmış
bilgileri kullanabileceğinin öngörülmesi karşısında, davaya konu düzenlemede
"Türkiye Muhasebe Standartları"na atıf yapılmasında hukuken engel
bulunmamaktadır.
Öte yandan; davacının, finansal kiralama mevzuatına
göre ithalat vergilerinden muaf olarak geçici ithal ettiği ve kullandığı
uçakların kiralama süresi dolduktan sonra kesin ithalatlarını yaparak serbest
dolaşıma girişini gerçekleştirdiği olayda, 4458 sayılı Kanunun yukarıda yer
verilen 31'inci maddesi hükmü karşısında 4458 sayılı Kanunun "Eşyanın
Gümrük Kıymeti" başlıklı üçüncü bölümündeki hükümlerin, eşyanın gümrük
kıymetinin belirlenmesine ilişkin özel hükümleri etkilemesi mümkün
olmadığından, tam muafiyet suretiyle geçici ithalat izni verilen ticari
kullanıma mahsus taşıtların serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması
durumunda, eşyanın gümrük kıymetinin, davaya konu düzenlemedeki gibi özel bir
yöntemle belirlenmesinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile
Danıştay Yedinci Dairesinin, 25.5.2015 gün ve E:2013/178, K:2015/2990 sayılı
kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama
giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 11.11.2015 gününde
oyçokluğuyla karar verildi.
Danıştay
Başkanvekili 3.Daire
Başkanı 9.Daire
Başkanı 3.Daire
Üyesi 9.Daire
Üyesi
Mehmet S.
Nilgün H. Ceyda Mehmet Ali Seyfullah
SOLGUN AKPINAR KERMAN SAMUR YILDIZTEKİN
(X) (X)
9.Daire
Üyesi 4.Daire Üyesi 7.Daire Üyesi 4.Daire
Üyesi 3.Daire
Üyesi
Bekir Resul İhsan Yusuf Hanifi
SÖZEN ÇOMOĞLU ULUCA BİNİCİ DOĞAN
(X) (X)
3.Daire
Üyesi 4.Daire Üyesi 7.Daire Üyesi 4.Daire
Üyesi 9.Daire
Üyesi
H.
Ümit Cemal Hüseyin
Ünal Adil Hasan
AKSOY BOYALI KARA MEMİŞ ÖN
(X) (X) (X)
X - KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, Danıştay
Yedinci Dairesinin kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında,
yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin
reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
3.Daire Başkanı 9.Daire
Başkanı 4.Daire
Üyesi 7.Daire
Üyesi 4.Daire üyesi
S. Nilgün H.
Ceyda Resul İhsan Cemal
AKPINAR KERMAN ÇOMOĞLU ULUCA BOYALI
7.Daire Üyesi 4.Daire Üyesi
Hüseyin Ünal Adil
KARA MEMİŞ