Anayasa Mahkemesinin E 2021-90 K 2022-108 Sayılı Kararı tasfiye mağazası vb işletmesinin iptal
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Anayasa Mahkemesi Başkanlığından: 03.01.2023 Tarih ve 32062 Sayılı R.G.
Esas
Sayısı: 2021/90
Karar
Sayısı: 2022/108
Karar
Tarihi: 28/9/2022
İPTAL DAVASINI AÇAN: Türkiye Büyük Millet Meclisi
üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 132 milletvekili
İPTAL DAVASININ
KONUSU: 6/7/2021
tarihli ve (79) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin;
A. 12. maddesiyle 10/7/2018 tarihli
ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (1)
numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'ne eklenen 458/B
maddesinin (ğ) bendinde yer alan "…işlettirmek…"
ibaresinin,
B. 16. maddesiyle;
1. Ekli (1) Sayılı Liste'de yer alan
kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'nin eki (I) Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı bölümünden
çıkarılmasının,
2. Ekli (2) Sayılı Liste'de yer alan
kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin eki (I)
Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı bölümüne eklenmesinin,
C. Geçici 1. maddesinin birinci ve
üçüncü fıkralarının,
Ç. Geçici 2. maddesinin,
Anayasa'nın
"Başlangıç" kısmı ile 2., 6., 7., 8.,
11., 104. ve 128. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve
yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ İSTENEN
CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ KURALLARI VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME
KURALLARI
A. İptali İstenen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi Kuralları
Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'nin (CBK);
1. 12. maddesiyle (1) numaralı CBK'ya
eklenen 458/B maddesinin (1) numaralı fıkrasının iptali talep edilen ibarenin
de yer aldığı (ğ) bendi şöyledir:
" (1) Destek
Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğünün görev ve
yetkileri şunlardır:
…
ğ) Tasfiyelik eşya
için depolar, mağazalar ve satış reyonları açılmasına ve işletilmesine ilişkin
ilke ve standartları belirlemek, bu yerleri açmak, işletmek,
işlettirmek ve denetlemek,
…"
2. 16. maddesi şöyledir:
"MADDE
16- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 2 sayılı Genel
Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin
Ticaret Bakanlığı bölümünden çıkarılmış, ekli (2) sayılı listede yer alan
kadrolar ihdas edilerek 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamenin eki (I) sayılı
Cetvelin Ticaret Bakanlığı bölümüne eklenmiştir."
3. İptali talep edilen kuralların da
yer aldığı geçici 1. maddesi şöyledir:
"GEÇİCİ MADDE 1- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte
Ticaret Bakanlığında kaldırılan Dış Temsilcilikler ve Uluslararası Etkinlikler
Genel Müdürü ve Ticaret Araştırmaları Genel Müdürü ile Risk Yönetimi, Tasfiye
ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğü ve Serbest Bölgeler, Yurtdışı Yatırım ve
Hizmetler Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcısı kadrolarında bulunanların
görevleri başkaca bir işleme gerek kalmaksızın sona erer.
Mevzuatta bu
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kaldırılan birimlere ve bunların
yöneticilerine yapılan atıflar, kaldırılan birimlerin görevlerini devralan
birim ve yöneticilere yapılmış sayılır.
Bu
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile iptal edilen kadro unvanları hariç olmak
üzere, Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kaldırılan birimlere tahsisli
kadroların mevcutlu olarak Ticaret Bakanlığı merkez teşkilatındaki diğer
birimlere dağıtılmasında Ticaret Bakanı yetkilidir.
Bu Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi ile yeni kurulan birimlerin teşkilatlanması tamamlanıncaya kadar,
bu birimlere ait görev ve yetkiler, bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin
yürürlüğe girdiği tarihten önce görevli ve yetkili olan birimler tarafından
yerine getirilir."
4. Geçici 2. maddesi şöyledir:
"GEÇİCİ
MADDE 2- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Ticaret Bakanlığında Avrupa
Birliği Uzmanı, Avrupa Birliği Uzman Yardımcısı ile İhracatı Geliştirme Uzmanı
kadrolarında bulunanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 ay
içinde talep etmeleri halinde durumlarına uygun Ticaret Uzmanı ve Ticaret Uzman
Yardımcısı kadrolarına atanırlar. Atama için uygun boş kadro bulunmaması
halinde söz konusu kadrolar başkaca bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş
ve 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin Ticaret
Bakanlığı bölümüne eklenmiş sayılır. Ticaret Bakanlığında; bu maddeye göre
yapılan atamalar sonucunda boşalan ve bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla
boş olan Avrupa Birliği Uzmanı, Avrupa Birliği Uzman Yardımcısı ile İhracatı
Geliştirme Uzmanı kadroları başkaca bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş
ve 2 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin eki (I) sayılı Cetvelin Ticaret
Bakanlığı bölümünden çıkarılmış sayılır. Bu şekilde kadro unvanları
değişenlerin önceki kadro unvanlarına ilişkin olarak mevzuatta yapılmış olan
atıflar yeni kadro unvanlarına yapılmış sayılır."
B. İlgili Görülen
Kanun Hükmünde Kararname Kuralları
703
sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) geçici 1. maddesinin (5) ve (6)
numaralı bentleri şöyledir:
"(5) Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında
ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerine göre yeniden yapılandırma
sonucunda kapanan veya bünyesinde bulunduğu bakanlık veya diğer kamu kurum ve
kuruluşu değişen birimlerde veya bu birimlere ilişkin servislerde, 14/7/1965
tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin "Ortak
Hükümler" bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde belirtilen unvanlı
kadrolar ile mesleğe alınmaları, yetiştirilmeleri ve yeterlilikleri aynı veya
benzer nitelik arz eden kadro veya pozisyonlarda görev yapanlardan (aylıksız
izinde bulunanlar dahil); bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla görev
yapmakta oldukları birimlerin ve/veya bu birimlere verilmiş olan görevlerin
ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerine göre bünyesinde düzenlendiği
bakanlık veya diğer kamu kurum veya kuruluşunun değişen veya kapanan
birimlerinin merkez teşkilatı kadro ve pozisyonlarında bulunanlar, söz konusu
birimin bünyesine dahil olduğu veya bünyesinde düzenlendiği bakanlık veya diğer
kamu kurum ve kuruluşunun merkez teşkilatı için ilgili Cumhurbaşkanlığı
kararnamesinde öngörülen kadro veya pozisyon unvanına, değişen veya kapanan
birimlerin taşra teşkilatı kadro ve pozisyonlarında bulunanlar ise söz konusu
birimin bünyesine dahil olduğu veya bünyesinde düzenlendiği bakanlık veya diğer
kamu kurum ve kuruluşunun taşra teşkilatı için ilgili Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesinde öngörülen kadro veya pozisyon unvanına, ilgili Cumhurbaşkanlığı
kararnamesinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla başka bir işleme gerek
kalmaksızın halen bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılır. Bunlardan
birimleri ve/veya bu birimlere verilmiş olan görevleri, ilgili Cumhurbaşkanlığı
kararnamesi hükümlerine göre birden fazla bakanlığın veya kamu kurum ve
kuruluşunun uhdesine geçen bakanlıkların veya diğer kamu kurum ve
kuruluşlarının kadro veya pozisyonlarında görev yapanların atanacağı veya görev
yapmaya devam edeceği birim, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç
ay içinde Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde
belirlenir. Bunların mevcut kadrolarında geçirdikleri süreler, atandıkları yeni
kadrolarında geçirilmiş sayılır. Bunlardan Defterdarlık Uzmanı ve Defterdarlık
Uzman Yardımcısı unvanlı kadrolarda bulunup defterdarlık milli emlak birimleri
ile malmüdürlüklerinin milli emlak servislerinde görev yapanlar ile defterdar
emrinde denetim ve inceleme yapmak üzere görevlendirilmiş olup 659 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname ile daha önce Milli Emlak Denetmeni ve Milli Emlak Denetmen
Yardımcısı iken Defterdarlık Uzmanı ve Defterdarlık Uzman Yardımcısı kadrosuna
atanmış sayılanlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının taşra teşkilatında Milli
Emlak Uzmanı ve Milli Emlak Uzman Yardımcısı unvanlı kadrolara atanmış sayılır.
(6) Bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarında
ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerine göre yeniden yapılandırma
sonucunda kapanan veya bünyesinde bulunduğu bakanlık veya diğer kamu kurum ve
kuruluşu değişen birimlerde görev yapan memurlardan (mülki idare amirliği
hizmetleri sınıfına ait kadrolarda bulunanlar hariç) yukarıdaki fıkralarda
belirtilenlerin dışında kalanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih
itibarıyla görev yapmakta oldukları birimlerin ve/veya bu birimlere verilmiş olan
görevlerin ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerine göre bünyesinde
düzenlendiği bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşunda bulunan aynı unvanlı
kadrolara, görev yapmakta oldukları kadrolarının merkez, taşra veya yurtdışı
teşkilatında bulunması hususu esas alınmak suretiyle halen bulundukları kadro
dereceleriyle başka bir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır. Bunlardan
birimleri ve/veya bu birimlere verilmiş olan görevleri, ilgili Cumhurbaşkanlığı
kararnamesi hükümlerine göre birden fazla bakanlığın veya kamu kurum ve
kuruluşunun uhdesine geçen bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarının
kadrolarında bulunanların, atanacağı veya görev yapmaya devam edeceği birim, bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde Cumhurbaşkanı
kararıyla belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde belirlenir. Bunların mevcut
kurumlarında geçirdikleri süreler, yeni atandıkları bakanlık veya diğer kamu
kurum ve kuruluşları kadrolarında geçirilmiş sayılır."
II. İLK İNCELEME
1.
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin
GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI,
Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ,
Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN'ın
katılımlarıyla 22/9/2021 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada
eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma
talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar
verilmiştir.
III. ESASIN
İNCELENMESİ
2.
Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Murat ÖZDEN tarafından hazırlanan işin
esasına ilişkin rapor, dava konusu CBK kuralları ve ilgili görülen KHK
kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri okunup
incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Cumhurbaşkanlığı
Kararnamelerinin Anayasal Çerçevesi ve Yargısal Denetimi
3.
21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Anayasa'nın bazı maddelerinde değişiklik
yapılmıştır. Yapılan değişikliklerle yeni bir hükûmet sistemine geçilmiş ve
buna bağlı olarak Cumhurbaşkanı'nın görev ve yetkileri yeniden düzenlenmiştir.
Anayasa'nın 8. maddesinde, yürütme yetkisi ve görevinin Cumhurbaşkanı ve
Bakanlar Kuruluna ait olduğu ifade edilmekte iken maddede yapılan değişiklikle
Bakanlar Kurulu kaldırılarak yürütme yetkisi ve görevi tek başına Cumhurbaşkanı'na
verilmiştir. Anayasa'da Bakanlar Kuruluna verilen görev ve yetkilere ilişkin
maddelerde de aynı doğrultuda değişiklik yapılarak daha önce Bakanlar Kuruluna
ait olan görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanı tarafından yerine getirilmesi
öngörülmüştür.
4.
Yeni hükûmet sisteminin en önemli özelliklerinden biri Cumhurbaşkanı'na "Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" adı
altında düzenleme yapma yetkisinin tanınmasıdır. CBK'ların en belirgin özelliği
ise Cumhurbaşkanı'na belirli konularda ilk elden düzenleme yapma yetkisinin
verilmiş olmasıdır. Yürütmenin diğer düzenleyici işlemlerinden farklı olarak
Cumhurbaşkanı, Anayasa'da belirlenen yetki çerçevesinde herhangi bir kanuna
dayanmadan ya da yasama organının onayı olmadan CBK'lar yoluyla düzenleme
yapabilecektir.
5.
Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci cümlesinde
Cumhurbaşkanı'nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabileceği hüküm
altına alınmıştır. Düzenlemeyle yürütme
yetkisine ilişkin olmak kaydıyla CBK çıkarma konusunda Cumhurbaşkanı'na
genel bir yetki verilmiştir. Maddenin gerekçesinde, yeni hükûmet sistemi
gözetilerek Cumhurbaşkanı'nın genel siyasetin yürütülmesinde yürütme yetkisi
ile ilgili olarak ihtiyaç duyduğu konularda CBK çıkarabilmesine imkân tanımak
amacıyla ilk elden düzenleme yapma yetkisinin tanındığı ifade edilmiştir.
6.
Cumhurbaşkanı'na yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarma yetkisinin genel
olarak verilmesinin yanı sıra Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde belirtilen
kimi konuların da CBK ile düzenleneceği ayrıca ifade edilmiştir. Bu kapsamda
Anayasa'nın 104. maddesinin dokuzuncu fıkrasında üst kademe kamu
yöneticilerinin atanmalarına ilişkin usul ve esasların; 106. maddesinin on
birinci fıkrasında bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve
yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulmasının;
108. maddesinin dördüncü fıkrasında Devlet Denetleme Kurulunun işleyişi,
üyelerinin görev süresi ve diğer özlük işlerinin; 118. maddesinin altıncı
fıkrasında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve
görevlerinin CBK'larla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa'nın 123.
maddesinin üçüncü fıkrasında ise kamu tüzel kişiliğinin kanunla veya CBK ile
kurulacağı belirtilmiştir.
7.
Anayasa'nın 148. maddesinde CBK'ların şekil ve esas bakımdan Anayasa'ya
uygunluğunun denetlenmesi öngörülmüş, yargısal denetim görev ve yetkisi de
Anayasa Mahkemesine verilmiştir.
8.
Anayasa'da Cumhurbaşkanı'na CBK çıkarma yetkisi verilmekle birlikte bu yetki
sınırsız değildir. Kanunlardan farklı olarak Anayasa'da CBK'yla düzenlenecek
konular sınırlandırılmıştır. Konu bakımından yetki yönünden getirilen bu sınırlamalar,
Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının ilk dört cümlesinde
düzenlenmiştir.
9.
Anılan fıkranın birinci cümlesinde Cumhurbaşkanı'nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabileceği ifade
edilmiştir. Buna göre yürütme yetkisine ilişkin konular dışında CBK ile
düzenleme yapılması mümkün değildir.
10.
Fıkranın ikinci cümlesinde "Anayasa'nın
ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi
hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin"
CBK'yla düzenlenemeyeceği belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca belirtilen
alanlarda CBK ile düzenleme yapılamaz.
11.
Fıkranın üçüncü cümlesinde de Anayasa'da münhasıran
kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda CBK çıkarılamayacağı hüküm altına
alınmıştır. Ancak Anayasa'da hangi konuların münhasıran kanunla düzenleneceğine
ilişkin özel bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin
yerleşik içtihadında anayasa koyucunun kanunla düzenlenmesini öngördüğü
konuların bu kapsamda görülmesi gerektiği kabul edilmektedir (AYM, E.2016/150,
K.2017/179, 28/12/2017, § 57; E.2016/180, K.2018/4, 18/1/2018, § 17; E.2017/51,
K.2017/163, 29/11/2017, § 13; E.2016/139, K.2016/188, 14/12/2016, § 9;
E.2013/47, K.2013/72, 6/6/2013). Buna göre Anayasa'da kanunla düzenleneceği
belirtilen alanlarda Cumhurbaşkanı'nın CBK çıkarma yetkisi bulunmamaktadır.
12.
Fıkranın dördüncü cümlesinde ise kanunda açıkça
düzenlenen konularda CBK çıkarılamayacağı ifade edilmiştir. Anılan hükme
göre Cumhurbaşkanı'nın yürütme yetkisine ilişkin konularda CBK çıkarabilmesi
için CBK'yla düzenlenecek konunun kanunlarda açıkça düzenlenmemiş olması
gerekir.
13.
CBK'ların yukarıda belirtilen konu bakımından yetki kurallarına uygun olarak
çıkarılması gerekmektedir. Aksi takdirde içeriği Anayasa'ya aykırılık
oluşturmasa bile bu düzenlemelerin Anayasa'ya uygunluğundan söz edilemez.
Dolayısıyla CBK'ların yargısal denetiminde öncelikle Anayasa'nın 104.
maddesinin on yedinci fıkrasında belirtilen konu bakımından yetki kurallarına
uygunluğunun ele alınması gerekir. Anılan fıkra yönünden herhangi bir aykırılık
tespit edilmemesi durumunda ise bu defa CBK'ların içerik yönünden Anayasa'ya
uygunluk denetimi yapılmalıdır.
B. CBK'nın 12.
Maddesiyle (1) Numaralı CBK'ya Eklenen 458/B Maddesinin (ğ) Bendinde Yer Alan "…işlettirmek…" İbaresinin İncelenmesi
1. Genel Açıklama
14.
Gümrük işlemleri açısından tasfiyesi gereken eşyaya ilişkin hususlar 27/10/1999
tarihli ve 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 177. ila 180. maddelerinde
düzenlenmiştir.
15.
Kanun'un 177. maddesinde tasfiyesi gereken eşya gösterilmiştir. Anılan madde
hükmüne göre genel itibarıyla; süresinde gümrük işlemleri tamamlanamamış,
sahiplerince teslim alınmamış, depolarda fazla çıkan, çabuk bozulma veya telef
olma tehlikesine maruz bulunan veya saklanması masraflı ve külfetli veya
tehlikeli olan, çürüme, bozulma gibi sebeplerle ekonomik değerini tamamen
yitiren ya da sağlığa zararlı hâle gelen veya kaçakçılıkla mücadele kapsamında
el konulduktan sonra mahkemesince sahibine iadesine karar verildiği hâlde süresinde
teslim alınmayan eşya tasfiyesi gereken eşyadır. Keza 4458 sayılı Kanun'un 177.
maddesinin (2) numaralı fıkrası ile 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 16. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre,
5607 sayılı Kanun'da tanımlanan suçların konusunu oluşturması nedeniyle
müsadere yaptırımı uygulanabilecek eşya, kovuşturma veya soruşturma
makamlarınca tasfiyeye karar verilmesi veya bu Kanun'un 16. maddesinin (1)
numaralı fıkrasında öngörülen sürelerin dolması üzerine tasfiye edilir.
16.
4458 sayılı Kanun'un 178. maddesinde, söz konusu eşyanın ihale yoluyla satış,
yeniden ihraç amaçlı satış, perakende satış, kamu kuruluşları ile özel kanunla
kurulmuş vakıf ve derneklere tahsis edilmek ya da imha suretiyle veya özel
yolla tasfiyeye tabi tutulacağı; tasfiyeye ilişkin usul ve esasların
yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
17.
Kanun'un 180. maddesine göre, süresinde gümrük işlemlerinin tamamlanmaması,
eşyanın çabuk bozulma ve telef olma tehlikesine maruz bulunması veya saklanmasının
masraflı ve külfetli olması, kaçakçılıkla mücadele mevzuatına göre yakalanan
ancak iadesi gereken eşyanın süresinde teslim alınmaması nedenleriyle eşyanın
satılması durumunda; hizmet karşılığı alacaklar ve yapılmış masraflar, gümrük
vergileri, satış için yapılmış masraflar ile para cezaları ayrılmakta ve artan
para olursa eşya sahipleri adına emanet hesabına alınmaktadır. Emanete alındığı
tarihten itibaren bir yıl içinde talepte bulunulması hâlinde emanete alınan
para eşya sahiplerine iade olunmakta, bu süre içerisinde alınmayan para ise
döner sermaye işletmesine irat kaydedilmektedir.
18.
Kaçakçılıkla mücadele kapsamında tasfiyeye tabi tutulması gereken eşyanın
satışı hâlinde de satış bedeli emanet hesabına alınmakta, eşya ile ilgili dava
sonucunda iade kararı verilmesi hâlinde emanet hesabındaki tutar sahibine
ödenmektedir. Bu durumda tasfiye edilen eşyanın gümrük vergileri iade
edilmemekte, müsadere kararı verilmesi hâlinde ise satış bedeli Ticaret
Bakanlığı (Bakanlık) döner sermaye işletmesine irat kaydedilmektedir.
19.
(1) numaralı CBK'nın Bakanlık Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner
Sermaye Genel Müdürlüğünün görev ve yetkilerini düzenleyen 458/B maddesinin (1)
numaralı fıkrasında, 4458 sayılı Kanun'a göre tasfiye edilecek hâle gelen
eşyanın tasfiyesini yapmak, tasfiyelik eşyanın satışa sunulmasından önce
özelliklerine göre bakımı, tamiri ve ambalajlamasını yapmak veya yaptırmak,
tasfiyelik eşya için depolar, mağazalar ve satış reyonları açılmasına ve
işletilmesine ilişkin ilke ve standartları belirlemek, bu yerleri açmak,
işletmek, işlettirmek ve denetlemek adı geçen Genel Müdürlüğün görev ve
yetkileri arasında sayılmıştır.
20.
Ayrıca anılan CBK'nın 467. maddesi ile, aynı CBK'nın "Onaltıncı Bölümü"nde sayılan görevlerini yerine getirme, dış
ticaret denetimleri kapsamında alınan ve firmalarca belli süreler dâhilinde
geri alınmayan numunelerin satışını yapma, gümrük denetimleri kapsamında alınan
ve firmalarca belli süreler dâhilinde geri alınmayan numunelerin satışını yapma
gibi faaliyetleri gerçekleştirmek üzere gerekli olan yerlerde ve sayıda döner
sermaye işletmesi kurabilme konusunda Bakanlığa yetki tanınmıştır.
2. İptal Talebinin
Gerekçesi
21.
Dava dilekçesinde özetle; tasfiyelik eşya için açılan depo, mağaza ve satış
reyonunun işletilmesi işinin Bakanlığın genel idare esaslarına göre yürütmesi
gereken asli ve sürekli görevlerden olduğu, belirtilen hizmetlerin memurlar ve
diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesi gerekirken kuralla bu yerlerin üçüncü
kişiler tarafından da işletilebilmesine imkân tanındığı, gümrüklerdeki eşyanın
tasfiyesine ilişkin hususların 4458 sayılı Kanun'un 177. ve devam eden
maddelerinde düzenlendiği, dolayısıyla kanunda açıkça düzenlenen konuda CBK ile
düzenleme yapılmasına imkân bulunmadığı, depo, mağaza ve satış reyonlarının
üçüncü kişiler tarafından işletilmesine yönelik olarak herhangi bir çerçeve
çizilmediği, bu konuda idareye geniş bir takdir yetkisi tanındığı, idarenin
keyfî uygulamalarına sebep olacak şekilde geniş takdir yetkisi içeren ve kamu
hizmetinin özel hukuk kişilerince yerine getirilmesini düzenleyen kuralın
hukuki belirlilik, öngörülebilirlik ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle
bağdaşmadığı belirtilerek Anayasa'nın 2., 6., 8., 104. ve 128. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa'ya
Aykırılık Sorunu
a. Kuralın Konu
Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi
22.
Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa'nın 6. ve 8.
maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK'ya ilişkin konu bakımından
yetki kuralları Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında
düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.
23.
Bakanlığın kuruluşu, teşkilat ve görevlerine ilişkin hususlar (1) numaralı
CBK'nın 441. ila 473. maddelerinde düzenlenmiştir.
24.
Anılan CBK'nın 458/B maddesinde, Bakanlığın ana hizmet birimlerinden olan
Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğünün görev ve
yetkileri düzenlenmiştir. Maddenin dava konusu kuralın da yer aldığı (ğ)
bendinde; "Tasfiyelik eşya için depolar,
mağazalar ve satış reyonları açılmasına ve işletilmesine ilişkin ilke ve
standartları belirlemek, bu yerleri açmak, işletmek, işlettirmek ve denetlemek"
Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Dava konusu kural
bentte yer alan "…işlettirmek…"
ibaresidir.
25.
Tasfiyelik eşya için açılan depo, mağaza ve satış reyonlarının işlettirilmesi
hususunda anılan Genel Müdürlüğe yetki veren kuralın yürütme yetkisine ilişkin konulardan olduğu anlaşılmaktadır.
26.
Kural, Anayasa'nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan "İkinci Kısım Birinci ve İkinci Bölümleri"nde yer alan temel haklar,
kişi hakları ve ödevleriyle "Dördüncü
Bölümü"nde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir
düzenleme de içermemektedir.
27.
Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesi uyarınca
CBK'lar bakımından aranan bir diğer husus, CBK kuralının Anayasa'da münhasıran
kanunla düzenlenmesi gereken konulara ilişkin olmaması gereğidir. Anayasa
koyucunun bir konunun kanunla düzenlenmesini özel olarak öngörmesi bu alanın
münhasıran kanunla düzenlenmesini istediği anlamına gelir. Bu kapsamda Anayasa,
bir konunun kanunla düzenleneceğini öngörmüşse bu konuda CBK çıkarılamaz.
Bununla birlikte Anayasa'da CBK'larla düzenleneceği özel olarak belirtilen
konularda CBK'larla düzenleme yapılması mümkündür.
28.
Anayasa'nın 123. maddesinin birinci fıkrasına göre "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir."
Ancak Anayasa'nın 106. maddesinin on birinci fıkrasında "Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat
yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı
kararnamesiyle düzenlenir." denildiğinden bakanlıkların kurulması,
kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra
teşkilatlarının kurulması Anayasa'nın 106. maddesinin on birinci fıkrası
uyarınca CBK ile düzenlenebileceği özel olarak belirtilen konular
kapsamındadır.
29.
Bu bağlamda Anayasa'nın CBK tarafından düzenleneceğini özel olarak öngördüğü
yukarıda belirtilen bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve
yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması ile
düzenlenmesi kapsamında, bu konularla sınırlı olmak üzere Anayasa'nın 106.
maddesinin anılan hükmünde belirtilen hususlarda CBK ile düzenleme yapılabilir.
30.
Kuralın Anayasa'nın 106. maddesinin on birinci fıkrasında CBK ile düzenlenmesi
öngörülen bakanlıkların görev ve yetkilerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu
itibarla kuralın Anayasa'nın 106. maddesinin on birinci fıkrasıyla bağlantılı
olarak 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü
de bulunmamaktadır.
31.
Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının dördüncü cümlesinde "Kanunda açıkça düzenlenen konularda
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz" denilmiştir. Buna göre CBK'ların
anılan Anayasa hükmü yönünden yapılacak denetiminde öncelikle karşılaştırmaya
esas olabilecek daha önce kabul edilmiş bir kanun hükmünün bulunup
bulunmadığının tespit edilmesi gerekir. Sonrasında ise -böyle bir kanun hükmü
varsa- incelenen CBK kuralının kanunun açıkça düzenlediği konuya ilişkin olup
olmadığı belirlenmelidir. Bu değerlendirme yapılırken önce ilgili kanunun CBK
ile düzenlenen alanda hüküm ifade edip etmediğinin belirlenmesi, ardından da kanundaki
düzenlemenin açık olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.
32.
Tasfiyelik eşyaya ilişkin olarak 4458 sayılı Kanun'un 177. maddesinde hangi
eşyanın tasfiye edileceği sayılmış, 178. maddenin birinci fıkrasında da tasfiye
usulleri belirlenmiştir. Dava konusu kuralda ise tasfiyelik eşya için açılacak
depo, mağaza ve satış reyonlarının işlettirilmesine imkân tanınmaktadır. Bu
itibarla kuralın kanunda açıkça düzenlenen bir konuya ilişkin olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
33.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına
aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
b. Kuralın İçerik
Yönünden İncelenmesi
34.
Kuralla Bakanlık Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel
Müdürlüğünün 4458 sayılı Kanun gereğince tasfiyesi gereken eşya için açılacak
depo, mağaza ve satış reyonlarını işlettirmesi mümkün kılınmaktadır.
35.
Anayasa'nın 128. maddesinde "Devletin,
kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare
esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği
aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür."
denilmektedir. Bu hüküm uyarınca genel idare esaslarına göre yürütülen kamu
hizmetlerinin gerektirdiği görevlerden asli ve sürekli nitelik taşıyanların
memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmesi zorunludur.
36.
Kamu hizmeti, geniş tanımıyla, devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri
tarafından veya bunların denetimi ve gözetimleri altında, ortak gereksinimleri
karşılamak ve kamu yararını sağlamak için topluma sunulmuş bulunan sürekli ve
düzenli etkinliklerdir (AYM, E.2020/10, K.2020/67, 12/11/2020, § 23; E.2017/21,
K.2020/77, 24/12/2020, § 216).
37.
Kamu hizmetlerinin bir kısmının genel idare esaslarına göre yürütülmesi zorunlu
iken bu zorunluluğu taşımayan kamu hizmetleri devletin gözetimi ve denetimi
altında, belirli yasal usullerle özel kişilere yaptırılabilir (AYM, E.2013/50,
K.2015/38, 1/4/2015; E.2020/10, K.2020/67, 12/11/2020, § 24).
38.
Gümrük hizmetleri, bir taraftan ekonomik açıdan dış ticaretin düzenli, sürekli
ve ülke menfaatlerini koruyacak bir şekilde yürütülmesini, diğer taraftan
kaçakçılığın önlenmesini sağlamaktadır. Bu hizmetler kamu düzenini, ekonomik
istikrarı ve mülkiyet hakkını ilgilendiren, toplumun tümü üzerinde etkili, yürütülmesinde
kamu yararı bulunan hizmetlerdir.
39.
Gümrük işlemleri tamamlanamamış, sahiplerince teslim alınmamış veya
kaçakçılıkla mücadele mevzuatı gereğince yakalanan eşyanın tasfiyesine ilişkin
işlemler de gümrük hizmetlerinin bir parçasıdır. Ancak bu eşyanın muhafazası ve
satışı için açılacak depo, mağaza ve satış reyonlarına ilişkin tüm işlerin
gümrük idaresi tarafından genel idari esaslara göre yürütülmesi gereken asli ve
sürekli görevlerden olduğu söylenemez.
40.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka
uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her
alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya
aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk
kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
41.
Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel
olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına imkân tanımaması
gerekir. Belirlilik ilkesi; hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin,
kanundan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi
hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale
yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır.
42.
Bu yönden tasfiye edilecek eşyaya ilişkin olarak genel idari esaslara göre
yürütülmesi gereken kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler
dışındaki görevlerin yerine getirilmesi amacıyla söz konusu yerlerin
işlettirilebilmesi için buna ilişkin usul ve esasların kanunda belirlenmesi
gerekmektedir. Ayrıca bu düzenlemelerde işletmecinin yetki ve sorumluluklarının
da belirlenmesi gerekir.
43.
Bu kapsamda kuralda tasfiyelik eşya için açılacak depo, mağaza ve satış
reyonlarının hangi usullerle işletileceğine, işletmecinin yetki ve
sorumluluklarına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden söz
konusu yerleri "işlettirmek"
hususunda yürütmeye yetki veren kural, Anayasa'nın 2. maddesi kapsamında
belirlilik ilkesine aykırıdır ve bu durum Anayasa'nın 128. maddesi yönünden
yapılacak denetime de engel teşkil etmektedir.
44.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Muammer
TOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri
BAĞCI ile İrfan FİDAN bu görüşe katılmamışlardır.
Kural,
Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa'nın
128. maddesi yönünden incelenmemiştir.
C. CBK'nın 16.
maddesiyle, Ekli (1) Sayılı Liste'de Yer Alan Kadroların İptal Edilerek (2)
Numaralı CBK'nın Eki (I) Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı Bölümünden
Çıkarılması ile Ekli (2) Sayılı Liste'de Yer Alan Kadroların İhdas Edilerek (2)
numaralı CBK'nın Eki (I) Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı Bölümüne
Eklenmesinin ve CBK'nın Geçici 1. Maddesinin Birinci ve Üçüncü Fıkralarının
İncelenmesi
1. İptal Talebinin
Gerekçesi
45.
Dava dilekçesinde özetle; kuralların Bakanlıkta genel idare esaslarına göre
yürütülmekte olan kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa
eden yöneticiler ve personele ilişkin olduğu, bunların kadrolarının ihdas ve
iptali ile atanmalarına ilişkin hükümlerin münhasıran kanunla düzenlenmesi
gerektiği, Bakanlıkta genel müdür ve genel müdür yardımcısı olarak görev yapan
bir kısım personelin görevden alınmasının anılan personelin özlük haklarını da
doğrudan etkilediği, münhasıran kanunla düzenlenmesi gereken bir konuda CBK
çıkarıldığı, bu suretle CBK çıkarma yetkisinin anayasal çerçeve dışında
kullanıldığı, yürütme organına genel, sınırsız, esasları ve çerçevesi belirsiz
bir düzenleme yetkisinin tanındığı, bu durumun yasama yetkisinin devredilemezliği,
Anayasa'nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ile kuvvetler ayrılığı ilkeleriyle
bağdaşmadığı belirtilerek kuralların Anayasa'nın "Başlangıç" kısmı ile 2., 6., 7., 8., 11., 104. ve 128. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2. Anayasa'ya Aykırılık
Sorunu
a. Kuralların Konu
Bakımından Yetki Yönünden İncelenmesi
46.
Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralların Anayasa'nın "Başlangıç" kısmı ile 6., 7., 8., 11. ve
128. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK'ya ilişkin konu
bakımından yetki kuralları Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında
düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.
47.
Kurallar Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatına ilişkin olarak bir kısım
kadroların ihdas edilerek (2) numaralı CBK'nın eki (I) sayılı Cetvel'in Ticaret
Bakanlığı bölümüne eklenmesini, bir kısım kadroların da iptal edilerek anılan
CBK'nın belirtilen bölümünden çıkarılmasını, Bakanlıkta genel müdür ve genel
müdür yardımcısı olarak görev yapan bir kısım personelin bu görevlerinin sona
ermesini, kaldırılan birimlere tahsisli kadroların mevcutlu olarak Ticaret
Bakanı (Bakan) tarafından Bakanlık merkez teşkilatındaki diğer birimlere
dağıtılmasını öngörmektedir.
48.
Teşkilat yapısındaki değişiklikler neticesinde kamu kurum ve kuruluşlarının
kadrolarının ihdası veya iptali, başka bir deyişle kadro usulüne ilişkin
düzenlemeler idarenin teşkilat yapısı ile ilgili olup idarenin kuruluş ve
görevlerinin belirlenmesinin bir parçasını oluşturmaktadır (AYM, E.1965/32,
K.1966/3, 4/2/1966; E. 2018/119, K. 2020/25, 11/6/2020, § 18; E.2020/8,
K.2021/25, 31/3/2021, §17).
49.
Bu itibarla kadro ihdas ve iptalinin kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat
yapısına ilişkin olduğu ve kurallarla Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatına
ilişkin kadroların iptalinin ve ihdasının hükme bağlandığı gözetildiğinde
kuralların yürütme yetkisine ilişkin
konulardan olduğu anlaşılmaktadır.
50.
Kurallar, Anayasa'nın CBK ile düzenlenmesi yasaklanan "İkinci Kısım Birinci ve İkinci Bölümleri"nde yer alan temel haklar,
kişi hakları ve ödevleriyle "Dördüncü
Bölümü"nde yer alan siyasi haklar ve ödevler ile ilgili herhangi bir
düzenleme de içermemektedir.
51.
Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı
ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Anayasa'nın 106. maddesinin on
birinci fıkrası uyarınca CBK ile düzenlenebileceği özel olarak belirtilen
konular kapsamında kalmaktadır (bkz. §§ 26, 27).
52.
Bu çerçevede, kuralın Anayasa'nın 106. maddesinin on birinci fıkrasında CBK ile
düzenlenmesi öngörülen Bakanlığın teşkilat yapısına ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır. Zira yukarıda da belirtildiği üzere kadro ile teşkilat
arasında yakın bir ilişki olup kadro belirlenmeden bir kurum ve kuruluşun
teşkilatlanmasından söz edilmesi zordur. Bu itibarla kuralın Anayasa'nın 106.
maddesinin on birinci fıkrasıyla bağlantılı olarak 104. maddesinin on yedinci
fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı bir yönü de bulunmamaktadır (AYM,
E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, § 28; E.2020/8, K.2021/25, 31/3/2021, § 23).
53.
Kuralların kapsamına giren konuda kanunla yapılan herhangi bir düzenlemeye
rastlanmamıştır. Bu itibarla kuralların kanunda açıkça düzenlenen bir konuya
ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
54.
Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasına
aykırı değildir. İptal taleplerinin reddi gerekir.
Zühtü
ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki
HAKYEMEZ bu görüşe katılmamışlardır.
b. Kuralların İçerik
Yönünden İncelenmesi
55.
Hukuk devletinin temel unsurlarından biri olan belirlilik ilkesinin yürütmenin
asli düzenleyici işlemi niteliğinde olan CBK'lar bakımından da geçerli
olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Kurallarla Bakanlık merkez ve taşra
teşkilatında yer alan bazı kadrolar iptal ve ihdas edilmiş, Bakanlıkta genel
müdür ve genel müdür yardımcısı kademesinde görev yapan bir kısım personelin bu
görevleri sona erdirilmiş, bir kısım personelin başka bir kadroya atanması
hususunda Bakana yetki verilmiştir. İptal ve ihdas edilen kadro ve sayıları,
görevi sona eren personelin kadroları ile kaldırılan birimlere tahsisli
kadroların diğer birimlere dağıtım usulü açık, net ve anlaşılır bir şekilde
düzenlendiğinden kurallarda belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık
bulunmamaktadır.
56.
Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal
taleplerinin reddi gerekir.
Ç. CBK'nın Geçici 2.
Maddesinin Birinci Cümlesinin İncelenmesi
1. Genel Açıklama
57.
703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 29. maddesi ile 3/6/2011 tarihli
ve 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Hükmünde Kararname; 30. maddesi ile de 3/6/2011 tarihli ve 637 sayılı
Ekonomi Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
yürürlükten kaldırılmış, bu suretle kapatılan Ekonomi Bakanlığı ve Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı bünyesindeki bazı birimlerin birleştirilmesiyle (1) numaralı
CBK ile Ticaret Bakanlığı adı altında yeni bir bakanlık kurulmuş, bu kapsamda
Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki İhracat Genel Müdürlüğü ile Avrupa Birliği Genel
Müdürlüğü, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Avrupa Birliği ve Dış
İlişkiler Genel Müdürlüğü hizmet birimleri Ticaret Bakanlığı bünyesine alınarak
bu birimlerce yürütülen faaliyetlerin Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü
ile Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü hizmet birimleri tarafından
yürütülmesi öngörülmüştür.
58.
703 sayılı KHK'nın geçici 1. maddesinin (5) numaralı fıkrasında bir kısım
kariyer meslek mensubu personelin ilgili CBK'larda öngörülen uzman ve uzman
yardımcısı kadrolarına atanmaları öngörülmüş, anılan maddenin (6) numaralı
fıkrasında ise bunun dışında kalan personelin söz konusu maddenin yürürlük
tarihi itibariyle görev yaptıkları birimlerin veya bu birimlere verilmiş olan
görevlerin ilgili CBK ile düzenlendiği bakanlık veya diğer kamu kurum ve
kuruluşlarına aynı unvanlı kadrolara atanmış sayılacağı düzenlemesine yer
verilmiştir.
59.
Bu kapsamda, (kapatılan) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile (kapatılan) Ekonomi
Bakanlığında İhracatı Geliştirme Uzmanı ile Avrupa Birliği Uzmanı ve Avrupa
Birliği Uzman Yardımcısı olarak görev yapan personel, Ticaret Bakanlığına
ilgisine göre İhracat Genel Müdürlüğü ile Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel
Müdürlüğünde görev yapmak üzere aynı unvanlarla atanmıştır.
2. İptal Talebinin
Gerekçesi
60.
Dava dilekçesinde özetle; kuralın kamu hizmetine girme hakkı ve memurların
atanmasıyla ilgili olduğundan CBK ile bir düzenlenemeyeceği, uzman kadrosunda
görev yapan bir kısım memurun mesleklerinin değiştirilmesine ve atanmalarına
ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiği, aksi durumun yasama
yetkisinin devredilemezliği, kuvvetler ayrılığı ve yürütme yetkisinin
Anayasa'ya ve kanunlara uygun kullanılması gerektiğine ilişkin Anayasal
ilkelerle bağdaşmadığı belirtilerek kuralın Anayasa'nın 6., 7., 8., 104. ve
128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3. Anayasa'ya
Aykırılık Sorunu
61.
Dava dilekçesinde konu bakımından yetki yönünden kuralın Anayasa'nın 6., 7., 8.
ve 128. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de CBK'ya ilişkin konu
bakımından yetki kuralları Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasında
düzenlendiğinden bu husustaki inceleme anılan fıkra kapsamında yapılacaktır.
62.
(79) numaralı CBK'nın geçici 2. maddesinin birinci cümlesinde bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlıkta Avrupa Birliği Uzmanı, Avrupa Birliği
Uzman Yardımcısı ile İhracatı Geliştirme Uzmanı kadrolarında bulunanların, bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 ay içinde talep etmeleri hâlinde
durumlarına uygun Ticaret Uzmanı ve Ticaret Uzman Yardımcısı kadrolarına
atanması hüküm altına alınmış olup anılan cümle dava konusu kuralı
oluşturmaktadır.
63.
Anayasa'nın 128. maddesinde devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu
tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle görüleceği ifade edilmiş; memurların ve diğer kamu
görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla
düzenleneceği belirtilmiştir.
64.
Kamu hizmeti niteliği taşıyan görevlerin yerine getirilebilmesi bağlamında
Bakanlıkta Ticaret Uzmanı ve Ticaret Uzman Yardımcısı kadrosunda istihdam
edilen personelin genel idari esaslara göre yürütülen asli ve sürekli görevleri
yerine getirdikleri, dolayısıyla Anayasa'nın 128. maddesi anlamında memur veya diğer kamu görevlisi sıfatına
sahip bulundukları hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
65.
Anayasa'nın 128. maddesine göre memurlar ve diğer kamu görevlilerinin
atanmalarının kanunla düzenlenmesi gerekmekte olup kuralla Ticaret Uzmanı ve
Ticaret Uzman Yardımcısı kadrolarına atanabilmeye ilişkin koşullara yönelik bir
düzenleme öngörülmektedir.
66.
Bu itibarla Anayasa'nın 128. maddesi uyarınca münhasıran kanunla düzenlenmesi
gereken bir konuda düzenleme yapan kuralın Anayasa'nın 104. maddesinin on
yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
67.
Açıklanan nedenlerle kural Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının
üçüncü cümlesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural
Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı
görülerek iptal edildiğinden ayrıca aynı fıkranın birinci, ikinci ve dördüncü
cümleleri yönünden incelenmemiştir.
Kural
konu bakımından yetki yönünden Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci
fıkrasının üçüncü cümlesine aykırı görülerek iptal edildiğinden içerik yönünden
incelenmemiştir.
D. CBK'nın Geçici 2.
Maddesinin Kalan Kısmının İncelenmesi
68.
CBK'nın geçici 2. maddesinin birinci cümlesinin iptali nedeniyle maddenin
ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu
nedenle söz konusu cümleler 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesinin
(4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kurallar yönünden
Anayasa'ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER
KURALLARA ETKİSİ
69.
6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün
belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması
sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar
verilebileceği öngörülmektedir.
70.
(79) numaralı CBK'nın geçici 2. maddesinin birinci cümlesinin iptali nedeniyle
uygulanma imkânı kalmayan aynı maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin
6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU
71.
Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı
tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün
yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî
Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez." denilmekte, 6216
sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak
suretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete'de
yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir
yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
72.
(79) numaralı CBK'nın 12. maddesiyle (1) numaralı CBK'ya eklenen 458/B
maddesinin (ğ) bendinde yer alan "…işlettirmek…"
ibaresi ile geçici 2. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal
boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa'nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı
fıkrası gereğince bu madde ve ibareye ilişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî
Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun
görülmüştür.
VI. YÜRÜRLÜĞÜN
DURDURULMASI TALEBİ
73.
Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanması hâlinde telafisi güç
veya imkânsız zararın doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına
karar verilmesi talep edilmiştir.
6/7/2021
tarihli ve (79) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin;
A. 1. 12. maddesiyle 10/7/2018 tarihli
ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (1) numaralı Cumhurbaşkanlığı
Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne eklenen 458/B maddesinin (ğ)
bendinde yer alan "...işlettirmek..."
ibaresine,
2. Geçici 2. maddesine,
yönelik
iptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu madde ve
ibareye ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
B. 1. 16. maddesiyle;
a. Ekli (1) Sayılı Liste'de yer alan
kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'nin eki (I) Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı bölümünden
çıkarılmasına,
b. Ekli (2) Sayılı Liste'de yer alan
kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin eki (I)
Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı bölümüne eklenmesine,
2.
Geçici 1. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına,
yönelik
iptal talepleri 28/9/2022 tarihli ve E.2021/90, K.2022/108 sayılı kararla
reddedildiğinden bu fıkralara, bölümden çıkarmaya ve bölüme eklemeye ilişkin
yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,
28/9/2022
tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII. HÜKÜM
6/7/2021
tarihli ve (79) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin;
A.
12. maddesiyle 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (1)
numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne
eklenen 458/B maddesinin (ğ) bendinde yer alan "...işlettirmek..." ibaresinin;
1. Konu bakımından yetki yönünden
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. İçeriği itibarıyla Anayasa'ya
aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Muammer TOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yıldız
SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ile İrfan FİDAN'ın karşıoyları ve
30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama
Usulleri Hakkında Kanun'un 65. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince
OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile
6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN
RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE
OYBİRLİĞİYLE,
B. 16. maddesiyle;
1. Ekli (1) Sayılı Liste'de yer alan
kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'nin eki (I) Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı bölümünden
çıkarılmasının;
a. Konu bakımından yetki yönünden
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan
Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ'in
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. İçeriği itibarıyla Anayasa'ya
aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. Ekli (2) Sayılı Liste'de yer alan
kadroların ihdas edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin eki (I)
Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı bölümüne eklenmesinin,
a. Konu bakımından yetki yönünden
Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Hasan
Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ'in
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. İçeriği itibarıyla Anayasa'ya
aykırı olmadığına ve iptal talebinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
C. Geçici 1. maddesinin birinci ve
üçüncü fıkralarının;
1. Konu bakımından yetki yönünden
Anayasa'ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE, Zühtü ARSLAN,
Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, M. Emin KUZ ile Yusuf Şevki HAKYEMEZ'in
karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. İçeriği itibarıyla Anayasa'ya
aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. Geçici 2. maddesinin;
1. Birinci cümlesinin konu bakımından
yetki yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. İkinci, üçüncü ve dördüncü
cümlelerinin 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince
İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,
iptal
hükümlerinin, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı
Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE
YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,
28/9/2022
tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1.
Mahkememiz çoğunluğu (79) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesi'nin (CBK) 16. maddesi ile geçici 1. maddesinin birinci ve üçüncü
fıkralarının konu bakımından yetki yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına karar
vermiştir. İptali istenen kurallar kadro ihdasına, iptaline, kaldırılan kadrolarda
bulunanların görevlerinin sona ermesine ve tahsisli kadroların mevcutlu olarak
diğer birimlere dağıtılmasına ilişkindir.
2.
Anayasa Mahkemesinin 2018/119 esas sayılı kararına yazdığımız muhalefet
şerhinde ayrıntılı bir şekilde açıkladığımız üzere, kamu görevlilerine ilişkin
kadroların ihdası ve iptali bütçe hakkıyla ilgili olup yasama yetkisi
kapsamındadır. Bu nedenle Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının
birinci cümlesi uyarınca yürütme
yetkisine ilişkin konularda çıkarılabileceği öngörülen CBK ile kadro ihdası
ve iptali yapılamaz (bkz. AYM, E.2018/119, K.2020/25, 11/6/2020, Karşıoy
Gerekçesi, §§ 14- 24).
3.
Aynı şekilde kadro ihdası ve iptaline ilişkin düzenlemelerin, kamu
görevlilerinin aylık ve ödeneklerini doğrudan etkilediği, dolayısıyla mülkiyet
hakkı kapsamında olduğu açıktır. Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci
fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca CBK ile mülkiyet hakkına yönelik bir
düzenleme yapılamaz (bkz. anılan Karşıoy Gerekçesi, §§ 25- 29).
4.
Diğer yandan Anayasa'nın 128. maddesi kamu görevlilerinin kadrolarına ilişkin
hususların münhasıran kanunla düzenlenmesini gerektirmektedir. Nitekim Anayasa
Mahkemesine göre kamu görevlilerinin "kadrolarına,
bu kadroların ihdas ve iptaline ilişkin kuralların da Anayasa'nın 128. maddesi
uyarınca kanunla düzenlenmesi gerekir" (AYM, E.2018/73, K.2019/65,
24/7/2019, § 139).
5.
Mahkememizin 2020/8 esas sayılı kararına yazdığımız muhalefet şerhinde
açıklandığı gibi, kaldırılan kadrolarda görev yapanların görevine son
verilmesi, yenilerinin atanması ve kadroların dağıtılması Anayasa'nın 128.
maddesi uyarınca kanunla yapılması gereken hususlardır (bkz. AYM, E.2020/8,
K.2021/25, 31/03/2021, Karşıoy Gerekçesi, § 18). Bu sebeple Anayasa'da CBK ile
düzenlenmesi özel olarak belirtilmeyen kamu görevlilerinin "atanmaları" konusunun Anayasa'nın 128.
maddesi gereğince kanunla düzenlenmesi bir zorunluluktur. Bu haliyle kurallar
Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının üçüncü cümlesine de aykırılık
teşkil etmektedir.
6.
Açıklanan gerekçelerle kuralların konu bakımından yetki yönünden Anayasa'nın
104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve üçüncü cümlelerine
aykırı olduğunu düşündüğümden çoğunluğun red yönündeki kararına katılmıyorum.
Başkan
Zühtü
ARSLAN
KARŞIOY
GEREKÇESİ
CBK'nın
16. Maddesiyle "Ekli 1 ve 2 Sayılı Listede Yer Alan Kadroların İhdası Ve
Listeden Çıkarılması ile Geçici 1. Maddenin Birinci ve Üçüncü Fıkraları ile
geçici 2. Maddede" yer alan kadro iptali, ihdası ve kadro dağıtılmasına ilişkin
kuralların konu bakımından anayasaya aykırı olduğu iddiaları Mahkememiz
çoğunluğu tarafından kabul edilmemiştir. Bu görüşe aşağıda açıklanan nedenlerle
iştirak edilememiştir.
1.
Anayasa Mahkemesi çeşitli kararlarında kadro ihdası konusunun kanunla
düzenlenmesi gerektiğini belirttiği gibi, bütçe hakkıyla ilişkilendirerek kadro
ihdası veya kaldırılmasını yasama alanına
ilişkin bir konu olarak değerlendirmiştir (bkz. AYM 2016/47 E. - 2018/10,
14.2.2018, par. 35-36; AYM 2013/24 E. - 2013/133, 14.11.2013; AYM 1987/21 E. -
1988/25 K. 28.6.1988). Görüldüğü üzere AYM kararlarında kadro ihdası bütçe hakkı kapsamında (AY 87, 162)
değerlendirilmektedir. Bu durumda konu, yürütme yetkisi içerisinde
değerlendirilemeyeceği gibi kadro ihdasının kanunla düzenlenmesinin zorunlu
bulunması ve yürütme yetkisine ilişkin olmaması nedeniyle kural, Anayasanın
madde 104-fıkra 17'nin 1. cümlesine aykırılık oluşturduğundan iptali gerekir.
2.
Diğer taraftan Anayasanın 123/1. maddesinde idarenin kuruluş ve görevleriyle
bir bütün olduğu ve kanunla düzenlenmesi gerektiği belirtilmektedir. Bununla
birlikte Anayasada CBK'lar bakımından bu hükmün istisnasını oluşturan birkaç
düzenleme bulunmaktadır. Anayasanın 106. maddesinin son fıkrası gereği
bakanlıkların kuruluş ve görevleriyle ilgili yetki ile Devlet Denetleme Kurulu
(AY 108/son) ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği (AY 118/son) yönünden
CBK ile düzenleme yapılması özel olarak kabul edilmiştir. Şu halde özel olarak
belirtilen hususlar dışında idarenin teşkilatının bir parçası olan kamu
görevlilerine ilişkin kadronun ihdasının da kanunla düzenlenmesinin zorunlu
olduğu sonucuna ulaşılması gerekmektedir. Nitekim AYM daha önce verdiği bir
kararda kadronun bir kurumun kuruluşunun
bir parçası olduğunu ifade etmiştir (AYM 1965/32 E. - 1966/3 K. 4.2.1966).
Başka bir anlatımla, bir kuruma ilişkin kadro düzenlemesi, kurumun kuruluşuyla
ilgili bir hukuki mesele olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte Anayasa'da
açık yetki verilmediği sürece kadro düzenlemesi bakımından Anayasanın diğer
hükümlerinin gözetilmesi zorunludur.
3.
İkinci olarak kadroların, kamu personelinin maaş, sosyal haklar ve benzeri
özlük haklarıyla ilgili düzenlemelerin Anayasanın 128. maddesi kapsamında
değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 128. maddesi uyarınca "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık
ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir". Bu husus
Mahkememizin bir kararında; "kadro derecesi ile personelin özellikle aylık ve
ödenekleri ve diğer özlük hakları bakımından sıkı bir bağ bulunmaktadır" (AYM,
E.2005/139, K.2007/33, 22/3/2007) şeklinde ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere bu
hüküm uyarınca kadrolara ilişkin düzenlemelerin kanunla yapılması anayasal bir
zorunluluktur. Bakanlıkların teşkilat yapısının CBK ile kurulabileceğine
ilişkin 106/son madde ile bu konuda bir istisna getirildiği yolunda bir yorum
akla gelebilir ise de bu düşüncenin ilgili Anayasal kurallar karşısında geçerli
olamayacağı ve istisna olan bu kuralın dar yorumlanması gerektiği söylenmelidir.
Bu konuda Anayasa Mahkemesi; "Anayasa'da
CBK'larla düzenleneceği özel olarak öngörülen konulara ilişkin Anayasa hükümlerinin açıkça izin verdiği
hususlarda CBK'larla düzenleme yapılabilir" (AYM, E.2019/31, K.2020/5,
23/1/2020, § 29) sözleriyle Anayasada açıkça izin verilenler dışında yetkinin
genişletilemeyeceğine işaret etmiştir.
4.
Esasen Anayasada kadroya ilişkin istisna yalnızca madde 108/4'te Devlet
Denetleme Kurulu üyelerinin "özlük işleri"nin
CBK ile düzenleneceği konusunda tanınmıştır. Başka deyişle Anayasa istisnai
yetki vermek istediğinde bu hususu açıkça düzenlemiştir. Bakanlıkların teşkilat
yapısının kurulması yetkisi kural olarak yalnızca ilgili bakanlığın
örgütlenmesine ilişkin hukuki çerçevenin oluşturulmasına yetki vermektedir.
Buna karşın kadro ihdas edilmesinin Anayasanın 70., 128. ve 161. maddeleriyle
mevcut bağı karşısında istisnai bir yetkinin yorum kurallarına aykırı şekilde
geniş biçimde yorumlanmasının Anayasanın anılan hükümlerinin devre dışı
bırakılmasına yol açacağını ifade etmek gerekir. Dolayısıyla münhasıran kanunla
düzenlenmesi gereken kadro ihdasının listenin iptali ve diğer liste yoluyla
ihdası şeklinde CBK ile düzenlenmesi Anayasanın 104/17. maddesinin üçüncü
cümlesine de aykırıdır, iptali gerekmektedir.
5.
Üçüncü olarak; geçici birinci ve ikinci maddeler kapsamında mevcut bazı kamu
görevlerine ilişkin görevlerin sona erdirilmesi, iptali ve kaldırılan birimlere
ait tahsisli kadroların başka birimlere dağıtılması ya da kadro unvanlarının
değiştirilmesi yönündeki düzenlemeler bakımından da Anayasanın 128. maddesi
gereği kanunla düzenleme zorunluluğu bulunduğu gibi özlük hakları üzerindeki
etkileri nedeniyle mülkiyet hakkına temas etmesi dolaysıyla anılan düzenlemenin
konu bakımından temel haklara dair düzenleme yasağı kapsamında görülmesi de
gerekmektedir. Belirtilen nedenler yönünden de geçici birinci maddenin birinci
ve üçüncü fıkraları ile geçici ikinci maddesinin konu bakımından Anayasanın
104. maddesinin 17. fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerine aykırılık dolayısıyla
iptal edilmesi gerekmektedir.
Başkanvekili
Hasan
Tahsin GÖKCAN
Karşı
Oy
1.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Ticaret Bakanlığı'nın teşkilat
yapısının düzenlendiği 458/B maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde Destek
Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdürlüğü'ne tasfiye
işlemleri için depo, mağaza ve satış reyonları açmak, işletmek ve işlettirmek
yetkisi verilmektedir.
2.
Düzenlemede yer alan "işlettirmek" yetkisinin Anayasa'nın 128. maddesi
çerçevesinde genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken asli ve sürekli
işlerden olduğu; ayrıca başka kanunlarda konuya dair düzenleme bulunduğundan
bahisle konu bakımından CBK'ların yetki kapsamında bulunmadığından Anayasa'ya
aykırı olduğuna karar verilmesi talebinde bulunulmuştur.
3.
Çoğunluk bizim de iştirak ettiğimiz görüş çerçevesinde konu bakımından iptal
talebine mevzu edilen hüküm açısından bir sorun bulunmadığına karar vermiştir.
4.
Diğer taraftan söz konusu düzenlemede "işlettirmek" yetkisinin sınırlarının
belirlenmemiş olduğundan bahisle çoğunlukça normun iptaline karar verilmiştir.
5.
Teşkilat kanunları ve CBK.lar özellikleri itibariyle kurum tarafından kullanılacak
yetki ve faaliyetlerin genel olarak belirlendiği düzenlemeler olup bütün
faaliyetlerin kapsam ve sınırlarının bu tip düzenlemelerde yer almasını
beklemek normun işlevi ile de örtüşmemektedir.
6.
Diğer taraftan söz konusu düzenlemelerde verilen yetkilerin bazılarının
mahiyetleri gereği CBK ile değil kanunla düzenlenmesi gerekebilmektedir.
7.
Böyle bir durumda CBK koyucunun verilen yetkinin kurum ile bağlantısını kurmak
için teşkilat düzenlemesinde yetkinin ismini zikretmek dışında yapabileceği
detaylı bir düzenleme de bulunmamaktadır.
8.
Bu gibi durumlarda söz konusu yetkinin detaylarının kanunla düzenlenmesi de
gerekebilir. Zira "İşlettirmek" yetkisi üçüncü kişilere ekonomik bir hak
sağladığı gibi, tasfiye işlemleri mahiyeti gereği mülkiyet hakkının el
değiştirmesi gibi bir sonucu doğuran bir yetkidir. Bu nedenle detaylı
düzenlemelerin CBK ile değil kanunla yapılması gibi bir zaruretin ortaya
çıkması da muhtemeldir.
9.
Nitekim 1 sayılı CBK.nın 44. maddesinde Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve
İstatistik Genel Müdürlüğü'nün yetki ve görevleri düzenlenirken "Adli sicili
tutmak" görevinden bahsedilmektedir.
10.
Adli sicil verileri tamamen kişisel verilerle alakalı bir konu olduğundan bu
hususta çerçeve mahiyetinde dahi olsa CBK.da hüküm bulunmasını beklemek konu
bakımından Anayasa'ya uygun düşmeyecektir. Bu bağlamda adli sicil konusunda
5352 sayılı müstakil bir Kanun bulunmaktadır.
11.
Norm koyucunun "İşlettirmek" yetkisinin mahiyetini her zaman düzenleme
imkanının bulunduğu göz önüne alındığında Ticaret Bakanlığı'na dair düzenlemede
sadece yetkinin isminden bahsedilip mahiyetine dair bir çerçeve çizmemesinin
anayasal bir sorun teşkil etmediğini değerlendirdiğimizden çoğunluğun iptal
yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.
KARŞIOY
GEREKÇESİ
(79)
numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (CBK) 16. maddesinin ve geçici 1.
maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının Anayasaya aykırı olmadığına ve iptal
talebinin reddine karar verilmiştir.
Red
kararının gerekçesinde; kamu kurum ve kuruluşlarındaki kadroların ihdası ile
iptalinin idarenin teşkilat yapısıyla ilgili olup idarenin kuruluş ve
görevlerinin belirlenmesinin bir parçasını oluşturduğu, dolayısıyla kuralın
yürütme yetkisine ilişkin olduğu, Anayasanın İkinci Kısmının Birinci ve İkinci
Bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle Dördüncü
Bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler ile ilgili düzenleme içermediği,
Anayasanın 106. maddesinin son fıkrasında CBK ile düzenlenmesi öngörülen
Bakanlığın teşkilat yapısına ilişkin olduğu anlaşılan kuralın 106. maddenin son
fıkrası ile bağlantılı olarak 104. maddenin onyedinci fıkrasının üçüncü
cümlesine aykırı bir yönü bulunmadığı gibi daha önce kanunlarda da açıkça
düzenlenmediği, bu nedenlerle konu yönünden Anayasanın 104. maddesine aykırı
olmadığı belirtilmiştir.
CBK'nın
incelenen 16. maddesinde, ekli (1) sayılı listedeki kadroların iptal edilerek
(2) sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında CBK'nın eki (I) sayılı Cetvelin
Ticaret Bakanlığı bölümünden çıkarıldığı ve ekli (2) sayılı listedeki
kadroların ihdas edilerek (2) sayılı CBK'nın eki (I) sayılı Cetvelin Ticaret
Bakanlığı bölümüne eklendiği hükme bağlanmıştır.
Bakanlıkların
kadro ihdası ve iptalinin, teşkilat yapısına ilişkin bir düzenleme olmasından
dolayı Anayasanın 106. maddesinin son fıkrasında "bakanlıkların kurulması,
kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra
teşkilatlarının kurulması" bakımından öngörülen istisna kapsamında yer aldığı,
bu sebeple Anayasanın 123. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kanunla düzenlenme
ilkesine tâbi olmadığı ve 104. maddesinin onyedinci fıkrasının üçüncü cümlesine
aykırı bulunmadığı yönündeki çoğunluk görüşüne, kadro ihdası ve iptalinin
yasama yetkisi kapsamında bulunan bütçe hakkı ile ilgili olması, ayrıca 106.
maddenin son fıkrasında CBK ile düzenleneceği sınırlı olarak sayılan konular
arasında kadro ihdası ve iptalinin yer almaması sebebiyle, bu hususların
Anayasanın 123. ve 128. maddeleri uyarınca kanunla düzenlenmesi gerektiğinden
katılmak mümkün değildir (ayrıntılı açıklama için bkz. 11/6/2020 tarihli ve
E.2018/119, K.2020/25 sayılı; 30/12/2021 tarihli ve E.2021/91, K.2021/106 sayılı
kararlara ilişkin karşıoy gerekçelerim).
Başka
bir deyişle, bütçe hakkı ile ilgili bulunan kadro iptali ve ihdasının yürütme
yetkisine ilişkin konulardan olmamasından dolayı 104. maddenin onyedinci
fıkrasının birinci cümlesine; Anayasanın 123. ve 128. maddeleri uyarınca
kanunla düzenlenmesi gereken konular arasında yer almasından dolayı da üçüncü
cümlesine göre CBK ile düzenlenemeyeceği açıktır.
Diğer
taraftan, CBK'nın geçici 1. maddesinin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte
Ticaret Bakanlığında kaldırılan genel müdür ve genel müdür yardımcısı
kadrolarında bulunanların görevlerinin sona ereceğine ilişkin birinci fıkrası
ile kaldırılan birimlere tahsisli kadroların Bakanlık merkez teşkilâtındaki
birimlere dağıtılmasına ilişkin üçüncü fıkrası da Anayasanın 128. maddesi
uyarınca kanunla düzenlenmesinde zorunluluk bulunan konularla ilgili olduğundan
CBK ile düzenlenemez (aynı yönde bkz. 31/3/2021 tarihli ve E.2020/8, K. 2021/25
sayılı karara ilişkin karşıoy gerekçem).
Yukarıda
belirtilen sebeplerle, anılan kuralların konu bakımından yetki yönünden
Anayasanın 104. maddesinin onyedinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlelerine
aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun red kararına
karşıyım.
Üye
M.
Emin KUZ
KARŞIOY
GEREKÇESİ
1.
Mahkememiz çoğunluğunun 6/7/2021 tarihli ve (79) numaralı Cumhurbaşkanlığı
Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 16. maddesiyle, Ekli (1) Sayılı Liste'de yer
alan kadroların iptal edilerek 10/7/2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî
Gazete'de yayımlanan (2) numaralı Genel Kadro ve Usulü Hakkında
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin eki (I) Sayılı Cetvel'in Ticaret Bakanlığı
bölümünden çıkarılmasının, Ekli (2) Sayılı Liste'de yer alan kadroların ihdas
edilerek (2) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin eki (I) Sayılı Cetvel'in
Ticaret Bakanlığı bölümüne eklenmesinin ve Geçici 1. maddesinin birinci ve
üçüncü fıkralarının konu bakımından yetki yönünden Anayasa'ya aykırı
olmadıklarına ve iptal taleplerinin reddine ilişkin karara katılmamaktayım.
2.
Zira iptali talep edilen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerinde kurallarda
belirtilen kadroların ilgili bölümlerden çıkarılması, yeni kadro ihdası ve
kurallarda belirtilen kadrolarda bulunanların görevlerine başkaca bir işleme
gerek kalmaksızın son verilmesi şeklinde kadro ile ilgili düzenlemeler yer
almaktadır.
3.
İptali istenen kuralların "konu bakımından yetki" boyutu ile Anayasa'ya
uygunluk denetiminde Mahkememiz çoğunluğunca Anayasa'nın 104. maddesinin
onyedinci fıkrasına bir aykırılık bulunmadığı kanaatine ulaşılsa da dava konusu
kuralların Anayasa'nın 104. maddesinin on yedinci fıkrasının birinci, ikinci ve
üçüncü cümlelerine aykırı olduğu için iptali gerekmektedir.
4.
Nitekim Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kadro ihdası konusunu düzenleyen bir
kurala ilişkin Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir kararda bu konunun
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile düzenlenmesinin Anayasa'ya aykırılık teşkil
ettiği görüşünde olduğumdan Mahkememiz çoğunluğunun iptal isteminin reddi
yönündeki kanaatine katılmamıştım (Bkz.: E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25, K.
T.: 11/06/2020 §§ 6-22-,27-31, 33). Aynı hukuki gerekçelerin kadro ile ilgili
düzenlemelerin yer aldığı dava konusu (79) numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
hükümlerinde de geçerli olduğu kanaatindeyim.
5.
Dolayısıyla E. S.: 2018/119, K. S.: 2020/25 sayılı kararın karşıoyunda yer
verdiğim gerekçelerle (79) numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı
Kararnamesinin 16. maddesi ile Geçici 1. maddesinin birinci ve üçüncü
fıkralarının Anayasa'nın 104. maddesinin onyedinci fıkrasına aykırı olması
nedeniyle iptali gerektiği kanaatinde olduğum için çoğunluk görüşüne
katılamamaktayım.
Üye
Yusuf
Şevki
HAKYEMEZ