Danıştay 7. Daire E: 2021-578 K 2021-1938 gümrük vergisini doğuran olay için ceza davası açıldığında TCK zamanaşımı süresinde ek tahakkuk düzenleneceği
T.C.
DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE
Danıştay Yedinci
Daire Başkanlığından: 29.06.2021 tarih ve 31526 sayılı R.G.
Esas No :2021/578
Karar No :2021/1938
KANUN YARARINA
TEMYİZ EDEN:
Danıştay Başsavcılığı
DAVACI :Nelis Group Limited Şirketi
VEKİLİ :Av. Şerif ACAR İMER-
(16215-12488-12092) UETS
DAVALI :Ticaret Bakanlığı adına Kapıkule
Gümrük Müdürlüğü EDİRNE
VEKİLİ :Av. Barış AYTAR (Aynı adreste)
İSTEMİN KONUSU : Edirne Vergi Mahkemesi
Hakimliğinin 28/10/2020 tarih ve E;2020/420, K:2020/735 sayılı kararının kanun
yararına temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacı adına, 02/01/2016
tarihinde tescil edilerek İstanbul Deri Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğüne sevk
edilen YX79067318 sayılı TIR
karnesi muhteviyatı eşyanın serbest bölgeye giriş yapmadığı ve TIR
karnesinin usulsüz şekilde kapatıldığının tespit edildiğinden bahisle alınan ek
tahakkuk kararına vaki itirazın zımnen reddine dair işlemin 1.880,00 TL
tutarındaki gümrük vergisine ilişkin kısmının iptali istemiyle dava açılmıştır.
Kanun yararına temyiz edilen
kararın özeti:
Edirne Vergi Mahkemesi Hakimliği, davalı idarenin usule ilişkin iddialarının
yerinde görülmediği, yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan
alındığı belirlenen gümrük vergilerinde zamanaşımı süresinin vergi tahakkukunun
kesinleştiği tarihten itibaren üç yıl olduğu, ancak gümrük yükümlülüğünü
doğuran olayla ilgili dava açılması halinde zamanaşımı süresinin duracağı,
gümrük vergilerini doğuran olayın Türk Ceza Kanunu'na
göre ceza uygulanmasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve suçun
zamanaşımının daha uzun olması halinde Türk Ceza Kanunu'ndaki dava ve ceza
zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı, gümrük vergileri ile bu vergiler üzerinden
kesilen para cezalarının noksan ödenmesi veya hiç ödenmemesi sonucunu doğuran
eylemin aynı zamanda suç oluşturması ve bu suçun tabi olduğu dava ve ceza zamanaşımı
süresinin daha uzun olması hallerinde Türk Ceza Kanunu'ndaki daha uzun olan
zamanaşımı süresinin uygulanması mümkün olmakla birlikte, bir eylemin suç
oluşturduğunun açılacak ceza davası sonucunda verilen kararla kesinlik
kazanabileceğinden anılan sürelerden yararlanılarak ek vergi tahakkuku
yapılabilmesi ya da para cezası kesilebilmesinin öncelikle, bu konuda açılmış
bir ceza davasının sonucuna bağlı bulunduğu, dava dosyasının incelenmesinden;
YK79067318 sayılı TIR karnesi muhteviyatı eşyayı taşıyan PB0599MP/PB6224EH
plakalı aracın Kapıkule Gümrük Müdürlüğünde 02/01/2016 tarihinde işlem görerek,
İstanbul Deri Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğüne sevk edildiği, İstanbul Deri
Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma neticesinde söz
konusu aracın serbest bölgeye giriş yapmadığı ve TIR karnesi muhteviyatı
eşyanın ayna firma stok hareketlerinde yer almadığı tespit edilerek, davalı
idareye bildirildiği, söz konusu eşyaya ilişkin olarak düzenlenen ek tahakkuk
kararının davacı şirkete 11/02/2020 tarihinde tebliği özerine yapılan itirazın
süresinde cevap verilmeyerek zımnen reddine dair Trakya Gümrük ve Dış Ticaret
Bölge Müdürlüğü işleminin 1.880,00 TL tutarındaki gümrük vergisine ilişkin
kısmının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, UYAP üzerinden yapılan
incelemede, dava konusu olaya ilişkin olarak ilgililer hakkında 11/12/2019
tarih ve 2019/58536 sayılı iddianamenin düzenlendiği ve zamanaşımı süresinin
dolmasından sonra 18/12/2019 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza
Mahkemesinin 2019/505 esas sayılı dosyasında dava açıldığının görüldüğü,
uyuşmazlıkta TIR karnesi muhteviyatı eşyanın 02/01/2016 tarihinde tescil
edilerek, İstanbul Deri Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğüne sevk edilmekle
zamanaşımı hükümleri gereğince tescil tarihinden itibaren 3 yıl içinde
yükümlüsü adına tahakkuk ettirilip, tebliğ edilmemiş olan ve bu süre içerisinde
de aynı fiil sebebiyle işlemeye başlayan zamanaşımını durduracak bir ceza
davası da açılmayan ek tahakkukun zamanaşımına uğramış olduğunun kabulüyle,
dava konusu yapılan ek tahakkuk kararında ve buna ilişkin itirazın reddine dair
kararda hukuka uygunluk bulunmadığından iptaline kesin olarak karar vermiştir.
Danıştay
Başsavcılığı tarafından, 2577 sayılı
idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesi
uyarınca, mahkeme kararının kanun yararına bozulması istenilmektedir.
DANİŞTAY BAŞSAVCISI ABDULKADİR
ATAUK'IN DÜŞÜNCESİ:
Davacı şirket adına 02/01/2016 tarihinde tescil edilerek İstanbul Deri Serbest
Bölge Gümrük Müdürlüğüne sevk edilen YX79067318 sayılı TIR karnesi muhteviyatı
eşyanın serbest bölge işlem fişi kayıt üstesinde kayıtlı olmaması, İstanbul
Endüstri ve Ticaret Serbest Bölge Müdürlüğünün firma stok hareketleri kayıtları
arasında yer almaması ve eşyayı taşıyan aracın kapı giriş kaydı olmadığının
14/11/2019 tarihli tutanak ile tespit edilmesi nedeniyle fiilen serbest bölgede
bulunmayan eşyanın TIR karnesinin usulüne uygun biçimde sonlandırılmadığı ileri
sürülerek, ek olarak tahakkuk ettirilen vergilerin kaldırılması istemiyle
yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin ek gümrük vergisine ilişkin
kısmına karşı açılan davada; işlemin davaya konu yapılan kısmını iptal eden
28/10/2020 tarih ve E:2020/420, K:2020/735 sayılı kararın kanun yararına
bozulması istemiyle Danıştay Başsavcılığını bilgilendiren dilekçe üzerine konu
incelendi;
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. maddesinde, niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade eden kararların kanun yararına
temyiz olunabileceği düzenlenmiştir.
4458 sayılı
Gümrük Kanunu'nun 5911 sayılı Kanunla değişik 181.
maddesinin 1. fıkrasında; gümrük yükümlülüğünün ithalat vergisine tabi eşyanın
serbest dolaşıma girmesiyle doğacağı; 2. fıkrasında, gümrük yükümlülüğünün, söz
konusu gümrük beyannamesinin tescil tarihinde başlayacağı, aynı Kanun'un 197.
maddesinin 2, fıkrasında, yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan
alındığı belirlenen veya fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilmeyen gümrük
vergilerine ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren
üç yıl içinde yapılacağı; şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla
ilgili olarak dava açılmasının zamanaşımını durduracağı; Yasa hükmünün 4.
fıkrasında da, gümrük vergileri alacaklarının, ceza uygulamasını gerektiren bir
fiile ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza
davası açılmış olmak kaydıyla, bu alacakların Türk Ceza Kanunu'ndaki dava ve
ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edileceği kurala
bağlanmıştır.
Bu
hükümlere göre, doğduğu tarihten itibaren üç yıl içerisinde tebliğ edilmeyen
gümrük vergileri zamanaşımına uğrar. Ancak, gümrük vergileri alacaklarının ceza
uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve bu fiil nedeniyle zamanaşımı
daha uzun bulunan ceza davası açılmış olması halinde, bu alacakların, Türk Ceza
Kanunu'ndaki dava ve zamanaşımı süreleri içerisinde kovuşturulup tahsil
edilmesi mümkündür. Bu sebepten olarak, vergiyi doğuran olay nedeniyle
ilgililer hakkında açılmış bir ceza davasının bulunup bulunmadığı, açılmışsa
davanın sonucu araştırılarak ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi zorunlu
bulunmaktadır.
Vergi
Mahkemesince, ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük vergisinin doğmasına neden
olan fillerle ilgili olarak ilgililer hakkında, zamanaşımı süresinin
dolmasından sonra, 11/12/2019 tarihinde düzenlenen iddianame üzerine,
18/12/2019 tarihinde İstanbul Anadolu Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin
"2019/505" esasına kayıtlı dosyası ile dava açıldığından, ek
tahakkukun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne hükmedilmiş ise
de; 4458 sayılı Kanun'un 197. maddesinin
5911 sayılı Kanunla değişik 4. fıkrasında; gümrük vergileri alacaklarının ceza
uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması durumunda, verginin bu süreye
tabi olduğu zamanaşımı süresi içinde tahsil edileceği düzenlenmiş olup, Kanun
maddesinde ceza davasının açılması, herhangi bir süre ile sınırlandırılmamıştır.
Dolayısıyla, verginin tebliği için öngörülen üç yıllık süre dolduktan sonra
dahi olsa fiil nedeniyle ceza davası açılmış olması, gümrük vergisi alacağı
hakkında suçun tabi olduğu zamanaşımı süresinin uygulanmasını olanaklı
kılacaktır.
Olayda,
davacı şirket adına tescilli eşya nedeniyle tahakkuk ettirilen vergiye ilişkin
tebligat gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık süre
geçirildikten sonra yapılmış olmakla birlikte, davacı şirket yetkilileri
hakkında ceza davası açıldığı anlaşıldığından, ek olarak tahakkuk ettirilen
gümrük vergisinin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi
yolunda kurulan işleme karşı açılan davada karar verilebilmesi için, İstanbul
Anadolu Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin E:2019/505 sayılı dosyası ile açılan
ceza davasının ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük vergisi ile ilgisinin
araştırılması ve ilgili bulunması halinde, ceza davasının sonucunun
beklenilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle verilen
karar hukuka uygun düşmemiştir.
Açıklanan
nedenlerle Edirne Vergi Mahkemesinin 28/10/2020 gün ve E:2020/420, K:2020/735
sayılı kararının, 2577 sayılı yasanın 51. maddesi uyarınca yürürlükteki hukuka
aykırı sonuç ifade ettiğinden, kanun yararına bozulmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ SELDA
GÜRSOYTRAK GOLSEVENİN DÜŞÜNCESİ :
Kapıkule
Gümrük Müdürlüğünde 02/01/2016 tarihinde tescil edilen Tır karnesi muhteviyatı
eşyanın sevk edildiği İstanbul Deri Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğüne ait kapı
giriş defter kaydında yapılan arşiv araştırmasında, firma adına düzenlenen Tır
karnesi ile eşyayı taşıyan araca ait plaka kaydına rastlanmadığı, serbest bölge
işlem fişi kayıt üstesinde yer almadığı, eşyanın serbest bölge müdürlüğünün
firma stok hareketlerinde görülmediği, bu surette eşyaların fişli olarak
serbest bölgede mevcut olmadığı tespit edilmiş, bunun üzerine Tır karnesinin
usule uygun olarak sonlandırılmadığı sonucuna ulaşılıp, Gümrük Genel Tebliğinin
(Tır İşlemleri Seri No:1) 42. maddesi
uyarınca, TIR karnesi muhteviyatı eşya için gümrük vergisi, katma değer vergisi
ve ilave gümrük vergisi ek tahakkuku yapılmıştır. Ek tahakkuka itirazın zımnen
reddi işleminin 1.880,00 TL tutarındaki gümrük vergisine ilişkin kısmının kesin
olarak iptaline yönelik Vergi Mahkemesi Hakimliği kararının kanun yararına
bozulması istenilmektedir.
2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında
idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara
başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş
sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi
içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabileceği;
11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin
kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının
üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma
süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın işlemeye başlamış olan idari dava
açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin
reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde
dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar
geçmiş sürenin de hesaba katılacağı kurala bağlanmıştır.
4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 14. Maddesinde, bu Kanunda belirtilen sürelerin, tarih
veya vadelerin, aksine özel bir hüküm bulunmadıkça uzatılamayacağı veya
ertelenemeyeceği; 242. maddesinde, yükümlülerin kendilerine tebliğ edilen
gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren
onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir
dilekçe ile itiraz edebileceği, idareye intikal eden itirazların otuz gün
İçinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği, itiraz dilekçelerinin
süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itirazın süresinde yapılmış
sayılacağı ve idarece yetkili makama ulaştırılacağı, itirazın reddi kararlarına
karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği
hükmüne yer verilmiştir.
Gümrük
Kanununa göre idarece re'sen veyahut ilgililerin isteği üzerine tesis edilen
işlemlere karşı, idareye yapılacak başvuru yollarının yöntem ve süreleri ile
kendisine başvuruda bulunulan idarenin cevap verme süreleri 4458 sayılı
Kanun'da, genel hükümlerden (İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. ve 11.
maddesindeki esaslardan) ayrı olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, Gümrük
Kanunu'na göre yapılan ek tahakkuklar ile ilgili olarak idari davaya konu
olabilecek işlemlerin oluşumunun sözü edilen başvuru usulleri ve süreleri
konusunda özel kanun niteliği taşıyan Gümrük Kanunu hükümleri uyarınca, bu
Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde ise genel kanun niteliğindeki İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 10. ve 11 maddeleri hükümlerine göre belirlenmesi
gerekmektedir.
Yukarıda
yer alan kurallara istinaden yükümlülerin kendilerine tebliğ edilen gümrük
vergilerine karşı on beş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama
verecekleri bir dilekçe ile İtiraz edebilecekleri, idareye İntikal eden
itirazın otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği,
İtirazın reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde işlemin tesis edildiği
yerdeki idari yargı merciine başvurulabileceği kabul edilmiştir. İtirazın
reddedilmiş sayılması suretiyle zımni ret işleminin oluşması için idari
başvurudan itibaren kanunda düzenlenen zımni ret süresinin dolmuş, olması
gerekmektedir, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda zımni ret işleminin oluşması
için altmış günlük süre öngörülmekle birlikte özel kanun olan Gümrük Kanunu'nda
ayrı bir süre olarak otuz günlük süre tanındığından, zımni ret işleminin
oluşmasında özel olarak belirlenen bu sürenin esas alınacağı tabiidir. Yasa
gereği zımni ret süresinin dolması ile birlikte ilgililere dava açma hakkı
tanınmaktadır. İdareye işlem tesis etmesi için tanınan süre henüz bitmemişken,
zımni ret sonucunun doğmayacağı açıktır. Dolayısıyla, zımni ret işleminin oluştuğunu
kabul edebilmek için zımni ret için öngörülen sürenin geçmesi gerekmektedir.
Zımni ret süresi geçmeden, zımnî ret işlemi oluşmayacağından idari davaya konu
edilebilecek kesin ve icrai işlemin bulunduğundan da söz edilemeyecektir. Bu
durumda, idarenin yükümlünün başvurusunu değerlendirdiği ve sessiz kalarak dava
açması için öngörülen usulün tamamlandığını kabul etmek hukuken olanaklı
değildir.
Dosyanın
İncelenmesinden; davacının 11/02/2020 tarihinde tebliğ edilen ek tahakkuka
karşı 18/02/2020 tarihinde Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğünde
itiraz ettiği ve Vergi Mahkemesi Hakimliğinin kararında yer alan davanın özeti
bölümünde de ifade edildiği üzere, itirazın zımnen reddine dair işlemin dava
konusu yapıldığı anlaşılmaktadır.
28/03/2020
tarih ve 31080 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
7226 sayılı
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesi
uyarınca, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle
yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; dava açma, icra takibi
başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı
süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak
üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin;
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanunu, 04/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/01/2011 tarihli ve 8100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu ite usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen
süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk
ve uzlaştırma kurumlarındaki sürelerin 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden
ibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durduğu, bu sürelerin, durma
süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı»
durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az
kalmış olan sürelerin» durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden
başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı, salgının devam etmesi halinde
Cumhurbaşkanının durma süresini artı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabileceği
ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabileceği kabul edilmiş; 30/04/2020 tarih ve
31114 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı
Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma
süresi 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden, 15/06/2020 (bu tarih dahil)
tarihine kadar uzatılmıştır.
Bu
durumda, Gümrük Kanunu'nun 242, maddesi de dahil tüm sürelerin 13 Mart-15
Haziran arasında durduğu açıktır. Dava konusu ek tahakkuk kararına karşı
18/02/2020 tarihinde Bölge Müdürlüğüne itiraz edilmiştir, Bölge Müdürlüğünün
otuz gün olan cevap verme süresi 19/03/2020 tarihinde sona erecek olup, bu
tarihin 7226 sayılı Kanun ve Cumhurbaşkanı Kararı ite belirlenen süreler
içerisinde yer aldığı ve bitimine on beş günden az kaldığı için 15/06/2020
tarihinden itibaren en son 30/08/2020 tarihine kadar sürenin uzatıldığı, davalı
idarece de 30/08/2020 tarihine kadar işlem tesis edilebileceği tabiidir.
İdareye karar alması için tanınan süre dolmadan ve öngörülen sürenin sessiz
kalınması suretiyle geçirilmesi neticesinde zımni ret işlemi oluşmadan
02/06/2020 tarihinde açılan davanın; ortada davacı yönünden kesin ve uygulanabilir
mahiyette zımnî ret işlemi oluşmadığından usul yönünden reddi gerekirken,
esasının incelenmesi suretiyle verilen kararın niteliği bakımından yürürlükteki
hukuka aykırı sonuç ifade etmesi nedeniyle, kanun yararına bozulması gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar
veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten
ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Davacı
adına 02/01/2018 tarihinde tescil edilerek İstanbul Deri Serbest Bölge Gümrük
Müdürlüğüne sevk edilen YX79067318 sayılı TIR karnesi muhteviyatı eşyanın
serbest bölge işlem fişi kayıt listesinde kayıtlı olmaması, serbest bölge
müdürlüğünün firma stok hareketleri kayıtları arasında yer almaması ve eşyayı
taşıyan aracın kapı giriş kaydının olmadığının 14/11/2019 tarihli tutanak ile
tespit edilmesi nedeniyle fiilen serbest bölgede bulunmayan eşyaya ait TIR
karnesinin usulüne uygun biçimde sonlandırılmadığı tespit edilerek yapılan ek
tahakkukun kaldırılması istemine yönelik başvurunun zımnen reddine ilişkin
işlemin 1.880,00 TL tutarındaki gümrük vergisine İlişkin kısmına karşı açılan
davada; İşlemin davaya konu yapılan kısmının iptaline dair 28/10/2020 tarih ve
E:2020/420, K:2020/735 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 181. maddesinin 5911 sayılı Kanunla değişik 1.
fıkrasının (a) bendinde, ithalatta gümrük yükümlülüğünün, ithalat vergilerine
tabi eşyanın serbest dolaşıma girişi için verilecek gümrük beyannamesinin
tescil tarihinde başlayacağı belirtilmiş; ayni Kanunun 197. maddesinin 1.
fıkrasında, gümrük vergilerinin tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ
edileceği, 2. fıkrasında, yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya
noksan alındığı belirlenen veya 1. fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilemeyen
gümrük vergilerine ilişkin tebligatın gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten
itibaren öç yıl içinde yapılacağı, şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu
olayla ilgili olarak dava açılmasının zaman aşımını durduracağı, 5911 sayılı
Kanunla değişik 4. fıkrasında da, gümrük vergileri alacaklarının, ceza
uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zaman aşımı daha uzun olan
bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olmak kaydıyla, bu alacakların Türk Ceza
Kanunu'ndaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içerisinde kovuşturulup tahsil
edileceği kuralına yer verilmiştir.
2577
sayılı Kanunun 51. maddesinde ise, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare
mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ve istinaf veya temyiz
incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların
göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına
temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde, kararın kanun
yararına bozulacağı; bu bozma kararının daha önce kesinleşmiş olan merci
kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bu
hükümlere göre, doğduğu tarihten itibaren üç yıl içerisinde tebliğ edilemeyen
gümrük vergileri zamanaşımına uğrar. Ancak, gümrük vergileri alacaklarının ceza
uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun
bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olması halinde, bu alacakların,
Türk Ceza Kanunu'ndaki dava ve zamanaşımı süreleri içerisinde kovuşturulup
tahsil edilmesi mümkündür. Bunun için, vergiyi doğuran olay nedeniyle ilgililer
hakkında açılmış bir ceza davasının bulunup bulunmadığının araştırılarak
ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi zorunlu bulunmaktadır.
Davada,
Mahkemece, 4458 sayılı Kanun'un 197. maddesinin 4. fıkrasından da söz
edilmesine karşın, 2. fıkrası hükmünden hareketle, tahakkuk zamanaşımı süresi
içerisinde zamanaşımını durduracak ceza davası açılmadığından, vergilerin
zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Oysa, maddenin 2.
fıkrasından ayrı bir durumu düzenleyen 4. fıkrasının 5911 sayılı Kanunla değişik
şeklinde gümrük vergileri alacaklarının ceza uygulamasını gerektiren bir fiile
ilişkin olması durumunda, tahakkukun bu süreye tabi olduğu zamanaşımı süresi
içerisinde yapılmasından bahsedilmiş olup, suçun tabi olduğu zamanaşımının
uygulanabilmesi için Kanun maddesinde, ceza davasının açılması herhangi bir
süreyle sınırlandırılmış değildir. Dolayısıyla, vergilerin tebliği için
öngörülen üç yıllık sürenin geçirilmesinden sonra da olsa bu fiil nedeniyle
ceza davası açılmış olması, gümrük vergileri alacakları hakkında suçun tabi
olduğu zamanaşımı süresinin uygulanmasını olanaklı kılacaktır.
Olayda
da, davacı adına tescilli TIR karnesi muhteviyatı eşya nedeniyle ek olarak
tahakkuk ettirilen vergilere ilişkin tebligat, gümrük yükümlülüğünün doğduğu
tarihten itibaren üç yıllık süre geçirildikten sonra yapılmış olmakla birlikte;
dava konusu olaya ilişkin olarak ilgililer hakkında 11/12/2019 tarih ve
2019/58536 sayılı iddianamenin düzenlendiği ve 18/12/2019 tarihinde İstanbul
Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/505 esas sayılı dosyasında dava açıldığı
saptanmıştır. İhtilaf konusu gümrük vergisi alacağının ceza uygulamasını
gerektiren bir fiile ilişkin olduğu ve ceza davasının da açıldığı tespit
edildiğinden, söz konusu alacak için Türk Ceza Kanunu'ndaki dava ve ceza
zamanaşımı süresi göz önüne alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken
yukarıda yer verilen gerekçe ile işlemi iptal eden mahkeme kararında hukuka
uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan
nedenlerle;
1. Danıştay
Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne;
2. Edirne
Vergi Mahkemesi Hakimliğinin 28/10/2020 tarih ve E:2020/420, K:2020/735 sayılı
kararının, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51 maddesi uyarınca,
hükmün sonuçlarına etkili olmamak üzere KÂNUN
YARARİNA BOZULMASINA,
3. Kararın
birer örneğinin taraflara ve Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu
kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 07/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar
verildi.