Danıştay Vergi Dava Daireleri E 2023-9 Mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re`sen terkin edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılacak tebligatın, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu`nun 107/A maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı hakkında
DANIŞTAY KARARI
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulundan: 17.05.2024 tarih
ve 32549 sayılı R.G.
Esas No: 2023/9
Karar No: 2024/3
ÖZET: Mükellefiyetini kendi iradesiyle
sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin edilen gerçek kişilere
mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılacak tebligatın, 213
sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 107/A
maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı
hakkında.
BÖLGE
İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİ
HAKKINDA KARAR
2576
sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin
Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası
uyarınca karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca konu ile ilgili
kararlar ve mevzuat incelenerek gereği görüşüldü:
I-
AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİNDE
BULUNAN:
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu
II-
İSTEMİN ÖZETİ:
Gerçek kişi olan davacılar adına mükellefiyetleri sona erdikten sonra
düzenlenen ihbarnamelerin elektronik ortamda tebliğ edilmesinin hukuka
uygunluğunun incelenmesi sonucunda verilen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2.
Vergi Dava Dairesinin 25/05/2023 tarih ve E:2023/2190, K:2023/1526 sayılı
kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin 11/05/2023
tarih ve E:2023/1370, K:2023/2259 sayılı kararı ve İstanbul Bölge İdare
Mahkemesi 6. Vergi Dava Dairesinin 19/04/2023 tarih ve E:2023/1153, K:2023/2115
sayılı kararı arasındaki aykırılığın 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare
Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C
maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendi uyarınca, İstanbul Bölge
İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesi,
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanının bu yöndeki talebini uygun gören
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 14/11/2023 tarih ve
E:2023/79, K:2023/79 sayılı kararıyla istenmiştir.
III-
AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:
A-İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin E:2023/2190 sayılı dosyasına
konu yargılama süreci:
Dava
konusu istemin özeti:
Davacı tarafından adına kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle
dava açılmıştır.
İstanbul
10. Vergi Mahkemesinin 13/01/2023 tarih ve E:2022/2825, K:2023/59 sayılı
kararının özeti:
Dava konusu edilen vergi ziyaı
cezaları 24/09/2022 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilmiştir. Anılan
cezalara karşı 06/12/2022 tarihinde dava açılmıştır.
Davacı tarafından mükellefiyet
kaydının kapatılmasından sonra vergi dairesi tarafından elektronik tebligat
adresinin de kapatılması gerektiği ve sonraki tarihlerde yapılacak
tebligatların ikametgâh adresinde yapılması gerektiği iddia edilmiştir.
456
Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "7. Elektronik Tebligat Sisteminden Çıkış" başlıklı kısmında
belirtildiği üzere elektronik tebligat sistemine dahil olan gerçek kişilerin
ölümü ve gaipliğine karar verilmesi dışında bu sistemden çıkmaları mümkün
değildir.
Bu durumda, 24/09/2022 tarihinde
elektronik ortamda tebliğ edilen vergi ziyaı cezalarına karşı en son 24/10/2022
tarihinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 06/12/2022
tarihinde kayıtlara giren dilekçeyle açılan davanın süresinde açılmadığı
görüldüğünden davanın esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle davayı süre
aşımı nedeniyle reddetmiştir.
Davacının
istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava
Dairesinin 25/05/2023 tarih ve E:2023/2190, K:2023/1526 sayılı kararının özeti:
Vergi Dava Dairesi, istinaf
dilekçesinde ileri sürülen iddiaların isteme konu vergi mahkemesi kararının
kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle istemi kesin olarak
reddetmiştir.
B-
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava Dairesinin E:2023/1370 sayılı
dosyasına konu yargılama süreci:
Dava
konusu istemin özeti:
Davacı tarafından adına tarh edilen vergi ve kesilen cezaların kaldırılması
istemiyle dava açılmıştır.
İstanbul
1. Vergi Mahkemesinin 22/11/2022 tarih ve E:2022/2298, K:2022/2906 sayılı
kararının özeti:
01/08/2022 tarihinde elektronik
ortamda tebliğ edilen cezalı tarhiyata karşı en son 07/09/2022 tarihine kadar
(31/08/2022 tarihinin adli tatile rastlaması sebebiyle) dava açılması
gerekirken bu süre geçirildikten sonra 09/10/2022 tarihinde kayıtlara giren
dilekçeyle açılan davanın süresinde açılmadığı görüldüğünden davanın esasının
incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Mahkeme bu gerekçeyle davayı süre
aşımı nedeniyle reddetmiştir.
Davacının
istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 3. Vergi Dava
Dairesinin 11/05/2023 tarih ve E:2023/1370, K:2023/2259 sayılı kararının özeti:
213
sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 101. maddesinin üçüncü fıkrasında, işin
bırakılması halinde tebliğin, gerçek kişilerin adres kayıt sisteminde bulunan
yerleşim yeri adresinde yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Olayda, dava konusu vergi ve
cezalar davacıya 01/08/2022 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edilmiştir.
Ara kararına istinaden davalı
idarece dava dosyasına ibraz edilen yazıya göre davacının mükellefiyetinin
25/03/2016 tarihi itibarıyla sona erdirildiği anlaşılmıştır.
Vergi Usul Kanunu'nun 101.
maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, işin bırakılması halinde tebligatın,
gerçek kişilerin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde
yapılacağına ilişkin kural dikkate alındığında faaliyeti 25/03/2016 tarihinde
sona eren davacıya elektronik tebligat yapılmasında hukuki isabet; davanın süre
aşımı yönünden reddine dair verilen mahkeme kararında hukuka uygunluk
bulunmamaktadır.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle,
mahkeme kararını kaldırmış ve yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının
Vergi Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar vermiştir.
C-İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Dava Dairesinin E:2023/1153 sayılı dosyasına
konu yargılama süreci:
Dava
konusu istemin özeti:
Davacı tarafından adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava
açılmıştır.
İstanbul
7. Vergi Mahkemesinin 27/10/2022 tarih ve E:2021/1956, K:2022/2743 sayılı
kararının özeti:
Vergi Mahkemesi davanın esasını
inceleyerek dava konusu ödeme emri içeriği bir kısım alacaklar yönünden, bu
alacakların dayanağı ihbarnamelere karşı dava açılması nedeniyle tahsil
işlemlerinin durduğu, dolayısıyla ortada tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş
ve ödeme emri ile tahsil edilebilecek bir alacağın bulunmadığı gerekçesiyle
davayı kısmen kabul ederek dava konusu ödeme emrinin bu alacaklara ilişkin
kısmını iptal etmiş; dava konusu ödeme emri içeriğinde yer alan diğer alacaklar
yönünden ise bu alacakların dayanağı ihbarnamelerin davacıya elektronik ortamda
tebliğ edilmesine rağmen içeriği vergi ve cezalar dava konusu edilmediğinden ve
anılan vergi ve cezalar bu şekilde tahakkuk ettiği halde vadesinde
ödenmediğinden ödeme emri ile takip ve tahsilinde hukuka aykırılık bulunmadığı
gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin bu alacaklara isabet eden kısmı yönünden
davayı reddetmiştir.
Tarafların
istinaf istemini inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 6. Vergi Dava
Dairesinin 19/04/2023 tarih ve E:2023/1153, K:2023/2115 sayılı kararının özeti:
Tarafların istinaf isteminin
kabulüyle, Vergi Mahkemesi tarafından ödeme emri içeriği alacakların dayanağı
cezalı tarhiyatların hatalı olarak belirlenmesi nedeniyle Mahkeme kararının
davanın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasının; dayanak ihbarnamelerin elektronik
ortamda tebliğ edildiği ve içeriği vergi ve cezaların dava konusu edilmeksizin
tahakkuk ettiği bu nedenle anılan alacakların ödeme emriyle takip ve tahsilinde
hukuka aykırılık bulunmadığı yönündeki gerekçede isabet bulunmadığından Mahkeme
kararının davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılması gerekmiştir.
Ödeme
emri içeriğinde yer alan geçici vergi asılları yönünden inceleme:
Mahsup süresinin geçmesi nedeniyle
terkin edilmesi gerekirken takip ve tahsiline çalışılan geçici vergilerden
kaynaklı kamu alacaklarında hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Ödeme
emri içeriğinde yer alan diğer kamu alacakları yönünden inceleme:
Vergi Usul Kanunu'nun 93 ve 101.
maddeleri ile 107/A maddelerinde yer alan kuralların birlikte
değerlendirilmesinden, kanun koyucunun, faaliyetine devam eden mükellefler ile
faaliyetine devam etmeyen mükellefler yönünden uygulanacak tebligat yöntemi
bakımından farklı kurallar öngördüğü görülmüştür.
Buna göre faaliyetine devam eden
mükelleflere tebligatın posta yoluyla veya elektronik adres vasıtasıyla
yapılması gerekirken işin bırakılması/bırakılmış addolunması hallerinde gerçek
kişilere tebligatın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde
posta yoluyla yapılması icap etmektedir.
Vergi Usul Kanunu'nun 107/A
maddesinde yer alan düzenleme ile kanun koyucu posta yoluyla tebligatın yanı
sıra teknolojik imkanlardan faydalanarak daha kolay ve etkili bir şekilde
elektronik tebligat yapılmasına olanak getirmiştir. Elektronik tebligat
yönteminin işi terk eden ya da işi terk etmiş addolunan kişiler açısından Kanun'un
101. maddesinde öngörülen "bilinen adres" tanımını daraltacak şekilde
uygulanması mümkün değildir.
Nitekim, Kanun'un 107/A maddesinde
elektronik tebligat adresinin tek bilinen adres olacağı ya da bilinen
adreslerin elektronik tebligat halinde dikkate alınmayacağı yolunda bir hükme
yer verilmemiştir. .
456
Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde, elektronik tebligat adresi,
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından internet vergi dairesi bünyesinde
oluşturulacak tebliğe elverişli elektronik ortam olarak tanımlanmıştır. Tebliğe
elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik
ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar, isteğe bağlı olarak kendilerine
elektronik tebligat yapılmasını talep edenler hariç, kurumlar vergisi ve gelir
vergisi mükellefiyetine hasredilmiştir. Dolayısıyla elektronik tebligat
usulünde ve muhatabının belirlenmesinde vergi mükellefiyeti esas alınmıştır.
Anılan Tebliğ'in 7. maddesiyle
işini terk eden ve artık mükellef olmayan bir kişiye de elektronik tebligat
yapılmasının zorunlu kılınmasının hukuka uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
Ayrıca anılan Tebliğ'de yer alan,
tüzel kişilerin ticaret sicilinden silindiği tarih itibarıyla, gerçek kişilerde
ise ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit
edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat
adresinin kapatılacağı yönündeki düzenleme dikkate alındığında anılan
düzenlemenin, mükellefiyeti devam eden gerçek/tüzel kişilere ilişkin olduğu
sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle işin bırakılması veya
işin bırakılmış addolunması hallerinde diğer bir deyişle mükellefiyetin
kapatıldığı veya re'sen terk ettirildiği durumlarda tebligatın, elektronik
ortamda değil, ilgisine göre kişinin adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim
yeri adresinde yapılması gerekmektedir.
Olayda, davacı tarafından
elektronik tebligatın 17/06/2020 tarihinde okunduğu görülmüştür. Dolayısıyla
anılan elektronik tebligat usulüne aykırı olarak yapılmış ise de davacı tebliğe
muttali olduğundan, ihbarname içeriği vergi ve cezaların dava konusu
edilmeksizin tahakkuk ettiği ve vadesinde ödenmediği ve davacı iddialarının
6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde sayılan iddialardan olmadığı
anlaşıldığından dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Vergi Dava Dairesi yukarıda yer
verilen hukuksal nedenler ve gerekçeyle tarafların istinaf istemlerini kabul
ederek Vergi Mahkemesi kararının aleyhlerine olan hüküm fıkralarını kaldırmış,
kesin nitelikteki kararıyla dava konusu ödeme emrini geçici vergilerden
kaynaklanan alacaklar yönünden iptal etmiş, diğer alacaklar yönünden ise davayı
reddetmiştir.
IV-
İNCELEME VE GEREKÇE:
A-
İLGİLİ MEVZUAT:
1-
213
sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tebliğ esasları" başlıklı 93. maddesi şu
şekildedir:
"Tahakkuk
fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum
vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta
vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu
ile tebliğ edilir.
Şu
kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda
yapılması caizdir."
2-
Aynı Kanun'un "Bilinen adresler" başlıklı 101. maddesinin 01/01/2018 tarihinde
yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değişik hâli şu şekildedir:
"Bu
Kanuna göre bilinen adresler şunlardır:
1-
Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri
adresleri,
2-
Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar
tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri,
3-
25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununa göre oluşturulan
adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi.
Birinci
fıkranın (1) ve (2) numaralı bentlerinde yazılı bilinen adreslerden tarih
itibarıyla tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca
tespit edilmiş olanı dikkate alınır ve tebliğ öncelikle bu adreste yapılır.
İşyeri
adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin
bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek
kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni
temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları
idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt
sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır.
İşyeri
adresi olmayanlara tebliğ, doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim
yeri adresinde yapılır"
3-
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na 6009 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ve
01/08/2010 tarihinde yürürlüğe giren "Elektronik
ortamda tebliğ" başlıklı 107/A maddesinin 6637 sayılı Kanun ile
değiştirilen hâli ise şu şekildedir:
"Bu
Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan
usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres
vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.
Elektronik
ortamda tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci
günün sonunda yapılmış sayılır.
Maliye
Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik
altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli
elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda
tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları
belirlemeye yetkilidir."
4-
Vergi Usul Kanunu'nun "İşi bırakmanın tarifi" başlıklı 161. maddesinin birinci
fıkrası şu şekildedir:
"Vergiye
tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesi işi
bırakmayı ifade eder."
5-
Vergi Usul Kanunu'nun "Ölüm" başlıklı 164. maddesinin birinci fıkrasının
birinci cümlesi şu şekildedir:
"Ölüm
işi bırakma hükmündedir."
6-
27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 456 Sıra No.lu
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "4. Elektronik Tebligat Yapılacak Kişiler"
başlıklı bölümü şu şekildedir:
"Kanunun
107/A maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden, elektronik ortamda
yapılacak tebliğle ilgili teknik altyapı kurulmuş ve tebliğe elverişli
elektronik tebligat adresi, Başkanlık tarafından internet vergi dairesi
bünyesinde oluşturulmuştur.
Kanun
hükümlerine göre tebliği gereken elektronik imzalı evrak, elektronik tebligat
sistemi kullanılmak suretiyle muhatabın elektronik tebligat adresine tebliğ
edilebilecektir.
Bu
Tebliğ ile tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve
kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar aşağıda
belirtilmiştir.
a)
Kurumlar vergisi mükellefleri
b)
Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyeti bulunanlar
(Kazançları basit usulde tespit edilenlerle gerçek usulde vergiye tabi olmayan
çiftçiler hariç)
c)
İsteğe bağlı olarak kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep edenler
Kendisine
elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar, Tebliğle belirlenen sürelerde
bildirimde bulunarak elektronik tebligat adresi almak ve elektronik tebligat
sistemini kullanmak zorundadır.
Bu
mükelleflerin dışında kendilerine elektronik tebligat yapılmasını talep eden
kişiler de sistemden isteğe bağlı olarak yararlanabileceklerdir"
7-
456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "7. Elektronik Tebligat
Sisteminden Çıkış" başlıklı bölümünün birinci ve ikinci paragrafları ise şu
şekildedir;
"Zorunlu
veya ihtiyari olarak elektronik tebligat sistemine dahil olanların aşağıdaki
durumlar dışında sistemden çıkmaları mümkün değildir.
Tüzelkişilerde
ticaret sicil kaydının silindiği (nevi değişikliği ve birleşme halleri dahil)
tarih itibarıyla, elektronik tebligat adresi kapatılır. Gerçek kişilerde ise
ilgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin idare tarafından tespit
edildiği durumlarda ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin elektronik tebligat
adresi re'sen kapatılır. Mirasçıların bağlı olunan vergi dairesine başvurması
halinde de müteveffanın elektronik tebligat adresi kullanıma kapatılır."
B-
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava
Dairelerince kesin olarak verilen kararlar arasındaki aykırılık,
mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin
edilen gerçek kişilerin mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra adlarına
düzenlenecek ihbarnamelerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 107/A maddesi
uyarınca elektronik ortamda mı yoksa aynı Kanun'un 101. maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde posta
yoluyla mı tebliğ edileceğine ilişkindir.
Tebliğ, hukuki bir işlemden ilgili
kimsenin haber almasını sağlamak için, yetkili makamın yazı veya ilan ile
yapacağı bir işlemdir. Tebliğ işleminin bilgilendirme ve belgelendirme olmak
üzere iki önemli fonksiyonu bulunmaktadır. Tebliğin usulüne uygun olduğunun
kabulü, tebliğin bilgilendirme ve belgelendirme işlevlerinin gerçekleşmesini
sağlayacak biçimde ve mevzuatta öngörülen kurallara uygun şekilde yapılmasına
bağlıdır.
İdari işlemlerin ilgiliye tebliğ
edilmesinde amaç, işlemin muhatabı açısından yasal haklarını kullanabilmesine
imkan tanımak; işlemi tesis eden idare açısından da idari işlemin yürütülmesini
sağlayarak kamu yararı amacını gerçekleştirmektir.
İdare hukuku alanında tek taraflı
irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari
işlemin, hukuka uygunluk karinesinden yararlanabilmesi için hukuka uygun olarak
tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Vergilendirmeyi ilgilendiren ve
hüküm ifade eden vesikaların muhataplarına hangi yöntemlerle tebliğ edileceği
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ilgili maddelerinde belirlenmiştir. Bu
yöntemlerden biri de 213 sayılı Kanun'a 6009 sayılı Karun'un 7. maddesiyle
eklenen 107/A maddesinde düzenlenen elektronik ortamda tebliğ yöntemidir.
Elektronik tebligat, Kanun'un 93.
maddesinde sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın vergilendirme ile ilgili
evrakın yetkili makam tarafından muhatabın elektronik tebligat adresine
gönderilmesi işlemi olarak tanımlanabilmektedir.
Elektronik tebligat, geleneksel
tebligat yöntemlerinden farklı olarak iletişim teknolojisi kullanılarak
tebligat işlemlerinde etkinliğin ve verimliliğin artırılması ve bu işlemlerin
dinamik ve organize bir yapıda yürütülmesi amacıyla muhataba hızlı ve güvenli
bir bildirimin gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.
Vergi Usul Kanunu'nda, elektronik
tebligatın hangi usul ve esaslara göre yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre
elektronik tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığının kabul edilmesi, "bu
Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak bir kimsenin bulunması" ve "ilginin
tebliğe elverişli elektronik bir adresinin var olması" şartlarının
gerçekleşmesine bağlıdır.
Diğer taraftan, Kanun'un 107/A
maddesinde kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak kişilerin ve
elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesinde Maliye
Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Anılan yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığı
tarafından çıkarılan 456 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile
elektronik ortamda tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu
getirilenler ve kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacaklar belirlenmiş,
bu kişilerin elektronik tebligat sisteminden hangi hâllerde çıkabileceği
düzenlenmiştir.
Anılan Tebliğ'de elektronik
tebligat sistemine dahil olan gerçek kişilerin bu sistemden çıkabilmesi için
öngörülen hâller, kişilerin hak ehliyetinin sona erdiği durumlara özgülenmiş ve
gerçek kişilerin mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdirmesi veya
mükellefiyeti re'sen terkin edilmesi, elektronik tebligat sisteminden çıkış
için öngörülen hâller arasında sayılmamıştır.
Bu durumda vergi mükellefleri ile
vergi idareleri arasındaki vergilendirme sürecinden doğan ilişki mükellefiyet
sona erdikten sonra da devam edeceğinden, elektronik tebligat sistemine dahil
olan gerçek kişilerin, ölüm veya gaipliğine karar verilmesi dışındaki bir hâl
ile mükellefiyetinin sona ermesi durumunda ilgiliye elektronik tebligat
yapılabilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, elektronik ortamda
yapılacak tebligat ile posta yoluyla, memur eliyle veya ilan yoluyla yapılacak
tebligat için öngörülen usul ve esaslar birbirinden farklıdır. Elektronik
ortamda tebligat yapılmasına imkan bulunan hâllerde, diğer tebliğ yöntemleri
için öngörülen prosedürlere başvurulmaksızın, vergilendirmeye ilişkin vesika
elektronik ortamda tebliğ edilebilecektir.
Bu durumda, Kanun'un 107/A
maddesinde, "Kanun'un 93. maddesinde sayılan usullere bağlı kalınmayacağına"
dair kurala yer verilmek suretiyle elektronik tebligat ile diğer tebligat
yöntemlerinin birbirinden farklı usul ve esaslara tabi olduğu kabul
edildiğinden, 213 sayılı Kanun'un 107/A maddesi ile aynı Kanun'un 101.
maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kuralların arasında herhangi bir
çatışmanın bulunup bulunmadığı yönünde kıyaslama yapılmasına hukuken imkan
bulunmamaktadır. Dolayısıyla Kanun'da elektronik ortamda tebligat yapılabilmesi
için öngörülen şartların oluştuğu hâllerde, işi bırakan veya işi bıraktığı
addolunan gerçek kişilere vergilendirmeye ilişkin hüküm ifade eden vesikaların,
213 sayılı Kanun'un 101. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen prosedüre göre
değil, 213 sayılı Kanun'un 107/A maddesi uyarınca elektronik ortamda tebliğ
edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca Kanun'un 107/A maddesinde "elektronik
ortamda tebliğ yapılabilir" ifadesine yer verildiğinden elektronik tebligat
yönteminin uygulanması bakımından idari makam bağlı yetki içinde değildir.
Dolayısıyla yetkili makamca vergilendirmeye ilişkin vesikanın elektronik
ortamda mı yoksa diğer geleneksel yöntemlerle mi tebliğ edileceği hususu
yetkili makamın takdir yetkisi içinde bulunduğundan tebligatın elektronik
ortamda yapılması zorunlu değildir.
Bu durumda, Kanun'un 107/A
maddesinde "Kanun'un 93. maddesinde sayılan usullere bağlı kalınmayacağına"
dair kurala yer verilmek suretiyle elektronik tebligat ile diğer tebliğ
yöntemlerinin birbirinden farklı usul ve esaslara tabi olduğu kabul
edildiğinden ve verilen yetkiye istinaden çıkarılan Tebliğ'de mükellefiyetin
iradi veya re'sen terkin edilmesi hâli elektronik tebligat sisteminden
çıkılmasına yönelik hâller arasında sayılmadığından mükellefiyetini kendi
iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin edilen gerçek kişilere
mükellefiyetinin sona erdiği tarihten sonra yapılacak tebligatın, Vergi Usul
Kanunu'nun 107/A maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılmasında hukuka
aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
V-SONUÇ:
Açıklanan hukuksal nedenler ve
gerekçeyle aykırılığın, mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya
mükellefiyeti re'sen terkin edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği
tarihten sonra yapılacak tebligatın, 213
sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 107/A
maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı
yönünde giderilmesine, 06/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar
verildi.
X-KARŞI
OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93
ila 109. maddelerinde tebliğ esasları, tebliğin muhatapları, posta ve ilan
yoluyla tebliğler, memur eliyle tebliğ, elektronik ortamda tebliğ ve tebliğ
yerine geçen işlemler düzenlenmiş, tebligatın nerede, nasıl ve kimlere
yapılacağı belirlenmiştir.
213 sayılı Kanun'un 93. maddesinde,
tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum
vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta
vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki
ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının
mümkün olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un "Bilinen adresler"
başlıklı 101. maddesinin 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7061 sayılı Kanun'un
16. maddesiyle değişik hâlinin üçüncü fıkrası şu şekildedir:
"İşyeri
adresinde tebliğ yapılacak olanların bu adresinde bulunamaması, işin
bırakılması veya işin bırakılmış addolunması hallerinde tebliğ, gerçek
kişilerde kendisinin, tüzel kişilerde bunların başkan, müdür veya kanuni
temsilcilerinden birinin, tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde ise bunları
idare edenler veya varsa temsilcilerinden herhangi birinin adres kayıt
sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde yapılır."
Vergi Usul Kanunu'na 6009 sayılı
Kanun'un 7. maddesiyle eklenen ve 01/08/2010 tarihinde yürürlüğe giren "Elektronik ortamda tebliğ" başlıklı
107/A maddesinin 6637 sayılı Kanun ile değiştirilen hali ise şu şekildedir:
"Bu
Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93 üncü maddede sayılan
usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres
vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.
(Ek
fıkra: 7/4/2015-6637/5 md.) Elektronik ortamda tebligat, muhatabın elektronik
adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.
Maliye
Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik
altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli
elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda
tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları
belirlemeye yetkilidir."
Görüldüğü üzere, Vergi Usul Kanunu'nun
101. maddesi ile 107/A maddesindeki düzenlemeler arasında bir çatışma
bulunmaktadır. Kanun'un söz konusu 107/A maddesinde tüm tebliğlerin elektronik
ortamda yapılması öngörülmesine rağmen, 101. maddesinde işin bırakılması veya
bırakılmış addolunması hallerinde elektronik tebligat yerine ikametgâh
adresinde tebligat yapılması öngörülmektedir.
Kanun'un 107/A maddesi 01/08/2010
tarihinde yürürlüğe girmiştir. 213 sayılı Kanun'un 101. maddesini değiştiren
7061 sayılı Kanun ise 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Hukuk kurallarının birbiriyle
çatışması durumunda sonraki özel kanun hükümlerinin önceki genel kanun
hükümlerine göre öncelikle uygulanması gerekir.
Mali tebligat genel tebligat
usulüne göre daha özel nitelikle olduğundan, mali tebligatlarda Vergi Usul
Kanunu hükümlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine göre öncelikle uygulanması
gerekir.
Bir özel nitelikteki kanun içinde
de genel ve özel nitelikli hükümlerin bulunması mümkündür.
Kanun'un önceki tarihli 107/A
maddesi 93. maddede öngörülen usullere bağlı kalmaksızın elektronik tebligat
hükümlerinin uygulanmasını öngörmektedir ve bu yönden genel niteliktedir.
Kanun'un sonraki tarihli 101.
maddesinin üçüncü fıkrası ise "işin bırakılması veya bırakılmış addolunması"
hali yönünden özel niteliktedir.
Bu iki madde kıyaslandığında önceki
tarihli genel kural, "bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak bir kimsenin
bulunması" ve "ilginin tebliğe elverişli elektronik bir adresinin var olması"
şartları gerçekleştiğinde her halde tebligatın elektronik ortamda yapılmasını
öngörürken, sonraki tarihli özel kural ise "işin bırakılması veya işin
bırakılmış addolunması" halinde tebliğin maddede öngörülen yerleşim yeri
adreslerinde yapılmasını öngörmektedir.
Buna göre işin bırakılması veya
işin bırakılmış addolunması halinde vergilendirmeye ilişkin hüküm ifade eden
vesikaların tebliğinde 213 sayılı Kanun'un 101. maddesinin üçüncü fıkrasının
uygulanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle aykırılığın,
mükellefiyetini kendi iradesiyle sona erdiren veya mükellefiyeti re'sen terkin
edilen gerçek kişilere mükellefiyetinin sona erdiği tarihten ve Vergi Usul
Kanunu'nun 101. maddesini değiştiren 7061 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği
01/01/2018 tarihinden sonra yapılacak tebligatın, Vergi Usul Kanunu'nun 107/A
maddesi uyarınca elektronik ortamda değil Kanun'un 101. maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde posta
yoluyla yapılması gerektiği yönünde giderilmesi oyuyla karara katılmıyoruz.