Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E 2018-700 ABD Menşeli kraft kağıt ithalatında dampinge karşı vergi uygulamasının yerinde olduğu
Tasarruflu Yazılar 1
T.C.
DANIŞTAY
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 2018/700
Karar No: 2018/575
Temyiz
Eden :Ticaret
(Ekonomi) Bakanlığı - ANKARA
Vekili :Av. Taner SÖNMEZ - (Aynı yerde)
Karşı
Taraf :Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği
Vekili :Av.
Levent BELLİ
Reşit Galip Cad. Şairler Sok. No:20/2 - Gaziosmanpaşa
Çankaya/ANKARA
İstemin
Özeti : Dava; 14.7.2015 tarih ve 29416 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren 4804.11.11.10.00, 4804.11.15.10.00 ve
4804.11.90.10.00 gümrük tarife istatistik pozisyonlarında sınıflandırılan "metrekaresi
175 gramı geçmeyen beyazlatılmamış kraftlayner kağıtlar" cinsi eşyanın Amerika
Birleşik Devletleri menşeli olanlarının ithalinde dampinge karşı verginin
yürürlüğe konulmasına dair 2015/28
sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğin iptali istemiyle
açılmıştır.
Danıştay Yedinci Dairesi, 28.12.2017 gün ve
E:2015/6922, K:2017/6614 sayılı kararıyla;
14.7.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu
Tebliğin iptali istemiyle 14.9.2015 tarihinde açılan davanın, 2577 sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesi hükmü uyarınca süresinde olduğu
anlaşıldığından, davalı idarenin süre def'i yerinde görülmeyerek işin esasına
geçildiği, 3577 sayılı
İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanunun 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 10
ve 13'üncü maddeleri, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğin
5, 6, 9, 10, 11, 17, 19, 26, 28 ve 31'inci maddelerine değindikten sonra;
ithalatın dampingli olduğunun kabulü için, hesaplanan normal değerin ihraç
fiyatından fazla olması gerektiği, normal değerin, imalat maliyetine genel,
idari ve satış giderleri eklenmesinden oluşan tutardan daha düşük olamayacağı,
bu hesaplamaların esas itibarıyla üretici tarafından tutulan kayıtlar esas
alınarak yapılacağı, ancak ithalatın piyasa ekonomisi uygulamayan ülkelerden
yapılması ve üretici firmanın piyasa ekonomisi koşullarında üretim ve satış
yaptığını ispatlayamaması durumunda, normal değer hesaplamasında firma verileri
yerine, üçüncü ülkelerden elde edilen veriler, Türkiye'de benzer mal için
fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken fiyat ya da birim imalat maliyetine genel,
idari ve satış giderleri ile makul bir kâr eklenerek elde edilen verilerin
kullanılabileceği; ihraç fiyatı belirlenirken, ihracatçı ile ithalatçı arasında
ortaklık veya telafi edici bir düzenleme bulunması halinde, bağımsız ilk
alıcıya yeniden satış fiyatı esas alınarak belirlenebileceği, ihraç fiyatı ile
normal değer arasındaki karşılaştırmanın aynı ticari aşamada tercihen fabrika
çıkış aşamasında yapılacağı, dampingli olduğu iddia edilen ithalatın Türkiye'deki
benzer malın fiyatlarını düşürücü ya da fiyat artışlarını engelleyici etkisinin
bulunup bulunmadığının maddi zarar tespiti sırasında incelenmesi gerektiği,
keza piyasa payı, yatırım hasılatı, kapasite kullanımındaki fiili veya
potansiyel azalma ile büyüme veya yatırımları artırma yeteneği üzerindeki olumsuz
etkiler de incelenerek ithalatın yerli üretim dalına zarar verip vermediğinin
ortaya konmasının zorunlu olduğu, dampingli olduğu ileri sürüleri ithalatın
etkisinin en dar mal grubu ya da yelpazesinin incelenmesi suretiyle
belirleneceği ve soruşturma sırasında işbirliğine gelmeyen taraflar bakımından
işbirliğine gelenlere göre daha fazla dampinge karşı vergi konulabileceği,
dosyanın incelenmesinden, soruşturmanın, Amerika Birleşik Devletleri'nden
yapılan ithalatların dampingli olduğu ve iç piyasada zarara neden olduğu
iddiasıyla yapılan ve buna ilişkin bilgileri ihtiva eden şikayet başvurusu
üzerine başlatıldığı, 1.7.2013 ilâ 30.6.2014 tarihleri arasının soruşturma
dönemi; 1.7.2011 ilâ 30.6.2014 tarihleri arasının ise soruşturmaya ilişkin veri
toplama dönemi olarak belirlendiği, SD-1 ifadesinin, soruşturma döneminin bir
yıl öncesi, SD-2 ifadesinin ise aynı dönemin iki yıl öncesi anlamına geldiği,
soruşturma konusu ürünün yerli üreticisi ile bilinen ithalatçı ve
ihracatçılarına soru formlarının gönderildiği, soru formu gönderilen 55
ithalatçı firmadan 25'inin soru formlarına cevap verdiği, damping marjı
hesabına esas teşkil eden temel bilgi ve belgeleri eksiksiz olarak sunan davacı
ile Rock-Tenn CP, LLC (Rock-Tenn) firmalarının işbirliğinde bulunduklarının kabul
edildiği, soruşturma konusu ürünün direkt üreticisi olmamasına rağmen Türkiye'ye
ticaretini yapan Avortex Limited, Eagle Paper International, Inc, G.A. Paper
International Inc., International Forest Products LLC, Korab International AB
ve Perichem Trading Inc. firmalarının da tacir soru formunu eksiksiz doldurarak
işbirliğine gelmiş olarak kabul edildiği, tacir firmalarının soru formlarına
vermiş olduğu cevaplardan soruşturma konusu ürünün üretici/ihracatçısı olduğu
anlaşılan KPAQ Industries LLC ve Kapstone Paper & Packaging Corporation
firmalarına da soruşturma açıldığına dair bildirim gönderildiği, KPAQ
Industries LLC firmasının yanıt verdiği, eksik olan cevaplarının tamamlanması
için verilen ek süre içinde bu eksiklikler tamamlanmadığından işbirliğine
gelmemiş olarak değerlendirildiği, Yönetmeliğin 23'üncü maddesi uyarınca ilgili
taraf olarak kabul edilen üretici veya ihracatçılardan oluşan meslek
kuruluşlarından American Forest & Paper Association (AF&PA), World
Containerboard Organisation ve Oluklu Mukavva Üreticileri Derneği (OMÜD) ile
Turkish American Business Association-American Chamber of Commerce In Turkey
Derneğinin soruşturma ile ilgili görüşlerini yazılı olarak bildirdikleri,
şikayetçi OYKA firması, Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan International
Paper firması, Rock-Tenn firması nezdinde yerinde doğrulama soruşturmalarının
gerçekleştirildiği, ilgili firma temsilcilerinin katılımı ile dinleme
toplantılarının yapıldığı, soruşturma konusu eşya ile yerli üretim dalı
tarafından üretilen soruşturma konusu eşyanın benzer ürün olarak kabul
edildiği, benzer mal satışlarının %5'ini veya daha fazlasını oluşturması
halinde normal değerin normal ticari işlem çerçevesinde kabul edilen iç piyasa
satışları esasında, aksi halde oluşturulmuş normal değer esasında belirlendiği,
yönetmeliğin 5'inci maddesi uyarınca işbirliğine gelen üretici/ihracatçı
firmaların menşe ülkedeki iç piyasa satışlarının normal değer tespitinde
kullanılıp kullanılmayacağının belirlenmesi için ürün tipleri bazında normal
ticari işlem testinin uygulandığı, buna göre normal değerin; benzer ürünün tip
bazında ağırlıklı ortalama net satış fiyatının ağırlıklı ortalama birim
maliyetinin üzerinde olduğu durumlarda, birim maliyetin üzerindeki satış
miktarının ürün tipinin toplam satış miktarının %80'ini veya daha fazlasını
oluşturması halinde soruşturma dönemi boyunca gerçekleşen tüm iç piyasa satış
işlemlerinin (kârlı ya da kârsız) ağırlık ortalaması esasında, birim maliyetin
üzerindeki satış miktarının ürün tipinin toplam satış miktarının %80'inden daha
azını oluşturması halinde ise soruşturma dönemi boyunca gerçekleşen yalnızca
kârlı iç piyasa satış işlemlerinin ve benzer ürünün tip bazında ağırlıklı
ortalama net satış fiyatının, ağırlıklı ortalama birim maliyetinin altında
olması halinde soruşturma boyunca kârlı iç piyasa satış işlemlerinin ağırlıklı
ortalaması esasında belirlendiği, benzer ürünün tip bazında kârlı satış işlemi
olmaması halinde oluşturulmuş normal değer esasında belirlendiği, oluşturulmuş
normal değerin firmadan temin edilen benzer ürünün üretim maliyeti ile satış,
genel ve idari giderler ile finansman giderine, Yönetmeliğin 6'ncı maddesi
uyarınca normal ticari işlemler çerçevesinde benzer ürün satışlarından elde
edilen ağırlıklı ortalama kâr oranının eklenmesi suretiyle hesaplandığı, ihraç
fiyatının Yönetmeliğin 9'uncu maddesi uyarınca belirlenerek, damping
marjlarının, normal değer ile ihraç fiyatlarının ağırlıklı ortalamalarının
karşılaştırılması yöntemiyle hesaplanması suretiyle International Paper
firmasından yapılan ithalatın YÜD'ün fiyatını CIF bedelinin %3,6'sı oranında,
Rock-Tenn firmasından yapılan ithalatın ise YÜD'ün fiyatını CIF bedelinin %11'i
oranında kırdığı ve International Paper firmasından yapılan ithalatın YÜD'ün
fiyatlarını CIF bedelinin %8,2'si oranında, Rock-Tenn firmasından yapılan
ithalatın ise YÜD'ün fiyatlarını CIF bedelinin %15,9'u oranında baskı altında
tuttuğu, International Paper, Rock-Tenn, Korab firmaları ve AF&PA'nın nihai
bildirime sunmuş oldukları görüşlerinde yerli üretim dalı ile ihracatçıların
üretim ve satışlarında farklı ürün tiplerine ağırlık vermiş olabilecekleri ve
dolayısıyla fiyat baskısı ve fiyat kırılması hesaplarının ağırlıklı ortalama
yöntemiyle değil tip bazında ya da en çok satışa konu olan tip bazında
yapılması gerektiği hususlarını dile getirdikleri, söz konusu talepler
doğrultusunda fiyat baskısı ve fiyat kırılması hesaplarının firmaların iç
piyasaya en çok sattığı tip olan metrekare ağırlığı 135 gram kraftlayner
kağıtlar için yapıldığı, söz konusu ürün tiplerinde International Paper
firmasının YÜD'ün yurt içi satış fiyatlarını %3,25 düzeyinde kırdığı ve %9,44
düzeyinde baskı altında tuttuğu, Rock-Tenn firmasının YÜD'ün yurt içi satış
fiyatlarını %8,72 düzeyinde kırdığı ve %15,22 düzeyinde baskı altında tuttuğu,
fiyat kırılmasının kullanıcı tercihleri açısından son derece önemli bir
seviyede olduğu, ithalat miktarının mutlak olarak 140 bin ton seviyelerinden
180 bin ton seviyelerine yükseldiği, soruşturma konusu ülkeden yapılan ithalat
nispi olarak toplam ithalatın SD-2'de %68'ini temsil ederken, SD'de %74'e
yükseldiği, ABD menşeli ithalatın Türkiye toplam tüketiminden aldığı payın
zarar inceleme döneminde %3 azaldığı, YÜD'ün fiyatlarını olması gereken
seviyelerde belirleyemediği, YÜD'de kraftlayner kağıt üretimi için önemli seviyede
atıl kapasitenin mevcut olduğu, SD-2 ve SD-1 dönemlerinde kraftlayner
kağıtlarda agresif olmayan ve düşük tonajlı üretim yapan YÜD, SD'de daha
agresif bir tutum izlediği, bunun doğal sonucu olarak üretim miktarını, yurt
içi satışlarını ve yurt içi pazar payını zarar inceleme dönemi boyunca
arttırdığı, kapasite kullanım oranı ve istihdamı olumlu bir seyir izlerken
stoklarda artış görüldüğü ancak, kraftlayner kağıt üretme yeteneğini haiz
teorik kapasitesinin önemli ölçüde atıl kaldığı, öte yandan, SD-2 ve SD-1
dönemlerinde soruşturma konusu üründen kâr elde edememişken, SD'de cüzi de olsa
kâr elde edebildiği, firma geneli göstergelerine bakıldığında zarar inceleme
döneminde firma geneli yatırımlarının azaldığı, aktif toplamının küçüldüğü, öz
sermayesinin azaldığı ve net kârlılığın önemli oranda düştüğü, dampingli
ithalatın fiyatlarının yerli üretim dalının fiyatlarını kırması ve dampingli
ithalattaki artış eğilimi ile yerli üretim dalında görülen olumsuz gelişmelerin
eş zamanlı olarak ortaya çıkması nedeniyle dampingli ithalat ile yerli üretim
dalı üzerinde oluşan zarar arasında illiyet bağı olduğu sonucuna varılarak,
dampingli ithalatın yerli üretim dalına zarar verdiği ve nedensellik bağının
mevcut olduğu belirlendiğinden, tanımı belirtilen ürünün Amerika Birleşik
Devletlerinden Türkiye'ye ithalatında üretici/ihracatçı firmaya göre değişen
oranlarda dampinge karşı önlemin yürürlüğe konulmasına karar verildiğinin
anlaşıldığı, davaya konu Tebliğde, 3577 sayılı Kanunun, "amaç ve kapsam"
başlıklı 1'inci maddesi uyarınca ithalatta haksız rekabet hallerinde dampinge
ve sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı üretim dalının
korunmasının amaçlandığı, yasa koyucunun amacı doğrultusunda korunması gereken
hakkın belirlenmesi gerektiği, haksız rekabet hallerinde bozulan piyasa
şartlarına müdahale yapılarak olması gereken piyasa şartlarının sağlanmasının
zorunlu olduğu, bunun sağlanmasında ise dampinge ve sübvansiyona konu olan
ithalatın yerli üretim dalına, sektöre zarara sebebiyet vermesinin önlenmesi,
ithalatın sektöre zarar verebilmesi için dampingli ithalatın önemli ölçüde
artması, yerli üretim dalı fiyatları üzerinde önemli ölçüde etkisinin olması ve
yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde menfi seyir izlenmesi gerekmekte
olup, bu zararın tespitinin somut delillere dayanması ve dampingli ithalat
hacmi ve bu ithalatın iç piyasada benzer ürünlerin ithalatları ile yerli üretim
dalı üzerindeki etkilerinin incelenmesi, bu incelemede, satışlar, kârlar,
üretim, piyasa payı, verimi, yatırım hasılatı ve kapasite kullanımındaki fiili
ve potansiyel azalma, büyüme ve yatırımları arttırma yeteneği gibi tüm etkenler
çerçevesinde ortaya konulması, dampinge konu olan ithalat dışındaki nedenlerden
kaynaklanan zararın da olup olmadığı hususunun araştırılarak ortaya konulması,
bu inceleme yapılmadan zararın tamamının ithalata atfedilmemesi gerektiği, yine
tedbir alınabilmesi için oluşan zarar ile ithalatta haksız rekabet arasında
nedensellik bağının mevcut olması ve bu bağın da somut ve yeterli olarak açıklanmasının
gerekmesine karşın, belirlenen şartların sağlanmadığı sonucuna varılan davaya
konu Tebliğde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu Tebliği iptal
etmiştir.
Davalı idare tarafından, esasen zarar inceleme
döneminin birinci yılı ile son yılı karşılaştırıldığında ithalattaki miktar
temelindeki artışın %26 seviyesinde olduğu, Türkiye toplam tüketiminin %30
oranında arttığı, yerli üretim dalı iç piyasaya dahil olmasına rağmen
tüketimdeki artışın büyük ölçüde ABD menşeli ithalat ile karşılandığının açık
olduğu, fiyat kırılması ve baskı hesaplamalarının bizzat ihracatçı firmaların
sunduğu veriler üzerinden yapıldığı, zarar göstergelerine yönelik incelemenin
bütünsel nitelik taşıması gerektiği, bu çerçevede yerli üretim dalının firma
yatırımlarında, bilanço aktif toplamında, özsermayesinde, firma toplam net
kârlılığında gözlemlenen gerileme ile beraber, stok miktarında ortaya çıkan
artışın şikayetçi firmanın maddi zarar haliyle karşı karşıya bulunduğu sonucunu
desteklediği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
Savunmanın
Özeti :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Danıştay
Tetkik Hakimi :Selim GÜNDOĞDU
Düşüncesi :Yerli
üretim dalı (YÜD) tarafından makul olarak elde edilebilecek ve soruşturma
başlatılmasına yetebilecek asgari bilgileri içeren şikayet başvurusu üzerine
açılan ve 3577 sayılı Kanuna ve ilgili Yönetmeliğe uygun olarak Ekonomi
Bakanlığınca yürütüldüğü anlaşılan soruşturma sonucunda elde edilen veriler
ışığında yapılan hesaplamalar ve değerlendirmeler uyarınca, dampingli ithalatın
yerli üretim dalı üzerinde "zarar" doğurduğu, Anlaşma hükümlerine uygun olarak
açıldığı ve yürütüldüğü anlaşılan soruşturma sonucunda da zararın devam
etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu sonucuna varılmakla,
dava konusu Tebliğ ile getirilen dampinge karşı önlem uygulanmasında anılan üst
hukuk normlarına aykırılık bulunmadığından, Tebliğin iptali yolunda verilen
Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ
ADINA
Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca,
tebligat işlemleri tamamlandığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında
ayrıca karar verilmesine ve duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek, dosyadaki
belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
14.7.2015 tarih ve 29416 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren 4804.11.11.10.00, 4804.11.15.10.00 ve
4804.11.90.10.00 gümrük tarife istatistik pozisyonlarında sınıflandırılan "metrekaresi
175 gramı geçmeyen beyazlatılmamış kraftlayner kağıtlar" cinsi eşyanın Amerika
Birleşik Devletleri menşeli olanlarının ithalinde dampinge karşı verginin
yürürlüğe konulmasına dair 2015/28 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin
Önlenmesine İlişkin Tebliğin iptali yolunda verilen Daire kararı davalı idare
tarafından temyiz edilmiştir.
3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi
Hakkında Kanunun, "amaç ve kapsam" başlıklı 1'inci maddesinde, bu Kanunun,
ithalatta haksız rekabet hallerinde dampinge veya sübvansiyona konu olan
ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim dalının korunması amacıyla
yapılacak işlemlere, alınacak önlemlere, gerekli ilke ve uygulama kararlarını
verecek bir kurul oluşturulmasına ve bunun görevlerine ilişkin usul ve esasları
kapsayacağı hükme bağlanmıştır. "Tanımlar" başlıklı 2'nci maddesinde, damping,
bir malın Türkiye'ye ihraç fiyatının, benzer malın normal değerinin altında
olması; ihraç fiyatı, ihraç amacıyla satılan mal için fiilen ödenmiş olan veya
ödenmesi gereken fiyat; benzer mal, dampinge veya sübvansiyona konu mal ile
aynı özellikleri taşıyan bir mal, böyle bir malın bulunmaması halinde ise
benzer özellikleri taşıyan başka bir mal; normal değer, ihracatçı veya menşe
ülkede tüketime konu benzer mal için normal ticari işlemler sonucunda fiilen
ödenmiş olan veya ödenmesi gereken karşılaştırabilir fiyat yahut ihracatçı ülke
veya menşe ülkenin iç piyasasında normal ticari işlemler çerçevesinde benzer
malın satışlarının olmaması ya da bu satışların uygun bir karşılaştırma
yapılmasına elverişli bulunmaması durumunda, benzer malın üçüncü bir ülkeye
ihracatında temsil niteliğini haiz karşılaştırabilir fiyat veya menşe ülkedeki
maliyetine makul bir kar marjının eklenmesiyle tespit edilen fiyat; damping
marjı, normal değerin ihraç fiyatını aştığı miktar; zarar, bir üretim dalında
maddi zararı, maddi zarar tehdidi veya bir üretim dalının kurulmasının fiziki
olarak gecikmesi şeklinde tanımlanmıştır. Kanunun 3'üncü maddesinde, önlem
alınmasını gerektiren haller, dampinge konu olan ithalatın Türkiye'de bir
üretim dalında maddi zarar tehdidi oluşturması veya bir üretim dalının
kurulmasını fiziki olarak geciktirmesi olarak belirlendikten sonra 4'üncü
maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün şikayet üzerine veya gerektiğinde re'sen
damping incelemesi yapabileceği, şikayet ve incelemeye ilişkin usul ve
esasların çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği, öngörülmüş 5'inci
maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün, şikayet üzerine veya gerektiğinde re'sen
verilen bilgi ve belgeler veya mevcut diğer bilgilerin ışığı altında ön
incelemeyi yapmak, soruşturma açılıp açılmayacağı hususunda kurula teklif
sunmak, soruşturma açılması halinde, soruşturmayı yürütmek ve önlemlerle ilgili
kurula teklif sunmakla görevli olduğu; 6'ncı maddesinde de İthalatta Haksız
Rekabeti Değerlendirme Kurulunun, soruşturma sonuçlarını değerlendirmek, bunun
gerektireceği tedbirleri almak ve kesin önlem kararını Bakanlığın onayına
sunmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Kanunun 7,10 ve 13'üncü maddelerinde ise
yapılan soruşturma sonucunda Kurul tarafından belirlenen ve Bakanlıkça
onaylanan damping marjı kadar dampinge konu malın ithalatında dampinge karşı
vergi alınacağı, re'sen veya şikayet üzerine yapılan inceleme sonucunda
dampinge konu olan ithalatın ve bu ithalattan kaynaklanan zararın varlığı
konusunda yeterli delillerin bulunması durumunda soruşturma açılacağı,
soruşturmanın usul ve esaslarının Bakanlıkça çıkarılacak Yönetmelik ile tespit
edileceği; soruşturma sonucunda dampingli ithalatın varlığı ve bu ithalatın
zarara neden olduğu belirlendiğinde, bu zararın önlenmesi amacıyla, Kurulca
belirlenen ve Bakanlıkça onaylanarak kesinleşen damping marjı kadar veya zararı
ortadan kaldıracak daha az bir oran veya miktarda dampinge karşı vergi
alınacağı hükümlerine yer verilmiştir.
3577 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayanılarak
çıkarılan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 5'inci
maddesinde, aralarında bir ortaklık ilişkisi veya telafi edici düzenleme
bulunan taraflar arasındaki satışlarda uygulanan fiyatların; fiyatların bu
ilişkiden etkilenmediği kanıtlanmadıkça, normal ticari işlem kabul
edilmeyebileceği ve normal değerin hesaplanmasında göz önüne alınmayabileceği,
normal değerin belirlenmesi için benzer malın ihracatçı ülkenin iç piyasasında
veya üçüncü bir ülkeye ihracatında birim imalat maliyetine genel, idari ve
satış giderlerinin eklenmesinden oluşan tutardan daha düşük bir fiyatla
satıldığı hallerde; bu satışların, fiyatları nedeniyle normal ticari işlemler
içinde gerçekleşmiş olarak kabul edilmeyebileceği ifade edilmiş, 6'ncı
maddesinde, maliyetlerin normal olarak soruşturmaya konu olan ihracatçı veya
üretici tarafından tutulan kayıtlar esas alınarak hesaplanacağı, 7'nci
maddesinde, piyasa ekonomisi uygulamayan ülkelerden yapılan ithalatta normal
değerin, Türkiye'de benzer mal için fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken fiyat
veya Türkiye'de benzer malın birim imalat maliyetine genel, idari ve satış
giderleri ile makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulan değer göz önüne alınarak
hesaplanabileceği açıklamasına yer verilmiştir.
Yönetmeliğin 9'uncu maddesinde, ihracatçı ile
ithalatçı ya da üçüncü bir taraf arasında ortaklık veya telafi edici bir
düzenleme bulunması nedeniyle ihraç fiyatının güvenilir olmadığı durumlarda,
ihraç fiyatının, bağımsız ilk alıcıya yeniden satış fiyatı esas alınarak
oluşturulabileceği, bu durumda ithalat ile yeniden satış arasında gerçekleşen
tüm gider ve kârların hesaba katılacağı 10'uncu maddesinde, ihraç fiyatı ile
normal değer arasında adil bir karşılaştırma yapılmasını teminen bu
karşılaştırmanın, aynı ticari aşamada, tercihen fabrika çıkış aşamasında
yapılacağı, fiyat karşılaştırmasında; satış şartları, vergilendirme, ticari
aşamalar, miktarlar ve fiziksel özelliklerdeki farklılıklar ile karşılaştırmayı
etkileyen diğer farklılıkların göz önüne alınacağı; 11'inci maddesinde, damping
marjının, normal değer ve ihraç fiyatının, ağırlıklı ortalama veya işlem
bazında karşılaştırılması suretiyle hesaplanacağı hususlarına yer verilmiştir.
17'nci maddede, maddi zarar tespitinin somut delillere dayanması ve dampingli
ithalatın hacmi ve bu ithalatın iç piyasadaki benzer mal fiyatları ile yerli
üretim dalı üzerindeki etkilerinin nesnel incelemesini içermesi gerektiği, bir
ürünün birden fazla ülkeden ithalatının eş zamanlı olarak soruşturmaya konu
olması halinde, bu ithalatın etkilerinin toplu olarak değerlendirilebileceği,
böyle bir değerlendirmenin her bir ülkeden yapılan ithalat için damping marjı
ve ithalat miktarının ihmal edilebilir oranlardan fazla olması ve ithal malların
kendi aralarındaki ve ithal mallarla yerli benzer mal arasındaki rekabet
şartları bakımından, ithalatın etkisinin toplu olarak değerlendirilmesinin
uygun olduğunun belirlenmesi halinde yapılabileceği, dampingli ithalatın
fiyatlarının Türkiye'deki benzer malın fiyatının önemli ölçüde altında kalıp
kalmadığı veya bu ithalatın önemli ölçüde fiyatları düşürücü ya da fiyat
artışlarını engelleyici etki yaratıp yaratmadığının inceleneceği, dampingli
ithalatın üretim dalı üzerindeki etkisinin incelenmesi sırasında satışlar,
kârlar, üretim, piyasa payı, verimlilik, yatırım hasılatı ve kapasite
kullanımındaki fiili ve potansiyel azalma, büyüme veya yatırımları artırma
yeteneği üzerindeki olumsuz etkiler dahil olmak üzere, üretim dalının durumu
ile ilgili tüm etkenleri ve göstergeleri kapsayacağı ve dampingli ithalatın
yerli üretim dalına zarar verdiği hususunun bu faktörler çerçevesinde ortaya
konması, dampingli ithalat ile yerli üretim dalının maruz kaldığı zarar
arasındaki nedensellik bağının mevcut delillere dayandırılması gerekliliği
ortaya konulduktan sonra, dampinge konu olan ithalat dışındaki nedenlerden
kaynaklanan zararın bu ithalata atfedilemeyeceği dampingli ithalatın etkisinin
en dar mal grubu ya da yelpazesinin incelenmesi suretiyle yapılacağı belirtilmiş,
19'uncu maddede, dampinge konu ithalattan zarar gördüğünü iddia ederek İthalat
Genel Müdürlüğüne yazılı olarak şirket başvurusunda bulunabilecekleri ifade
edilen üreticilerin şikayetlerinin, damping, zarar ve dampinge konu ithalat ile
iddia edilen zarar arasındaki nedensel ilişkiyi gösteren delilleri içermesi
şartı aranmıştır. Buna göre başvuruda, başvuru sahibinin makul olarak temin
edebileceği, şikayette bulunanın kimliği ve ürettiği benzer ürün miktarı ve
değeri ile ilgili açıklamaları, dampinge konu olduğu iddia edilen ürünün
eksiksiz bir tanımını, menşe veya ihracatçı ülkenin veya ülkelerin adları,
bilinen ihracatçı, üretici ve ithalatçılarının adları, menşe ülke iç piyasa
fiyatları, ihraç fiyatlarının, iddia edilen zararın dampinge konu ithalattan
kaynaklandığına ilişkin delillere ilişkin bilgilerin yer alması gerekmektedir.
Yönetmeliğin 26'ncı maddesinde, ilgili taraflardan
birinin işbirliğine gelmemesi halinde söz konusu taraf açısından soruşturmanın
sonucunun işbirliğine gelinmesi haline nazaran daha az avantajlı olabileceği,
28'inci maddesinde, damping marjının %2 oranında düşük olduğu ve birden fazla
ülkenin soruşturmaya konu olması halinde ithalat miktarının, tek tek %3'ün
altında olan ülkelerin toplam paylarının %7'yi geçmediği haller ihmal edilebilir
oranlar kategorisinde sayılmıştır. 31'inci maddede, bir damping veya
sübvansiyon soruşturması açılması kararı ile soruşturma sırasında alınan geçici
önlem, kesin önlem, taahhüt durdurma ve kapatma kararlarının Resmi Gazetede
yayımlanacak bir tebliğle ilan edileceği, ek madde 1'de ise piyasa ekonomisi
uygulamayan ülkelerden yapılan ithalata yönelik damping soruşturmalarında,
ilgili ülkedeki üreticilerin, soruşturma konusu ürünün üretiminde ve satışında,
maddede bentler halinde sayılan ölçütler çerçevesinde piyasa ekonomisi
koşullarının geçerli olduğunu yeterli deliller ile ibraz etmesi halinde bu
üreticiler için normal değerin tespitinde Yönetmeliğin 5'inci maddesinin
uygulanacağı kuralı getirilmiştir.
3577 sayılı Kanun ve ithalatta Haksız Rekabetin
Önlenmesine İlişkin Yönetmeliğin yukarıda yer verilen hükümlerine göre,
ithalatın dampingli olduğunun kabulü için, hesaplanan normal değerin ihraç
fiyatından fazla olması gerekmektedir. Normal değer, imalat maliyetine genel,
idari ve satış giderleri eklenmesinden oluşan tutardan daha düşük
olamayacaktır. Bu hesaplamalar, esas itibarıyla üretici tarafından tutulan
kayıtlar esas alınarak yapılacak ancak, ithalatın piyasa ekonomisi uygulamayan
ülkelerden yapılması ve üretici firmanın piyasa ekonomisi koşullarında üretim
ve satış yaptığını ispatlayamaması durumunda, normal değer hesaplamasında,
firma verileri yerine üçüncü ülkelerden elde edilen veriler yahut Türkiye'de
benzer mal için fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken fiyat yahut birim imalat
maliyetine genel, idari ve satış giderleri ile makul bir kâr eklenerek elde
edilen veriler kullanılabilecektir.
İhraç fiyatı, ihracatçı ile ithalatçı arasında
ortaklık veya telafi edici bir düzenleme bulunması halinde, bağımsız ilk
alıcıya yeniden satış fiyatı esas alınarak belirlenebilecektir. İhraç fiyatı
ile normal değer arasındaki karşılaştırmanın, aynı ticari aşamada tercihen
fabrika çıkış aşamasında yapılacağı, dampingli olduğu iddia edilen ithalatın
Türkiye'deki benzer malın fiyatlarını düşürücü ya da fiyat artışlarını
engelleyici etkisinin bulunup bulunmadığının maddi zarar tespiti sırasında
incelenmesi gerektiği, bir ürünün aynı anda birden fazla ülkeden ithal edilmesi
ve aynı soruşturma kapsamında incelenmesi durumunda, bu ithalatın iç piyasaya
etkisinin, ülke bazında değerlendirilmesi yerine, soruşturmaya konu tüm
ülkelerden yapılan ithalatların toplu olarak değerlendirilebileceği, zarar
tespiti yapılırken, piyasa payı, yatırım hasılatı, kapasite kullanımındaki
fiili veya potansiyel azalma ile büyüme veya yatırımları artırma yeteneği
üzerindeki olumsuz etkiler de incelenerek ithalatın yerli üretim dalına zarar
verip vermediğinin ortaya konmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Dampingli
olduğu ileri sürülen ithalatın etkisinin en dar mal grubu ya da yelpazesinin
incelenmesi suretiyle belirleneceği, soruşturmanın re'sen veya şikayet üzerine
başlatılabileceği, şikayet üzerine soruşturma açılabilmesi için başvuru
sahibinin makul olarak temin edebileceği bilgi ve belgelerin başvuruda yer
alması gerektiği, yeterli delillerle desteklenmeyen iddiaların şikayet olarak
değerlendirilemeyeceği, soruşturma sırasında işbirliğine gelmeyen taraflar
bakımından işbirliğine gelenlere göre daha fazla dampinge karşı vergi
konulabileceği açıktır.
Dava konusu Tebliğin 2'nci maddesinde, OYKA Kağıt
Ambalaj Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (OYKA) tarafından yapılan başvuru
üzerine Amerika Birleşik Devletleri (ABD) menşeli "metrekaresi 175 gramı
geçmeyen beyazlatılmamış kraftlayner kağıtlar" için 22.7.2014 tarih ve 29068
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine
İlişkin Tebliğ (Tebliğ No:2014/26) ile başlatılan ve Ekonomi Bakanlığı
(Bakanlık) İthalat Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) tarafından yürütülen
damping soruşturmasının tamamlandığı ifade edilmiştir. 3'üncü maddede,
soruşturma konusu ürünün Türkiye'de yerleşik tek üreticisi olan başvuru sahibi
OYKA firmasının, Yönetmeliğin 20'nci maddesi çerçevesinde yerli üretim dalını
(YÜD) temsil niteliğini haiz olduğu; 8'inci maddede, soruşturma konusu ürün ile
YÜD tarafından üretilen ve Türkiye piyasasında satılan kraftlayner kağıtların
teknik ve fiziki özellikleri ve temel kullanım alanı itibarıyla benzer
özelliklere sahip olduğu tespitine yer verildikten sonra 10'uncu madde ve
devamında, soruşturmaya konu olan ülke menşeli ithalatın dampingli olduğuna
ilişkin tespitlere; 18 ve devamı maddelerinde, zarara ilişkin belirlemelere, 24
ve devamı maddelerinde, dampingli ithalatın yerli üretici fiyatları üzerindeki
etkilerine yer verilmiştir.
Tebliğin ilgili maddelerindeki tüm verilerin birlikte
değerlendirildiği 8'inci maddede, YÜD'de soruşturma konusu ürün bağlamında
zarar inceleme döneminde maddi zararın mevcut olduğu, International Paper,
Rock-Tenn, Korab ve International Forest Products firmaları ile AF&PA'nın
nihai bildirime sunmuş oldukları görüşlerinde, YÜD'ün ekonomik göstergelerinin
olumlu seyrettiğini ve maddi zarar durumunun unsurlarının oluşmadığını ifade
ettikleri ancak, YÜD'ün ekonomik göstergelerinin baz etkisinden dolayı olumlu
bir seyir izlediği, soruşturma konusu üründe kârlılık durumunun, zarar inceleme
döneminde olumlu gelişiyor gibi görünmesine rağmen, kârlılığın SD'de çok düşük
bir düzeyde gerçekleştiği, soruşturma konusu üründe verimli üretim için olması
gereken kârlılığı ve ölçeği yakalamayan YÜD'ün büyüyen pazardan yeterli pay
alamadığı, soruşturma konusu ürün için kurulu olan kapasitesinin önemli oranda
atıl kaldığı ya da sabit maliyetlerin daha yüksek olduğu ancak, verimin düşük
kaldığı diğer kağıt ürünlerinin üretiminde kullanıldığı, baz etkisinden dolayı
YÜD'ün üretim, satışlar ve kârlılığında olumlu bir seyir görünüyor olsa da
ekonomik göstergeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde maddi zarara ilişkin
yeterli delillerin mevcut olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.
Soruşturmaya konu olan ülke menşeli ithalatın
dampingli olduğu ve YÜD'de soruşturma konusu ürün bağlamında zarar inceleme
döneminde maddi zararın mevcut olduğu tespit edildikten sonra, dampingli
ithalat ile zarar arasında illiyet bağı olup olmadığı hususu, uyuşmazlığın
çözümü açısından önem taşımaktadır.
Tebliğin 29'uncu maddesinde belirtildiği üzere zarar
inceleme döneminde ABD menşeli ithalat %26 oranında artmış ve toplam ithalat
içindeki payı %68'den %74'e yükselmiştir. SD-2 döneminde çok cüz'i olan
üretimini arttırarak iç piyasaya nüfuz etmek isteyen YÜD, vermiş olduğu
stratejik bir kararla kağıt üretim hattını, pazar büyüklüğü açısından yeterli
gördüğü kraftlayner kağıt üretimine yönlendirmiş ancak, mutlak olarak artan ABD
menşeli dampingli ithalatın YÜD'ün iç piyasa satış fiyatları üzerinde yarattığı
fiyat kırılması ve fiyat baskısı gibi unsurlar nedeniyle, üretim ve satışları
artmış olmasına rağmen, kârlılığı ve pazar payı çok düşük seviyelerde
kalmıştır. Kurulu kapasitesinin önemli bir bölümünün atıl kaldığı ya da
verimsiz ürünlerin üretimine ayrıldığı da tespit edilen olayda, zarar inceleme
döneminde mutlak olarak miktar ve değer bazında artış gösteren ABD menşeli
dampingli ithalatın seyri ile YÜD'deki zarar durumunun eş zamanlı seyrettiği,
bu nedenle, YÜD'de görülen zararın, dampingli ithalattan kaynaklandığı ortaya
konulmuştur. Tebliğin 30 ve devamı maddelerinde; Yönetmeliğin 17'nci maddesi
hükümleri gereğince, YÜD'de maddi zarara yol açabileceği düşünülen diğer
bilinen unsurlar kapsamında, üçüncü ülke menşeli ithalatın hacmi ve fiyatları,
YÜD'ün ihracat performansı ve verimliliği, kullanıcı talebinde yaşanan
gelişmeler ile teknolojik farklılıklar konuları da incelenerek, dampingli
ithalat dışında diğer bilinen unsurlardan herhangi birinin, YÜD'de tespit
edilen maddi zarar üzerinde önemli olumsuz etkiye neden olamayacağı da tespit
edilmiştir.
Bu durumda, davaya konu Tebliğ ile getirilen dampinge
karşı önlemin, YÜD tarafından makul olarak elde edilebilecek ve soruşturma
başlatılmasına yetebilecek asgari bilgileri içeren şikayet başvurusu üzerine
açılan ve 3577 sayılı Kanuna ve ilgili Yönetmeliğe uygun olarak Ekonomi
Bakanlığınca yürütüldüğü anlaşılan soruşturma sonucunda elde edilen veriler
ışığında yapılan hesaplamalar ve değerlendirmeler uyarınca, dampingli ithalatın
yerli üretim dalı üzerinde "zarar" doğurduğu; Anlaşma hükümlerine uygun olarak
açıldığı ve yürütüldüğü anlaşılan soruşturma sonucunda da zararın devam
etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu sonucuna varılmakla,
dava konusu Tebliğ ile getirilen dampinge karşı önlem uygulanmasında anılan üst
hukuk normlarına aykırılık görülmediğinden Tebliğin iptali yolunda verilen
kararın bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile
Danıştay Yedinci Dairesinin, 28.12.2017 gün ve E:2015/6922, K:2017/6614 sayılı
kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama
giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 3.10.2018 gününde
oyçokluğuyla karar verildi.
9. Daire Başkanı
H.Ceyda
KERMAN
(X)
4. Daire Başkanı
Enver
KAYA
3.Daire Başkanı
Mehmet Ali
SAMUR
9.Daire Üyesi
Ayper
GÖKTUNA
(X)
3.Daire Üyesi
E.Fahrünnisa
TUNCA
(X)
9. Daire Üyesi
Buket
ORAL
9.Daire Üyesi
Seyfullah
YILDIZTEKİN
3.Daire Üyesi
Hanifi
DOĞAN
4.Daire Üyesi
Hasan
ŞAHİN
3.Daire Üyesi
Ali
ALPAN
4.Daire Üyesi
Adil
MEMİŞ
X- KARŞI OY
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, Danıştay
Yedinci Dairesi kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında,
yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin
reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
9. Daire Başkanı
H.Ceyda
KERMAN
9.Daire Üyesi
Ayper
GÖKTUNA
3.Daire Üyesi
E.Fahrünnisa
TUNCA