Uyuşmazlık Mahkemesi E 2015-827 K 2015-866; 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.
2247 SAYILI KANUN'UN 19.
MADDESİ GEREĞİNCE VERİLEN (BAŞVURU - İLK DERECE MAHKEME) KARARLAR
ESAS NO: 2015/827 KARAR NO:
2015/866 KARAR TR: 28.12.2015 (Hukuk Bölümü)
Uyuşmazlık
Mahkemesi Başkanlığından:29.01.2016 tarih ve 29608 Mükerrer sayılı R.G.
ÖZET: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu
uyarınca, soruşturma konusu eylemin kabahat olduğu değerlendirilerek,
Cumhuriyet savcısı tarafından verilen idari para cezasının iptali istemiyle
açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesinin gerektiği hk.
K A R A R
Davacı : Z.A.Y.
Vekili : Av. E.Ç.A.
Davalı : Adalet Bakanlığı, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü
O L A Y : Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı/Gümrük ve
Muhafaza Başmüdürlüğü Kaçakçılık İstihbarat ve Narkotik Gümrük Muhafaza
Müdürlüğü'nce yapılan soruşturma sırasında, D. Elek. İpl. San. ve Tic. A.Ş.
unvanlı firma ortakları M.Ş., M.C.Ş., H.A.Ş. ile Gümrük Müşaviri C.B. ve Gümrük
Müşavir Yardımcısı olarak çalışan davacı Z.A.Y.'ın, Ambarlı Gümrük Müdürlüğünce
tescilli 6.11.2007 tarih ve IM128777 sayılı ithalat beyannamesi muhteviyatı
eşya ile ilgili TSE Avrupa Yakası İthalat Müdürlüğü tarafından ithalatının
mümkün olmadığı yönünde uygunsuzluk belgesi verilen eşyalarla ilgili sahte
Uygunluk Belgesi düzenlenmek suretiyle yurda eşya ithal ettiklerinden bahisle
yapılan ihbar üzerine, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan
soruşturma sonunda, davacı ile yukarıda isimleri belirtilen kişiler hakkında
"sahtecilik" suçu nedeniyle cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış,
ayrıca aynı savcılığın, Büyükçekmece Kabahat Bürosu 6.12.2010 gün ve Kabahat
Defteri No:2009/1287, Karar No:2010/2286 sayılı kararı ile, davacı Z.A.Y. ile
isimleri belirtilen diğer kişilerin, 6.11.2007 tarih ve IM 128777 sayılı gümrük
beyannamesiyle sahte TSE Uygunluk Belgesi düzenlemek suretiyle ithali izne
(uygunluk belgesine, şarta) bağlı olan eşyayı sahte belgeler ile ithal etmek
sureti ile "ithali bazı şartlara ve belgelere tabi bulunan eşyayı aldatıcı
işlem ve davranışlarla ithal etmek" şeklinde gerçekleşen eylemlerinin kabahat
olduğu değerlendirilerek, 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3.maddesinin on birinci fıkrası ve 4.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.014.839,00 TL idari para cezası ile ayrı
ayrı cezalandırılmalarına, karar verilmiştir.
Davacı vekili, idari para cezasının kaldırılması
istemiyle adli yargı yerine itirazda bulunmuştur.
BÜYÜKÇEKMECE 1. SULH CEZA MAHKEMESİ;
10.6.2013 gün ve D.İş:2011/202 sayı ile; 5607 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik
ile kaçakçılık fiiline ilişkin kabahatlerin 4458
sayılı Gümrük Kanunu ile yeniden düzenlendiği ve bu Kanun'da başvuru yolunun
idare mahkemesi olarak gösterildiği gerekçesiyle başvurunun görev yönünden
reddine karar vermiş, yapılan itiraz Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesince
kesin olarak reddedilmiştir.
Davacı vekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde
dava açmıştır.
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, savcılık tarafından, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele
Kanunu'nda yapılan değişiklikten önce bu Kanun uyarınca verilen idari yaptırım
kararına karşı 5326
sayılı Kanunun 27. maddesi hükmü gereğince sulh ceza mahkemesine itiraz
edilebileceği açıklanarak, davanın çözümünün adli
yargı yerine ait olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddine karar vermiş,
kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay 10. Dairesi'nin
9.4.2015 gün ve E:2013/8005, K:2015/1696 sayılı kararı ile, görevli mahkemenin
belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması gerekirken, davanın görev
yönünden reddine karar verilmesinin 2247 sayılı Kanun'a aykırı bulunduğu
gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İSTANBUL 2. İDARE MAHKEMESİ; 7.10.2015 gün ve E:2015/1427
sayı ile, savcılık tarafından, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda
yapılan değişiklikten önce bu Kanun uyarınca verilen idari yaptırım kararına
karşı 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi hükmü gereğince sulh ceza mahkemesine
itiraz edilebileceği açıklanarak, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş
ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin
belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulmasına ve işin incelenmesinin
Uyuşmazlık Mahkemesi'nin karar vermesine değin ertelenmesine karar vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün, Serdar
ÖZGÜLDÜR'ün Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin
Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN'ın katılımlarıyla
yapılan 28.12.2015 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa'nın
27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;
Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu'nun 11.7.1988 günlü,
E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, "2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin
Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden,
bu Kanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan,
'ceza uyuşmazlıkları' ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ile
başlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine
hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasında çıkan
görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev
uyuşmazlıklarının 'hukuk uyuşmazlığı' sayılması gerektiği sonucuna
varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte
olmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar 'ceza
davası' olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalara
ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk
Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği..." açıkça belirtilmiştir. Bu durum
gözetildiğinde, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının Hukuk
Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa'nın 19. maddesine
göre başvuruda bulunulmuş olduğu ve idari yargı dosyasının Mahkemece, ekinde
adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği ve usule
ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev
uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülten Fatma
BÜYÜKEREN'in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu
ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL'ın
adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3.
maddesinin on birinci fıkrası ile 4. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen
idari para cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
5607 sayılı Kanun'un "Suçlar ve Kabahatler" başlığı
altında düzenlenen 3. maddesinin on birinci fıkrasında, "İthali, lisansa,
şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya
yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal
eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası
verilir", "Nitelikli haller" başlığı altında düzenlenen 4. maddesinin ikinci
fıkrasında, "Bu Kanunda tanımlanan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır","Yetkili
merciler" başlığı altında düzenlenen 17. maddesinin birinci fıkrasında, "Bu
Kanun hükümlerine göre idari para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı, 14
üncü madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuya geçirilmesine ise Cumhuriyet
savcısının talebi üzerine, sulh ceza mahkemesi yetkilidir. Bu kararlara karşı,
30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre kanun
yoluna başvurulabilir" denilmekte iken; Kanunun 3. maddesinin başlığı
"Kaçakçılık suçları", maddenin on birinci fıkrası ise, (Değişik: 18/6/2014-6545/89
md.) Ulusal
marker uygulamasına tabi olup da, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun
belirlediği seviyenin altında ulusal marker içeren veya hiç içermeyen
akaryakıtı;
a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,
b) Satışa arz eden veya satan,
c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın
alan,
kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin
güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, marker içermeyen veya
seviyesi geçersiz olan akaryakıtın kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması
hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur." şeklinde yeniden düzenlenmiş, 28.3.2013 gün ve 6455
sayılı Kanunun 66. maddesiyle 17. maddesinin birinci fıkrası yürürlükten
kaldırılmış, aynı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen geçici 8. maddesinin
ikinci fıkrasında ise, "Bu Kanunun yayımı tarihinden önce işlenen bu Kanuna
muhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerin uygulanması usulü 5252 sayılı Kanunun
9 uncu maddesi hükmüne göre yapılır" hükmü yer almıştır.
4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 235.maddesinde,
" Teminat alınmış olsa bile, gümrük işlemlerine başlanmadan veya bu işlemler
bitirilip gümrük idaresinin izni alınmadan antrepolardan veya gümrük idaresince
eşya konulmasına izin verilen yerlerden kısmen veya tamamen eşya çıkarılması
halinde, çıkarılan eşyanın ithalat veya ihracat vergilerinin yanı sıra,bu
vergilerin üç katı para cezası alınır " denilmekte iken, madde;
"1.Serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya
ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra
kontrol sonucunda;
a) Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerle
ithalinin yasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanın gümrük vergilerinin
alınmasının yanı sıra, gümrüklenmiş değerinin dört katı idari para cezası
verilir.
b) (a) bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık
madde olması durumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşya için ton
başına otuz bin Türk Lirası, ambalajlı gelmesi halinde kap başına altı yüz Türk
Lirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir.
c) Eşyanın ithali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya
veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olduğu
halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veya belge alınmış gibi
beyan edildiğinin tespit edilmesi halinde, eşyanın gümrük vergilerinin yanı
sıra, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir.
d) (c) bendindeki eşyanın değersiz, artık veya atık
madde olması durumunda, idari para cezası; dökme halinde gelen eşya için ton
başına sekiz bin Türk Lirası, ambalajlı gelmesi halinde kap başına iki yüz Türk
Lirası olarak hesaplanır ve eşya yurtdışı edilir.
2. İhracat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin
olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya kontrol sonucunda;
a) Eşyanın genel düzenleyici idari işlemlerle
ihracının yasaklanmış olduğunun tespiti halinde, eşyanın gümrüklenmiş değerinin
iki katı idari para cezası verilir.
b) Eşyanın ihracı, lisansa, şarta, izne, kısıntıya
veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olduğu
halde uygunluk ve yeterlilik belgesine tabi değilmiş veya belge alınmış gibi
beyan edildiğinin tespit edilmesi halinde, eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar
idari para cezası verilir.
3. Yolcuların, gümrük mevzuatına göre kişisel ve
hediyelik eşya kapsamı dışında olup beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde,
eşyası arasında veya taşıma araçlarında çıkan ya da başkasına ait olduğu halde
kendi eşyasıymış gibi gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri iki kat olarak
alınır ve eşya sahibine teslim edilir. Gümrük vergileri ödenmediği takdirde,
eşya gümrüğe terk edilmiş sayılır.
4. Birinci fıkranın (a) ve (c) bentlerinde belirtilen
eşyaya el konularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir ve eşya 177
ila 180 inci madde hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur.
5. Türkiye Gümrük Bölgesine getirilen ve transit rejim
beyanında bulunulan serbest dolaşımda olmayan eşyanın, beyan edilenden belirgin
bir şekilde farklı cinste eşya olduğunun tespiti halinde, farklı çıkan eşyanın
gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir " şeklinde 28/3/2013
gün ve 6455 sayılı Kanun'un 12 maddesi ile yeniden düzenlenmek suretiyle, 5607
sayılı Kanun'da kaçakçılık fiillerine ilişkin kabahatlerle ilgili düzenlemeler
tamamen ortadan kaldırılmış, 4458 sayılı Kanun ile kaçakçılık fiillerine
ilişkin kabahatler yeniden düzenlenmiştir. Bu Kanun'un " İtirazlar " başlığı
altında düzenlenen 242.maddesinde ise, "1. Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük
vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün
içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile
itiraz edebilir.
2. İdareye intikal eden
itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir.
3. İtiraz dilekçelerinin
süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış
sayılır ve idarece yetkili makama ulaştırılır.
4. İtirazın reddi
kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine
başvuru-labilir" hükmü yer almıştır.
30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Cumhuriyet savcısının karar verme yetkisi "
başlığını taşıyan 23. maddesinde, "(1) Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça hüküm
bulunan hallerde bir kabahat dolayısıyla idarî yaptırım kararı vermeye
yetkilidir.
(2) Bir suç dolayısıyla başlatılan soruşturma
kapsamında bir kabahatin işlendiğini öğrenmesi halinde Cumhuriyet savcısı
durumu ilgili kamu kurum ve kuruluşuna bildirebileceği gibi, kendisi de idarî
yaptırım kararı verebilir.
(3) Soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun
anlaşılması halinde Cumhuriyet savcısı bu nedenle idarî yaptırım kararı verir.
Ancak, bunun için ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından idarî yaptırım
kararı verilmemiş olması gerekir" denilmiş; aynı Kanun'un "Başvuru yolu"
başlığı altında düzenlenen 27. maddesinin altıncı fıkrasında, "Soruşturma
konusu fiilin suç değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırım
kararı verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği
takdirde, idari yaptırım kararına karşı başvuru da bu itiraz merciinde
incelenir" ;
5252 sayılı "Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama
Şekli Hakkında Kanun"un, "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul " başlığı
altında düzenlenen 9. maddesinde ise,
" ….. (3) Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki
kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların
birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir " hükmü yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Başbakanlık Gümrük
Müsteşarlığı/Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü Kaçakçılık İstihbarat ve Narkotik
Gümrük Muhafaza Müdürlüğü'nce yapılan soruşturma sırasında, D. Elek. İpl. San.
ve Tic. A.Ş. unvanlı firma ortakları Murat Şener, Mehmet Cengiz Şener, Halil
Ali Şener ile Gümrük Müşaviri Cavit Behram ve Gümrük Müşavir Yardımcısı olarak
çalışan davacı Z.A.Y.'ın, Ambarlı Gümrük Müdürlüğünce tescilli 6.11.2007 tarih
ve IM128777 sayılı ithalat beyannamesi muhteviyatı eşya ile ilgili TSE Avrupa
Yakası İthalat Müdürlüğü tarafından ithalatının mümkün olmadığı yönünde
uygunsuzluk belgesi verilen eşyalarla ilgili sahte Uygunluk Belgesi düzenlenmek
suretiyle yurda eşya ithal ettiklerinden bahisle yapılan ihbar üzerine,
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonunda, davacı ile
yukarıda isimleri belirtilen kişiler hakkında "sahtecilik" suçu nedeniyle
cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış, ayrıca aynı savcılığın,
Büyükçekmece Kabahat Bürosu 6.12.2010 gün ve Kabahat Defteri No:2009/1287,
Karar No:2010/2286 sayılı kararı ile, davacı Z.A.Y. ile isimleri belirtilen
diğer kişilerin, "ithali bazı şartlara ve belgelere tabi bulunan eşyayı
aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek" şeklinde gerçekleşen eylemlerinin
kabahat olduğu değerlendirilerek, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun
3.maddesinin on birinci fıkrası ve 4. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.014.839,00
TL idari para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına,
karar verildiği anlaşılmıştır.
30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun
6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa'nın 31. maddesiyle değiştirilen 3.
maddesinde, " (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna
ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya
mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır"; Kanunun "Başvuru yolu" başlıklı 27.
maddesinin 1. fıkrasında ise "idari para cezası ve mülkiyetin kamuya
geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya
tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine
başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari
yaptırım kararı kesinleşir" düzenlemeleri yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu'nun, idarî
yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda
aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli
mahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan,
görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yeni
bir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen
bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan
mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığı anda
görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin
görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeni yasadaki görev kuralının,
değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair
intikal hükümlerinin varlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı
verilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu
sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevli
hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre
görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, 5607 sayılı Kanunun olay
tarihinde yürürlükte bulunan ilgili maddesi uyarınca, yapılan
soruşturma sırasında soruşturma konusunun kabahat olduğu değerlendirilerek,
5326 sayılı Kanun gereğince, Cumhuriyet Savcısı
tarafından davacıya verilen idari para cezasının, 5326 sayılı Kanun'un
16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu ve Kabahatler
Kanunu'nun 5560 sayılı Kanun'la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarî
yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda
aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin
belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümlerinin dikkate alınacağı, anılan Kanunun
27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca ve aynı maddenin altıncı fıkrasında,
soruşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idari yaptırım kararı
verilmesi halinde; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edildiği takdirde,
idari yaptırım kararına karşı başvurunun da bu itiraz merciinde inceleneceği
açıkça belirtildiğinden, 5607
sayılı Kanun'un 28.3.2013 gün ve 6455 sayılı Kanunun 64. maddesi ile düzenlenen
geçici
8. maddesinin ikinci fıkrasında da, bu Kanunun yayımı tarihinden önce
işlenen bu Kanuna muhalefet kabahatlerinde, lehe hükümlerin uygulanması
usulünün 5252 sayılı Kanunun 9. maddesi hükmüne göre yapılacağı
düzenlendiğinden, davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu
sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle İstanbul 2. İdare Mahkemesince
yapılan başvurunun kabulü ile, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen
görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.
SONUÇ : Davanın
çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 2. İdare
Mahkemesince yapılan BAŞVURUNUN KABULÜ ile, Büyükçekmece 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.6.2013 gün ve D.İş:2011/202 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 28.12.2015 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN
OLARAK karar verildi.