Danıştay 7 Dairesi E 2021-1268 K 2023-1835 Kıymet kriterli gözetim uygulaması genelgesinin değişik 3.maddesinin iptal kararı
Tasarruflu yazılar 1
Danıştay Dava Daireleri
Kurulunun E:2023/1091; K:2024/993 sayılı
kararı ile İptal kesinleşmiştir.
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/1268
Karar No
:
2023/1835
DAVACI: … Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: Ticaret Bakanlığı - (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU: Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 22/01/2019 tarih ve
2019/1
sayılı Genelgesi'nin 3. maddesini değiştiren, "Kıymet Kriterli Gözetim
Uygulaması" konulu, 31/03/2021 tarih ve 2021/13
sayılı Genelgenin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Gözetim uygulaması kapsamında kıymet artırımı yaparak ithalat
işlemlerini gerçekleştiren yükümlülerin kanunen ödenmemesi gerektiği halde
ödenen vergilerin iadesi için dava açabileceği, uyuşmazlık konusu Genelge'de
ise dava açan mükelleflerle dava açmayan mükellefler arasında gözetim işlemleri
kapsamında farklı uygulamaya gidildiği, dava açmayan mükellef ek kıymet beyan
ederek ithal ettiği eşyayı gözetim belgesi aranmaksızın serbest dolaşıma dahil
edebilmekteyken, dava yolu ile iade işlemleri gerçekleştirilen yükümlülerden
gözetim belgesi ibrazında bulunması istenilerek ibrazın gerçekleştirilmemesi
durumunda 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 235.
maddesinde yer alan yaptırıma maruz bırakılarak Anayasa'nın
36.
maddesinde yerini alan ''hak arama özgürlüğü''nün kullanılması
güçleştirilmek suretiyle hakkın özüne dokunulduğu ve dava açma hakkını
kullanmaları kısıtlanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesindeki
adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, diğer taraftan, yurt dışı gideri
artırmak suretiyle gözetim kıymeti üzerinden beyan ederek ithalat işlemleri
tamamlandıktan sonra dava ile fazladan ödenen vergileri iade alanların tekrar
bu uygulamadan faydalanamayacağına ilişkin 2016/18
sayılı Genelge'nin 3. maddesinin iptali istemiyle Danıştay Onuncu Dairesinin
E:2017/370 sayılı dosyasında kayıtlı bulunan davada verilen yürütmenin
durdurulması isteminin reddine dair karara karşı yapılan itiraz başvurusu
üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca itirazın kabulü ile yürütmenin
durdurulmasına karar verildiği, bahsi geçen bu davanın huzurdaki dava konusu
ile benzer nitelik taşıdığı göz önüne alındığında uyuşmazlık konusu Genelgenin
hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI: Kıymet kriterli gözetim uygulamasına ilişkin gümrük
beyannamesinin tescili aşamasında idareye gözetim belgesi sunamayan
yükümlülerin "yurt dışı gider" adı altında gümrük kıymetini
yükseltmek suretiyle gümrük işlemlerini tamamlayabildikleri, yükümlülerin
beyannamede fazladan beyanda bulundukları kısımdan kaynaklanan tahakkukları
dava konusu etmeleri ve yargı kararıyla fark vergilerin iade edilmesi üzerine
gözetim belgesi sunulmadığından 4458 sayılı Kanun'un 235. maddesi uyarınca para
cezası kararı alınmasının gerektiği, gözetim belgesi sunulmasına ilişkin
kendisine bildirim yapılan yükümlüler bu aşamadan sonra anılan belgeyi
sunamayacaklarından, iptali istenen düzenleme kapsamında idare ile sulh yoluna
gidebilmelerini sağlayan bir seçeneğin sunulduğu, Orta Akdeniz Gümrük ve Dış
Ticaret Bölge Müdürlüğünün bir yazısında başka bir yükümlüye benzeri hususla
ilgili olarak mahkeme kararı üzerine iade edilen vergilerin idareye ödenmesi
suretiyle ceza kararının kaldırılacağının bildirildiği iddia edilerek davanın
reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ HÜSEYİN KELLE'NİN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu Genelge
ile yapılan düzenlemenin, dava açan ve açmayan yükümlüler arasında eşitsizliğe
neden olduğu, diğer taraftan yükümlülerin haklarında alınan ceza kararına karşı
açtıkları davadan feragat etmeye zorlanmasının hak arama özgürlüğü ve adil
yargılanma hakkı ile bağdaşmadığı, kanuni sebep bulunmaksızın alınan ceza
kararının Genelge'de belli şartlar öngörülerek yine kanuni sebep bulunmaksızın
kaldırılmasına olanak bulunmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde,
anılan düzenlemenin hukuka aykırı olduğundan iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ÖMER FARUK ATEŞ'İN DÜŞÜNCESİ: Anayasa Mahkemesinin
24/3/2022 tarih ve E:2021/94, K:2022/35 sayılı kararında; "Anayasa'nın 2.
maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan
haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil
bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan,
Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini
bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir." şeklinde hukuk
devletinin tanımı yapılmıştır. Hukuk devletinde, kanuni düzenlemelerin hem
kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer
vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca
kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir.
Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin
sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının
öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven
duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§
153, 154).
Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesiyle
güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği
taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde
yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden
biridir. (AYM, E:2018/143, K: 2019/39, 15/5/2019) Öte yandan, hak arama
özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye
erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar verme yetkisine sahip bir
mahkeme önüne götürülmesi hakkını da kapsar. Kişinin uğradığı bir haksızlığa
veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir
uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin,
zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu yargı mercileri önünde
dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının
tanınması hak arama özgürlüğünün ön koşulunu oluşturur (AYM, E.2018/99,
K.2021/14, 3/3/2021, § 21).
Kanun koyucu, takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken
hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke
elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden
oluşmaktadır. Elverişlilik getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç için
elverişli olmasını, gereklilik getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç
bakımından gerekli olmasını, orantılılık ise getirilen kural ile ulaşılmak
istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kuralda öngörülen
düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç arasında da ölçülülük ilkesi gereğince
makul bir dengenin bulunması zorunludur (AYM, E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, §
17).
İdarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolunun açık
olduğu yönündeki Anayasa'nın 125. maddesi hükmünün etkisiz kılınması sonucuna
yol açabilecek nitelikte tasarruflardan kaçınılması hukuk devleti olmanın bir
gereğidir.
Bu çerçevede, davacının, hukuki durumu üzerinde birtakım etki ve
sonuçlar doğuran, dolayısıyla hak ve menfaatlerini etkilediği çok açık olan bir
idari işlemi yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme ve inceletme
olanağından yoksun bırakılması, dava hakkının varlığını anlamsız
kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeler. Dava konusu Genelgenin değişiklik
getirdiği Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ''Kıymet Kriterli
Gözetim Hakkında Genelge'' konulu 2019/1 sayılı Genelgesinde, gözetime tabi bir
malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra aranılan
''gözetim belgesinin'' yükümlülerce gümrük idarelerine ibraz edilmesinin
zorunlu olduğu belirtildikten sonra, 2004/7304
sayılı İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Karar ve ilgili gözetim
Tebliğleri kapsamında gümrük idarelerince yapılacak işlemler sıralanmış,
gözetime tabi eşyanın ithalinde ''gözetim belgesi'' ibraz edemeyen yükümlülere
gözetim tebliğinde belirtilen kıymete ulaşılmasını sağlayacak şekilde veyahut
eşyanın tesliminden önce ya da sonra gerçekleştirilen kontroller sonucunda yurt
dışı gider olarak beyan edilerek gözetim kıymeti üzerinden ithalat vergilerini
ödeyebilmesi ve ithalatın bu şekilde gerçekleştirilmesi imkanı verilmiş, bu
süreç tamamlandıktan sonra ise gözetim kıymetine isabet eden vergilerin 4458
sayılı Gümrük Kanunu uyarınca geri verilmesi başvurusunda bulunulması, bu
başvurunun idarece reddine ilişkin işleme karşı dava açılması ve davanın idare
aleyhine sonuçlanması sebebiyle yargı kararı uyarınca geri verme işleminin
yapılması durumunda, yükümlüye ''gözetim belgesi'' sunulmaksızın işlem
yapılmasına izin verilmesini sağlayan gözetim kıymetine ilişkin ek beyanın
ortadan kalktığı ve bu nedenle Gümrük Yönetmeliği'nin
181.
maddesi ve 2016/9
sayılı Genelge'ye göre yapılan işlemlere ilişkin idari yaptırımların
uygulanacağı belirtilmiş iken; sözü edilen Genelgenin 3. maddesi uyuşmazlık
konusu Genelge ile değiştirilerek, gözetim kıymeti ile ilgili olarak
yükümlülerce dava yolunun izlenmesi durumunda oluşabilecek üç duruma ve
idarenin izleyeceği usule yer verilmiştir. Birinci durumda; dava yoluna giden
yükümlülerin davadan feragat etmeleri halinde, idarece herhangi bir işlemin
tesis edilmeyeceği, ikinci durumda; açılan davada yapılan yargılamanın idare
aleyhine sonuçlanarak yargı kararı uyarınca geri verilen vergi ve fer'i
alacakların 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre
hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte Genelge'de belirtilen
sürede ödenmesi durumunda herhangi bir işlemin tesis edilmeyeceği, aksi
takdirde Genelge'de sözü edilen düzenlemelere göre yapılan işlemlere devam
edilerek 4458 sayılı Kanun'un 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde
öngörülen para cezasının uygulanacağı, üçüncü durumda ise; yükümlüler hakkında
Genelge'de sözü edilen düzenlemelere göre yapılan işlemler sonucunda uygulanan
para cezalarına dair itirazlardan vazgeçilmesi veya dava aşamasında olanlarla
ilgili olarak davadan feragat edilmesi durumunda, yargı kararına istinaden geri
verilen vergi ve fer'i alacakların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan
gecikme zammı oranında faiz ile birlikte Genelge'de belirtilen sürede ödenmesi
koşuluyla para cezası kararının iptal edileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde,
dava konusu Genelge ile (aşamalı olarak);
1) gözetim kıymetten kaynaklanan vergi ve fer'ilerine karşı açılan
davadan feragat edilmesi,
2) davaya devam edilerek davanın idare aleyhine sonuçlanması
akabinde vergi ve fer'ilerinin geri verilmesi halinde gözetim belgesi ibrazının
istenilmesine rağmen ibraz edilememesi üzerine davalı idareye öngörülen usulde
ödenmesi koşuluna bağlı olarak 4458 sayılı Kanun kapsamında para cezası
uygulanmayacağı,
3) idari yaptırım olarak para cezasının uygulanması halinde ise
cezaya dair itirazdan vazgeçilmesi veya davadan feragat edilmesi ve yargı
kararına istinaden geri verilen alacakların öngörülen usulde ödenmesi suretiyle
iptal edileceği hususlarının düzenlenmesi, yükümlülerin hak ve menfaatlerini
etkileyen bir idari işlemi yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme ve
inceletme olanağından yoksun bırakılması sonucunu doğuracak olup, bu durumun,
hak arama özgürlüğüne, adil yargılanma hakkına, hukuk devleti ve ölçülülük
ilkesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki, benzer nitelikteki bir davada, Danıştay Onuncu
Dairesinin E:2017/370 sayılı dosyasında verilen yürütmenin durdurulması
isteminin reddi yolundaki karara karşı yapılan itirazın Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulunun 07/12/2017 tarih ve 2017/1065
sayılı kararıyla hak arama özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle kabulüyle
yürütmenin durdurulması isteminin reddi yolundaki karar kaldırılarak, sözü
edilen düzenlemenin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Ayrıca, gözetim kıymet üzerinden fazladan ödenen vergilerin yargı
kararı uyarınca yükümlülere iadesi halinde ''gözetim belgesi'' ibraz edilmesi
zorunlu tutulurken, sözü edilen vergilerin idareye ödenmesi halinde ''gözetim
belgesi'' aranılmayarak idari yaptırımın uygulanmayacağının veya uygulanan
idari yaptırımın iptal edileceğinin öngörülmesinin Anayasa'nın 10. maddesinde
yer alan ''Eşitlik ilkesi''nin ihlaline yol açacağı hususları dikkate
alındığında, uyuşmazlık konusu Genelge ile ihdas edilen düzenlemede hukuka
uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın kabul edilerek dava konusu
Genelgenin iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince, Danıştay Savcısının
düşüncesinin alınmasından ve Tetkik Hakiminin açıklamalarının dinlenilmesinden
sonra işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ:
10/05/2004 tarih ve 2004/7304 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile
İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Karar'ın 1. maddesinde, ''Bu Karar bir
malın ithalatında kaydedilecek gelişmelerin yakından izlenmesi amacıyla o malın
ithalatında gözetim uygulamasına ilişkin usul ve esasları kapsar.'', 4.
maddesinde, ''Bir malın ithalatında gözetim uygulanmasına ilişkin karar,
başvuru üzerine veya re'sen yapılacak bir değerlendirme sonucunda Müsteşarlık
(İthalat Genel Müdürlüğü) tarafından verilir. Yapılacak değerlendirmede
ithalatın gelişimi, ithal şartları ve ithalatın yerli üreticiler üzerindeki
etkisi dikkate alınır. Gözetim kararı gözetim belgesi düzenlenmesi yoluyla
ileriye yönelik olarak veya gerçekleşen ithalatı değerlendirmek üzere geçmişe
dönük olarak uygulanabilecektir. İleriye yönelik gözetime tabi bir malın
ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra "Gözetim
Belgesi" de aranır.'' düzenlemesine yer verilmiştir.
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 07/02/2012 tarih ve
2012/3
sayılı Genelgesi'nin 3. maddesinde, ''Gümrük Yönetmeliği'nin 180. maddesi
kapsamında yapılan kontrolde, gözetim belgesi olmadığı halde beyan edilen
kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete ulaşmaması durumunda, yükümlünün ek
beyanı ile ithal eşyasının kıymetinin ilgili tebliğde belirtilen kıymete
ulaşmasını sağlaması ve ihtirazi kayıt yapmayacağına dair taahhüt vermesi
gerektiği durumda, eşyanın serbest dolaşıma girişinde gözetim belgesi aranmaz.
Söz konusu ek beyan, BİLGE programında usulüne uygun olarak "Yurt Dışı
Diğer Giderler" altında yapılabilir.
Yükümlünün ek kıymet beyanı sonucu oluşan kıymet, eşyanın nihai
kıymeti olarak değerlendirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın, serbest
dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanır.'' şeklinde düzenlemeye bağlanmış
iken, "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu, 29/11/2016 tarih
ve 2016/18
sayılı Genelge ile daha önce yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmasına
karşın kıymet artırımına karşı dava açtığı tespit edilen yükümlülerin, bahsi
geçen uygulamadan tekrar faydalanamayacağı düzenlemesi yapılmıştır. Ticaret
Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 22/01/2019 tarih ve 2019/1 sayılı
Genelgesinde, ''2004/7304 sayılı İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında
Karar'ın 4. maddesinde yer alan 'İleriye yönelik gözetime tabi bir malın
ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra Gözetim
Belgesi de aranır.' hükmü gereğince yükümlüler, İthalat Genel Müdürlüğünden
ilgili eşya için alacakları gözetim belgesini gümrük idarelerine ibraz etmek
zorundadırlar. 2004/7304 sayılı Karar ve ilgili gözetim tebliğleri kapsamında
gümrük idarelerinde yapılan işlemlerle ilgili olarak gümrük idarelerince
aşağıda belirtilen esaslara göre işlem yapılması uygun bulunmuştur: (1) Eşya
kıymetinin gözetim tebliğinde belirtilen kıymetten düşük olması durumunda, eşya
kıymetinin gözetim tebliğinde belirtilen düzeye çıkmasını sağlayacak şekilde
yurtdışı diğer gider beyan edilmesi halinde yükümlüden gözetim belgesi ibrazı
istenilmez. Gümrük Yönetmeliği'nin
180. maddesi kapsamında yapılan kontrollerde, gözetim belgesinin
beyan edilmediği ve beyan edilen kıymetin ilgili tebliğde belirtilen kıymete
ulaşmadığının tespit edilmesi halinde, yükümlünün talebi üzerine beyan edilen
kıymetin ilgili tebliğde belirtilen gözetim kıymetine yükseltilmesine yönelik
beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilir. Yükümlünün ek kıymet beyanı
sonucu oluşan kıymet, eşyanın nihai kıymeti olarak değerlendirilerek, başka bir
işleme gerek kalmaksızın serbest dolaşıma giriş rejimi işlemleri tamamlanır. Bu
şekilde işlem yapılmasını talep etmemesi halinde, Gümrük Yönetmeliği'nin 181.
maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usuller takip edilerek alınacak
sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir. (2) Teslimden sonra yapılan kontroller
sonucunda, eşyanın gözetime tabi olduğunun ve bu şartın karşılanmadığının
anlaşılması halinde, gümrük idaresince yükümlüye bu hususun bildirilmesi
üzerine otuz gün içinde farklılığa ilişkin vergilerin ödenmesi durumunda, ilave
herhangi bir işlem tesis edilmez. Aksi taktirde Gümrük Yönetmeliği'nin 181.
maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usullerin takip edilerek
alınacak sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir. (3) Beyanın tescili
aşamasında gözetim tebliğinde yer alan kıymete ulaşılmasını sağlayacak şekilde
veyahut eşyanın tesliminden önce ya da sonra gerçekleştirilen kontroller
sonucunda yurtdışı gider beyan edilerek buna tekabül eden ithalat vergilerinin
ödenmesi sonrasında, Gümrük Kanunu uyarınca geri verme başvurusunda
bulunulması, bu başvurunun idarece reddi işlemine karşı dava açılması ve
davanın idare aleyhine sonuçlanması sebebiyle yargı kararı mucibince geri verme
işleminin yapılması durumunda, yükümlünün gözetim belgesi sunulmaksızın işlem
yapmasına izin verilmesini temin eden ek beyanın ortadan kalktığı ve beyanın
başlangıcındaki duruma dönüldüğü izahten vareste bir husustur. Bu durumda,
gözetim belgesinin teminine yönelik olarak Gümrük Yönetmeliğinin 181. maddesi
ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usuller takip edilerek alınacak sonuca
göre işlemler tekemmül ettirilir.'' düzenlemelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen 22/01/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Genelge'nin
3. maddesi Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ''Kıymet Kriterli
Gözetim Uygulaması'' başlıklı 2021/3 sayılı Genelge ile değiştirilmiş ve '' 3)
Beyanın tescili aşamasında gözetim tebliğinde yer alan kıymete ulaşılmasını
sağlayacak şekilde veyahut eşyanın tesliminden önce ya da sonra
gerçekleştirilen kontroller sonucunda yurtdışı gider beyan edilerek buna
tekabül eden ithalat vergilerinin ödenmesi sonrasında, 4458 sayılı Gümrük Kanunu
uyarınca geri verme başvurusunda bulunulması, bu başvurunun idarece reddi
işlemine karşı dava açılmasını müteakiben davadan yükümlüsünce feragat edilmesi
halinde, herhangi bir işlem tesis edilmez.
Ancak davanın idare aleyhine sonuçlanması sebebiyle, yargı kararı
mucibince geri verme işleminin yapılması durumunda, yükümlünün gözetim belgesi
sunulmaksızın işlem yapmasına izin verilmesini temin eden ek beyanın ortadan
kalktığı ve beyanın başlangıcındaki duruma dönüldüğü izahtan vareste bir
husustur. Bu durumda, Gümrük Yönetmeliği'nin 181. maddesi kapsamında yapılan
bildirimler sonucunda, ilgili kurum tarafından belgenin düzenlenmesinin mümkün
olmadığı hususunun gümrük idaresince yükümlüye bildirildiği tarihten itibaren
30 (otuz) gün içinde, yargı kararına istinaden geri verilen vergi ve varsa
fer'i alacakların, idare tarafından geri vermenin yapıldığı tarihten itibaren
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca
hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte ödenmesi durumunda,
herhangi bir işlem tesis edilmez. Aksi takdirde, Gümrük Yönetmeliği'nin 181.
maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'de belirtilen usullere devam edilerek alınacak
sonuca göre işlemler tekemmül ettirilir.
Gümrük Yönetmeliği'nin 181. maddesi ve 2016/9 sayılı Genelge'ye
göre yapılan işlemlere ilişkin idari yaptırımlara dair itirazlardan
vazgeçilmesi veya dava aşamasında olanlarla ilgili olarak da davadan feragat
edilmesi halinde; yargı kararına istinaden geri verilen vergi ve varsa fer'i
alacakların, feragat veya itirazdan vazgeçme tarihinden itibaren 30 (otuz) gün
içinde, idare tarafından geri vermenin yapıldığı tarihten itibaren 6183 sayılı
Kanun hükümleri uyarınca hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte
ödenmesi koşuluyla idari yaptırımlar iptal edilir.'' şeklini almıştır.
Davacı tarafından Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün
22/01/2019 tarih ve 2019/1 sayılı Genelge'nin 3. maddesini değiştiren,
"Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu, 31/03/2021 tarih ve
2021/13 sayılı Genelgenin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
''Hak arama hürriyeti'' doktrinde, idari, siyasal ve yargısal
başvuru olmak üzere üçe ayrılmaktadır. İdari ve siyasal başvuru yöntemleri
Anayasamızın 40 ve 74. maddelerinde yerini bulmuşken, yargısal başvuruya
ilişkin 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak
suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma
ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu yolundaki düzenlemeyle, hak arama
özgürlüğü; kişilerin yargı organları önünde davacı veya davalı olarak haklarını
savunabilmek için başvurabilmesi ve bu organlar önünde adil ve hakkaniyete
uygun bir şekilde yargılanma hakkının bulunması olarak tanımlanmıştır.
Uluslararası mevzuat bakımından ise ülkemiz açısından
bağlayıcılığı bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde (AİHS), hak aramada
yargısal başvuru yönteminin karşılığı, Sözleşmenin 6. maddesinde, "adil
yargılanma hakkı" başlığı altında düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre
herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda
kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş
bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,
hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.
T.C. Anayasası'nın 13. maddesinde; temel hak ve hürriyetlerin,
özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen
sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların,
Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin
gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, 38. maddesinin ilk
fıkrasında; kimsenin, kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamayacağı, aynı maddenin üçüncü fıkrasında; ceza ve ceza yerine
geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulacağı kurala bağlanmıştır. 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 211. maddesinde, kanunen ödenmemeleri gerektiği halde
ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergilerinin geri verileceği, kanunen tahakkuk
ettirilmemeleri gerektiği halde tahakkuk ettirilen gümrük vergilerinin
kaldırılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Mezkur Kanun'un 24. maddesinde, ithal eşyasının kıymetinin,
eşyanın satış bedeli olduğu; satış bedelinin, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan
satışta 27 ve 28. maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen
ödenen veya ödenecek fiyat olduğu; 25. maddesinin 1. fıkrasında,
24. madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymetinin, bu maddenin
2. fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bendlerinin sıra halinde uygulanmasıyla
belirleneceği; eşyanın gümrük kıymetinin bir üst bent hükümlerine göre
belirlenebildiği sürece bir alt bent hükümlerinin uygulanmayacağı hükümlerine
yer verilmiş; 26. maddesinde ise, 24 ve 25. madde hükümlerine göre
belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük kıymetinin, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret
Genel Anlaşmasının VII.
Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmanın, Gümrük Tarifeleri ve
Ticaret Genel Anlaşmasının (GATT)
VII. maddesinin ve bu bölüm hükümlerinin prensip ve genel hükümlerine uygun
yöntemlerle ve Türkiye'de mevcut veriler esas alınarak belirleneceği
öngörülmüş; GATT'ın VII.
Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşmanın 17. maddesinde de, bu
Anlaşmada yer alan hiçbir hükmün, gümrük idaresinin, gümrük kıymetinin
belirlenmesi ile ilgili olarak ibraz edilen tutanak, belge veya beyannamenin
gerçeklik veya doğruluğunu araştırma hakkını sınırlamayacağı ve bu hakkı
tartışma konusu haline getirecek şekilde yorumlanamayacağı hükme bağlanmıştır.
İthalatta uygulanacak gözetim ve korunma önlemleri ise, Türk
Mevzuatında, 29/01/1995 tarih ve 22186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan,
26/01/1995 tarih ve 4067 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan ve
25/02/1995 tarih ve 22213 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/02/1995 tarih ve
1995/6525
sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş
Anlaşmasının ekinde yer alan ve bu anlaşmanın ayrılmaz parçasını teşkil eden
Korunma Tedbirleri Anlaşması ile yerini almıştır. 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun
''Cezalar''ın düzenlendiği Onbirinci Kısmında yer alan
235. maddesinin 1. fıkrasının yürürlükteki şekliyle (c) bendinde,
serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulan eşyaya ilişkin olarak, yapılan
beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; eşyanın
ithali, belli kuruluşların vereceği ve gümrük idaresine ibrazı veya beyanı
zorunlu olan lisans, izin, uygunluk belgesi veya bu belgeler yerine geçen
bilgiye bağlı olmasına rağmen, eşya belge veya bilgiye tabi değilmiş ya da
belge veya bilgi alınmış gibi beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi halinde,
varsa eşyanın fark gümrük vergilerinin alınmasının yanı sıra, gümrüklenmiş
değerinin iki katı idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hukuk devleti, Anayasa Mahkemesi kararlarında, her eylem ve işlemi
hukuka uygun, insan haklarına saygı gösteren, bu hak ve özgürlükleri koruyup
güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek
sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet
organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı
sayıp yargı denetimine açık olan, yasaların üstünde yasa koyucunun da
bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunduğu bilincinde olan devlet
olarak tanımlanmış olup, bireyin temel hak ve hürriyetine dokunmamayı onları
korumayı taahhüt eden bir ilkedir. ''Hak arama özgürlüğü''nün hukuk devletinin
gerçekleşmesinde önemli bir yeri bulunmaktadır.
Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri de ölçülülük ilkesi
olup, bu ilke, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun âdil bir dengenin
bulunması gereğini ifade eder. İdarelerce tesis edilen işlemlerin, kamu
yararının sağlanması amacına yönelik, objektif, âdil ve ölçülü olması hukuk
devleti olmanın gereğidir.
Bu nedenle, idareler, takdir yetkisine sahip oldukları ya da bir
değerlendirme yapma durumunda bulundukları her bir somut olayın özelliklerini
göz önüne alarak konuyu değerlendirmeli, yaptıkları düzenlemelerde ve tesis
ettikleri işlemlerde, kendilerine tanınan takdir yetkisini, kanunların
sınırları içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde
tutarak ve ulaşılmak istenen kamu yararı ile bireyin menfaatleri
arasında adil bir dengenin sağlanması amacına yönelik olarak ölçülülük ilkesini
dikkate almak suretiyle kullanmalıdır.
İdarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolunun açık
olduğu yönündeki Anayasa'nın 125. maddesi hükmünün etkisiz kılınması sonucuna
yol açabilecek nitelikte tasarruflardan kaçınılması hukuk devleti olmanın bir
gereğidir.
Bu kapsamda, davacının, hukuki durumu üzerinde bir takım etki ve
sonuçlar doğuran, dolayısıyla hak ve menfaatlerini etkilediği çok açık olan bir
idari işlemi yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme ve inceletme
olanağından yoksun bırakılması, dava hakkının varlığını anlamsız
kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeler.
Öte yandan, Anayasa ile güvence altına alınan suç ve cezada
kanunilik ilkesi ortaya çıkan sonuca ceza uygulanabilmesini, fiilin kanunlarda
açık bir şekilde kabahat veya suç olarak tanımlanması şartına bağlamaktadır.
Kanunîlik ilkesi gereği de, ancak kanun ile izin verilirse ceza kesilmesinden
veya cezanın tahsilinden vazgeçilebilir. Dava konusu Genelgenin değişiklik
getirdiği Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün ''Kıymet Kriterli
Gözetim Hakkında Genelge'' konulu 2019/1 sayılı Genelgesinde, gözetime tabi bir
malın ithalatında gümrük mevzuatının gerektirdiği belgelerin yanı sıra aranılan
''gözetim belgesinin'' yükümlülerce gümrük idarelerine ibraz edilmesinin
zorunlu olduğu belirtildikten sonra, 2004/7304
sayılı İthalatta Gözetim Uygulanması Hakkında Karar ve ilgili gözetim
Tebliğleri kapsamında gümrük idarelerince yapılacak işlemler sıralanmış,
gözetime tabi eşyanın ithalinde ''gözetim belgesi'' ibraz edemeyen yükümlülere
gözetim tebliğinde belirtilen kıymete ulaşılmasını sağlayacak şekilde veyahut
eşyanın tesliminden önce ya da sonra gerçekleştirilen kontroller sonucunda yurt
dışı gider olarak beyan edilerek gözetim kıymeti üzerinden ithalat vergilerini
ödeyebilmesi ve ithalatın bu şekilde gerçekleştirilmesi imkanı verilmiş, bu
süreç tamamlandıktan sonra ise gözetim kıymetine isabet eden vergilerin 4458
sayılı Gümrük Kanunu uyarınca geri verilmesi başvurusunda bulunulması, bu
başvurunun idarece reddine ilişkin işleme karşı dava açılması ve davanın idare
aleyhine sonuçlanması sebebiyle yargı kararı uyarınca geri verme işleminin
yapılması durumunda, yükümlüye ''gözetim belgesi'' sunulmaksızın işlem
yapılmasına izin verilmesini sağlayan gözetim kıymetine ilişkin ek beyanın
ortadan kalktığı ve bu nedenle Gümrük Yönetmeliği'nin 181. maddesi ve 2016/9
sayılı Genelge'ye göre yapılan işlemlere ilişkin idari yaptırımların
uygulanacağı belirtilmiş iken; sözü edilen Genelgenin 3. maddesi uyuşmazlık
konusu Genelge ile değiştirilerek, gözetim kıymeti ile ilgili olarak
yükümlülerce dava yolunun izlenmesi durumunda oluşabilecek üç duruma ve
idarenin izleyeceği usule yer verilmiştir. Birinci durumda; dava yoluna giden
yükümlülerin davadan feragat etmeleri halinde, idarece herhangi bir işlemin
tesis edilmeyeceği, ikinci durumda; açılan davada yapılan yargılamanın idare
aleyhine sonuçlanarak yargı kararı uyarınca geri verilen vergi ve fer'i
alacakların 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre
hesaplanan gecikme zammı oranında faiz ile birlikte Genelge'de belirtilen
sürede ödenmesi durumunda herhangi bir işlemin tesis edilmeyeceği, aksi
takdirde Genelge'de sözü edilen düzenlemelere göre yapılan işlemlere devam
edilerek 4458 sayılı Kanun'un 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde
öngörülen para cezasının uygulanacağı, üçüncü durumda ise; yükümlüler hakkında
Genelge'de sözü edilen düzenlemelere göre yapılan işlemler sonucunda uygulanan
para cezalarına dair itirazlardan vazgeçilmesi veya dava aşamasında olanlarla
ilgili olarak davadan feragat edilmesi durumunda, yargı kararına istinaden geri
verilen vergi ve fer'i alacakların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan
gecikme zammı oranında faiz ile birlikte Genelge'de belirtilen sürede ödenmesi
koşuluyla para cezası kararının iptal edileceği düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar bir arada değerlendirildiğinde,
dava konusu Genelge ile (aşamalı olarak); 1) gözetim kıymetten kaynaklanan
vergi ve fer'ilerine karşı açılan davadan feragat edilmesi, 2) davaya devam
edilerek davanın idare aleyhine sonuçlanması akabinde vergi ve fer'ilerinin
geri verilmesi halinde gözetim belgesi ibrazının istenilmesine rağmen ibraz
edilememesi üzerine davalı idareye öngörülen usulde ödenmesi koşuluna bağlı
olarak 4458 sayılı Kanun kapsamında para cezası uygulanmayacağı, 3) idari
yaptırım olarak para cezasının uygulanması halinde ise cezaya dair itirazdan
vazgeçilmesi veya davadan feragat edilmesi ve yargı kararına istinaden geri
verilen alacakların öngörülen usulde ödenmesi suretiyle iptal edileceği
hususlarının düzenlenmesi, yükümlülerin hak ve menfaatlerini etkileyen bir
idari işlemi yargı mercileri önünde uyuşmazlık konusu etme ve inceletme
olanağından yoksun bırakılması sonucunu doğuracak olup, bu durumun, hak arama
özgürlüğüne, adil yargılanma hakkına, hukuk devleti ve ölçülülük ilkesine
aykırılık teşkil ettiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, uyuşmazlık konusu Genelgedeki düzenleme ile benzer
nitelikteki kıymet artırımına ilişkin usulü düzenleyen 07/02/2012 tarih ve
2012/3 sayılı Genelgenin 3. maddesinde değişiklik getirerek, kıymet artırımına
karşı dava açtığı tespit edilen yükümlülerin, tekrar bu uygulamadan
faydalanamayacağını kurala bağlayan 29/11/2016 tarih ve 2016/18 sayılı
Genelgenin ilgili bölümü Danıştay Onuncu Dairesinin 16/05/2022 tarih ve
E:2017/370, K:2022/2543 sayılı kararıyla hak arama özgürlüğünü kısıtladığı
gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Ayrıca, İdarece, kanuni sebep bulunduğunda ceza kararı alınacak ve
ancak kanun ile izin verilirse ceza kesilmesinden veya cezanın tahsilinden
vazgeçilebilecek olup, dava konusu Genelge ile getirilen kanuni sebep
olmaksızın ceza kararının kaldırılacağı yolundaki düzenleme Anayasa ile güvence
altına alınan suç ve cezaların kanuniliği ilkesine de aykırılık
oluşturmaktadır. Kaldı ki, gözetim kıymet üzerinden fazladan ödenen vergilerin
yargı kararı uyarınca yükümlülere iadesi halinde ''gözetim belgesi'' ibraz edilmesi
zorunlu tutulurken, sözü edilen vergilerin idareye ödenmesi halinde ''gözetim
belgesi'' aranılmayarak idari yaptırımın uygulanmayacağının veya uygulanan
idari yaptırımın iptal edileceğinin öngörülmesi Anayasa'nın
10. maddesinde yer alan ''Eşitlik ilkesi''nin ihlaline yol açacak
şekilde yükümlüler arasında eşitsizlik oluşturacaktır. Diğer yandan, yukarıda
yer verilen ithal edilen eşyanın gümrük kıymetine ilişkin düzenleme uyarınca
gümrük kıymetinin belirlenmesinde, öncelikle, satış bedelinin esas alınması;
satış bedelinin esas alınması için gerekli koşulların mevcut olmadığının tespit
edilmesi halinde sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması gerekmektedir.
İthalatta uygulanacak gözetim ve korunma önlemleri ise, Türk
Mevzuatında, 29/01/1995 tarih ve 22186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan,
26/01/1995 tarih ve 4067 sayılı Kanun'la onaylanması uygun bulunan ve
25/02/1995 tarih ve 22213 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/02/1995 tarih ve
1995/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onaylanan Dünya Ticaret Örgütü
Kuruluş Anlaşmasının ekinde yer alan ve bu Anlaşmanın ayrılmaz parçasını teşkil
eden Korunma Tedbirleri Anlaşması ile yerini almıştır.
Gözetim uygulamasında, Dış Ticaret Müsteşarlığınca, yerli
üreticilerin talebi üzerine veya re'sen, belli bir malın ithalatının, o malın
yerli üreticileri ve ülke ekonomisi üzerinde olumsuz sonuçlar yaratıp
yaratmadığının tespit edilmesi amacıyla incelemeye başlanılarak, inceleme
sonucunda gözetim uygulaması öngörülebilmektedir. Gözetim uygulaması
başlatılması durumunda, herhangi bir korunma tedbirinden söz edilemez. Yani bu
aşamada, o malın ithalatında herhangi bir kısıtlama, vergi oranında artış, eşik
kıymet belirlenmesi veya ek mali yükümlülük uygulaması söz konusu olmamaktadır.
Sadece, bir malın ithalatında, yerli üreticilerin zarar görmesine sebebiyet
verebilecek miktarda artış olup olmadığının belirlenebilmesi için o malın ithal
seyrinin izlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için,
sadece o malın ithalatında, Dış Ticaret Müsteşarlığınca düzenlenen bir
''gözetim belgesi''nin ibrazı zorunluluğu getirilir. Gözetim belgesinin ibrazı
zorunluluğu ise, o malın, belli bir değerin altında kıymetle ithal edilmek
istenmesi durumuna münhasır olmaktadır.
Gözetim uygulaması öngörülmesi aşamasında, gözetim önlemi
uygulanmasına karar verilen eşyanın, belirlenen bir kıymetin altında ithal
edilmek istenilmesi halinde, sadece, ''gözetim belgesi'' ibrazı zorunluluğu
getirildiğinden, bu zorunluluğa uyulmaması hali, Gümrük Kanunu hükümlerine göre
ek tahakkuk yapılmasını gerektirir bir durum değildir.
Nitekim, 26/06/2020 tarih ve 31167 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 19/02/2020 tarih ve E:2020/1,
K:2020/1 sayılı Bölge İdare Mahkemesi Kararları Arasındaki Aykırılığın
Giderilmesi İstemi Hakkında Karar'da; gözetim uygulamasının başlatılması
durumunda herhangi bir koruma tedbirinden söz edilemeyeceği, bu aşamada, o
malın ithalinin herhangi bir kısıtlama, vergi oranında artış, eşik kıymet
belirlenmesi veya ek mali yükümlülük uygulamasının söz konusu olmayacağı,
sadece bir malın ithalinde yerli üreticilerin zarar görmesine sebebiyet
verilebilecek miktarda artış olup olmadığının belirlenmesi için o malın ithal
seyrinin izlenmesinin amaçlandığı ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için
gözetim belgesinin ibrazının istendiği, bu zorunluluğa uyulmamasının ise Gümrük
Kanunu hükümlerine göre ek tahakkuk yapılmasını gerektirir bir durum olmadığı
belirtilmiştir.
Dava konusu Genelge'de idari yaptırım olarak söz edilen 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun
235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca ithal edilen eşya
nedeniyle para cezasının uygulanması için ise; 1) ithale konu eşyanın lisansa,
şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya
yeterlilik belgesine tabi olması, 2) ithal edilen eşyanın uygunluk veya
yeterlilik belgesine tabi değilmiş gibi beyan edildiğinin yahut ithalata
ilişkin herhangi bir uygunluk veya yeterlilik belgesi alınmadan söz konusu
belgelerin alındığı izlenimi uyandırılmak suretiyle beyanda bulunduğunun saptanması,
3) eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulması ve kuralda belirtilen
hukuka aykırılıkların idarece yapılan muayene, denetleme ve kontrol sonucunda
ortaya çıkarılmasına bağlı olup, ithali serbest olan eşyanın ithalat seyrinin
izlenmesi ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına gerek olup olmadığının
belirlenmesi amacıyla getirilen ancak anılan maddede sayılanlar dışında kalan
gözetim belgesinin ibraz edilmemesi madde uyarınca ceza kesilmesini gerektiren
neden olarak kabul edilemez.
Eşyanın gözetim kıymet belgesi sunulmaksızın ithal edildiğinden
bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi
uyarınca karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işleme karşı
açılan bir davada, eşyanın ithalinde ibraz edilmesi gereken gözetim belgesinin,
4458 sayılı Kanun'un 235. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde sayılan
belgeler arasında yer almadığı, Gözetim Tebliğinde getirilen düzenleme ile eşyanın
ithalinin sınırlandırılmasının veya şartlı olarak ithaline izin verilmesinin
değil, ithali serbest olan eşyanın ithalat seyrinin izlenmesi ve koruma
tedbirlerinin uygulanmasına gerek olup olmadığının belirlenmesinin amaçlandığı,
anılan belgenin ibraz edilmemesi nedeniyle tesis edilen işlemde hukuka uyarlık
bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptali yolunda verilen karara yönelik istinaf
isteminin reddine ilişkin karar, Dairemizin 25/05/2021 tarih ve E:2020/1936,
K:2021/12449 sayılı kararıyla onanmış bulunmaktadır.
Bu durumda, yukarıda aktarılan hususlar göz önüne alındığında
uyuşmazlık konusu Genelge ile ihdas edilen düzenlemede hukuka uyarlık
bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 22/01/2019 tarih
ve 2019/1 sayılı Genelgesi'nin 3. maddesini değiştiren, "Kıymet Kriterli
Gözetim Uygulaması" konulu, 31/03/2021 tarih ve 2021/13
sayılı Genelgenin İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 588,80 Türk Lirası
yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi uyarınca 9.500,00 Türk Lirası vekâlet ücretinin davalı idareden
alınarak davacıya verilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30)
gün içerisinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak
üzere, 30/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGILAMA GİDERLERİ
İLK DERECE :
Başvuru Harcı : 123,60 TL
Karar Harcı : 123,60 TL
YD Harcı :
123,60 TL
Vekalet Harcı : 8,50 TL
Posta Giderleri : 209,50 TL
Toplam : 588,80 TL