Danıştay 7. Daire E: 2013/178 K:2015-2990 Kararı (Gümrük Yönetmeliğinin 386`ncı maddesine 6`ncı fıkra olarak eklenen düzenlemenin iptali)
Tasarruflu
Yazılar 1
Danıştay Dava Daireleri Kurulu
E 2015-748
Kararı ile 11.11.2015 tarihinde İPTAL EDİLMİŞTİR.
T.C
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE
Esas No :
2013/178
Karar No :
2015/2990
Davacı : Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı
Atatürk
Havalimanı Genel Yönetim Binası
Yeşilköy/İSTANBUL
Vekilleri : Av. Mustafa YILDIRIM - Av. Gökhan AYDAR
(Aynı adreste)
Davalı : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ANKARA
Vekilleri : Av. Fatih BAYRAKLI
(Aynı Adreste)
Davanın
Özeti : 31.2.2012 gün ve 28250
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Yönetmeliğin 13'üncü maddesiyle Gümrük Yönetmeliğinin 386'ncı
maddesinde 6'ncı fıkra olarak eklenen düzenlemenin, 4458 sayılı Gümrük Kanunun
23'üncü maddesinde, ithal eşyasının gümrük kıymetinin, eşyanın satış bedeli
olduğu, satış bedelinin de Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve
28'inci maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı fiile ödenen veya
ödenecek fiyat olduğu; 25'inci maddesinde, eşyanın gümrük kıymetinin tespiti
için öngörülen kıymet yöntemlerinin sırayla uygulanacağı ; 26'ncı maddesinde,
Gümrük İdaresinin iki alternatif kıymetten yüksek olanını kabul etmesini öngören
bir sistem ve keyfi veya fiktif kıymetlerin gümrük kıymetinin belirlenmesinde
esas alınmayacağı hükümlerine yer verildiği; davaya konu yönetmelik hükmünün
anılan maddelere aykırı olduğu ; anılan Kanunun 10'uncu maddesinin 1'inci
fıkrası ile 31'inci maddesi hükümlerinin davalı idareye gümrük kıymeti ile
ilgili düzenleme yapma yetkisi vermediği; yurt içinde yapılan finansal kiralama
işlemlerinde, kiralama süresi sonunda malın kiracıya bedelsiz veya sembolik bir
bedelle devri halinde katma değer vergisinin bu miktar üzerinden hesaplandığı
halde aynı yolla gerçekleştirilen bir ithalatta sözü geçen bedel dışında hayali
bir tutara göre vergilendirmeye gidilmesinin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı
olduğu ; Türk Muhasebe Standartlarının, havayolu sektörü için uygulanmasının
mümkün bulunmadığı; zira, anılan sektörde her bir uçağın değil, tüm uçak
filosunun, nakit üreten bir birim olarak değerlendirildiği; sözü geçen
standartların uygulanması halinde, farklı şirketler için aynı marka bir uçağın
, farklı filo büyüklüklerine göre farklı tutarlarda vergilendirilebileceğinin
kabulü gerekir ki, bunun vergilemede eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri
sürülerek iptali istenilmektedir.
Savunmanın
Özeti: Finansal kiralama
kapsamında geçici ithalat rejimine tabi tutulan eşyanın serbest dolaşıma
sokulmak istenilmesi halinde, eşya satışı söz konusu olmadığından, gümrük
kıymetinin satış bedeli yöntemi ile diğer yöntemlere göre belirlenmesinin
mümkün olmaması nedeniyle son yönteme göre belirlenmesinin gerektiği; Gümrük
Yönetmeliğinin 44'üncü maddesinin 4'üncü fıkrasında, gümrük kıymetinin
belirlenmesinde genel kabul görmüş muhasebe prensiplerine başvurulması
gerektiği takdirde ek-9 hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirtildiği; bu
kapsamda, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu tarafından
onaylanarak Türkiye Muhasebe Standardı ve Türkiye Muhasebe Standartlarını
oluşturduğu; 4458 sayılı Gümrük Kanunun 167'inci maddesinin 9'uncu fıkrasının
(e) bendinin, 5911 sayılı Kanunun 37'inci maddesiyle değişik şeklinde, 1.7.2010
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, yolcu ve yük taşımacılığı
faaliyetlerinde bulunan hava yolu şirketlerinin bu faaliyetlerinde kullanılmak
üzere ithal edilen hava taşıtları, motorları ve bunların aksam ve parçalarının
gümrük vergilerinden muaf olduğunun hükme bağlandığı; düzenlemenin hukuka uygun
olduğu ileri sürülerek, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Tetkik
Hakimi Murat ASİLTÜRK'ün Düşüncesi:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 73'üncü maddesinin 3'üncü Fıkrasında, vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği
ve kaldırılacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeyle kamu gücüne dayalı
tahsil edilen bütün yükümlüklerin yasayla düzenlenmesi zorunluluğu getirilerek
anayasal güvenceye alınmıştır. Anılan maddede karşılığını bulan "verginin
yasallığı ilkesi" olarak tanımlanan ilke gereği vergiler ancak yasama organının
yetkisi dâhilinde konulabilir, değiştirilebilir ya da kaldırılabilir. Bu
ilkenin vergi hukuku açsından en önemli sonuçlarından biri verginin belirgin
olması ilkesi diğeri ise kıyas yasağıdır. Verginin belirgin olması ilkesi
gereğinin bir sonucu olarak vergi yasalarında; verginin yükümlüsü, konusu,
matrahı, oranı, ödeme zamanı ve vergiyi doğuran olayın mutlaka yer alması
gerekmektedir. Kanuna göre daha alt düzeyde yer alan idari düzenlemelerde,
vergilendirmenin temel öğeleri ile ilgili olmaması şartıyla ayrıntılara ve
teknik konulara ilişkin olarak düzenleme yetkisi kullanılabilecek ise de bu
yetkinin, mükellefler aleyhine yasaların uygulanmasının daraltılması veya
genişletilmesi ya da verginin yasallığı ilkesi gereğince vergi konulması
sonucunu doğuracak bir nitelik taşımasına olanak bulunmamaktadır. Yasada yer
almayan ancak nitelikleri ve koşulları ile üzerinden vergi alınacak ekonomik
değere benzeyen bir değer üzerinden vergi alınması halinde kıyas yoluyla vergi
alınmış olunacaktır ki bu da verginin yasallığı ilkesinin zedelenmesi anlamına
gelecektir.
4458 sayılı Gümrük Kanunun 24'incü maddesinden açıkça
görüleceği üzere, gerçekleştirilen bir ithalatta ödenmesi gereken gümrük
vergisinin konusu, bir başka deyişle, ithal eşyasının gümrük kıymeti, satış
bedeli, satış bedeli ise, Türkiye' ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve
28'inci maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı fiilen ödenen veya
ödenecek fiyattır. Davada iptali istenilen Gümrük Yönetmeliğinin 386'ncı
maddesine 6'ncı fıkrasında, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde, Türkiye
Muhasebe Standartları çerçevesinde tespit edilecek değere, şayet söz konusu
standartlara göre tespit edilecek kıymetin, taşıt araçlarının emsal kıymetinden
düşük olması halinde, söz konusu araçların emsal kıymetine gönderme
yapılmaktadır. Oysa (GATT)'nın VII. Maddesi Uygulanmasına Dair Anlaşmanın EK I,
Yorum Notları, Genel Not kısmının, "Genel olarak kabul edilmiş muhasebe
ilkelerinin uygulanması" başlıklı bölümünde, anılan muhasebe ilkelerinin,
eşyanın gümrük kıymetinin tespitinde hangi ekonomik değer ve kaynağın aktif ve
pasif olarak kaydedileceği bunlardaki değişikliklerin nasıl ölçüleceği ve
açıklanacağı hususunda anlaşmaya taraf ülkelerde yeknesaklığın sağlanması,
uygulanması gereken yöntemlerden, örneğin, indirgeme veya hesaplanmış kıymet
yöntemlerini oluşturan unsurlardan, alışılagelmiş kar ve genel harcamaların
değerlemesinde kullanılabilmesinin amaçlandığı ifade edilmiş, ancak başlı
başına gümrük kıymetinin saptanmasında kullanılabileceğine dair bir ibareye yer
verilmemiştir. Diğer taraftan, davaya konu olup, ithal eşyasının gümrük
kıymetinin belirlenmesinde iki ayrı ölçütten yüksek olanının esas alınmasının
öngören Gümrük Yönetmeliği düzenlemesinin, 4458 sayılı Kanununun 26'ncı
maddesinin 2'nci fıkrasının (b) bendinde yer alan, gümrük idaresinin iki
alternatif kıymetten yüksek olanını kabul etmesini öngören bir sistemin
benimsenmesini yasaklayan hükmü ile aynı fıkranın (d) bendindeki keyfi ve
fiktif kıymetlerin esas alınamayacağını ifade eden düzenlemesine aykırı olduğu
saptanmıştır.
Bu bakımdan; davaya konu yönetmelik değişikliği ile
getirilen kıymet belirleme yönetmenin, üst hukuk normu olan (GATT)'nın VII.
Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşma ile 4458 sayılı Gümrük Kanununun yukarıda
yer verilen kıymet tespitine ilişkin hükümlerine, verginin belirgin olması ile
kıyas yasağı ilkelerine uygun olmaması nedeniyle hukuka aykırıdır.
Açıklanan nedenle, dava konusu düzenlemenin iptaline
karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay
Savcısı H. Hüseyin TOK'un Düşüncesi: Dava 31.03.2012 tarihli ve 28250 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük
Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13'üncü maddesi ile
Gümrük Yönetmeliğinin 386'ncı maddesine 6'ncı fıkra olarak eklenen, "Tam
muafiyet suretiyle geçici ithalat izni verilen ticari kullanıma mahsus
taşıtların serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması durumunda, eşyanın
gümrük kıymeti Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde tespit edilecek
değerdir. Söz konusu standartlara göre tespit edilecek kıymet, taşıt
araçlarının emsal kıymetinden düşük olamaz." yolundaki düzenlemenin iptali
istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının, finansal kiralama
mevzuatına göre ithalat vergilerinden muaf olarak geçici ithal ettiği ve
kullandığı uçakların kiralama süresi dolduktan sonra serbest dolaşıma girişini
gerçekleştirmek ve bu suretle söz konusu uçakları edinmek amacıyla ihtirazı kayıtla
ödediği vergiye ilişkin beyannamede finansal kiralama sözleşmesinde
kararlaştırılan bedelin eşyanın kıymeti olarak esas almak suretiyle işlem
yapılması gerektiğini öne sürerek, bu işlemin dayanağı olan dava konusu
düzenlemenin iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.
4458 sayılı Gümrük Kanununun " Geçici ithalat rejimi"
başlığını taşıyan 128'inci maddesinde; Geçici ithalat rejiminin, serbest
dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden tamamen ya da kısmen muaf
olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük
Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında,
herhangi bir değişikliğe uğramaksızın yeniden ihracına olanak sağlayan
hükümlerin uygulandığı rejim olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Yurt dışından finansal kiralama yöntemiyle geçici
olarak yapılacak ithalatlarda, bu rejim hükümlerinin esas alınacağı, finansal
kiralamaya konu eşyanın bekleme süresi dolduktan sonra yurt dışı edilmeyip
ithal edilmesi durumunda da, Gümrük Kanununun serbest dolaşıma giriş rejimine
ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekeceği tabiidir.
4458 sayılı Gümrük Kanununun 24 ve müteakip
maddelerinde, eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesine ilişkin usul ve esaslara
yer verilmiştir, 26'ncı maddesinde de; 24 ve 25'inci madde hükümlerine göre
belirlenmeyen ithal eşyasının gümrük kıymetinin, a) Gümrük Tarifeleri ve
Ticaret Genel Anlaşmasının VII'nci maddesinin uygulanmasına ilişkin anlaşmanın,
b) Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII'nci maddesin, c) Bu
bölüm hükümlerinin prensip ve genel hükümlerine uygun yöntemlere ve Türkiye'de
mevcut veriler esas alınarak belirleneceği, anılan kanunun 26'ncı maddesinde
de, 24 ve 25'inci madde hükümlerine göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük
kıymetinin, a) Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII'nci
maddesinin uygulanmasına ilişkin anlaşmanın, b) Gümrük Tarifeleri ve Ticaret
Genel Anlaşmasının VII'nci maddesinin, c) Bu bölüm hükümlerinin prensip ve
genel hükümlerine uygun yöntemlerle ve Türkiye'de mevcut veriler esas alınarak
belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, geçici ithalata konu olan eşyanın serbest
dolaşıma tabi tutularak kesin ithalat yapılması halinde eşyanın kıymetinin
belirlenmesinde yukarıda belirtilen yasa hükümlerinde öngörülen esas ve
ölçülerin uygulanması zorunlu olduğundan, finansal kiralama süresi dolduktan
sonra serbest dolaşımı sokulacak eşyanın kıymetinin belirlenmesinde esas
alınacak kuralları belirleyecek yönetmelik hükmünün, yukarıda belirtilen yasa
hükümlerinde belirtilen esas ve ölçülere uygun olması gerekir. Dolayısıyla,
serbest dolaşıma sokulacak eşyanın gümrük kıymetinin Türkiye Muhasebe
Standartları çerçevesinde despit edilecek değeri esas alınmak suretiyle
yürürlüğe konulan dava konusu yönetmelik hükmü üst hukuk normlarına aykırı
olduğundan anılan yasa hükümlerine uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile 31.3.2012
tarihli ve 28250 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Gümrük Yönetmeliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13'üncü maddesi ile Gümrük
Yönetmeliğinin 386'ncı maddesine eklenen 6'ncı fıkranın iptaline karar
verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği
görüşüldü:
Dava; 31.3.2012 gün ve 28250 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlamam, Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin
13'üncü maddesiyle Gümrük Yönetmeliğinin 386'ncı maddesine 6'ncı fıkra olarak
eklenen, tam muafiyet suretiyle geçici ithalat izni verilen ticari kullanıma
mahsus taşıtların serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması durumunda
eşyanın gümrük kıymetinin, Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde tespit
edilecek değer olduğu; söz konusu standartlara göre tespit edilecek kıymetin, taşıt
araçlarının emsal kıymetinden düşük olamayacağına ilişkin düzenlemelerin iptali
istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacı, finansal kiralamaya konu ettiği
uçakların finansal kiralama süresi sonunda serbest dolaşıma girişini sağlamak
amacıyla verdiği beyannameye ilişkin ihtirazi kayıt dilekçesinde, anılan
düzenlemede öngörülen standartlar esas alınarak beyan edilen kıymet yerine
finansal kiralama sözleşmesinde daha önce kararlaştırılan bedelin esas alınması
gerektiğini iddia etmekte ve bunu sağlamak amacıyla düzenlemenin iptalini
istemektedir.
Geçici ithalat rejimi, 4458 sayılı Gümrük Kanununun
128'inci maddesine göre serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden
tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi
tutulmaksızın Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım
sırasındaki olağan yıpranma dışında, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın
yeniden ihracına olanak sağlayan hükümlerin uygulandığı rejim olup, yurt
dışından yapılan finansal kiralamalarda da bu rejim hükümleri uygulanmaktadır.
Finansal kiralamaya konu eşyanın süresi sonunda yurt dışı edilmeyip ithal
edilmesi durumunda ise, Gümrük Kanununun serbest dolaşıma giriş rejimine
ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Serbest dolaşıma girişinde ise eşyanın gümrük
kıymetinin, GATT Anlaşması, GATT'nın VII. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşma
ile 4458 sayılı Kanunun bu konu ile ilgili hükümlerine göre tespit edilmesi
gerektiğinden, dava konusu yönetmelik değişikliği ile düzenlenen esasların , bu
hükümlere uygunluğunun incelenmesi gerekmektedir.
Normlar hiyerarşisine göre; yukarıdan aşağıya doğru
"Anayasa", "Kanun", "Kanun Hükmünde Kararname", "Tüzük", "Yönetmelik" ve "diğer
alt düzenleyici işlemler" şeklinde sıralanan normlardan, alt kademede yer
alanın, üst kademedeki norma aykırı olması veya onun kapsamını aşan
düzenlemeler içermesi mümkün değildir. Bu sıralamanın tabii bir sonucu olarak,
normlar hiyerarşisinde üst kademede yer alan yasal kurallara aykırı düzenleyici
tasarrufların idare tarafından yürürlüğe konulmasının açıklanan ilkeye
aykırılık oluşturacağı tartışmasızdır.
12.5.1988 tarihli ve 3447 sayılı Kanunla onaylanması
uygun bulunan ve 30.7.1988 tarihli ve 88/13194 sayılı Kararname ile onaylanan "
Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT)'nın VII. Maddesinin
Uygulanmasına Dair Anlaşmanın Ek I, Yorum Notları, Genel Not kısmının, "Genel
olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerinin uygulanması " başlıklı bölümünün
1'inci maddesinde, genel olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerinin, hangi
ekonomik kaynak ve yükümlülüklerin aktif ve pasifler ile bunlardaki
değişikliklerin nasıl ölçüleceği, ne tür bilgilerin açıklanması gerektiği ve
nasıl açıklanacağı ve hangi mali tabloların hazırlanması gerektiğine dair, bir
ülkede, belli bir zamanda mevcut genel mutabakatı veya kararı belirleyici
kapsamlı desteğini havi kurallar anlamında olduğu ; bu kuralların genel
uygulamaya ilişkin geniş yönergeler olması mümkün olduğu gibi ayrıntılı
uygulama ve yöntemler de olabileceği ; 2'nci maddesinde, bu anlaşma uyarınca,
her bir tarafın gümrük idaresinin, söz konusu maddeye uygun olarak ülkedeki
genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ile uyumlu bir şekilde hazırlanmış
bilgileri kullanacağı; örneğin, 5'inci madde (indirgeme yöntemini düzenleyen
madde ) uyarınca alışıgelmiş kar ve genel harcamaların, ithal ülkesinde genel
olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerine uygun bir şekilde hazırlanmış bilgiler
kullanılarak belirleneceği; öte yandan 6'ncı madde ( hesaplanmış Kıymet
yöntemini düzenleyen madde) uyarınca alışılagelmiş kar ve genel harcamaların
tespitinin, üretim ülkesinde genel olarak kabul edilmiş muhasebe ilkelerine
uygun bir şekilde hazırlanmış bilgiler kullanılarak yapılacağı; diğer bir örnek
olarak, ithal ülkesince üstlenilen, 8'inci maddenin 1 b) ii) paragrafında
öngörülen bir unsurun değerlendirilmesi, bu ülkede genel olarak kabul edilmiş
muhasebe ilkelerine uygun bir şekilde hazırlanmış bilgi kullanılmak suretiyle
yapılabileceği ifade edilmiştir.
Türkiye
Cumhuriyeti Anayasasının 73'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında, vergi, resim,
harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği ve
kaldırılacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeyle kamu gücüne dayalı
tahsil edilen bütün yükümlüklerin yasayla düzenlenmesi zorunluluğu getirilerek
anayasal güvenceye alınmıştır. Anılan maddede karşılığını bulan "verginin
yasallığı ilkesi" olarak tanımlanan ilke gereği vergiler ancak yasama
organının yetkisi dahilinde konulabilir, değiştirilebilir ya da kaldırılabilir.
Bu ilkenin vergi hukuku açısından en önemli sonuçlarından biri verginin
belirgin olması ilkesi diğeri ise kıyas yasağıdır. Verginin belirgin olması
ilkesi gereğinin bir sonucu olarak vergi yasalarında; verginin yükümlüsü,
konusu, matrahı, oranı, ödeme zamanı ve vergiyi doğuran olayın mutlaka yer
alması gerekmektedir. Doğrudan ve dolaylı şekilde verginin kaynağını oluşturan
ve vergi borcunu doğuran ekonomik değerler verginin konusunu oluşturur ve
verginin yasallığı ilkesinin gereği uygulanacak verginin konusunun, yani hangi
ekonomik değer üzerinden alınacağının yasasında açıkça gösterilmesi
gerekmektedir. Kanuna göre daha alt düzeyde yer alan idari düzenlemelerde,
vergilendirmenin temel öğeleri ile
ilgili
olmaması şartıyla ayrıntılara ve teknik konulara ilişkin olarak düzenleme
yetkisi kullanılabilecek ise de bu yetkinin, mükellefler aleyhine yasaların
uygulanmasının daraltılması veya genişletilmesi ya da verginin yasallığı ilkesi
gereğince vergi konulması sonucunu doğuracak bir nitelik taşımasına olanak
bulunmamaktadır. Yasada yer almayan ancak nitelikleri ve koşulları ile
üzerinden vergi alınacak ekonomik değere benzeyen bir değer üzerinden vergi
alınması halinde kıyas yoluyla vergi alınmış olunacaktır ki bu da verginin
yasallığı ilkesinin zedelenmesi anlamına gelecektir.
4458
sayılı Kanunun, 24'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında, ithal eşyasının gümrük
kıymetinin eşyanın satış bedeli, satış bedelinin ise, Türkiye'ye ihraç amacıyla
yapılan satışta 27 ve 28'inci maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı
fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu öngörülmüştür. Anılan 27 ve 28'inci
maddelerde, fiilen ödenen veya ödenecek fiyata yapılacak ilaveler ile dahil
edilmeyecek giderler sayılmış olup, 26'ncı maddenin 2'nci fıkrasında, fiilen
ödenen veya ödenecek fiyata yapılacak ilaveler için nesnel ve ölçülebilir verilerin
esas alınacağı belirtilmiştir. Gümrük kıymetinin bu madde hükümlerine göre
belirlenememesi durumunda, 25'inci maddenin 2'nci fıkrasında belirlenen 4 bent
halinde sıralanan yöntemler sırasıyla uygulanacaktır. Bunlar, a) Türkiye'ye
ihraç amacıyla satılarak, kıymeti belirlenecek eşya ile aynı veya yakın bir
tarihte ihraç edilen eşyanın satış bedeli, b) Türkiye'ye ihraç amacıyla
satılarak, kıymeti belirlenecek eşya ile aynı veya yakın bir tarihte ihraç
edilen benzer eşyanın satış bedeli, c) İthal eşyasının veya aynı ya da benzer
eşyanın Türkiye içinde satıcılardan müstakil kişilere yapılan en büyük
miktardaki satışına ait birim fiyata dayalı kıymet, d) ithal eşyasının
üretiminde kullanılan malzeme ve imalat veya diğer imal işlemlerinin bedel veya
kıymetleri ile Türkiye'ye ihraç edilmek üzere ihraç ülkesindeki üreticiler
tarafından üretilen, kıymeti belirlenecek eşya ile aynı sınıf veya cins eşyanın
satışında mutad olan kar ve genel giderlere eşit bir tutar ve 27'nci maddenin
1'inci fıkrasının (e) bendinde sayılan diğer bedel veya kıymetler toplamından
oluşan hesaplanmış kıymettir.
Diğer
taraftan; Kanunun 26'ncı maddesinde, açıklanan 24 ve 25'inci madde hükümlerine
göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük kıymetinin, a) Gümrük Tarifeleri ve
Ticaret Genel Anlaşmasının VII'nci maddesinin uygulanmasına ilişkin anlaşmanın,
b) Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII'nci maddesinin, c) Bu
bölüm hükümlerinin prensip ve genel hükümlerine uygun yöntemlerle ve Türkiye'de
mevcut veriler esas alınarak belirleneceği düzenlenmiştir.
Sözü
edilen düzenlemelerden açıkça görüleceği üzere, gerçekleştirilen bir ithalatta
ödenmesi gereken gümrük vergisinin konusu, bir başka deyişle, ithal eşyasının
gümrük kıymeti, satış bedeli, satış bedeli ise, Türkiye'ye ihraç amacıyla
yapılan satışta 27 ve 28'inci maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı
fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır. Davada iptali istenilen Gümrük
Yönetmeliğinin 386'ncı maddesine 6'ncı fıkrasında, eşyanın gümrük kıymetinin
belirlenmesinde, Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde tespit edilecek
değere, şayet söz konusu standartlara göre tespit edilecek kıymetin, taşıt
araçlarının emsal kıymetinden düşük olması halinde, söz konusu araçların emsal
kıymetine gönderme yapılmaktadır. Oysa (GATT)'nın VII. Maddesinin Uygulanmasına
Dair Anlaşmanın Ek I, Yorum Notları, Genel Not kısmının, "Genel olarak
kabul edilmiş muhasebe ilkelerinin uygulanması" başlıklı bölümünde, anılan
muhasebe ilkelerinin, eşyanın gümrük kıymetinin tespitinde hangi ekonomik değer
ve kaynağın aktif ve pasif olarak kaydedileceği, bunlardaki değişikliklerin
nasıl ölçüleceği ve açıklanacağı hususunda anlaşmaya taraf ülkelerde
yeknesaklığın sağlanması, uygulanması gereken yöntemlerden, örneğin, indirgeme
veya hesaplanmış kıymet yöntemlerini oluşturan unsurlardan, alışılagelmiş kar
ve genel harcamaların değerlemesinde kullanılabilmesinin amaçlandığı ifade
edilmiş, ancak başlı başına gümrük kıymetinin saptanmasında kullanılabileceğine
dair bir ibareye yer verilmemiştir. Diğer taraftan, davaya konu olup, ithal
eşyasının gümrük kıymetinin belirlenmesinde iki ayrı ölçütten yüksek olanının
esas alınmasını öngören Gümrük Yönetmeliği düzenlemesinin, 4458 sayılı
Kanununun 26'ncı maddesinin 2'nci fıkrasının (b) bendinde yer alan, gümrük
idaresinin iki alternatif kıymetten yüksek olanını kabul etmesini öngören bir
sistemin benimsenmesini yasaklayan hükmü ile aynı fıkranın (d) bendindeki keyfi
ve fiktif kıymetlerin esas alınamayacağını ifade eden düzenlemesine aykırı
olduğu saptanmıştır.
Bu bakımdan; davaya konu yönetmelik değişikliği ile
getirilen kıymet belirleme yönteminin, üst hukuk normu olan (GATT)'nın VII.
Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşma ile 4458 sayılı Gümrük Kanununun yukarıda
yer verilen kıymet tespitine ilişkin hükümlerine, verginin yasallığı ilkesi ile
bu ilkenin vergi hukuku açısından en önemli sonuçlarından biri olan verginin
belirgin olması ile kıyas yasağı ilkelerine uygun olmaması nedeniyle hukuka
aykırıdır.
Açıklanan
nedenlerle, 31.3.2012 gün ve 28250 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Gümrük
Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13'üncü maddesiyle
Gümrük Yönetmeliğinin 386'ncı maddesine 6'ncı fıkra olarak eklenen düzenlemenin
iptaline, aşağıda dökümü yapılan 270,25 (ikiyüzyetmişTürklirasıyirmibeşkuruş)
Türk lirası yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, davacı
vekili lehine yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi
uyarınca, 1.500.- (BinbeşyüzTürklirası) Türk Lirası vekalet ücretinin davalı
İdareden alınarak davacıya verilmesine, posta ücretinden artan 72.- (Yetmişiki)
Türk lirası tutarın istemi halinde davacıya iadesine, kararın tebliğ tarihini
izleyen 30 (otuz) gün içinde Vergi Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu
açık olmak üzere, 25.5.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Ali Gürsel Nurdane Mahmut Fatih
ATAGÜN CEYLAN TOPUZ VURAL CİHANGİR
Yargılama
Giderleri
Başvuru
Harcı :50,45 TL
Karar Harcı :57.60
TL
Yürütmenin
Durdurulması Harcı :50,45 TL
Vekalet
Harcı : 3,75 TL
Posta Gideri :108,00
TL
Toplam :270,25
TL