Danıştay 7. Daire E: 2021-1268 Kıymet kriterli gözetim uygulamasında kıymet farkına ilişkin sonradan vergi ödenmesi halinde ceza kararı geri çekilmesine ilikin işlemin anayasal hak arama özgürlük ilişkisine aykırı olduğu
Tasarruflu Yazılar 1 2 3 4
Danıştay 7. Dairesinin E:2021/1268;
K:2023/1835
sayılı Kararı ile temyiz yolu açık olmak üzere genelgenin iptaline karar
verilmiştir.
Danıştay Dava Daireleri Kurulunun
E:2023/1091; K:2024/993 sayılı
kararı ile İptal kesinleşmiştir.
T.C.
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/1268
DAVACI VE YÜRÜTMENİN
DURDURULMASINI İSTEYEN : … Şirketi
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : Ticaret Bakanlığı
VEKİLİ : Av. … -Aynı adreste
İSTEMİN KONUSU : Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 22/01/2019
tarih ve 2019/1 sayılı
Genelgesi'nin 3. maddesini değiştiren, "Kıymet Kriterli Gözetim
Uygulaması" konulu, 31/03/2021 tarih ve 2021/13 sayılı
Genelgenin iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Gözetim uygulaması kapsamında kıymet
artırımı yaparak ithalat işlemlerini gerçekleştiren yükümlülerin kanunen
ödenmemesi gerektiği halde ödenen vergilerin iadesi için dava açabileceği,
uyuşmazlık konusu Genelge'de ise dava açan mükelleflerle dava açmayan
mükellefler arasında gözetim işlemleri kapsamında farklı uygulamaya gidildiği,
dava açmayan mükellef ek kıymet beyan ederek ithal ettiği eşyayı gözetim
belgesi aranmaksızın serbest dolaşıma dahil edebilmekteyken, dava yolu ile iade
işlemleri gerçekleştirilen yükümlülerden gözetim belgesi ibrazında bulunması
istenilerek ibrazın gerçekleştirilmemesi durumunda 4458 sayılı
Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinde
yer alan yaptırıma maruz bırakılarak Anayasa'nın
36. maddesinde yerini alan "hak arama özgürlüğü"nün kullanılması
güçleştirilmek suretiyle hakkın özüne dokunulduğu ve dava açma hakkını
kullanmaları kısıtlanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki
adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, diğer taraftan, yurt dışı gideri
artırmak suretiyle gözetim kıymeti üzerinden beyan ederek ithalat işlemleri
tamamlandıktan sonra dava ile fazladan ödenen vergileri iade alanların tekrar
bu uygulamadan faydalanamayacağına ilişkin 2016/18 sayılı
Genelge'nin 3. maddesinin iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesinin
E:2017/370 sayılı dosyasında kayıtlı bulunan davada verilen yürütmenin
durdurulması isteminin reddine dair karara karşı yapılan itiraz başvurusu
üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca itirazın kabulü ile yürütmenin
durdurulmasına karar verildiği, bahsi geçen bu davanın huzurdaki dava konusu
ile benzer nitelik taşıdığı göz önüne alındığında uyuşmazlık konusu Genelgenin
hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek yürütmenin durdurulması istenilmiştir.
TİCARET BAKANLIĞININ SAVUNMASI :Kıymet kriterli gözetim uygulamasına
ilişkin gümrük beyannamesinin tescili aşamasında idareye gözetim belgesi
sunamayan yükümlülerin "yurtdışı gider" adı altında gümrük kıymetini
yükseltmek suretiyle gümrük işlemlerini tamamlayabildikleri, yükümlülerin
beyannamede fazladan beyanda bulundukları kısımdan kaynaklanan tahakkukları
dava konusu etmeleri ve yargı kararıyla fark vergilerin iade edilmesi üzerine
gözetim belgesi sunulmadığından 4458 sayılı Kanun'un 235. maddesi uyarınca para
cezası işleminin uygulanmasının gerektiği, gözetim belgesi sunulmasına ilişkin kendisine
bildirim yapılan yükümlüler bu aşamadan sonra gözetim belgesi
sunamayacaklarından, iptali istenen düzenleme kapsamında idare ile sulh yoluna
gidebilmelerini sağlayan bir seçeneğin sunulduğu, Orta Akdeniz Gümrük ve Dış
Ticaret Bölge Müdürlüğünce düzenlenen bir yazıda başka bir yükümlüye benzeri
hususla ilgili olarak mahkeme kararı üzerine iade edilen vergilerin idareye
ödenmesi suretiyle ceza kararının kaldırılacağının bildirildiği iddia edilerek
yürütmenin durdurulmasına ilişkin istemin reddine karar verilmesi
istenilmiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ÖMER BATUR'UN
DÜŞÜNCESİ: Dava konusu Genelge ile yapılan
düzenlemenin, dava açan ve açmayan yükümlüler arasında eşitsizliğe neden
olduğu, diğer taraftan yükümlülerin haklarında alınan ceza kararına karşı
açtıkları davadan feragat etmeye zorlanmasının hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma
hakkı ile bağdaşmadığı, kanuni sebep bulunmaksızın alınan ceza kararının
Genelge'de belli şartlar öngörülerek yine kanuni sebep bulunmaksızın
kaldırılmasına olanak bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde,
anılan düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ve düzenlemenin yürürlükte kaldığı
sürece yükümlüler açısından telafisi güç veya imkansız zarar doğuracağı
anlaşıldığından, yürütmenin durdurulması isteminin kabulü gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince,
davalı idarenin savunması alındıktan sonra incelenmesine karar verilen
yürütmenin durdurulması istemi, savunmanın geldiği görülmekle yeniden
incelendi, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
10/05/2004 tarih ve 2004/7304 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Karar'ın 1.
maddesinde, "bu Karar bir malın ithalatında kaydedilecek gelişmelerin
yakından izlenmesi amacıyla o malın ithalatında gözetim uygulamasına ilişkin
usul ve esasları kapsar." 4. maddesinde, "Bir malın ithalatında
gözetim uygulanmasına ilişkin kararın, başvuru üzerine veya re'sen yapılacak
bir değerlendirme sonucunda Müsteşarlık (İthalat Genel Müdürlüğü) tarafından
verilir. Yapılacak değerlendirmede ithalatın gelişimi, ithal şartları ve
ithalatın yerli üreticiler üzerindeki etkisi dikkate alınır. Gözetim kararı
gözetim belgesi düzenlenmesi yoluyla ileriye yönelik olarak veya gerçekleşen
ithalatı değerlendirmek üzere geçmişe dönük olarak uygulanabilecektir. İleriye
yönelik gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği
belgelerin yanı sıra "Gözetim Belgesi" de aranır." düzenlemesine
yer verilmiştir.
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel
Müdürlüğünün 07/02/2012 tarih ve 2012/3 sayılı
Genelgesi'nin 3. maddesinde, "Gümrük Yönetmeliği'nin 180. maddesi
kapsamında yapılan kontrolde, gözetim belgesi olmadığı halde beyan edilen
kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmaması durumunda, yükümlünün ek
beyanı ile ithal eşyasının kıymetinin ilgili tebliğde belirtilen kıymete
ulaşmasını sağlaması ve ihtirazi kayıt yapmayacağına dair taahhüt vermesi
gerektiği durumda, eşyanın serbest dolaşıma girişinde gözetim belgesi aranmaz.
Söz konusu ek beyan, BİLGE programında usulüne uygun olarak "Yurt Dışı
Diğer Giderler" altında yapılabilir. Yükümlünün ek kıymet beyanı sonucu
oluşan kıymet, eşyanın nihai kıymeti olarak değerlendirilerek, başka bir işleme
gerek kalmaksızın, serbest dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanır."
şeklinde düzenlemeye bağlanmış iken, "Kıymet Kriterli Gözetim
Uygulaması" konulu, 29/11/2016 tarih ve 2016/18 sayılı
Genelge ile daha önce yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmasına karşın
kıymet artırımına karşı dava açtığı tespit edilen yükümlülerin, bahsi geçen
uygulamadan tekrar faydalanamayacağı düzenlemesi yapılmıştır.
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel
Müdürlüğünün 22/01/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Genelgesinde, "2004/7304
sayılı İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Karar'ın 4. maddesinde yer alan
'İleriye yönelik gözetime tabi bir malın ithalatında gümrük mevzuatının
gerektirdiği belgelerin yanı sıra Gözetim Belgesi de aranır.' hükmü gereğince
yükümlüler, İthalat Genel Müdürlüğünden ilgili eşya için alacakları gözetim
belgesini gümrük idarelerine ibraz etmek zorundadırlar. 2004/7304 sayılı Karar
ve ilgili gözetim tebliğleri kapsamında gümrük idarelerinde yapılan işlemlerle
ilgili olarak gümrük idarelerince aşağıda belirtilen esaslara göre işlem
yapılması uygun bulunmuştur:
(1) Eşya kıymetinin gözetim tebliğinde
belirtilen kıymetten düşük olması durumunda, eşya kıymetinin gözetim tebliğinde
belirtilen düzeye çıkmasını sağlayacak şekilde yurtdışı diğer gider beyan
edilmesi halinde yükümlüden gözetim belgesi ibrazı istenilmez. Gümrük
Yönetmeliği'nin 180. maddesi kapsamında yapılan kontrollerde, gözetim
belgesinin beyan edilmediği ve beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen
kıymete ulaşmadığının tespit edilmesi halinde, yükümlünün talebi üzerine beyan
edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen gözetim kıymetine yükseltilmesine
yönelik beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilir. Yükümlünün ek kıymet
beyanı sonucu oluşan kıymet, eşyanın nihai kıymeti olarak değerlendirilerek,
başka bir işleme gerek kalmaksızın serbest dolaşıma giriş rejimi işlemlerinin
tamamlanır. Bu şekilde işlem yapılmasını talep etmemesi halinde, Gümrük
Yönetmeliği'nin 181. maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usuller
takip edilerek alınacak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir.
(2) Teslimden sonra yapılan kontroller
sonucunda, eşyanın gözetime tabi olduğunun ve bu şartın karşılanmadığının
anlaşılması halinde, gümrük idaresince yükümlüye bu hususun bildirilmesi
üzerine otuz gün içinde farklılığa ilişkin vergilerin ödenmesi durumunda, ilave
herhangi bir işlem tesis edilmez. Aksi taktirde Gümrük Yönetmeliği'nin 181.
maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usullerin takip edilerek
alınacak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir.
(3)
Beyanın
tescili aşamasında gözetim tebliğinde yer alan kıymete ulaşılmasını sağlayacak
şekilde veyahut eşyanın tesliminden önce ya da sonra gerçekleştirilen
kontroller sonucunda yurtdışı gider beyan edilerek buna tekabül eden ithalat
vergilerinin ödenmesi sonrasında, Gümrük Kanunu uyarınca geri verme
başvurusunda bulunulması, bu başvurunun idarece reddi işlemine karşı dava
açılması ve davanın idare aleyhine sonuçlanması sebebiyle yargı kararı
mucibince geri verme işleminin yapılması durumunda, yükümlünün gözetim belgesi sunulmaksızın
işlem yapmasına izin verilmesini temin eden ek beyanın ortadan kalktığı ve beyanın
başlangıcındaki duruma dönüldüğü izahten vareste bir husustur. Bu durumda,
gözetim belgesinin teminine yönelik olarak Gümrük Yönetmeliğinin 181. maddesi
ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usuller takip edilerek alınacak sonuca
göre işlemler tekemmül ettirilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen 22/01/2019 tarih ve
2019/1 sayılı Genelge'nin 3. maddesi Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel
Müdürlüğünün "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" başlıklı 2021/3
sayılı Genelge ile değiştirilmiş ve " 3) Beyanın tescili aşamasında
gözetim tebliğinde yer alan kıymete ulaşılmasını sağlayacak şekilde veyahut
eşyanın tesliminden önce ya da sonra gerçekleştirilen kontroller sonucunda
yurtdışı gider beyan edilerek buna tekabül eden ithalat vergilerinin ödenmesi
sonrasında, 4458 sayılı Gümrük Kanunu uyarınca geri verme başvurusunda
bulunulması, bu başvurunun idarece reddi işlemine karşı dava açılmasını
müteakiben davadan yükümlüsünce feragat edilmesi halinde, herhangi bir işlem
tesis edilmez.
Ancak davanın idare aleyhine sonuçlanması
sebebiyle, yargı kararı mucibince geri verme işleminin yapılması durumunda,
yükümlünün gözetim belgesi sunulmaksızın işlem yapmasına izin verilmesini temin
eden ek beyanın ortadan kalktığı ve beyanın başlangıcındaki duruma dönüldüğü
izahtan vareste bir husustur. Bu durumda, Gümrük Yönetmeliği'nin 181. maddesi
kapsamında yapılan bildirimler sonucunda, ilgili kurum tarafından belgenin
düzenlenmesinin mümkün olmadığı hususunun gümrük idaresince yükümlüye
bildirildiği tarihten itibaren 30 (otuz) gün içinde, yargı kararına istinaden
geri verilen vergi ve varsa fer'i alacakların, idare tarafından geri vermenin
yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü
Hakkında Kanun hükümleri uyarınca hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile
birlikte ödenmesi durumunda, herhangi bir işlem tesis edilmez. Aksi takdirde,
Gümrük Yönetmeliği'nin 181. maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen
usullere devam edilerek alınacak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir.
Gümrük Yönetmeliği'nin 181. maddesi ve
2016/9 sayılı Genelge'ye göre yapılan işlemlere ilişkin idari yaptırımlara dair
itirazlardan vazgeçilmesi veya dava aşamasında olanlarla ilgili olarak da
davadan feragat edilmesi halinde; yargı kararına istinaden geri verilen vergi
ve varsa fer'i alacakların, feragat veya itirazdan vazgeçme tarihinden itibaren
30 (otuz) gün içinde, idare tarafından geri vermenin yapıldığı tarihten
itibaren 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hesaplanan gecikme zammı oranında
faiz ile birlikte ödenmesi koşuluyla idari yaptırımlar iptal edilir."
şeklini almıştır.
Davacı tarafından Ticaret Bakanlığı
Gümrükler Genel Müdürlüğünün 22/01/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Genelge'nin 3.
maddesini değiştiren, "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu,
31/03/2021 tarih ve 2021/13 sayılı Genelgenin iptali ve yürütmenin durdurulması
istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
"Hak arama hürriyeti" doktrinde,
idari, siyasal ve yargısal başvuru olmak üzere üçe ayrılmaktadır. İdari ve
siyasal başvuru yöntemleri Anayasamızın 40 ve 74. maddelerinde yerini
bulmuşken, yargısal başvuruya ilişkin 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve
yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı
olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu yolundaki
düzenlemeyle, hak arama özgürlüğü; kişilerin yargı organları önünde davacı veya
davalı olarak haklarını savunabilmek için başvurabilmesi ve bu organlar önünde
adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanma hakkının bulunması olarak
tanımlanmıştır.
Uluslararası mevzuat bakımından ise
ülkemiz açısından bağlayıcılığı bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde
(AİHS), hak aramada yargısal başvuru yönteminin karşılığı, Sözleşmenin 6.
maddesinde, "adil yargılanma hakkı" başlığı altında düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar
ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek
olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının
makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme
hakkına sahiptir.
T.C. Anayasası'nın 13. maddesinde; temel
hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla
sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik
toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı
olamayacağı, 38. maddesinin ilk fıkrasında; kimsenin, kanunun suç saymadığı bir
fiilden dolayı cezalandırılamayacağı, aynı maddenin üçüncü fıkrasında; ceza ve
ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulacağı kurala
bağlanmıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 211.
maddesinde, kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen
gümrük vergilerinin geri verileceği, kanunen tahakkuk ettirilmemeleri gerektiği
halde tahakkuk ettirilen gümrük vergilerinin kaldırılacağı hükmüne yer
verilmiştir.
Mezkur Kanun'un 24. maddesinde, ithal
eşyasının kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu; satış bedelinin, Türkiye'ye
ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28. maddelere göre gerekli düzeltmelerin
de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu; 25. maddesinin 1.
fıkrasında, 24. madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymetinin, bu
maddenin 2. fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bendlerinin sıra halinde
uygulanmasıyla belirleneceği; eşyanın gümrük kıymetinin bir üst bent
hükümlerine göre belirlenebildiği sürece bir alt bent hükümlerinin
uygulanmayacağı hükümlerine yer verilmiş; 26. maddesinde ise, 24 ve 25. madde
hükümlerine göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük kıymetinin, Gümrük
Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin Uygulanmasına Dair
Anlaşmanın, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının (GATT) VII.
maddesinin ve bu bölüm hükümlerinin prensip ve genel hükümlerine uygun
yöntemlerle ve Türkiye'de mevcut veriler esas alınarak belirleneceği
öngörülmüş; GATT'ın VII. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşmanın 17.
maddesinde de, bu Anlaşmada yer alan hiçbir hükmün, gümrük idaresinin, gümrük
kıymetinin belirlenmesi ile ilgili olarak ibraz edilen tutanak, belge veya
beyannamenin gerçeklik veya doğruluğunu araştırma hakkını sınırlamayacağı ve bu
hakkı tartışma konusu haline getirecek şekilde yorumlanamayacağı hükme
bağlanmıştır.
İthalatta uygulanacak gözetim ve korunma
önlemleri ise, Türk Mevzuatında, 29/01/1995 tarih ve 22186 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan, 26/01/1995 tarih ve 4067 sayılı Kanun'la onaylanması
uygun bulunan ve 25/02/1995 tarih ve 22213 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
03/02/1995 tarih ve 1995/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan Dünya
Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasının ekinde yer alan ve bu anlaşmanın ayrılmaz
parçasını teşkil eden Korunma Tedbirleri Anlaşması ile yerini almıştır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun
"Cezalar"ın düzenlendiği Onbirinci Kısmında yer alan 235. maddesinin
1. fıkrasının yürürlükteki şekliyle (c) bendinde, serbest dolaşıma giriş
rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve
denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; eşyanın ithali, belli
kuruluşların vereceği ve gümrük idaresine ibrazı veya beyanı zorunlu olan
lisans, izin, uygunluk belgesi veya bu belgeler yerine geçen bilgiye bağlı
olmasına rağmen, eşya belge veya bilgiye tabi değilmiş ya da belge veya bilgi
alınmış gibi beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi halinde, varsa eşyanın fark
gümrük vergilerinin alınmasının yanı sıra, gümrüklenmiş değerinin iki katı
idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin
2. fıkrasında, Danıştay veya idari mahkemelerin, idari işlemin uygulanması
halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça
hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı
idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe
göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilecekleri, uygulanmakla etkisi
tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesinin, savunma alındıktan sonra
yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da
durdurulabileceği, yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi
gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak
telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesinin zorunlu olduğu,
sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu
gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceği belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hukuk devleti, Anayasa Mahkemesi
kararlarında, her eylem ve işlemi hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren,
bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk
düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan
kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde
yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu
bilincinde olan devlet olarak tanımlanmış olup, bireyin temel hak ve
hürriyetine dokunmamayı onları korumayı taahhüt eden bir ilkedir. "Hak
arama özgürlüğü"nün hukuk devletinin gerçekleşmesinde önemli bir yeri
bulunmaktadır.
Hukuk devletinin en önemli unsurlarından
biri de ölçülülük ilkesi olup, bu ilke, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun
âdil bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. İdarelerce tesis edilen
işlemlerin, kamu yararının sağlanması amacına yönelik, objektif, âdil ve ölçülü
olması hukuk devleti olmanın gereğidir.
Bu nedenle, idareler, takdir yetkisine
sahip oldukları ya da bir değerlendirme yapma durumunda bulundukları her bir
somut olayın özelliklerini göz önüne alarak konuyu değerlendirmeli, yaptıkları
düzenlemelerde ve tesis ettikleri işlemlerde, kendilerine tanınan takdir
yetkisini, kanunların sınırları içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı
ölçütlerini göz önünde tutarak ve ulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin
menfaatleri arasında adil bir dengenin sağlanması amacına yönelik olarak ölçülülük
ilkesini dikkate almak suretiyle kullanmalıdır.
İdarenin her türlü işlem ve eylemine karşı
yargı yolunun açık olduğu yönündeki Anayasa'nın 125. maddesi hükmünün etkisiz
kılınması sonucuna yol açabilecek nitelikte tasarruflardan kaçınılması hukuk
devleti olmanın bir gereğidir.
Bu kapsamda, davacının, hukuki durumu
üzerinde birtakım etki ve sonuçlar doğuran, dolayısıyla hak ve menfaatlerini
etkilediği çok açık olan bir idari işlemi yargı mercileri önünde uyuşmazlık
konusu etme ve inceletme olanağından yoksun bırakılması, dava hakkının
varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeler.
Öte yandan, Anayasa ile güvence altına
alınan suç ve cezada kanunilik ilkesi ortaya çıkan sonuca ceza
uygulanabilmesini, fiilin kanunlarda açık bir şekilde kabahat veya suç olarak
tanımlanması şartına bağlamaktadır. Kanunîlik ilkesi gereği de, ancak kanun ile
izin verilirse ceza kesilmesinden veya cezanın tahsilinden vazgeçilebilir.
Dava konusu Genelgenin değişiklik
getirdiği Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün "Kıymet Kriterli
Gözetim Hakkında Genelge" konulu 2019/1 sayılı Genelgesinde, gözetime tabi
bir malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra
aranılan "gözetim belgesinin" yükümlülerce gümrük idarelerine ibraz
edilmesinin zorunlu olduğu belirtildikten sonra, 2004/7304 sayılı İthalatta
Gözetim Uygulanması Hakkında Karar ve ilgili gözetim Tebliğleri kapsamında
gümrük idarelerince yapılacak işlemler sıralanmış, gözetime tabi eşyanın
ithalinde "gözetim belgesi" ibraz edemeyen yükümlülere gözetim
tebliğinde belirtilen kıymete ulaşılmasını sağlayacak şekilde veyahut eşyanın
tesliminden önce ya da sonra gerçekleştirilen kontroller sonucunda yurtdışı
gider olarak beyan edilerek gözetim kıymeti üzerinden ithalat vergilerini
ödeyebilmesi ve ithalatın bu şekilde gerçekleştirilmesi imkanı verilmiş, bu
süreç tamamlandıktan sonra ise gözetim kıymetine isabet eden vergilerin 4458
sayılı Gümrük Kanunu uyarınca geri verilmesi başvurusunda bulunulması, bu
başvurunun idarece reddine ilişkin işleme karşı dava açılması ve davanın idare
aleyhine sonuçlanması sebebiyle yargı kararı uyarınca geri verme işleminin
yapılması durumunda, yükümlüye "gözetim belgesi" sunulmaksızın işlem
yapılmasına izin verilmesini sağlayan gözetim kıymetine ilişkin ek beyanın
ortadan kalktığı ve bu nedenle Gümrük Yönetmeliği'nin 181. maddesi ve 2016/9
sayılı Genelge'ye göre yapılan işlemlere ilişkin idari yaptırımların uygulanacağı
belirtilmiş iken; sözü edilen Genelgenin 3. maddesi uyuşmazlık konusu Genelge
ile değiştirilerek, gözetim kıymeti ile ilgili olarak yükümlülerce dava yolunun
izlenmesi durumunda oluşabilecek üç duruma ve idarenin izleyeceği usule yer
verilmiştir. Birinci durumda; dava yoluna giden yükümlülerin davadan feragat
etmeleri halinde, idarece herhangi bir işlemin tesis edilmeyeceği, ikinci
durumda; açılan davada yapılan yargılamanın idare aleyhine sonuçlanarak yargı
kararı uyarınca geri verilen vergi ve fer'i alacakların 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre hesaplanan gecikme
zammı oranında faiz ile birlikte Genelge'de belirtilen sürede ödenmesi
durumunda herhangi bir işlemin tesis edilmeyeceği, aksi takdirde Genelge'de
sözü edilen düzenlemelere göre yapılan işlemlere devam edilerek 4458 sayılı
Kanun'un 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde öngörülen para cezasının
uygulanacağı, üçüncü durumda ise; yükümlüler hakkında Genelge'de sözü edilen düzenlemelere
göre yapılan işlemler sonucunda uygulanan para cezalarına dair itirazlardan
vazgeçilmesi veya dava aşamasında olanlarla ilgili olarak davadan feragat
edilmesi durumunda, yargı kararına istinaden geri verilen vergi ve fer'i
alacakların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan gecikme zammı
oranında faiz ile birlikte Genelge'de belirtilen sürede ödenmesi koşuluyla para
cezası kararının iptal edileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar bir arada
değerlendirildiğinde, dava konusu Genelge ile(aşamalı olarak); 1) gözetim
kıymetten kaynaklanan vergi ve fer'ilerine karşı açılan davadan feragat
edilmesi, 2) davaya devam edilerek davanın idare aleyhine sonuçlanması akabinde
vergi ve fer'ilerinin geri verilmesi halinde gözetim belgesi ibrazının
istenilmesine rağmen ibraz edilememesi üzerine davalı idareye öngörülen usulde
ödenmesi koşuluna bağlı olarak 4458 sayılı Kanun kapsamında para cezası
uygulanmayacağı, 3) idari yaptırım olarak para cezasının uygulanması halinde
ise cezaya dair itirazdan vazgeçilmesi veya davadan feragat edilmesi ve yargı
kararına istinaden geri verilen alacakların öngörülen usulde ödenmesi suretiyle
iptal edileceği hususlarının düzenlenmesi, yükümlülerin hak ve menfaatlerini
etkileyen bir idari işlemi yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme ve
inceletme olanağından yoksun bırakılması sonucunu doğuracak olup, bu durumun,
hak arama özgürlüğüne, adil yargılanma hakkına, hukuk devleti ve ölçülülük
ilkesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, uyuşmazlık konusu Genelgedeki
düzenleme ile benzer nitelikteki kıymet artırımına ilişkin usulü düzenleyen
07/02/2012 tarih ve 2012/3 sayılı Genelgenin 3. maddesinde değişiklik
getirerek, kıymet artırımına karşı dava açtığı tespit edilen yükümlülerin,
tekrar bu uygulamadan faydalanamayacağını kurala bağlayan 29/11/2016 tarih ve
2016/18 sayılı Genelgenin ilgili bölümüne karşı açılan davada Danıştay Onuncu
Dairesinin E:2017/370 sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulması
isteminin reddi yolundaki karara karşı yapılan itirazın Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulunun 07/12/2017 tarih ve 2017/1065 sayılı kararıyla hak arama
özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle kabulüyle yürütmenin durdurulması
isteminin reddi yolundaki karar kaldırılarak, sözü edilen düzenlemenin
yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Ayrıca, İdarece, kanuni sebep bulunduğunda
ceza kararı alınacak ve ancak kanun ile izin verilirse ceza kesilmesinden veya
cezanın tahsilinden vazgeçilebilecek olup, dava konusu Genelge ile getirilen
kanuni sebep olmaksızın ceza kararının kaldırılacağı yolundaki düzenleme
Anayasa ile güvence altına alınan suç ve cezaların kanuniliği ilkesine de
aykırılık oluşturmaktadır.
Kaldı ki, gözetim kıymet üzerinden
fazladan ödenen vergilerin yargı kararı uyarınca yükümlülere iadesi halinde
"gözetim belgesi" ibraz edilmesi zorunlu tutulurken, sözü edilen
vergilerin idareye ödenmesi halinde "gözetim belgesi" aranılmayarak
idari yaptırımın uygulanmayacağının veya uygulanan idari yaptırımın iptal
edileceğinin öngörülmesi Anayasanın 10. maddesinde yer alan "Eşitlik
ilkesi"nin ihlaline yol açacak şekilde yükümlüler arasında eşitsizlik
oluşturacaktır.
Diğer yandan, yukarıda yer verilen ithal
edilen eşyanın gümrük kıymetine ilişkin düzenleme uyarınca gümrük kıymetinin
belirlenmesinde, öncelikle, satış bedelinin esas alınması; satış bedelinin esas
alınması için gerekli koşulların mevcut olmadığının tespit edilmesi halinde
sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması gerekmektedir.
İthalatta uygulanacak gözetim ve korunma
önlemleri ise, Türk Mevzuatında, 29/01/1995 tarih ve 22186 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan, 26/01/1995 tarih ve 4067 sayılı Kanun'la onaylanması
uygun bulunan ve 25/02/1995 tarih ve 22213 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
03/02/1995 tarih ve 1995/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan Dünya
Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşmasının ekinde yer alan ve bu anlaşmanın ayrılmaz
parçasını teşkil eden Korunma Tedbirleri Anlaşması ile yerini almıştır.
Gözetim uygulamasında, Dış Ticaret
Müsteşarlığınca, yerli üreticilerin talebi üzerine veya re'sen, belli bir malın
ithalatının, o malın yerli üreticileri ve ülke ekonomisi üzerinde olumsuz
sonuçlar yaratıp yaratmadığının tespit edilmesi amacıyla incelemeye
başlanılarak, inceleme sonucunda gözetim uygulaması öngörülebilmektedir.
Gözetim uygulaması başlatılması durumunda, herhangi bir korunma tedbirinden söz
edilemez. Yani bu aşamada, o malın ithalatında herhangi bir kısıtlama, vergi
oranında artış, eşik kıymet belirlenmesi veya ek mali yükümlülük uygulaması söz
konusu olmamaktadır. Sadece, bir malın ithalatında, yerli üreticilerin zarar
görmesine sebebiyet verebilecek miktarda artış olup olmadığının
belirlenebilmesi için o malın ithal seyrinin izlenmesi amaçlanmaktadır. Bu
amacın gerçekleştirilebilmesi için, sadece o malın ithalatında, Dış Ticaret
Müsteşarlığınca düzenlenen bir "gözetim belgesi"nin ibrazı
zorunluluğu getirilir. Gözetim belgesinin ibrazı zorunluluğu ise, o malın,
belli bir değerin altında kıymetle ithal edilmek istenmesi durumuna münhasır
olmaktadır.
Gözetim uygulaması öngörülmesi aşamasında,
gözetim önlemi uygulanmasına karar verilen eşyanın, belirlenen bir kıymetin
altında ithal edilmek istenilmesi halinde, sadece, "gözetim belgesi"
ibrazı zorunluluğu getirildiğinden, bu zorunluluğa uyulmaması hali, Gümrük
Kanunu hükümlerine göre ek tahakkuk yapılmasını gerektirir bir durum değildir.
Nitekim, 26/06/2020 tarih ve 31167 sayılı
Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E:2020/1, K:2020/1
sayılı Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın Giderilmesi
İstemi Hakkında Karar'da; gözetim uygulamasının başlatılması durumunda herhangi
bir koruma tedbirinden söz edilemeyeceği, bu aşamada, o malın ithalinin
herhangi bir kısıtlama, vergi oranında artış, eşik kıymet belirlenmesi veya ek
mali yükümlülük uygulamasının söz konusu olmayacağı, sadece bir malın ithalinde
yerli üreticilerin zarar görmesine sebebiyet verilebilecek miktarda artış olup
olmadığının belirlenmesi için o malın ithal seyrinin izlenmesinin amaçlandığı
ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için gözetim belgesinin ibrazının
istendiği, bu zorunluluğa uyulmamasının ise Gümrük Kanunu hükümlerine göre ek
tahakkuk yapılmasını gerektirir bir durum olmadığı belirtilmiştir.
Dava konusu Genelge'de idari yaptırım
olarak söz edilen 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının
(c) bendi uyarınca ithal edilen eşya nedeniyle para cezasının uygulanması için
ise; 1) ithale konu eşyanın lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli
kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olması, 2) ithal
edilen eşyanın uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi değilmiş gibi beyan
edildiğinin yahut ithalata ilişkin herhangi bir uygunluk veya yeterlilik
belgesi alınmadan söz konusu belgelerin alındığı izlenimi uyandırılmak
suretiyle beyanda bulunduğunun saptanması, 3) eşyanın serbest dolaşıma giriş
rejimine tabi tutulması ve kuralda belirtilen hukuka aykırılıkların idarece
yapılan muayene, denetleme ve kontrol sonucunda ortaya çıkarılmasına bağlı
olup, ithali serbest olan eşyanın ithalat seyrinin izlenmesi ve koruma
tedbirlerinin uygulanmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla
getirilen ancak anılan maddede sayılanlar dışında kalan gözetim belgesinin
ibraz edilmemesi veya eksik olarak ibraz edilmesi madde uyarınca ceza
kesilmesini gerektiren nedenler olarak kabul edilemez.
Eşyanın gözetim kıymet belgesi
sunulmaksızın ithal edildiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235.
maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca karara bağlanan para cezasına vaki
itirazın reddine dair işlemine karşı açılan bir davada eşyanın ithalinde ibraz
edilmesi gereken gözetim belgesinin, 4458 sayılı Kanun'un 235. maddesinin 1.
fıkrasının (c) bendinde sayılan belgeler arasında yer almadığı, Gözetim
Tebliğinde getirilen düzenleme ile eşyanın ithalinin sınırlandırılmasının veya
şartlı olarak ithaline izin verilmesinin değil, ithali serbest olan eşyanın
ithalat seyrinin izlenmesi ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına gerek olup
olmadığının belirlenmesinin amaçlandığı, anılan belgenin ibraz edilmemesi
nedeniyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle işlemin
iptali yolunda verilen karara yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin karar
Dairemizin 25/05/2021 tarih ve E:2020/1936, K:2021/12449 sayılı kararıyla
onanmış bulunmaktadır.
Bu durumda, yukarıda aktarılan hususlar
göz önüne alındığında uyuşmazlık konusu Genelge ile ihdas edilen düzenlemede
hukuka uygunluk bulunmadığı ve yükümlüler açısından telafisi güç veya imkansız
zararlara neden olacağı dikkate alındığında teminat aranmaksızın yürütmenin
durdurulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. YÜRÜTMENİN DURDURULMASI İSTEMİNİN
KABULÜNE,
2. Bu kararın tebliğini izleyen günden
itibaren 7 gün içinde Vergi Dava Daireleri Kuruluna itiraz yolu açık olmak
üzere, 21/09/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Üye
…
…
…
…
…
…
…
…
…
…
(X)
(X) - KARŞI OY :
2004-7304 sayılı ithalatta gözetim
uygulaması hakkında Bakanlar Kurulu Kararına dayanılarak çıkarılan gözetim
kıymet tebliğleri idari işlem olarak değerlendirilmek suretiyle Danıştay
Başkanlar kurulu daireler arası işbölümü kararı gereği, Danıştay 10. Daire
görev alanında kabul edilmiş ve gözetim tebliğlerinin iptali talepli davaların
hukuka uygunluk denetimi bu daire tarafından yapılmak suretiyle iptal
taleplerinin reddedildiği bilinmektedir. Bu tebliğlerin uygulamasını gösterir
genelgelerinde yani işbu genelgenin de üst normlara uygunluk denetiminin de bu
daire tarafından yapılmak üzere 10. Daireye gönderilmesi gerekmektedir. Keza
emsal olarak gösterilen genelgenin yürütmeyi durdurma talepli iptal istemi bu
daire tarafından yapılmış yürütmeyi durdurma talebinin reddine dair itiraz
idari işler kurulu tarafından incelenmiş karara bağlanmıştır, benzer içeriğe
sahip genelge ortak tebliğe dayanmakta olup, konunun farklı daireler arasında
görülmesi başkanlar kurulu kararına uygun düşmemektedir.
Genelgenin esasının hukuka uygunluğunun
incelenmesinden ise, 4458 sayılı gümrük Kanunun 4. maddesi, "Gümrük
idareleriyle muhatap olan kişiler, bu Kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri
ile bunlara dayanılarak çıkarılan mevzuat hükümlerine uymak; gümrük
idarelerinin gerek bu Kanunda gerek diğer mevzuat hükümlerine göre yapacağı
gözetim ve kontrollere tabi olmak; bu idarelerin kendi adına veya başka
idareler nam veya hesabına tahsil edeceği her tür vergi, resim, harç ve
ücretleri ödemek veya bunların teminata bağlamak; mevzuat hükümlerinin uymayı
zorunlu kıldığı her tür işlemleri yerine getirmekle sorumludurlar."
düzenlemesini haizdir.
Normlar hiyerarşisinde genelgeler, alt
düzenleyici işlemlerin (yönetmelik, tebliğ) değişen şartlara ve ihtiyaca binaen
üst normlara aykırı olmamak üzere uygulamayı göstermek üzere hazırlanan kurum
içi düzenlemelerdir. Genelgenin dayandığı normlara bakıldığında üst norm ve
hiyerarşik düzenlemelerin uluslararası sözleşmelerden başlamak üzere hukuka
uygunlukları konusunda tartışma olmadığı iş bu genelgenin bir üst normu olan
gözetim tebliğlerinin de iptal istemlerinin reddedilmekle tebliğlerin hukuka
uygun ve yürürlükte olduğu kabul edilmekte ve bilinmektedir, iş bu Genelgenin
bir üst normu olan tebliğe aykırı bir düzenleme getirip getirmediği
incelendiğinde ,
Davalı idarenin Genelge ile, dayanak
tebliğde yer alan "gözetim kıymete tabi eşyaların ithalinde tebliğde
belirtilen kıymet altında ithal edilmek istenmesi halinde bu eşyaların ancak
gözetim belgesi ile ithal edileceği" düzenlemesine rağmen ikinci bir
seçenek sunulmak suretiyle tebliğin kıymet kriterli olması sebebiyle kıymet
farkının matraha yurt dışı gider olarak eklenmek suretiyle gözetim belgesi
olmaksızın ithalat yapma imkanı tanınmıştır. Zira matrah artmakla yerli
üreticilerin fiyat oluşumundan etkilenmeyeceği sonucuna varıldığı
düşünülmektedir. Bu ithalatçılara tanınmış bir seçme imkanı olduğu genelgenin
lafzından ve amacından sarih şekilde anlaşılmaktadır.
Bu seçeneklerin zorlama olarak
değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi gözetim belgesi almak yolunu tercih
etmeyen ithalatçıya ikinci bir yol olarak sunulduğu anlaşılmaktadır.
İdarenin uygulanmakta olan Genelgenin 3.
bendini değiştirme sebebi genelge içeriğinde görüldüğü üzere gözetim kıymete
dahil eşyaların ithalinde gözetim belgesi almak yerine kıymet farkının yurt
dışı gider olarak ekleyip ithalini gerçekleştiren ithalatçıların serbest
dolaşıma soktuğu eşyalar için bilahare ödememesi gereken verginin zorlama ile
ödediği iddiası ile 4486 sayılı kanunun 211. maddesi kapsamında dava açarak
fazla ödediği yurt dışı ilavelerin iadesini talep ettikleri ve taleplerinin
yargı yerlerince kabul edilmek suretiyle faizle iade edildiği ve bu durumun
kısır döngü halinde devam ettiği bilgisi ile gözetim kıymet tebliği ile
korunmak istenen amacın gerçekleşmesinin temin edilmesi olduğu zira ilgililerin
gözetim belgesi alma zorunluluğunu yerine getirmedikleri matrah artırımı ile
serbest dolaşıma girme işlemini tamamladıktan sonra zorla ödendiği iddiası ile
düşük fiyattan yurt içine belirlenen eşyaları sokmak suretiyle tebliğin amacını
uygulama ile askıya aldıkları yerli üreticilerin korunması amacıyla alınacak
önlemlerin tesbitinin yapılamadığı ve bu durumun devam eden döngü halinde
sürdüğü görülmüştür.
Gözetim uygulamasının, bazı malların
ithalatının o malın yerli üreticileri ve ülke ekonomisi üzerinde olumsuz
sonuçlar yaratıp yaratmadığının tespit edilmesi amacını taşıdığı bilinmekle,
yüksek miktarda ve düşük kıymet ile ithal edilen eşyanın ciddi bir artış
sürecinde ithalatının izlenebilmesi amacıyla mevzuatla getirilen ve korunan
hukuki yararın gerçekleşmesinin sağlanması amacıyla gözetim belgesi alma
zorunluluğu getirildiği tartışmasızdır. İdarece getirilen yurtdışı gider
ödeyerek kıymete yükseltme seçeneği ilgilinin seçimi ile olduğu Genelgenin
içeriğinden anlaşılmaktadır.
İşbu seçimi ilgilisinin kendi rızası ve
kararı ile yapmasına rağmen rızası hilafına ödemek zorunda kalındığı iddiası
ile yargı kararları ile iade alan kişilerin gelinen süreçte hem gözetim belgesi
almadığı hem yurt içine yerli üreticilerin haklarını tehdit eden durumların
varlığının doğmasına sebep olacaklarını öngören idare genelge ile ilgililere
her aşamada (ithalat öncesi, ithalat sırası ve ithalat sonrası) seçenek sunmak
suretiyle gözetim tebliğince korunan hukuki yararın sağlanmasına yönelik uygulama
önerdiği anlaşılmaktadır.
İşbu genelgenin içeriğinden hak arama
özgürlüğünü kısıtlayacak bir amaç doğmadığı gibi adil yargılanma hakkını ihlal
edeceği yolunda bir yorum, hukuken mevzuatın bütünsel incelemesi ile Anayasa
Mahkemesi tarafından yapılacak yargılama sonucunda varılabilecektir.
İdareler idari işlemlerde paralellik
kuralı gereği yapmış oldukları işlemleri aynı usul ve yetki sınırlarında geri
almak kaldırmak yetkisini haiz olduğu da bilinmekle ilgililere sunulan iş bu
ikinci seçeneğin bu süreçle kötüye kullanılmasının tesbiti halinde gümrük
yönetmeliğinin 181. Maddesi doğrultusunda işlem yapılacağı bildirilmekle olması
gereken uygulamaya atıf yapılmıştır.
İlgili ithalatçıların gözetim kıymete tabi
eşyaları ithal etmek istemeleri halinde gümrük kanun 4. maddesi gereği mevzuata
uygun davranma sorumluluğunun olduğunun aksini iddia etmeleri mümkün değildir.
Yurtdışı gider ödemelerinin fiktif bir
ödeme olduğu genelge kapsamında anlaşılmakla bu fark ödeme eşyanın gerçek satış
bedeli olmadığı ve gümrük kıymeti olmadığı hususu da tartışmasız gerçek bir
durumdur. Ancak, ilgililerin zorlama ile fiktif artış yaptığı iddiasının
tutarlı olmadığı zira genelgenin kıymet artımı yapılmak suretiyle ithalat
yapılabileceğine dair kısmı da dahil olmak üzere tümünün iptalinin talep
edilmemiş olması bu kısır döngünün devam etme isteğini, gözetim belgesi almadan
ithalat yapmayı ve hiçbir yaptırımla da karşılaşmamayı talep ettiği anlam ve
sonucunu doğurmaktadır
Bilindiği üzere her özel ve tüzel
kişilerin medeni haklarını kullanırken iyi niyet ve dürüstlük kurallarına uygun
davranmalarının gerektiği yolundaki Türk Medeni Kanunun 2. maddesindeki
emredici hüküm olmasa dahi etik kuralları gereği kabul edilebilir bir davranış
olduğu da söylenemeyecektir. Sosyal ve ticari yaşamda hak ve özgürlüklerin
sınırlarını belirleyen hukuk kurallarının varlığı ve uyma zorunluluğu medeni
kanunun temel ilkesi ile başlamaktadır. Buna göre: "madde 2 - Herkes,
haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına
uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni
korumaz." Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken, borcunu yerine
getirirken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını
zarara uğratmamak zorundadır.
Doktrinde, hakkın kötüye kullanılması, hak
sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet
kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyorsa veya hak sahibine
sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik varsa bu
durum hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirmekte, Anayasa başta olmak
üzere, hak sahibinin hakkını kullanırken objektif iyi niyet kuralları içinde
hareket etmesini emretmiş aksi davranışın hukuk düzeni tarafından korunamayacağını,
hukuken var olan bir hakkın sınırlarını aşarak ya da o hakkı gerekçe göstererek
hukuka aykırı eylemler yapma durumu veya bir hakkın, yasaların tanıdığı
yetkilerin sınırları içinde olmakla birlikle, amacından saptırarak kullanılması
halleri olarak somutlaştırılmıştır.
İşbu dava konusu Genelge içeriği itibari
ile kıymet kriterli gözetim tebliğinde belirtilmemesine rağmen ithalatçılara
ikinci bir seçenek sunulduğu ve bu seçeneği ilgililerin tercih edip kullandığı
ancak gümrük kanuna aykırı fazla ödeme yaptığı iddiası ile yargı yolunu
kullandığı ve genelgenin seçenek sunulan 1. bendinin iptalini de talep etmediği
de görülmekle hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu ve iptal talebinin
hukuk düzeni tarafından korunmayacağı tabi olmakla yürütmenin durdurulması
talebinin reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
Üye
…