Yargıtay 7 Ceza Dairesi E 2018-18933 K 2019-27718 Tarife farklılığı nedeniyle suç unsuru tespitinde kaçakçılık, kabahat ise gümrük kanunlarında idari para cezası tatbiki ve mahkemelerin karar süreçleri
YARGITAY
7.
Ceza Dairesi
Esas:
2018/18933
Karar:
2019/27718
4458
sayılı Gümrük Kanunu'na muhalefet suçundan sanık ...'nın, anılan Kanun'un 234/1.
maddesi gereğince 27.523,00 Türk Lirası idari para cezası ile
cezalandırılmasına dair Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2017 tarihli
ve 2015/182 esas, 2017/82 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine
ilişkin BAKIRKÖY 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.03.2018 tarihli ve 2018/504
değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen
19.11.2018 tarihli kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2018 tarihli ve KYB. 201/94281 sayılı
ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu.
Mezkûr
ihbarnamede;
Dosya
kapsamına göre,
1- Sanık
hakkında 5607
sayılı Kanun'un 3/2.
maddesine aykırılıktan dava açılmışsa da yargılama sürecinde söz konusu fiilin
4458 sayılı Kanun'un 234/1. maddesine aykırı olduğu ve idari para cezasını
gerektirdiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verildiği, ancak 5326
sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Başvuru yolu" başlıklı 27. maddesinin
uyuşmazlığa ilişkin olan 7. fıkrasının; "Kovuşturma konusu fiilin suç
değil de kabahat oluşturduğu gerekçesiyle idarî yaptırım kararı verilmesi
halinde; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle verilen beraat kararına karşı kanun
yoluna gidildiği takdirde, idarî yaptırım kararına karşı itiraz da bu kanun
yolu merciinde incelenir" şeklinde düzenlendiği, keza Yargıtay Ceza Genel
Kurulunun 21/01/2014 tarihli ve 2012/3-1516 esas, 2014/21 sayılı kararında da
"Bu düzenlemeye göre kovuşturma safhasında, kovuşturma konusu fiilin suç
oluşturmayıp kabahat sayıldığının anlaşılması halinde, idari yaptırım kararı
verilmesi için dosyanın ilgili kamu kurum ya da kuruluşuna gönderilmesi yerine
davayı gören mahkemece idari yaptırım kararı verilmesi için dosyanın ilgili
kamu kurum ya da kuruluşuna gönderilmesi yerine davayı gören mahkemece idari
yaptırım kararı verilecektir. Bu halde mahkemece, açılan kamu davası
dolayısıyla yürütülmekte olan kovuşturma konusu fiilin suç oluşturmadığı
gerekçesiyle hükmolunacak beraat kararıyla sonuçlandırılması ve idari yaptırıma
karar verilmesi gerekecek ve bu uygulama 5326 sayılı Kanunun 27. maddesi, 5237
sayılı TCK ve 5271
sayılı CMK'nun sistematiği birlikte değerlendiğinde hükmün karıştırılması
niteliğinde olmayacaktır." şeklinde açıklamalara yer verilmesi karşısında,
mahkemece sanığın, 5607 sayılı Kanun dolayısıyla hakkında açılan davadan
beraatine hükmettikten sonra, sanığın fiilinin idari para cezasını gerektirdiği
belirtilerek hakkında idari para cezası tesis etmesi gerekirken, beraat kararı
vermeden doğrudan idari para cezasına hükmetmesinde,
2- Bakırköy
1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2017 tarihli gerekçeli kararında, beyana konu
eşyaların gizlenmesinin söz konusu olmadığı, kap sayısı, ağırlığı ve adet
itibariyle de beyanın doğru olduğu, eşya faturasında ve ihracat sırasında
beyannamede GTİP numarasının 8433 olarak gösterildiği, ithalat sırasında
belirlenen 8432 numaralı GTİP'in gümrük muayene memurunun kanaatine dayalı
olduğu ve KDV'nin bir maliyet unsuru olmayıp, tüketiciye yansıtılacak bir vergi
olduğu hususlarını tespit ettikten sonra sanık hakkında 4458 sayılı Gümrük
Kanunu'nun 234/1. maddesi uyarınca idari para cezasına karar verilmiş ise de;
anılan Kanun'un 234'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendinde;
"Serbest dolaşıma giriş rejimi veya kısmi muafiyet suretiyle geçici
ithalat rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene
ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; 15 inci maddede belirtilen
Gümrük Tarifesini oluşturan unsurlarda veya vergilendirmeye esas olan sayı,
baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan
ithalat vergileri ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken ithalat vergileri
arasındaki fark %5'i aştığı takdirde, ithalat vergilerinden ayrı olarak bu
farkın üç katı para cezası alınır." hükmünün bulunduğu ve Danıştay 7.
Dairesinin 30.12.2009 tarihli ve 2007/2313 esas, 2009/5835 sayılı ilâmında da;
"Maddede, tarife uygulamasını etkileyebileceği kabul edilen durumlar,
Gümrük Kanununun 60'ıncı maddesinde, beyannameye yazılması veya eklenmesi
zorunlu kılınan ve eşyanın beyan edildiği gümrük rejimini düzenleyen hükümlerin
uygulanması için gerekli bütün bilgi ve belgelerle ilgilidir. Bu bilgi ve
belgelerin beyannameye eklenmesinde yasal zorunluluk olması, gümrük mevzuatını
uygulamakla görevli Gümrük İdaresince kendiliğinden bilinmeleri ya da
bulunmaları mümkün olmayan; ancak ithalatı yapan veya temsilcisi tarafından
sahip olunan ya da temini olanaklı bilgi ve belge niteliği taşımalarından
kaynaklanmaktadır." hükmünün bulunduğu göz önüne alındığında, mahkeme
tarafından da tespit edildiği üzere sunulan belgelerde her hangi bir eksiklik
ve yanıltma olmadığı ancak söz konusu eşyanın nitelendirilmesinde hataya
düşüldüğü anlaşıldığından ve Danıştay'ın aynı kararında; "4458 sayılı Kanunun
3'üncü ve devamı maddeleriyle de, gümrük mevzuatını uygulayarak gümrük
işlemlerini yapma yetki ve görevi Gümrük İdarelerine verilmiştir. Dolayısıyla;
Gümrük Tarife Cetvelini uygulama görevi, gümrük mevzuatını uygulamakla görevli
bu İdarelere aittir. O halde, ithal edilen eşyaya uygulanacak gümrük
tarifesinin ve vergi oranının da, her beyanname ile ilgili olarak, bu
İdarelerce belirlenmesi yasal zorunluluktur. Yasada, gümrük tarifesinin ve
vergi oranının yükümlülerce beyanını gerekli ve zorunlu kılan bir düzenleme de
mevcut değildir. Gümrük İdaresine ve onun görevlilerine ait olan bu
belirlemenin gümrük mükelleflerine yaptırılması ise, Anayasada yasaklanan
angarya niteliği taşıyacağından, olanaklı bulunmamaktadır." hükmünün de
bulunduğu göz önüne alındığında idari para cezasına karşı yapılan itirazın
kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi
uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar
olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Bakırköy
Cumhuriyet Başsavcılığının 30.07.2015 tarihli ve 2015/2730 sayılı iddianamesi ile
şüpheliler hakkında "ithal ettikleri eşyaların G.T.İ.P'lerini farklı göstermek
suretiyle gümrük vergilerini kısmen ödemeksizin sahte ithalat beyannamesi ile
ülkeye eşya ithal etmeye teşebbüs ettiklerinden" bahisle TCK'nun 37/1.
maddesi aracılığıyla 5607 sayılı Kanunun 3/2. madde ve fıkraları ile TCK'nun 53
ve yine TCK'nun 204/1, 53. madde ve fıkraları uyarınca cezalandırılmaları
istemi ile kamu davası açılmıştır.
Yapılan
yargılama sonucunda Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2017 tarihli ve
2015/182 Esas 2017/82 sayılı kararı ile sahtecilik suçundan her iki sanık
hakkında BERAAT, kaçakçılık suçu nedeniyle de eylem 4458 sayılı Gümrük Kanunu
234/1. madde kapsamında değerlendirilerek, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu 24/1.
maddesi gözetilerek idari para cezası ile cezalandırmalarına karar verilmiştir.
Bu
karara karşı sanıklar ve ... İdaresi vekili vasıftan istinaf talebinde
bulunmuşlar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi sahtecilik suçu
yönünden istinaf Başvurusunun esastan REDDİNE, idari para cezası yönünden,
verilen kararın itiraz yasa yoluna tabi olması karşısında merci tarafından
itiraz incelemesi yapılması gerektiğinden bu ceza yönünden dosyanın
incelenmeksizin mahkemesine İADESİNE, 21.02.2018 tarihli ve 2017/2689 esas,
2018/588 sayılı karar ile kesin olarak karar vermiştir.
Sanıklar
vekilinin Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2017 tarihli 2015/182 esas,
2017/82 karar sayılı kaçakçılık suçundan verilen idari para cezasına itirazı
üzerine Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.03.2018 tarihli 2018/504 Değişik
İş sayılı kararı ile itirazı kesin olarak reddetmesi sonucu sanık ... vekili
tarafından 04.04.2018 tarihli dilekçe ile Kanun Yararına Bozma talebinde
bulunulmuş ve 23.11.2018 tarihli, 2018/94281 sayılı yazı ile Bakırköy 1. Ağır
Ceza Mahkemesi'nin 31.03.2017 tarihli 2015/182 esas 2017/82 sayılı kararına karşı
yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.03.2018
tarihli ve 2018/504 değişik iş sayılı kararına karşı Kanun Yararına Bozma
talebiyle dosya Dairemize gönderilmiştir.
Kanun
Yararına Bozma talebinin 1. maddesine yönelik yapılan incelemede;
Mahalli
mahkemesince kaçakçılık suçu nedeniyle açılan davada, atılı eylem suç değil
kabahat olarak nitelendirilerek idari para cezası verildiği, katılan İdare
vekili tarafından da bu nitelendirmeye karşı Kaçakçılık suçundan eylemin "5607
sayılı Yasanın 3/2. maddesi gereğince, eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla
gümrük vergilerini kısmen veya tamamen Ödemeksizin ülkeye sokmak fiilini
oluşturduğu, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği"
gerekçesiyle vasfa yönelik istinaf talebinde bulunması sebebiyle; Kabahatler Kanunu'nun
27/7. maddesine
göre, mahalli mahkemenin kaçakçılık suçu yönüyle eylemin suç değil kabahat
olduğundan bahisle öncelikle beraat hükmü kurması gerekirken doğrudan idari
para cezasına hükmetmesi kanun yolunu değiştirmeyeceğinden Bölge Adliye
Mahkemesince eksikliğin giderilerek suç yönünden de esastan inceleme yapması
eylemin kabahat olduğunun kabulü halinde beraat hükmünü kendisinin kurarak
idari para cezasının birlikte incelenmesi gerekirken, idari para cezasının
itiraz yasa yoluna tabi olduğu gerekçesiyle dosyayı incelenmeksizin itiraz
mercine göndermesi yasaya aykırı olduğundan Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin
23.03.2018 tarihli ve 2018/504 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, Kanun
Yararına Bozma talebinin 2. maddesine yönelik incelemede;
Katılan
idare vekilinin vasfa yönelik temyizi gözetilerek, kabahatler Kanunu'nun 27/7.
maddesi gereğince idari para cezası yönüyle de kararın istinaf incelemesine
tabi olması nedeniyle, kanun yararına bozma taleplerinin Bölge Adliye Mahkemesi
Cumhuriyet Başsavcılığınca Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin
21.02.2018 tarihli, 2017/2689 esas, 2018/588 sayılı kararına karşı CMK'nın
308/A maddesi
uyarınca itiraz kanun yoluna gitmek suretiyle düzeltilebileceğinden, Dairemize
yönelik Kanun Yararına Bozma talebinin REDDİNE, müteakip işlemlerin mahallinde
düşünülmesine, 20.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.