Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2017-1065 Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması konulu 29/11/2016 günlü, 2016/18 sayılı Genelgenin ikinci paragrafının yürütmesinin durdurulması
T.C.
DANIŞTAY
İDARİ
DAVA DAİRELERİ KURULU
YD İtiraz No: 2017/1065
İtiraz
Eden (Davacı) :Dilek Kağıtçılık
San. ve Ltd. Şti.
Vekili :Av. Fatih Dönmez
Karşı
Taraf (Davalı) :Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı - ANKARA
Vekili :Hukuk Müşaviri Av. Mehmet Ülkü - Aynı adreste
İstemin Özeti :Danıştay Onuncu
Dairesi'nce verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin
03/07/2017 günlü, E:2017/370 sayılı karara, davacı vekili, hukuka uygun
olmadığını ileri sürerek itiraz etmekte ve yürütmenin durdurulmasını istemektedir.
Danıştay
Tetkik Hakimi :Nuray Doğru
Düşüncesi :İtirazın kabulü gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren
Danıştay idari Dava Daireleri Kurulu'nca dosyadaki belgeler incelenip, gereği
görüşüldü:
Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 07/02/2012 günlü, 2012/3
sayılı Genelgesinin 3. maddesinde değişiklik öngören "Kıymet Kriterli Gözetim
Uygulaması" konulu, 2016/18 sayılı Genelgesi'nin 2. paragrafının iptali ve
yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada; Danıştay Onuncu Dairesi'nce
verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 03/07/2017 günlü,
E:2017/370 sayılı karara, davacı itiraz etmekte ve yürütmenin durdurulmasını
istemektedir.
10/05/2004 günlü,
2004/7304
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Kararın
1. maddesinde, bir malın ithalatında kaydedilecek gelişmelerin yakından
izlenmesi amacıyla o malın ithalatında gözetim uygulamasına ilişkin usul ve
esasları kapsadığı; 4. maddesinde, bir malın ithalatında gözetim uygulanmasına
ilişkin kararın, başvuru üzerine veya re'sen yapılacak bir değerlendirme
sonucunda Müsteşarlık (İthalat Genel Müdürlüğü) tarafından verileceği,
yapılacak değerlendirmede ithalatın gelişimi, ithal şartları ve ithalatın yerli
üreticiler üzerindeki etkisinin dikkate alınacağı, gözetim kararının Gözetim
Belgesi düzenlenmesi yoluyla ileriye yönelik olarak veya gerçekleşen ithalatı
değerlendirmek üzere geçmişe dönük olarak uygulanabileceği, ileriye yönelik
gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin
yanı sıra "Gözetim Belgesi"nin de aranacağı belirtilmiştir.
Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 07/02/2012 günlü, 2012/3 sayılı
Genelgesi'nin 3. maddesinde, "Gümrük Yönetmeliği'nin 180 inci maddesi
kapsamında yapılan kontrolde, gözetim belgesi olmadığı halde beyan edilen
kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmaması durumunda, yükümlü ek
beyanı ile ithal eşyasının kıymetinin ilgili tebliğde belirtilen kıymete
ulaşmasını sağlar ve ihtirazı kayıt yapmayacağına dair taahhüt verirse eşyanın
serbest dolaşıma girişinde gözetim belgesi aranmayacaktır. Söz konusu ek beyan,
BİLGE programında usulüne uygun olarak "Yurt Dışı Diğer Giderler" altında
yapılabilecektir. Mükellefin ek kıymet beyanı sonucu oluşan kıymet, eşyanın
nihai kıymeti olarak değerlendirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın,
serbest dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanacaktır." düzenlemesi yer almakta
iken, uyuşmazlık konusu "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu, 29/11/2016
günlü, 2016/18 sayılı Genelge ile, 07/02/2012 günlü, 2012/3 sayılı Genelge'nin
3. maddesi; "Gümrük Yönetmeliği'nin 180 inci maddesi kapsamında yapılan
kontrolde, gözetim belgesi olmadığı halde beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde
belirtilen kıymete ulaşmaması durumunda, yükümlü ek beyanı ile ithal eşyasının
kıymetinin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmasını sağlarsa eşyanın
serbest dolaşıma girişinde gözetim belgesi aranılmayacaktır. Söz konusu ek
beyan, BİLGE programında usulüne uygun olarak "Yurt Dışı Diğer Giderler"
altında yapılabilecektir. Mükellefin ek kıymet beyanı sonucu oluşan kıymet,
eşyanın nihai kıymeti olarak değerlendirilerek; başka bir işleme gerek kalmaksızın,
serbest dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanacaktır. Ancak; daha önce
yukarıda, belirtildiği şekilde işlem yapmasına karşın kıymet artırımına karşı
dava açtığı tespit edilen yükümlüler, tekrar yukarıda izah edilen uygulamadan
faydalanamayacaktır. Bu durumda, yükümlüler, 2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim
Uygulanması Hakkında Karar'ın 4 üncü maddesinde yer alan "İleriye yönelik
gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin
yanı sıra 'Gözetim Belgesi' de aranır." hükmü gereğince Ekonomi Bakanlığından ilgili
eşya için alacakları Gözetim Belgesini ibraz etmek zorundadır. Gözetim Belgesi
ibraz edilmemesi halinde ise eşyanın serbest dolaşıma girmesine izin
verilmeyecektir." şeklinde değiştirilmiştir.
Davalı idarece,
söz konusu Genelge'nin yürürlükte olduğu süreçte, ithalatçıların eşyanın satış
bedelinde artırım yoluna gittikleri, beyannamelerine ihtirazı kayıt koymadan ve
gözetim belgesi alma yükümlülükleri olmadan eşyalarının ithal ettikleri, ancak
kimi ithalatçıların, eşyanın teslimi akabinde kıymet artırımı nedeniyle fazla
ödedikleri vergilerin iadesi istemiyle başvuru yaptıkları, başvuruların reddi
üzerine vergi mahkemelerinde açılan davalarda, Gözetim Uygulanmasına ilişkin
Tebliğ'de belirtilen kıymetin, eşyanın, 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine
göre saptanan gerçek satış bedeli olmadığı, dolayısıyla, eşyanın kıymetinin
noksan beyan edildiği yolunda somut tespit yapılmaksızın gözetim önlemlerinin
yanlış uygulanması suretiyle tahakkuk ettirilen vergilerin iadesi istemiyle
yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı
gerekçesiyle, işlemlerin iptali yolunda karar verildiği, böylece kıymet
artırımında bulunarak taahhütname veren yükümlülerin açtıkları dava ile hem
vergileri geri aldıkları hem de gözetim uygulamasından kaçınmış oldukları; bu
nedenle söz konusu davranışların önüne geçilmesi, böylelikle gözetim
uygulamasından beklenen faydanın tam anlamıyla sağlanabilmesi amacıyla Genelge'de
değişikliğe gidildiği belirtilmektedir.
Anayasa'nın
2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve
adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine
bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve
sosyal bir hukuk Devleti olduğu; 36. maddesinde ise, herkesin, meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu kuralı yer
almaktadır.
Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinde,
herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai
alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla
kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre
içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip
olduğu belirtilmiştir.
Anayasa'nın 36.
maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından
biri mahkemeye erişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara
karşı kendisini savunabilmesi ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya
işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesi ve zararını giderebilmesinin
en etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir.
Mahkemeye erişim hakkı, bireylerin iddia ve savunmalarını bir yargı mercii
önünde ileri sürebilmelerine imkân sağlayan ve adil yargılanma hakkının bir
unsuru olarak kabul edilen bir haktır.
Daire kararında
belirtildiği gibi, idarenin, ithalatın ülke ekonomisi yararına ve uluslararası
ticaretin gereklerine uygun olarak düzenlenmesini sağlamak amacıyla, ticaret
politikası önlemlerinden biri olarak öngörülen gözetim uygulaması kapsamında,
gözetim uygulamasına tabi tutulan bir malın ithalatında yükümlülerden gözetim
belgesini istemesi, belgenin ibraz edilmemesi halinde de malın serbest dolaşıma
girmesine izin verilmemesine yönelik düzenleme yapabileceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak, kıymet
artırımına karşı dava açtığı tespit edilen yükümlülerin, bir daha genelgedeki
uygulamadan faydalanamayacakları yolundaki uyuşmazlık konusu düzenleme ile hak
arama özgürlüğünün kısıtlandığı anlaşıldığından hukuka uygunluğundan
bahsetmenin imkanı yoktur.
Açıklanan
nedenlerle, davacının itirazının KABULÜ ile Danıştay Onuncu Dairesi'nin
03/07/2017 günlü, E:2017/370 sayılı yürütmenin durdurulması isteminin reddi
kararının kaldırılmasına, olayda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun
4001 sayılı Kanunla değişik 27. maddesinde öngörülen ve yürütmenin
durdurulmasına karar verilebilmesi için gerekli olan koşulların gerçekleştiği
anlaşıldığından, dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına, 07/12/2017
gününde oybirliğiyle karar verildi.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU'NA
Sunulmak
Üzere;
DANIŞTAY
ONUNCU DAİRESİ BAŞKALIĞI'NA
Gönderilmek
Üzere;
İSTANBUL
NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA
Dosya
No:
2017/370 E. Yürütmeyi
Durdurma Taleplidir.
DAVACI(İtiraz
Eden): Dilek
Kağıtçılık San. Ve Ltd. Şti. (VK No:2970064822)
VEKİLİ: Av. Fatih DÖNMEZ
DAVALI:
Gümrük
ve Ticaret Bakanlığı
KONU: Danıştay 10.
Dairesinin 2017/370 E. sayılı Yürütmeyi Durdurma kararına karşı itirazımızın
arzıdır.
AÇIKLAMALAR
Danıştay 10.
Dairesi 2017/370 E. sayılı yürütmeyi durdurma istemli iptal davasında
20.12.1995 tarih ve 95/7606 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan
İthalat Rejimi Kararının 1. Maddesine atıf yaparak ithalatın ülke ekonomisine
fayda sağlamak, rekabeti sağlamak amacıyla düzenleme yapıldığını; gözetim
uygulamasının yerinde olduğu yönünde olduğunu belirtmiştir.
Devamında
2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Kararın 1. Maddesine ve
4. Maddesine atıf yaparak gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük
mevzuatının gerektirdiği belgelerinin yanı sıra Gözetim Belgesi de aranacağı
yönünde açıklamalar da bulunmuş ve mevzuatta yapılan değişikliğin yürütmeyi
durdurmayı gerektirmediği yönünde hüküm tesis etmiştir.
Ancak söz konusu
mahkemeniz nezdinde görülen dava genelgenin iptaline veya gözetim uygulamasının
iptaline ilişkin yürütmeyi durdurma istemli bir dava olmayıp; 2016/18 sayılı
genelgenin 3. Maddesinin Yürütmesinin Durdurulması ve iptaline ilişkindir.
Belirtilen
değişiklik dava açan ve açmayan mükellefler arasında ayrım yaratmakta ve dava
açma hakkını doğrudan engellemektedir.
Gümrük müdürlüğü
dava açan mükellefleri liste halinde belirlemekte ve dava açtığı gerekçesiyle
ekstra belge istemektedir.
Müvekkil firmanın
dava açtığı gerekçesiyle de ithalatı engellenmektedir. Gümrük müdürlüğüne tüm
başvurularımıza (EK-1) rağmen müdürlüklerden dava açıldığı gerekçesiyle listeye
alındığı belirtilmiştir. (EK-2)
07.02.2012 tarih
ve 2012/3 sayılı genelge yerli üreticinin korunması amacıyla ithalatın belirli
bir kıymetin altında kalması durumunda ek kıymet artırımı için beyan yapılması
veya gözetim belgesi ibraz edilmesi durumunda serbest dolaşıma giriş rejimi
işlemlerinin tamamlanacağını düzenlemiştir. Ancak 2012/3 sayılı Genelgenin 3
maddesinde değişiklik yapılmasına dair çıkarılan 2016/18 sayılı genelgenin 2 maddesinde belirtilen ".. işlem yapmasına karşın kıymet artırımına
karşı dava açtığı tespit edilen yükümlüler yukarıda izah edilen uygulamadan
faydalanamayacaktır. Bu durumda yükümlüler 2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim
Uygulanması Hakkında Karar'ın 4. Maddesinde yer alan 'ileriye yönelik gözetime
tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra
gözetim belgesi de aranır' hükmü gereğince Ekonomi Bakanlığından ilgili eşya
için alacakları gözetim belgesini ibraz etmek zorundadır. Gözetim belgesi ibraz
edilmemesi halinde ise eşyanın serbest dolaşıma girmesine izin verilmeyecektir."
hükmü uluslar arası anlaşmalar ve T.C. Anayasasının ilgili hükümlerine
aykırı olması gerekçesiyle iptal edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki;
2016/18 SAYILI
GENELGENİN KIYMET ARTTIRIMINA KARŞI DAVA AÇAN MÜKELLEFLERE ÖZGÜ, MEVZUATIN
GEREKTİRDİĞİ BELGELERİN YANI SIRA AYRICA GÖZETİM BELGESİ İBRAZ EDİLMESİNİ
ZORUNLU KILMASI ULUSLAR ARASI ANLAŞMALARA AYKIRIDIR.
Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi'nin hak arama özgürlüğünün belirtildiği 6. Maddesinde hak
arama özgürlüğünün kapsamı, sınırları ve hangi durum ve şartlarda
sınırlanabileceği açıklanmıştır. AİHS 6. Maddesinde de belirtildiği üzere hak
arama özgürlüğü ancak kanunla sınırlanabilir.
Uluslar arası
anlaşmaların Türk Hukukundaki yeri ise; "Türkiye'de
usûlüne uygun olarak onaylanmış ve yürürlüğe konulmuş uluslararası anlaşmalar
kanun değerindedir. Yani bunlar da kanunlar gibi bağlayıcıdır. Usûlüne göre
yürürlüğe konulmuş anlaşmaları mahkemeler ve idarî makamlar aynı bir kanun gibi
uygulamak zorundadırlar. O nedenle Türkiye'de onaylanmış ve yürürlüğe konulmuş
anlaşmalar da Türk hukukunun bir kaynağıdır.... Anayasamızın 90'ıncı maddesinin
son fıkrasına göre "usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar
kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa
Mahkemesine başvurulamaz". Bu fıkraya 7 Mayıs 2004 tarih ve 5170 sayılı Anayasa
Değişikliği Kanunuyla eklenen son cümleye göre, "usûlüne göre yürürlüğe
konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla
kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek
uyuşmazlıklarda milletlerarası anlaşma hükümleri esas alınır". Dolayısıyla son
Anayasa değişikliğiyle temel hak ve hürriyetler alanındaki milletlerarası
anlaşmaların Türk normlar hiyerarşisinde kanunların üstünde ve Anayasanın
altında bir değere sahip olduğunu söyleyebiliriz. 1"ifadesiyle
açıklanabilir. Yani uluslar arası anlaşmalar temel hak ve özgürlüklere ilişkin
düzenleme getiriyorsa normlar hiyerarşisinde anayasanın da üzerinde kabul
edilmiştir.
Bu nedenle
genelgeyle düzenlenen ve hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı ".. işlem yapmasına
karşın kıymet artırımına karşı dava açtığı tespit edilen yükümlüler yukarıda izah
edilen uygulamadan faydalanamayacaktır. Bu durumda yükümlüler 2004/7304 sayılı
İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Karar'ın 4. Maddesinde yer alan 'ileriye
yönelik gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği
belgelerin yanı sıra gözetim belgesi de aranır' hükmü gereğince Ekonomi
Bakanlığından ilgili eşya için alacakları gözetim belgesini ibraz etmek
zorundadır. Gözetim belgesi ibraz edilmemesi halinde ise eşyanın serbest
dolaşıma girmesine izin verilmeyecektir." ifadesi açıkça hak arama özgürlüğünü
sınırlayıcı mükellefin dava açmasına engel olucu niteliktedir. Bu nedenle
öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Anayasaya aykırı olan ifadenin
iptali gerekir.
İLGİLİ GENELGE NORMALAR HİYERARŞİNİN EN ÜSTÜNDE BULUNAN
ANAYASAYA AYKIRILIK OLUŞTURMAKTADIR.
1- ANAYASANIN KANUN
ÖNÜNDE EŞİTLİK BAŞLIKLI 10.MADDESİNE AYKIRIDIR.
2016/18 sayılı
genelgenin 2. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere "... Ancak, daha önce yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmasına karşın
kıymet artırımına karşı dava açtığı tespit edilen yükümlüler, tekrar yukarıda
izah edilen uygulamadan faydalanamayacaktır. Bu durumda yükümlüler 2004/7304
sayılı ithalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Karar'ın 4. Maddesinde yer alan 'ileriye
yönelik gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği
belgelerin yanı sıra Gözetim Belgesi de aranır' hükmü gereğince Ekonomi
Bakanlığından ilgili eşya için alacakları Gözetim belgesini ibraz etmek
zorundadır. Gözetim Belgesi ibraz etmemesi durumunda eşyanın serbest dolaşıma
girmesine izin verilmeyecektir." Hükmü getirilmiştir. Hükmün içeriğinden
de açıkça anlaşılacağı üzere idare mükellefler arasında dava açan ve dava
açmayan ayrımına gitmekte ve hukuken mesnetsiz işleme karşı dava açan
mükelleflere karşı ithalatını zora sokacak ve geciktirecek nitelikte ekstra
belge olarak gözetim belgesi ibrazını zorunlu tutmaktadır. Bu hüküm açıkça T.C
Anayasanın 10 maddesinde belirtilen eşitlik
ilkesine aykırıdır. Anayasanın kanun önünde eşitlik başlıktı "...Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun
önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." Hükmüne
açıkça aykırıdır. Normlar hiyerarşisinin en üstünde bulunan Anayasayla güvence
altına alınmış eşitlik ilkesinin genelgeyle kısıtlanması mümkün olmamaktadır.
Genelgede belirtilen bu hüküm Anayasa ve hukuk devleti ilkesine aykırılık
oluşturmaktadır. Bu nedenle ilgili hükmün iptali gerekmektedir.
2- GENELGE ANAYASANIN HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜ BAŞLIKLI 32.
MADDESİNİ
DOLAYLI OLARAK KISITLAMAKTADIR.
İptali istenen
genelgenin değişiklikten önceki hali olan 2012/3 sayılı genelgede açıkça
görüleceği üzere ".. Gözetime tabi
eşyanın ithali sırasında gözetim belgesi ibraz edilmesi durumunda bu belgeye
istinaden eşyanın serbest dolaşıma girişi sağlanacaktır. Gözetim belgesi
olmadığı halde beyan edilen kıymetin ithal eşyasının kıymeti ile ilgili
tebliğinde belirtilen kıymete ulaşması veya kıymeti aşması durumunda yükümlüden
ihtirazı kayıt yapmayacağına dair taahhüt alınarak serbest dolaşıma giriş rejimi
işlemleri tamamlanacaktır" denmektedir. Genelgenin değişiklikten önceki
halinde açıkça belirtildiği üzere mükelleflere Gözetim Belgesi sunma veya
Gözetim Belgesi sunmama durumunda ilgili tebliğde belirtilen eşiğe kadar kıymet
artırımı yaparak ithalatı tamamlama imkanı sağlamaktadır. Kaldı ki
ithalatçıların tamamı gözetim belgesi alarak zaman kaybetmemek adına gözetim
farkı ödeyerek malını gümrükten çekmekte hak mahrumiyeti olduğunu düşündüğü
durumlarda ise yargı yoluna başvurarak mahrumiyeti yaratan durumu ortadan
kaldırmaktadır. Ancak 2016/18 sayılı genelgeyle getirilen değişiklik yükümlünün
kıymet artırımına karşı dava açma hakkını engellemekte ve açıkça malını serbest
dolaşıma daha hızlı sokma imkanını elinden almaktadır.
2016/18 sayılı
genelge kapsamında yapılan değişikliğe göre kıymetin tebliğde belirtilen
kıymete ulaşmaması durumunda dava açmayan mükellef ithal eşyanın tebliğde
belirtilen kıymete ulaşması için ek beyanda bulunup gözetim belgesi aranmadan
malı serbest dolaşıma sokabilmektedir. Ancak kıymet artırımına karşı daha
önceden dava açtığı tespit edilen mükellefler ek kıymet olarak gözetim farkı
beyan etse dahi mallarını serbest dolaşıma sokamayacaktır. Bu düzenleme kıymet
artırımına yönelik dava açan ithalatçılar için Gözetim Belgesi alınması zorunlu
tutulmuştur. Böylece dava açan ve açmayan mükellefler için farklı uygulama
oluşmaktadır. Dava açmayan mükellef malını ek kıymet beyan ederek bir an önce
serbest dolaşıma sokabilmekteyken; dava açmış olan mükellefler ayrıca gözetim
belgesi almak zorunda kalmaktadır. Bu hüküm mükelleflerin yargı makamları
önünde dava açmasını engelleyecek nitelikte olup açıkça Anayasanın 32. Maddesi
olan Hak Arama Hürriyeti ve Adil Yargılanma Hakkı başlıklı "Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle, yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia
ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" hükmüne aykırıdır. Bu
nedenle Anayasanın belirtilen maddelerine aykırı bu genelgenin iptali gerekir.
3- İLGİLİ GENELGE AYRICA ANAYASANIN YARGI YOLU
BAŞLİKLİ 125. MADDESİNİN DE ÖNÜNÜ TIKAMAKTADIR.
T.C. Anayasası
Yargı Yolu başlıklı 125. Maddesinde belirtilen "İdarenin her türlü eylem ve
işlemlerine karşı yargı yolu açıktır" hükmüne aykırılık teşkil etmekte ve
mükelleflerin yargı yoluna başvurmasına caydırıcı nitelik taşımaktadır.
Mükelleflerin ithalatı bir an önce gerçekleştirebilmek adına dava açmama yoluna
gitmesine, açılmış olan davalardan feragat edilmesine neden olabilmektedir.
Anayasanın ilgili hükümlerine aykırı olan bu genelgenin hak mahrumiyetine neden
olmaması adına biran önce iptal edilmesi gerekmektedir.
TALEP : - Açıklanan
nedenlerle; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasanın belirtilen
hükümlerine aykırı 2016/18 sayılı genelgenin 2. Fıkrasının uygulanmasının
öncelikte tedbiren yürütmesinin durdurulmasını isteminin reddine ilişkin
kararın BOZULMASINI ve ivedilikle YÜRÜTMEYİ DURDURMA kararının verilmesini
saygılarımızla arz ve talep ederiz.
DAVACI VEKİLİ
Av. Fatih DÖNMEZ
EKLER;
1-
Gümrük Müdürlüğüne Listeden Çıkarılması Talebi
2-
Gümrük Müdürlüğünün Dava Açıldığı Gerekçesiyle Red Cevabı
Songül
1 Kemal Gözler, Hukuka Giriş, Bursa, Ekin
Kitapevi Yayınları, 4. Baskı, 2007, s.144-146'dan alınmıştır.