İstanbul Bölge Adliye Mah 24 Ceza Dairesi Esas 2020-647; Karar 2022/1571 Hakim ve Savcıların gümrükten geçişlerinde kontrole tabi oldukları
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ
24. CEZA DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARI
Esas No: 2020/647
Karar No: 2022/1571
İNCELENEN
KARARIN
MAHKEMESİ: Edirne 4. Asliye Ceza mahkemesi
TARİHİ: 17/12/2019
NUMARASI:
2019/14 Esas - 2019/1162 Karar
SANIK: …
KATILAN:
…
SUÇ:
Haksız arama
SUÇ TARİHİ:
03.02.2016, 27/02/2016
HÜKÜM:
Mahkumiyet
İSTİNAF EDEN: Sanık müdafi
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna
başvurulmakla;
Dosya Görüşüldü:
Koşulları oluşmadığından sanık müdafinin istinaf incelemesinin
duruşmalı olarak yapılması yönündeki talebinin reddine karar verilerek, istinaf
başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanunun oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe
içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08/06/2006 tarihli iddianamesi
ile, katılanın 08/02/2016 tarihli şikayet dilekçesinde 03.02.2016 günü
Pazarkule Hudut Kapısında yurda girişinde haksız aramaya maruz kaldığını, 27/02/2016
tarihinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne başvurarak
27/02/2016 günü Pazarkule Hudut Kapısında yurda girişte haksız aramaya maruz
kaldığını belirterek şikayetçi olması nedeniyle her iki eylemden dolayı soruşturma
başlatıldığı, görüntü içeriklerine göre 03.02.2016 günü Pazarkule Hudut
Kapısından giriş yapan aracın gümrük kapısında bulunan görevli memurların işlem
yaptığı nöbetçi noktası önünde durduğu, işlemler devam ederken nöbetçi
noktasından çıkan gümrük memurunun ileri doğru gidip beklemeye başladığı,
işlemleri tamamlanan aracın hareket edip ilerde bekleyen gümrük memurunun
bulunduğu noktaya doğru geldiği, gümrük memurunun aracın sol ön camına
eğildiği, daha sonra bagaj kapağı açılınca bagaja bakıp kapağı kapadığı; 27/02/2016
günü Pazarkule Hudut Kapısından giriş yapan aracın tescil işlemini yapmak için
kabinin yanında durduğu, bu arada gümrük muayene memurunun aracın yanına
geldiği araç bagajının kendiliğinden (içerden) açıldığı, memurun bagajı gözle
kontrol ettiği, daha sonra memurun aracın arka sol kapısını el ile tuttuğu
ancak kapının açılmadığı, memurun ön şoför kapısına yönelerek araç sürücüsü ile
konuştuğu, 03/02/2016 günü Pazarkule Hudut Kapısından kendi adına kayıtlı yurda
giriş yapan Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan katılanın giriş işlemleri
yapıldıktan sonra aracın hareket edip ileride bekleyen gümrük memuru diğer
sanık …'nın bulunduğu noktaya doğru geldiği, …'ın aracın sol ön camına
eğildiği, araç sürücüsünü Cumhuriyet savcısı olarak tanımasına rağmen bagaj
kapağının açılmasını istediği, kapağı açılan bagajı kontrol ettiği, 27/02/2016
günü Pazarkule Hudut Kapısından aynı şekilde giriş yapan aracın tescil işlemini
yapmak için kabinin yanında durduğu, bu sırada gümrük muayene memuru olarak
görev yapan diğer sanıklardan …'ın kontrol için aracın yanına geldiği, açılan
bagajı kontrol ettiği, daha sonra memurun aracın arka sol kapısını elle tuttuğu
ancak kapının açılmadığı, gümrük memurunun isteği üzerine araç camının aşağı
indirildiği ve araç içerisinin kontrol edildiği, Pazarkule Gümrük Müdürlüğünün
22/02/2016 tarih ve 100 sayılı yazıda aracın risk amaçlı kontrolünü muayene
görevlisi olarak gerçekleştiren muhafaza memurunun tüm yolcu işlemlerinde
olduğu gibi söz konusu işlemin de Gümrük Kanunu ve mevzuatının emrettiği
şekliyle Bakanlık, Bölge Müdürlüğü ve Müdürlük talimatlarına istinaden
gerçekleştirildiğinin belirtildiği, Bölge müdürü imzasıyla tüm bağlantı gümrük
ve gümrük muhafaza kaçakçılık ve istihbarat müdürlüklerine dağıtımlı Trakya
Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 17/02/2015 tarih ve 500 sayılı yazısında
Türkiye'ye giren yolcu araçlarının tamamının muayene amacıyla risk analize
tutulmasının, risk analizi yapılırken de muhakkak bagaj kapaklarının
açılmasının gerektiğinin bildirildiği, 2802 sayılı hakimler ve Savcılar
Kanununun 88. maddesinde hakim ve Cumhuriyet savcılarının üzerleri ve konutlarının
ancak ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde aranmaları mümkün olduğunun
düzenlendiği, işlediği iddia edilen suç, ağır cezayı gerektirmiyor ve suçüstü
hali de mevcut değilse hiçbir hakim ve Cumhuriyet savcısının aranamayacağı,
kanun koyucunun belirtilen istisna dışında adli yönden aranamayacağına
öngördüğü kişilerin, önleme amacıyla da aranamayacağı, gümrük mevzuatı uyarınca
hakimden karar almadan önleme araması yapılabilecek yerler arasında gümrük ve
sınır kapılarının bulunmasının, 2802 sayılı kanuna tabi görevlilerin yasal
muafiyetini ortadan kaldırmadığı, katılanın gümrük kapısında kullandığı aracın
bagajını açtırıp bagaja bakma, araç camını açtırıp araç içerisine bakma
suretiyle de olsa, eşyalarının kontrol edilmesi işlemi arama niteliğinde
olduğu, sanık …'ın Bölge Müdürlüğünün iç işleyişiyle ilgili kontrolüne bağlı
tüm Gümrük ve Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüklerine göndermiş
olduğu 17/02/2015 tarih ve … sayılı "Yolcu araçlarının muayenesi" başlıklı
yazıda genel ibarelere yer verilip istisnasız herkesin gümrük kontrolüne tabi
tutulacağının belirtilmesi nedeniyle daha önce 04/05/2015 tarihinde yapılan
aramadan dolayı 15/10/2015 tarihinde kamu davası açıldığı halde talimat
yazısının yürürlükte tutmaya devam ettiği, sanığın 03/02/2016 ve 27/02/2016
tarihli eylemlerin gerçekleştirilmesi konusunda emir vermesi nedeniyle fiili
birlikte gerçekleştiren kişi olarak her iki eylemden de sorumlu tutulması gerektiği,
böylelikle sanığın üzerine atılı haksız arama suçunu işlediği iddiası ile TCK'nın
120/1,
43/1 ve 53/1 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemi ile açılan kamu
davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda; sanığın atılı
suçu işlediğinin kabulü ile mahkumiyetine dair karar verilmiş ise de;
TCK'nın 120. maddesinde, "Hukuka aykırı olarak bir kimsenin
üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis
cezası verilir." denilmek suretiyle hukuka aykırı aramanın haksız arama suçunu
oluşturacağı düzenlenmiştir. "Hukuka aykırı arama" yürürlükteki mevzuatın izin
vermediği arama olup yürürlükteki mevzuatın izin verdiği arama hallerinde suç oluşmayacaktır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 88. maddesinde, "Ağır ceza
mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri dışında suç işlediği ileri sürülen
hakim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya
çekilemez. Ancak, durum Adalet Bakanlığına derhal bildirilir. Birinci fıkra
hükümlerine aykırı hareket eden kolluk kuvvetleri amir ve memurları hakkında
yetkili Cumhuriyet savcılığı tarafından genel hükümlere göre doğrudan doğruya
soruşturma ve kovuşturma yapılır." denilmek suretiyle suçüstü halleri dışında
suç işlediği ileri sürülen hakim ve savcıların üzerleri ve konutlarının
aranamayacağı, adli aramanın hangi hallerde yapılabileceği belirtilmiştir. 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 34.
maddesinde "Türkiye Gümrük Bölgesine giren veya çıkan taşıtlar gümrük
gözetimine tabidir. Bunlar, yürürlükteki hükümlere uygun olarak, gümrük
idareleri tarafından denetlenir." hükmü yer almaktadır. Gümrük yönetmeliğinde
ise Türkiye Gümrük Bölgesine giren taşıtların gümrük idareleri tarafından
denetlenmesinin ne şekilde yapılacağı düzenlenmiştir. Bu açıklamalar kapsamında
somut olay incelendiğinde; Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan katılanın
03/02/2016 ve 27/02/2016 tarihlerinde Yunanistan ülkesinden Türkiye'ye
Pazarkule Gümrük Kapısı'ndan girişi sırasında aracının bagaj kapağı açtırılarak
aracında gümrük mevzuatı hükümleri uyarınca yapılan kontrolün önleme araması niteliğinde,
ancak yapılan işlemin 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 88. maddesi kapsamında
değerlendirilemeyeceği, ilgili maddenin suçüstü halleri dışında suç işlediği
düşünülen hakim ve savcıların üzerlerinin ve konutlarının aranamayacağına ilişkin
olduğu, hakim ve savcıların adli arama hallerinde dahi araçları yönünden
muafiyet düzenlenmediği gümrük mevzuatı uyarınca yapılan kontroller bakımından
hakim ve savcılara yönelik muafiyet bulunmadığı, bu itibarla 03/02/2016
tarihinde araç kontrolü yapan gümrük personeli … ile 27/02/2016 tarihinde
kontrolü yapan gümrük personeli …'ın eylemleri nedeniyle hukuka aykırı emir
verdiği belirtilen sanığın eyleminin mevzuatın izin vermediği "hukuka aykırı
arama" olarak değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, sanığın üzerine
atılı haksız arama suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeksizin ilk
derece mahkemesince sanığın, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı
gerekçesiyle CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraati yerine, yazılı şekilde
mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin istinaf nedenlerinin bu
sebeplerle yerinde olduğu, ancak; bu aykırılığın olayın daha fazla
aydınlatılmasına ihtiyaç duyulmadan CMK'nın 280/1-a, 303/1-a maddeleri
gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğu
görüldüğünden, sanığın haksız arama suçundan mahkumiyetine dair gerekçede yer
alan kısımlar ile hüküm fıkrasının
karardan bütünüyle çıkartılarak, yerine; "1- Sanık …'a yüklenen haksız
arama suçunun yasal unsurları oluşmadığından CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince
sanığın beraatine, 2- Sanık kendisini vekil ile temsil ettirmiş ve beraat etmiş
olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi
uyarınca hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin sanık lehine hükmedilerek
hazineden tahsili ile sanığa verilmesine, 3- Yapılan yargılama giderlerinin
kamu üzerinde bırakılmasına," ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK
İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece ceza
mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 286/2. maddesi uyarınca kesin olmak
üzere 01/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.