Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2017-787 Kararı (Cep telefonlarında cizah üzerinden TRT bandrolü tahsilatında ürün kıymeti üzerinden hesaplama)
Tasarruflu Yazılar 1
T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
YD İtiraz No : 2017/787
İtiraz Eden (Davalı) :Başbakanlık - ANKARA
Vekilleri: Hukuk Hizmetleri Başkanı V. İsmail Yeşil,
Hukuk
Müşaviri S. Gülçin Özbay - Aynı adreste
Karşı Taraf (Davacı) :Telpa Telekomünikasyon Tic. A.Ş.
Vekili :Av. Selda Saç
İstemin
Özeti :Danıştay Onuncu Dairesince verilen yürütmenin
durdurulması isteminin kabulüne ilişkin
25/11/2016 günlü, E:2016/5522 sayılı karara davalı idare itiraz etmekte ve
kararın kaldırılmasını istemektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi :Su Akkurt
Düşüncesi :İtirazın kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca
dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Bakanlar Kurulu tarafından 15/06/2015 gününde kabul
edilen, 09/07/2015 günlü, 29411 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
2015/7757
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki "3093 Sayılı Türkiye
Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu uyarınca Radyo, Televizyon, Video ve
Birleşik Cihazlar ile Bunların Dışında Kalan Radyo ve Televizyon Yayınlarının
Almaya Yarayan Her Türlü Cihazdan Alınacak Bandrol Ücretlerine ilişkin
Karar"ın 5'inci maddesiyle atıfta bulunan "Bandrole Tabi Cihazlar ve
Bandrol Oranları" başlıklı ekli listesinin 5'inci maddesinde
"8517.12.00.00.11 sayılı GTİP koduna tabi cep telefonlarından % 6 oranında
bandrol ücreti alınacağını" düzenleyen ibarenin iptali ve yürütmenin
durdurulması istemiyle açılan davada; Danıştay Onuncu Dairesince verilen
yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin 25/11/2016 günlü,
E;2016/5522 sayılı karara davalı idare itiraz etmekte ve kararın kaldırılmasını
istemektedir.
Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının dayanağı olan ve
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna devamlı ve yeterli gelir kaynağı sağlamak
amacını taşıyan, 3093
sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununun 1. maddesinde, bu
Kanunun, radyo, televizyon, video ve birleşik cihazlardan alınacak ücretler,
elektrik enerjisi hasılatından ayrılacak paylar ile çeşitli gelirlerin
tahakkuk, tahsilat işlemlerini kapsadığı; 4. maddesinde de, maddede sayılan
cihazları imal edenlerin, cihazın satış faturasındaki (özel tüketim vergisi
hariç) katma değer vergisi matrahı; ithal edenlerin ise, gümrük giriş
beyannamesindeki (özel tüketim vergisi hariç) katma değer vergisi matrahı
üzerinden bir defaya mahsus olmak üzere ücret tahsil ederek, 5.maddeye göre
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ödeyecekleri hükmüne yer verilmiştir.
3093 sayılı Kanunun 4.maddesinde, radyo, televizyon,
video ve bunlardan oluşan birleşik cihazlar tek tek sayıldıktan sonra, anılan
maddeye 15/06/1987 günlü, 3383 sayılı Kanunun 3. maddesiyle, yukarıda sayılan
cihazların dışında kalan ve radyo televizyon yayınını almaya yarayan her türlü
cihazlar ibaresine yer veren 6.bent eklenmiş; maddenin 4.fıkrasında, 16/06/2009
günlü, 5904 sayılı Kanunun 36. maddesiyle yapılan değişiklik sonucunda, bu
maddede belirtilen oranları topluca veya ayrı ayrı iki katına kadar artırmaya
veya kanuni oranı sıfıra kadar indirmeye, 1. fıkrasının 6. bendi kapsamında
bandrole tabi olan cihazları türleri ve özellikleri itibariyle gruplandırmaya
ve her bir grup için farklı bandrol oranları belirlemeye Bakanlar Kurulunun
yetkili olduğu hususu düzenlenmiştir.
3093 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca, Bakanlar
Kurulu tarafından 15/06/2015 gününde kabul edilen, 09/07/2015 günlü, 29411
sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 2015/7757 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı'nın eki Kararın 5. maddesiyle atıfta bulunulan "Bandrole
Tabi Cihazlar ve Bandrol Oranları" başlıklı ekli listesinin 5. maddesinde
"8517.12.00.00.11 sayılı GTİP koduna tabi cep telefonlarından % 6 oranında
bandrol ücreti alınacağı" düzenlemesine yer verilmiş; 14. maddesinde ise
bu Kararın yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Danıştay Onuncu Dairesinin 25/11/2016 günlü,
E:2016/5522 sayılı kararıyla; Bakanlar Kurulunun, yukarıda yer alan maddede
verilen yetki çerçevesinde, bandrole tabi olan cihazları türleri ve özellikleri
itibariyle gruplandırma ve her bir grup için farklı bandrol oranları belirleme
yetkisi olduğu açık ise de, bu kapsamda yapılacak düzenlemelerin, Kanunun
öngördüğü sınırlar içerisinde yapılması gerektiği; yukarıda sayılan cihazların
dışında kalan ve radyo-televizyon yayınını almaya yarayan her türlü cihazlar
cümlesinde yer alan cihaz ibaresi ile, söz konusu elektronik cihazın kendisinin
ve bu cihazın radyo ve televizyon yayını almak dışında başka bir fonksiyonu
bulunması durumunda ise, söz konusu cihazın radyo ve televizyon yayınını almaya
yarayan kısmının kastedildiğinin anlaşıldığı; uyuşmazlığa konu olan cep
telefonlarının radyo-televizyon yayını almak dışında, asıl işlevinin iletişim
olduğu dikkate alındığında, bu cihazın tamamının değeri üzerinden değil, sadece
radyo ve televizyon yayınını almaya yarayan kısmı üzerinden bandrol ücreti
alınması gerektiği; buna göre, dava konusu olayda, Bakanlar Kurulunca bandrol
ücreti belirlenirken, radyo ve televizyon yayınını almaya yarayan cep
telefonlarının sadece radyo ve televizyon yayınını almaya yarayan kısmının
dikkate alınması gerekirken, 3093 sayılı Kanunda yer alan düzenlemeyi
genişletecek şekilde, cep telefonlarının değeri dikkate alınarak yapılan
düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, bandrol ücretinin matrahı
olarak, cep telefonlarının değerinin dikkate alınması durumunda, değerleri
farklı olan iki cep telefonunda, aynı değerde cihaz bulunması durumunda dahi,
ücretlendirme farklı olacağından, düzenlemede bu yönüyle de hukuka uyarlık
görülmediği gerekçesiyle, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı'nın eki kararın
5'inci maddesiyle atıfta bulunan "Bandrole Tabi Cihazlar ve Bandrol
Oranları" başlıklı ekli listesinin 5'inci maddesinde yer alan ve
"8517.12.00.00.11 sayılı GTİP koduna tabi cep telefonlarından %6 oranında
bandrol ücreti alınacağını" düzenleyen ibarenin yürütülmesinin
durdurulması isteminin kabulüne karar verilmiştir.
İtiraza konu dosyanın incelenmesinden; davalı idare
tarafından sunulan itiraz dilekçesi ekinde yer alan, Marmara Üniversitesi
Rektörlüğü Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü tarafından
hazırlanan 17/12/2010 günlü teknik raporda, "(...) radyo ve/veya tv
yayınlarını alabilen cep telefonlarının radyo ve tv işlevlerini yerine getiren
parçaların cep telefonunun telefon işlevini yerine getiren parçalardan
ayrıştırılarak bedellerinin tespit edilmesi fiilen mümkün değildir. Çünkü
yukarıda sayılan parçalar hem telefon hem de radyo ve/veya tv işlevlerinin de
yerine getirilmesinde kullanılmaktadır." ifadelerine yer verildiği; öte
yandan, Yeni Yüzyıl Üniversitesi tarafından hazırlanan 20/12/2010 günlü teknik
raporda ise; "Günümüzde tümdevre teknolojisi kullanılmadan üretilmiş
hiçbir elektronik cihaz bulunmamaktadır. Buna tüm cep telefonu modelleri de
dahildir (...) radyo, televizyon ve cep telefonu gibi işlevler aynı donanımı
kullanmaktadır. Mesela televizyon izlemek için kullanılan ekran aynı zamanda
cep telefonunun fonksiyonlarının görüntülendiği yerdir. Radyo ve televizyon
kanalı aramak/değiştirmek için kullandığımız tuşlar ile cep telefonu da
kullanılmaktadır. Sonuç olarak, tümdevre teknolojisi ile üretilmiş bir cihazda
fonksiyonlara ait donanımları birbirinden ayırmanın fiziksel imkanı yoktur.
Tümdevre teknolojisi kullanılarak üretilmiş cihazdaki her bir öge birden fazla
fonksiyonu ifa ettiğinden sadece radyo ve/veya televizyon alıcı fonksiyonunu
yerine getiren kısmın ayrıklaştırarak maliyetlendirilmesi imkansızdır."
tespitlerinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Benzer bir uyuşmazlıkta, Danıştay Onuncu Dairesi'nin
E:2016/12690 sayılı dosyasında yer alan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
Hukuk Müşavirliğinin 05/05/2016 günlü Teknik ve Mesleki Görüş yazısında da;
"Cep telefonu, tablet ve bilgisayarların mimarisinin temelini tümleşik
(entegre) devre tasarımları oluşturmaktadır. Bu tasarımlarda birçok işlevi yerine
getirmesini sağlayan özel yazılımlar gömülü olan mikroişlemciler
kullanılmaktadır. Söz konusu mikroişlemcilerin yürüteceği işlevler ile ilgili
üzerinde son üretim teknolojileri ile birlikte sayısız giriş-çıkış terminali
yer almakta olup; bu terminallerin birbirinden ayrılması mümkün
görülmemektedir." ifadeleri bulunmakta olup; adı geçen yazıda aynı
zamanda, söz konusu teknoloji kullanılarak üretilen cihazdaki radyo ve/veya
televizyon alıcı fonksiyonunu yerine getiren kısmı ile ilgili belirli bir oran
hesaplanmasının cep telefonu, tablet ve bilgisayarların mimarisi açısından
mümkün görülmediği şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir.
Ayrıca, yukarıda yer verilen uyuşmazlıkta, konuya
ilişkin olarak, 26/04/2016 günlü yazı ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumu Teknik Düzenlemeler Dairesi Başkanlığı tarafından, "Mevcut radyo-tv
yayınlarının alınabilmesi için bilgisayar, tablet veya iletişim cihazı gibi
cihazların donanımsal tüner ve/veya radyo-tv yazılımına sahip olması
gerekmektedir. Bahse konu cihazlarda radyo-tv işlevlerini yerine getiren devre,
entegre ve parçaların iletişim fonksiyonunu yerine getiren parçalardan
ayrıştırılması hususunda, mezkur cihazlarda tümleşik devre yapısının
kullanılması ve donanımsal tüner olmayan cihazlarda bu işlevi yerine getirecek
bir yazılım yüklü olması halinde radyo-tv yayınları alınabileceğinden, ekonomik
değer ya da maliyet ayrıştırılması anlamında oransal olarak değerlendirme
yapılamayacağı mütalaa edilmektedir," yönünde görüş bildirilmiştir.
Söz konusu teknik rapor ve görüş yazılarında yer
verilen değerlendirmeler dikkate alındığında; cep telefonlarında radyo-tv
alıcısının ayrı bir eklenti olmadığı; bu nedenle, cihazın bünyesindeki radyo
atıcısı işlevini görebilecek olan parçanın, tek başına, cihazdan ayrı olarak anlam
ifade etmediği, birçok fonksiyona sahip bu cihazlarda yer alan parçaları ortak
olarak kullanan radyo alıcısı ve diğer kısımlarının değer tespitinin, objektif
kriterlere dayalı olarak yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığından,
dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; 2577
sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinde öngörülen ve yürütmenin
durdurulması kararı verilebilmesi için gerekli olan koşulların, dava konusu
uyuşmazlıkta gerçekleşmediği anlaşıldığından, davalı idarenin itirazının
KABULÜNE, Danıştay Onuncu Dairesinin 25/11/2016 günlü, E:2016/5522 sayılı
kararının kaldırılmasına, davacının yürütmenin durdurulması isteminin reddine,
09/10/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Songül