Danıştay 7 Daire E 2020-2519 K 2023-1563 İthalat rejimi ek kararındaki yükleme tarihine göre tahsilat kısmının iptal edildiği
T.C.
DANIŞTAY
YEDİNCİ
DAİRE
06.09.2023
/ 88736729 sayılı
yazı eki
Esas No :2020/2519
Karar No :2023/1563
DAVACI :Eyüp YAVUZASLAN
VEKİLİ :Av. Erkin Çağrı AKAY - (E-Tebligat)
DAVALI :T.C. Cumhurbaşkanlığı
-
(E-Tebligat)
VEKİLİ :Hakkı SUSMAZ - Aynı adreste
Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü
DAVANIN KONUSU : 28/06/2020 tarih ve 31169
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2682
sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki "İthalat Rejim Kararına Ek Karar'ın
Geçici 1. maddesinde yer alan "Bu Kararın yayımı tarihinden önce
Türkiye'ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi
yapılmış olan eşyanın bu Kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 15 gün
içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1 sayılı
tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil edilir" ifadesinde
geçen "....yayımı tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde ithalatına
ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1 sayılı tabloda yer alan
ilave gümrük vergisi oranı tahsil edilir" ibaresinin iptali
istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Kişilerin mülkiyet hakkına müdahale
niteliğinde olan vergilendirme sürecinin bilinebilir ve öngörülebilir olması
gerektiği, zira mükelleflerin yapacakları yatırımlar ve girişecekleri
faaliyetlerde nasıl bir vergi yükü ile karşılaşacaklarını bilme ve bu yükü göze
alıp alamayacakları konusunda karar verme olanağının sağlanmasının hukuk
devletinin gereği olduğu, böylece öngörülebilirlik ve belirlilik sağlanmak
suretiyle maliyet unsurunun hesaplanmasına olanak tanındığı, zira firmaların maliyet
ve karlılık hesaplamalarını vergi kanunlarını gözeterek yaptıkları, dış ticaret
alanında konulan ilave bir vergi yokken, maliyet hesapları yapılarak yurt
dışındaki firma ile satım sözleşmesi imzalandığından ve malın bedeli ödenmiş
olduğundan, eşyanın gemiye yüklendiği ancak henüz ülkeye ulaşmadığı bir döneme
denk gelen süreçte vergi konulmasının hukuki güvenlik ilkesine uygun olmadığı,
bireylerin haklı beklentilerinin de bunu gerektirdiği, nitekim daha önce
yayımlanan 20/04/2020 tarih ve 2429 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Geçici 1.
maddesinde ve 17/04/2020 tarih ve 2424 sayılı Kararda, Türkiye'ye sevk edilmek
üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi yapılmış olan eşyalarda
kararların yayımlandığı tarihten itibaren belli süreler içinde beyannamenin
tescili halinde, vergi tahsili yoluna gidilmeyeceğinin kabul edildiği, dava
konusu yapılan Geçici 1. maddede ise diğer kararlarda yer alan geçiş hükmünün
bulunmamasının, yükümlülerin mevcut kurallara güvenerek yaptıkları işlemler yönünden
öngörülebilirlik, belirlilik, ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği ileri
sürülmektedir.
DAVALININ
SAVUNMASI: Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı
Hakkında 1
sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 445. maddesinde İthalat Rejimi
Kararı da dahil olmak üzere ithalata dair mevzuatı hazırlamak, madde
politikalarını teklif etmek, uygulamak, ithalatla ilgili izinleri ve belgeleri
vermek Ticaret Bakanlığının hizmet birimleri arasında yer alan İthalat Genel Müdürlüğünün görevleri
arasında sayıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının hazırlık
işlemlerinin de Ticaret Bakanlığınca yürütüldüğü, her ne kadar dava konusu Ek
Karar Cumhurbaşkanı Kararı ile tesis olunmuşsa da, hazırlık işlemleri anılan
Bakanlıkça yürütüldüğünden, Ticaret Bakanlığının da hasım mevkine alınmasının
gerektiği, Dünya genelinde yaşanılan COVİD-19 salgını nedeniyle ülkelerin dış
ticaretinin olumsuz şekilde etkilendiği, talep düşüklüğüne bağlı olarak ihracat
pazarının daraldığı, ülkelerin de ihraç birim fiyatlarını düşürdüğü, yerli
sanayinin düşük birim fiyatlı ithalat tehdidiyle karşı karşıya kaldığı, bu
nedenle yerli üreticiyi korumak için acilen ilave gümrük vergisi kararlarının
yürürlüğe konulduğu, öte yandan Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğünün
23/12/2020 tarih ve 519 sayılı yazısı ile Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, geçici maddenin
tanımının yapıldığı, buna göre taslakların geçiş hükümlerini düzenleyen maddelerin
geçici madde olarak belirlendiği, acil koşullar kapsamında yürürlüğe konulan 2682
sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nda geçiş hükmü olarak dava konusu Geçici Maddenin
düzenlendiği ve bu madde kapsamına girenler lehine bir uygulama getirilerek
yükümlülerin daha düşük bir vergi oranından yararlanmasının amaçlandığı, ayrıca
bu ve benzeri her düzenlemede geçici maddenin yer almasının zorunlu olmadığı,
nitekim 30/08/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi Kanunu'na
ekli (II)
sayılı listede yer alan bazı malların özel tüketim vergisi oranının yeniden
tespit edilmesine ilişkin Karar incelendiğinde, herhangi bir geçici maddenin
bulunmadığının görüleceği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ
KUTGÜN ELİKÜÇÜK'ÜN DÜŞÜNCESİ : İdarelerin düzenleyici işlemler yapabilmesi Anayasa'nın
124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından
mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler
yapılabileceği kuşkusuzdur. Ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasada yer
alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari
faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde
bulundurulması gerektiği açıktır. İdareler, kendi görev alanlarını ilgilendiren
yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak
şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilme ve değişen
koşulları dikkate alarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif
hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine
sahiptirler. İdareler, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki ve benzer
düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini
korumak zorundadırlar. Bu durum, hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın
sağlanması açısından vazgeçilmez niteliktedir. Kişilerin temel hak ve
özgürlüklerinin en önemlilerinden biri olan mülkiyet haklarına bir müdahale
niteliği taşıyan vergilendirmenin önceden bilinen ve öngörülen bir maliyet unsuru
olması sağlanmalıdır. Kişiler maliyet-karlılık hesaplamalarını vergi
kanunlarını gözeterek yaparlar ve bu nedenle o ticari iş/hizmeti
gerçekleştirirler veya maliyetleri yüksek bularak gerçekleştirmezler. Dava
konusu Bakanlar Kurulu Kararı henüz yokken maliyet hesaplamaları yapılmış, yurt
dışındaki firmadan satın alımı gerçekleştirilmiş, eşyanın Türkiye'ye
getirilmesi için gemilere yüklenmiş, geminin yola çıktığı, ancak henüz
Türkiye'ye ulaşmadığı bir dönemde ek mali yükümlülük uygulamasının yürürlüğe girmesi
nedeniyle hukuki güvenlik ilkesinin temeli olan öngörülebilirlik ilkesi zedelenmiştir.
İdarenin, düzenleyici işlemi derhal uygulamaya koyması veya değişikliğin
yürürlüğe gireceği tarihi ertelemesi veyahutta yapılan değişiklikle ilgili olarak bir geçiş hükmü
getirip getirmemesi konusunda takdir yetkisi bulunmaktaysa da, bu yetki öngörülebilirlik
ilkesine de uygunluk taşımalıdır. Öngörülebilirlik ilkesi, vergi
mükelleflerinin kendilerine uygulanacak vergi rejimleri hakkında önceden bilgi
sahibi olmalarını, bu sayede mameleklerini ilgilendiren konularda devlet ile
karşı karşıya gelmelerini engelleyen bir nitelik taşımaktadır. Hukuki güvenlik
ilkesinin bir görünümü olarak vergi kanunlarının geriye yürümezliği ilkesinin
de kabul edilmesinin nedeni budur. Bu durumda, uyuşmazlık konusu Cumhurbaşkanı
Kararı'nın ilgili hükmünün, tüm maliyet hesaplamalarını mevcut duruma göre
yapan ama sonrasında bir ek mali yükümlülükle karşılaşan ithalatçılar
bakımından hukuki güvenlik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini
zedelediği anlaşıldığından iptalinin gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ÖMER
FARUK ATEŞ'İN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta, 28/06/2020 tarih
ve 31169 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2682 sayılı İthalat Rejim
Kararına Ek Kararının Geçici 1. Maddesinde yer alan; "Bu Kararın yayımı
tarihinden önce Türkiye'ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek
yüklemesi yapılmış olan eşyanın bu Kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 15
gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1
sayılı tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil edilir." ifadesindeki;
"yayımı tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde ithalatına ilişkin gümrük
beyannamesinin tescili halinde, Ek-1 sayılı tabloda yer alan ilave gümrük
vergisi oranı tahsil edilir." ibaresinin; kişilerin mülkiyet hakkına
müdahale niteliğinde olan vergilendirme sürecinin bilinebilir ve öngörülebilir
olması gerektiği, zira mükelleflerin yapacakları yatırımlar ve girişecekleri
faaliyetlerde nasıl bir vergi yükü ile karşılaşacaklarını bilme ve bu yükü göze
alıp alamayacakları konusunda karar verme olanağının sağlanmasının hukuk
devletinin gereği olduğu, böylece öngörülebilirlik ve belirlilik sağlanmak
suretiyle maliyet unsurunun hesaplanmasına olanak tanındığı, zira firmaların
maliyet ve karlılık hesaplamalarını vergi kanunlarını gözeterek yaptıkları, dış
ticaret alanında konulan ilave bir vergi yokken, maliyet hesapları yapılarak
yurt dışındaki firma ile satım sözleşmesi imzalandığından ve malın bedeli
ödenmiş olduğundan, eşyanın gemiye yüklendiği ancak henüz ülkeye ulaşmadığı bir
döneme denk gelen süreçte vergi konulmasının hukuki güvenlik ilkesine uygun
olmadığı, bireylerin haklı beklentilerinin de bunu gerektirdiği, nitekim daha
önce yayımlanan 20/04/2020 tarih ve 2429
sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Geçici 1. maddesinde ve 17/04/2020 tarih ve 2424
sayılı Kararda, Türkiye'ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek
yüklemesi yapılmış olan eşyalarda kararların yayımlandığı tarihten itibaren
belli süreler içinde beyannamenin tescili halinde, vergi tahsili yoluna
gidilmeyeceğinin kabul edildiği, dava konusu yapılan Geçici 1. maddede ise
diğer kararlarda yer alan geçiş hükmünün bulunmamasının, yükümlülerin mevcut
kurallara güvenerek yaptıkları işlemler yönünden öngörülebilirlik, belirlilik,
ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal ettiği ileri sürülerek iptali
istenilmektedir.
Davaya konu yapılan 2682
sayılı İthalat Rejimi Kararına Ek Kararın, 1. maddesinde; "20/12/1995
tarih ve 95/7606 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalat
Rejimi Kararına ekli II sayılı listede yer alan ve ekli tablolarda gümrük
tarife istatistik pozisyonları (G.T.İ.P) belirtilen maddelerin ithalatında ilave
gümrük vergisi alınır." hükmüne, 2. maddesinde ise; "Bu Karar
kapsamında tahsil edilecek ilave gümrük vergisi oranlan Ek-1 ve Ek-2 sayılı
tablolarda gösterilmiştir. Ek-1 sayılı tablo 01/10/2020 tarihinden itibaren,
Ek-2 sayılı tablo ise bu Kararın yayımı tarihinden 30/9/2020 talihine kadar (bu
tarih dâhil) uygulanacak olan ilave gümrük vergilerini göstermektedir."
hükmüne yer verilmiştir. Anılan kararın Geçici 1. Maddesinde de; "Bu Kararın yayımı
tarihinden önce Türkiye'ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek
yüklemesi yapılmış olan eşyanın bu Kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 15
gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1
sayılı tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil edilir." hükmü
yer almaktadır.
T.C. Anayasasının
73. maddesinin 3. fıkrasında; vergi, resim, harç ve benzeri malî
yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı
düzenlenmiş; son fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin
muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun
belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Cumhurbaşkanına
verilebileceği kurala bağlanmıştır. Anayasanın bu hükmü ''Verginin Kanuniliği''
ilkesi olarak da adlandırılmakta olup, bu ilke uyarınca, idarenin takdir
yetkisine dayalı uygulamalarının sınırlandırılması amacıyla, vergi yasalarında,
vergiyi doğuran olay, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, yaptırım,
zamanaşımı, muafiyet ve istisna gibi vergilendirmenin temel ögelerinin Kanun
ile belirlenmesi gereklidir. Ancak, vergilendirme ile ilgili bütün hususların
kanunla kurala bağlanmasının olanaklı bulunmadığı usule ve tekniğe ilişkin
konularda, idarenin etkin ve verimli bir şekilde işlemesini sağlamak amacıyla
Yasama Organı tarafından, Yürütme Organına açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte
düzenleyici işlem yapma yetkisi verilmesi mümkündür.
Diğer taraftan, Anayasanın
yukarıda anılan 73. maddesinin son fıkrasında sayılan konularda; yani
vergilendirmeye ilişkin muaflık, istisna, indirim ve oranlarına ilişkin
hükümlerde Kanun tarafından belirlenen alt ve üst sınırları içinde kalmak
şartıyla Cumhurbaşkanınca değişiklik yapılabilmesi olanaklıdır. Eylem ve işlemlerinde
hukuka uygun davranan, Anayasada yer alan hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendirmeyi ilke edinen, Anayasaya aykırı tutum ve durumlardan kaçınan, her
alanda adil bir hukuk sistemi kurarak bu sistemi korumayı ve geliştirmeyi
benimseyen, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan Hukuk Devletinde,
Yasama Organı tarafından Cumhurbaşkanına, Anayasa'nın 73. maddesinin son fıkrasında
belirtilen sınırı aşacak şekilde bir yetki verilmesi mümkün bulunmadığı gibi,
Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa ile çizilen sınırın aşılması suretiyle
düzenleme yapılmasına da olanak bulunmamaktadır. Dolayısıyla, vergi
kanunlarında yer alan kavramların Anayasa'nın 73. maddesinde yer alan temel
ilkelere ve bu ilkelere egemen olan hukukun temel ilkelerine uygun olarak
yorumlanması gereklidir.
474
sayılı Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun'un 2. maddesinde,
Cumhurbaşkanının, bu Kanunun eki Gümrük Giriş Tarife Cetvelinde yer alan
eşyaların gümrük vergisi had ve nispetlerini sıfıra kadar indirebileceği veya
bu Cetveldeki had ve nispetlerin % 50'sine kadar
yükseltebileceği; ayrıca, Tarifedeki notlarda gerekli değişiklikleri yapmaya,
bu değişikliklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye de
yetkili olduğu; Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümlerinin
saklı tutulduğu hükmüne yer verilmiştir.
474 sayılı Kanun'un 2.
maddesi ile Cumhurbaşkanına, mevcut gümrük vergisi had ve nispetlerinin % 50'sine kadar yükseltilmesine
ilişkin olarak yetki verilmiş olup, madde hükmünde yeni ya da ilave bir gümrük
vergisi getirilebileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda,
uyuşmazlığın çözümü; getirilen ilave gümrük vergisinin niteliğinin belirlenmesine
bağlıdır. Öncelikle, lafzı incelendiğinde dahi düzenlemenin, mevcut ve had ve
nispetlerin artırılması değil, bunlara "ilave" olarak bir
vergi getirilmesi şeklinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, mevcut oranların
artırılması yerine bunlara ilave olarak yeni oranların belirlenmiş olması,
düzenlemenin yer aldığı Karar'ın 2. maddesinin 3. bendinde yer verilen "ilave
gümrük vergisinin gümrük idarelerince, ithalatta alınan gümrük vergileri ve
diğer mali yükümlülüklerden ayrı olarak tahsil edilerek genel bütçeye irat
kaydedileceği" ve 4. bendinde yer verilen "bu Karar kapsamında
alınacak ilave gümrük vergisi hakkında gümrük vergisinin tabi olduğu usul ve
hükümlerin uygulanacağı" yolundaki ifadeler de düzenleme ile mevcut
gümrük vergilerinden ayrı olarak yeni/ilave bir gümrük vergisinin getirildiğini
teyit eder niteliktedir.
Bu durumda, 474 sayılı
Kanun'un 2. maddesiyle verilen yetki ile Anayasanın yukarıda hükmüne yer
verilen 73. maddesi ile çizilen sınırların aşılması suretiyle ilave gümrük
vergisi getirilmesi yolundaki dava konusu düzenlemenin hukuka uygun bulunmadığı
sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın
kabulü ile 2682 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki "İthalat Rejimi Kararına Ek Karar"ın Geçici 1. maddesinde yer
alan dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği
düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci
Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler
incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
28/06/2020 tarih ve 31169
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2682 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki
"İthalat Rejim Kararına Ek Karar'ın Geçici 1. maddesinde yer alan "Bu
Kararın yayımı tarihinden önce Türkiye'ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi
düzenlenerek yüklemesi yapılmış olan eşyanın bu Kararın yayımı tarihinden
itibaren en geç 15 gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili
halinde, Ek-1 sayılı tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil
edilir" ifadesinde geçen "....yayımı tarihinden itibaren en geç 15
gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1
sayılı tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil edilir"
ibaresinin iptali istenilmektedir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 73. maddesinin
3. fıkrasındaki, "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla
konulur, değiştirilir veya kaldırılır." hükmü ile verginin kanuniliği ilkesi
benimsenmiş olup, 167. maddesinin 2. fıkrasıyla, dış ticaretin ülke
ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve
diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek malî
yükümlülükler koyma ve bunları kaldırma hususunda Kanunla Bakanlar Kuruluna
yetki verilebileceği düzenlenmiştir. Anayasal düzenlemelerin verdiği yetkiyle
çıkartılan 02/02/1984 tarih ve 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında
Kanun'un 1. maddesinde; dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini
sağlamak amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi
ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler konulması ve
kaldırılması, bu yükümlülüklere ilişkin esasların tespit edilmesi ve oluşan
fonların kullanılmasının bu Kanun
hükümlerine göre yürütüleceği, 2. maddesinde; Bakanlar Kurulunun bu Kanun
kapsamındaki konularda düzenlemeler yapmaya yetkili olduğu, 3. maddesinde ise,
ithalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali
yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili, takibi ve iadesi, gerektiğinde bütçeye
irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esaslarının Bakanlar
Kurulu Kararında gösterileceği hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde
ise, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiş olup, hukuk
devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve
özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup
bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan,
hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün
kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlettir. Diğer
taraftan, hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri olan hukuk güvenliği
ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve
işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu
güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Kanunlara
güvenerek hayatını yönlendiren, hukuki iş ve işlemlere girişen bireyin, bu
kanunların uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün
olduğunca korunması hukuki güvenlik ilkesinin gereğidir. Belirlilik ilkesi ise
yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya
ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir
olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem
içermesini ifade etmektedir. Bir beklentinin hukuken koruma görebilmesi için,
meşru (haklı) beklenti seviyesine ulaşması gerekmektedir. Beklentinin meşru
olup olmadığı tespit edilirken başvurulacak ölçüt, 'hakkaniyet'tir. Hakkaniyet, 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenmiş olup hâkime takdir yetkisi tanınan
durumlarda, hâkimin bu takdir yetkisini somut olayın özelliklerine uygun olarak
ve adalet ilkelerini gözeterek kullanması anlamına gelmektedir. Nitekim Anayasa
Mahkemesi birçok kararında hukuk devleti ilkesini tanımlarken 'hakkaniyet
ölçütünün gözetilmesini' hukuk devletinin unsuru olarak saymaktadır.
İdarelerin düzenleyici
işlemler yapabilme yetkisi ise Anayasa'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir
yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine
getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği
kuşkusuzdur. Ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk
devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin
belirliliği ve hukuki güven ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması
gerektiği açıktır. İdareler, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her
zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilme ve değişen koşulları dikkate
alarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları,
ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahiptirler. İdareler, bu
konudaki yetkilerini kullanırken önceki ve
benzer düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı
beklentilerini korumak zorundadırlar. Bu durum, hukuk güvenliğinin ve hukuki
istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmez niteliktedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden,
28/06/2020 tarih ve 31169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2682 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki
"İthalat Rejim Kararına Ek Karar'ın Geçici 1. maddesinde yer alan "Bu
Kararın yayımı tarihinden önce Türkiye'ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi
düzenlenerek yüklemesi yapılmış olan eşyanın bu Kararın yayımı tarihinden
itibaren en geç 15 gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili
halinde, Ek-1 sayılı tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil
edilir" ifadesinde geçen "....yayımı tarihinden itibaren en geç 15
gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1
sayılı tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil edilir"
ibaresiyle ihraç ülkesinde başlamış olan ithalat işlemleri bakımından bir ayrım
yapılmadan yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin düzenlendiği, davacı adına
tescilli beyanname konusu eşyanın gemiyle "Taşıma Senedi"nden anlaşılacağı üzere ihraç
ülkesi olan Çin Halk Cumhuriyeti'nin Shenzen limanından 08/06/2020 tarihinde ayrılarak 15/07/2020
tarihinde Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne ulaştığı ve 15/07/2020 tarih ve 129145
sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile de ithal edildiği, davacı
tarafından, eşyanın ihraç işlemlerinin tamamlandığı an yürürlükte olmayan,
ancak ithalat aşamasında yürürlükte bulunan Karar nedeniyle % 20 oranında ilave
gümrük vergisi ve buna isabet eden katma değer vergisini ihtirazi kayıt koyarak ödediği ve
ithalat işlemlerinin belirtilen şekilde tamamlanmasından sonra dayanağı
düzenleyici işlemin davaya konu edildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda zikredilen Anayasa
ve Kanun hükümleri ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde vergi kanunlarının
geriye yürümezliği ilkesinden farklı olarak öngörülebilirlik ilkesinde, kişilerin
temel hak ve özgürlüklerinin en önemlilerinden biri olan mülkiyet hakkına bir
müdahale niteliği taşıyan vergilendirmenin önceden bilinen ve öngörülen bir
maliyet unsuru olması sağlanmalıdır. Kişiler maliyet-karlılık hesaplamalarını
vergi kanunlarını gözeterek yaparlar ve bu nedenle ticari iş/hizmet
gerçekleştirirler veya maliyetleri yüksek bularak gerçekleştirmezler. Somut
olayda, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı henüz yokken maliyet hesaplamaları
yapılmış, yurt dışındaki firmadan satın alımı gerçekleştirilmiş, eşyanın
Türkiye'ye getirilmesi için gemilere yüklenmiş, geminin yola çıktığı, ancak
henüz Türkiye'ye ulaşmadığı bir dönemde ilave gümrük vergisi uygulamasının
yürürlüğe girmesi nedeniyle hukuki güvenlik ilkesinin temeli olan
öngörülebilirlik ilkesi zedelenmiştir. İdarenin, düzenleyici işlemi derhal
uygulamaya koyması veya değişikliğin yürürlüğe gireceği tarihi ertelemesi veyahutta yapılan değişiklikle ilgili
olarak bir geçiş hükmü getirip getirmemesi konusunda takdir yetkisi
bulunmaktaysa da, bu yetki öngörülebilirlik ilkesine de uygunluk
taşımalıdır. Öngörülebilirlik ilkesi, vergi mükelleflerinin kendilerine
uygulanacak vergi rejimleri hakkında önceden bilgi sahibi olmalarını, bu sayede
mameleklerini ilgilendiren konularda devlet ile karşı karşıya gelmelerini
engelleyen bir nitelik taşımaktadır. Hukuki güvenlik ilkesinin bir görünümü
olarak vergi kanunlarının geriye yürümezliği ilkesinin de kabul edilmesinin
nedeni budur. Bu nedenle, kişilere ilave bir yükümlülük getirecek kararın
yürürlük tarihinin takdirinde anılan ilkelerin gözetilmesi, böylelikle tüm
maliyet hesaplamalarını mevcut duruma göre yapan ama sonrasında bir ek mali
yükümlülükle karşılaşan kişiler bakımından hukuki güvenlik, belirlilik ve
öngörülebilirlik ilkelerinin zedelenmemesi gerekmektedir.
Yine, 28/06/2020 tarih ve
31169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2682 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki
İthalat Rejim Kararına Ek Karar'ın 2. maddesinde; Ek-1 sayılı tabloda
gösterilen ilave gümrük vergisi oranlarının 01/10/2020 tarihinden itibaren,
Ek-2 sayılı tabloda gösterilen oranların ise 30/09/2020 tarihine kadar
uygulanacağına dair düzenlemenin yer aldığı, aynı İthalat Rejim Kararına Ek
Karar'ın Geçici 1. maddesinde yer alan "Bu Kararın yayımı tarihinden önce
Türkiye'ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi
yapılmış olan eşyanın bu Kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 15 gün
içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1 sayılı
tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranının uygulanacağına dair düzenlemeyle
çeliştiğinin görüldüğü, şöyle ki; iş bu davanın konusunu oluşturmamakla
birlikte dava konusu düzenleyici işlemin davacı tarafından iptalinin
istenilmesinde menfaat bağını sağlayan olayda, Çin Halk Cumhuriyeti'nin Shenzen limanından 08/06/2020 tarihinde
ayrılarak 15/07/2020 tarihinde Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne ulaşan eşya için
15/07/2020 tarih ve 129145 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil
edildiği ve geçici
1. madde
uyarınca Ek-1 sayılı listedeki oranın uygulandığı, ancak yukarıda değinilen 2.
maddede EK-1 sayılı listedeki oranların 01/10/2020 tarihinden itibaren
uygulanacağının düzenlenmesi karşısında, 15/07/2020 tarihinde gerçekleştirilen
ithalata Ek-1 sayılı listede yer alan oranların uygulanması bir çelişki
yaratmakta, söz konusu çelişki de düzenlemenin belirlilik ve öngörülebilirlik
ilkelerine ayrıca aykırılık teşkil ettiğini göstermektedir.
Öte yandan, davalı idarece
başlamış ithalatlarla ilgili yaşanabilecek mağduriyetlerin önlenmesi amacıyla
geçiş hükmü konulduğu ileri sürülmüşse de; geçiş dönemine ilişkin uygulanacak
ilave gümrük vergisi oranlarının yer aldığı Ek-1 sayılı listede _ oranında
vergi öngörüldüğü, 28/06/2020 tarihli ve 31169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan söz konusu
Cumhurbaşkanı Kararı'nın yayımı tarihinden sonra başlayan ithalatlara
uygulanacak vergi oranlarını düzenleyen Ek-2 sayılı listede ise yine aynı eşya
için % 20 oranında ilave gümrük vergisinin öngörüldüğü, bu itibarla iki liste
arasında aynı eşyaya uygulanacak ilave gümrük vergisi oranı bakımından bir fark
bulunmadığından herhangi bir geçiş hükmünün varlığından bahsedilemeyecektir.
Açıklanan nedenlerle,
başlamış işlemler hakkında uygulanmasının haklı beklenti ve eşitlik ilkesine
aykırı olduğu sonucuna varıldığından, 28/06/2020 tarih ve 31169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2682 sayılı
Cumhurbaşkanı Kararının Eki "İthalat Rejim Kararına Ek Karar'ın Geçici 1.
maddesinde yer alan "Bu Kararın yayımı tarihinden önce Türkiye'ye sevk
edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek yüklemesi yapılmış olan eşyanın
bu Kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde ithalatına ilişkin gümrük
beyannamesinin tescili halinde, Ek-1 sayılı tabloda yer alan ilave gümrük
vergisi oranı tahsil edilir" ifadesinde geçen "....yayımı tarihinden
itibaren en geç 15 gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili
halinde, Ek-1 sayılı tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil
edilir" ibaresinde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.28/06/2020 tarih ve 31169
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2682 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının Eki
"İthalat Rejim Kararına Ek Karar"ın Geçici 1. maddesinde yer alan "Bu Kararın yayımı
tarihinden önce Türkiye'ye sevk edilmek üzere bir taşıma belgesi düzenlenerek
yüklemesi yapılmış olan eşyanın bu Kararın yayımı tarihinden itibaren en geç 15
gün içinde ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1
sayılı tabloda yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil edilir"
ifadesinde geçen "....yayımı tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde
ithalatına ilişkin gümrük beyannamesinin tescili halinde, Ek-1 sayılı tabloda
yer alan ilave gümrük vergisi oranı tahsil edilir" ibaresinin İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen
toplam 417,20 Türk Lirası yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya
verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte
bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.500,00 Türk Lirası vekâlet
ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından
artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini
izleyen otuz gün içerisinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu
açık olmak üzere, 16/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.