Anayasa Mahkemesi 2016-8880 Başvuru Numaralı Kararı (Gümrük alanında çıkan yangında zayi olan mallar için ödenen verginin iadesi isteğinin reddine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği) (Gümrüklü sahada telef olan ve/veya zayi olan geri verme, kaldırma, reddiyat)
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Anayasa
Mahkemesi Başkanlığından:05.12.2019 tarih ve 30969 sayılı R.G.
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
TELPA
TELEKOMÜNİKASYON TİCARET A.Ş. BAŞVURUSU
Başvuru Numarası: 2016/8880
Karar Tarihi: 12/11/2019
Başkan: Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler: Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör: Heysem KOCAÇİNAR
Başvurucu: Telpa Telekomünikasyon Ticaret A.Ş.
Vekili: Av. Selda SAÇ
I.
BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gümrük alanında çıkan yangında zayi olan
mallar için ödenen verginin iadesi isteğinin reddine karar verilmesi nedeniyle
mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU
SÜRECİ
2. Başvuru 4/5/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden
yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik
incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul
edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet
Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE
OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle
ilgili olaylar özetle şöyledir:
A.
Uyuşmazlığın Arka Planı
8. Başvurucu Telpa Telekomünikasyon Ticaret Anonim
Şirketi (Şirket), 1994 yılından beri mobil telefon piyasasında faaliyette
bulunan ticari bir kuruluştur.
9. Başvurucu 13/5/2006 tarihli gümrük beyannamesi ile
Güney Kore menşeli 5.600 adet cep telefonunu yurda ithal ettiği yönünde
bildirimde bulunmuştur. Başvurucu Şirket, bildirimde bulunduğu mallar için
24/5/2006 tarihli makbuzla 274.639,45 TL katma değer vergisi (KDV) ve
254.295,82 TL özel tüketim vergisini (ÖTV) Atatürk Havalimanı Gümrük
Müdürlüğünün yazısı üzerine Mecidiye Vergi Dairesine (Vergi Dairesi)
yatırmıştır.
10. Devlet Hava Meydanları Atatürk Havalimanı İtfaiye
Müdürlüğü (İtfaiye Müdürlüğü) tarafından düzenlenen 24/5/2006 tarihli rapora
göre saat 15.00 sıralarında kargo binasının bir kısmında başlayan yangın aynı
gün saat 17.30 sıralarında söndürülmüştür. Tutanağa göre yangının meydana
geldiği kargo binası kullanılamaz hâle gelmiştir.
11. Başvurucu, beyannameye konu malların kendisine
teslim edilmeden önce yangında zayi olduğunun tespit edilmesi talebinde bulunmuştur.
Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi mahallinde icra ettiği keşif neticesinde
19/2/2007 tarihli bilirkişi raporunu temin etmiştir. Söz konusu bilirkişi
raporunda, beyannameye esas teşkil eden cep telefonlarının yangında zayi
olduğuna yönelik tespitler bulunmaktadır.
12. Başvurucu 13/5/2006 tarihli giriş beyannamesi
uyarınca kendisinden KDV tahsil edilmişse de beyannameye esas teşkil eden
malların kargo binasında meydana gelen yangında zayi olduğu iddiasıyla düzeltme
beyannamesi vererek mahsup talebinde bulunmuştur. Vergi Dairesi mahsup isteğini
haksız olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
13. Başvurucu KDV'ye ilişkin mahsup isteğinin reddi
üzerine işlemin iptali isteğinde bulunmuştur. İstanbul 6. Vergi Mahkemesi
22/2/2008 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkeme 13/5/2006 tarihli
giriş beyannamesi muhteviyatı eşyaya ilişkin gümrük vergileri, resimleri ve
KDV'si ödenerek ithalatı gerçekleştirilmiş malların henüz teslim alınmadan
antrepodayken çıkan yangın sonucunda yandığını saptamıştır. Hüküm Danıştay
Dokuzuncu Dairesince 12/6/2013 tarihinde onanmış, karar düzeltme isteği de aynı
Daire tarafından 24/9/2014 tarihinde reddedilmiştir.
B. Bireysel
Başvuruya Konu Yargılama Süreci
14. Başvurucu 13/5/2006 tarihli ve 146865 sayılı
gümrük beyannamesi muhteviyatı eşyanın 24/5/2006 tarihinde meydana gelen
yangında zayi olduğu gerekçesiyle 24/5/2006 tarihli makbuzla ödemiş olduğu
254.295,82 TL ÖTV'nin iadesini talep etmiştir. İstanbul Gümrük ve Muhafaza
Başmüdürlüğünün zımni ret kararı üzerine başvurucu, işlemin iptali isteğinde
bulunmuştur. İstanbul 1. Vergi Mahkemesi, idari merci tecavüzü nedeniyle
dilekçe ve eklerinin Gümrük Müsteşarlığına tevdiine karar vermiştir.
15. Gümrük Müsteşarlığı 1/6/2011 tarihli karar ile
eşya için ödenen 254.295,82 TL tutarındaki ÖTV'nin iadesi için eşyanın
yandığının mahkeme kararı ile kanıtlanması gerekli olup başvurucu tarafından bu
yönde bir karar ibraz edilemediği gerekçesiyle talebi reddetmiştir.
16. Başvurucu 4/7/2011 tarihinde, özellikle aynı
eşyalar için ödemiş olduğu KDV iade edilmişken tahsil edilen ÖTV'nin iade
edilmemesi yönündeki işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek işlemin
iptalini istemiştir.
17. İstanbul 10. Vergi Mahkemesi 22/3/2012 tarihinde
davanın reddine karar vermiştir. Mahkemeye göre eşyanın yerine konulamaz
şekilde kaybının idarenin taraf olduğu mahkeme kararı ile kanıtlanması
gereklidir. Mahkeme, somut olayda başvurucunun iddiasını kanıtlar nitelikte bir
mahkeme kararı veya mülki idare amiri tarafından bu yönde düzenlenmiş tevsik
edici bir belge de bulunmadığı kanaatindedir. Mahkemeye göre başvurucunun
talebi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporundaki "eşya veya kalıntısına rastlanmadığı"
şeklindeki tespit de yeterli değildir.
18. Karar temyiz edilmiştir. Danıştay Yedinci Dairesi 22/5/2015
tarihinde hükmü onamış, karar düzeltme isteğini de 25/1/2016 tarihinde
reddetmiştir.
19. Nihai karar 4/4/2016 tarihinde başvurucu Şirket
vekiline tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucu 4/5/2016 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İLGİLİ
HUKUK
A. Ulusal
Hukuk
21. 6/6/2002 tarihli ve 4760
sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun "Verginin konusu" kenar başlıklı 1.
maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"d) (I), (III)
ve (IV) sayılı listelerdeki mallar ile (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve
tescile tâbi olmayanların özel tüketim vergisi uygulanmadan önce müzayede
yoluyla satışı,
Bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine
tâbidir... "
22. 4760 sayılı Kanun'a ekli (IV) sayılı Cetvel'in
ilgili kısmı şöyledir:
"Alıcısı
bulunan verici portatif (Cellular) telsiz telefon cihazları"
23. 4760 sayılı Kanun'un "Tanımlar, teslim ve teslim
sayılan haller" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"I. Bu
Kanunun uygulanmasında;
a) İthalat:
Verginin konusuna giren malların Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesine girişini,
İfade eder."
24. 27/10/1999 tarihli ve 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun "Eşyanın gümrüğe sunulması" kenar başlıklı 39.
maddesi şöyledir:
"Türkiye
Gümrük Bölgesinin kara suları veya hava sahasından durmaksızın geçen taşıt
araçları ile taşınan eşya hariç olmak üzere, Türkiye Gümrük Bölgesine gelen
eşya, getiren kişi ya da duruma göre eşyanın gelişinden sonra taşıma
sorumluluğunu üstlenen kişi tarafından gümrüğe sunulur. Gümrüğe sunan kişi,
eşyayı daha önce ibraz olunan özet beyan ya da gümrük beyannamesi ile ilişkilendirir."
25. 4458 sayılı Kanun'un 48.
maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Geçici
depolanan eşya, sadece gümrük idarelerinin uygun gördüğü yerlerde ve bu idarelerin
belirlediği koşullarda depolanabilir."
26. 4458 sayılı Kanun'un 186.
maddesi şöyledir:
"1. 182 nci
madde ile 184 üncü maddenin 1 inci fıkrasının (a) bendi hükümleri saklı kalmak
kaydıyla, yükümlünün;
a) 37 ila 40
inci madde hükümlerinden,
b) Bir
serbest bölgeden Türkiye'ye eşya sokulmasından,
c) Eşyanın
geçici depolanmasından,
d) Eşyanın
tabi tutulduğu gümrük rejiminin kullanılmasından,
Doğan
yükümlülüklerini yerine getirememesinin eşyanın tahrip olmasının veya tekrar
yerine konulamaması şeklinde kaybının, eşyanın özelliklerine bağlı bir nedenden
veya beklenmeyen hal veya mücbir sebepten ya da gümrük idarelerinin izninden
kaynaklandığını kanıtlaması halinde, ithalat nedeniyle gümrük yükümlülüğü
doğmuş sayılmaz.
Eşyanın
tekrar yerine konulamaz şekilde kaybı, bunun kullanılamaz hale gelmiş olmasını
ifade eder. (...)"
27. 4458 sayılı Kanun'un 186. maddesinin (1) numaralı
fıkrasında yer almakta iken 18/6/2009 tarihli ve 5911 sayılı Kanun'un 68. maddesiyle
yürürlükten kaldırılan kısım şöyledir:
"Gümrük
idarelerinin izninden kaynaklanmayan hallerde, eşyanın telef olması veya kaybı,
idarenin taraf olduğu mahkeme kararı ile kanıtlanır.
Ancak;
a) Suçüstü
şeklindeki hırsızlıklar, hazırlık tahkikatı üzerine Cumhuriyet Savcılığınca
verilen belge ile,
b) Hasar,
telef veya kayıp herkesçe bilinen ve duyulan başka olaylar yüzünden olmuşsa o
yerin en büyük mülki idare amiri tarafından verilecek belge ile,
Kanıtlanır."
28. Danıştay Yedinci Dairesinin 25/1/2016 tarihli ve
E.2015/5695, K.2016/838 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"4458 sayılı
Gümrük Kanununun 186'ncı maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan şeklinde;
182'nci madde ile 184'üncü maddenin 1'inci fıkrasının (a) bendi hükümleri saklı
kalmak kaydıyla, yükümlünün; a) 37 ila 40'ıncı madde hükümlerinden, b) bir
serbest bölgeden Türkiye'ye eşya sokulmasından, c) eşyanın geçici
depolanmasından, d) eşyanın tabi tutulduğu gümrük rejiminin kullanılmasından
doğan yükümlülüklerini yerine getirememesinin, eşyanın tahrip olmasının veya
tekrar yerine konulamaması şeklinde kaybının, eşyanın özelliklerine bağlı bir
nedenden veya beklenmeyen hal veya mücbir sebepten ya da gümrük idarelerinin
izninden kaynaklandığını kanıtlaması halinde, ithalat nedeniyle gümrük yükümlülüğünün
doğmuş sayılmayacağı; eşyanın tekrar yerine konulamaz şekilde kaybının, bunun
kullanılamaz hale gelmiş olmasını ifade edeceği; gümrük idarelerinin izninden
kaynaklanmayan hallerde, eşyanın telef olması veya kaybının, idarenin taraf
olduğu mahkeme kararı ile kanıtlanacağı; ancak, a) suçüstü şeklindeki
hırsızlıklar, hazırlık tahkikatı üzerine Cumhuriyet Savcılığınca verilen belge
ile, b) hasar, telef veya kayıp herkesçe bilinen ve duyulan başka olaylar
yüzünden olmuşsa o yerin en büyük mülki idare amiri tarafından verilecek belge
ile kanıtlanacağı, hükmüne yer verilmiş olup, davacı tarafından ileri sürülen,
ithale konu eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen katma değer vergisinin tahsiline
yönelik olarak düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada
verilen kararın eşyanın yangında telef olduğuna ilişkin idarenin taraf olduğu
mahkeme kararı olarak kabul edilmesi gerektiği, eşyanın yangında telef
olduğunun idare tarafından kabul edildiği ve yangın raporunun mülki idare amiri
tarafından düzenlendiği yönündeki iddialar, 4458 sayılı Gümrük Kanununun
186'ncı maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan şeklinde yer alan, yükümlünün
ithalat nedeniyle gümrük yükümlülüğünü ortadan kaldıran sebeplerden değildir."
29. Danıştay Dokuzuncu Dairesinin aynı beyanname
üzerine başvurucudan tahsil edilen KDV'ye ilişkin 12/6/2013 tarihli ve
E.2010/1275, K.2013/6126 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Davacı adına
tescilli gümrük giriş beyannamesi ile ithal edilen emtianın vergileri
ödendikten sonra gümrüğün denetimindeki antrepoda çıkan yangın sonucu zayi
olması üzerine ödenen katma değer vergisinin diğer vergi borçlarına mahsubu
talebinin reddi üzerine düzenlenen 8.8.2007 tarih ve 5871 sayılı ödeme emrinin
iptali istemiyle açılan davayı kabul eden İstanbul 6. Vergi Mahkemesi'nin
22/02/2008 tarih ve E:2007/2112, K:2008/447 sayılı kararının dilekçede ileri
sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.
Vergi
Mahkemesi kararının dayandığı hukuki sebepler ve gerekçesi Dairemizce de uygun
görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar, sözü
geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin
reddine ve kararın onanmasına... [karar verildi.]"
B.
Uluslararası Hukuk
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında
vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin ikinci
paragrafında öngörülen mülkiyetin kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural
kapsamında değerlendirilmektedir. Mahkemeye göre bu paragrafta yer alan kural,
taraf devletlere vergi koyma ve vergilerin ödenmesini sağlamak için gerekli
gördüğü kanunları çıkarma konusunda açık bir yetki tanımaktadır (Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda,
B. No: 15375/89, 23/2/1995, § 59).
31. AİHM, vergi yoluyla mülkiyet hakkına yapılan
müdahalenin öncelikle yeterince ulaşılabilir ve belirli bir hukuka dayalı
olması gerektiğini belirtmektedir (Lithgow ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK],
B. No: 9006/80..., § 110). AİHM içtihatlarına göre vergilerin konulması ve
ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması şeklindeki bir müdahale, kamunun
yararı ile bireyin temel haklarının korunmasının gereklilikleri arasındaki adil
dengeyi sağlamalıdır. AİHM, üçüncü kural için de geçerli olan ve Sözleşme'ye ek
1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin yapısında yer alan bu dengenin
sağlanması için müdahalede kullanılan araçlar ile takip edilen meşru amaç
arasında makul bir ölçülülük ilişkisi bulunması gerektiğini ifade etmektedir.
AİHM, vergilendirme alanında makul bir temelden uzaklaşılmamak kaydıyla taraf
devletlerin geniş bir takdir yetkisi olduğunu kabul etmektedir (Gasus Dosier-und Fördertechnik
GmbH/Hollanda, § 60; Azienda Agricola Silverfunghi S.A.S. ve diğerleri/İtalya,
B. No: 48357/07..., § 103; The National&Provincial Bulding Society, The
Leeds Permanent Building Society ve The Yorkshire Building Society/Birleşik
Krallık, B.No: 21319/93..., 23/10/1997, § 80).
V. İNCELEME
VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 12/11/2019 tarihinde yapmış olduğu
toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A.
Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
33. Başvurucu, yurt dışından ithal ettiği ve vergisini
ödediği malların devletin hüküm ve gözetimi altındaki antrepoda çıkan yangın
sonucunda zayi olduğunu belirterek bu hususun dahi tek başına mülkiyet hakkının
açık ihlali niteliğinde olduğunu savunmuştur. Başvurucuya göre malların zayi
olmasına neden olan yangın itfaiye tarafından düzenlenen resmî belge
niteliğindeki yangın tutanağı ile sabittir ve ödemiş olduğu ÖTV'nin de bu
tespit uyarınca iadesi gereklidir. Başvurucu, üzerine düşen bütün
sorumluluklarını yerine getirmiş olmasına rağmen idare tarafından düzenlenen
yangın tutanağının 4458 sayılı Kanun'un 186. maddesi kapsamında
değerlendirilmemesinin aynı zamanda adil yargılanma hakkını da ihlal ettiğini
ileri sürmüştür.
B.
Değerlendirme
34. Anayasa'nın
"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35.
maddesi şöyledir:
"Herkes,
mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar,
ancak kamu yaran amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet
hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
35. Anayasa'nın " Vergi ödevi" kenar başlıklı 73.
maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Vergi,
resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya
kaldırılır."
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından
yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki
tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiası yanında İtfaiye Müdürlüğünün tutmuş
olduğu tutanağın derece mahkemelerince dikkate alınmamasının adil yargılanma
hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun şikâyetinin özünün ithal edilen
ve henüz gümrük sahasındayken zayi olan mala ilişkin ödediği verginin iade
edilmemesine yönelik olduğu dikkate alındığında başvurucunun ihlal iddialarının
mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul
Edilebilirlik Yönünden
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul
edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı
anlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir
olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas
Yönünden
a. Mülkün
Varlığı
38. Somut olayda ithal edilen mala ilişkin olarak ÖTV
adı altında yapmış olduğu ödemenin başvurucu yönünden Anayasa'nın 35. maddesi
anlamında korunmaya değer ekonomik bir menfaat teşkil ettiği tartışmasızıdır.
b.
Müdahalenin Varlığı ve Türü
39. Somut olayda başvurucu, ithal etmiş olduğu mallar
için sunduğu gümrük giriş beyannamesi uyarınca tahakkuk ettirilen ÖTV'yi
ödemiştir. Bu vergilendirme işleminin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği
hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
40. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında; vergi ve
benzeri yükümlülükler ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye,
değiştirmeye ve bunların ödenmesini güvence altına almaya yönelik müdahalelerin
-taşıdığı amaçlar dikkate alındığında- devletin mülkiyetin kamu yararına
kullanımını kontrol veya düzenleme yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği
kabul edilmiştir (Ahmet Uğur Balkaner [GK], B. No: 2014/15237,
25/7/2017, § 49; Arif Sarıgül, B. No:
2013/8324, 23/2/2016, § 50; Narsan
Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2013/6842, 20/4/2016, § 71). Bir
vergilendirme işlemine ilişkin somut olay bakımından da bu ilkeden ayrılmayı
gerektirir bir durum bulunmamaktadır.
c.
Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
41. Anayasa'nın 13.
maddesi şöyledir:
"Temel hak ve
hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde
belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu
sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik
Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
42. Anayasa'nın 35. maddesinde, mülkiyet hakkı
sınırsız bir hak olarak düzenlenmemiş; bu hakkın kamu yararı amacıyla ve
kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede
bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel
ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulması
gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'ya
uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması
ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:
2014/1546, 2/2/2017, § 62).
(1)
Kanunilik
43. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk
incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı
tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet
hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı
olması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir
kanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518,
26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve
diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
44. Somut olayda, başvurucu Şirketten vergi
alınmasının kanuni dayanağını 4760 sayılı Kanun'un 1. maddesi oluşturmaktadır.
Öte yandan yangın sonucunda zayi olduğu ileri sürülen mallar nedeniyle ödenen
verginin iadesinin reddine karar verilmesi de 4458 sayılı Kanun'un 186.
maddesinin mülga (1) numaralı fıkrasına dayanmaktadır.
(2) Meşru
Amaç
45. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet
hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı
kavramı, mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda
sınırlandırılması imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra
mülkiyet hakkının kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu
anlamda bir sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde
korumaktadır. Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de
beraberinde getiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün
her somut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B. No:
2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§
28,29).
46. Anayasa'nın 73. maddesinde; herkesin kamu
giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü bulunduğu,
vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının maliye politikasının sosyal amacı
olduğu ve vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulması,
değiştirilmesi veya kaldırılması gerektiği belirtilerek hem yükümlüler hem de
devlet yönünden vergi ödevinin temel ilkeleri gösterilmiştir. Herkes tarafından
yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarak kabul edilen ve devletin
kamusal gereksinimlerini karşılaması için egemenlik gücüne dayanarak tek taraflı
iradesiyle kişilere yüklediği bir kamu alacağı şeklinde tanımlanan verginin
anayasal sınırlar içinde salınıp toplanması zorunluluğu açıktır.
Vergilendirmede genel kural, kanunla belirlenmiş konularda kişilerden vergi,
resim ve harç alınmasıdır. Kanun koyucu, Anayasa'ya aykırı olmamak koşuluyla
vergilendirilecek alanların seçiminde yetkili olduğu gibi bu vergilerin
matrahlarına dâhil olan unsurları da belirleme yetkisine sahiptir (AYM,
E.2013/48, K.2014/198, 25/12/2014).
47. Dolayısıyla somut olay bağlamında devletin
üstlenmiş olduğu görevlerin finansmanının ve devamının sağlanması amacıyla yurt
dışından ithal edilen mallara vergi uygulanması ve tahsil edilen bu verginin
iadesinin birtakım koşullara bağlanmasının kamu yararına dayalı meşru bir amaç
olduğu kuşkusuzdur.
(3)
Ölçülülük
(a) Genel
İlkeler
48. Son olarak başvurucunun mülkiyet hakkına kamu
makamlarınca yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı
gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük
ilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.
49. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve
orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen
müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,
gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani
aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,
orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç
arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,
E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,
K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet
Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817,19/12/2013, § 38).
50. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet
hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin
hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge,
başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi
durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken
Anayasa Mahkemesi; bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer
taraftan da müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin
davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate
alacaktır (Arif Güven, B. No:
2014/13966,15/2/2017, §§ 58,60; Osman
Ukav, B. No: 2014/12501,6/7/2017, § 71).
(b)
İlkelerin Olaya Uygulanması
51. Somut olayda yurda ithal edilen bir mal nedeniyle
ÖTV alınması yönündeki müdahalenin ilgili kamu yararı amacını gerçekleştirmeye
elverişli olduğu ve gerekliliği kapsamında en uygun aracı sorgulayacak herhangi
bir olgunun da mevcut olmadığı dikkate alınmalıdır. Buna göre somut olay
bağlamında asıl tartışılması gereken husus, malların gümrük sahasında bulunduğu
sırada zayi olması nedeniyle bu verginin iadesinin reddedilmiş olmasının
orantılı olup olmadığının belirlenmesidir.
52. Başvurucu, mobil telefon pazarında faaliyette
bulunan ticari bir işletme olup yabancı menşeli 5.600 adet cep telefonu için
13/5/2006 tarihli gümrük giriş beyannamesini sunmuş ve bu beyanname uyarınca
tahakkuk ettirilen 274.639,49 TL KDV ile 254.295,82 TL ÖTV'yi 24/5/2006
tarihinde Vergi Dairesine yatırmıştır.
53. Başvurucu tarafından vergisi ödenmiş mallar,
başvurucuya henüz teslim edilmeden İtfaiye Müdürlüğü tarafından düzenlenen
24/5/2006 tarihli yangın raporuna göre Atatürk Havalimanı gümrük sahasında
bulunan H., S. Lojistik ve Ç. Kargoya ait antrepolarda yangın meydana
gelmiştir.
54. Başvurucu, ithal ederek vergisini ödediği cep
telefonlarının çıkan bu yangın sonucunda zayi olduğu iddiasıyla öncelikle
Asliye Hukuk Mahkemesinden tespit talebinde bulunmuştur. İstanbul 1. Asliye
Hukuk Mahkemesi, mahallinde yapmış olduğu keşif sonucunda 19/2/2007 tarihli
bilirkişi raporunu temin etmiştir. Bireysel başvuru dosyası kapsamında bu
raporun bir örneği bulunmamakla birlikte İstanbul 10. Vergi Mahkemesinin
22/3/2012 tarihli gerekçeli kararından yangın mahallinde yapılan incelemede cep
telefonları ya da kalıntılarına rastlanmadığı tespitine yer verildiği
anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul 10. Vergi Mahkemesi de bu içeriğe sahip
raporun beyannameye konu malların gümrük sahasına alındığı hususunda herhangi
bir tespit içermediği sonucuna varmış ve buradan hareketle malların gümrük
sahasında bulunduğu mahkeme kararı ya da en büyük mülki amirin düzenlediği
belge ile tevsik edilmediğinden davanın reddine karar vermiştir.
55. Başvurucu ise beyannameye konu cep telefonlarının
devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan gümrük sahası içinde meydana gelen
yangında yok olduğunu ileri sürmektedir. Başvurucu, bu iddiasına aynı beyanname
nedeniyle tahakkuk ettirilen ve aynı makbuzla tahsil edilen KDV'nin iadesi için
açmış olduğu davanın lehine sonuçlanmasını dayanak olarak göstermektedir.
İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 22/2/2008 tarihli kararında, söz konusu mallar
gümrük sahası içinde iken meydana gelen yangında zayi olduğundan tahsil edilen
274.639,49 TL KDV'nin iadesine karar verilmiştir. Anılan karar, Danıştay
Dokuzuncu Dairesinin 12/6/2013 tarihli kararıyla onanmış; karar düzeltme
isteğinin aynı Daire tarafından 24/9/2014 tarihinde reddiyle kesinleşmiştir
(bkz. § 14).
56. Bu durumda somut olay itibarıyla müdahalenin
orantılı olup olmadığının tarafların tutumları ve üstlenmiş oldukları
yükümlülükler nazara alınarak belirlenmesi gereklidir. Somut olayda ithalatçı
firma olan başvurucu, yurt dışından ithal ettiğini ileri sürdüğü cep
telefonları için ilgili gümrük idaresine 4458 sayılı Kanun hükümleri uyarınca
malların muhteviyatını gösterir gümrük giriş beyannamesini sunmuştur. Gümrük
idaresi de bu beyanname üzerine başvurucuya vergi borcu tahakkuk ettirmiş,
tahakkuk ettirilen borç ödenmiştir. Gümrük idaresi, bu aşamada anılan malları
teslim alarak kendi sorumluluk alanında bulunan ve başvurucunun herhangi bir
müdahalesinin mümkün olmadığı gümrük sahası içindeki depoya yerleştirmiştir.
Gümrük giriş beyannamesine konu malların mevcut olup olmadığını veya belirtilen
nitelikte bulunup bulunmadığını denetleme yükümlülüğü gümrük idaresine ait olup
hukuken münhasıran kendi yetki alanında bulunan antrepoda tutulan cep
telefonlarının varlığına yönelik olarak idarenin yangının meydana geldiği
tarihe kadar herhangi bir itirazı söz konusu değildir.
57. Öte yandan idarenin taraf olduğu ve başvurucu
tarafından sunulan aynı beyanname üzerine tahakkuk ettirilen KDV'nin iadesine
ilişkin davada cep telefonlarının gümrük sahasında iken meydana gelen yangında
zayi olduğu kabul edilmiştir. 4458 sayılı Kanun hükümleri uyarınca başvurucunun
yükümlülüğü yurda ithal ettiği bu telefonları doğru bir şekilde beyan ederek
tahakkuk ettirilen vergisini ödemekten ibaret olup henüz gümrük sahası içinde
bulunan cep telefonlarının mevcudiyetini ve beyannameye uygun olup olmadığını
denetleme yükümlülüğü gümrük idaresindedir. İtfaiye Müdürlüğü tarafından tutulan
yangın raporu da nazara alındığında beyanname kapsamındaki cep telefonlarının
meydana gelen yangında zayi olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün başvurucuya
yüklenmesinin kamu makamlarının tutum ve yaklaşımlarını gözetmeyen, katı bir
yaklaşım olduğu ve başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet
yüklediği sonucuna varılmıştır. Somut olay itibarıyla başvurucunun mülkiyet
hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin
başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna
varılmıştır.
58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesinde
güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi
gerekir.
3. 6216
Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)
numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas
inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine
karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...
(2) Tespit
edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını
ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye
gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde
başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması
yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa
Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir"
60. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve
hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının
ortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca
eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.
Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın
veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa
ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda
uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
61. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için
yapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi
gerekir. Buna göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya
yasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun
giderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
62. İhlalin idari eylem ve işlemden kaynaklandığı
durumlarda 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca
Anayasa Mahkemesi her somut olayın koşullarını dikkate alarak yapılması
gerekenlere hükmeder. İdari eylem ve işleme karşı başvurulacak kanun yolları
varsa ve bu yollar tüketildikten sonra yapılan bireysel başvurunun incelenmesi
sonucu ihlal tespiti yapılmışsa yeniden yargılama yoluyla ilgili mahkemenin
tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânının bulunduğu
durumlarda kararın bir örneğinin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için
yeniden yargılama yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilebilir.
63. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit
edildiği hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir
derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine
bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında
belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri
yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan, §
59).
64. Başvurucunun gümrük sahası içinde meydana gelen
yangında zayi olduğunu ileri sürdüğü mallar için ödediği ÖTV'nin iadesi isteği
idare tarafından reddedilmiştir. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin idari bir
işlemden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
65. Ancak bu idari işlemin iptali için hukuki bir yol
mevcut olup derece mahkemelerinin başvurucunun talebini reddetmesi nedeniyle
ihlalin sonuçları giderilememiştir. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki
yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı
Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının
ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması
gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve
nihayet ihlal sonucuna uygun olarak yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu
sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 10.
Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
66. Mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle kararın yeniden
yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar
verilmesinin yeterli giderimi sağladığı değerlendirildiğinden başvurucunun
tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
67. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç
ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin
başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan
mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere
İstanbul 10. Vergi Mahkemesine (E.2011/1388, K.2012/491) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç
ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin
BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde
yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten
ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
GÖNDERİLMESİNE 12/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan Üye Üye
Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Celal Mümtaz AKINCI
Üye Üye
Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL