Gümrük Kanunu`nun 197. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan ‘...ceza davası açılmış olmak kaydıyla,...` ibaresinin Anayasaya aykırı olmadığı. E 2016-198, K 2017-144 Sayılı Kararı
ANAYASA MAHKEMESİNİN 28.9.2017 TARİHLİ VE
E 2016-198, K 2017-144 SAYILI KARARI
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:18.10.2017 tarih ve 30217 sayılı R.G.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul 7. Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 27.10.1999 tarihli ve 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 197.
maddesinin 18.6.2009 tarihli ve 5911 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle
değiştirilen (4) numaralı fıkrasında yer alan "...ceza davası açılmış olmak kaydıyla,..." ibaresinin
Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi
talebidir.
OLAY: Para
cezasına vaki itirazın reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada
itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali
için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun'un itiraz konusu
ibareyi de içeren 197. maddesi şöyledir:
"MADDE 197- 1. Gümrük
vergileri, tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ edilir.
2. Yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya
noksan alındığı belirlenen veya 1 inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ
edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligat gümrük yükümlülüğünün doğduğu
tarihten itibaren üç yıl içinde yapılır. Şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün
doğduğu olayla ilgili olarak dava açılması zaman aşımını durdurur.
3. Yükümlü tarafından gümrük beyannamesinde gösterilen
vergi tutarı ile gümrük idaresince hesaplanan vergi tutarının eşit olması
halinde, gümrük idarelerinin eşyayı teslim etmesi, gümrük vergilerinin
yükümlüye tebliği yerine geçer.
4. Gümrük vergileri alacakları, ceza uygulamasını
gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zaman aşımı daha uzun bulunan bu fiil
nedeniyle ceza davası açılmış olmak
kaydıyla, bu alacaklar Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zamanaşımı
süreleri içerisinde kovuşturulup tahsil edilir.
5. (Ek:18/6/2009-5911/47 md.) Bu madde hükümlerine
göre tebliğ edilen gümrük vergileri; 242 nci maddede belirtilen sürelerde
itirazda bulunulmaması veya süresi içinde idari yargı mercilerine
başvurulmaması hallerinde bu sürelerin bittiği tarihte kesinleşir; dava
açılması halinde mahkemece yükümlü aleyhine verilen kararın gümrük idaresine
tebliğ edildiği tarihte tahsil edilebilir hale gelir."
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü
hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR,
Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi
DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN,
Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ'in
katılımlarıyla 22.12.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri,
Raportör Cengiz ERTEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz
konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralı ile bunların gerekçeleri ve diğer
yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. Kanun'un 181. maddesinin
(1) numaralı fıkrasında; gümrük yükümlülüğünün gümrük beyannamesinin tescil
tarihinde başlayacağı öngörülmüştür. Kanun'un 3. maddesinin (8) numaralı
fıkrasının (a) bendinde "gümrük
vergileri" ifadesinin ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat
vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü, (b) bendinde "gümrük yükümlülüğü" ifadesinin
yükümlünün gümrük vergilerini ödemesi zorunluluğunu, (16) numaralı fıkrasında
ise "gümrük beyanı"
ifadesinin belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde eşyanın bir gümrük rejimine
tabi tutulması talebinde bulunulmasını ifade ettiği açıklanmıştır.
4. Kanun'un 197. maddesinin
(1) numaralı fıkrasında, gümrük vergilerinin tahakkukundan hemen sonra
yükümlüye tebliğ edileceği; (2) numaralı fıkrasında, yapılan denetlemeler
sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya birinci fıkrada
belirtilen şekilde tebliğ edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligatın
gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılacağı, gümrük
yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak dava açılmasının zamanaşımını
durduracağı belirtilmektedir.
5. Kanun'un 197. maddesinin
itiraz konusu ibareyi içeren (4) numaralı fıkrasında ise gümrük vergileri
alacaklarının ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve
zamanaşımı daha uzun bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olması kaydıyla söz
konusu alacakların 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndaki dava
ve ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edileceği hükme bağlanmaktadır.
Kural; gümrük vergisi alacaklarının tahakkuku için maddenin ikinci fıkrasında
öngörülen üç yıllık zamanaşımı süresini, bu vergi alacaklarının ceza
uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun
bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olması kaydıyla uzatarak 5237
sayılı Kanun'daki dava ve ceza zamanaşımı sürelerine tabi kılmıştır.
6. Bu durumda Kanun'un 197.
maddesinin (2) numaralı fıkrası genel kuralı ortaya koymakta, itiraz konusu
kural ise bu genel kurala bir istisna getirmektedir.
B. İtirazın Gerekçesi
7. Başvuru kararında özetle
"ceza davası açılmış olmak kaydıyla"
ibaresinin; ceza davasının Gümrük Kanunu'nda düzenlenmiş olan zamanaşımı süresi
içinde açılıp açılmadığına ilişkin bir belirlilik içermediği, gümrük vergileri
alacaklarının ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve bir ceza
davasının açılması hâlinde bu davanın beyannamenin tescil tarihinden itibaren
üç yıllık zamanaşımı süresi içinde açılması mı gerektiği yoksa gümrük
yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren bu üç yıllık süreye bağlı olmaksızın
5237 sayılı Kanun'daki dava ve ceza zamanaşımı sürelerinin uygulanması mı
gerektiği hususunda tartışmalara sebebiyet verdiği, uygulamada farklı yargı
kararlarının ortaya çıkmasına yol açtığı, hukuki güven ve hukuki belirlilik
ilkelerini zedelediği belirtilerek kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı
olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
8. Anayasa'nın 2. maddesinde
belirtilen hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri
koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli
bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve
tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve
yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
9. Anayasa'nın 2. maddesinde
düzenlenen hukuk devletinin temel ilkelerinden birisi de belirliliktir.
Belirlilik ilkesi, bireylerin hukuk kurallarını önceden bilmeleri, tutum ve
davranışlarını bu kurallara göre güvenle belirleyebilmeleri anlamını
taşımaktadır. Belirlilik ilkesi yalnızca yasal belirliliği değil daha geniş
anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Bir başka deyişle hukuk
kurallarının belirliliğinin sağlanması yalnızca kanunla düzenleme yapılması
anlamına gelmemektedir Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve
öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla mahkeme
içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik
sağlanabilir. Hukuki belirlilik ilkesinde asıl olan, bir hukuk normunun
uygulanmasıyla ortaya çıkacak sonuçların o hukuk düzeninde öngörülebilir
olmasıdır.
10. Sistematik yorum yöntemi
gereğince herhangi bir hukuk kuralının tek başına değil içinde bulunduğu metnin
tümü göz önünde tutularak yorumlanması gerekir. Bu nedenle bir kuralın anlamı;
kuralın kanunda yer aldığı kısım ve bölümler, diğer kurallarla ilişkisi,
kanunun sistematiği içindeki konumu dikkate alınarak belirlenmelidir.
11. Kanun'un itiraz konusu
ibarenin bulunduğu 197. maddesi ile 181. maddesinde yer alan düzenlemelerin bir
bütün olarak ele alınması ve sistematik şekilde yorumlanması durumunda
ithalatta gümrük vergisi yükümlülüğünün ithalat vergilerine tabi eşyanın
serbest dolaşıma girişi ve ithalat vergilerine tabi eşyanın ithalat
vergilerinden kısmi muafiyet suretiyle geçici ithali için verilecek gümrük
beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı, kural olarak gümrük vergilerinin
tarh ve tahakkuk ettirilerek tebliğinin gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten
itibaren üç yıl içinde yapılacağı anlaşılmaktadır.
12. İtiraz konusu ibareyi
içeren kural ise Kanun'un 197. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen üç
yıllık zamanaşımı süresiyle ilgili genel kuralın istisnasını teşkil etmektedir.
Bu istisna gümrük vergileri alacaklarının ceza uygulamasını gerektiren bir
fiile ilişkin olması, bu fiil için daha uzun bir zamanaşımının aranması ve bu
fiil nedeniyle ceza davası açılmış olması şartlarının gerçekleşmesi hâlinde hiç
alınmayan veya eksik alınan gümrük vergileri alacaklarının 5237 sayılı Kanun'da
ayrı ayrı belirlenmiş ve gösterilmiş olan dava ve ceza zamanaşımı süreleri
içinde tahsil edilmesi olanağını getirmektedir. Dolayısıyla kuraldan; gümrük
vergileri alacaklarının ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması
hâlinde 5237 sayılı Kanun'da daha uzun bir zamanaşımı öngörülen bu fiil için
ceza davası açılmak kaydıyla Kanun'un 197. maddesinde öngörülen üç yıllık
zamanaşımı süresiyle bağlı kalınmaksızın 5237 sayılı Kanun'da öngörülen dava ve
ceza zamanaşımı süresi içinde bu alacakların tahsil edileceği açıkça
anlaşılmaktadır. Belirtilen niteliği itibarıyla kuralın vergi yükümlüleri
yönünden belirsiz ve öngörülemez olduğundan söz edilemeyeceğinden kuralda
"belirlilik ilkesi "ne aykırılık bulunmamaktadır.
13. Açıklanan nedenlerle
kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
IV. HÜKÜM
27.10.1999 tarihli ve 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 197. maddesinin, 18.6.2009 tarihli ve 5911 sayılı
Kanun'un 67. maddesiyle değiştirilen (4) numaralı fıkrasında yer alan "...ceza davası açılmış olmak
kaydıyla,..." ibaresinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın
REDDİNE, 28.9.2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Burcu