Danıştay 10.Daire E 2018-2646 K 2022-967 vekalet ücretinin ödenmemesi sonuçları (Dava konusu uyuşmazlığın özünü, vergi mahkemesince hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı idarece ödenmemesi üzerine davalı idare aleyhine açılan tazminat davasında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idare veya vergi mahkemelerinden hangisinin görev alanında yer aldığının tespiti) hakkındaki kararı
DANIŞTAY KARARI
Esas No: 2018/2646
Karar No: 2022/967
Danıştay Onuncu Daire
Başkanlığından:27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı R.G.
KANUN
YARARINA TEMYİZ EDEN : Danıştay Başsavcılığı
DAVACI : Boğaziçi Giyim Sanayicileri ve Dış Tic
A Ş.
VEKİLİ : Av. Fikri Akgün
UETS:
16775-77467-37878
DAVALI : Halkalı Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. Işıl Temel
Halkalı Gümrük Müdürlüğü
Muratbey Mahallesi Güzide Sokak No:20
Çatalca / İSTANBUL
İSTEMİN
ÖZETİ : İstanbul 11. idare Mahkemesi'nin
29/11/2017 tarih ve E:2017/1869, K:2017/2166 sayılı kararının; 2577
sayılı Kanun'un 51.
maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması
istenilmektedir
YARGILAMA
SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 31/12/2015
tarih ve E:2014/1670, K:2015/2815 sayılı kararıyla lehine hükmedilen vekalet ücreti
ve yargılama giderlerinin ödenmemesi üzerine bu tutarların tahsili için Bursa 18.
İcra Müdürlüğü nezdinde E:2016/6232 sayılı dosya numarasıyla başlatılan ilamlı
icra takibinden de sonuç alınamadığından bahisle uğranılan 1.878,48 TL maddi zararın
yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
Kanun yararına temyiz edilen kararın özeti: İstanbul 11. İdare Mahkemesinin tek
hakimle vermiş olduğu kararda; olayda davacı tarafından İstanbul 2. Vergi
Mahkemesi'nin 31/12/2015 tarihli, E:2014/1670, K:2015/2815 sayılı kararıyla
hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin ödenmemesi ve yapılan icra
takibinin de sonuçsuz kalması nedeniyle 1.878,48 TL maddi tazminatın idareye
başvurulduğu tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle
açılan davada, Bursa 18. icra Müdürlüğünün E:2016/6232 sayılı dosyası ile Vergi
Mahkemesince hüküm altına alınan yargılama giderlerini aşan, dolayısıyla yargı
kararıyla hüküm altına alınmamış ve genel hükümler dairesinde infaz edilemeyecek
olan alacakların tahsilinin de talep edilmesi ve söz konusu zararın davacı
tarafından ispatlanamaması karşısında, davacının maddi tazminat isteminde
hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
DANIŞTAY
TETKİK HÂKİMİ_____:
Hülya Hurma Ustra
DÜŞÜNCESİ : Kanun yararına temyiz istemin kabulüne
karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY
BAŞSAVCISI_________: Halil Yılmaz
DÜŞÜNCESİ : Davacı şirket tarafından, 14 adet
geçici giriş beyannamesi muhteviyatı eşyalar nedeniyle Halkalı Gümrük
Müdürlüğünün 14.11.2013 tarih ve 13CK… 13715, 13ET… 1440 sayılı ek tahakkuk
ve para
cezası kararına vaki itirazın cevap verilmemek suretiyle
reddine ilişkin işlemin iptali yolundaki İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 31.12.2015
gün ve E:2014/1670, K:2015/2815 sayılı kararında lehlerinde hükmedilen
yargılama gideri ile vekalet ücretinin idareye yapılan başvuruya ve icra takibi
yapılarak icra emri gönderilmiş olmasına rağmen ödenmediğinden bahisle anılan
vergi mahkemesi kararıyla lehlerinde hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama
giderleri ile Bursa 18. İcra Müdürlüğünün 2016/6232 sayılı dosyasında yapılan
masraf toplamına karşılık işlemiş faiz tutarı dahil 1.878,48 TL maddi
tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile
birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davanın reddi yolunda
İstanbul 11. İdare Mahkemesince verilen 29.11.2017 gün ve E:2017/1869,
K:2017/2166 sayılı kararın, kanun yararına temyiz edilmesi istemiyle
Başsavcılığımızı bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:
Her ne kadar davacı şirket tarafından Başsavcılığımıza hitaben
verilen dilekçede 1.878,48 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden
itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi
talebiyle Vergi Mahkemesinde açılan davanın; uyuşmazlığın vergi, resim, harç ve
benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezalan ile tarifelere ilişkin
bulunmadığı ve idare mahkemesinin görev alanında yer alan bir tazminat talebine
ilişkin olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddi ile dosyanın görevli ve
yetkili İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesi yolundaki İstanbul 9. Vergi
Mahkemesinin 27.10.2017 gün veE:2017/582,K:2017/1653 sayılı kararının da kanun
yararına bozulması istenilmekte ise de; idare mahkemesi kararına
yönelik kanun yararına bozma talebi incelenirken görevli mahkeme konusunda da
belirleme yapılması gerektiğinden davacının talebi İstanbul 11. İdare
Mahkemesinin 29.11.2017 gün ve E:2017/1869, K:2017/2166 sayılı kararı ile
sınırlı olarak incelenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51'inci maddesinde,
İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği
kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan
kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden
Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceğine işaret edilmiştir.
Aynı Yasa'nın 28.
maddesinde ise; "1- Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi
mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının
icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya
mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz
günü geçemez. Ancak disiplin hükümleri saklıdır.
2- Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren
davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti
ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde
bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci
fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada
belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde
infaz ve icra olunur.
3- Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri
kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare
aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası
açılabilir.
4- Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine
getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir…."
hükmü yer almıştır.
2576
sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin
Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun "Vergi Mahkemelerinin görevleri"
başlıklı 6.
maddesinde de, "Vergi mahkemeleri:
a) Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait
vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları
ile tarifelere ilişkin davaları,
b) (a) bendindeki konularda 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin
davaları,
c) Diğer kanunlarla verilen işleri,
Çözümler." hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere; vergi mahkemesince verilen bir karara göre
işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine
açılacak maddi ve manevi tazminat talepli bir dava yukarıda yer verilen yasa
hükümleri uyarınca vergi mahkemesinin görev alanında bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, gümrük giriş beyannameleri muhteviyatı
eşyalar nedeniyle Halkalı Gümrük Müdürlüğünün ek tahakkuk ve para cezası
kararlarına vaki itirazın cevap verilmemek suretiyle reddine dair işlemin
İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 31.12.2015 gün ve E:2014/1670, K:2015/2815 sayılı
kararıyla iptal edildiği, söz konusu iptal kararında 132 TL yargılama gideri
ile 1.300 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine
hükmedildiği, hükmedilen yargılama gideri ile vekalet ücretinin yapılan
başvuruya rağmen ödenmemesi üzerine davacı tarafından idare aleyhinde icra
takibi başlatıldığı, icra emri gönderilen idarece yine ödeme yapılmadığından
bahisle davacının bu defa vergi mahkemesince hükmedilen yargılama gideri ve
vekalet ücreti ile icra dosyasında yapılan masrafların toplam tutarı olan ve
işlemiş faiz tutarı da dahil 1.878,48 TL'nin maddi tazminat olarak taraflarına
ödenmesi talebiyle idareye başvurduğu, bu başvurunun reddi üzerine 1.878,48
TL'nin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte
ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, davanın açıldığı
İstanbul 9. Vergi Mahkemesince uyuşmazlığın İdare Mahkemesinin görev alanında
bulunduğu gerekçesiyle dava görev yönünden reddedilerek dava dosyasının
İstanbul İdare Mahkemesine gönderildiği, İstanbul 11. İdare Mahkemesinin kesin
olarak verdiği karar ile de davanın reddedildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, vergi mahkemesince hükmedilen yargılama gideri ve
vekalet ücretinin ödenmemesinden kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin davanın vergi
mahkemesinin görev alanında bulunmasına karşın, idare mahkemesince karara
bağlanmasında usu! hükümlerine uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, İstanbul 11. İdare Mahkemesinin 29.11.2017
gün ve E:2017/1869, K:2017/2166 sayılı kararı, yürürlükteki hukuka aykırı
sonucu ifade ettiğinden 2577 sayılı Yasanın 51. maddesi uyarınca kanun yararına
temyiz edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin
açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği
görüşüldü:
İNCELEME
VE GEREKÇE
MADDİ OLAY:
Davacı adına tescilli muhtelif tarih ve sayılı 14 adet serbest
dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya nedeniyle ek olarak tahakkuk
ettirilen vergi ve alınan para cezası kararına vaki itirazın zımnen reddine
ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; İstanbul 2. Vergi Mahkemesi
kararıyla, dava konusu işlemin iptaline, 1.300,00 TL vekalet ücreti ile 132,00
TL yargılama giderinin davacı tarafa ödenmesine hükmedilmiştir.
Davacı, 26/02/2016 tarihli dilekçe ile davalı idareye
başvurarak, mahkeme kararıyla kendileri lehine hükmedilen tutarların bildirilen
banka hesap numarasına yatırılmasını talep etmiş ancak 30 gün içerisinde
herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Bunun üzerine, Bursa 18. İcra Müdürlüğü
nezdinde E:2016/6232 sayılı dosya numarasıyla ilamlı icra takibi yoluna
başvurmuştur. İcra Müdürlüğünce düzenlenen icra emri 02/06/2016 tarihinde
davalı idareye tebliğ edilmesine karşın, herhangi bir ödeme yapılmaması
üzerine, davacı tarafından 16/02/2017 tarihli dilekçe ile 1.878,48 TL'nin
(mahkeme kararıyla hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, icra
vekalet ücreti, icra masrafları ve işlemiş faiz) ödenmesi, aksi halde tazminat
davası açılacağı yolunda davalı idareye başvuru yapılmıştır. Yapılan başvuruya,
davalı idarece verilen 22/02/2017 tarihli cevapta, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'ndan
ödenek talebinde bulunulduğu, ödeneğin gelmesi halinde ödemenin yapılacağı
belirtilmiştir.
Bunun üzerine, davacı tarafından 1.878,48 TL maddi zararın yasal
faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada, İstanbul 9. Vergi
Mahkemesinin 27/10/2017 tarih ve E:2017/582, K:2017/1653 sayılı tek hakim
kararıyla, uyuşmazlığın vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile
bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin bulunmadığı ve idare
mahkemesinin görev alanında yer alan bir tazminat talebine ilişkin olduğu
gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi ile dosyanın görevli ve yetkili
İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Anılan kararın akabinde İstanbul 11. İdare Mahkemesince tek
hakimle verilen 29/11/2017 tarih ve E:2017/1869, K:2017/2166 sayılı kararla;
olayda davacı tarafından İstanbul 2. Vergi Mahkemesi'nin 31/12/2015 tarih,
E:2014/1670 ve K:2015/2815 sayılı ilamının yerine getirilmemesi sebebiyle
1.878,48 TL maddi tazminatın idareye başvurulduğu tarihten itibaren yasal faizi
ile birlikte kendisine ödenmesinin talep edildiği, ancak Bursa 18. İcra
Müdürlüğünün E:2016/6232 sayılı dosyası ile Vergi Mahkemesince hüküm altına
alınan yargılama giderlerini aşan, dolayısıyla yargı kararıyla hüküm altına alınmamış
ve genel hükümler dairesinde infaz edilemeyecek olan alacakların tahsilinin de
talep edilmesi ve söz konusu zararın davacı tarafından ispatlanamaması
karşısında, davacının maddi tazminat isteminde hukuka uygunluk bulunmadığı
gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, Danıştay Başkanlığına sunulan 11/01/2018
tarihli dilekçe ile dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün vergi
mahkemesinin görev alanında bulunduğu belirtilerek, kesin olarak verilen söz
konusu kararın kanun yararına bozulması istenilmiştir.
Danıştay Başsavcılığı tarafından, 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu'nun 51. maddesi hükmü uyarınca, işbu mahkeme kararının kanun
yararına bozulması istenilmiştir
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında,
idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son
fıkrasında, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle
yükümlü olduğu; 138. maddesinin 4. fıkrasında da, yasama ve yürütme organları ile
idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin,
mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine
getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi
Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "İdare
Mahkemelerinin görevleri" başlıklı 5. maddesinde; idare
mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede
Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal davalarını, tam yargı
davalarını ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan
uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî
sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları
çözümleyeceği; vergi mahkemelerinin görevlerini belirleyen "Vergi
Mahkemelerinin Görevleri" başlıklı 6. maddesinde de, vergi
mahkemelerinin, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait
vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları
ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanmasına ilişkin davaları çözümleyeceği
hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1.
fıkrasında, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkelelerinin
esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre
idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur
olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz
günü geçemeyeceği belirtilmiş; 2. fıkrasında, konusu belli bir miktar paranın
ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda
hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin, davacının veya vekilinin
davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim
tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde
yatırılacağı, birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde,
genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağı; aynı maddenin 3. fıkrasında
ise, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi Mahkemeleri kararlarına
göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine
Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası
açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 51. maddesinde ise, idare ve vergi
mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ve
istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan
niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin,
ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı
tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü
takdirde, kararın kanun yararına bozulacağı; bu bozma kararının daha önce
kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı hükme
bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu uyuşmazlığın özünü, vergi mahkemesince hükmedilen
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı idarece ödenmemesi üzerine davalı
idare aleyhine açılan tazminat davasında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idare
veya vergi mahkemelerinden hangisinin görev alanında yer aldığının tespiti
oluşturmaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, hukuk devleti ilkesi
uyarınca idarenin Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri
kararlarının icaplarım gecikmeksizin yerine getirmek zorunda olduğu; idarenin,
kararın icabına göre işlem tesis etmemesi veya eylemde bulunmaması halinde ise,
idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat
davası açılabileceğinin kurala bağlandığı anlaşılmaktadır.
Yargı kararlarının yerine getirilmesi hususunda davalı idarenin
bağlı yetki içinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu davanın
yargı mercilerince sadece yargı kararının icaplarının yerine getirilip
getirilmediği yönünde sınırlı bir inceleme sonucunda karara bağlanacağı
açıktır.
Bu durumda, İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 31/12/2015 tarih ve
E:2014/1670 K:2015/2815sayılı ilamı gereği ödenmesi gereken yargılama
giderlerinin ödenmediği iddiasıyla 1.878,46 TL maddi tazminatın idareye
başvurulduğu tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle
açılan işbu davada, Mahkemece, vergi mahkemesince verilen bir kararın gereğinin
yerine getirilip getirilmediğinin incelenmesi suretiyle bir karar
verileceğinden, söz konusu davada görevli yargı merciinin vergi mahkemesi
olduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenle, uyuşmazlığın görüm ve çözümünün vergi
mahkemesinin görev alanında bulunmasına karşın, idare mahkemesince karara
bağlanmasının yürürlükteki hukuka aykırı bir sonuç doğurması nedeniyle, davanın
esasının incelenerek reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık
bulunmamaktadır.
KARAR
SONUCU:
Açıklanan
nedenlerle;
1. Danıştay
Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin KABULÜNE;
2. İstanbul
11. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 29/11/2017 tarih ve E:2017/1869, K:2017/2166 sayılı
kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 51. Maddesi uyarınca, hükmün
hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN
YARARINA BOZULMASINA,
3. Kararın birer örneğinin taraflara ve
Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmi Gazete' de
yayımlanmasına, 23/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.