Danıştay 15. Daire E: 2015-5712 Kararı (Gümrük Yönetmeliği YGM değişikliği hakkında yürütülmesinin durdurulması hakkında karar)
07.10.2016 / 19228639 yazıda;
Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulunun 21/3/2016 tarihli YD İtiraz No:2016/65 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulması isteminin reddine
karar verildiği belirtilmektedir
Tasarruflu Yazılar 1 2 3
T.C.
D A N I S T A Y
ONBESINCI DAIRE
Esas No : 2015/5712
Davacılar ve Yürütmenin
Durdurulmasını İsteyenler:
1- Mersin Gümrük
Müşavirleri Derneği
2- Bursa Gümrük Müşavirleri
Derneği
3- İstanbul Gümrük
Müşavirleri Derneği
4- İzmir Gümrük Müşavirleri
Derneği
5- Ankara Gümrük
Müşavirleri Derneği
6- Nadir Elibol
Vekilleri: Av. Olgun Tuncay Ayvacı
Elgün Sokak No:8/13Kızılay
Çankaya/ANKARA
Davalı :Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı
İstemin Özeti :30.06.2015
tarih ve 29402 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Gümrük
Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair Yönetmeliğin yetkilendirilmiş gümrük
müşavirlerinin yetkilerinin sona erdirilmesine ilişkin 1, 3, 4, 11, 16. ve
17.maddelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
Danıştay Tetkik
Hakimi : Hüseyin Aydın
Düşüncesi: Dava konusu 30.06.2015 tarih ve 29402 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Gümrük Yönetmeliğinde değişiklik
yapılmasına dair Yönetmeliğin
yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin yetkilerinin sona erdirilmesine ilişkin
1, 3, 4, 11, 16. ve 17.maddelerinin yürütmesinin durdurulması istemlerinin bu
aşamada, davalı idarenin savunması alındıktan ya da yasal savunma süresi geçtikten
sonra yeniden bir karar verilinceye kadar kabul edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK
MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Onbesinci Dairesi'nce gereği görüşüldü:
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay
veya idari mahkemelerin, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya
imkânsız zararların dogması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması
şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması
alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin
durdurulmasına karar verebilecekleri, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari
işlemlerin yürütülmesinin, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek
üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabileceği hükme bağlanmıştır.
Buna
göre, ilke olarak yürütmenin durdurulması istemleri hakkında karar
verilebilmesi için öncelikle davalı idarenin/idarelerin
savunması/savunmalarının alınması veya yasal savunma süresinin geçmiş olması gerekmektedir.
Ancak, bu koşula bir istisna getirilmiş olup; "uygulanmakla etkisi tükenecek
olan idari işlemlerin" dava konusu olduğu durumlarda, idarenin/idarelerin
savunması alınmaksızın da yürütmenin durdurulmasına karar verilebilecektir.
"Uygulanmakla
etkisi tükenecek olan idari işlem", uygulanmakla tamamlanan,
uygulandıkları takdirde geri döndürülemez sonuçlara yol açan ya da yol açma
olasılığı bulunan, bu özellikleri itibarıyla da haklarında acil olarak karar
verilmesi gereken işlemler olarak tanımlanabilir.
Bu
tür işlemlerin uygulanmaları durumunda geri döndürülemez sonuçlara yol açıp
açmadıkları tespit edilirken, fiilen böyle bir sonucun ortaya çıkıp çıkmadığı
değil, böyle bir olasılığın bulunup bulunmadığı önemli bulunmaktadır.
Diğer
yandan, uygulanmaları durumunda geri döndürülemez sonuçlara yol açma
olasılığının bulunması bakımından, düzenleyici ve bireysel işlemler arasında
bir fark bulunmamaktadır. Zira, önemli olan, geri döndürülemez sonuçlara yol
açma olasılığının bulunması olduğuna göre, tespiti gereken husus işlemin
niteliği değil, uygulandığı zaman doğuracağı sonuçtur.
Dava;
30.06.2015 tarih ve 29402 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
Gümrük Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair Yönetmeliğin yetkilendirilmiş
gümrük müşavirlerinin yetkilerinin sona erdirilmesine ilişkin 1, 3, 4, 11, 16.
ve 17.maddelerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılmıştır.
Anayasasının,
"Cumhuriyetin Nitelikleri" baslıklı 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin,
toplumun huzuru, milli dayanımsa ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,
demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiş,
"Mahkemelerin Bağımsızlığı" baslıklı 138. maddesinde de, yasama ve
yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları, bu
organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyecekleri
ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyecekleri kurala bağlanmıştır.
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde de yukarıda belirtilen
Anayasa hükmüne paralel bir düzenleme öngörülerek, Danıştay, bölge idare
mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına
ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye
veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye
tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa
Mahkemesinin birçok kararında belirttiği gibi, hukuk devleti; eylem ve
işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda eşitliği gözeten, adaletli bir hukuk düzeni kurup
sürdürmekle kendisini yükümlü sayan, hukuk güvenliğini sağlayan, bütün
etkinliklerinde hukuka ve Anayasa'ya uyan, işlem ve eylemleri bağımsız yargı
denetimine bağlı olan devlettir. Anayasa'da, Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik
hukuk Devleti niteliği vurgulanırken, devletin tüm eylem ve işlemlerinin yargı
denetimine bağlı olması amaçlanmıştır. Yargı denetimi, hukuk devletinin
"olmazsa olmaz" koşuludur.
Ancak;
yargısal denetim, tek basına, bir devletin Hukuk Devleti niteliğini
kazanılabilmesi için yeterli görülemez. Bunun yanında; Devletin tüm
organlarının yargısal kararlara saygılı olmaları yanında bu kararların
gereğinin de tam anlamıyla yerine getirilmesi gerekmektedir.
İste
bu nedenledir ki; mahkeme kararlarının gereğini yerine getirmek, yasama ve
yürütme organları ile idare için, bir yetki değil, bir "anayasal ve yasal
yükümlülük" tür. Biri, yasalarda gösterilen süreler içinde yargı
kararlarının gereklerine uygun işlem yapmak ve eylemde bulunmak; diğeri de, bu kararları
hiçbir suretle değiştirmemek gibi iki yönlü olan bu yükümlülük, yasama ve
yürütme organları ile idareye, yargı kararlarının hukuki sonuçlarının
oluşmasına engel olma ya da onları etkisizleştirme yetkisi tanımamakta; aksine,
yargı kararlarının bu etki ve sonuçlarının yasama geçirilebilmesi için gerekeni
yapma zorunluluğu getirmektedir.
Yetkilendirilmiş
gümrük müşavirlerinin is alanlarının daraltılmasını içeren 02.12.2014 tarih ve 29193
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği ile
ilgili 2 Seri Nolu Gümrük Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair 5
Sayılı Gümrük Genel Tebliği'nin 4., ve geçici 1. maddelerinin yürütmesinin
durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay 15. Dairesi'nin 2014/9839 esas sayılı
dosyasında dava açılmış olup, yetkilendirilmiş gümrük müşavirleriyle ilgili
olarak Gümrük Kanunu ve Yönetmeliğinde yer alan mevcut düzenlemeler karsısında
dava konusu tebliğ ile yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin yetkilerinin
sınırlandırılmasına neden ihtiyaç duyulduğu Dairemizin 13.03.2015 tarihli ara
kararı ile davalı idareden sorulmuş; ara kararına cevaben davalı idarece
gönderilen bilgi ve belgelerde, 2008 yılında bazı gümrük işlemlerinin yetkilendirilmiş
gümrük müşavirlerine devredilmesinin nedeninin memur açığından kaynaklandığı,
2008 yılından itibaren memur alımı gerçekleştirildiği ve artık personel
sayısının yeterli olduğu, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 10/c maddesi ile kanun
koyucunun bir kısım tespit işlemlerindeki yetkisini devredebileceği düzenlenmiş
olsa da bu yetkinin nasıl kullanılacağı veya hangi hukuki normla bu
düzenlemelerin gerçekleştirileceği konusundaki takdir yetkisinin gümrük idaresine
bırakıldığı, anılan yetki çerçevesinde dava konusu düzenlemenin yapıldığı ileri
sürülmüştür.
Dairemizin
E:2014/9839 sayılı dosyasında 13.03.2015 tarihinde davalı idarece
yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin hangi kriter bakımından yetersiz
bulunduğunun açık bir şekilde ortaya konulamadığı, yetkilendirilmiş gümrük
müşavirlerince yapılan hukuka aykırı işlemlerin dava konusu düzenlemeyi
gerektiren haklı bir gerekçe olamayacağı, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda ve
anılan yönetmelikte yetkilendirilmiş gümrük müşavirliğine ilişkin düzenlemeler
varlığını devam ettirirken,idare tarafından haklı bir gerekçe ortaya
konulmaksızın anılan Tebliğ ile yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin faaliyetlerinin
sona erdirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle tebliğin dava
konusu edilen maddelerinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, ancak idare
tarafından bu defa 30.06.2015 tarihli yönetmelik değişikliği ile
yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği tamamen ortadan kaldırılmıştır.
4458
sayılı Gümrük Kanunun 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde gümrük
idaresinin gümrük mevzuatının doğru olarak uygulanması için gerekli gördüğü
bütün önlemleri alabileceği; bu çerçevede, eşyanın gümrükçe onaylanmış bir
işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin gerekli gördüğü bir kısım
tespit işlemlerinin, belirleyeceği niteliklere sahip gümrük müşavirleri
eliyle yürütülmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemeye yetkili olduğu
hükme bağlanmıştır. Söz konusu Kanunu'nun verdiği bu yetkiye dayalı olarak
davalı idare tarafından 07.10.2009 tarih ve 27369 mükerrer sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Gümrük Yönetmeliği ile
"Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği" kurumu oluşturulmuştur.
Yetkilendirilmiş
gümrük müşavirliği ile ilgili müsteşarlığa yetki veren 4458 sayılı Gümrük Kanunu
10. maddesinin gerekçesinde, müsteşarlığın bir kısım tespit işlemlerini,
belirleyeceği niteliklere sahip gümrük müşavirleri eliyle yürütülmesinde
yetkili olduğu, bununla gümrük mevzuatının doğru olarak uygulanmasını temine
ilişkin faaliyetlerin etkili biçimde sürdürülmesinin hedeflendiği belirtilmiştir.
Yukarıdaki
mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, yetkilendirilmiş gümrük müşavirliği
müessesesinin düzenlenmesinde, bürokratik işlemlerin azaltılması, gümrük
işlemlerinin daha hızlı sürede sonlandırılması ve böylelikle vatandaşa daha
kaliteli ve etkili kamu hizmeti sunulması ile birlikte teknik bilgi ve uzmanlık
gerektiren gümrük mevzuatının doğru olarak uygulanmasını temine ilişkin
faaliyetlerin etkili biçimde sürdürülmesinin hedeflendiği görülmüştür.
4458
sayılı Gümrük Kanunu 10. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca kanun koyucunun
yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin yürüttükleri hizmeti kamusal hizmet
niteliğinde gördüğü, idarenin daha önce devlet memurlarına yaptırdığı bir çok
gümrük işlemini, bilgi, tecrübe ve güven esasına dayalı olarak belirleyeceği
niteliklere sahip gümrük müşavirleri eliyle yürütülmesi gerektiği seklinde
düzenlemeye yer verildiği, idareye bu konuda takdir hakkının tanınmadığı görüldüğünden
yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin yetkilerinin sona erdirilmesine ilişkin
dava konusu yönetmelik hükümlerinin anılan Kanun hükmüne aykırı şekilde tesis
edildiğinin anlaşıldığı ve dava konusu yönetmelik maddelerinin yürürlük tarihi
de dikkate alındığında uygulanmakla etkisi tükenecek idari işlemler niteliğinde
olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu
durumda dava konusu 30.06.2015 tarih ve 29402 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren Gümrük Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair
Yönetmeliğin yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin yetkilerinin sona
erdirilmesine iliksin 1, 3, 4, 11, 16.ve 17.maddelerinin bu aşamada, davalı idarenin
savunması alındıktan ya da yasal savunma süresi geçtikten sonra yeniden bir
karar verilinceye kadar yürütmesinin durdurulması gerekmektedir.
Açıklanan
nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27.
maddesinde sayılan koşullar gerçekleşmiş olduğundan Gümrük Yönetmeliğinde
değişiklik yapılmasına dair Yönetmeliğin yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerinin
yetkilerinin sona erdirilmesine iliksin 1,3,4,11,16. ve 17. maddelerinin bu
aşamada, davalı idarelerin savunması alındıktan ya da yasal savunma süresi geçtikten
sonra yeniden bir karar verilinceye kadar yürütmesinin durdurulmasına 07/07/2015
tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
Kırdar Ertuğrul Mustafa Hannan Dr.
Gürsel
ÖZSOYLU ARSLANOGLU GENÇ YILBASI ÖZKAN