Danıştay 7. Daire E: 2016-11066 K 2017-5526 Ceza Davası zamanaşımı (4458 sayılı Gümrük Kanununun 197`nci maddesinin 5911 sayılı Kanunla değişik 4`üncü fıkrası uyarınca, gümrük vergileri alacaklarının, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olmak kaydiyla, bu alacakların Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edilebileceği)
Kaynak: Danıştay Dergisi Yıl 2018 sayı 147
T.C.
DANIŞTAY
Yedinci Daire
Esas No : 2016/11066Karar No: 2017/5526
Anahtar
Kelimeler :
-Ceza Davası,-Zamanaşımı
Temyiz
İsteminde Bulunan:
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı adına Yeşilköy Gümrük Müdürlüğü
Vekili
: Av. …
Karşı
Taraf : …
Motorlu Araçlar San. ve Tic. Ltd. Şti.
Vekili
: Av. …
Özeti: 4458 sayılı
Gümrük Kanununun 197'nci maddesinin
5911 sayılı Kanunla değişik 4'üncü fıkrası uyarınca, gümrük vergileri
alacaklarının, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve
zamanaşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olmak
kaydiyla, bu alacakların Türk Ceza Kanunundaki
dava ve ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edilebileceği
hakkında.
İstemin Özeti: Davacı adına tescilli 25.2.2010
günlü 976 sayılı, 23.9.2010 günlü 5879 sayılı ve 30.9.2010 günlü 6073 sayılı serbest
dolaşıma giriş beyannameleri muhteviyatı otomobillerin kıymetinin eksik beyan
edildiğinden bahisle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergileri ile bu
vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın
reddine ilişkin işlemi; dosyanın incelenmesinden, ihtilaflı beyannamelerle
ilgili ceza davasının 3 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılması
nedeniyle 4458 sayılı Gümrük Kanununun 197'nci maddesinin 4'üncü fıkrası
uyarınca Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zamanaşımı sürelerinin olaya
uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, davaya konu edilen ek tahakkuk
ve para cezasının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle iptal eden İstanbul
Ondördüncü Vergi Mahkemesinin 13.6.2016 gün ve E:2015/415; K:2016/1480 sayılı kararının;
Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içerisinde tesis edilen
işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği
savunulmuştur.
Tetkik Hakimi Vedat GÜNDÜZ'ün Düşüncesi: Dava konusu serbest dolaşıma
giriş beyannameleri muhteviyatı otomobillerin kıymetinin eksik beyan
edildiğinden bahisle ek olarak tahakkuk ettirilen katma değer vergileri ile bu
vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın
reddine ilişkin işlemin iptali istemiye açılan davada, davacı şirket yetkilisi
hakkında Bakırköy Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin farklı esaslarında kayıtlı
dosyalarla ceza davaları açıldığı anlaşıldığından, dava hakkında karar
verilebilmesi için, söz konusu ceza davalarının, dava konusu işleme dayanak
alınan serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile ilgisinin araştırılması ve
ilgili bulunması halinde, anılan davanın sonucunun beklenilmesi suretiyle karar
verilmesi gerekirken, ek tahakkuk ve para cezasının zamanaşımına uğradığı
gerekçesiyle iptal edilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu
nedenle, mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm
veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Temyiz
başvurusu, davacı adına tescilli serbest dolaşıma giriş beyannameleri
muhteviyatı otomobillerin kıymetinin eksik beyan edildiğinden bahisle ek olarak
tahakkuk ettirilen katma değer vergileri ile bu vergiler üzerinden hesaplanarak
karara bağlanan para cezalarına vaki itirazın reddine ilişkin işlemi, istemin
özeti bölümünde yazılı gerekçeyle iptal eden mahkeme kararının bozulması
istemine ilişkindir.
4458
sayılı Gümrük Kanununun 5911 sayılı Kanunla değişik 181'inci
maddesinin l'inci fıkrasında; gümrük yükümlülüğünün ithalat vergisine tabi
eşyanın serbest dolaşıma girmesiyle doğacağı; 2'nci fıkrasında, gümrük
yükümlülüğünün, söz konusu gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı
belirtilmiş; aynı Kanunun 197'nci maddesinin 2'nci fıkrasında da, yapılan
denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya
l'inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilmeyen gümrük vergilerine ilişkin
tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde
yapılacağı; şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak
dava açılmasının zamanaşımını durduracağı; 5911 sayılı Kanunla değişik 4'üncü
fıkrasında, gümrük vergileri alacaklarının, ceza uygulamasını gerektiren bir
fide ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza
davası açılmış olmak kaydıyla, bu alacakların Türk Ceza Kanunundaki dava ve
ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edileceği hükme
bağlanmıştır.
Bu hükümlere
göre, doğduğu tarihten itibaren üç yıl içerisinde tebliğ edilemeyen gümrük
vergileri zamanaşımına uğrar. Ancak, gümrük vergileri alacaklarının ceza
uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun
bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olması halinde, bu alacakların,
Türk Ceza Kanunundaki dava ve zamanaşımı süreleri içerisinde kovuşturulup
tahsil edilmesi mümkündür. Bunun için, vergiyi doğuran olay nedeniyle ilgililer
hakkında açılmış bir ceza davasının bulunup bulunmadığının, açılmışsa davanın
sonucunun araştırılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi zorunlu
bulunmaktadır.
Davada,
Mahkemece, 4458 sayılı Kanunun 197'inci maddesinin 4'üncü fıkrasından da söz
edilmesine karşın, 2'nci fıkrası hükmünden hareketle, tahakkuk zamanaşımı
süresi içerisinde zamanaşımını durduracak ceza davası açılmadığından,
vergilerin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Oysa, maddenin
2'nci fıkrasından ayrı bir durumu düzenleyen 4'üncü fıkrasının 5911 sayılı
Kanunla değişik şeklinde "gümrük vergileri alacaklarının ceza uygulamasını
gerektiren bir fide ilişkin olması durumunda, tahakkukun bu süreye tabi olduğu
zamanaşımı süresi içerisinde yapılmasından bahsedilmiş olup, suçun tabi olduğu
zamanaşımının uygulanabilmesi için Kanun maddesinde, ceza davasının açılması
herhangi bir süreyle sınırlandırılmış değildir. Dolayısıyla, vergilerin tebliği
için öngörülen üç yıllık sürenin geçirilmesinden sonra da olsa bu fiil
nedeniyle ceza davası açılmış olması gümrük vergileri alacakları hakkında suçun
tabi olduğu zamanaşımı süresinin uygulanmasını olanaklı kılacaktır.
Olayda
da, davacı adına tescilli beyannameler muhteviyatı eşya nedeniyle ek olarak
tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin tebligat, gümrük yükümlülüğünün doğduğu
tarihten itibaren üç yıllık süre geçirildikten sonra yapılmış olmakla birlikte;
davacı şirket yetkilisi hakkında Bakırköy Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin farklı
esaslarında kayıtlı dosyalarla ceza davaları açıldığı anlaşıldığından, davanın
ek olarak tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin kısmı hakkında karar
verilebilmesi için, söz konusu ceza davalarının, dava konusu işleme dayanak
alınan serbest dolaşıma giriş beyannameleri ile ilgisinin araştırılması ve
ilgili bulunması halinde, anılan davaların sonucunun beklenilmesi suretiyle
karar verilmesi gerekmektedir.
Mahkeme
kararının davaya konu işlemin para cezalarına ilişkin kısmının iptaline ilişkin
hüküm fıkrasına gelince;
4458
sayılı Kanunun 5911 sayılı Kanunla değişik şekliyle 232'nci
maddesinde; bu kısmın ikinci bölüm hükümlerine göre gümrük vergileri ile
birlikte alınması gereken para cezalarının, bu vergiler ile aynı zamanda karara
bağlanacağı belirtilmiş, olayda da, söz konusu hüküm nedeniyle para cezası
kararlan vergilerle birlikte aynı zamanda alınmış ise de; vergiler açısından
geçerli olan 197'nci maddenin 4'üncü fıkrasında yer alan hükmün para
cezalarında uygulanması olanaklı olmadığı gibi, para cezalarına ilişkin olarak
28.3.2013 tarihinde 6455 sayılı Kanunla, 4458 sayılı Kanunun 231'inci maddesini
değiştirerek getirilen hükmün olay tarihinde uygulanma imkanı da
bulunmamaktadır. Ancak, davaya konu para cezasının Kanunun 234'üncü
maddesi uyarınca alındığı, dolayısıyla vergiye bağlı ceza niteliğinde olduğu
göz önünde bulundurulduğunda, tahakkuk hakkında yapılacak değerlendirme
sonucunda ulaşılan sonucun para cezasını da etkileyecek olması nedeniyle
Mahkemece bozma üzerine verilecek kararda bu hususun da gözetileceği tabidir.
Açıklanan
nedenle, temyiz isteminin kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına; bozma karan
üzerine, Mahkemece, yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de
hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına,
kararın tebliğ tarihini izleyen on beş (15) gün içinde Danıştay nezdinde
kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 5.10.2017 gününde oybirliği de
karar verildi.