Gümrük Kanunu`nun geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin ikinci paragrafın iptalinin reddine ilişkin Anayasa Mahkemesinin E: 2015/22, K: 2015/37 Sayılı Kararı
ESAS SAYISI :
2015/22 KARAR SAYISI : 2015/37 KARAR TARİHİ: 1.4.2015
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
15.04.2015 tarih ve 29327 sayılı R.G.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 11. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 27.10.1999 tarihli ve 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun
geçici
6. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin ikinci paragrafında yer alan "...veya kusurlu olarak yapan ya da bu Kanunda
yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunan..." ibaresinin Anayasa'nın 2., 10.
ve 38. maddelerine aykırılığı
ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Gümrük müşavirliği mesleğini
yürüten davacının, 6 ay süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma
cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı açtığı davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya
aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II-
İTİRAZIN
GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü
şöyledir:
"Anayasa'nın 2. maddesinde
yer alan "Hukuk Devleti ilkesinin" gerçekleştirilmesinin
unsurlarından biri "belirlilik" ilkesidir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem
de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,
net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi
uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi,
hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik
içinde, hangi somut
eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını bilmelidir.
Ancak bu
durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar.
Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde
devlete güven
duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden
kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasa'nın 38. maddesinde yer
bulan "Suç ve Cezanın Kanuniliği" ilkesi, Anayasa'nın yasaklayıcı ve
buyurucu kuralları ile gerek toplum yaşamı, gerek kişi hak ve özgürlükleri
yönlerinden getirdiği güvencelere aykırı olmamak koşuluyla bu konuda gerekli düzenlemeleri yapma yetkisinin yalnız yasa koyucuya
ilişkin olmasını zorunlu kılar. Bu ilkenin
esası, kişilerin yasak eylemleri ve bunlar karşılığında verilecek cezaları
önceden bilmelerini sağlamak
düşüncesine dayanmaktadır. Suç ve cezaların yalnızca yasayla konulup kaldırılması da yeterli olmayıp,
kuralların kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık ve sınırlarının da belli olması gerekir. Anayasa'nın
38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında
bir ayrım yapılmadığından disiplin cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer
verilen "Eşitlik İlkesinin" amacı ise, aynı durumda bulunan kişilerin
kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar
karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle,
aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak
kanun karşısında eşitliğin ihlali
yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik ilkesi herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durum
ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kurallara bağlı tutulursa Anayasa'nın
öngördüğü eşitlik ilkesi ihlal
edilmiş olmaz.
4458 sayılı Kanunun geçici 6.
maddesinin 2. fıkrasında gümrük müşavirleri için öngörülen dört ayrı disiplin cezasının
tanımlamasının yapıldığı, kınama cezasının, meslek mensubuna görevinde ve
davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesi şeklinde tanımlandığı, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma
cezasının ise, altı aydan az ve bir yıldan çok olmamak üzere mesleki sıfat
saklı kalmak koşuluyla mesleki faaliyetten alıkonulma olarak
tanımlandığı, aynı maddenin 3. fıkrasında ise, hangi fiil karşılığında hangi cezanın verileceği hususunun düzenlendiği,
buna göre, mesleki kurallara, mesleğin vakar
ve onuruna aykırı fiil ve harekette bulunanlarla, görevin gerektirdiği güveni
sarsıcı harekette bulunan meslek mensupları hakkında, ilk defasında uyarma,
tekrarında ise kınama cezası
uygulanacağının, öte yandan, görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da bu
Kanunda yer alan mesleğin genel prensiplerine
aykırı harekette bulunan meslek mensupları için geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanacağının kurala
bağlandığı görülmektedir.
4458 sayılı Kanunun geçici 6.
maddesinin 2. fıkrasında kınama cezası meslek mensubunun görevinde kusurlu sayılması şeklinde
tanımlanmış olmasına karşın aynı maddenin 3. fıkrasında görevin kusurlu
yapılmasının geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasını gerektirdiği kurala bağlanmıştır.
Ayrıca, 4458 sayılı Kanunun
geçici 6. maddesinin 3. fıkrasının ilk cümlesinde, mesleki kurallara aykırı fiil ve
harekette bulunmanın ilk defasında uyarma tekrarında kınama cezasını gerektirdiğinin kurala
bağlanmasına karşın aynı fıkranın ikinci cümlesinde 4458 sayılı Kanunda yer
alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunmanın mesleki faaliyetten alıkoyma cezasını
gerektirdiği kurala bağlanmıştır. Bu arada,
gümrük müşavirliğinin mesleki kurallarının veya mesleğin genel prensiplerinin
neler olduğu hususunda mevzuatta herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Görüldüğü üzere, görevin kusurlu
yapılması yahut aynı anlama gelen görevinde kusurlu sayılmanın hangi disiplin cezasını
gerektirdiği hususunda Kanunda bir netlik olmadığı gibi, mesleki kurallara veya mesleğin
genel prensiplerine aykırı harekette bulunanlara hangi disiplin cezasının
uygulanacağı hususunda da bir karışıklık olduğu görülmektedir.
Tüm bu veriler ışığı altında, hangi fiile hangi
disiplin cezası verileceği hususunun açık
ve net bir biçimde ortaya konulmaması "hukuki belirlilik" ilkesini
zedelediği gibi "suç ve
cezaların kanuniliği" ilkesine de aykırılık oluşturmaktadır. Bunun
yanında, idarenin aynı fiil için
değişik disiplin cezası vermesinin Kanunun bu haliyle mümkün olması karşısında ilgili Kanun hükmü "eşitlik"
ilkesine de ters düşmektedir."
III-
YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu kuralı da
içeren geçici 6. maddesi şöyledir:
"Geçici Madde 6- Gümrük müşavirleri ve gümrük
müşavir yardımcıları çıkarılacak bir kanunla bağlı bulundukları gümrük ve muhafaza
başmüdürlüğü görev alanı itibariyle kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu
şeklinde örgütleninceye kadar aşağıdaki hükümler uygulanır:
1. 1615
sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre kurulan Gümrük Komisyoncuları Dernekleri faaliyetlerine devam eder ve
sınav açılması ile izin belgeleri verilmesi
işlemleri Gümrük Müsteşarlığınca yürütülür.
a) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavları
Müsteşarlıkça belirlenen usul ve esaslar
çerçevesinde her yıl bir kez yapılır.
b) 227 ve 228 inci maddelerde
belirtilen koşulları sınavın açıldığı yılbaşında sağlamış olanlar, o yıl açılan
gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı sınavlarına müracaat
edebilirler.
c) Gümrük müşavirliği ve gümrük
müşavir yardımcılığı sınavlarına en fazla üçer kez girilebilir.
2. Gümrük müşavirliği veya gümrük
müşavir yardımcılığı mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve hareketlerde
bulunanlarla, görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da görevinin
gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan meslek mensupları hakkında, gümrük müşavirliği hizmetlerinin gereği gibi
yürütülmesi amacıyla, durumun niteliğine ve
ağırlık derecesine göre aşağıda tanımlanan disiplin cezalan verilir.
a) Uyarma: Meslek mensubuna
mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
b) Kınama: Meslek mensubuna
görevinde ve davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir.
c)Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma:
Mesleki sıfatı saklı kalmak şartıyla altı
aydan az, bir yıldan çok olmamak üzere mesleki faaliyetten alıkoymadır.
Meslekten çıkarma: Meslek
mensubunun izin belgesinin geri alınarak, bir daha bu mesleği icra etmesine
izin verilmemesidir.
3. Mesleki kurallara, mesleğin vakar
ve onuruna aykırı fiil ve harekette bulunanlarla, görevin gerektirdiği güveni sarsıcı
harekette bulunan meslek mensupları hakkında, ilk defasında uyarma, tekrarında ise kınama
cezası uygulanır.
Görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle
yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da
bu Kanunda yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunan meslek mensupları için geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası
uygulanır.
Sahte belgelere dayanılarak yanlış beyanda
bulunulduğunun, ancak bu durumun gümrük
müşavirinin bilgisi dışında olduğunun, bununla birlikte, bir araştırma
sonucunda gerçek durumun öğrenilebileceğinin Gümrük Müsteşarlığı merkez denetim
elemanlarınca rapora bağlandığı durumlarda, ilgili gümrük müşavirine ilk
defasında kınama cezası verilir. Bu hususun
tekerrür etmesi halinde geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanır.
7.1.1932 tarihli ve 1918 sayılı
Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun hükümlerine göre kaçakçılık suçundan
mahkûmiyet kararı kesinleşen meslek mensuplarına, meslekten çıkarma cezası
verilir.
4. Üç yıllık dönem içinde iki veya
daha fazla disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan meslek mensubuna, her yeni
suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanabilir. Beş yıllık dönem içinde iki defa
mesleki faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasından sonra bu cezayı gerektiren fiili
yeniden işleyen meslek mensupları hakkında meslekten çıkarma cezası uygulanır.
Disiplin kurulları bir derece
ağır veya bir derece hafif disiplin cezasının uygulanmasına karar verebilirler.
Takibat ve hüküm tesisi, disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası
uygulanmasına engel değildir.
5. Meslek mensubu hakkında savunması
alınmadan disiplin cezası verilemez. Yetkili disiplin kurulunun on günden az olmamak üzere
verdiği süre içinde savunma yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılırlar.
Disiplin cezaları kesinleşme tarihinden
itibaren uygulanır.
6) Gümrük müşavirleri ve gümrük
müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fillerinin
niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet
memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılır.
7) Disiplin cezaları bir dava
sonucuna bağlı olmaksızın mevzuat hükümlerine aykırılığı gümrük idarelerince
tespit edildiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanmadığı takdirde zamanaşımına uğrar.
Mevzuata aykırı işlem ve eylemlerin aynı zamanda bir adli kovuşturma konusu olması halinde,
bu aykırılık için Türk Ceza Kanununda öngörülen zamanaşımı hükümlerine göre
disiplin cezası verilebilir.
8) 2 numaralı bentte belirtilen
uyarma ve kınama cezası yetkili gümrük başmüdürü, geçici olarak mesleki faaliyetten
alıkoyma cezası Müsteşarlık Merkez Disiplin Kurulu, meslekten çıkarma
cezaları Müsteşarlık Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir.
9) Bu Kanuna ve gümrüklerde
uygulanan mevzuat hükümlerine aykırı hareketleri görülen gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir
yardımcılarının izin belgeleri gümrük
müfettişleri, gümrük müfettiş yardımcıları, kontrolörler, stajyer kontrolörler
ve gümrük ve muhafaza başmüdürleri
tarafından gerek görülmesi halinde tedbir mahiyetinde geçici olarak alınır ve gümrüklerde iş takip
etmelerine izin verilmez. Bu durum, gerekçesiyle birlikte izin belgesinin alınmasını izleyen günde Müsteşarlığa
bildirilir. Bu şekilde izin belgeleri
alınanlar hakkında geçici mesleki faaliyetten alıkoyma cezası verilmesi halinde,
tedbir mahiyetinde izin belgelerinin
alındığı süre verilen cezadan mahsup edilir.
10. (Ek:18/6/2009-5911/65
md.) Gümrük müşavir derneklerime, gümrük müşavirlerinin
yapacakları iş ve işlemler karşılığı alacakları asgari ücretleri gösteren ve takvim yılı bazında belirlenen Asgari Ücret Tarifesi,
Müsteşarlıkça uygun görülerek onaylanmak
suretiyle uygulamaya konulur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın
2., 10. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü
hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz
PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN,
Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI,
Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN ve Kadir ÖZKAYA'nın katılımlarıyla 5.3.2015 tarihinde
yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin
esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V-
ESASIN
İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri,
Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı,
dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Kanun'un
geçici 6. maddesinin disiplin cezalarını düzenleyen (2) numaralı bendinin (b) alt bendinde, "görevinde
ve davranışında kusurlu sayılmak", kınama cezasının bir unsuru olarak sayılmasına rağmen (3) numaralı
bendinin ikinci
paragrafında, görevin kusurlu yapılmasının geçici olarak mesleki faaliyetten
alıkoyma cezasını gerektiren fiiller
arasında sayılmasının çelişki doğurduğu, ayrıca (3) numaralı bendin birinci paragrafında, mesleki kurallara
aykırılık, ilk işlenişinde uyarma cezasını, tekrarında kınama cezasını
gerektiren bir fiil olarak sayıldığı hâlde, aynı bendin ikinci paragrafında mesleğin genel prensiplerine aykırı
harekette bulunmanın mesleki faaliyetten geçici olarak alıkoyma cezasını gerektiren bir eylem olarak
düzenlendiği, meslek kurallarının ve
mesleğin genel prensiplerinin neler olduğu yolunda mevzuatta herhangi bir düzenlemenin de bulunmadığı, tüm bu nedenlerden
itiraz konusu kuralın hukuki belirlilik, suç ve cezaların kanuniliği ve eşitlik
ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek, Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
Kanun'un geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendinde, gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarına
uygulanacak disiplin cezaları gösterilmiş;
(3) numaralı bendinde ise disiplin cezasını gerektiren fiiller düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendinde, gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin vakar ve onuruna
aykırı fiil ve hareketlerde bulunanlarla, görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da
görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan meslek mensupları
hakkında, gümrük müşavirliği hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla, durumun niteliğine ve
ağırlık derecesine göre,
uyarma, kınama, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma ve meslekten çıkarma
cezalarının uygulanacağı belirtildikten
sonra, dört bent hâlinde sözü edilen cezalar tanımlanmıştır.
(2) numaralı bendin (b) alt bendinde de, kınama cezası, "meslek
mensubuna görevinde ve
davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesi" biçiminde tarif edilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendinin birinci paragrafında, mesleki kurallara, mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil
ve harekette bulunanlarla görevin gerektirdiği güveni sarsıcı harekette bulunan meslek
mensupları hakkında, ilk defasında uyarma, tekrarında ise kınama cezasının; itiraz konusu
kuralın da yer aldığı ikinci paragrafında ise görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle
yapmayan veya kusurlu olarak
yapan ya da Kanun'da yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette
bulunan meslek
mensupları için geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasının
uygulanacağı ifade
edilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasının (3)
numaralı bendinin ikinci paragrafında düzenlenen ve "gümrük müşavirliği görevini
kusurlu olarak yapmak" ve "'Kanun'da yer alan mesleğin genel prensiplerine
aykırı harekette bulunmak'' fiillerine, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma
cezasının uygulanması sonucunu doğuran ibare itirazın konusunu oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni
kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm
devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendim bağlı sayan, yargı denetimine açık
olan devlettir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer
alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri "belirlilik"tir. Bu ilkeye göre, yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,
anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca
kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi
de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey
hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal
yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu
durumda kendisine düşen
yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği,
normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete
güven duyabilmesini, devletin de yasal
düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Anayasa'nın 38. maddesinin
birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç
saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz..." denilerek "suçun kanuniliği"; üçüncü fıkrasında da "Ceza
ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." ifadesine yer verilerek "cezanın
kanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan "suçta
ve cezada kanunilik'" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin yasaklandığı ve bu yasak
eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve
sınırlarının belli olması gerekmektedir.
Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına
alınması amaçlanmaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar
arasında bir ayrım yapılmadığından disiplin suç ve cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere
tâbidir.
Gerek adli gerekse idari suçlarda, davranış normlarına
aykırı ve haksızlık teşkil eden bir fiille
kanun koyucunun koruma altına aldığı bir hukuki değerin ihlali söz konusu olduğundan her iki suç türü arasında büyük
benzerlikler bulunmaktadır. Adli suçlarla idari suçlar arasındaki fark, esas itibarıyla nicelik yönünden olup adli
suçlardaki haksızlık içeriği idari
suçlara nazaran daha yoğundur. Öte yandan, adli suçlar karşılığında öngörülen yaptırımlar idari suçlardan farklı olarak
hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirse de her iki alanda öngörülen
yaptırımlar yoğun maddi cebir içermektedir. Bu nedenle Anayasa'nın 38. maddesinde öngörülen ilkelerin idari suçlar
yönünden de uygulanması gerekmektedir.
Bununla birlikte, idari suçlarda
kanun koyucunun daha az önem atfettiği bir hukuki değerin ihlal edilmesi,
hürriyeti bağlayıcı ceza dışında bir yaptırımın öngörülmesi ve öngörülen yaptırımın da
genellikle idari bir makam tarafından, idari usuller izlenerek uygulanması
nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesindeki ilkelerin aynı boyut ve kapsamıyla idari suçlara da uygulanması işin
mahiyetine uygun düşmemektedir. Bu bağlamda, yasama organının ağır
işleyen yapısı ile ekonomik ve teknik hayatın hızla değişen ve gelişen şartları
gözetilerek, suç ve cezalarda
kanunilik ilkesinin idari suçlar yönünden daha esnek uygulanması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin kimi
kararlarında vurgulandığı üzere, idari suçun kanunda tanımlanmış ve karşılığında bir cezanın
gösterilmiş olması yeterli olup suç sayılan eylem ve cezası kanunda açıkça
gösterildikten sonra yasama organının uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin konularda
alınacak önlemlerin duyulan gereksinmelere uygunluğunu sağlamak amacıyla yürütme
organına kimi kararlar almak üzere yetki vermesi idari kararlarla suç ihdası ve
dolayısıyla kanunilik ilkesinin ihlali anlamına gelmemektedir.
Disiplin cezaları, kamu
hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak
düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev
anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış,
bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili
kanunlarda öngörülmüştür.
Gümrük müşavirliği, Kanun uyarınca, eşyanın gümrükçe
onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi
tutulmasına ilişkin faaliyetlerin, dolaylı temsil ilişkisi çerçevesinde sahipleri adına takibi ve
sonuçlandırılması işiyle uğraşan meslek grubunu ifade etmektedir. Görev, yetki ve sorumluluklarının genel
çerçevesi Kanun'un çeşitli maddelerinde
düzenlenen gümrük müşavirleri, serbest meslek faaliyeti yürüttükleri hâlde kanunla
kurulmuş bir mesleki teşekkül bünyesinde örgütlenmemişlerdir. Bu nedenle Kanun'un geçici 6. maddesiyle, özel bir kanunla
kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu şeklinde örgütleninceye kadar bunlarla
ilgili disiplin dâhil tüm iş ve işlemlerin Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca
yapılması öngörülmektedir. Gümrük müşavirlerine ilişkin disiplin suç ve cezalarıyla ilgili hükümler, itiraz konusu
kuralı da içeren geçici 6. maddenin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentlerinde düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (2)
numaralı bendinin (b) alt bendinde yer alan, "meslek mensubuna görevinde ve davranışında
kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesi" ibaresi, bir yaptırım alan kınama
cezasını tanımlamakta olup ceza gerektiren bir eylemi ifade etmemektedir. Diğer bir deyişle, sözü edilen bentte
geçen "görevinde ve davranışında kusurlu
sayıldığı" ifadesi ceza
gerektiren herhangi bir eylemin unsuru olmayıp kınama cezasının mahiyetini açıklamaktadır. Maddenin
birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin ikinci paragrafında ise mesleki faaliyetten geçici olarak alıkoyma
cezasını gerektiren fiiller düzenlenmekte
olup itiraz konusu kuralda geçen "kusurlu olarak yapan" ifadesi
ile "gümrük müşavirliği
görevini kusurlu olarak yapmak" fiiline işaret edilmektedir. Dolayısıyla kınama cezasının mahiyetini
açıklayan birinci fıkranın (2) numaralı bendinin (b) alt bendindeki "görevinde ve davranışında kusurlu sayıldığı"
ifadesi, mesleki faaliyetten
geçici olarak alıkoyma cezasını
gerektiren "gümrük müşavirliği görevim kusurlu olarak yapmak" fiilinin
bir unsurunu teşkil eden "kusurlu olarak yapan" ifadesi ile
herhangi bir karışıklık ya da belirsizliğe
yol açmamaktadır.
Öte yandan geçici 6. maddenin
birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin birinci paragrafında, ilk işlenişinde uyarma cezasını,
tekrarında ise kınama cezasını gerektiren bir eylem olarak sayılan "mesleki
kurallara aykırılık" fiili ile ikinci paragrafında (itiraz konusu kuralda), mesleki faaliyetten
geçici olarak alıkoyma cezasını gerektiren bir eylem olarak düzenlenen, "Kanun'da
yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunmak" fiili birbirinden farklıdır.
İtiraz konusu kuralda düzenlenen "Kanun'da yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunmak" fiilinde sözü edilen mesleğin genel prensipleri, Kanun'da gümrük müşavirliği
mesleğiyle ilgili olarak belirlenen genel kuralları, başka bir anlatımla gümrük
müşavirlerine yüklenen ödevleri ifade etmekte iken maddenin birinci fıkrasının
(3) numaralı bendinin birinci paragrafındaki "mesleki kurallara
aykırılık" fiilinde geçen
mesleki kurallarla daha çok bir serbest meslek faaliyeti olarak gümrük müşavirliği mesleği için ilgili kurum tarafından
öngörülen mesleğin etik ilkeleri kastedilmektedir.
İtiraz konusu kural kapsamında,
ihlali karşılığında disiplin suçu öngörülen gümrük müşavirliği mesleğiyle
ilgili genel kurallar. Kanun'un muhtelif maddelerinde düzenlenmiştir. Bu bağlamda,
Kanun'da, "eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına
ilişkin faaliyetler"in dolaylı temsil yoluyla gümrük müşavirlerince takip edilmesi ve
sonuçlandırılması yetkisi kapsamında gümrük müşavirlerine yüklenen ödevler, mesleğin genel
kurallarını oluşturmakta olup bunların ihlali durumunda, itiraz konusu kural uyarınca mesleki
faaliyetten geçici olarak alıkoyma cezası uygulanabilecektir.
Diğer taraftan suç olarak düzenlenen fiilin, farklı
hareket biçimleriyle işlenebilir olması,
belirsiz olduğu anlamına gelmez. Kanun'un, muhataplarının gerektiğinde hukuki
yardım almak suretiyle, hangi eylemin disiplin suçu teşkil ettiğinin ve bu
eyleme bağlanan yaptırımın ne olduğunun, belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine
imkân verecek şekilde kaleme alınmış
olması, kanunilik ilkesinin sağlanması bakımından yeterlidir. Yukarıda açıklandığı
üzere, itiraz konusu kuralla, Kanun'da gümrük müşavirlerine yüklenen ödevlerin ihlali, mesleki faaliyetten geçici
olarak alıkoyma cezasını gerektiren bir disiplin suçu olarak düzenlenmiş olup gümrük müşavirlerine yüklenen ödevlerin
neler olduğunun Kanun'dan tespiti mümkün olduğundan bir belirsizlik ve
öngörülemezlikten, dolayısıyla suç ve cezaların kanuniliği ilkesine
aykırılıktan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz
konusu kural Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin
reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 10.
maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
VI- SONUÇ
27.10.1999 tarihli ve 4458 sayılı
Gümrük Kanunu'nun geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin
ikinci paragrafında ye alan "...veya kusurlu olarak yapan ya da bu
Kanunda yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunan..."
ibaresinin
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 1.4.2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan Başkanvekili Başkanvekili
Zühtü
ARSLAN Serruh KALELİ Alparslan ALTAN
Üye Üye Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR Osman
Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ
Üye Üy e Üye
Burhan
ÜSTÜN Engin
YILDIRIM Nuri NECİPOĞLU
Üye Üy e Üye
Hicabi
DURSUN Celal Mümtaz AKINCI Erdal
TERCAN
Üye Üy e
Muammer
TOPAL M.Emin
KUZ
Üye Üye
Hasan
Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA